Ana Sayfa Blog Sayfa 114

Alevi kurumları, Munzur Gözeleri’ndeki mescidi protesto etti!

Çok sayıda Alevi çatı örgütü, Tunceli Valiliği’nin Munzur gözelerinde açtığı mescit kararını kınadı. Yazılı açıklama yayımlayan kurumlar “Kutsallarımıza saldırarak barış tesis edilemez” dedi.

Munzur Gözeleri’nin giriş bölümüne mescit açılması, toplumun tepkisini büyütüyor.

Dersim’in Ovacık ilçesine bağlı Ziyaret köyündeki Munzur Gözeleri’ne dönük müdahale sonrası çok sayıda Alevi örgütü de yazılı açıklama paylaşarak karara tepki gösterdi.

KUTSALLARIMIZA SALDIRARAK BARIŞ TESİS EDİLEMEZ”

“Munzur Baba’ya, kutsallarımıza ve inancımıza dokunmayın!” başlıklı yazıda şu ifadelere yer verildi:

“Munzur Baba, Dersim’in kalbinde, Alevilerin en kutsal mekanlarından biridir.

Munzur gözeleri, yüzyıllardır Alevilerin hakikatle, doğayla ve Hakk ile buluştuğu mekandır.

Munzur Baba’ya el uzatmak, yalnızca Alevilerin inancına değil, insanlığın ortak değerlerine de saldırıdır.

Ne yazık ki; son dönemde devlet eliyle inancımıza ve kutsallarımıza yönelik saldırılar peş peşe gelmektedir. Daha dün, cemevlerimizden zorla ezan okutuldu, Hacıbektaş’ta korsan etkinliklerle inancımız kirletilmek istendi, Suriye’de Alevi soykırımı devam ediyor. Şimdi de Tunceli Valiliği tarafından Munzur gözelerine mescit açıldı.

Bu yaklaşım açık bir şekilde Alevi inancını hedef almakta ve kutsallarımız gasp edilmektedir.

Hiç kimsenin, hiçbir makamın, Alevilerin değerlerine el uzatma hakkı yoktur.

Üstelik bütün bu girişimlerin, ülkede barış ve demokratik çözüm tartışmalarının yürütüldüğü bir süreçte yapılması manidardır.

Barışın konuşulduğu bir dönemde, böylesi provokatif adımların atılması, bu süreci baltalamak isteyenlerin işidir.

Kutsallarımıza saldırarak barış tesis edilemez. İnançlara ve kimliklere saygı olmadan gerçek barış olmaz.

Biz Alevi kurumları olarak;

Munzur gözelerine mescit açılmasını ve inancımıza yönelik tüm bu asimilasyon politikalarını en sert şekilde kınıyoruz.

Munzur Baba’nın ışığını söndüremeyecekler, rızalığımızı ve inancımızı teslim alamayacaklar.

Bir kez daha çağrımızdır;

Ellerinizi kutsallarımızdan çekin!”

Açıklamada imzası bulunan kurumlar:

Alevi Bektaşi Federasyonu

Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu

Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı

Türkiye Alevi Federasyonu

Alevi Kültür Dernekleri

Pir Sultan Abdal Kültür Derneği

Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu

(PİRHA/HABER MERKEZİ)

‘Diyanet’in hutbesi, kadınların kamusal alandaki varlığına bir saldırıdır, kabul etmiyoruz’

Diyanet’in son hutbesinin kadınların kamusal alandaki varlığını hedef aldığını belirten DAD İzmir Şube Eş Başkanı Nebat Çelik, “Bizler bunu bir zihniyetin ürünü ve politikası olarak görüyoruz” dedi. Çelik, ayrıca Suriye’de Alevi kadınlara yönelik sistematik saldırıları hatırlatarak, Alevi kamuoyu ve kadın örgütlerini daha aktif sahiplenmeye çağırdı.

