Özgürlükçü Demokrasi gazetesine el konulmasındaki amacın demokrasi güçlerinin, haber alma özgürlüğünü engellemek olduğunu söyleyen gazetenin yazarı Ömer Ağın, düşüncesinin söyleme hakkının da elinden alındığını belirterek, “Okurlar Özgürlükçü Demokrasiye sahip çıkmalıdır” dedi.
Özgürlükçü Demokrasi gazetesi ve Gün Matbaacılık’ın TMSF’ye devredilmesine ilişkin tepkiler devam ediyor. Özgürlükçü Demokrasi gazetesinin yazarı Ömer Ağın, Özgürlükçü Demokrasi gazetesine el konulmasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Türkiye’nin çok ağır bir süreçten geçtiğini, bu süreçte en ağır baskıdan medyanın nasibini aldığını belirten Ağın, iktidarın yalnızca muhalif medyaya değil, liberal burjuvazi medyasına dahil tahammül etmediğini söyledi.
Türkiye’nin ilk kez bu kadar “barbarca bir düşünce baskısı altında” olduğunu söyleyen Ağın, “Düşünce ve fikir özgürlüğüne yönelik anti-demokratik uygulamalar doruğa çıkmış durumdadır. Bu nedenle insanlar nefes alamaz duruma gelmiştir. Son olarak muhalif Kürt basını olan Özgürlükçü Demokrasi gazetesine yönelen baskılar bunun en somut örneğidir. Özgürlükçü Demokrasi gazetesine yönelen baskıyı sadece lokal bir çerçevede ele almak mümkün değildir. Gazeteye el konulması, Türkiye’de demokrasinin, farklı düşüncelerin hemen hemen tek sesi olarak kalan bu gazetenin susturulması demektir. Bunu bildikleri için gazeteyi ortadan kaldırma yoluna gittiler. Burada en önemli amaç halkın Kürtlerin, demokrasi güçlerinin Ortadoğu’daki demokratik halkların, haber alma özgürlüğünü engellemektir” şeklinde konuştu.
‘KÜRT COĞRAFYASINDA YAŞANANLARIN DUYULMASI ENGELLENİYOR’
Bir diğer önemli sebebin ise, Kürt coğrafyasında yaşananların kamuoyu tarafından duyulmasının engellenmesi olduğunun altını çizen Ağın, “Bununla beraber Ortadoğu’da olup bitenler de kamuoyundan gizlenmek isteniyor. Demokratik çevreler, Türkiye kamuoyu süreçten bihaber olsun isteniyor. Kuşkusuz Kürt basınına yönelen bu baskılar yeni değildir. Daha önce de gazeteler kapatıldı, tutuklamalar yapıldı. AKP iktidarı kesin olarak benden yana olmayan dediği, düşündüğü insanların sesini kısmak için buna yönelmiştir, yok etmek istemiştir. Bu uygulamanın sonucu budur. Ben 12 Mart’ı da, 12 Eylül dönemini de yaşamış biriyim. O dönemler bile bu kadar baskıcı, susturucu olmamıştı” dedi.
‘AKP RAHAT DEĞİLDİR’
AKP’nin çok genel “faşizan” uygulamalarının ötesinde, 2019 seçimlerinde kaybedebileceğini gördüğünü belirten Ağın, “AKP kendisine karşı muhalefetin derinleştiğini görmüştür. Bu çelişkilerin kamuoyuna yansımamasını istediği için böyle bir uygulamaya gitti. İkincisi, AKP iktidarı saldırgan, yayılmacı bir politika izliyor. Ortadoğu’da, bütün komşularıyla savaş haline geldi. Hem Ortadoğu hem de dünya ölçeğinde olup bitenlerin duyulmasını istemiyor. Eline aldığı medya ile her şeyi başarıyla yürütüldüğünü göstermeye çalışıyor. Gerçek haberlerin, olup bitenlerin kamuoyuna yansımasını istemediği için bu politikayı derinleştirdi. AKP iktidarı rahat değildir. Bu durum onun göstergesidir” diye aktardı.
‘AKP GAZETEDEN KORKUYOR’
AKP’nin kendi içerisinde çelişkilerinin olduğunu ve bu çelişkilerin de yayılmasını istemedikleri için medyayı tek tipleştirdiğini aktaran Ağın, “Türkiye’de gerçek anlamda, en geniş şekliyle objektif haber veren, farklı düşüncelere kendi sayfalarında yer veren, en önemli gazetelerin başında Özgürlükçü Demokrasi gazetesi geliyor. AKP iktidarı bu gazeteden korkuyordu” ifadelerini kullandı.
‘OKURLAR DAYANIŞMA İÇERİSİNDE OLMALI’
Demokrasi güçlerinin, okurların tespitler yapmasının ötesinde dayanışma içerisinde olması gerektiğinin altını çizen Ağın, şunları söyledi: “Özgürlükçü Demokrasi ile dayanışma göstermelidir. Demokratik basınla psikolojik bir yapılanma içerisinde olması ona destek olması gerekir. Bu gazetenin yeniden çıkması ve dağıtılması için konuşması, tartışması ve kendine göre demokratik bir çıkış yolunu bulması lazımdır. Olması gereken nokta budur. Demokrasi mücadelesi gazetenin etrafında birleşmesi, dayanışma göstermesi ve herkesin buna sahip çıkması gerekir. Ancak ve ancak dayanışma Özgürlükçü Demokrasi’nin tekrardan çıkmasına yardımcı olacaktır. Bu gazete sadece Kürtlerin ya da demokrasi güçlerinin gazetesi değildir. Farklı düşüncede olan, kendisini haktan yana olarak gören meslek kuruluşlarından toplumun bütün kesimlerinin gazetesidir.
DÜŞÜNCEMİ SÖYLEME HAKKIM ELİMDEN ALINDI
Ben uzun senelerdir orada yazan bir insan olarak, kendi düşüncemi ifade etmenin yolunu bu tür demokratik yanlardan bulabiliyordum. Şimdi düşüncemi söyleyebileceğim hiçbir yayın organı kalmadı. Birey olarak da düşüncemi söyleme hakkım elimden alındı. Bu anlamda da bireysel bir hak talep ediyorum. AKP iktidarını ve uygulamalarını protesto ediyorum. En kısa zamanda gazetenin normal yayın hayatına dönmesi için gerekli olan bütün anti-demokratik uygulamaların kalkmasını istiyoruz. Bütün demokrasi güçlerini de bu konuda dayanışma göstermeye çağırıyoruz.”
MA / Bilal Seçkin