Ana Sayfa Blog Sayfa 1050

HDP Kadın Meclisi’nden AKP’ye İstanbul Sözleşmesi hatırlatmalı Anayasa cevabı

Gündemdeki birçok başlığa dair parti genel merkezlerinde basın açıklaması yapan HDP Kadın Meclisi Sözcüsü Başaran, Anayasa tartışmaları ile ilgili AKP iktidarının kadın politikalarını hatırlattı ve ‘Biz yokuz’ dedi

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Kadın Meclisi Sözcüsü Ayşe Acar Başaran, HDP Genel Merkezi’nde gündeme ilişkin basın toplantısı düzenledi.

Gündeme dair değerlendirmelerde bulunan Başaran, sözlerine Hrant Dink’i anarak başladı ve cinayetin diğer siyasi cinayetler gibi aydınlatılmadığına dikkat çekti.

Paris’te 23 Aralık’ta gerçekleşen katliamda yaşamını yitiren 3 Kürt’ten biri olan sanatçı Mir Perwer’in annesi Filiz Aydın’ın yaşamını yitirmesi ile ilgili ise Başaran, “Annesi Mir Perwer’i görememişti. Buna dayanamayıp yaşamını yitirdi, bu da bir ayıp, günah, utanç olarak Türkiye tarihine geçmiş oldu” diye belirtti.

Başaran’ın konuşmasından bazı başlıklar şöyle;

Afganistan’da Nebizade’nin katledilmesi

“Geçtiğimiz günlerde Afganistan’da Taliban öncesi görev yapan milletvekili Mürsel Nebizade’nin evinde kimliği belirsiz kişilerce katledildiğini üzülerek öğrendik. Ve yine İran’da Jina e-Amini’nin katledilmesinden sonra Rojhilat ve İran’ın tümüne yayılan eylemlerde buna karşı Molla Rejimi saldırılarına devam ediyor. Bu süreç içerisinde birçok kişi protestolara katıldıkları ve özgürlük talep ettikleri için bu rejim tarafından idam edildi. Ama buradan bir kez daha ifade ediyoruz ki Afganistan’daki rejime karşı da Molla rejimine karşı da Türkiye’deki AKP-MHP erkek egemen faşist rejimine karşı da kadınlar her alanda mücadele etmeye devam edecek.”

Şiddet kadın kırımı boyutuna ulaştı

“Biz neredeyse her açıklamamızda maalesef bu kürsülerden kadına yönelik şiddet verilerini açıklamak zorunda kalıyoruz. Bizler açıklamasak iktidar kadına yönelik şiddet hiç yokmuş gibi tozpembe bir tablo çiziyor. Bakın sadece basına yansıyan veriler üzerinden bile baktığımızda aslında kadın kırımı boyutuna gelmiş bir şiddetin olduğuna hep beraber şahitlik ediyoruz. 2022 yılında en az 334 kadın erkek şiddeti ile katledildi, yine 245 kadın da her nasıl oluyorsa şüpheli bir biçimde yaşamını yitirdi.”

AKP-MHP’nin yapacağı anayasa düzenlemesinde biz yokuz

“Türkiye’de bu tabloyla karşı karşıyayken iktidar seçim yatırımı olarak anayasa düzenlemesiyle karşımıza geldi. Anayasa teklifine dair AKP’nin görüşme talebini reddettiğimizi kamuoyuyla paylaşmıştık. Yine, Anayasa Komisyonu’nda yapılacak görüşmelere katılmayacağımızı da kamuoyuna deklare etmiştik. Buradan bir kez daha altını çizmek istiyoruz: Çünkü bu ülkede kadına yönelik katliamlar artarken, tecrit, yoksulluk, baskı almış başını giderken ve bunun müsebbibi olan AKP-MHP iktidarının yapacağı bir anayasa düzenlemesinde biz yokuz.”

İstanbul Sözleşmesi’nden çekilenlerle anayasa yapılmaz

“Çünkü biliyoruz ki bu iktidarın derdi, kadınlara özgürlük alanı açmak değil, toplumda demokratik değişim değil, demokratik bir anayasa oluşturmak değil; iktidarın tek derdi var; seçim sürecinde nefret söylemini körükleme, tüm bu süreci de kadınların üzerinden yürütmedir. Bu toplumda nefreti körükleyen, ayrıştırma siyasetini büyüten, kadınların taleplerini seçim malzemesi haline getiren bu iktidarın bu politikalarına karşı tutumumuz nettir. Tek adam rejimiyle İstanbul Sözleşmesi’nden bir gece yarısı çekilme kararını deklare eden bir ittifakla özgürlükler adına bir anayasa yapılmaz. Partimiz kadın bedeni üzerinden yürütülmek istenen bu seçim propagandasının bir parçası olmayacak.”

