Gazetecilik, seks işçiliği mi?

Çocukluğumuzda kulaklarımızda çınlayan Selda Bağcan’ın sesi “yaz gazeteci yaz” şarkısı, yazdığımızda dünyayı değiştireceğimize bizi inandırmıştı ki; gazeteci olmak hayalimiz olmuştu. Yazılmayanı yazacaktık, görülmek istenmeyeni görünür yapacaktık. Bizim köyün nasırlanmış ellerini manşetlere taşıyacaktık…

“Aman gazeteci gel bizim köye bizim halları da yaz
Şehirde ojeli parmakları yazma
Bir de bizim köyde nasırlanmış elleri de
Yaz yaz gazeteci yaz,
yaz yaz efendi yaz”

Halen asfalt olmayan bizim yolların hikâyesini yazacaktık…

Doktorsuz ölenlerin hikâyesini, karı, kışı…

Ve sürgünleri, hasreti, ayrılıkları yazacaktık…

Haksızlıklara meydan okuyacaktık…

Onun içindi ki; üniversite sınavlarında ilk sıra tercihlerimiz arasında “yaz gazeteci yaz” yer alırdı. Tabi “Deniz mahkemeye düşmüş, avukatı ben olaydım” da ilk sıralamadaki yerini hep korumuştu.

Kısacası masum bir aşk hikâyesiydi bizdeki… Fazla romantikti…

Bizden gazeteci olanların hakikati, hakkı yazıp arkasında duracağını, avukat olanlarında Denizi savunacaklarına hep inandık. Bu inancımız zamanın acımasızlığı arasında evirildi, çevrildi, modern değirmenlerde un halinde piyasa malı haline getirildi.

Koca koca adamlar medya etiği dersi verirken, hoca, kıdemli diye ortalıkta gezerken en ucuz tarifeden hayvan pazarında kendisini satışa sunduğuna şahitlik ettik.

“Ben paramla senin hocalarını …”

İzahat profesyonellik…

Hak ile hakikat ise duygusallık, amatörlük…

Böyle günlerden geçerek geldik bugüne…

Kendisini 2000 TL’ye satmış adamların “medya” dersi verdiği günlerde bulduk kendimizi.

Kerhaneye düşmüş sermaye gibi hissediyor adam kendisini.

Ekşi sözlükte profesyonelliğe “para karşılığı seks yapanlar için orospu, fahişe yerine kullanılan sözcük” diyor biri. Feminist hareket kızıyor. Fahişe, orospu kelimelerinin rencide edici olduğunu söylüyor. Doğrudur. Onun yerine Seks işçiliğini kullanmamızı öneriyor…

Fügen Yıldırım “Fahişeliğin Öbür Yüzü” kitabında röportaj yaptığı seks işçileri meslekleriyle ilgili verdikleri cevaplar, günümüz “gazetecilik dersi” verenlerin gazetecilik için üstüne basa basa belirttikleri tüm hasasiyetleri açıklıyor.

“Profesyonel gazetecilik meslek etiği nedir” diye sorsak, seks işçici Ilgın “Bu işi yaparken ruhunu bir yere asacaksın” diyerek cevaplamış kitapda.

“Patron yâda yönetimin hassasiyetlerini dikkate alınmalıdır” desek, seks işçici Melek: “Nerede çalışılacağına pezevenkler karar verir” demiş zaten.

“Okuyucu veya izleyici ne diyor acaba buna” diye düşünsek, seks işçici Gül: “Hiçbir zaman orospu olmadım” diyor.

Anlaşılan, gazeteciliği seks işçiliği gibi algılıyoruz, profesyonellik öğretiyoruz…

Şükrü Yıldız
Şükrü Yıldızhttps://sukruyildiz.de
Şükrü Yıldız, Alevi Gazetesi yazarıdır. Alevilik, demokrasi, laiklik ve toplumsal mücadele üzerine köşe yazıları kaleme almaktadır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Yazarın Diğer Yazıları

İlgili Yazılar

Günaydın CeHaPa, Rojbaş Kamo

Tayyip’in en sevdiğim replikleri “Kandırıldım” ile başlayanlarıdır. Adam haklı kandırılan kandırılana…. CHP içinde söylemek lazım ki; hep kandırandır. Hep kandıranların cephesinde iş tuttular. Zavallı “Kemalist Laikler”...

Sırtımızdaki hançer!

“Bir acayip derde düştüm herkes gider karına Bugün buldum bugün yerim Hak kerimdir yarına Zerrece tamahım yoktur şu dünyanın varına Rızkımı veren Hüda’dır kula minnet eylemem” (Nesimi) Ya...

Pirinden, ikrarından dönmek düşkünlüktür

"İncittimse her ne kadar Aramızda bir ikrar var Görüp sevinmesin ağ yar Unutma dilber unutma"  (Meluli) Bugün Alevilerin en temel sorununun örgütlenme olduğu açıktır. Alevi...