Sudan’da halk, AKP-MHP’nin önemli ittifakı El Beşir’e karşı ülkenin her yerinde ayakta. El Beşir ise göstericilere karşı şiddet uyguluyor. El Beşir rejimince öldürülen her gösterici daha büyük bir eylem ve protesto dalgasına dönüşüyor adeta.
TARIQ HEMO
Sudan halkının Ömer Hasan El Beşir’in askeri yönetimine karşı öfkesi gittikçe büyüyor. Son 5 aydır El Beşir’e karşı Sudan halkı ayakta ve protesto gösterileri düzenliyor. Ülkedeki yoksulluk ve kötü ekonomik koşullara karşı bir tepki olarak bu gösteriler başladı ve kısa bir süre içinde El Beşir yönetiminin değişmesi için yapılan ayaklanma formatını aldı.
Ancak istihbarat ve ordu güçleri göstericilere karşı tam bir terör furyası uyguluyor. Gösterilere şiddetle karşılık veren El Beşir’in kolluk kuvvetleri ve istihbarat birimlerinin saldırıları sonucu şimdiye kadar yüzlerce kişinin yaşamanı yitirdiği ve yaralandığı biliniyor. Toplumun sivil itaatsizlik eylemleri ile dillendirdiği taleplere karşı Sudan yönetimi tek çözüm olarak şiddet yoluyla gösterileri bastırmayı hedefliyor. 1944 yılında dünyaya gelen Ömer Hasan El Beşir 29 yıldır önce, 1989 yılında seçimle iş başına gelen El Sadık El Mahdi hükümetine karşı yaptığı askeri darbe ile 40 milyonluk nüfusa sahip Sudan’ın yönetimine el koydu.
30 yıldır da askeri rejimle ve diktatoryal yöntemlerle ülkeyi yönetiyor. Darfur’daki katliamlardan ötürü Hollanda’nın Den Haag (Lahey) kentindeki Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi (UCM) tarafından “insanlığa karşı suç” işlemekten mahkum edilmiş ve 2009 yılından beri hakkında tutuklama kararı çıkarılmış.
‘Aday olmayacağım’ sözünü tutmadı
2013 yılında “Arap Baharı” adıyla başlayan süreçte El Beşir yönetimine karşı gösteriler yapıldı. Bu gösteriler de kanlı bir şekilde bastırıldı ve devlet güçlerinin saldırlarında 200 kişi yaşamanı yitirdi.
Göstericilerin taleplerini bertaraf etmek için El Beşir devlet başkanlığını bırakacağını ve 2015 seçimlerinde aday olmayacağının sözünü verdi. Ancak sözünü tutmadığı gibi eski baskıcı rejimini sürdürmeye devam etti.
2013 ve 2018-2019 yıllarında halkın gösterilerine karşı ordu, El Beşir yönetiminin tarafını tutuyor. Ordu tarafından yapılan açıklamalarda rejimden rahatsızlığın dile getirildiği gösteriler, ‘dış güçlerinin planı’ olarak lanse ediliyor. Halkın taleplerinin dinlenmesi ve yerine getirilmesi yerine, şiddetle bastırılması politikası günümüzde de devam ediyor.
Aşiretleri göstericilere karşı kullanıyor
El Beşir, ordunun yanı sıra toplumsal çelişkiler ve aşiret arası anlaşmazlıkları da iktidarını sürdürmek için kullanıyor. Ekonomik ve siyasi rant sunduğu bazı aşiretleri, göstericilerin üzerine salıyor.
Muhalefetin başlıca talepleri arasında erken seçime gidilmesi, göstericilere karşı şiddet kullanımının durdurulması ve acil ekonomik reformları gidilmesi bulunuyor. Ancak El Beşir bunlara kulak tıkıyor ve en ufak bir adını halkın gösterileri karşısında verilmiş taviz olarak görüyor ve 30 yıllık politikalarında ısrar ediyor.
Ordu yönetimi de El Beşir ile aynı fikirde. El Beşir uzun yıllara dayanın iktidarı boyunca kendini sağlama almak için askeriye, siyasetçiler, ekonomik çevreler ve aşiretlerden oluşan oligarşik bir sistem oluşturdu. Bu sistem, El Beşir’i ve imtiyaz sahibi zümrenin çıkarlarını, Sudan ve Sudan halkının çıkarlarının üstünde tutuyor. Bu nedenle protestocular eylemlerinden bir türlü sonuç alamıyor.
