HABERLER
Buğday fiyatlarındaki artış dizginlenemiyor
Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), Rusya‘nın Ukrayna’yı işgali ile başlayan savaş nedeniyle dünya genelinde açlığın artmasından endişe duyuyor. Teşkilatın Almanya, Avusturya ve Lichtenstein Genel Müdürü Martin Frick, Rusya ve Ukrayna’nın dünyanın önde gelen buğday ihcaratçıları olduğunu ve bu nedenle Rusya’nın Ukrayna’yı işgali ile buğday fiyatlarının kürsel çapta hızlı biçimde arttığını dile getirdi.
Rusya ile Ukrayna, küresel çaptaki buğday ihracatının yüzde 30’unu elinde bulunduruyor. Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısıyla buğday fiyatları geçtiğimiz günlerde hızla tırmanışa geçerek rekor kırmıştı. Bugün de yüzde 10 artışla Avrupa’da buğdayın tonu 418,74 Euro’ya yükseldi.
Alman bankası Commerzbank’ın analistlerinden Carsten Fritsch, Rusya ve Ukrayna’nın dünya piyasalarından koptuğunu, bu durumun özellikle Kuzey Afrika ülkeleriyle Ortadoğu’da büyük endişe yarattığını dile getirdi. Özellikle Kuzey Afrika ve Ortadoğu ülkeleri Rusya ve Ukrayna’dan buğday alıyor ve genellikle de sübvansiyonla ekmek üretilmesini sağlıyor. Nitekim bu ülkelerin çoğunda pek çok diğer az gelişmiş ülkelerde olduğu gibi ekmek temel gıda maddesi olma özelliğine sahip. Söz konusu ülkelerde buğday aşırı sıcak ve kurak iklim nedeniyle yetişmiyor.
Küresel rezervler en az seviyede
Buğday fiyatlarının artmasına neden olan bir diğer konu da dünya çapında rezervlerin yeterince dolu olmaması. Uluslararası Hububat Konseyi’nin (IGC) verilerine göre dünyanın önde gelen ihracatçılarından Avrupa Birliği (AB), Rusya, Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Kanada, Ukrayna, Avusturalya, Kazakistan ve Arjatın’de, 2021/2022 hasat dönemi için rezervler, 57 milyon ton ile son dokuz yılın en düşük seviyesine indi. Bu miktarın dünya ihtiyacının 27 günlük kısmına denk geldiğini belirten IGC, söz konusu ülkeler arasından Rusya ve Ukrayna çıkarıldığında mevcut buğday rezervinin dünyanın ihtiyacını ancak üç hafta karşılayabileceğini kaydetti.
Dünya rezervlerinin neredeyse yarısı Çin’in elinde
Uluslararası Hububat Konseyi’nin verilerine göre 131 milyon ton ile Çin dünyadaki buğday rezervlerinin yaklaşık yarısını elinde tutuyor, ancak Çin’deki buğday miktarına dair verilerin doğruluğunu bağımsız kaynaklardan teyit etmek mümkün değil, zira Pekin hükümeti buğdayı stratejik ürün saydığı için kesin verileri açıklamıyor.
Buğdayın stratejik ürün sayılması politikası çerçevesinde Çin yönetimi 2005-2006’dan itibaren buğday satın alımı için asgari taban fiyatı uygulamasını yürürlüğe koydu. Çin bu uygulama ile çiftçilerini buğday üretimine teşvik etmeyi hedefliyor. Ülke geçen yıl da 1 milyon ton oranında sadece Kuzey Kore’ye buğday ihraç etti.
Uluslararası Hububat Konseyi (IGC) ekonomistlerinden Alexander Karavaytsev, son iki yıl zarfında gıda tedariğinde güvence konusunun öne çıktığını, bunun sonucu olarak da Pekin’in yedi yıl aradan sonra 2021’de taban fiyatını artırdığını belirtti. Böylece hububat üretimi çiftçiler için cazip kılmaya çabalanıyor.
Karavaytsev, sadece Çin‘de değil başka ülkelerde de kötü hasat ve pandemi nedeniyle son iki senede gıda temininde güvence konusunun ana gündem maddesi haline geldiğini belirtiyor. Buğday fiyatları Avrupa’da son iki sene zarfında neredeyse ikiye katlanarak tonu önce 390,75 euro olmuştu. Bugün de yüzde 10 artışla 418,74 Euro’ya yükseldiği bildirildi.
Türkiye’de de endişe: Bazı un ve yağ ürünleri ihraç kısıtlaması listesine alındı
Yurt dışından ithal ettiği buğdayın yüzde 70’ini Rusya, yüzde 15’ini de Ukrayna’dan karşılayan Türkiye’de de son günlerde buğday sıkıntısı yaşanabileceğine dair endişe hakim. Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısıyla Türkiye’nin kendi ihtiyacını karşılayıp karşılayamayacağı sorusu gündemde.