En yüksek işsizlik oranı kadınlarda

“Biz, kadınların ne talep ettiğini çok iyi biliyoruz. Biz daha önce başörtülü kadınlarla, başörtü özgürlüğü için kol kola mücadele ettik bugün de başörtülü-başörtüsüz, hangi görüş ve inançtan olursa olsun bütün kadınlarla özgür bir yaşamı biz inşa edeceğiz. Bunu kapalı kapılar ardından seçim malzemesi yapılmasına izin vermeyeceğimizin bir kez daha altını çiziyoruz. Kadınlar, bu ülkede en derin yoksulluğu yaşayan kesimlerdir. Bakın şu an ülkede DİSK-AR’ın işsizlik ve istihdam raporlarına göre Kasım ayında işsizlik türlerine göre en yüksek olduğu kategori yüzde 27,5 ile kadın işsizliğidir. İkinci en yüksek işsizlik kategorisi ise yüzde 23,9 ile genç kadın işsizliği oldu. Yani bu ülkede en fazla kadınlar yoksul; ama genç kadınlar bu yoksulluğu ve işsizliği en derinden yaşıyorlar. Kadınlar, aşsız kaldığı süre içinde şiddet gördü, ama iktidar kalkmış bize anayasadan söz ediyor.”

Ayşe Gökkan’ın yargılanması

“TJA Dönem Sözcüsü Ayşe Gökkan yargılanmış ve 30 yıl ceza verilmişti. Gökkan bu ülkede kadın mücadelesinin öncülerinden, Kürt kadın hareketinin öncülerindendir. Türkiye’nin yüz aklarındandır. Kendisine verilen ceza bozuldu. Gökkan ısrarla mahkeme salonuna gelmek istemesine rağmen SEGBİS ile bağlantı bağlanma ısrarı devam etti. Kürtçe savunma yapma talebi karşılanmadı. Bu Gökkan’ın kendi mücadelesini, tavrını kamuoyuyla paylaşmasının engelleme yöntemlerinden biriydi. Hepimiz Ayşe Gökkan’ız; onun sesi, mücadelesi, Türkiye ve Kürdistan’ın dört bir yanında yankılanmaya devam ediyor.”

Milyonların gözü İmralı’da

“Sayın Öcalan’a yönelik hukukun tamamen askıya alınması, hiç bir haber alınmaması halkta ve bizlerde ciddi bir endişeye neden olmaktadır. Sayın Öcalan’ın sesi, sözü sağlığı milyonların gündeminde. Milyonların gözü kulağı İmralı adasından, Sayın Öcalan’dan gelecek haberde. Geçen haftalarda 2 Kürt yurttaş tecridi protesto etmek için bedenini ateşe verdi. Öncelikle ailelerine sabır ve güç diliyoruz. Ölümleri bizi ve bütün toplumu derin üzüntüye boğdu. Biz bu eylem tarzını kabul etmediğimizi buradan bir kez daha ifade etmek istiyoruz. Buna sebep olan tecride de bir an önce son verilmesi gerektiğini ifade etmek istiyoruz.”

Başaran, HDP’nin Cumhurbaşkanlığı için göstereceği aday tartışmalarına dönük sorulan soruya da, “Şu anda tartışmalarımız devam ediyor. Kendi adayımızı çıkaracağımız yönünde kamuoyuyla kararımızı paylaşmıştık. Önümüzdeki günlerde adayımızı sizlerle paylaşacağız, şimdiden sürprizi bozmuş olmayalım” şeklinde cevap verdi.

Kaynak: MA

#HDP #Kadın #Meclisinden #AKPye #İstanbul #Sözleşmesi #hatırlatmalı #Anayasa #cevabı

Asrın Hukuk Bürosu’ndan İmralı için başvuru

Asrın Hukuk Bürosu avukatları ağır tecrit altında tutulan PKK Lideri Abdullah Öcalan ile görüşmek için haftalık başvurularını yenilerken şimdiye kadar yapılan tüm başvurular cevapsız bırakıldı

İmralı Cezaevi’nde 24 yıldır ağırlaştırılmış tecrit altında tutulan ve 22 aydır da hiçbir şekilde haber alınamayan PKK Lideri Abdullah Öcalan ile görüşmek için Asrın Hukuk Bürosu avukatlarından Rezan Sarıca, Raziye Öztürk, Emran Emekçi ve Faik Özgür Erol Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı ve İmralı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü’ne başvuruda bulundu.

Haftalık başvuru

Abdullah Öcalan ile görüşmek için haftada 2 kez yaptıkları başvurulara olumlu ya da olumsuz bir cevap verilmeyen avukatlar, bu nedenle 22 Kasım 2021 tarihinde Bursa Ceza İnfaz Hakimliği’ne “derhal görüşme” başvurusunda bulundu. Hakimlik, Abdullah Öcalan hakkında 12 Ekim 2021’de verilen 6 aylık avukat görüş yasağı ile 18 Ağustos 2021’de verilen 3 aylık aile görüş yasağı kararını gerekçe göstererek, başvuruyu reddetti. Ancak yasağa gerekçe gösterilen kararlara dair avukatlara bilgi verilmedi.

Yasak üstüne yasak!

