Alevilere yönelik saldırılar, farklı biçimlerle devam ediyor. En son, Altan Tan’ın ve Kemal Öztürk adlı gazetecinin saldırıları söz konusu oldu. İflah olmaz bir Alevi düşmanı olan Altan Tan hem yalan söylemiş hem de kullandığı nefret söylemiyle Alevilere karşı insanlık suçu işlemiştir. Kemal Öztürk denilen gazeteci ise, en küçük bir tereddüt göstermeden, Arap Alevilerine yönelik soykırımcı çağrılar yapmıştır. Bu pervasız soykırımcılığın İŞİD’çi anlayışta güç aldığı açıktır.
Altan Tan’ın Alevilere dair söylediklerinin tamamı gerçek dışıdır. Tekrar edelim, evet, Altan Tan, yalan söylüyor. Her iddianın ispat edilmesi gerektiği gibi, Altan Tan’ın yalan söylediği de ispat edilmelidir. Bunun için önce Altan Tan’ın ne dediğine bakılmalıdır. Altan Tan, “Alisiz, Marksist, ateist Aleviler” diye tanımladığı Alevilerin barışı istemediklerini ileri sürmektedir. Gerçek hafızalardandır, hatırlayalım. Alevi kurumlarının ve Alevi toplumunun kahir ekseriyeti, en başından beri, barış sürecini desteklediklerini en net biçimde, ortaya koymuşlardır. Dahası Aleviler, bu desteği sürdürmektedirler. Bütün kamuoyunun bildiği bu gerçeği Altan Tan da biliyordur.
Üstelik bu Alevi kurumlarının büyük kısmı, Altan Tan’ın, “Alisiz, Marksist, ateist Aleviler” diye tanımladığı kurumlardır. Bu durumda soru şu; Altan Tan’ın “Alisiz, Marksist, ateist Aleviler” diye tanımladığı bu kurumlar, barış sürecini desteklediklerine göre, barış sürecine karşı çıkan “Alisiz, Marksist ve ateist” Aleviler, kimlerdir? Altan Tan bu sorunun cevabını, eğip bükmeden ve somut olarak, vermek zorundadır. Fakat Altan Tan, barış sürecine karşı çıkan, hiçbir gerçek Alevi kurumu gösteremeyecektir. Çünkü Alevi toplumu da kurumları da barışın ve demokrasi mücadelesinin, dönemsel destekçisi değil, ana ve asli bileşeni durumdadırlar. O halde Altan Tan yalan söylemektedir.
İkincisi, Altan Tan, “Alisiz, Marksist ve ateist” diye yaftaladığı Alevilerin, “İslam’a, Özal’a ve Erdoğan’a” düşman olduklarını söylüyor. İddianın “İslam’a düşmanlık” bölümüne cevap vermek için ilk olarak bütün inançların farklı yorumlarının olduğunu belirtmek gerekir. Aleviler, “yol bir sürek bin bir” diyerek bu farklılıkları izah etmektedirler. İslam inancından da bu tür farklılıklar bulunmaktadır. Bir Müslüman olarak, Altan Tan’ın bunları bildiği kabul edilebilir.
Bu bilgilerden hareketle, Muaviye’nin ve Kerbela katliamını yapan Yezid’in temsil ettiği Emevi İslam yorumunun, Alevilere düşman olduğunu, Alevilerin de Emevi İslam’ını benimsemediklerini, Altan Tan, bilmiyor mu? Yine Altan Tan, Yezid’in Kerbela’da Hz. Hüseyin’i katlettiğini, Eba Müslüm’ün Kerbela katliamının intikamını almak için Emevi iktidarını yıktığını bilmiyor mu?
Yani tarihi, sosyolojik gerçeklikler olan Alevilerin Emevi İslam karşıtlığı, Muaviye’yi ve Yezid’i sevmemeleri, İslam düşmanlığı değildir. Üstelik, bu tutum, Altan Tan’ın göstermek istediği gibi, sadece bir kesim Alevinin değil, bütün Alevilerin üzerinde mutabık oldukları, temel bir anlayıştır. Altan Tan, bu gerçekleri çarpıtarak, gayet insani bir durum olan, Alevilerin inançsal farklılıklarını ve katliamcıları sevmemelerini çarpıtarak, İslam düşmanlığı olarak göstermektedir.
Halbuki Aleviler, her onurlu topluluk gibi, cellatlarını sevmemişlerdir. O nedenle Pir Sultan’ı idam edenleri, 40 bin Aleviyi kuyulara doldurarak katledilen Kuyucu Murat Paşa’yı ve Yavuz’u, aynı şekilde Koçgiri’de ve Dersim’de katliam yapanları ve yaptıranları, sevmezler.
