Ana Sayfa Blog Sayfa 142

Milletvekili Celal Fırat’tan, Maraş Katliamı’nın araştırılması için önerge

0

PİRHA – Milletvekili Celal Fırat, Maraş Katliamı’nın sorumlularının ortaya çıkartılması için Meclis araştırma önergesi hazırladı. Fırat, “Maraş Katliamı’nı planlayanların ve uygulayanların hukuk önünde yargılanıp mahkûm edilmesi ve bu katliamdan kaynaklı yaşanan mağduriyetlerin giderilmesi amacıyla araştırma komisyonunun kurulmasını çok önemli ve gerekli görmekteyim” dedi. 

DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, Maraş Katliamı’na dair Meclis araştırma önergesi hazırladı. Milletvekili Fırat, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na ilettiği önergede, 19-26 Aralık 1978’de Alevilere yönelik gerçekleştirilen katliamın sebepleri, sonuçları ve failleri bakımından hala aydınlatılmayan konuların olduğuna işaret etti.

Celal Fırat, katliamda resmi rakamlara göre 111 vatandaşın katledildiğini, 176 kişinin yaralandığı, 210 ev ile 70 işyerinin tahrip edildiğini belirterek, “Başta Alevi yurttaşlarımız olmak üzere, tüm demokratik kamuoyunun beklentisi bu katliamı gerçekleştirenlerin, katliam emrini verenlerin ve gerçek sorumluların yargı önüne çıkartılıp hak ettikleri cezalara çarptırılmasıdır. Maraş Katliamı’nın bütün ayrıntıları ile incelenmesi ve gerçek sorumlularının yargı önüne çıkartılması amacıyla Anayasa’nın 98. ve Meclis İçtüzüğü’nün 104. ve 105. maddeleri uyarınca Meclis Araştırma Komisyonu kurulmasını arz ve teklif ederim” diye belirtti.

“KOLLUK KUVVETLERİ SEYİRCİ KALMAKLA YETİNMİŞTİR”

Milletvekili Celal Fırat, Meclis’e sunduğu teklifinin gerekçe bölümünde ise şu ifadelere yer verdi:

“19 Aralık 1978’de Maraş’ta bulunan Çiçek Sineması’na bomba atılmasıyla katliamın fitili ateşlenmiş olsa da katliam öncesinde Milli Piyango satıcısı kılığında şehre gelen kişilerin olayları başlatmak için hazırlık yaptıkları anlaşılmaktadır. Günler öncesinden şehirde yaşayan Alevilerin evlerinin kırmızı boya ile çarpı işareti konularak işaretlenmesi hedefin kim olduğunu göstermektedir. Bu durumlar dikkate alındığında; haftalar öncesinden planlanan bir katliamın uygulamaya konduğu anlaşılmaktadır.

“ALEVİ DEDESİ ÖLDÜRÜLDÜ”

‘Kanımız aksa da zafer İslam’ın’, ‘Müslüman Türkiye’ sloganları ile Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) il merkezi, PTT ve Tüm Öğretmenler Birleşme ve Dayanışma Derneği binalarına saldırılar düzenlenmiş, Alevilerin yoğunlukla oturduğu Yörükselim Mahallesi’nde ETKO (Esir Türkleri Kurtarma Ordusu) adlı çeteci/katliamcı unsurlar tarafından bir kıraathane bombalanmış ve Gıjik adlı Alevi dedesi öldürülmüştür.

“İKİ SOLCU ÖĞRETMENİN CENAZESİ ENGELLENDİ”

21 Aralık’ta sol görüşlü öğretmenler Hacı Çolak ve Mustafa Yüzbaşıoğlu, silahlı saldırı sonucu yaşamını yitirmiş, öğretmenlerin cenaze namazı engellenmiştir.