Aile görüş yasağı ise 18 Kasım 2021’de son buldu. Ancak sonrasında yapılan bütün başvurular sonuçsuz bırakıldı. Abdullah Öcalan’a, Bursa İnfaz Hakimliği tarafından da 12 Ekim 2021’de 6 aylık avukat görüş yasağı verilmişti. Görüş yasağı 22 Nisan’da sona ermesine rağmen müvekkilleriyle görüştürülmeyen avukatlar, görüş için yaptıkları tüm başvurulara herhangi bir yanıt alamadı. Bunun üzerine ise avukatlar, 29 Nisan’da bir kez daha Bursa İnfaz Hakimliği’ne başvuruda bulundu. Hakimlik aynı gün avukatların başvurusuna yanıt vererek, görüşme talebini yine reddetti. Görüş talebinin reddedilmesine dair sunulan “gerekçe” ise, 13 Nisan’da hakimliğin verdiği 6 aylık avukat görüş yasağı gösterildi. Yasağın gerekçesi hakkında da yine avukatlara herhangi bir bilgi verilmedi.

4 dakikalık konuşma

Abdullah Öcalan, telefonla görüş hakkından ilk defa 27 Nisan 2020 tarihinde yararlandırıldı. Abdullah Öcalan, sanal medyada yer alan kimi iddiaların ardından kamuoyunda kaygıların büyümesi üzerine 25 Mart 2021’de kardeşi Mehmet Öcalan’la yine telefonla görüştü. Ancak Mehmet Öcalan, bu görüşmenin yarıda kesildiğini duyurdu.

Aylardır haber yok

Abdullah Öcalan’ın avukatlarından Rezan Sarıca ve Nevroz Uysal, müvekkilleriyle 8 yıl aradan sonra en son 2-22 Mayıs, 12-18 Haziran ve 7 Ağustos 2019 tarihlerinde görüşebilmişti. Avukatlar o tarihten bu yana müvekkilleriyle görüştürülmüyor.

İSTANBUL

#Asrın #Hukuk #Bürosundan #İmralı #için #başvuru

AKP ‘anayasal hak’ diyor, hukukçular ‘kesinlikle aday olamaz’

AKP-MHP iktidarı Nisan 2018’de yapılan değişikliği anımsatarak Erdoğan’ın yeniden cumhurbaşkanı adayı olmasının ‘hukuka uygun’ olduğunu iddia etse de hukukçulara göre ‘Erdoğan kesinlikle aday olamaz’

Seçime yönelik iktidar kanadının açıklamalarıyla AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın adaylığı konusu yeniden gündeme geldi. Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Erdoğan’ın yeniden cumhurbaşkanı adayı olmasıyla ilgili “Sayın cumhurbaşkanımızın adaylığı anayasal hakkıdır. Hiçbir hukuki engel söz konusu değildir çünkü sayın cumhurbaşkanımız, cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin ilk cumhurbaşkanı olarak 2018’de seçilmiştir ve şu anda yapılacak seçim ikinci seçimdir” açıklamasını yaptı.

Meclis Başkanı Mustafa Şentop da daha önce yaptığı bir açıklamada Erdoğan’ın 2014’te seçilmesine olanak tanıyan anayasa maddesinin Nisan 2018’de yürürlükten kalktığını iddia etmişti. Şentop Erdoğan’ın adaylığı ile ilgili “Nisan 2018’de yeni bir madde yürürlüğe geldi. O madde ‘İki kez seçilebilir’ diyor. O maddeye göre bir kez seçildi. Bu hükmün yenilenmesi, bütün vatandaşlara olduğu gibi cumhurbaşkanına da tekrar aday olma ve seçilme hakkını iki kez tanımıştır” demişti.

Hukukçular ise iktidar kanadından Erdoğan’ın adaylığı konusunda hukuki engel olmadığına dair açıklamaların tam tersini söylüyor. Hukukçulara göre, ‘Erdoğan iki kez seçildi ve bir daha seçilemez.’

Hukukçu Turgut Kazan Cumhuriyet’e yaptığı açıklamada Şentop’un ‘madde değişikliği’ açıklaması ile ilgili, “Yeniden yazıldı ama eski metin. Bu yeni bir fıkra sayılabilir mi? Böyle bir hukuk anlayışı olabilir mi? Tam bir komiklik. ‘İki kez seçilebilir’ kuralı değişmediğine göre, böyle cambazlıklarla hukuk ayaklar altına alınamaz. Cumhurbaşkanı Erdoğan iki kez seçildi. Bir daha seçilemez. İstisnası var; erken seçim” yorumunu yapmıştı.

Kazan, demokrasilerde cumhurbaşkanı ya da devlet başkanının 7 yıllığına bir kez ya da 5 yıllığına iki kez seçilebileceğine yönelik temel kural olduğunu söylemişti.

