HDP’li vekillere yönelik 4 Kasım operasyonunu değerlendiren Önder, kayyumların atanması döneminde yeterli direnç gösteremediklerini belirterek, ‘Çözüm bizim örgütlülüğümüzü süratle yeniden tahkim etmekten geçiyor. İçerideki arkadaşlarımızı çıkartacak olan da budur’ dedi
alkların Demokratik Partisi (HDP) eşbaşkanları ve milletvekillerinin 4 Kasım 2016’da, gece yarısı eş zamanlı bir operasyonla tutuklanmalarının üzerinden bir yıl geçti. Bu operasyonda gözaltına alınıp adli kontrol şartıyla serbest bırakılan HDP Meclis İdare Amiri ve Ankara Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, o gün yaşananları anlattı. Kendilerine yönelik bir operasyon beklediklerini belirten Önder, “O günlerde 8-10 kişilik liste zaten havuz medyasında çarşaf çarşaf yayınlanıyordu. Operasyondan bir gece önce bir anlamda hem sohbet hem de veda toplantısı gibi bir şey yaptık. Sayın Ahmet Türk, Selahattin Bey de oradaydı. Türküler söyledik. Geçmiş dönemin cezaevi dönemleri, oralarda gelişen mücadele anılarını dinledik paylaştık” diye konuştu.
AYM kendini imha etti
Siyasi iktidarın OHAL ve mahkemeler eliyle kendini ayakta tutmaya çalıştığını belirten Önder, “Bu ikisinden birisi üzerindeki mevcut tahakkümleri bir santim gerilese, ortada hükümette kalmaz, iktidar da kalmaz. Yönetebilme imkan ve kabiliyetlerinin tümünü yitirmiş durumdalar” dedi. AYM’nin hukuk ile alakasının kalmadığını belirten Önder, “Çok üzülüyorum. Samimi hissiyatımı söylüyorum. Orada tanıdığım üyeler var. Duyduğum öfkenin yanında, duyduğum diğer bir duygu tek kelimeyle üzüntü. İnsan kendini bu duruma düşürür mü? Ayıptır. Hukukun gereğini yapsanız, size ne yapabilirler. Bu dirayette çıkıp ‘Bizim önceden verilmiş bir kararımız var’ diyemiyorlar. Onun için AYM bu ülkede kendisini imha etmiştir. Kendi adıma konuşayım; yarın tutuklansam AYM’ye hiçbir müracaatta bulunmam” diye konuştu.
CHP ders çıkardı ama…
Dokunulmazlıkların kaldırılmasında CHP’nin rolüne de değinen Önder şöyle devam etti: “Dokunulmazlıklar kalkarsa, CHP’liler de tutuklanır demiştik. Nitekim aynı durumla karşı karşıya kaldılar. CHP bundan ders çıkardı. Eğer Adalet Yürüyüşü’nü gerçekleştirmeseydi, Kılıçdaroğlu da içerideydi. Bu gibi durumlarda en önemli karşı çıkış zemininiz bu itiraz ve direniş cephesini geniş tutmaktır. Nitekim parti ismi zikretmeden salt adalet kavramı içinde bütün ülkeye çağrı yaptı. Bu çağrı da önemli oranda karşılık buldu. Operasyon orada durdu. Fakat bu orada duracak anlamında değil.
‘Hiçbir beklentim yok’
Hükümetten ve yargıdan hiçbir beklentisinin olmadığını belirten Önder, “Bu hükümet yargıyı tamamen denetim altına almıştır. Hükümette bu meseleyi hem ulusal hem de bölgesel ölçekte Kürde düşmanlık temelinde, bir yaklaşım olarak benimsemiş durumda. Dolayısıyla kendi adıma hükümetle, diplomasi ya da AYM ile gelişecek hiçbir şey olduğunu düşünmüyorum. AİHM bu yıl bir karar verebilir. Buna dönük bir umudum var. Hükümetin tüm bu uzatma çabalarına rağmen bir karar çıkacak diye düşünüyorum. Fakat bu çözüm değildir. Çözüm bizim örgütlülüğümüzü, yaralanan ve hırpalanan bütün örgütlenme alanlarımızı süratle yeniden tahkim etmek, o güç ve dinamizmi birlikte oluşturmaktan geçiyor. İçerideki arkadaşlarımızı çıkartacak olan da budur” dedi.
Hayri Demir-Selman Güzelyüz /ANKARA -MA
Yeterli direnç gösterseydik
Belediyelere kayyum atandığı dönemde yeterli dinanizmi gösteremediklerini belirten Önder, şöyle devam etti: “Bunun özeleştirisini kendi adıma veriyorum. Çünkü süreç bizimle birlikte başlamadı. Biz belediyeler gasp edilirken, bu duyarlılığı ve bu dinamizmi sağlayabilseydik operasyonlar böyle seyretmeyebilirdi. Gerekçelerimiz var fakat biz gerekçelerin, mazeretlerin arkasına sığınarak siyaset yapamayız. 5 bin yöneticisi tutuklanmış bir siyasal partiden bahsediyoruz. Bütün bunlar kayyum rejimine geçilirken, toplumsal bir muhalefetin örgütlenmesinin önüne geçmek için atılmış adımlardı. Vekillerin tutuklanması, vekillerin tutuklanmasına itirazla önlenebilecek bir şey değildi. Vekillerin tutuklanması halkın diğer seçimleri, hatta bizden daha önemli seçilmişlerinin -yerel iktidar olan- tutuklanması sürecine nitelikli ve toplumsal bir itirazı oluşturabilseydik, dönüştürebilirdik. Büyük bir baskı vardı. Halkı direk HDP etkinliğine gidersen, canınla ödersin noktasına getirdiler. Bunlar bir mazerettir fakat bizler bu mazeretin arkasına sığınmaya hakkı olmayan insanlarız. Daha yaratıcı yol ve yöntemler bulmakla mükelleftik. Başta kendimi katarak söylüyorum; bulamadık, geliştiremedik.”