Ana SayfaGüncel HaberlerGözaltında kaybedilen Doğan’ın hikayesi

Gözaltında kaybedilen Doğan’ın hikayesi

Kayıp yakınları ve İnsan Hakları Derneği (İHD) Amed Şubesi’nin her hafta gerçekleştirdiği “Kayıplar bulunsun, failler yargılansın” eyleminin 611’incisinde bir video yayımlandı. Derneğin sanal medya hesaplarında yayımlanan videoda, derneğin yöneticisi Ercan Yılmaz, Amed’de 27 Kasım 1993’te gözaltında kaybedilen Mahmut Doğan’ın hikayesini anlattı.

AİLEYE BİLGİ VERİLMEZ, HAKARET EDİLİR

Doğan’ın evli ve 4 çocuk babası olduğunu hatırlatan Yılmaz, şunları anlattı:

“Ailesi ile birlikte şehir merkezinde yaşayan Mahmut, ticari taksi şoförlüğü işini yapıyordu. 27 Kasım 1993’te öğlen vakti ikamet ettiği evden işe gitmek için taksisiyle çıktı. Akşam saatlerine kadar kendisinden haber gelmeyince ailesi endişelenmeye başlayıp hemen evlerinin bitişiğindeki Bağlar Polis Karakoluna başvurur. Karakoldaki yetkililer, endişelenmemeleri gerektiğini, beklemelerini ama isterse Emniyet Müdürlüğü’ne gidebileceği cevabını verir. Mahmut’un eşi ile ailesi bu defa Emniyet Müdürlüğü’ne gider. Emniyetteki yetkililer, Mahmut’un gözaltında olduğunu, arabasında silah yakalandığı bilgisini verir. Polisler ayrıca aileden, Mahmut’a yemek getirmelerini ister. Bunun üzerine Emniyet’ten ayrılıp evden yemek almaya giden Mahmut’un eşi, emniyete yarım saat içerisinde tekrar dönerek eşini sorar. Bu defa Emniyetteki görevliler, aileye sözlü olarak hakaret edip Mahmut’un emniyette olmadığı cevabını verir.

Dönemin karakol amiri Başkomiser Coşar Coşkun, emniyet müdürlüğünü arayarak bilgi ister. Emniyet Müdürlüğü, isim benzerliği olduğunu, böyle bir ismin emniyette olmadığını bildirir. Coşkun, ailenin kayıp başvurusu yapmasını ister. Aile 3 gün sonra karakol tarafından çağrılır. Karakoldakiler aileye, çalıntı araç ihbarı yaptıkları için çağırdıklarını söyler. Mahmut’un eşi ise çalıntı araç ihbarı yapmadığını, karakola eşini aramak, akıbetini öğrenmek için başvurduğu cevabını verir. Karakol aileye aracın Çınar Ovabağ Karakolunda olduğunu, saat 04.30’dan sonra karakola gidip arabayı alabileceklerini söyler. Aile karakoldan arabayı alıp eve döner.”

SAVCILIK DOSYAYI KAPATTI

Yılmaz, 28 Ocak 1994’te Mahmut Doğan ile 1 kişinin cenazesinin Çınar ilçesinin Karacadağ bölgesindeki Bellitaş köyündeki Reçellik mağaralarında bulunduğu ve ilçeye götürüldüğünü kaydederek, Cenaze üzerine otopsi işlemi yapılır. Ardından aile suç duyurusunda bulunur. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, olayın yaşandığı Bellitaş köyüne yakın bir yerde patlama olduğu ve bunun sonucunda birçok kişi öldüğü gerekçesiyle dosyayı kapatır. Olay faili meçhul olarak kaldı” şeklinde konuştu.

 

 

Alevi Gazetesi Haber Merkezi
Alevi Gazetesi Haber Merkezi
Alevi Gazetesi Haber Merkezi, ulusal ve uluslararası haber ajanslarından derlenen haberleri Alevi toplumunun bakış açısıyla okuyucularına sunar.
spot_img

En Çok Okunanlar

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Yazardan Daha Fazlası

Alevi Gençliği Medya Alışkanlıklarını Tartıştı

Avrupa Alevi Gençler Birliği tarafından Frankfurt Cemevi'nde düzenlenen "Avrupa Alevi Gençlik Çalıştayı X Talks" etkinliğinde, gençlerin medya alışkanlıkları ve yeni medya araçlarının geleneksel medyaya göre avantajları tartışıldı. Uzmanların katılımıyla gerçekleştirilen çalıştayda, Alevi med

Alevi Gençliği Siyasette Güçlü Olmalı!

Avrupa Alevi Gençler Birliği, 4 Nisan 2026'da Frankfurt Cemevi'nde düzenleyeceği "Gençlik ve Politika Oturumu" ile Alevi gençliğinin siyaset ve diplomasi içindeki rolünü tartışacak. Metinde, Alevi gençliğinin kimliğini koruması ve kültü

Akbelen Direnişine Destek: Esra Işıka Özgürlük!

Avrupa Alevi Kadınlar Birliği, Akbelen Ormanı'ndaki direnişe destek vererek, yaşam savunucularıyla dayanışma içinde olduklarını açıkladı. Ayrıca, tutuklu Esra Işık için özgürlük talep etti ve direnişin yaşam ve onur mücadelesi olduğunu vurguladı.

Alevi kurumları siyasal iktidara karşı etkisiz kaldı!

Alevi kurumlarının siyasal iktidara karşı etkisiz kaldığını belirten Ercan Kazım Özer, Alevilerin sorunlarının derinleştiğini ve temel taleplerinin göz ardı edildiğini ifade etti. Özer, cemevlerinin yasal statü talebinin yalnızca ibadethane olarak değerlendirilmesinin yanlış olduğunu vurguladı
spot_img