HABER MERKEZİ

#AKP #anayasal #hak #diyor #hukukçular #kesinlikle #aday #olamaz

Zaman aşımı riski bulunuyor: Vartinis Davası yine ertelendi

Yıllardır DGM’den askeri mahkemelere birçok mahkeme gezen ve birçok kez kapatılıp tekrar açılan Vartinis Davası yine ertelendi. Zaman aşımı riskinin bulunduğu davada firari sanık Bülent Karaoğlu ‘bulunamıyor’

Mûş’un Têlî (Korkut) ilçesinde 3 Ekim 1993 yılında evleri yakılarak aynı aileden 9 kişinin katledildiği Vartinis Katliamı’na konu yargılamada beraat kararı verilmesinin ardından Yargıtay’da temyiz incelemesi sonrası bozulan Vartinis Davası’nın 11’inci duruşması Kırıkkale 1’inci Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü.

Duruşmada ilk olarak söz alan katledilen ailenin sağ kalan tek üyesi Aysel Öğüt, 30 yıldır süren adalet arayışlarının artık bir karşılık bulmasını istediklerini dile getirdi.

Öğüt’ün ve dava avukatlarının beyanlarının ardından ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, 9’uncu duruşmada firari sanık Bülent Karaoğlu’nun yakalanması için kırmızı bülten çıkarılmasına dair verdiği karar ile ilgili sürecin Emniyet Genel Müdürlüğü İnterpol Dairesi’nde henüz sona ermediği bilgisini paylaşarak duruşmayı 2 Mart’ta erteledi.

Dava süreci nasıl ilerledi?

Kamuoyunda Vartinis Davası olarak bilinen ve Mûş’un Têlî (Korkut) ilçesine bağlı Vartinis Beldesi’nde (Altınova) kırsalında 2 Ekim 1993’te askerlerin köyü ateşe vermesi sonucu Nasır ve Eşref Öğüt çifti, en büyüğü 12, en küçüğü ise henüz 3 yaşında olan 7 çocukları ile birlikte katledilmesi ile ilgili davada zaman aşımı riski bulunuyor.

Muş Cumhuriyet Başsavcılığı, “olayı PKK yaptı ve terör suçu” diyerek dosyayı görevsizlik kararı ile Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi Başsavcılığı’na göndermişit. Dönemin DGM Başsavcılığı, olayı “terör eylemi” olarak nitelendirdi ve “failleri belli olmadığı” gerekçesiyle dosyayı kapattı.

Öğüt, Avrupa Birliği’ne uyum sürecinde yapılan düzenlemelerle birlikte, 2003’te yeniden suç duyurusunda bulundu. Başsavcılık, bu kez olaya ilişkin soruşturma başlattı. Savcılık, iddialarda ismi geçen kişilerin askeri görevde oldukları gerekçesiyle Elazığ 8’inci Kolordu Komutanlığı Askeri Savcılığı’na suç duyurusunda bulundu. Dosya bu kez de 7 yıl askeri savcılıkta bekledi.

2011 yılında Öğüt ailesinin avukatları yeniden savcılığın yolunu tuttu. Muş Başsavcılığı, yasa değişiklerini de dikkate alarak soruşturmayı yürütüp tamamladı. Dönemin Hasköy İlçe Jandarma Komutanı Yüzbaşı Bülent Karaoğlu, Hasköy İlçe Jandarma Komando Bölük Komutanı Üstteğmen Hanefi Akyıldız, Muş Emniyet Müdürlüğü Özel Harekat Şube Müdürü Şerafettin Uz ve Gökyazı Karakol Komutanı Başçavuş Turhan Nurdoğan hakkında “kasten ev yakmak suretiyle birden çok kişinin ölümüne sebebiyet vermek” suçundan dava açıldı.

“Güvenlik” gerekçesiyle Kırıkkale Ağır Ceza Mahkemesi’nde alınan davanın 1 Mart 2016 tarihindeki karar duruşmasında, dönemin Hasköy İlçe Jandarma Komutanı Bülent Karaoğlu ile diğer 3 sanık hakkında “delil yetersizliğinden” beraat kararı verildi. Karara, “yargılamanın eksik yürütüldüğü” gerekçesiyle itirazda edildi.

Dosya, 5 yıl Yargıtay’da bekletilmesi ardından karar çıktı. Yargıtay, katliamdan dönemin İlçe Jandarma Alay Komutanı yüzbaşı Bülent Karaoğlu’nun sorumlu olduğuna ve yerel mahkemenin Karaoğlu hakkında verdiği beraat kararını “köyün yakılması emrini Yüzbaşı Karaoğlu vermiştir” diyerek bozdu.

Daire, ayrıca dava sanıkları arasında yer alan rütbeli 3 asker hakkındaki beraat kararını ise onadı. Kararın ardından Kırıkkale 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde 21 Eylül 2021 tarihinde görülen ilk duruşmada dönemin İlçe Jandarma Alay Komutanı Bülent Karaoğlu hakkında tutuklama kararı verildi. Ancak Karaoğlu Eylül 2021 tarihinden bu yana yakalanamadı.