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın, kadın haklarını hedef alan Cuma Hutbeleri’ne 15 Ağustos’ta bir yenisi daha eklenmişti. Türkiye genelindeki camilerde okutulan hutbede, mirastan pay alacak kadınlara, erkeğin alacağının yarısına razı gelmeleri tavsiye edilmişti. Kadınlar, Diyanet’in hutbesinin Anayasal haklara aykırı paylaşımı nedeniyle tepki göstermeyi sürdürüyor.

Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) İzmir Şube Eş Başkanı Nebat Çelik, Diyanet’in son Cuma hutbesinde “kul hakkı” üzerinden kadınların kazanımlarını hedef alması ve Suriye’de Alevi kadınlara yönelik sistematik kaçırma, işkence, cinsel istismar ve infazlara ilişkin PİRHA’ya konuştu.

“KADINLARIN KAMUSAL ALANDAKİ VARLIĞINA SALDIRI”

Diyanet hutbesinin kadınların kamusal alandaki varlığına bir saldırı olduğunu söyleyen Nebat Çelik, Diyanet’in Cuma hutbesinde kadınları hedef alarak sarf ettiği sözler yalnızca bireysel tercih ve özgürlüklere değil aynı zamanda kadınların kamusal alandaki varlığına, yaşam biçimlerine ve inanç özgürlüğüne doğrudan bir saldırıdır. Hutbede geçen ifadeler toplumsal cinsiyet eşitsizliğini derinleştiriyor. Ataerkil aklıyla kadınları denetim altına almaya çalışıyor. Bu tür söylemler kadın cinayetleri arttırıyor, kadın katliamlarını meşrulaştırıyor” diye konuştu.

“İKTİDAR ZİHNİYETİNİN SÖZCÜSÜ”

Nebat Çelik, Diyanet’in iktidar politikasının sözcülüğünü yaptığını ifade ederek, “Bu söylemler ne ahlakla ne de dinle açıklanabilecek bir durum değildir. Bizler bunu bir zihniyetin ürünü ve politikası olarak görüyoruz. Diyanet İşleri Başkanlığı bir kurum olmanın ötesinde AKP’nin sözlüğünü yapan bir kurum haline geldi. Kadın bedenini hedef alan söylemler üzerinden ayakta kalmaya çalışıyor. Biz kadınları eşit ve can olarak görüyoruz. Diyanet’in bu söylemlerini hiçbir karşılığı yoktur” dedi.

“SURİYE’DEKİ KADIN KATLİAMIN DAHA AKTİF SES ÇIKARMALIYIZ”

Yine bu zihniyetin ürünü olan cihadist çetelerin Suriye’de kadınlara yönelik sistematik saldırılarını hatırlatan Nebat Çelik, Alevi örgütleri ve kadın kurumlarını Suriye’de kadınlara yönelik saldıra karşı daha aktif ses çıkarmaya çağırarak, sözlerine şöyle devam etti:

“HTŞ’nin yönetimi devralmasıyla birlikte Suriye’de Alevilere yönelik katliamlar devam ediyor. Alevi köyleri zorla boşaltılıyor, insanlar yaşam alanlarını terk etmeye zorlanıyor. Kadınlar kaçırılarak tecavüze uğruyor. Kaçırılan kadınların akıbeti belli değil. Alevi kadınlara ve çocuklara yönelik insan ticareti suçu işleniyor. Ne yazık ki savunmasız kalan, öz savunmasını geliştiremeyen halklar ağır mağduriyetler yaşıyor.

Diyanet’in kadınları hedef alan saldırılarının zihniyetindekiler kadınları katlediyor. Barışı konuştuğumuz bu süreçte toplumu ötekileştiren, bölen bir zihniyetle karşı karşıyayız. Genel anlamda biz Alevi toplumunu neyin beklediğini gören bir yerden demokratik gelişmeler noktasında tutum geliştirmek, barışta ve demokratik toplum noktasında söz söylemek gerekiyor. Tüm Alevi kamuoyunun Suriye’de gelişmelere cevap olarak tavır geliştirmek zorunda olduğu bir süreçteyiz. Mücadeleyi yükseltmek, demokrasiden, özgürlükten ve adaletten yana olamamız gereken bir dönemdeyiz. Tüm Alevi kadınları, kadın örgütlerini, kamuoyunu bu katliama karşı daha aktif ses çıkarmaya çağırıyoruz.”