Ertesi gün komünistlerin camilere saldırdığı haberleri yayılmış ve sağ görüşlü faşist gruplar 23 Aralık tarihinde Alevilerin yoğun yaşadığı Yörükselim ve Mağaralı mahallerine yönelmiştir. Bu mahallelerde iki gün boyunca evlere girilmiş, kadınlara tecavüz edilmiş, küçük çocuklar, yaşlılar ve hamile kadınlar dahi vahşice katledilmiş, evler yağmalanmış mallara el konulmuş, evler içindeki insanlar ile birlikte ateşe verilmiştir. Bütün bunlar gerçekleşirken kolluk kuvvetleri seyirci kalmakla yetinmiştir.

“ALEVİLERİN BÜYÜK ÇOĞUNLUĞU KENTTEN GÖÇ ETMEK ZORUNDA KALDI”

26 Aralık’ta saldırılar konu edilerek 13 ilde sıkıyönetim ilan edilmiş ve 12 Eylül 1980 askeri darbesinin ilk adımları atılmıştır. Katliam sonrası Alevilerin büyük çoğunluğu kentten göç etmek zorunda kalmıştır.

Olaylardan sonra çoğunlukla sağ ve aşırı sağ görüşlü olarak nitelendirilen 804 kişi hakkında dava açılmış ve Sıkıyönetim Mahkemelerinde açılan davalar 1991’e kadar sürmüştür. Sanıklardan 29’u idam, yedisi müebbet hapis, 321’i 1-24 yıl arasında değişen hapis cezalarına çarptırılmıştır. İdam ve müebbet hapis cezaları dışındakilere altıda bir oranında cezai indirim uygulanmıştır. Cezalar 1991’de çıkarılan Terörle Mücadele Yasası nedeniyle ertelenmiş ve sanıklar serbest bırakılmıştır.

Kolluk kuvvetlerinin, istihbarat örgütlerinin katliam sırasında sessiz kalması kadar katliama karışanların yargılanma süreci de toplum vicdanını yaralayan durumlardandır. Maraş Katliamı üzerinden 45 yıl geçmesine rağmen gerçek sorumluların, katliamı planlayanların kimler olduğu açığa çıkarılmamış, zaman içerisinde ortaya çıkan belgeler değerlendirilmemiştir.

Katliama maruz kalan onlarca Alevi vatandaşımızın cesedine ulaşılmamış, Şeyh Adil Mezarlığı’na toplu olarak gömüldüğü iddialarının araştırılması engellenmiş ve mezar yerleri bilinmemektedir.

Bütün bunlara göre DEM Parti İstanbul Milletvekili olarak, yukarıda açıkladığım nedenlerle, Türkiye artık katliamlarla anılmak istemiyorsa, demokratik bir hukuk devleti olma yolunda ilerlemek istiyorsa, tüm inançların ve etnik kimliklerin bir arada yaşayabileceği bir iç barışı tesis etmek istiyorsa, Maraş Katliamı’nı planlayanların ve uygulayanların açığa çıkarılması, vicdanlarda ve hukuk önünde yargılanıp mahkûm edilmesi ve bu katliamdan kaynaklı yaşanan mağduriyetlerin giderilmesi amacıyla araştırma komisyonunun kurulmasını çok önemli ve gerekli görmekteyim.”

PİRHA/ANKARA

Dersim’de Seyit Rıza heykeli olmasa, 1938 Katliamı’nı anlatan hiçbir hafıza merkezi yok”

0

PİRHA-DEDEF, Anadolu Yakası Dersimliler Dayanışma ve Kültür Derneği ile Mazgirt Kültür ve Dayanışma Derneği, ‘Dersim’in sorunları ve çözümleri’ konulu panel düzenledi. Kültürel ve kimliksel konularda Dersim’deki merkez ve ilçe belediyelerini çok başarısız bulduğunu dile getiren Prof. Dr. Şükrü Aslan, “Dersim’in öyle bir kentsel hafızası var ki, hepimizin aile hikâyelerinde zorunlu göç, köylerin yakılması ve öldürülen binlerce insan var. Biz bu hafızayı çocuklarımıza, Türkiye’ye ve dünyaya nasıl anlatacağız” dedi.

Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF), Anadolu Yakası Dersimliler Dayanışma ve Kültür Derneği ile Mazgirt Kültür ve Dayanışma Derneği, ‘Dersim’in sorunları ve çözümleri’ konulu panel düzenledi. Anadolu Yakası Dersimliler Dayanışma ve Kültür Derneği Başkanı Ali Rıza Karataş, Mazgirt Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Mustafa Arslan ve Prof. Dr. Şükrü Aslan panele konuşmacı olarak katıldı.