27 Ocak’ta bazı Tarım Ürünlerinin İhracatına İlişkin Tebliğ Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Tebliğ, Tarım ve Orman Bakanlığı’na, belirlenen kimi ürünlerin ihracatında, gerektiğinde dönemsel düzenlemeler yapma yetkisi veriyor. Akabinde 20 tarım ürününün ihracatına ilişkin yetki alan Bakanlık, Rusya-Ukrayna savaşının etkisiyle girilen bu hafta başında önce zeytinyağı, fasulye ve kırmızı mercimek ihracatına kısıtlama getirmişti. Bugün de yine Resmi Gazete’de yayınlanan bir tebliğ ile bu listeye, Ukrayna’ya Rusya’nın saldırmasıyla oluşabilecek arz sıkıntısı sebebiyle bazı un ve yağ çeşitlerinin de eklendiği duyuruldu. Böylece ihracatına kısıtlama getirilen ürün sayısı 37’ye çıktı.
Bunlar arasında büyükbaş ve küçükbaş hayvan eti, pirinç, buğday, mısır unu, aşurelik buğday, soya, zeytinyağı, zeytin, ayçiçeği tohumu yağı, pamuk yağı, patates, sivri biber, patlıcan, elma, limon gibi yaygın kullanılan gıda ürünleri de bulunuyor.
Tahılın hayvan yemi ve enerji üretiminde kullanılması nedeniyle başka alanları da olumsuz etkileyeceği bildiriliyor. Almanya’daki tavuk ve kanatlı havyan ticareti ile uğraşan çiftçiler, buğday ve mısırın yakıt üretiminde kulanılmasına son verilmesi için hükümete çağrıda bulundular. Çok sayıda örgüte üye çiftçilerin, Federal Tarım Bakanı Cem Özdemir ile Aşağı Saksonya Eyalet Tarım Bakanı Barbara Otte-Kinast’a’e bir mektup yazarak, küresel çapta yaşanan hububat sıkıntısına dikkat çektikleri ve yakıt üretiminde kullanılmaya devam edilmesi halinde hayvanların yem ihtiyacının karşılanmasında sıkıntıya girileceğini ve besiciliği tehlikeye atacağını ilettikleri bildiriliyor.
DW,Reuters,dpa,KNA / ETO,ET
© Deutsche Welle Türkçe
HABERLER
Ayten Kordu, Kadın Bakanlığı için kanun teklifi verdi!
Dersim Milletvekili Ayten Kordu, toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadınlara yönelik ayrımcılıkla mücadele amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne “Kadın Bakanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Teklifi” sundu. Teklif, kadınların yaşam hakkını korumak ve eşit
Dersim Milletvekili Ayten Kordu, toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadınlara yönelik ayrımcılıkla mücadele amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne “Kadın Bakanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Teklifi” sundu. Teklif, 6 Mart 2026 tarihinde TBMM Başkanlığı’na iletildi.
Kordu, kadınların yaşamın her alanında eşit, güvenli ve özgür bir şekilde var olabilmesi için yalnızca kadın sorunlarına odaklanan bir Kadın Bakanlığı’nın kurulmasını önerdi. Türkiye’nin kadın cinayetlerinin en fazla yaşandığı ülkeler arasında olduğunu vurgulayan Kordu, cinsiyet temelli şiddet ve ayrımcılığın, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin bir sonucu olarak kadınları dışladığını belirtti.
Kanun teklifinde, kadınlara yönelik şiddetin önlenmesi, yaşam hakkının korunması ve eşitlikçi politikaların hayata geçirilmesi hedefleniyor. Kordu, İsveç, Norveç, Fransa ve İspanya gibi ülkelerin örnekleri üzerinden Türkiye’de de benzer bir yapı kurulmasının zorunlu olduğunu ifade etti.
Teklifte, kurulması önerilen bakanlığın görevleri arasında kadınların istihdamını artırmak, toplumsal cinsiyet eşitliğini devlet politikası haline getirmek ve kadın dostu kentler ile danışma merkezleri oluşturmak yer alıyor. Ayrıca, Kadın Bakanlığı’nda görev alacak tüm kadroların kadınlardan oluşması gerektiği belirtiliyor.
Kordu, kadınların sosyal hayat, istihdam, eğitim ve sağlık gibi temel alanlarda yaşadığı ayrımcılığa dikkat çekerek, gerçek ve güçlü bir demokrasinin ancak cinsiyet eşitliği ile mümkün olabileceğini vurguladı. Kanun teklifinin TBMM komisyonlarına gelmesi ve görüşmelerin ardından Genel Kurul’a taşınması bekleniyor.
