16 aydır tutuklu yargılanan gazeteci İdris Sayılğan tahliye edilmedi. Yaptığı her haberinin suç olarak dosyaya konulduğunu söyleyen Sayılğan, “Gazeteciyim ve bu kadar değerli bir mesleğin ilkelerini sonuna kadar savunacağım. İktidarın muhalif gazetecileri hedef göstermesi beni örgüt üyesi yapmaz” dedi.
Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatılan Dicle Haber Ajansı (DİHA) muhabiri İdris Sayılğan’ın ikinci duruşması Muş 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmaya Sayılğan ailesi ve gazeteci arkadaşları ile Punto24 takip etti. Gazeteci Sayılğan duruşmaya Trabzon E Tipi Kapalı Cezaevi’nden, aynı davadan yargılanan 4 tutuklu da bulundukları cezaevlerinden SEGBİS’le katıldı.
Duruşma Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Muş İl Eşbaşkanı Hatice Şeker’in savunması ile başladı. Şeker, suçlamaları kabul etmeyerek, siyasi bir partinin başkanlığını yaptığını ve yaptıkları tüm faaliyetlerin yasal olduğunu söyledi. Ardından diğer tutuklular da savunma yaparak beraatlarını istedi.
‘DAVUTOĞU’NUN MİTİNG HABERİNİ YAPTIM BU BENİ HANGİ ÖRGÜTÜN ÜYESİ YAPAR’
Daha sonra savunma yapmaya başlayan İdris Sayılğan, önceki savunmasının Kürtçe çevirisinin iyi yapılmadığını ve bu duruşmada daha detaylı savunma yapmak için Türkçe konuşacağını belirtti. Sayılğan hakkında hazırlanan iddianameye dikkat çekerek, “İddianamenin 54 sayfası tape kayıtlarına dayanıyor. Hem emniyet hem de savcılık bu tape kayıtlarında herhangi bir suç unsuru bulamadığını belirtiyor. Tape kayıtlarında çoğu gerçekler çarpıtılmıştır. Mesela haber kaynaklarım ve haber müdürüme ‘haber geldi mi?’ sorusu talimat gibi yansıtılmış. Bu iddianamenin tamamı beni örgüt üyesi yapmak ve örgüt üyelerine ait cenazeleri takip etmekle suçluyor. Ben hiçbir örgütün üyesi değilim ve tek görevim de örgüt üyelerinin cenazelerini takip etmek değil. Haber değeri gördüğüm bir konuyu haber yapabilirim, bu da mesleğimin bana sağladığı en temel haklarından biridir. Ben Ağrı Valiliğinin de açıklamasını haberleştirmiş, onun odasında yaptığı basın açıklamasını da çekmiş bir gazeteciyim. Hatta dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu’nun mitingini de takip ettim. Şimdi bu haberler beni hangi örgütün gazetecisi yapar?” diye sordu.
‘YAPTIĞIM KAR, ÇİÇEK HABERLERİ DİKKATE ALINMAMIŞ’
Tape kayıtları ile ilgili bir yetki aşımı söz konusu olduğunu söyleyen Sayılğan, “Sözü edilen bütün haberlerim yayınlandığı dönem soruşturma açılmamış ve ben bunlardan dolayı yargılanmadım. Igdır’da DAİŞ tarafından kaçırılan Sefer Taş’ın ailesiyle de röportaj yaptım. Bu haber beni Sefer Taş’ın ailesinin üyesi yapar mı? Yine yaptığım her haberimin örgüt amacına hizmet ettiği şeklinde yorumlanmış. Ağrı’da Muş’ta kar, doğa, çiçek haberi de yaptım. Bu haberler hiç dikkate alınmamıştır. Bunların neye hizmet ettiğine değinilmemiştir. Bir kez daha vurgu yapmak gerekirse; gazeteciyim ve bu kadar değerli bir mesleğin ilkelerini sonuna kadar savunacağım. Muhalif gazeteci olmam ya da iktidarın muhalif gazetecileri hedef göstermesi beni örgüt üyesi yapmaz” dedi.
‘TOPLUM YARGI YOLUYLA CEZALANDIRILIYOR’
Sayılğan’ın avukatı Barış Oflas ise mahkeme heyetinin öncelikle Sayılğan’ın “örgüt üyesi mi, yoksa gazeteci mi?” olduğuna karar vermesi gerektiğini söyledi. Oflas, “İdris’in örgüt üyesi olduğuna dair tek bir kanıt yoktur. Müvekkilim hak ihlallerini haberleştirdiği için örgüt üyesi gibi yorumlanmış. Toplumun vicdanı olan gazeteciler bir yerdeki hak ihlallerini haberleştirmiyorlarsa bunda büyük sıkıntı var demektir. Müvekkilinin yaptığı tek şey, haber yapıp bunu kamuoyu ile paylaşmaktır. Toplum yargı üzerinden terbiye edilmeye çalışılıyor. Tek istediğimiz deliller ışığında mahkemenin tarafsız bir karar vermesidir” şeklinde konuştu.
Savunmaların ardından kararını veren mahkeme Sayılğan ve diğer tutukluların tutukluluk hallerinin devamına karar vererek, bir sonraki duruşmayı 23 Mayıs 2018 tarihine erteledi.