“AKP, BÜTÜN İLÇELERDE SEÇMEN DEVŞİRMESİ YAPTI”

Anadolu Yakası Dersimliler Dayanışma ve Kültür Derneği Başkanı Ali Rıza Karataş, şunları dile getirdi:

“Yerel yönetimleri ilgilendiren özerklik kavramı Anayasa ve yasalarla belirlenen kamu hizmetinin önemli bir kısmını halkın yararına olacak şekilde yerel yönetimlerin sorumluluğu altında gerçekleştirme yetkisi veriyor ancak Türkiye’de bu hiçbir zaman uygulanmadı.”

2019 yılında yerel seçimlerde çoklu aday politikasından dolayı Mazgirt’te belediyeyi AKP’ye kaybettiklerini ifade eden Mazgirt Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Mustafa Arslan, “AKP, Dersim’in bütün ilçelerinde seçmen devşirmesi yaptı. Tehlikenin farkında olmamız lazım. Seçimlere çoklu adaylarla girersek yine kaybederiz” dedi.

“DERSİM’DEKİ BELEDİYELER BAŞARISIZ”

Kültürel ve kimliksel konularda Dersim’deki merkez ve ilçe belediyelerini çok başarısız bulduğunu dile getiren Prof. Dr. Şükrü Aslan, “Dersim’in öyle bir kentsel hafızası var ki, hepimizin aile hikâyelerinde zorunlu göç, köylerin yakılması ve öldürülen binlerce insan var. Biz bu hafızayı çocuklarımıza, Türkiye’ye ve dünyaya nasıl anlatacağız? Burada asıl görev belediyelere düşüyor. Dersim’e baktığımda Edibe Şahin’in Dersim merkezde yaptığı Seyit Rıza heykeli ya da Hasan Saltık’ın Dersim merkezde ve Hozat’ta yerleştirdiği Dersim Katliamı fotoğraflarını saymazsak, şehrimizde 1938 Katliamı’nı anlatan neredeyse hiçbir şey yok. Sinop’un Gerze ilçesiyle, Dersim’in Mazgirt ilçesinin arasında hiçbir fark yok. Oysa dünyanın her yerinde hafıza merkezleri belediyeler tarafından kuruluyor” diye konuştu.

Panel soru-cevap bölümüyle sona erdi.

PİRHA/İSTANBUL

Hak ve Hakikat

0

Hak ve hakikat, insanın varoluş sebebidir ve onun hayatında belirleyici bir rol oynar.

Hak ve hakikat, insanın varoluş sebebidir ve onun hayatında belirleyici bir rol oynar. Hak ve hakikat, insanın düşüncelerini, eylemlerini ve inançlarını şekillendirir ve ona rehberlik eder. Bu kavramların anlamı ve önemi, her kültürde ve toplumda farklılık gösterir, ancak temelde insanın varoluşsal ve ahlaki bir sorumluluk sahibi olmasını sağlar.

Hak, bir insanın başkalarının haklarına saygı göstermesi gerektiği anlamına gelir. Bu, diğer insanları kucaklamak, onların farklılıklarını kabul etmek ve onlara özgürlük ve adalet sağlamak anlamına gelir. Tüm insanların eşit haklara sahip olması gerektiğine inanılır ve bu nedenle insanlar arasında adaletin ve eşitliğin sağlanması için çaba gösterilir.

Hakikat ise, insanın gerçeği arama çabasıdır. İnsanın varoluşsal bir ihtiyacı olan bu arayış, onun bilgiye ve anlamaya duyduğu açlığı tatmin etmeye yöneliktir. Hakikat arayışı, insanların varoluşlarını anlamalarına ve anlam vermelerine yardımcı olur. Bilgiye ve gerçeği bulma çabasında, insanın içsel olarak büyümesine yardımcı olur ve onun dünya ile olan ilişkisini derinleştirir. Hakikat arayışı, insanın dünyaya ve iç dünyasına karşı merakını ve şefkatini artırır, böylece onu daha anlayışlı ve empatik bir birey haline getirir.