PİRHA/İZMİR

Alevi Hakları Üzerine Tarihi Bir Değerlendirme: Mehmet Altan’ın Analizi MEHMET ALTAN

Tecrübeli bir Türkiye Cumhuriyet’i vatandaşı olarak bilirim ki ne zaman “Kürt Açılımı” gündeme gelse, bir süre sonra “Alevi Açılımı” da tedavüle girer.

Aynen şimdi olduğu gibi…

Durumu daha da netleştirmek için 2013 yılına geri döndüm.

Ama sanki 12 yıl öncesine geri dönmedim de kendi eksenimde bir daire çizdim.

Durum o kadar aynıydı.

* * *

Ankara hem Suriye’ye ayar vererek hem de hukuk ve

demokrasiden uzak kalarak sorunu çözmeye kalktığı için

“Terörsüz Türkiye” süreci teklemeye başladı.

Mamafih, “Teklemese ne olacak” diyebilirsiniz.

Sorunun cevabını 29 Eylül 2013 tarihli gazetelerdeki haberde buldum:

“Kürt sorununda ‘çözüm sürecinin’ parçası olarak gündeme gelen ‘Demokratikleşme Paketi’ Türkiye saatiyle 11:00’de Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanıyor. İçeriği uzun süredir ısrarla kamuoyu ile paylaşılmayan paket, Başbakan Erdoğan tarafından ‘Birçok kesimi şaşırtacak ve memnun edecek’ diye nitelendiriliyor.

Yine Başbakan’ın ‘Her kesimini ilgilendiren düzenlemelerle Türkiye’yi ağırlıklarından kurtaracak’ diye özetlediği paketin, salt çözüm süreciyle ilişkili olmadığını vurgulamak için özellikle 30 Eylül’de açıklandığı belirtiliyor.

Başbakan Erdoğan, 63 maddelik ‘2023 Siyasi Vizyon Belgesi’ni de kamuoyuna partisinin kongresinde geçen yıl 30 Eylül’de duyurmuştu.”

Bizde “paket” çok da galiba uygulama pek yok.

* * *

Yıl 2013 ,adı “demokratikleşme Paketi” ama haberden “Aralarında Özgür Gündem, Evrensel, BirGün, Aydınlık, Sözcü, Sol, Yeniçağ, Ulusal Kanal, IMC TV, Hayat TV ve Halk TV’nin bulunduğu ‘muhalif’ basının yer darlığı gerekçe gösterilerek toplantıya davet edilmediğini” anlıyoruz.

Haberin devamında şunlar var:

“PKK’nın ateşkes ve silahlı güçlerini sınır dışına çıkarma adımlarının ardından gündeme gelen ve ‘İkinci Aşama’ kapsamında hazırlanan ‘Demokratikleşme Paketi’ için Hükümet kanadında temmuz ayından beri yoğun bir çalışma sürüyor.

Hükümetin pakete ilişkin takvimi, BDP ve PKK kanadından gelen ve ‘Çözüm sürecinde hükümetin ikinci aşamada atması gereken adımlar konusunda 1 Eylül’e kadar hazırlıklarını tamamlaması ve 15 Ekim’e kadar bazı pratik adımların atılması’ şeklinde özetlenen takvimle de örtüşüyordu.”

* * *

“AKP Genel Başkan Yardımcısı ve Sözcüsü Hüseyin Çelik paketin açıklanmasıyla birlikte kendini ‘öteki’ hissedenlerin taleplerinin giderileceğini belirtiyor.

Çelik’in basına verdiği bilgilere göre pakette, ‘Gayrimüslim, Alevi ve Kürt vatandaşların kültürel haklarına ilişkin düzenlemeler’ olması bekleniyor.

Paketin açıklanması öncesinde Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel Başkanı Ercan Geçmez ise Alevi Çalıştayları sürecinde cemevlerinin inanç merkezi değil ibadethane olarak kabul edilmesi fikrini ısrarla savunduklarını anımsatıyor.

