Ana Sayfa Blog Sayfa 108

Avrupa’da Kadın, Alevi ve Kürt Olmak: Kimliğini Korumak Bir Direniştir HURİYE KABAYEL

Avrupa’da kadın olmak başlı başına zorken, bir de Alevi kimliğini taşımak, Kürt dilinin mirasçısı olmak… Bu yük, sadece bireysel bir sorumluluk değil; aynı zamanda kolektif bir tarih ve gelecek meselesidir. Göç hikâyemiz, ekmek parası arayışından ibaret değildir. Bu hikâye, kimliğini koruma, inancını yaşatma ve kültürünü yeni kuşaklara aktarma direnişidir.

Bugün Avrupa’nın sokaklarında yaşayan binlerce Alevi Kürt kadının hikâyesi, aslında bir direnişin sessiz çığlığıdır. Ne tam Avrupalı olabildik ne de özümüzden kopmadan yaşayabildik. İki dünya arasında sıkışmış bir kuşağız. Ama tam da bu sıkışmışlık, kimliğini savunmayı, varlığını korumayı bir yaşam felsefesi haline getirdi.

Kadın olmak burada da kolay değil. “Özgürlük” dendiğinde vitrinlerde çok şey gösteriliyor; fakat görünmez duvarlar hâlâ dimdik karşımızda. Bir de Kürt ve Alevi kimliğini sahipleniyorsan, o duvarlar daha da kalınlaşıyor. Çünkü mesele sadece kadın özgürlüğü değil; asimilasyona, kimliksizleşmeye ve kültürel yok oluşa karşı direnmek.

Bugün içinde bulunduğumuz süreç bize bir kez daha gösteriyor: Kimliğini korumak, barış mücadelesinin ayrılmaz bir parçasıdır. Barış, sadece savaşların bitmesi demek değildir; barış, dilimizin özgürce konuşulduğu, inancımızın baskılanmadığı, kadınların eşit yurttaş olduğu bir yaşamı kurmak demektir. Avrupa’da verdiğimiz mücadele, Türkiye ve Kürdistan’da yürütülen barış mücadelesiyle doğrudan bağlantılıdır. Çünkü biz buradaki varlığımızla, çocuklarımızı diline ve kültürüne bağlı yetiştirerek, bu barış sürecinin diasporadaki taşıyıcıları oluyoruz.

Anneler için yük çok daha ağır. Çocuğunu bir yandan çok kültürlü bir ortamda yaşatmak, diğer yandan kendi inancına, diline ve kültürüne bağlı yetiştirmek… İşte bu çaba, her gün yeniden verilen küçük ama büyük bir direniştir. Çünkü biliyoruz ki, barış yalnızca masa başında yapılacak anlaşmalarla gelmez. Barış, günlük yaşamın içinde, evde, okulda, işte, sokakta üretilir.

Bugün sorumluluğumuz büyük: Kadın mücadelesini büyütmek, Alevi kimliğini sahipsiz bırakmamak, Kürtçe’nin ve kültürümüzün yaşatılması için direnmektir. Barış sürecine katkımız da buradadır. Çünkü kimliğini koruyan bir toplum, barışın en güçlü teminatıdır.

Bizim hikâyemiz, göçmenlikten çok daha fazlasıdır. Bu, geleceğimizi kaybetmeme mücadelesidir. Eğer birleşirsek, eğer kadın olarak omuz omuza verirsek, eğer kimliğimizi sahiplenirsek, barışı biz kurabiliriz. Çünkü barış, en çok kadınların ellerinde yükselecek.

ABF: Kayyum Darbesi ile Muhalefeti Susturmayı Şiddetle Kınıyoruz

Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), CHP İstanbul İl Başkanlığı’na kayyum atanmasını ve binanın polis ablukasına alınmasını sert bir dille kınadı. Federasyon, bu girişimin sadece CHP’ye değil, Türkiye’deki demokrasiye ve halkın iradesine yönelik bir saldırı olduğunu belirtti. Açıklamada, muhalefeti susturma çabalarının, iktidarın demokrasi ve hukukun üstünlüğüne karşı olan yaklaşımının bir yansıması olduğu vurgulandı.