Hak ve hakikat, insanın varoluş sebebidir çünkü bu kavramlar, onun hayatının anlamını ve amaçlarını belirler. İnsanlar, hak ve hakikat arayışıyla özgürleşir ve kendilerini gerçekleştirmeye çalışırlar. Bu arayış, insanın ruhsal ve zihinsel gelişimine katkı sağlar ve onun daha derin bir bağlantıya ulaşmasına yardımcı olur. Hak ve hakikat, insanın yaşamını zenginleştiren ve ona anlam katan unsurlardır.

Sonuç olarak, hak ve hakikat, insanın varoluşsal ve ahlaki sorumluluklarını belirler. Bu kavramlar, insanın diğer insanlarla ilişkilerini düzenler ve onun dünya ile olan bağlantısını güçlendirir. Hak ve hakikat, insanın yaşamını değerli kılan ve ona anlam katan temel unsurlardır. Bu kavramlar, insanın varoluşunun derinliklerine inmesine ve kendisini gerçekleştirmesine yardımcı olur.

ALEVİNET

Günümüzde Başarılı(!) Bir “Ana-Dede” Olmanın Sırları ALİ DERELİ

—Kurum başkanına itaatte sakın kusur etmeyin…

—Sizinle “Yol” yürüyen Dede’lere sakın güvenmeyin, kendi geleceğinizi garantiye alın…

—Fikirlerinizi gizli tutun, zorunlu olmadıkça konuşmayın…

—Şöhretli olmak “Yol”dan, her şeyden daha kıymetlidir onun için her doğruyu her yerde savunmayın, ispiyonculuktan bile çekinmeyin…

—İkrarsızlara, Pir’sizlere, dönmüşlere, kirlilere, misyonerlere sonuna kadar kapılarınızı açın, kimseyi kızdırmayın…

—Başarı için başkasının emeğinden, sırtından geçinmekten çekinmeyin, övgüleri siz toplayın…

— Bilgi ile değil, boyun eğerek cebinizi doldurmayı, şöherete kavuşmayı öğrenin…

—Derdi kederi olandan uzaklaşın, çünkü başınızı derde sokar, bunu unutmayın…

—Yalınzlaşmak istemiyorsan dik durmayı bırakıp, boyun eğmeyi, uslu durmayı seçin…

—Fazla vicdanlı veya merhametli olmak sizi bitirebilir, sakın denemeyin…

—Bir kurumda sorun varsa “Ben binlerce kişiye hitap ediyorum, üç beş kişi eksikmiş, ne olacak” bahanesini ağzınızdan sakın düşürmeyin. Cebinizi doldurup uzaklaşmaya bakın…

—Herkese dost gibi görünün, casus gibi başkasının eksiklerini not edin…

—Rakibin dik duran “Ana-Dede” ise ezip geçin. Çünkü onların olduğu yerde sen olamıyacaksın…

—Sakın güçlünün, paralının ayağına basmayın, adaletten dem vurmayın, altta kalanın canı çıksın!

—Rol yapmayı iyi öğrenin ki, hedefinize ulaşabilesiniz…

—Bir kaç cümle ve bir kaç dua ezberliyerek bilge olduğunuzu kanıtlayın…

—Cem yapmaya gittiğiniz yerde derdi olanı görmeyin, içeri bile almayın, siz yaptığınız cemlerle övünün…

—Kurumları mahkeme kapılarına düşürmüş kişilerle cem olun, ama doğru duranı da kovun…

—İyi bir dile, iyi bir rol yeteneğine sahip olun…

—Yakın zamanın Pir’lerini, Tarihini, edep erkanını görmeyin, çünkü size uymayabilir. Daima uzağı, bilinmeyeni örnek gösterin…

—Kendinizi olduğunuzdan fazla göstermek için çok fazla görünmeyin, fikirlerinizi yazmayın, bilginizi paylaşmayın.Çünkü bir tarafa iyi gelse de bir kısmını kızdırıp küstürebilirsiniz…

—Ortalığı karıştırın ama suya sabuna dokunmadan ordan uzaklaşın…

—“Çobanı vurun, koyunlar rahat dağılacaktır” sözünü aklınızdan sakın çıkarmayın, gereğini yapın(!)

