Ana Sayfa Blog Sayfa 13

Dersim Tertelesi anmaları Avrupada yapıldı

Avrupa’nın çeşitli şehirlerinde düzenlenen anma etkinlikleri ile Dersim Tertelesi’nde yaşamını yitirenler anıldı. 4 Mayıs 2026 tarihinde İsviçre’nin Basel kentinde gerçekleştirilen etkinlik, Avrupa Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) ve İsviçre Demokratik Alevi Kadınlar Birliği (DAKB-İ) tarafından organize edildi. Etkinlik, Pir Vakkas Urul’ın okuduğu gulbang ile başladı ve ardından bir sinevizyon gösterimi yapıldı. FEDA Bern temsilcisi Ali Çalışkan’ın ağıt yakmasının ardından, FEDA Eşbaşkanı Songül Aslan, Şahin Polat ve Hatice Altınışık konuşmalar yaptı. Konuşmalarda, Dersim Soykırımı’nın Aleviler açısından tarihsel bir kırılma olduğu ve katliamların uluslararası alanda tanınması gerektiği vurgulandı.

Viyana’da düzenlenen anma etkinliğinde ise Pir Hüseyin Elmas’ın okuduğu gulbang ile başlanarak, Rıza Şehri Akademisi yöneticisi Demir Çelik’in konuşmasıyla devam edildi. Çelik, Dersim Soykırımı’nın yalnızca geçmişte yaşanmış bir katliam olmadığını, etkilerinin günümüzde Alevi toplumu üzerinde sürdüğünü ifade etti. Bu bağlamda, geçmişle yüzleşme ve unutmama konusunda mücadeleyi büyütme çağrısında bulundu.

Bu anmalar, Dersim Tertelesi’nin anısına düzenlenerek, toplumsal hafızanın canlı tutulmasını amaçlıyor. Etkinliklerde, yaşananların unutulmaması için birlik ve dayanışma mesajları verildi. Anmalara katılanlar, asimilasyon politikalarının sürdüğüne dikkat çekerek, tarihsel ve toplumsal yüzleşmenin önemini vurguladılar.

Her iki etkinlikte de lokmaların paylaşılması ile sona erildi. Bu anmalar, Alevilik inancının ve Dersim’in tarihinin unutulmaması adına önemli bir adım olarak değerlendirildi. Katılımcılar, geçmişte yaşanan acıların gelecekte tekrar etmemesi için hakikat arayışının devam etmesi gerektiğini ifade ettiler.

📌 ALEVİ GAZETESİ’NİN NOTU

Dersim Tertelesi anmaları, Avrupanın dört bir yanında Alevi toplumu için bir dayanışma ve hafıza eylemi olarak gerçekleştirildi. Bu etkinlikler, geçmişte yaşanan acıların unutulmaması ve Dersim Soykırımının uluslararası alanda tanınması gerekliliğini bir kez daha gözler önüne serdi. Alevilik inancının özünde barındırdığı adalet ve eşitlik arayışı, bu anmalarda yankı buldu ve toplumun bir arada yaşama iradesini güçlendirdi. Unutulmaz bir tarih karşısında sessiz kalmak, adaletsizliğe ortak olmaktır; bu nedenle hafızamızı diri tutmak ve mücadeleyi sürdürmek elzemdir.

— Alevi Gazetesi Editörü

Ali Köylüce “Toplumundaki sorunlar yapısal bir dönüşümün sonucu”

ANF’den İshak Dursun’un yaptığı röportajda tarihçi-yazar Ali Köylüce, Kürt illerinde son yıllarda artan uyuşturucu, çeteleşme, toplumsal yozlaşma ve Gülistan Doku dosyası üzerinden süren “cezasızlık” tartışmalarını değerlendirdi.

Köylüce, yaşananların yalnızca adli olaylar olarak ele alınamayacağını belirterek, bunun “toplumsal kültürü zayıflatan daha geniş bir siyasal ve sosyolojik dönüşümün parçası” olduğunu söyledi.

Kürt toplumunun tarihsel olarak güçlü bir “kültürel alan koruma” refleksine sahip olduğunu ifade eden Köylüce, son yüzyılda yaşanan politik süreçler, zorunlu göç ve güvenlik uygulamalarının bu yapıyı zayıflattığını savundu.

1970’lerden itibaren hızlanan kırdan kente göçle birlikte toplumsal yapının değiştiğini belirten Köylüce, uyuşturucu, fuhuş ve çeteleşme gibi olguların da bu süreçte yaygınlaştığını dile getirdi.