Arap ülkelerinin yaklaşımı
Sudan’daki krize karşı Arap ülkelerinin yaklaşımı farklılık gösteriyor. Mısır için Sudan’ın durumu önem arzediyor. Kahire yönetimi istikrarlı ve huzurlu bir Sudan taraftarı. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri de Hartum yönetimine karşılar ve El Beşir’i Müslüman Kardeşler’in öncülerinden biri olarak görüyorlar. Bu ülkelerin tersine El Beşir rejimi Katar’dan destek alıyor. Arap ülkelerinin yaklaşımları onların basınında da kendini beli ediyor.
Türk devleti El Beşir’in yandaşı
Türk devleti de El Beşir yönetimini ayakta tutmaya çalışıyor. AKP-MHP iktidarı El Beşir’i yandaşları olarak görüyor. Sudan’da rejime karşı gösteriler yoğunlaştığı dönemde AKP-MHP iktidarı halkını öldüren diktatör El Beşir’e siyasi ekonomik her türlü desteği veriyor.
Türk devleti Kızıldeniz’de bulunan Sevakin Adası’nı kiralamış ve burayı Mısır ve Suudi Arabistan’a karşı askeri ve istihbari bir üs haline getirmiş durumda. Sudan-Türkiye arasındaki ekonomik ilişkiler de gittikçe gelişiyor.
Geçtiğimiz günlerde Türk Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay Hartum’da El Beşir ile bir araya geldi. Bu görüşmelerde askeri ve ekonomik bir çok anlaşmaya imzalandı ve mutabakata varıldı.
AKP-MHP rejimi El Beşir’in askeri yönetimini, Müslüman Kardeşler örgütünün uluslararası bir parçası olarak görüyor ve bu yüzden de ideolojik bir yaklaşım sergiliyor. Bu ideolojik yaklaşım gereği de ekonomik ve siyasi ilişkiler geliştiriyor.
Türk devletinin Sudan’a müdahalesi, Mısır, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nde rahatsızlığa yol açıyor. Zaten Türk Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve Ömer Hasan El Beşir arasında özel bir bağ ve samimiyet olduğu dünyaca bilinen bir gerçek. Bazı kaynaklara göre bu ikili ilişkinin çok önemli kırmızı çizgileri var ve halkın taleplerinin bastırılması konusunda Erdoğan’ın El Beşir’e fikir babalığı yaptığı da biliniyor!
El Beşir rejimi ile Erdoğan rejimi ‘Stratejik Ortaklık Meclisi’ adıyla bir meclis oluşturmuş. Bu Meclis’in El Beşir ve Erdoğan’ın öncülüğünde sene sonunda toplanması bekleniyor. Zaten 2018’in sonunda sözde bu Meclis, Hartum’da toplanmıştı ve bir çoğunun içeriği açıklanmayan 22 anlaşma imzalanmıştı.
Savunma Bakanlığı etrafında gösteriler
Sudan’daki gösteriler son günlerde ülkenin Savunma Bakanlığı etrafında yoğunlaşmış bunuyor. Bakanlığı ablukaya alan göstericilerden çok sayıda öldüğü iddiaları var. İstihbarat ve ordu güçleri gösterilere karşı şiddet kullanıyor.
Sudan halkı El Beşir yönetiminden rahatsız, siyasi ve barışçıl yöntemlerle diktatörlüğe son vermeye çalışıyor.
Ancak El Beşir tüm gücüyle halkın taleplerine karşı koyuyor. İç ve dış politikada tüm imkanları rejimini sürdürmek, ortaya çıkan özgürlük ve demokrasi talebini bastırmak için kullanıyor.
Gösterilerin gittikçe büyüdüğü, yoğunlaştığı görülüyor ve bu da El Beşir rejiminin tüm saldırılarına rağmen artık halkın taleplerini bastıramayacağı ve sindiremeyeceğinin işareti.
El Beşir rejimince öldürülen her gösterici daha büyük bir eylem ve protesto dalgasına dönüşüyor adeta. Gösteriler, ülkenin her tarafına yayılmış bulunuyor.
El Beşir diktatörlüğü de diğer diktatörlükler gibi sonuna kadar varlığını sürdürmek için ısrar etse de, tarih bize hiç bir baskıcı rejim ve gücün halkın özgürlük talebi karşısında duramayacağı ve sonunda yenileceğini gösteriyor.