Heskîf’in 83 yaşındaki Apê Musa’sı baraj tehdidinden sonra dinamitlerle yok edilmeye çalışılan Heskîf için direnişe çağırıyor sol memesinin altındaki cevahiri karartmayan herkesi…
İhsan Polat/Êlih
Ilısu Barajı altında bırakılacak olan 12 bin yıllık Heskîf (Hasankeyf) şimdi bir başka tehditle karşı karşıya. 14 Ağustos günü Devlet Su İşleri (DSİ), kaymakamlık ve özel firma eliyle başlatılan “Dolgu ve Güçlendirme Projesi” nedeniyle kayalar yerinden söküldü. Mağaralara taşlardan dolgu yapılırken, devasa kayalar antik liman yapılacağı gerekçesiyle dinamitlerle parçalandı. Patlamalar bir haftayı aşkın süredir devam ederken; olay kamuoyunda yankı uyandırdı. Tepkilerin üzerine Batman Valiliği zorunlu olarak ‘Dinamitleme yok, riskli kayalar düşürülüyor’ açıklamasında bulunsa da, ne kamuoyu, ne de Heskîfliler bu açıklamaları inandırıcı bulmadı. Bölge halkı, antik kentin alt kısımlarının barajla su altında bırakılmak istendiğini, su altında kalmayacak olan mağaraların da tahrip edilerek Heskîf’in tüm belleğinin silinmek istendiğini söylüyor.
Heskîf’teki mağaralarda doğan, Heskîf’te büyüyen 83 yaşındaki Musa Şengel, çevresindekilerin deyimiyle Musa Amca, Heskîf’i gazetemize anlattı. Kale olarak bilinen bölgenin üst kısmındaki bir mağarada dünyaya gelmiş Musa Amca. Kendisine mağara evlerde geçen çocukluk yıllarını sorduğumuzda gözü doluyor ve “Hayatımın en güzel günleriydi” diyor. Hayatının çeşitli dönemlerinde apartmanlarda da yaşadığını ifade eden Musa Amca, “Ancak hep o mağarada yaşadığımız günleri özledim. O mağara benim için cennetten bir saraydı” sözleriyle tanımlıyor duygularını. Okula hiç gitmemiş Musa Amca: “Yarım gün gittim ve bir daha da gitmedim” diyor. Okula gitmemesine rağmen okumayı-yazmayı kendi çabasıyla öğrenmiş. “Nasıl öğrendin” diye sorduğumda “Sadece çok meraklıydım” diyor. Gerçekten de çok meraklı okumaya. Konuşurken Kur’an’dan da Lenin’den de örnekler veriyor.
Heskîf’ten Qamişlo’ya
2. Dünya Savaşı yıllarında kıtlık dönemi yaşanınca Musa Amca kardeşleri ve annesi ile birlikte Rojava’nın Qamişlo kentine göç etmek zorunda kalmış. Babası Heskîf’te bir değirmen çalıştırdığı için gidememiş. Qamişlo’nun bir köyünde bir yıl kadar çobanlık yaparak geçimlerini sağlamaya çalışan Apê Musa’nın annesi orada vefat edince dayısı tarafından tekrar Heskîf’e getirilmiş. Musa Amca hiç kopamamış doğduğu bu antik kentten. İnsanların barış içinde bir arada yaşadığı yer olarak tarif ediyor Heskîf’i. Heskîflilerin hep birbirine saygılı, hoşgörülü insanlar olduklarını söylüyor ve bunu da kentin binlerce yıllık köklü tarihine bağlıyor.
Tel örgü geçit vermiyor
Musa Amca ile doğduğu Heskîf’e doğru yürüyoruz. Çarşının içinden geçerken bir duyumunu aktarıyor: “Kurban bayramından sonra bu çarşıyı da tamamen kapatacaklarını duyduk.” Ama esnafın sessizliğine de kızgın. Tepki göstermelerini istiyor. Çarşının içinden yürüyüp 600 yıllık Er Rızk Camii’nin önünden geçtikten sonra önümüze tel örgü çıkıyor. 4-5 yıldır kapalı buralar. Musa Amca biraz da öfkeyle tel örgüye tutunarak “Bu zulümdür” diyor. 12 bin yıldır insanların yaşadığı yerin tellerle kapatılmasına isyan ediyor. Parmağı ile uzaktaki doğduğu mağarayı gösteriyor. Babasının mezarının mağaranın arkasında olduğunu söylüyor. “Kendi babamın mezarına bile istediğim zaman gidemiyorum. Bizim atalarımız burada yatıyor” diyerek yine aynı şeyi tekrarlıyor: “Bu zulümdür.”
‘Burada zanaat yapılırdı’
Gözleri doluyor Musa Amca’nın. Eliyle Kale’nin aşağısındaki bölgeyi gösteriyor “Bak burası antik çarşıydı. Buralarda zanaat yapılırdı. Fabrikalar yokken burada dokuma atölyeleri vardı. Elle dokuma işi yaparlardı. Yüzlerce kişi çalışırdı” diyor. Musa Amca ile geri dönüp sohbetimize Er-Rızk Camii’nin bahçesinde devam ediyoruz. Bahçeden uzun uzun mağaralara bakıyor, sonra Dicle nehri kıyısını işaret ederek “Eskiden burada çardaklar vardı. Daha çardaklar kaldırılmamıştı, biz burada Hasankeyf için miting yapmak istedik. Ancak buranın esnafı ‘burada kaya düşüyor, izin vermeyin’ diyerek bizi yetkililere şikayet ettiler. Bizim mitinge izin verilmedi. Oysa onlar gün boyu buradaydı, taş düşecekse onların da başına düşebilirdi. Ama bak şimdi ne oldu, Onları da buradan çıkardılar” diyerek tepki gösteriyor. Son olarak, Heskîf için direnişe çağırıyor Musa Amca; sol memesinin altındaki cevahiri karartmayan herkesi…
Seslerine ses istiyorlar
Musa Amca ile sohbetimizden sonra bir süre daha Heskîf’te dolaşıyorum. Kentin yerlileri “Hasankeyfliler devletle anlaştı, bu yüzden yaşananlara tepki göstermiyorlar” şeklinde oluşturulmak istenen algıya çok tepki gösteriyorlar. Kendilerinin yıllardır bu kente sahip çıktıklarını ve seslerini duyurmak istediklerini, ancak özellikle batıda seslerinin yeterince duyulmamasından yakınıyorlar. Herkesin bu binlerce yıllık tarihi olan antik kente sahip çıkmaya çağırıyorlar. Heskîf’i kurtarmak için henüz her şeyin bitmediğini düşünüyorlar.