ABF, Alevi toplumu olarak iktidarın baskılarına boyun eğmeyeceklerini ifade etti. Yapılan açıklamada, “Hiçbir polis baskısı, halkın demokrasi, eşit yurttaşlık ve özgürlük taleplerini bastıramayacaktır” denildi. Bu durumun, iktidarın muhalefeti sindirme çabalarının bir örneği olduğu kaydedildi.

Alevi Bektaşi Federasyonu, demokrasi mücadelesinin toplumsal bir sorumluluk olduğuna dikkat çekerek, “Zalimin karşısında, mazlumun yanında durmaya devam edeceğiz” ifadesine yer verdi. Demokrasi mücadelesinin sadece bir partiye değil, tüm halka ait olduğu ve bu mücadelenin demokratik, laik bir hukuk devleti kuruluncaya kadar süreceği vurgulandı.

Federasyon, Alevi inancının değerleri doğrultusunda birlik ve dayanışma mesajı vererek, “Bir olmaya, iri olmaya, diri olmaya devam edeceğiz” şeklinde bir kapanış yaptı.

Doç. Dr. Mehmet Ertan: Aleviler için karamsar bir tablo var

Doç. Dr. Mehmet Ertan, GADEV Kitap Fuarı’nda düzenlenen “Türkiye Cumhuriyeti tarihinde Aleviler” başlıklı panelde Alevilerin mevcut durumunu ele aldı. Ertan, devletin Aleviliğe bakışını eleştirdiği konuşmasında, Alevilerin “İslam perspektifi içerisinde tanınmaları durumunda sorunlarının çözüleceği” ifadesinin, Türkiye ve Ortadoğu açısından Alevileri iyi günlerin beklemediğini düşündüğünü belirtti.

Ertan, Cumhuriyetin Alevilere kazandırdığı ve kaybettirdiği unsurlara değinerek, Alevi sorununa dikkat çekti. Cumhuriyetin 100. yılına yaklaşırken Alevilerin taleplerinin karşılanmadığını vurgulayan Ertan, “Aleviler, Cumhuriyetle kurdukları olumlu ilişkinin yanı sıra hala çözülemeyen sorunlarla karşı karşıya” dedi.

Alevilik ve sol hareketler arasındaki ilişkiye de değinen Ertan, 1960’lı yılların Aleviler için bir kırılma noktası olduğunu ifade etti. Kentleşme ve sanayileşmenin geleneksel Aleviliği zayıflattığını belirten Ertan, sol hareketlerin bu süreçte önemli bir rol oynadığını söyledi. Ancak, sol hareketlerin Aleviliğin erimesine neden olduğu kadar, alternatif dayanışma ağları da geliştirdiğini ekledi.

Ertan, Alevilerin eşit yurttaşlık talebinin kimlik siyaseti anlayışından farklı olduğunu vurgulayarak, “Aleviler, Diyanet’in kaldırılması ve cemevlerinin tanınması gibi taleplerle eşitlik istiyor” dedi. Alevi hareketinin önündeki hukuki engellerin kaldırılması gerektiğini belirten Ertan, mevcut siyasi iklimin Alevileri zor bir gelecekle karşı karşıya bıraktığını ifade etti.

Kadın yazarlar: Karanlıktan kurtulmanın yolu okumaktan geçiyor!

GADEV tarafından düzenlenen kitap fuarına katılan kadın yazarlar, etkinliğe daha fazla ilgi gösterilmesi için yurttaşlara çağrı yaptı. Ceylan Yayınevleri çalışanı Meral Tatar, okuma alışkanlığının zayıfladığını ve internetin toplumsal yabancılaşmaya yol açtığını ifade etti. Tatar, GADEV’in düzenlediği fuarın umut verici olduğunu ve katılımın fena sayılmadığını belirtti.

