Beşinci yılını geride bırakan Gezi eylemlerinin yankıları hala sürüyor. Taksim Dayanışması Eşsekreteri Akif Burak Atlar, “Karanlıklar geçer, Gezi kalır” derken, Berkin Elvan’ın annesi Gülsüm Elvan da, “Çocuklarımız öldü. Ama insanlar arasında birleşmeyi sağladı” dedi.
Taksim Yayalaştırma ve Topçu Kışlası Projesi kapsamında Gezi Parkı’nda bulunan ağaçların kesimine karşı başlatılan ve polisin orantısız müdahalesinin ardından oluşan toplumsal refleksle direnişe dönüşen Gezi eylemleri, 5’inci yılını geride bıraktı. Kürt, Türk, Alevi, Müslüman, Hıristiyan, LGBTİ bireylerden, yaşam alanı savunucularına, kadın örgütlerinden, inanç kurumlarına, sendikalardan meslek odalarına, liseli gençlerden 70 yaşındaki insanlara kadar toplumun tüm farklılıklarının bir arada olduğu Taksim Meydanı’ndaki eylemin etkileri, hafızalardaki yerini koruyor.
İLK KIVILCIM GEZİ PARKI
Eylemlerin ilk kıvılcımı 27 Mayıs akşamı yaşandı. O akşam, Gezi Parkı’nın Asker Ocağı caddesine bakan duvarın 3 metrelik kısmı gece yıkıldı ve 5 ağaç yerinden söküldü. Taksim Dayanışma Grubu’nun üyeleri, iş makinalarının önüne geçerek daha fazla yıkım yapılmasını engelledi. Ardından bu gruptan 50 kişi, parkta çadır kurarak sabaha kadar nöbet tuttu. 28 Mayıs sabahında ise Gezi Parkı’na gelen protestocuların sayısı arttı. Dönemin Barış ve Demokrasi (BDP) İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder’in de destek verdiği grup, yıkım çalışmalarını engelledi. Bir kez daha iş makinelerinin yıkım için hareketlenmesi ile birlikte Kalyon İnşaat çalışanları yaşam savunucularına saldırdı. 29 Mayıs günü de toplanan yurttaşlara polis müdahale etti. Ertesi günün sabahın ilk ışıkları ile polis parka girerek, çadırları kaldırdı ve inşaat ekibinin çalışmalarına başlamasının önünü açtı. Aynı gün Yavuz Sultan Selim Köprüsü inşaatının açılışına katılan dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Ne yaparsanız yapın. Orası için karar verdik. Yapacağız” sözleri öfkeyi arttırdı.
17 GÜN ARALIKSIZ DEVAM ETTİ
30 Mayıs günü, Sırrı Süreyya Önder parkta basın açıklaması yaptı. Dozerlerin öne geçerek yıkımı durdurmaya çalışan Önder, beraberindekilerle nöbet başlattı. Önder’in nöbetine rağmen polis, parkta bulunan halka ikinci kez müdahale etti. 31 Mayıs günü, polisin kitleye müdahalesinin dozu arttı. İstanbul’da başlayan eylemler, Türkiye’nin başka kentlerine de yayıldı. Ankara’da Kuğulu Park, İzmir’de Gündoğdu Meydanı ve Konak bölgelerinde yapılan yürüyüşler, polisin müdahale etmesiyle sonuçlandı. Aynı gün Mersin’de Özgür Çocuk Parkı’nda, Dersim’de Sanat Sokağı’nda, İzmit’te Cumhuriyet Parkı’nda, Konya’da Atatürk Anıt Alanı’nda, Manisa’da Manolya Meydanı’nda, Marmaris ve Adana’nın Atatürk Parkı’nda eylemler yapıldı. 17 gün boyunca aralıksız devam eden eylemler sırasında birçok sokakta, caddede barikatlar kuruldu. Polislerin yanı sıra ırkçı gruplar da protestoculara saldırdı. Yine alanlarda halk nöbetler tutarak, polisin alanlarına girmesine izin vermedi. İstanbul’da halkın direnişi karşısında zor durumda kalan polise destek için jandarma da kent merkezine indi.
6 KİŞİ YAŞAMINI YİTİRDİ
Türkiye genelinde yaşanan çatışmalarda 5 kişi yaşamını yitirdi. İstanbul Ümraniye’de 4 Haziran’da yapılan eylemlerde bir kişinin araç ile protestocular arasına dalması sonucu Mehmet Ayvalıtaş yaşamını yitirdi. Antakya’da Abdullah Cömert polisin açtığı ateş sonucu kafasından vurularak öldürüldü. Tüm yaz devam eden eylemler kapsamında 2 Haziran’da Eskişehir Anadolu Üniversitesi İngilizce Öğretmenliği bölümünde öğrenci olan 19 yaşındaki Ali İsmail Korkmaz, sivil giyimli kişiler tarafından darp edilerek ağır yaralandı. Korkmaz, 38 gün sonra 10 Temmuz’da tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirdi. 10 Eylül günü, Antakya’da polisin müdahalesi sonucu Ahmet Atakan yaşamını yitirdi. İstanbul Okmeydanı’nda Mahmut Şevket Paşa mahallesinde polisin attığı gaz fişeğiyle başından yaralanan 14 yaşındaki Berkin Elvan 269 gün sonra, tedavi gördüğü Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde 11 Mart 2014’te yaşamını yitirdi. Ankara’da devam eden çatışmalarda ise Ethem Sarısülük, polisler tarafından öldürüldü.