Gülistan Doku dosyasını örnek gösteren Köylüce, “cezasızlık algısının” toplumsal sorunları derinleştirdiğini ve benzer vakaların çoğunun görünür olmadığını ifade etti.

Gençlik kültürü, kafe yaşamı ve medya etkisinin de toplumsal değerlerde dönüşüm yarattığını söyleyen Köylüce, çözüm için sivil toplum, yerel yönetimler, akademi ve siyasi yapıların ortak hareket etmesi gerektiğini vurguladı.

röportajın tümü için tıklayınız…

DAD, Dersim Katliamını anarak adalet talep etti!

Dersim Katliamı’nın 89. yıldönümünde Demokratik Alevi Dernekleri (DAD), 4 Mayıs tarihini anma etkinlikleriyle gündeme taşıdı. DAD Genel Merkezi, 1937 yılında başlayan ve Dersim halkına yönelik gerçekleştirilen soykırımın bugün hala etkilerini sürdürdüğünü vurguladı. Açıklamada, “Bugün Dersim’de halkın iradesine atanan kayyumlar ve kadın kırım politikaları bu durumun en somut kanıtlarındandır” denildi.

Açıklamada ayrıca, bu tarihlerin halk için tarihsel ve toplumsal hakikatle buluşma, demokratik mücadeleyi büyütme fırsatı olduğu ifade edildi. DAD, “Halkımızın sorun ve ihtiyaçlarına somut projelerle cevap verilmesi gerekmektedir” diyerek, mücadele çağrısı yaptı. 4 Mayıs, “Roza Şaye” olarak anılarak, halkın adalet arayışının simgesi haline getirildi.

Dersim, tarihi süreçte çeşitli saldırılara maruz kalmış ve katliamlarla anılmış bir bölge. DAD, bu süreçte yaşananların unutulmaması gerektiğini belirterek, “İnsanlık tarihi boyunca halklar, ortak coğrafyalarını paylaşmış ve birlikte yaşamın yollarını bulmuştur” ifadesini kullandı. Bu bağlamda, geçmişle yüzleşme ve demokratik toplum anlayışının geliştirilmesi gerektiği vurgulandı.

Ayrıca, DAD, katledilenlerin mezar yerlerinin açıklanması, arşivlerin açılması ve toplumsal hakların tanınması gibi taleplerle birlikte, mevcut iktidarın demokratik adımlar atmasını beklediklerini ifade etti. “Zaman sahipsiz, mekan rızasız, mazlum çaresiz değildir” diyerek, geçmişte yaşananların bir kez daha hatırlanması ve toplumda adaletin sağlanması gerektiğini dile getirdi.

📌 ALEVİ GAZETESİ’NİN NOTU

DADın Dersim Katliamının 89. yıldönümünde adalet talep etmesi, geçmişte yaşanan acıların unutulmaması gerektiğini bir kez daha hatırlatıyor. Dersim, tarih boyunca maruz kaldığı saldırılarla anılmış bir bölge olarak, adalet arayışının simgesi "Roza Şaye" ile halkın iradesinin yeniden inşası için mücadele çağrısı yapıyor. Bu tür anmalar, Alevilik inancının özünde barındırdığı dayanışma ruhunu pekiştirirken, toplumun birlik ve beraberliğini sağlamak adına önemli bir fırsat sunmaktadır.

— Alevi Gazetesi Editörü

Dersimdeki Dedeler Zirvesine sert tepki!

Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), 4 Mayıs 2026 tarihinde Dersim’de düzenlenmesi planlanan “Dedeler Zirvesi” toplantısına sert bir tepki gösterdi. ABF, bu toplantıyı “açık bir asimilasyon girişimi” olarak değerlendirdi ve Aleviliğin devlet eliyle dönüştürülmek istendiği uyarısında bulundu. Federasyon, “Dönen dönsün, biz dönmeyiz yolumuzdan” mesajı vererek bu tür girişimlerin kabul edilemeyeceğini vurguladı.

Toplantının düzenleneceği tarih olan 4 Mayıs, Dersim Katliamı’nın yıldönümü olarak Alevi toplumu açısından büyük bir anlam taşıyor. ABF, bu tarihin seçiminin bir rastlantı olmadığını, aksine Dersim coğrafyasının özel olarak hedef alındığını ifade etti. Açıklamada, Aleviliğin kendi rızalık düzeniyle var olan bir inanç yolu olduğu ve devlet kurumlarının bu inanca müdahale etmesinin reddedildiği belirtildi.