Yine Aleviler, 1978’de Malatya’da, Sivas’ta ve Maraş’ta, 1980’de Çorum’da, 1993 Madımak’ta, 1995 Gazi’de katliam yapanları, bu katliamları savunanları, üstünü örtmeye çalışanları da sevmezler. Yani Aleviler, Muaviye’den ve Yezid’ten beri kendilerini katledenleri, sevmediler, bugün de aynı katliamları yapanları sevmiyorlar, sevmek zorunda da değillerdir.
Altan Tan konuşmasında, “Alisiz, Marksist ve ateist” Alevilerin, İslam dini dışında, devleti yönetenlere de düşman olduğunu ileri sürüyor.
Halbuki Alevilerin inançları ve yaşam koşulları itibarıyla düşmanlıklar yapmadıkları, tarihsel geçmişleriyle ortadadır ve bu gerçek tarih bilen herkesin bilincindedir. Buna rağmen, Aleviler, düşmanı olarak kimi öldürdüler? Alevilerin kimseyi öldürdükleri gösterilemez, ama Alevilere sayısız katliam yapıldığı, inkârı mümkün olmayan bir gerçekliktir. Bu nasıl düşmanlıktır ki hep Aleviler öldürülmektedirler?
Altan Tan’ın en temel iddiası “Alisiz, Marksist ve ateistler,” Alevilerin barış sürecini bozmaya çalıştıkları iddiasıdır. Ya Alevilerin böylesine komplike bir siyasal süreci bozacak kadar güçleri olsaydı, onca zulmü ve katliamı yaşamazlar, ayrıca Altan Tan gibileri de bunları söyleyemezlerdi. Öte yanda Alevilerin bu kadar güçlü olduğunu söyleyen her kim olursa olsun, Alevi dostu değildir. Tam tersine Altan Tan, Alevileri güçlü, ama tehlikeli ve düşman göstererek saldırıların hedefine koymaktır.
Son olarak Altan Tan, Alevileri, iradesi olmayan “garibanlar” olarak tanımlamıştır. Buna göre, “Alisiz, Marksist ve ateistler,” bu “gariban Alevileri” kullanmaktadırlar. Bu tutum, Altan Tan’ın bütün kirli, katliamcı zihniyet dünyasını ortaya koymaktadır. Sormazlar mı, “Alisiz, Marksist ve ateist,” Alevilerin olmadığı uzun tarihi süreç boyunca Alevileri kim katletti? Yakın tarihte Koçgiri’de, Dersim’de “Alisiz, Marksist ve ateist,” Aleviler mi bu saldırıları yaptılar?
Şimdi de Kemal Öztürk denilen sözde gazetecinin önemli bir kanalda söylediklerine bakalım. Onunda iddiası aşağı yukarı aynı minvalde. Ona göre Arap Alevileri, “katliam yaptıkları için” topyekûn yok edilmeliymişler. Dünya âlem biliyor ki hem Arap Alevilerine hem diğer halklara katliam yapanlar, İŞİD çeteleridir. Dünde böyleydi bugün de aynıdır. Bütün dünyanın kabul ettiği gerçeklik, soykırım yaptıkları için suçlananların Aleviler değil İŞİD’çiler olduğudur. Bu soykırım çağrısının yapıldığı kanalda bu suça ortak olmuştur.
Söz konusu Alevi düşmanlığının tesadüfen güncellenmediği açıktır. İşin aslı şu ki bu yaklaşımların önemli bir arka planı bulunmaktadır. Kemal Öztürk’te Altan Tan’da bu düşmanlığı bilmeden, hesaplamadan yapmamışlardır.
Ortadaki bu somut gerçekleri çarpıtarak, buradan Alevilerin İslam düşmanlığını çıkartmak, hedef göstermektir, Alevilere yönelik katliam davetiyesidir. Unutmayalım, Alevi katliamlarının tamamı, Alevilerin, Kuran’a, camiye ve İslam’a düşman olduğu propağandası ile başlatılmıştır. Açıktan soykırım çağrısı yapmak, insanlık suçudur.
Böyle olduğu içindir ki söylenenlere, bütün Aleviler sert bir tepki geliştirdiler. Altan Tan, bu tepkileri dikkate alarak özür dilemek yerine ilkel bir kibirle ve sahte bir özgüvenle, matah bir şey yapmış gibi, söylediklerini tekrar etmiştir. “Polemik ustasıyım” diyerek, söylediklerini haklı göstermeye çalışmıştır. Halbuki arsızca yalan söylemek polemik ustalığı değildir ve bağırıp çağırmak haklı olmak anlamına gelmez.
Herkes bilmelidir ki bu kanlı- karanlık zihniyet, insanlık tarafından bir kez daha mahkûm edilecektir.