Paketin içeriğine ilişkin basına yansıyanlardan yola çıkarak ‘Cemevleri pakette yine inanç merkezi olarak karşımıza çıkacak görünüyor’ iddiasında bulunan Geçmez, ‘İyimser değiliz, bekleyip göreceğiz’ dedi.”

* * *

Açılımın “temel hak ve özgürlükleri” kapsamasını ve uygulanmasını isteyen bir mitingin haberini ise 3 Kasım 2013 tarihli gazetelerde görüyoruz.

“‘İnkârcılığa, asimilasyona karşı eşit yurttaşlık ve inanç özgürlüğü’ sloganıyla düzenlenen mitinge binlerce kişi katıldı.

Alevi Bektaşi Federasyonu, Alevi Dernekleri Federasyonu ve Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu’nun da aralarında bulunduğu Alevi grupların ortak açıklamasında, ‘Zorunlu din dersleri uygulamasına son verilmelidir. Diyanet İşleri Başkanlığı eliyle sadece Sunni-Hanefi mezhebine hizmet eden bir kurum dayatmasıyla bireylere inançsal baskı yapamaz’ dendi.

Taleplerin sıralandığı ortak metinde şu ifadeler yer aldı:

‘Cemevi caminin karşıtı olmadığı gibi ortak yanı da yoktur. Bu nedenle ortak cemevi–cami projeleri ülkemizde kardeşçe yaşayan farklı inançları birbirine düşürme ve asimilasyondan başka bir sonuç doğurmayacaktır.’”

* * *

“Zurnanın zırt” dediği bir rapora ise 21 Mayıs 2013 medyasında denk geldim.

“ABD’nin yıllık Uluslararası Din Özgürlüğü Raporu” açıklanmıştı.

Ve maalesef Rapor’un Türkiye ile ilgili bölümü ise bir önceki yıldan çok farklı değildi.

Rapor, dini özgürlüklerin anayasal ve yasal güvence altında olmasına rağmen kısıtlamaların sürdüğüne ve Sünnilerin kayırıldığına işaret ediyordu.

“Türkiye’ye ayrılan 16 sayfada, Sünni Müslümanlara kayırıcı yaklaşıldığı vurgulanıyor. Sünni mezheplere hizmet eden camilerin ve Diyanet İşleri Başkanlığı’nın devlet desteğine sahip olduğu belirtilirken, sayıları 15-25 milyon civarında olduğu ifade edilen Alevilerin ise devlet tarafından ‘heterodoks Müslüman mezhebi’ olarak görüldüğü ve finansal olarak desteklenmediği kaydediliyor.

Her ne kadar anayasa ‘Kimse dini inançlarını açıklamaya zorlanamaz’ dese de nüfuz cüzdanlarındaki bir bölüm, kişiyi dini inancını açıklamaya zorlamaktadır.

Aleviler, Bahailer ve Yezidiler kendi dini kimliklerini yazamamaktalar çünkü verilen seçenekler içinde bunlar yer almamaktadır.”

* * *

Yakın tarih incelendiğinde bu coğrafyaya en uygun ad, “dön baba dönelim ülkesi” olur.

12 yıl önce…

12 yıl sonra bir şey fark etmiyor.

Neyse, “Alevi Açılımı” vatana millete hayırlı olsun.

20 08 2025/ t24

Munzur Gözeleri’ne Erişim Engellendi: Alevi Kutsallarına Müdahale

Dersim’in Ovacık ilçesinde bulunan ve Aleviler için kutsal kabul edilen Munzur Gözeleri’nin girişine inşa edilen mescit, Alevi toplumu arasında endişe ve protestolara yol açtı. Özellikle son yıllarda artan turizm faaliyetleri kapsamında yapılan peyzaj çalışmaları sırasında, kutsal bir mekanın hemen yanına mescit yapılması, bölge halkı arasında tartışmalara neden oldu.