Federasyon, Alevi toplumunun iradesinin yok sayılarak yapılan bu tür toplantıların meşru olmadığına dikkat çekti. Alevilik, Ocakları, Mürşitleri, Pirleri ve Talipleri ile kendi dinamikleri içinde gelişen bir inanç yolu olarak tanımlandı. Bu bağlamda, Alevi Bektaşi Federasyonu tüm Alevi toplumunu bu tür girişimlere karşı ortak bir duruş sergilemeye davet etti.

Son olarak, ABF, inançlarına yönelik her türlü asimilasyona karşı duracaklarını ve seslerini yükseltmeye devam edeceklerini belirtti. Alevi toplumunun rızası dışında atılan adımların tanınmayacağı vurgusu yapılarak, Dersim halkının ve Alevi inancını temsil eden canların gereğini yapacağına olan inanç ifade edildi.

📌 ALEVİ GAZETESİ’NİN NOTU

Alevi Bektaşi Federasyonunun Dersimde düzenlenecek "Dedeler Zirvesi"ne karşı gösterdiği tepki, Alevi toplumu için son derece anlamlıdır. 4 Mayıs tarihinin Dersim Katliamının yıldönümü olarak seçilmesi, bu toplantının niyetlerini sorgulatmaktadır. Alevilik, kendi rızalık düzeniyle var olan bir inanç yoludur ve devletin bu inanca müdahale etme hakkı yoktur. Alevi toplumu, iradesinin yok sayılmasına karşı durarak, birlik ve beraberlik içinde bu tür asimilasyon girişimlerine karşı koymalıdır.

— Alevi Gazetesi Editörü

Alevi kadınları Koblenzde güçleniyor

Almanya Alevi Kadınlar Birliği, 16-17 Mayıs tarihleri arasında Koblenz Alevi Kültür Merkezi’nde düzenleyeceği eğitim kampıyla Alevi kadınlarının toplumsal, siyasal ve inanç alanındaki rollerini güçlendirmeyi amaçlıyor. Etkinlikte, kadınların kendi deneyimlerini paylaşabilecekleri paneller ve grup çalışmaları gerçekleştirilecek. Konuşmacılar arasında Alevi kadın hareketinin önde gelen isimlerinden Leyla Solmaz ve Özgür Demir gibi uzmanlar yer alacak.

Kampın amacı, Alevi kadınlarının örgütsel ve düşünsel güçlerini artırmak, karar verme süreçlerinde aktif rol almalarını sağlamak olarak belirlenmiştir. Özgür Demir, eğitimlerin yalnızca akademik bir araç değil, aynı zamanda kadınların özgürleşmesinin temel taşı olduğunu vurgulayarak, bu çalışmaların kadınların kendilerini ifade etme alanlarını genişleteceğini belirtti.

Almanya Alevi Kadınlar Birliği Başkanı Leyla Solmaz, bu kampın Alevi kadınları için bir ilk olduğunu ve farklı cemevlerinden gelen kadınların birlikte olacağı bir ortam yaratacaklarını ifade etti. Solmaz, kadınların sadece katılımcı değil, aynı zamanda karar verici ve yön verici olmaları gerektiğini vurguladı. Kampın, kadınların dayanışmasını artırarak, Alevi toplumunun demokratikleşmesine katkı sağlaması bekleniyor.

Etkinlikte, kadınların karşılaştığı hukuki sorunlar, yaşam ve psikoloji gibi konular uzmanlar tarafından ele alınacak. Ayrıca Alevi inancında kadının yeri, kadın şairler ve deyişler üzerinden değerlendirilecek. Bu kapsamda gerçekleştirilecek kültürel etkinlikler, katılımcıların inançlarını daha derinlemesine anlamalarına yardımcı olacak.

Almanya Alevi Kadınlar Birliği, bu kamp ile kadınların örgütlenme süreçlerinde daha aktif bir rol üstlenmelerini hedefliyor. Solmaz, “Ne kadar çok kadını bu yapının içine katabilirsek, gücümüz o kadar artar” diyerek, geniş ve güçlü bir kadın ağı oluşturmanın önemine dikkat çekti.