‘EŞSİZ BİR DAYANIŞMA ÖRNEĞİYDİ’
Taksim Meydanı’nı kimliksizleştirip betonlaştıran ve Gezi Parkı’ın yerine Topçu Kışlası’nı inşa edecek planlara karşı bir örgütlü mücadele verebilmek için o dönem bir araya geldiklerini ifade eden Taksim Dayanışması Eşsekreteri Akif Burak Atlar, “68 farklı meslek odaları, sendika, siyasi parti ve sivil toplum inisiyatifinin bir araya gelip oluşturduğu bir platformdu ve biz 2012’den Mayıs 2013’e kadar birçok itiraz yaptık, dava açtık, imzalar toplayıp yürüyüşler düzenledik. Açtığımız davaları kazandığımız bir süreçte, hukuksuz bir şekilde Mayıs ayının son günlerinde iş makinelerinin Gezi Parkı’na dalması karşısında hukuksuz olan bu çalışmayı engellemek üzere oradaydık” dedi.
‘GEZİ BUGÜN DE TOPLUMUN HER KESİMİNDE SÜRÜYOR’
Polisin orantısız güç kullandığını hatırlatan Atlar, “Birkaç gün içinde Türkiye’nin her kesiminde bu hukuksuzluğa ve şiddete karşı insanların tek yürek olmasıyla bizi Gezi direnişi sürecine götürdü. Ve elbette içinden geçtiğimiz o dönemde toplumda ciddi rahatsızlıklar vardı. Otoriterleşen, demokratik hak ve özgürlüklerin giderek kısıtlandığı bir süreçten geçiyorduk. Gezi direnişi tüm bunların dile getirildiği eşsiz bir dayanışma örneği olarak 2013’te yaşandı. Bugün de bu hassasiyetlerin aslında toplumun her kesimine yayıldığını ve bunun sürdürüldüğünü söyleyebilmek mümkün” ifadelerini kullandı.
‘ATILAN TOHUMLAR GEZİ’DE KÖK SALDI’
O dönem demokrasi mücadelesi adına bir araya gelen halkın “Biz buradayız” mesajı verdiğini kaydeden Atlar, fakat şu an içinden geçilen sürece bakıldığında Türkiye’de ideal demokrasinin yaşanmadığını söyledi. O zaman tohumları ekilen dayanışmanın Gezi Parkı’na kök saldığını dile getiren Atlar, meyvelerini hep birlikte, omuz omuza toplayacakları günlere doğru mücadeleyi sürdürmek gerektiğinin altını çizdi.
‘KARANLIKLAR GEÇER GEZİ KALIR’
Gezi’nin Türkiye toplumsal tarihinin önemli bir hatırası olacağını sözlerine ekleyen Atlar, “O gün bizlerin deneyimlediği ilkesel doğruluk, bu toplumun geleceğine ışık tutacak. O yüzden karanlıklar geçer, Gezi kalır, kalmaya devam edecek” ifadelerini kullandı. Haklı bir mücadele verdikleri için haklılıklarının kendilerini kararlı kıldığını dile getiren Atlar, Gezi’nin yıl dönümünde yapacakları etkinliklerde şu mesajları vereceklerini aktardı: “Gezi’nin bundan önceki yıllardaki bir aradalığımızı, meydanda olduğumuzu, mücadele edeceğimizi belirttiğimiz gibi bunun kalıcı ve haklı bir yol olduğunu bir kez daha ifade edeceğiz.”
‘İNSANLAR ARASINDAKİ BİRLEŞİMİ SAĞLADILAR’
Gezi zamanında polis tarafından öldürülen Berkin Elvan’ın annesi Gülsüm Elvan da, Gezi’nin her yıl dönümünde çocuğuna olan özlemlerinin daha da katlandığını dile getirerek, “Açıkçası bir tarafımızı bizden aldılar. Canımızı aldılar bizden. Ama şunu hiç kimse unutmasın. Bir yandan acı varken, diğer yandan bu çocuklar, insanlar arasındaki birleşimi sağladı. Umarım bu birleşimi yeniden oluşturup sürdürürler. Eminim geriden gelen nesiller de bunu unutturmayacak. Onlar anılıp hatırlanacaklar; ama bazıları hiç hatırlanmayacak” diye konuştu.
‘SUSMAYACAĞIM’
Çocuğunu kaybettikten sonra yaşamındaki değişimi aktaran Elvan, şöyle devam etti: “Yaşam diye bir şey bizde kalmadı. Evin içine girdiğimizde yaşam diye bir şey yok. Ama ayakta kalmak zorundayım. İnadına yaşayacağım. Onları cezalandırana kadar, sadece vuranı değil, emri veren de dahil olmak üzere cezalandırana kadar susmayacağım. Acıyı bir tarafıma çekip üstüne bir fermuar çekerek bunun için mücadele edeceğim. Çünkü o çocuğu kolay kolay o yaşa getirmedim. Ve o yaşa getirip de birileri çıkıp kendi siyaseti için, kendi rantı için çocuğumu vurması için doğurmadım. Sonuna kadar mücadeleme devam edeceğim.”
MA / Muhammet Doğru