HABERLER
Şubat enflasyonu: ENAG ve TÜİK’ten farklı veriler
ENAG, Şubat ayı enflasyonunu yüzde 4.01, yıllık enflasyonu ise yüzde 54.14 olarak hesaplarken, TÜİK enflasyonu yüzde 2.96 ve yıllık enflasyonu yüzde 31.53 olarak duyurdu. İki kurum arasındaki enflasyon verilerindeki fark yüzde 22.61 olarak belirlendi
ENAG, Şubat ayı enflasyonunu yüzde 4.01 olarak hesapladı. Yıllık enflasyon artışı ise yüzde 54.14 olarak belirlendi. Bu, Ocak ayında kaydedilen yüzde 6.32’lik artışın ardından gelen önemli bir veri olarak öne çıkıyor.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ise aynı dönemde enflasyonu yüzde 2.96 olarak duyurdu. Yıllık bazda TÜİK’in hesapladığı enflasyon oranı ise yüzde 31.53 olarak kaydedildi. Bu iki kurum arasında Şubat ayı enflasyon verilerinde önemli bir fark oluştu.
ENAG ve TÜİK verileri arasındaki fark yüzde 22.61 olarak belirlendi. Bu durum, enflasyon verilerinin hesaplanmasında farklı yöntemlerin ve yaklaşımların etkili olduğunu gösteriyor.
Ekonomik belirsizliklerin sürdüğü bu günlerde, enflasyon verileri halkın yaşam standartlarını doğrudan etkileyen bir konu olarak dikkat çekiyor. Farklı hesaplamalar, ekonomik gerçekliğin nasıl algılandığına dair önemli ipuçları sunuyor.
HABERLER
Engelsiz Yaşam İçin Seminer Gerçekleştirildi
BAT-Cemevi, özel gereksinimli bireylerin hayatlarını kolaylaştırmak amacıyla ‘Yol engel tanımaz’ grubunu kurarak AABF iş birliğiyle ‘Engelsiz Bir Yaşam’ semineri düzenledi. Seminerde, özel gereksinimli bireylerin sorunları ve çözüm yolları ele alınırken, Alevi kurum
BAT-Cemevi, özel gereksinimli bireylerin hayatlarını kolaylaştırmak amacıyla ‘Yol engel tanımaz’ grubunu kurdu ve AABF iş birliğiyle ‘Engelsiz Bir Yaşam’ semineri düzenledi. Seminer, özel gereksinimli bireyler ve ailelerinin katılımıyla geçtiğimiz Cumartesi BAT-Cemevi ana salonunda gerçekleştirildi. Açılış konuşmalarında, grup üyeleri ve AABF Başkanı, özel gereksinimli bireylerin yaşadığı sorunlara ve bu sorunların çözüm yollarına dikkat çekti.
Seminerde, BAT YK üyesi Nazire Karaman, Almanya’daki resmi istatistikler üzerinden özel gereksinimli bireylerin sayısını vurguladı. AABF Başkanı Yüksel Özdemir ve AAAF Başkanı Serhan Namlı, toplumun bu bireyler için yeterince duyarlı olmadığını belirtti. Konuşmaların ardından Alevi deyiş ve türkülerinden oluşan bir dinleti gerçekleştirildi.
AABF 2. Başkanı Hasan Doğan Dede, Alevi kurumlarının özel gereksinimli bireylere daha fazla ilgi göstermesi gerektiğini ifade etti. Doğan, Alevilikte engelli tanımının olmadığını, engellerin insanlardan kaynaklandığını vurguladı. Ardından, ‘Yol engel tanımaz’ grubundan Nejla Yoloğlu, proje kapsamında yapılan faaliyetleri anlattı.
AABF GYK üyeleri Gülay Kurtyiğit ve Arif Yeşilyurt, özel gereksinimli bireylerin gündelik yaşamda karşılaştıkları zorlukları ele aldı. Türkiye ve Almanya’daki sorunlu bakış açılarına değinen sunumları, çözüm önerileri ile tamamlandı. Etkinlik, katılımcıların sorunları ve çözüm yollarını tartışmasıyla sona erdi.
-
HABERLER14 yıl ago’40 bin Alevi’ye kan kusturdum!’
-
HABERLER13 yıl agoDiyarbakır Alevi-Türkmen köyleri
-
Zeynel Gül1 yıl agoUtanmayalım da, ne yapalım!
-
Şükrü Yıldız9 yıl ago
Alevilerinin Gizli Payitahtı Elbistan!
-
Mehmet Tanlı12 ay agoSuriyede Aleviler Yok Ediliyor, Alevi Katliamı Var!
-
Şükrü Yıldız2 yıl agoBu fırtına nereden kopuyor? BAHOZ
-
Firaz Baran9 yıl ago
Pazarcık’ın Kürd Köyleri
-
Ali Köylüce6 ay agoDemokratik Toplum Paradigmasının, Mezopotamya Ve Ortadoğudaki Kültürel Arka Planı ALİ KÖYLÜCE