📌 ALEVİ GAZETESİ’NİN NOTU

Almanya Alevi Kadınlar Birliğinin Koblenzde düzenleyeceği eğitim kampı, Alevi kadınlarının güçlenmesi adına önemli bir adım niteliği taşıyor. Kadınların toplumsal ve siyasal alanlarda aktif rol alması gerektiği vurgulanarak, dayanışmanın artırılması hedefleniyor. Bu tür etkinlikler, Alevi toplumunun bir arada yaşama iradesini pekiştirirken, kadınların sesini duyurması için gerekli zeminleri oluşturuyor. Alevilik inancının özünde yer alan eşitlik ve adalet anlayışı, bu kamp ile yeniden hayata geçiriliyor.

— Alevi Gazetesi Editörü

Xarike Köyünde JES projesine karşı nöbet eylemi

Muş’un Varto ilçesi ile Bingöl’ün Karlıova (Kanireş) ilçeleri arasında planlanan Jeotermal Enerji Santrali (JES) projesine karşı yerel halk ve sivil toplum örgütleri harekete geçti. Özellikle, proje kapsamında sondaj çalışmaları hedeflenen Xarike (Çaldere) köyünde, doğayı korumak amacıyla “çadır nöbeti” eylemi başlatıldı.

Demokratik Alevi Dernekleri (DAD), eylemin başlangıcında yayımladığı destek mesajında, ekoloji mücadelesinin bir varlık mücadelesi olduğunu vurguladı. Açıklamada, doğanın bir yerleşim alanı olmanın ötesinde, inançsal bir değer taşıdığı belirtildi. DAD, “Havamızı, suyumuzu ve kutsal toprağımızı korumak, varlığımızı, kültürümüzü ve geleceğimizi savunmaktır” ifadesiyle doğanın korunmasına dikkat çekti.

Varto halkının bu direnişinin ortak bir sorumluluk olduğu vurgulandı ve tüm duyarlı kesimlere dayanışma çağrısı yapıldı. “Geleceğimizi birlikte savunalım” diyerek, Xarike köyündeki nöbet çadırlarına katılım çağrısında bulunuldu. Bölge sakinleri, JES projelerinin yer altı sularına ve tarım alanlarına verebileceği zararlar nedeniyle sondaj çalışmalarına izin vermeyeceklerini ifade etti.

Xarike köyündeki nöbetin, JES projesinin iptal edilene kadar kararlılıkla süreceği öngörülüyor. Yerel halk, bu eylemle hem doğayı hem de geleceğini korumak için mücadele ettiklerini belirtiyor.

📌 ALEVİ GAZETESİ’NİN NOTU

Xarike köyünde başlatılan nöbet eylemi, doğaya sahip çıkmanın ve ekolojik dengeyi korumanın bir varlık mücadelesi olduğunu bir kez daha gösteriyor. Alevilik inancının doğaya saygı ve koruma anlayışı, bu direnişte somut bir şekilde ortaya çıkıyor. Yerel halkın ve sivil toplum örgütlerinin dayanışması, Bakurdaki doğal kaynakların talanına karşı durmanın ve adil bir yaşam alanı savunmanın önemini vurguluyor. Bu mücadele, sadece Xarike köyü için değil, tüm Alevi ve mazlum topluluklar için ortak bir sorumluluktur.

— Alevi Gazetesi Editörü

Amedsporun Başarısı Ayrımcılığa Karşı Bir Direniştir!

Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe, Amedspor’un elde ettiği başarıyı yalnızca bir spor olayı olarak değerlendirmedi. Erçe, Amedspor’un başarısının, toplumsal ve siyasi bir anlam taşıdığını vurguladı ve bu durumun sıradan bir sportif gelişmenin ötesinde olduğunu ifade etti.

Erçe, sporla kişisel bir ilişkisi olmadığını belirterek, “Sporla hiç alakam olmadı. Hiç taraftar olmadım. Ama hep ötekiden, ezilenden, yok sayılandan yana oldum” dedi. Bu yaklaşımını uluslararası karşılaşmalara da yansıttığını söyleyen Erçe, “ABD ile Brezilya arasındaki maçta, Brezilya’nın kazanmasını istedim” şeklinde konuştu.

Amedspor’un başarısının ırkçı ve ayrımcı yaklaşımlara karşı bir direniş simgesi olduğunu ifade eden Erçe, “Amedspor’un başarısı herhangi bir spor hadisesi değildir. Bir takımın şampiyonluğundan çok daha öte bir durum” dedi. Bu bağlamda, Amedspor’un başarısını kutlayarak, “Irkçılığa, faşist ve şoven histeriye karşı Amedspor’u kutluyor ve başarılarının devamını diliyorum” ifadelerini kullandı.

