Hasankeyf’te AKP tarafından gerçekleştirilen yıkım sürerken, farklı çevrelerden tepkiler gelmeye devam ediyor. Hasankeyf’in ekolojik yapısını değerlendiren Doğa Derneği’nden Ekolojist Derya Engin, Fırat ve Dicle nehirlerinin belli bölümlerinin coğrafi olarak ve yarattıkları habitatlar bakımından benzerlikler gösterdiklerini belirterek, GAP projesi süresince Fırat Nehri üzerinde yapılan pek çok baraj projesi ile birlikte çoğu yerde nehrin bir akarsu olma özelliğini kaybetmesiyle sonuçlandığını aktardı. Hasankeyf’in çeşitli patlayıcılarla düşürülmesine ilişkin olarak, daha önce ‘ekolojik kaya kırıcısının’ duyduğu ya da bildiği bir yöntem olmadığını ifade etti. Burada asıl meselenin kullanılan yöntem ya da malzemeden çok yapılan iş olduğunu ifade eden Engin, “Düşme tehlikesi olduğu için yıkılan kayalar, aynı zamanda 12 bin yıllık tarihi olan bir şehrin duvarları.
Bu bir kaya şehir. Tüm evler, dükkanlar, atölyeler tek tek burada binlerce yıldır yaşamış insanlar tarafından kayalara oyulmuştur” dedi. “Nasıl ki Topkapı Sarayı’nın yan duvarlarını veya Efes Antik Kenti’nin yakınındaki bir kayayı kırmayı aklımızın ucundan bile geçiremezsek, içerisinde binlerce mağara ev, cami, kilise, saray barındıran bu eşsiz antik kentin duvarlarını, kayalarını kırmayı da düşünememeliyiz” diyen Engin, Heskîf ve Dicle Vadisi’ndeki onlarca antik kentin sular altın kalmaması gerektiğini söyleyerek, “Dicle Vadisi’nde yaşayan sayısız canlının nesli tehlike altına girmemeli, binlerce insan yerlerinden edilmemelidir” dedi.