Munzur Gözeleri, Alevi inancı açısından önemli bir ziyaretgah olmasının yanı sıra, son dönemlerde “kültür turları” aracılığıyla turizm objesi haline getirilmeye çalışılmakta. Ancak, bu tür müdahaleler, Alevi vatandaşlar tarafından asimilasyon politikalarının bir parçası olarak yorumlanıyor. Nüfusunun tamamı Alevi olan bir bölgede, kutsal kabul edilen bir alanın yanına cami inşa edilmesi birçok yurttaşı rahatsız ediyor.

Geçmişte yaşanan olaylar, bu kaygıları daha da derinleştiriyor. 12 Eylül Darbesi sonrasında Ziyaret köyüne yapılan cami ve atanan imamlar, Alevi inancını yok sayan bir yaklaşım olarak değerlendiriliyor. Bu durum, yurttaşlar arasında, mescit açma gayesinin Alevi toplumunun rızası dışında gerçekleştirilen uygulamalarla ilgili olduğu görüşünü pekiştiriyor. Bu tür müdahalelerin tarihsel bir devamlılık taşıdığına inanan halk, bu duruma karşı duruş sergilemekte kararlı.

Son gelişmeler, Alevi toplumunun inanç alanlarına yönelik artan müdahalelerin bir örneği olarak kaydediliyor. Alevi vatandaşlar, bu tür uygulamaların inançlarını tehdit ettiğini savunarak, duruma karşı tepkilerini dile getiriyorlar. Munzur Gözeleri’ndeki mescit açılması, Alevi toplumunun buralara olan bağlılığını sorgulatırken, inançlarına yönelik müdahalelere karşı duyarlılığını artırıyor.

Celal Fırat: Kürtler Kadar Aleviler İçin de Adımlar Atılmalı

DEM Parti İstanbul Milletvekili ve Meclis komisyonu üyesi Celal Fırat, Kürt meselesi kapsamında yürütülen komisyon çalışmalarına dair değerlendirmelerde bulundu. Fırat, barışın ancak hakikatle mümkün olacağını belirterek, Kürt sorununun yanı sıra Alevilerin temel haklarının da gündeme alınması gerektiğini vurguladı.

Barış İçin İktidarın Dili Değişmeli

Komisyonda konuşan Fırat, iktidarın dilinin barış dili olmadığını ifade ederek, “Bu dilin değişmesi gerekiyor. Mevcut dil, toplumsal barışı desteklemek yerine çatışmayı körüklüyor. Barış, her iki tarafın da değerlerine, geleneklerine, diline ve tarihine saygı göstermesiyle mümkündür” dedi.

Halk Sorunların Diyalogla Çözülmesini İstiyor

Halkın barış sürecini desteklediğini belirten Fırat, “Toplum, iktidarın çok ötesinde bir gelişmişlik düzeyinde. Halk sorunların çözümüne dair söz söylemek, diyalog kurmak istiyor. Eğer iktidar ve medya dilini değiştirirse toplumun algısı da değişir” diye konuştu.

Siyasi Tutsaklar Serbest Bırakılmalı

Kürt meselesinin çözümü için ilk adımlardan birinin siyasi tutsakların serbest bırakılması olduğunu kaydeden Fırat, “Kürtler büyük acılar çekti; evlerinden, yurtlarından sürgün edildiler. Bugün cezaevlerinde kendi ihtiyaçlarını karşılayamayan hasta tutsaklar var. Bu sorunlara dair herkesin söz söylemesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Alevi Sorununa Dair de Adımlar Atılmalı

Fırat, Türkiye’de Alevilerin hâlâ temel hak mücadelesi verdiğine dikkat çekerek, “Aleviler 2025 yılında hâlâ ‘Cemevleri ibadethanemizdir’ demek zorunda kalıyorsa, bu büyük bir sorun. Türkiye kendini egemen ulus devlet zihniyetinden kurtarmalı. Cemevleri ibadethane olarak tanınmalı, bu konuda yasal düzenlemeler yapılmalı” dedi.