📌 ALEVİ GAZETESİ’NİN NOTU

Amedsporun başarısı, yalnızca futbol sahalarında değil, toplumsal adalet mücadelesinde de önemli bir duruş sergiliyor. Irkçılığa ve ayrımcılığa karşı verilen bu direniş, Alevi toplumunun temel değerleriyle örtüşüyor ve ezilenlerin sesi olma misyonunu pekiştiriyor. Cuma Erçenin vurguladığı gibi, Amedsporun zaferi, bir takımın başarısından çok daha öte bir anlam taşıyor; bu, birlikte yaşama iradesinin ve dayanışmanın sembolüdür.

— Alevi Gazetesi Editörü

DADdan “Dedeler Zirvesi”ne inanç-kırım tepkisi!

Demokratik Alevi Dernekleri (DAD), 4 Mayıs’ta Dersim’de Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı Cemevi Başkanlığı tarafından düzenlenecek olan “Dedeler Zirvesi”ne sert bir tepki gösterdi. DAD, bu etkinliği bir “inanç-kırım projesi” olarak nitelendirerek, Alevi toplumunun bu tür girişimlere karşı duyarlılığını vurguladı.

Açıklamada, 4 Mayıs tarihinin Dersim halkı için Roza Şaye (Kara Gün) olarak anıldığını ve bu tarihte yapılacak toplantının toplumsal bir rızalığa sahip olmadığını belirtildi. Cemevi Başkanlığı’nın Alevilik üzerinde “asimilasyon ve mühendislik” girişimlerinde bulunduğu ifade edilerek, bu faaliyetlerin Alevilik açısından varoluşsal bir kriz oluşturma potansiyeli taşıdığına dikkat çekildi.

DAD’ın açıklamasında, Dersim’in Alevilik inancının merkezi olduğu ve bu nedenle özel bir hedef haline getirildiği vurgulandı. 37-38 yıllarında yaşanan katliamların yıl dönümünde, maaş ve memurluk eksenli bir toplantı yapılmasının Alevi vicdanıyla bağdaşmadığı belirtildi. DAD, bu tür organizasyonlara katılmanın ağır bir vebal taşıdığını ve yol ikrarına bağlı kalınması gerektiğini ifade etti.

Sonuç olarak, DAD, devletin Aleviliği tanımlama çabalarından vazgeçmesi gerektiğini belirterek, Cemevi Başkanlığı’nın derhal lağvedilmesini talep etti. Ayrıca, Dersim üzerindeki asimilasyon stratejilerinin durdurulması gerektiğinin altı çizildi.

📌 ALEVİ GAZETESİ’NİN NOTU

DADın "Dedeler Zirvesi"ne yönelik tepkisi, Alevi inancının korunması adına kritik bir duruş sergilemektedir. Dersimde düzenlenecek bu etkinliğin, Alevi toplumunu hedef alan asimilasyon çabalarının bir parçası olduğu vurgulanarak, tarihsel acıların üzerinin örtülmesine izin verilmeyeceği ifade edilmiştir. Bu tür organizasyonların Alevilerin vicdanında yarattığı tahribat, toplumun birliği ve dirliği açısından son derece tehlikeli bir durumdur. Alevilik, bu tür manipülasyonlara karşı dimdik ayakta durmalıdır.

— Alevi Gazetesi Editörü

Dersim Katliamı’nın 89. yılı İngilterede anıldı!

İngiltere Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi, 4 Mayıs 2026 tarihinde Dersim Katliamı’nın 89. yıldönümünde anma etkinliği düzenledi. Bu etkinlikte, 1937-1938 yıllarında Dersim’de yaşanan felakette hayatını kaybedenler anıldı. Anma, Yadigar Aslan Ananın gülbangıyla başladı ve katliamın unutulmaması gerektiği vurgulandı.

Dersim Katliamı, 4 Mayıs 1937 tarihinde alınan Bakanlar Kurulu kararıyla gerçekleştirildi. Resmi rakamlara göre 13 bin kişinin öldüğü bu olayda, yerel kaynaklar 50 binin üzerinde insanın yaşamını yitirdiğini ve on binlercesinin de yerlerinden sürüldüğünü bildirmektedir. Bu trajik olayın ardından, Pir Seyit Rıza ve onun yol arkadaşları 15 Kasım 1937’de Elazığ’da asılarak öldürüldü.

