PKK Lideri Abdullah Öcalan, 2010-2011 yılları arasında yaptığı değerlendirmelerde âdeta bugün yaşananları betimleyerek, ‘AKP kadınlar için de büyük tehlikedir’ diyor. 2013-2015 yılları arasında İmralı Heyeti ile yapılan görüşmelerde ise, kadınlar özelinde önemli değerlendirmelerde bulunuyor
PKK Lideri Abdullah Öcalan İmralı Cezaevi’ne götürüldüğü günden bu yana kadınlar ve halklar için perspektifler üretmeye devam etti. Üretmekten bir an olsun taviz vermeyen Abdullah Öcalan, en önemli perspektiflerini ise, ‘ulusal özgürlükten daha çok önem veriyorum’ dediği kadın özgürlüğü için sundu. 2010-2011 yılları arasında kadın katliamları, tecavüz kültürü ve özsavunma kavramlarına dikkat çeken Abdullah Öcalan, AKP’nin kadın düşmanı söylemlerini de mercek altına alıyor.
2010: Kadınlarla felsefe tartışmak
Abdullah Öcalan, 2010 yılında avukatları aracılığı ile yayınlattığı mesajda, kadın ve erkek arasında ancak felsefik temelde bir buluşma olabileceğine inandığını belirterek, “Geçende bu Taraf’ın yirmi soruluk anketine, Zizek -biliyorsunuz felsefecidir- bir cevap veriyor. Sizin için güzellik nedir diye soruyorlar, ‘benden güzel ve akıllı bir kadınla felsefe tartışmak’ diyor. İlginçtir, ama ben de aynen böyle düşünmüştüm” diyor.
‘Mücadele başarıya ulaşacaktır’
2010 yılının 8 Mart Kadınlar Günü mesajında ise, Abdullah Öcalan şöyle sesleniyordu: “Bizim anlayışımızda ne tam anaerkillik ne de tam ataerkillik vardır. Bizim anlayışımız; ikisini buluşturan, felsefeye dayalı, felsefik temeli olan bir birlikteliktir. Kadın özgürlüğünden kastettiğim, bilinçli ve iradeli kadındır. Kadın özgürlük mücadelesi kazanılmadan sosyalizm mücadelesi, demokrasi ve özgürlük mücadelesi başarıya ulaşamaz. AKP kadınlar için de büyük bir tehlikedir. Bunun için diyorum; felsefe temelinde yaklaşın, felsefik çalışmalar yapın, tartışın, örgütlenin. Bunları, bu zihniyeti ancak bu şekilde durdurabilirsiniz. Kadın özgürlük mücadelesi başarıya ulaşacaktır.”
‘Aşk adı altında kölelik’
“Bu tecavüz kültürü binlerce yıldan beri ataerkilliğin kadını esir almasından itibaren başlamış ve günümüze kadar gelmiştir. Kadınlarımızın bu zihniyetle mücadele etmesi gerekir. Daha önceki kadın meselesiyle ilgili değerlendirmelerimden, tecavüz kültürüyle ilgili açıklamalarımdan yararlanılarak bir kitap hazırlayabilirler. Bu kitabın ismi de şu şekilde olabilir: Aşk adı altında kölelik…” Hal böyleyken, kadınlar için bir kurtuluş yolu olan özsavunmanın önemine ise, şöyle değiniyor Öcalan: “Bu dönemde en çok kadının öz savunması önem taşıyor. Doğrudan namus anlayışıyla yaklaşmıyorum, kadının beyinsel, ruhsal, bedensel kendini korumasından bahsediyorum.”
2011: İdeolojik olarak özgürleşin
2011 yılında yapılan görüşmelerde ise, Abdullah Öcalan şu değerlendirmelerde bulundu: “Kadın konusunda bizim yapmaya çalıştığımız iki şey var ve bunlar çok önemlidir. Birincisi; kadının ideolojik, fikir olarak özgürleşmesi ve güç kazanmasıdır. Kadının ideolojik olarak çok yetkin hale gelmesidir. İkincisi; kadının kendi örgütlülüğünü oluşturması, kendi örgütlülüğüne kavuşması, kendi örgütlenmesini yapacak düzeye, hale gelmesidir. Kadın bu iki konuda yol alabilirse, ancak özgürleşme alanında da önemli adımlar atmış olacaktır.”
Özgür kadın perspektifleri
Eşbaşkanlık sistemine özel vurgu yaptığı görüşmelerde, yerelden yönetimleri de değerlendirdi. Kadınların yönetimde öncü rolü sahiplenmeleri gerektiğine dikkat çeken Abdullah Öcalan, kadınların barış ve müzakere sürecinde dışlanmış olmasının önüne geçtiklerini aktardı. Abdullah Öcalan 2013 yılında, “Kadının özgürleşmesi Sakine’nin mücadelesidir. Sakine’nin hesabını soracağım, açığa çıkartacağım” dedi. Abdullah Öcalan, aynı yıl içinde aynı zamanda eşbaşkanlık sistemini de tartışmaya açarak, “Siyaseti aşkla yapacaksınız. Eşbaşkanlık her yerde oturtulsun. Eşbaşkanlık evrenseldir” diyerek, kadınlar için devrim niteliğinde olan eşbaşkanlık sistemini önerdi.
2013: Bizim devrimimiz kadın devrimidir
Tecridin ardından müzakere sürecinin başlaması konusunda tarihi bir öneme sahip olan 2013 yılında, Abdullah Öcalan kadın özgürlük mücadelesine ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu: “Ortadoğu devrimi bir kadın özgürlük devrimi olarak geliştirilmek durumundadır. Bizim devrimimiz kadın devrimidir. Kadını özgür olmayan bir halkın özgür olma şansı yoktur.”
‘Siz kadının toplumsal sözleşmesini geliştireceksiniz’
“30 yıldır en önemli destekçilerim kadın arkadaşlardır. Benim kadınla diyaloğum, sözleşmem önemlidir. Siz kadının toplumsal sözleşmesini geliştireceksiniz. Kadın cinayetlerinden tutalım da kadın sünneti, tecavüz ve benzeri hepsine karşı mücadele veren bir sözleşme olmalı. Tüm yazarları inceledim. Simone De Beauvouir, Judith Buttler, bunlardan daha fazla yoğunlaştım. Ama hâlâ kadın konusunda oldukça çekingenim. Bana göre her evlilik bir tecavüz ve intikamdır. Kadın örgütü derin bir sosyoloji, derin bir toplumsal örgütlülük ile bunları çözmelidir. Tüm müzakere çalışmamızın özü, çiçeği kadın çalışmasıdır. Kültürel, sosyolojik bir meseledir. Yaşam tarzı toplumsal yaşam tarzına dönmeli. Aşiretçi feodal yapıyı yenmesini söylemiştim.”
Jinnews’ten alınmıştır