Kaynak: MA

#Zaman #aşımı #riski #bulunuyor #Vartinis #Davası #yine #ertelendi

Gazeteci Güler’e beraat

Sanal medya hesapları paylaşımlarından hakkında dava açılan JINNEWS editörü Nişmiye Güler ilk duruşmada beraat etti

Gazetecilere yönelik baskılara her gün yenileri eklenirken, JINNEWS editörlerin Nişmiye Güler hakkında açılan davada beraat çıktı. Güler’in hakkında yaptığı haber paylaşımları gerekçesiyle açılan davanın ilk duruşması, Çağlayan’da bulunan İstanbul Adliyesi 27’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

Anma paylaşımları suç sayıldı

Kimlik tespiti ile başlayan duruşmada savunma yapan Güler, JINNEWS’te çalıştığını ve dijital medya paylaşımlarında andığı gazetecilerin yargılama sebebi olarak ele alındığını söyleyerek, gazeteci Deniz Fırat’ın tüm dünya tarafından tanınan bir gazeteci olduğunu ve görüntüsünü Twitter hesabından retweet ettiğini dile getirdi. Yine katledilen gazeteciler Nûjiyan Erhan İle Ayfer Serçe için retweetleri de 7 Ekim Kürt Gazeteciler Günü’nde anmak amacıyla yaptığını belirtti.

Güler, “Şu anda da İran’da kadınlara gerçekleştirilen saldırı ve katliamlara dönük bir ayaklanma var. O zaman da böyle bir paylaşım yaptığım için suçlanıyorum. Yine Türkiye’nin ilk kadın yayın yönetmeni Gurbetelli Ersöz ve ırkçı saldırılara dönük paylaşımlarım suçlama konusu yapılmış. Bunlar tamamen düşünce ve ifade özgürlüğü kapsamında” cümlelerini kullandı.

Masumiyet karinesine aykırı

Ardından söz alan avukat Sercan Korkmaz, “Müvekkilim bir gazeteci ve lisansını bunun üzerine yaptı. ‘Örgüt üyeliği’ soruşturmasında takipsizlik veriliyor ancak hiçbir alakası olmayan ‘propaganda’ suçlaması sürdürülüyor. Masumiyet karinesi ve adil yargılamaya aykırı olarak dosyadan kaldırılmasını istiyoruz” şeklinde konuştu.

Avukat Özcan Kılıç da meslektaşının beyanlarına katıldığını ekledi. Mahkeme başkanı ise bunun üzerine ırkçılığın hala sürdüğüne ancak “gerçek İslamiyette” yer almadığını iddia etti.

Ardından iddia makamı Güler hakkında “en üst sınırdan” ceza talebiyle mütalaasını sundu.

Kes-yapıştır tutanak

Karar öncesi yeniden savunma yapan avukat Korkmaz, “Propaganda suçlaması tesadüfi değil. ‘Örgüt üyeliği’ suçlaması düşünce, ‘bir şey bulmalıyız’ diyerek müvekkilin sosyal medya hesabına bakılmış. Suçlama konusu yapılan bu 5 haber dolayısıyla da haber ajansı herhangi bir yargılama geçirmemiş ama gazeteciye dava açılmış. Müvekkil tüm samimiyetiyle hangi paylaşımın ne gerekçeyle yapıldığını da açıkladı. Bu yüzden beraat talep ediyoruz” dedi.

Mütalaanın “adil” olmadığına vurgu yapan Korkmaz, “Jandarmanın tuttuğu tutanak kes-yapıştır şeklinde. Kendine göre yorum yapmış müvekkilimin paylaşımlarına dönük. Jandarmanın olduğu gibi tuttuğu tutanak mütalaa olarak karşımızda duruyor. 5 tane retweetten bahsediyoruz. Hukuka aykırılık içeren bir delil de yok. Ayrıca 2019’da açılan soruşturmada ‘suç unsuru bulunamadığı’ şeklinde yazı var dosyada” diye konuştu.

Beraat verildi

Kısa bir aranın arından kararını açıklayan mahkeme heyeti, “Cebir, tehdit ve şiddet” içermemesi nedeniyle Güler hakkında beraat kararı verdi.

İSTANBUL

 

 

#Gazeteci #Gülere #beraat

Beştaş: Tecrit sonlanmadan gerçek demokrasi mümkün değil

HDP Milletvekillerinin tecride dikkat çekmek amacıyla yaptıkları Adalet Nöbeti’nde konuşan Parti Grup Başkanvekili Beştaş, ‘Tecrit siyaseti sonlanmadan Türkiye’nin gerçek anlamda bir demokrasiye kavuşması mümkün değildir’ dedi

Halkların Demokratik Partisi (HDP) milletvekillerinin PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın avukatları ve ailesiyle görüştürülmesi talebiyle başlattıkları nöbet eylemi, 21’inci güne girdi. Meclis kapısından Adalet Bakanlığı’na kadar yapılan yürüyüşle süren eylem bugün Meclis önünde açıklama ile devam etti.