Yazar Hatice Yılmaz Kupuz, etkinlikte yer almaktan mutluluk duyduğunu dile getirdi. Kitaplarını insanlarla buluşturmanın kendisi için önemli olduğunu vurgulayarak, sevgi ve iletişimin insanları bir araya getirdiğini söyledi. Atakent Kadın Yazarlar Platformu’ndan Sevgi Köse ise, kadınların sesi olmanın önemine dikkat çekerek, “Kitapsız bir toplum, susuz bir toprağa benzer” ifadelerini kullandı.

Sosyolog yazar Safiye Avcı, GADEV kitap fuarının cemevleri için örnek bir çalışama olduğunu belirtti. Okuma oranlarının düşük olduğunu ve toplumun yalnızca kitaplarla karanlıktan çıkabileceğini vurguladı. Yazar Gülten Avşar da, kitap fuarlarına ilginin yetersiz olduğunu, bu durumun okuma alışkanlığını olumsuz etkilediğini ifade etti.

Şeyh Selim Varlı, Alevi inancının sesi olarak özgürlüğüne kavuştu!

Alevi inanç önderi Şeyh Selim Varlı, Suriye’deki Alevi katliamı hakkında yaptığı açıklamalar nedeniyle gözaltına alındıktan sonra serbest bırakıldı. Varlı, Hatay Havalimanı’nda iktidara yakın medya tarafından hedef gösterildikten sonra gözaltına alınmıştı.

Serbest bırakılmasının ardından, Alevi toplumu ve insan hakları savunucuları, Varlı’nın ifadesinin ifade özgürlüğü çerçevesinde korunması gerektiğine dikkat çekti. Alevi inancının, inanç özgürlüğü ve eşit yurttaşlık ilkeleri doğrultusunda yaşatılması gerektiği vurgulandı.

Varlı’nın gözaltına alınması, Alevi toplumunda endişe yaratırken, serbest bırakılması bu endişelerin bir nebze olsun hafiflemesine yol açtı. Alevi inanç önderlerinin kamuoyunda daha fazla görünürlük kazanması ve seslerinin duyulması gerektiği belirtildi.

Bu olay, inanç gruplarının maruz kaldığı ayrımcılığın ve baskının yeniden gündeme gelmesine neden oldu. Toplumda, her bireyin inançlarına saygı gösterilmesi ve ayrımcılığın sona erdirilmesi çağrıları güçlendi.

GADEV Kitap Fuarı’nın kapıları Alevi kültürüne açıldı!

Garip Dede Dergahı Vakfı’nın (GADEV) düzenlediği kitap fuarının açılışı, birçok yazar ve cemevi yöneticisinin katılımıyla gerçekleştirildi. GADEV Başkanı Celal Fırat, açılışta yaptığı konuşmada, Türkiye genelinde benzer etkinliklerin artması gerektiğine vurgu yaptı. Fırat, yazarlar, siyasetçiler ve Alevi kurum başkanlarının bir araya gelip, barış ve demokrasi konularında söz sahibi olmalarını istediklerini belirtti.

Fırat, Türkiye’de demokrasinin yeterince sağlanamadığını ve bu durumun toplumda ayrışmalara yol açtığını ifade etti. “Cemevleri Alevilerin ibadethanesi olarak görülse bunun kime ne zararı olabilir?” diyerek, barış ve kardeşliğin önemine dikkat çekti. Ayrıca, ülkedeki antidemokratik gelişmelere karşı sesini yükselterek, çözüm yollarının konuşulması ve tartışılması gerektiğini vurguladı.

Küçükçekmece Belediye Başkan Yardımcısı Mehmet Emin Ay da açılışta yaptığı konuşmada, kitap fuarının kültürel bir şölen haline geldiğini belirtti. Ay, Garip Dede Dergahı’nın, toplumun farklı renklerini yansıttığını ifade ederek, barış ve hakikat yolunun kitapla başladığını dile getirdi.

