Bizim gençler

Cepheden cepheye koşar
Bizim gençler yılmaz yılmaz
Denizler, dağları aşar
Bizim gençler yılmaz yılmaz
Yılmaz yılmaz
Doğu yılmaz, batı yılmaz, kuzey yılmaz
Yılmaz, yılmaz güney yılmaz
Bizim gençler korkmaz korkmaz – Zamani

Vicdanın tüketildiği günlerdeyiz. Katilin elini kolunu sallayarak aramızda dolaştığı ve katliam sonrasında haklılığına dair nutuklar attığı, utanmadığı bir zamanın içindeyiz.

Onun, onların varlığında kirlenmekteyiz. İnsanlığımızdan utanmaktayız!

Sessizliğin içinde resmedilen çıplak bedenimize bakarken, cesetlerimizin üstüne basıp pozlar verilirken ölmekteyiz. Öldürülmekteyiz.

Lakin ölümün, şiddetin ve katliamın olduğu her yerde direniş var. Direnenler var.

“Döğüşenler de var bu havalarda
El, ayak buz kesmiş, yürek cehennem
Ümit, öfkeli ve mahzun
Ümit, sapına kadar namuslu
Dağlara çekilmiş” – Ahmet Arif

Bizim çocuklar, bizlerin çocukları umuda barış ektiler. Geldiler. Gelip “yüreklerini yüreklerimizle ateşe” verdiler. Şehirlerimiz gibi yandılar, yıkıldılar, fakat boyun eğmediler. Tarihin derinliklerinden beslendiler, Hallac-ı Mansur, Nesimi, Pir Sultan Abdal, Şeyh Bedrettin, Seyid Rıza… Oluverdiler. Onurun baş tacı, güzelliği oldular.

Haksızlığa karşı, Ortadoğu coğrafyasında, yeniden yeniden insan olabilmeyi hatırlattılar. Örgülü saçlarıyla güzel kızlar, mahzun duruşları, bakışlarıyla delikanlılar, insanlık aleminin her parçasında bizlere vatan oluyorlar.

Bizlere onur bahşediyorlar, gurur bahşediyorlar…

Aşk olsun onlara…

Aşk olsun onlara ki; zulmün düzenini örenlere karşı bedenleriyle duruyorlar. Diktatörlük peşinde koşanların karşısında, seksen milyonluk bir halkın savunmasını üstlenebilecek cesareti gösteriyorlar. Türkiye sınırlarını aşıp Rojova’da, Güney Kürdistan’da, Irak’ta halkların umudu oluyorlar.

“Alnı çizgi çizgi zafer oyuklu
Anası ağlamış öfke yayıklı
Elinde dirgeni kara bıyıklı
Yiğitler yiğitler bizim yiğitler
Bizim yiğitleri bilmiyor itoğlu itler
O’nu bilmeyen şu uğursuz bit’ler
Yiğitler yiğitler bizim yiğitler” – Mahzuni Şerif

Onların gözlerindeki ışıkta biz, biz oluyoruz. Herkes kendisi oluveriyor.

Şükrü Yıldız
Şükrü Yıldızhttps://sukruyildiz.de
Şükrü Yıldız, Alevi Gazetesi yazarıdır. Alevilik, demokrasi, laiklik ve toplumsal mücadele üzerine köşe yazıları kaleme almaktadır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Yazarın Diğer Yazıları

İlgili Yazılar

Direnişçilerimiz; Pirlerimiz

“El Ele El Hakka” Son dönemlerde Aleviler arasında suni bir şekilde yaratılan tartışmalardan bir tanesi de ocak ve pirlerin toplum içindeki rolleri konusudur. Aleviliğin ve...

Cumhuriyetçi Eğitim Merkezi Evi

Yol cümleden Ulu’dur. Hz. Ali Alevi inancının temel kurumlarını ortadan kaldıran 1925 tarihli Tekke, Zaviye ve Türbelerin kapatılmasına ilişkin kanunu Alevi kurumları neden gündemleştirmiyor. Alevi...

Bahçeli’nin Çağrısı ve Ankara Saldırısı

Önemli bir dönemden geçildiği açıktır. Türkiye, şok etkisi yaratan söylemler ve hızlı dönüşlerin olduğu bir sürecin içerisine girmiş bulunmaktadır. Bu süreç, sadece siyasi aktörlerin...