CHP Daha Cesur Adımlar Atmalı

CHP’nin süreçte daha aktif rol üstlenmesi gerektiğini belirten Fırat, “CHP, daha cesur ve gür bir sesle temel hak ve özgürlüklere yönelik zulümleri ele almalı. Özgürlüklerin ve eşitliğin önündeki engelleri kaldırmak için daha cesur adımlar atmalı” şeklinde konuştu.

36. Pir Sultan Abdal Anmaları Onur Ödülleri’nin sahipleri açıklandı

Pir Sultan Abdal 2 Temmuz Vakfı, yaptığı açıklama ile 36. Pir Sultan Abdal Anmaları Onur Ödülleri’nin sahiplerini açıkladı.

Pir Sultan Abdal 2 Temmuz Vakfı, yaptığı açıklama ile 36. Pir Sultan Abdal Anmaları Onur Ödülleri’nin sahiplerini açıkladı.

“SADECE BİR ANMA DEĞİL AYNI ZAMANDA BİR DURUŞ BEYANI ORTAYA KONULMAKTADIR”

Pir Sultan Abdal 2 Temmuz Vakfı, tarafından açıklamada şunlar belirtildi:

“Büyük halk ozanı Pir Sultan Abdal’ın direniş mirasını yaşatmak ve onun adalet, eşitlik, özgürlük ve hakikat yolundaki çağrısını bugünlere taşımak amacıyla düzenlenen 36. Pir Sultan Abdal Anmaları çerçevesinde, bu yıl verilecek Pir Sultan Abdal Onur Ödülleri sahiplerini buldu. Toplumsal belleğimizin taşıyıcılarına, kültürümüzün köklerine ve laik-demokratik mücadeleye katkı sunan isimlere verilen bu ödüllerle, sadece bir anma değil, aynı zamanda bir duruş beyanı da ortaya konulmaktadır. Bugün Pir Sultan olmak; sadece geçmişi anmak değil, adaletin ve özgürlüğün yolunu bugünden örmektir. Bu vesileyle; hak, hakikat, adalet ve laiklik mücadelesinde emeği olan herkesi selamlıyor; 30-31 Ağustos 2025 tarihinde düzenlenecek 36. Pir Sultan Abdal Anmasının halkımıza umut, birliğimize güç katmasını diliyoruz.”

ÖDÜLLERİN SAHİPLERİ

2025 Pir Sultan Abdal Onur Ödülleri’nin sahipleri şu şekilde:

-Cahit Koççoban

Sivas Yıldızeli Banaz Köyü’nde yer alan, Pir Sultan Abdal’ın sembol heykelini tasarlayan heykeltıraş olarak, halkın hafızasında önemli bir yere sahip olan Koççoban, Alevi kimliğinin mekânsal ve sanatsal temsiline büyük katkı sunmuştur. Onun eseri, sadece bir heykel değil; belleğimizin taşlaşmış ifadesi, bir kültürel başkaldırının simgesidir.

-Murtaza Demir

Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin kurucu genel başkanı, Pir Sultan Abdal 2 Temmuz Vakfı’nın kurucusu, Demokratik Alevi Hareketi’nin öncüsü ve laiklik mücadelesinin yılmaz savunucusu Murtaza Demir; yaşamı boyunca halkın vicdanını temsil eden bir duruş sergilemiş, örgütlü mücadelenin önemini her zaman vurgulamıştır. Onun emekleri, Alevi toplumunun kurumsallaşmasında ve tarihsel belleğinin canlandırılmasında kalıcı izler bırakmıştır. Bu yıl yitirdiğimiz Murtaza Demir’i saygı ve özlemle anıyoruz.

-Muhabbet Serisi – Musa Eroğlu, Arif Sağ, Yavuz Top, Muhlis Akarsu

Bir halkın sesini, nefesini ve isyanını sazla-sözle anlatan bu büyük ustalar; “Muhabbet” adıyla yürüttükleri müzikal birliktelik sayesinde Alevi-Bektaşi geleneğinin kuşaklar arası aktarımında eşsiz bir rol oynamışlardır. Bu dörtlü; sadece bir sanat kolektifi değil, aynı zamanda halkın dilinden konuşan, derdine derman olan bir kültür köprüsüdür. Sivas katliamında yitirdiğimiz Muhlis Akarsu’yu ve bu yıl kaybettiğimiz Yavuz Top’u saygıyla anıyor, miraslarının hâlâ halkın yüreğinde yaşadığını biliyoruz.