Türkiye Alevi Federasyonu Başkanı Zeynel Abidin Koç, söz konusu etkinliğin sadece bir kitap fuarı değil, aynı zamanda bilginin toplumla buluştuğu bir platform olduğunu vurguladı. Yazar Mehmet Bayrak ise, kitapların inanç ve kültürün yaşatılması açısından önemine dikkat çekerek, yazıya dönüşmeyen bir kültürün yok olmaya mahkum olduğunu ifade etti.

Üç gün sürecek olan fuarda, birçok yayınevi Garip Dede Dergahı’nın bahçesinde stant açarak okuyucularla buluşacak. Etkinliğin son iki gününde, alanında uzman yazarların katılımıyla çeşitli paneller düzenlenecek.

Arap Alevilerden Sert Açıklama: “Şeyh Selim Varlı Derhal Serbest Bırakılsın”

Avrupa Arap Alevileri Federasyonu, Hatay Havalimanı’nda 4 Eylül 2025 tarihinde gözaltına alınan Alevi dedesi ve kanaat önderi Şeyh Selim Varlı için sert bir açıklama yaptı. Federasyon, Varlı’nın Alevi inancının, kültürünün ve tarihsel kimliğinin yılmaz savunucusu olduğunu vurgulayarak, gözaltı uygulamasının derhal son bulması gerektiğini belirtti. “Şeyh Selim Varlı koşulsuz olarak serbest bırakılmalıdır” denildi.

Açıklamada, Varlı’nın yaşamı boyunca Alevi halkının sesi olduğu ve adalet ile barış için cesurca mücadele ettiği hatırlatıldı. Varlı’nın, halkının sesi olmayı ve barışı savunmayı kendine bir görev edindiği ifade edilerek, “Onun tek silahı söz, tek gücü ise hakikate olan inancıdır” denildi.

Federasyon, yalnızca fikirlerini dile getirdiği için bir kanaat önderinin gözaltına alınmasının, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ve uluslararası insan hakları belgelerine aykırı olduğunu vurguladı. Açıklamada, “Bu haksız ve kabul edilemez uygulamanın derhâl son bulmasını talep ediyoruz. Kanaat önderlerini susturmak, bir halkın sesini kısmaktır” ifadesine yer verildi.

Uluslararası insan hakları kuruluşlarına da çağrı yapan federasyon, “Adaletin, özgürlüğün ve insan onurunun yanında durunuz. Unutulmasın ki; bugün Şeyh Selim Varlı’ya yapılan haksızlık, yarın tüm topluma yöneltilecek bir tehdit anlamına gelmektedir” dedi.

Federasyon, açıklamasını “Bizler, barışa, adalete ve birlikte yaşam kültürüne inanan bir topluluk olarak, kanaat önderimizin yanında olduğumuzu yüksek sesle ilan ediyoruz. Kanaat önderimize özgürlük! Toplumumuza adalet! İnancımıza saygı!” sözleriyle sonlandırdı.

Şeyh Selim Varlı’ya gözaltı: PSAKD ve BK’dan sert karşılık!

Alevi inanç önderi Şeyh Selim Varlı’nın gözaltına alınması, Alevi toplumu ve çeşitli insan hakları kuruluşları tarafından sert bir şekilde kınandı. Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), Avrupa Arap Alevileri Federasyonu (AAAF) ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) yaptıkları açıklamalarda, Şeyh Selim Narlı’nın derhal serbest bırakılmasını talep ettiler.

AABK, Şeyh Selim Narlı’nın hayatı boyunca Alevi katliamlarını cesurca dile getiren ve Alevi halkının acılarını onurla savunan bir kanaat önderi olduğunu vurguladı. Gözaltının, Narlı’nın adalet arayışına yönelik mücadelesinin bir sonucu olduğunu belirten AABK, bu haksız uygulamanın sona ermesini istedi.