Bugün devam eden nöbete milletvekilleri Meral Danış Beştaş, Kemal Bülbül, Ömer Öcalan, Zeynel Özen, Feleknas Uca, Gülistan Kılıç Koçyiğit, Züleyha Gülüm, Kemal Peköz, Hüseyin Kaçmaz ve Rıdvan Turan katıldı. Bugünkü açıklamayı Parti Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş konuştu.

Tecritle kimse sonuç alamaz

Tecrit sonlanmadan Türkiye’ye demokrasinin gelmeyeceğini vurgulayan Beştaş, “Siyasi düşüncesi ne olursa olsun Türkiye’de yaşayan her bir demokratın öncelikli görevi tecrit siyasetini deşifre etmek olmalıdır. Çünkü tecrit siyaseti sonlanmadan Türkiye’nin gerçek anlamda bir demokrasiye kavuşması mümkün değildir. Tecritle kimse sonuç alamaz. Sadece erteleyebilir, zamana yayabilir, sorunlar yumağına, duygusal kopuşlara, farklı çözüm arayışlarına neden olur. Oysa çözüm, bir ada mesafesindedir. Savaş için ülkelere değil, adaya gitmelisiniz. Çünkü herkesin bildiği üzere İmralı’da Sayın Öcalan ile görüşme ve diyaloğun açıldığı dönemlerde, Türkiye’de Kürt sorununun barışçıl çözümünün tartışılabildiği ve demokrasi kültürünün yükseldiği dönemlerdir” dedi.

Milyonların talebi ayrıcalık değil hukuk

Taleplerinin İmralı’ya ayrıcalık uygulanması değil, hukukun uygulanması olduğunu belirten Beştaş , “Evet, tecrit sadece söylendiği kadar bir kelimeden ibaret değil. Türkiye’nin demokratikleşmesi, bütün yurttaşların eşit ve özgür şartlarda Anayasal güvence altında yaşaması için çok önemli bir odaktır, bir aktördür ve Türkiye bunu iki yıl boyunca denedi. Şimdi savaşta ısrar edenler, aynı zamanda tecritte de ısrar ediyor. Evet, bu konuda bir ayrıcalık kimse istemiyor. İmralı’da haksız yere tecritte tutulan mahpuslarda ayrıcalık istemiyor. Bunu kendileri de geçmişte her fırsatta söylediler. Milyonların ve bizlerin talebi ayrıcalık değil, hukuk ilkelerinin uygulanmasıdır. Herkes için eşitçe uygulanmasıdır. Kürt sorununu güvenlik konseptiyle ne çözebilir, ne bastırabilir, tecrit ile de sonuç alamaz” dedi.

Sorunları konuşmayarak çözemeyiz

HDP’nin her zaman savaşın karşısında yer aldığını söyleyen Beştaş , “Bazı meseleleri konuşmayarak, tartışmayarak, tartıştırmayarak, hiç bir şey çözülemez. Bu sadece kendilerini kandırma anlamına gelir. Biz Meclis’ten bir kez daha sesleniyoruz. Adalet Bakanına, Cumhurbaşkanına, iktidar grubuna, yetkili herkese, bu tecridi devam ettirerek, milyonlarca Kürt yurttaşı, aynı zamanda bunun kaldırılmasını isteyen Türk toplumunun taleplerini görmezden gelerek, asla başaramayacaksınız. Bu seçimde de kaybedeceksiniz. Biz bunu seçimlerle ilgili de söylemiyoruz. Seçim olsun olmasın, tecrit, insanlığa karşı suçlar, işkenceler, son bulmalıdır. Her dönemki rotamız budur” dedi.

ANKARA

 

#Beştaş #Tecrit #sonlanmadan #gerçek #demokrasi #mümkün #değil

Şenyaşar ailesi: Etkin kovuşturma kamera kayıtlarını ortaya çıkaracak

Şenyaşar ailesinden, Adalaet Nöbeti’nin 682’nci gününde mesaj; Etkin bir kovuşturma, hastane güvenlik kamera kayıtlarını da ortaya çıkaracaktır

Riha’nın (Urfa) Pirsûs (Suruç) ilçesinde, 14 Haziran 2018 tarihinde AKP Milletvekili İbrahim Halil Yıldız’ın koruma ve yakınları tarafından eşi ve iki oğlu katledilen Emine Şenyaşar ile saldırılardan yaralı kurtulan oğlu Ferit Şenyaşar’ın 9 Mart 2021’de başlattığı Adalet Nöbeti, 682’nci gününde.

Aile sanal medya hesabından, “Urfa Adliyesi önünde Adalet Nöbeti’miz 682’nci gününde devam ediyor. 4 yıl sonra Sağlık Bakanlığı pankartta bulunan ambulans ve hastanedeki tahribat ile ilgili şikayetçi oldu. Etkin bir kovuşturma, hastane güvenlik kamera kayıtlarını da ortaya çıkaracaktır” paylaşımında bulundu.