Hamzababa’da 31. Geleneksel Anma Etkinliği Yapılacak

İzmir’in Kemalpaşa ilçesine bağlı Hamzababa Mahallesi’nde bu yıl 31. Geleneksel Hamzababa Anma Etkinlikleri, 23-24 Ağustos 2025 tarihlerinde gerçekleştirilecek. Etkinlikler, Kemalpaşa Belediyesi’nin ev sahipliğinde, Alevi Bektaşi Federasyonu ve Hamzababa Muhtarlığı’nın katkılarıyla düzenlenecek ve “Dünya Güzelleşene Kadar Birlikte Yürüyeceğiz” temasıyla yapılacak.

Etkinliklerin açılışı, 23 Ağustos Cumartesi günü saat 21.00’de gerçekleştirilecek Görgü Cemi ile yapılacak. Ardından, 24 Ağustos Pazar günü saat 13.00’te çeşitli sanatçıların yer alacağı bir program düzenlenecek. Aşık Yorguni, Dertli Divani ve Nebi Yaşar gibi isimler sahne alacakken, semah ekibi de etkinlikte yer alarak geleneksel gösterilerini sunacak. Sunuculuğu ise Şehriban Tekçe üstlenecek.

Pir Hamzababa’nın yolunu yaşatmayı amaçlayan bu anma etkinlikleri, deyişler, semahlar ve cemler eşliğinde gerçekleştirilecek. Alevi toplumunun inançsal ve kültürel değerlerini yaşatma hedefi doğrultusunda büyük bir önem taşıyan bu etkinlikler, gelecek kuşaklara aktarılacak zengin bir miras oluşturmayı amaçlıyor.

Suriye’deki Alevi Köyleri Günlerdir Yangınla Sarmalanmış Durumda

Suriye’nin Lazkiye, Tartus, Hama ve Humus bölgelerinde Alevi köyleri, günlerdir devam eden yoğun orman yangınları ile karşı karşıya. Yerel kaynakların aktardığı bilgilere göre, Ğab bölgesinden Ayn el-Kroum’a kadar uzanan geniş bir alanda etkili olan yangınlar, köyleri, tarım alanlarını ve zeytinlikleri yok ediyor. Bu durum, halkın temel geçim kaynakları olan tarım ve hayvancılığı ciddi şekilde etkiliyor.

Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP) Hatay İl Örgütü, yangınların doğal bir felaket olmadığını, Alevi halkına yönelik sistematik bir saldırı olarak kullanıldığını savunuyor. Parti, “Mart 2025’te Lazkiye, Tartus, Hama ve Humus’ta Alevi halkına yönelik katliamlarla sonuç alamayan şeriatçı gruplar, bu kez köyleri ateşe vererek aynı hedefi sürdürüyor” ifadeleriyle durumu eleştiriyor.

Yangınların sıcak hava, kuraklık ve rüzgâr etkisiyle hızla yayıldığı belirtilirken, mayınlı araziler ve sınırlı imkânlar söndürme çalışmalarını zorlaştırıyor. Binlerce kişinin geçim kaynağı olan tarım alanları tamamen kül olurken, yaşam alanlarının da büyük ölçüde tahrip olduğu bildiriliyor.

SYKP, Şam hükümetinin yangınlara karşı hareketsiz kaldığını vurgulayarak, “Alevi halkını korumak ve felaketin yaralarını sarmak için hiçbir adım atılmıyor. Yangınlara müdahale edecek araç, yardım ve destek bulunmuyor” açıklamasında bulundu. Parti, uluslararası topluma, Birleşmiş Milletler’e ve insan hakları ile çevre örgütlerine acil müdahale çağrısı yaptı.

