İngiltere Başbakanı May, AB’den ayrılma sürecini dün resmen başlattı. Britanya ile AB arasındaki ayrılma pazarlığında para anlaşmazlığı çıkması bekleniyor. Brüksel’in Birleşik Krallık’tan en az 60 milyar euro talep edeceğine dair söylentiler dolaşıyor
29 Mart’ta Britanya Başbakanı Theresa May Lizbon Antlaşması’nın 50’nci maddesi uyarınca Birleşik Krallık’ın Avrupa Birliği’nden (AB) ayrılışını ilan etti. Prosedürün resmiyete dökülmesiyle birlikte “boşanma pazarlığına” başlanıyor. 27 AB ülkesiyle Britanya arasındaki müzakerelerin 2 yılda tamamlanması öngörülüyor. Pazarlıkların en önemli konusu ise ayrılık isteyen Britanya’nın ne kadar “tazminat” ödeyeceği. Deutsche Welle’de yer alan habere göre; Brüksel’in Birleşik Krallık’tan en az 60 milyar euro talep edeceğine dair söylentiler dolaşıyor. Britanya Krallığı her hafta Brüksel’e 350 milyon euro havale ediyor. Brexit (Avrupa’dan ayrılma) taraftarları referandum kampanyası sırasında bunun israf olduğu propagandasını yapmışlardı. Bu meblağın Britanya’ya tanınan aidat indirimini içermemesine ve bu üyenin de Birlik bütçesinden yardım almasına rağmen “350 milyon” zihinlere kazınmıştı. Başbakan Theresa May, Britanyalı seçmenin her yıl AB’ye milyarlarca sterlin ödemesine karşı olduğunu söylüyordu. Hükümet ve Lordlar Kamarası adına yapılan incelemeler sonunda AB’den ayrıldığı andan itibaren Britanya’nın Brüksel’e tek bir sterlin dahi ödemesine lüzum kalmayacağına karar verildi. Muhafazakâr milletvekili Jacob-Rees Mogg, “AB’ye karşı hiçbir yasal yükümlülüklerinin kalmayacak olmasından duyduğu sevinci” dile getirdi.
Mahkemelik olabilirler
Brexit işlemleri 2019 ilkbaharında tamamlanmış olacak. Yürürlükteki AB bütçesinin süresi ise 2020’de doluyor. Britanya bu süreye onay vermiş, dolayısıyla da ödeme yükümlülüğü altına girmişti. Komisyon aynı zamanda AB kurumlarında görev yapan Britanyalı memurların emeklilik maaşlarını da Londra’nın üstlenmesi gerektiğini savunuyor. Birlik bütçesine Almanya’dan sonra en fazla net ödeme yapan üye ülke Britanya. Britanya para musluğunu kapatırsa ya ortak bütçeden aldığından fazlasını yatıranların aidatı artacak ya da ödediğinden fazlasını alan üye ülkelerin payları küçülecek. ‘Boşanma tazminatını’ ödemediği takdirde hem AB’nin hem de üye ülkelerin Londra’yı dava etme hakkı doğacak. Lordlar Kamarası üyesi Kiswer Falkner ise İngiliz hukukçuların ekspertizlerine güvenen Britanya Başbakanı May’in rahat olabileceğini, çünkü müzakerelerin bir parçası olan bu durumun Britanya’nın elini güçlendirdiğini söylüyor.
Ancak Britanya AB’nin ortak programlarının tümünden çekilmek istemiyor ve örneğin bilim ve araştırma programlarındaki ortaklığın sürmesini umuyor. İçişleri Bakanı Amber Rudd hafta sonunda Britanya’nın Avrupa iç pazarından çekildikten sonra en elverişli şartlarla yeniden ortak pazarda yer almak istediğini ve kaça mal olacağını bilmemelerine rağmen bu hedeften vazgeçilmemesi gerektiğini söylemişti. Britanya ile AB arasındaki para kavgasının 2018 sonu ya da 2019 başlarındaki bir zirvede sonunda aşılacağı tahmin ediliyor.
LONDRA