RIHA

 

#Şenyaşar #ailesi #Etkin #kovuşturma #kamera #kayıtlarını #ortaya #çıkaracak

HDK tutuklamalarında 7 kişiye tahliye

HDK’ye yönelik yürütülen soruşturma kapsamında tutuklu bulunan 7 kişi hakkında tahliye kararı verildi

Tekirdağ Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Halkların Demokratik Kongresi’ne (HDK) yönelik yürütülen soruşturma kapsamında 3 Haziran 2022’de gerçekleştirilen ev basınlarında gözaltına alınııp tutuklanan 7 kişi tahliye edildi.

Geçtiğimiz Haziran ayonda aralarında Halkların Demokratik Partisi (HDP) il ve ilçe yöneticilerinin de bulunduğu 37 kişi gözaltına alındı. Tekirdağ Emniyet Müdürlüğü’nde tutulan 37 kişi, 8 günlük gözaltının ardından savcılığa sevk edildi. 37 kişiden 29’u, “örgüt üyesi olmak” iddiasıyla tutuklandı. 8 kişi ise, adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Aylık tutuklama incelemesi yapan Tekirdağ Sulh Ceza Hakimliği, 21 Aralık’ta 11 kişinin tahliyesine karar vermişti.

Bugün yapılan aylık tutukluk incelemesinde ise, 7 siyasetçi hakkında tahliye kararı verildi.

Tahliye edilenlerin isimleri şöyle; Emin Şen, Seyit Soydan, Melehat Çelik, Hilal Civil Bakır, Fisün İşcan, Alev Ateş ve Betül Tuncel

HABER MERKEZİ

#HDK #tutuklamalarında #kişiye #tahliye

Yeşil Sol Parti’den anayasa değişikliği teklifi için açıklama

Yeşil Sol Parti Kadın Meclisi, bugün Meclis Genel Komisyonu’nda görüşülecek anayasa değişikliği teklifi için yazılı açıklama yaparak, ayrıştırıcı ve kutuplaştırıcı teklifin seçim malzemesi olarak kullanılmasına izin vermeyeceklerini belirtti

AKP-MHP tarafından getirilen anayasa değişikliği teklifi yarın Meclis Anayasa Komisyonu’nda görüşülecek. Teklife dair tartışmalar sürerken, Yeşil Sol Parti Kadın Meclisi yaptığı yazılı açıklama ile “Ayrımcılığa ve kutuplaşma siyasetine geçit vermeyeceğiz!” dedi.

“Ayrımcılığa ve kutuplaşma siyasetine geçit vermeyeceğiz. Kadın bedeni, giyimi kuşamı kadınların taleplerinden bağımsız olarak seçim sürecinin malzemesi haline getirilerek manipüle edilmesine izin vermeyeceğiz. Kadın, LGBTİ+ ve çocuk haklarına, toplumsal cinsiyet eşitliğine, din ve vicdan hürriyetine bakış açısı evrensel insan haklarıyla açıkça çelişen iktidarın anayasaya teklifinin geri çekilmesini sağlayacağız” denilen açıklamada tek adam rejimine son verileceği belirtildi.

Siyasi malzeme yapılacak

“Başörtüsü hakkının temel bir insan hakkı olarak görüyor ve herhangi bir anayasal güvenceye ihtiyaç duyulmaksızın korunmasının zorunlu olduğunu düşünüyoruz” denilen açıklamada , “Bununla beraber partili cumhurbaşkanının ‘Kanun yetmez, anayasal güvence’ diyerek tartışmalara dâhil olması, durumun siyasi malzeme olarak kullanılacağının en açık göstergesi olmuştur” denildi.

Kutuplaşma aracı yapılacak

“Türkiye’nin ikinci yüzyılının nasıl şekilleneceğini belirleyecek olan seçim sürecinin başlamış olması ile eş zamanlı yapılan başörtü tartışmalarında meselenin haklar meselesi olmadığı da görmek gerekir” denilen açıklamada, “Başörtüsü sorunu, yakın Türkiye siyasetinde kutuplaşma aracı olarak kullanılmıştır. “Helalleşme” sloganıyla başörtü sorununu yeniden gündeme taşıyan CHP, belli ki geçen yüzyılda döktüklerini toplamak üzere başörtüsü üzerinden adım atmaya çalışıyor. AKP ise kendi döneminde elde ettiği siyasi kazanımların, iktidarı kaybettikleri takdirde geri alınacağı korkusunu yayarak dağılmış olan tabanını, başörtüsü üzerinden konsolide etme derdinde” denildi.

Ayrımcı bir teklif

Açıklamada, “Anayasa’nın 24. maddesinde yapılması önerilen değişiklik teklifi, kadınları anayasal zeminde başörtülü ve başörtüsüz olmak üzere ayrıştırmasının yanı sıra dinsel ve mezhepsel bir kıyafet koduna vurgu yapması nedeniyle de son derece ayrımcı bir tekliftir. Bu değişiklik önerisi kadınların kılık kıyafet özgürlüğünün genişletilmesini hedeflememektedir. Aksine tek bir din ve mezhebin giyinme kodları dışında kalan tüm kadınların özgürlüğünü daraltabilecek bir içeriğe sahiptir” denildi.