Etkinlikte konuşan İngiltere Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi Eşit Başkanı Hasret Bozdağ, Dersim Katliamı’nın devlet tarafından hala tam olarak kabul edilmediğini belirtti. Ayrıca, benzer acıların bir daha yaşanmaması için devletin bu katliamla yüzleşmesi gerektiğinin altını çizdi. Eski başkan İbrahim Has da, bu süreçte adaletin sağlanması gerektiğini vurguladı.

Anma, İngiltere Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi yönetim kurulu üyesi Doğan Kalay’ın deyiş ve ağıtlarıyla son buldu. Etkinlik, Dersim’in acı tarihinin hatırlanması ve Aleviliğin inanç özgürlüğüne duyulan saygının yeniden ifade edilmesi açısından büyük önem taşıdı.

📌 ALEVİ GAZETESİ’NİN NOTU

Dersim Katliamının 89. yılı, unutulmaz acıların ve kayıpların hatırlanması açısından büyük bir önem taşıyor. Bu tür etkinlikler, sadece geçmişle yüzleşmekle kalmayıp, aynı zamanda Alevilik inancının ve kültürünün yaşatılması adına da kritik bir rol oynuyor. Devletin bu katliamı tam olarak kabul etmemesi, hala süregelen adaletsizliklerin ve ayrımcılıkların bir yansımasıdır. Alevi toplumu olarak, zalime ve zulme karşı durarak, her zaman mazlumların yanındayız.

— Alevi Gazetesi Editörü

Dersim Tertelesi anmasında adalet ve hakikat vurgusu!

1937-38 Dersim Tertelesi’nde yaşamını yitirenlerin anılması amacıyla Mainz’da kitlesel bir etkinlik düzenlendi. Alevi kurumlarının öncülüğünde gerçekleştirilen anma, 3 Mayıs 2026 tarihinde Mainz Staatstheater’da yapıldı. Etkinlikte, sanatçıların seslendirdiği ağıtlar ve yapılan konuşmalarla “Xo Vira Meke” çağrısı yükseldi. Katılımcılar, yüzleşme, adalet ve hakikat taleplerini bir kez daha dile getirdi.

Etkinlik, Cevahir Altınok Ana tarafından okunan Gulbang ile başladı. Kırmancki, Türkçe ve Almanca dillerinde okunan basın metninde, 89 yıl önceki Dersim Soykırımı’nda hayatını kaybeden on binlerce can anıldı. Metinde, “Dersim’in çığlığını haykırmaya devam edeceğiz” ifadeleri yer aldı. Ayrıca, Dersim’de yaşananların uluslararası hukuk açısından bir insanlık suçu olduğu vurgulandı.

1937-38 döneminin Dersim için “Kara Gün” olarak anıldığı belirtilen açıklamada, o dönemde yaşanan askeri harekâtlarla büyük bir yıkımın gerçekleştiği, kadın, çocuk ve yaşlı demeden on binlerce insanın katledildiği hatırlatıldı. Anma etkinliğinde, Seyit Rıza ve yoldaşlarının mücadelesinin günümüzde de anlam taşıdığı ifade edildi.

Etkinlikte, günümüzde Dersim’in karşı karşıya olduğu göç, asimilasyon ve doğa talanı politikalarına da dikkat çekildi. Katılımcılar, devlet arşivlerinin açılması, “Dersim” isminin iadesi, resmi özür ve anadil, inanç ve kültür özgürlüğü gibi talepler sıraladı. Sanatçılar Cemil Koçgiri, Lale Koçgiri, Dilan ve Erkan Top ile Gülcan Yanlız, söyledikleri ağıtlarla Dersim’in acısını bir kez daha dile getirdi.

📌 ALEVİ GAZETESİ’NİN NOTU

Dersim Tertelesi anması, tarihimizdeki kara günleri unutmamak ve adalet talebimizi yükseltmek açısından büyük bir anlam taşıyor. Alevi kurumlarının öncülüğünde gerçekleştirilen bu etkinlik, yüzleşme ve hakikat arayışının önemini bir kez daha gözler önüne serdi. Unutulmamalıdır ki, Dersim’de yaşananlar sadece geçmişin bir utancı değil, günümüzde de devam eden adaletsizliklerin ve ayrımcılığın bir yansımasıdır. Bizler, zulme karşı durarak mazlumların sesi olmaya devam edeceğiz.

— Alevi Gazetesi Editörü