Yangın bölgelerine insani yardım ve yangın söndürme desteği sağlanması talep eden SYKP, Suriye’de eşit ve barış içinde bir yaşam sağlanana dek Aleviler, Hristiyanlar, seküler Müslümanlar, Dürziler, Süryaniler, Kürtler ve tüm emekçilerle dayanışmayı sürdüreceklerini ifade etti.

Cem’in Elektriğinin Kesilerek Sabotajından Bakanlığın Haberi Var mı?

Alevi kurumları tarafından Hacı Bektaş Veli Dergahı önünde düzenlenen cem hizmeti sırasında yaşanan elektrik kesintisi, Meclis gündemine taşındı. DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, bu durumu inanç özgürlüğüne ve toplumsal barışa aykırı bir tutum olarak değerlendirerek eleştirilerde bulundu.

15 Ağustos’ta Nevşehir’in Hacıbektaş ilçesinde gerçekleştirilen etkinlik sırasında, dergah önündeki aydınlatmanın kapatılması halk arasında mağduriyete yol açtı. Fırat, bu olayı “saygısızlık ve ayrımcılık” olarak nitelendirerek, Hacı Bektaş Veli Anma Etkinlikleri sırasında aydınlatmanın kasıtlı olarak kapatıldığını belirtti. Fırat, “Cem esnasında Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı konferans salonu ve kültür merkezi önündeki ışıkların açık kalması, ancak Cem’in yapıldığı alanın karanlık bırakılması dikkat çekicidir” dedi.

Fırat, aynı gün etkinlik alanının yakınında binlerce insanın konserlere ve diğer etkinliklere katıldığını, bu durumun Cem’in yapıldığı alanın kasıtlı olarak karanlıkta bırakıldığını düşündürdüğünü ifade etti. Alevi toplumunun saygıdeğer inanç önderlerinden Hacı Bektaş Veli’yi anma gününde yapılan Cem’in engellenmeye çalışılmasının kabul edilemez olduğunu vurgulayan Fırat, bu tür uygulamaların ayrımcılığın bir göstergesi olduğunu söyledi.

Bakan Mehmet Nuri Ersoy’a yönelttiği soru önergesinde Fırat, elektriklerin neden kesildiğini, bu durumdan Bakanlığın haberdar olup olmadığını ve sorumlu personel hakkında herhangi bir işlem başlatılıp başlatılmadığını sordu. Ayrıca, Alevi inancına mensup yurttaşların anma günlerinde düzenlenen etkinliklerde aydınlatma ve güvenlik standartlarının olup olmadığını da sorguladı.

Suriye Geçiş Hükümeti’nden Alevi Katliamı

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR), Suriye Geçiş Hükümeti’nin cezaevlerinde 4 Alevi’nin katledildiğini duyurdu. SOHR’un verdiği bilgilere göre; Hums kentinin El Qebo ilçesine bağlı El Qenaya köyünden olan 4 kişi, yılın başında beri tutukluydu.

SOHR, El Tub El Şerî Hastanesi’nden alınan bir fotoğrafta dört tutukludan birinin katledildiğini ancak daha sonra, diğer üç tutuklunun da öldürüldüğü, katledilenlerden ikisinin kardeş olduğu ve El Nesir Mezarlığı’na gömüldükleri ortaya çıktığını bildirdi. Ayrıca iki kardeşin üniversite öğrencisi olduğu kaydedildi.

SOHR’un kaynaklara dayandırdığı bilgilere göre; Halep kentindeki Ebû Ebdullah El Husên El Xasîbî Alevi türbesine düzenlenen saldırının video kaydının yayılmasının ardından Suriye’nin birçok yerinde protestolar başlamış, Suriye Geçiş Hükümeti’ne bağlı Genel Güvenlik Güçleri de geçtiğimiz Ocak ayında Qenaya köyündeki evlere baskın düzenlemişti.

Şimdiye kadar Suriye Geçiş Hükümeti’nin cezaevlerinde çoğu Hums kentinden olmak üzere 55 kişi katledildi.