Oy kaygısı taşıyor

“Bu değişiklik teklifiyle de aile tanımı yalnızca evlilik birliğine indirgenmekte, tek ebeveynli aile başta olmak üzere pek çok farklı aile biçimine dönük ayrımcılık yapılmaktadır. Değişiklik teklifinin gerekçesinde ifade edilen “sapkın akım”, “kutsallık”, “güçlü aile”, “insan tabiatına uygun birliktelik” gibi kavramlar evrensel insan haklarıyla açıkça çelişmesinin yanı sıra iktidarın kadınlara, LGBTİ+’lara ve toplumsal cinsiyet eşitliğine bakış açısını da bir kez daha ortaya koymaktadır” denilen açıklamada, “Anayasayı ve bir bütün hukuku kendi tekelinde kullanan, kararlara müdahale eden, yargı mensuplarını yönlendiren bir iktidardan gelen anayasa değişiklik teklifi üzerinden, oy kaygısıyla tartışmayı sürdürmek olsa olsa siyasi iddiasızlığın göstergesidir” denildi.

Seçim malzemesi yapılacak konu değil

“Başörtüsü de dâhil olmak üzere Türkiye’nin tarihsel sorunları oy kaygısına malzeme yapılacak meseleler değildir. Türkiye toplumu ve biz kadınlar, ne geçmişin restorasyonuyla sınırlı bir siyasal ufka, ne de totaliter rejime mahkûm değiliz” denilen açıklamada son olarak, teklifin geri çekilmesi için mücadele edileceği vurgulandı.

HABER MERKEZİ

#Yeşil #Sol #Partiden #anayasa #değişikliği #teklifi #için #açıklama

Kadın özgürlükçü kentten tecavüz merkezlerine: Efrîn’de 5 yılda değişenler

Efrîn 5 yıldır Türkiye’ye bağlı paramiliter grupların denetiminde; 5 yıllık süreçte en az 96 kadın katledildi, 72 kadın tecavüze maruz kaldı

Kuzey ve Doğu Suriye kenti Efrîn, Türkiye ve desteklediği paramiliter grupların eline geçmeden önce Rojava kadın devrimi için önemli bir pilot kentti. Kadın özgürlükçü sistemin ve eşbaşkanlık uygulamasının ilk uygulamaya geçildiği kentler arasında yer alan Efrîn, 5 yıldır Türkiye ve bağlı paramiliter güçlerin denetiminde. Bu 4 yıl içerisinde kent kadınlar için adeta bir cehenneme dönüştürüldü.

ANHA’nın haberine göre, bu 5 yıl içinde Efrîn’in ilçe ve köylerinde 8 bin 644 kişinin tutulduğu 26 merkez bulunuyor. Söz konusu merkezlerde ise kadınlar cinsel şiddet ve tecavüze maruz kalıyor.

Kadınların cinsel şiddet ve tecavüze uğradıkları bazı merkezler şöyle:

* El Mehkemê Cezaevi: Eski adliye binasında bulunuyor. Efrîn’in farklı ilçelerinden kaçırılan kadınlar burada tutuluyor. Cezaevi, Cebha El Şamiyê adlı grubun kontrolünde.

* El Mehmûdiye Cezaevi: El Hemza adlı paramiliter yapı tarafından yönetiliyor. Kaçırılan onlarca kişi burada tutuluyor. Kadınlar, 2 “özel oda”da tutuluyor.

* Itîhad El Erebî Okulu Cezaevi: Efrîn merkezde bulunan cezaevi Cebhe El Şamiyê’nin kontrolünde. Kadınlar için özel bir bölüm bulunuyor.

* El Kerame Okulu Cezaevi: Efrîn’in en eski okullarından. Feyleq El Şam adlı paramiliter grup tarafından yönetilen bu cezaevinde de kadınlara özel bir bölüm bulunmakta.

* Eski Yasama Meclisi Cezaevi: Şehrin merkezinde bulunuyor. “Kadınlar Hapishanesi” olarak biliniyor. Kaçırılan kadınlar binanın bodrum katında tutuluyor. Özellikle Kürtler, Türkiye istihbaratı ve bağlı paramiliter gruplar tarafından kaçırılıp, bu cezaevine getiriliyor. Bu cezaevinde 50 kadının tutulduğu belirtiliyor. Cezaevini kontrol eden paramiliter güçlerin, kadınları “emanet” olarak nitelendirildikleri belirtiliyor.

En az 96 kadın katledildi

Suriye-Efrîn İnsan Hakları Örgütü’nün verilerine göre ise, 5 yıllık süreçte tespit edilebilen en az 96 kadın katledildi, 72 kadın tecavüze maruz kaldı.

Kaynak: MA

#Kadın #özgürlükçü #kentten #tecavüz #merkezlerine #Efrînde #yılda #değişenler