AAAF ise, Şeyh Selim Narlı’nın inanç, kültür ve tarihsel varlığın savunucusu olduğunu ifade etti. Bir kanaat önderinin yalnızca fikirlerini dile getirmesi nedeniyle gözaltına alınmasının, Türkiye’nin anayasal ve uluslararası yükümlülüklerine aykırı olduğunu belirtti. Bu baskıların toplumsal barışı zedeleyeceğine dikkat çekti.

PSAKD de, Şeyh Selim Narlı’nın gözaltına alınmasının sadece bireysel bir durum olmadığını, bütün bir toplumun inancına ve vicdanına karşı yapılmış bir saldırı olduğunu ifade etti. Açıklamalarda, hakikati dile getirmenin suç olmadığını vurgulayarak, Narlı’nın acilen serbest bırakılması gerektiği tekrarlandı.

Uluslararası insan hakları kuruluşları, Birleşmiş Milletler ve Avrupa Konseyi gibi organizasyonlara çağrıda bulunularak, bu haksız tutuklamaya karşı durmaları istendi. Alevi toplumu, barış, adalet ve birlikte yaşam kültürü için bir araya gelerek kanaat önderlerinin yanında olduklarını ifade ettiler.

Şeyh Selim Narlı’nın derhal serbest bırakılması talep ediliyor!

İnsan Hakları Derneği (İHD) Hatay Şubesi, Alevi inanç önderi Şeyh Selim Narlı’nın gözaltına alınmasını hukuka aykırı bir hak ihlali olarak değerlendiriyor. Dernek, Narlı’nın derhal ve koşulsuz serbest bırakılması için çağrıda bulundu.

Açıklamada, Şeyh Selim Narlı’nın gözaltına alınmasının, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 25. ve 26. maddelerinde güvence altına alınan düşünce ve ifade özgürlüğünün ihlali olduğu vurgulandı. Ayrıca, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Birleşmiş Milletler Medeni ve Siyasal Haklar Sözleşmesi gibi uluslararası belgelerin de ifade özgürlüğünü koruduğu hatırlatıldı.

İHD, barışçıl protesto hakkının kullanılmasının hiçbir bireyin cezalandırılmasına neden olamayacağını belirterek, bu tür keyfi uygulamaların insan hakları hukukuna aykırı olduğunu ifade etti. Dernek, Narlı’nın gözaltına alınmasının hukuksuz bir işlem olduğunu ve bu durumun Türkiye’nin uluslararası yükümlülüklerine de aykırı olduğunu dile getirdi.

Sonuç olarak, İHD, katliamlara karşı çıkanların cezalandırılmasının insanlık onuruna ve haklarına zarar verdiğini belirterek, Şeyh Selim Narlı’nın derhal serbest bırakılmasını talep etti.

Alevi inanç önderi Şeyh Selim Varlı’nın gözaltına alınması tepki çekti!

Hatay’da yaşayan Alevi inanç önderi Şeyh Selim Varlı, gece saatlerinde gözaltına alındı. Gözaltı işlemi, Hatay Havalimanı’nda saat 22.00 civarında gerçekleşti. Şeyh Selim Varlı’nın gözaltına alınma nedeni hakkında henüz resmi bir açıklama yapılmadı.

Şeyh Selim Varlı, Suriye’deki Alevi katliamına ilişkin yaptığı açıklamalarla dikkat çekmişti. Bu konuşmalar, iktidara yakın medya organları tarafından öne çıkarılarak hedef gösterilmesine neden oldu. Varlı’nın durumu, Alevi toplumu ve inanç özgürlüğü bağlamında önemli bir hassasiyet oluşturuyor.

Alevi inanç önderlerinin gözaltına alınması, toplumda derin kaygılara yol açarken, inanç özgürlüğü ve eşit yurttaşlık talepleri yeniden gündeme geliyor. Şeyh Selim Varlı’nın derhal serbest bırakılması gerektiği ifade ediliyor. Bu durum, Alevi toplumu için önemli bir dayanışma ve hak arayışı sürecinin de başlangıcını işaret ediyor.