Ana SayfaGüncel HaberlerKGB’nin arşivinden çıkan bir...

KGB’nin arşivinden çıkan bir yazar

Andrey Platonov, 1899’da Don Nehri’nin kollarından birinin yakınında konumlanmış Voronej’de dünyaya gelen bir Rus yazar. Bu yazarı yakın dönemde keşfetmemizin nedeniyse, eserlerini yoğun buhranların yaşandığı bir dönemde vermiş olması. Yazdıklarını Stalin döneminin Sovyetlerinde kaleme alan Platonov’un kendi de Kızıl Ordu’da savaşan bir yazar; lakin yaşadığı bölgedeki deneyimleri, onun sosyalizm fikriyle çok da örtüşmüyor. Belki de tam da bu yüzden Platonov, “kötü olan her şeyin bittiği; ama iyi olan hiçbir şeyin yaşanmadığı hayatları” anlatıyor.

YASAKLI KİTAPLARIN YAZARI

Çoğunlukla, kurulan yeni rejime ayak uyduramayan insanların öyküsünün anlatıldığı kitaplarında, ana tema olarak bambaşka olacağı tahayyül edilen dünyanın, yine kendi gibi insanlar tarafından yaratılan muğlak felaketlerle nasıl da kurulamadığı ve bireylerin bu felaketlerden nasıl etkilendiği işleniyor. Maksim Gorki’nin dahi takdirini kazanan yazar, rejime yönelik eleştirileriyle yasaklı kitapların yazarları arasında yerini buluyor ve –maalesef– bu kararlı eleştirilerinin ceremesini yazarın oğlu da çekiyor. Oğlu, henüz on beş yaşındayken sürgüne yollanıyor, Platonov da sürgünden dönen oğlundan kaptığı tüberküloz nedeniyle yaşamını yitiriyor.

Platonov’un öyküleri 1950’lerin sonlarında Rusya’da yeniden yayımlanmaya başladıysa da başlıca eserleri 1980’lerin sonuna dek yasaklı kaldı. KGB’nin edebiyat arşivinin kısmen halka açılmasıyla ortaya çıkan ve yazarın da Türkçeye 2012 yılında çevrilen “Mutlu Moskova” romanı, Rusya’da ilk kez 1991 yılında yayımlandı. Türkçeye çevirileri yeni yeni yapılan Platonov, henüz okumamış olanlar için en kıymetli hazinelerden biri.

İÇİNE ATILDIĞIMIZ ÇUKUR

Platonov’un yine Metis Yayınları tarafından yayımlanan son romanının ismi gayet ironik: “Çukur”. Kitap, Stalin Rusyasında, insanların gelecekteki güzel günlerde bir arada yaşaması için yapılması planlanan devasa bir binanın temelinin kazılma sürecini anlatıyor. Çukur’daki aktarımlarını anlatan Voşov ise, üretim esnasında düşündüğü için işten çıkarılan bir işçi. Platonov, incelikli rejim eleştirisini Voşov üzerinden şöyle aktarıyor:

“İdare senin üretim sırasında durup düşündüğünü söylüyor, dediler fabrika komitesinde ona. ‘Ne düşünüyordun yoldaş Voşov?’

‘Yaşam planını.’

‘Fabrika hazır tröst planına göre çalışır. Özel hayatının planını da kulüpte yahut kızıl köşede kurabilirdin.’

‘Ortak yaşam planı üzerinde düşünüyordum ben. Kendi yaşamımdan korkmam ki, benim için bilmece değildir.’

‘Ee, ne yapabilirdin peki?’

‘Mutluluk benzeri bir şey bulabilirdim, manevi anlam sayesinde de verimlilik artardı.’

‘Mutluluk materyalizmden gelir, yoldaş Voşov, anlamdan değil. Biz seni savunamayız, bilinçsiz adamsın, kendimizi kitlelerin kuyruğunda bulmak istemeyiz.’”

BİR GRUP VOŞOV OLMAK

Platonov, tıpkı Mutlu Moskova’da ve diğer kitaplarında olduğu gibi okuru varoluşsal sorgulamalara yöneltiyor. Mizah dozu diğer kitaplarına göre daha yüksek olan ya da artık Platonov’a alışanlar için her eleştirisi hayli muzip gelen yazarın zekâsına hayran kalmamak mümkün değil. İstediğimiz ve hayalini kurduğumuz dünyanın, iyi bir şekilde kurulmadığında başımıza geleceklerin en iyi örneği Platonov’un kitapları. Bir ideal için yaşıyormuş gibi görünüp, sürekli bir şeyleri suistimal edenleri anlamak için de hayli yardımcı. Solcu patronlara kızmaktan vazgeçmek gibi bir şey çünkü Platonov okumak.

“Voşov, karnını doyurmak için –mesai saatleri dışında da düşünebilirdi– en basitinden bir iş isteyecek gibi oldu ama rica etmek için insanlara saygı duymak gerekir, oysa Voşov muhataplarında bir duygu görmüyordu.”

Kaynak: Yeni Özgür Politika

Alevi Gazetesi Haber Merkezi
Alevi Gazetesi Haber Merkezi
Alevi Gazetesi Haber Merkezi, ulusal ve uluslararası haber ajanslarından derlenen haberleri Alevi toplumunun bakış açısıyla okuyucularına sunar.
spot_img

En Çok Okunanlar

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Yazardan Daha Fazlası

Alevi Konferansında Barış ve Demokrasi Vurgusu Yapıldı

Almanya'nın Augsburg kentinde düzenlenen "Demokrasi, Adalet ve Toplumsal Barış Konferansı"nda, Türkiye ve Avrupa'da toplumsal barış için çözüm önerileri tartışıldı. Katılımcılar, demokratik değerlerin güçlendirilmesi ve kalıcı barış için gerekli adımları vurguladı.

Jülide Kural, Dersimde Rosa Luxemburgu sahneye taşıdı

Jülide Kural, Dersim'de sahnelenen "Ben Rosa Luxemburg" oyunu ile Rosa Luxemburg'un yaşamını ve mücadelesini izleyicilere aktardı. Oyun, büyük ilgi gördü ve Kural, Rosa'nın tarihsel mücadelesinin gençler tarafından yeniden okunması gerektiğini vurguladı.

Koçgîrî Katliamı: Toplumsal hafıza ve inkâr düzeni!

Koçgîrî Katliamı'nın 105. yıldönümü dolayısıyla İstanbul'da düzenlenen panelde, katliamın tarihsel ve siyasal önemi vurgulandı. Konuşmacılar, Koçgîrî'nin inkâr düzenine karşı toplumsal hafızanın canlı tutulması gerektiğini belirtti.

Konyaaltı Cemevinde ücretsiz tiyatro etkinliği

Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü ve Cemevi Derneği, 27 Mart Dünya Tiyatrolar Günü dolayısıyla ücretsiz tiyatro etkinliği düzenleyerek Haldun Dormen’in "Hisseli Harikalar Kumpanyası" eserini sahneledi. Etkinlik, büyük ilgi gördü ve Alevilik kült
spot_img