Utanarak, üzülerek, ağlayarak bunları gözlemliyorum, görüyorum, boğuluyorum, uyarıyorum…

“Yol” sizlerin yüzünden itibarsızlaştı, kayboldu…
Toplum sizlerin ikiyüzlülüğünüzden dağıldı…

Yapmayın, etmeyin, kirletmeyin bu “Yol”u…
Ben sizleri hepinizi tanıyorum, biliyorum…
Sizlerden davacıyım, “Yol” da davacıdır sizden. Gereğini yapıyor ama, farkında bile değilsiniz…
Fakat “Sır” içinde, sabırla…

Hakikat içinde “Yol”da olan, “Yol”a uygun duruş sergileyen “Pir”lerimize de saygı ile…

14/12/2023

Ahmet Kaya Onur Ödülü Mikail Aslan’a verildi: ‘Ödülü varlık mücadelesi veren dillere armağan ediyorum’

0

MESAM, 37’inci kuruluş yıldönümünü gala ve ödül töreniyle kutladı. Yüzlerce sanatçının katıldığı törende, ‘Başarı’, ‘Onur’ ve ’35. Yıl Özel’ ödülleri sahiplerini buldu.

Türkiye’deki  Musiki Eseri Sahipleri Meslek Birliği (MESAM) 37’inci kuruluş yıldönümünü gala ve ödül töreniyle kutladı. Dün akşam İstanbul’da düzenlenen gecede ‘Başarı’, ‘En İyi Çıkış Yapan’, ‘Basın’, ‘Onur’ ve ’35. Yıl Özel’ ödülleri sahiplerini buldu.

‘VARLIK MÜCADELESİ VEREN DİLLERE ARMAĞAN EDİYORUM’

Törende Ahmet Kaya Onur Ödülü Mikail Aslan’a verildi. Aslan’a ödülü, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Eski Bakanı ve eski Erzincan Milletvekili Mustafa Kul tarafından takdim edildi.

KAYNAK LONDRA GAZETESİ

Ali Gölü” fotoğrafçıların uğrak yeri haline geldi

0

fotoğrafçıların ve dağ sporcularının uğrak yeri haline geldi.Nurhak Dağları’nın 2 bin 500 metre yüksekliğinde bulunan buzul krater gölü doğallığının yanı sıra kenarında bulunan mağaralar dikkat çekiyor.Nurhak tepesindeki ’Ali Göl’de yaz ve kış çekimlerinin bir başka olduğunu söyleyen fotoğrafçı Doğan Yenigül, ‘Burası çekim için fotoğrafçıların en gözde mekanı diyebiliriz. Zorlu şartlarda çekim yapmanın güzelliğini fotoğraf karelerine baktıktan sonra anlıyoruz. Muhteşem doğa güzelliği var ve zaten buranın Ali

KAYNAK ALEVİNET

CHP Genel Başkanı Özel’den DEM Parti’ye ziyaret-

0

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, DEM Parti Eş Genel Başkanları Tuncer Bakırhan ve Tülay Hatimoğulları ile biraraya geldi.

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi Eş Genel Başkanları Tuncer Bakırhan ve Tülay Hatımoğulları Oruç ile biraraya geldi.

CHP Genel Başkanı Özel’i DEM Parti Genel Başkan Yardımcısı Özlem Gündüz ile Mehmet Rüştü Tiryaki karşıladı.

Özgür Özel’e Genel Başkan Yardımcıları Gökhan Zeybek, Gül Çiftçi ve Selin Sayek Böke eşlik etti.

Balgat’taki DEM Parti Genel Merkezinde yapılan görüşme sonrası iki parti yöneticilerinin basın açıklaması yapması bekleniyor.

PİRHA/ANKARA

CHP ile DEM Parti Eş Genel Başkanlarından ortak açıklama

0

PİRHA – CHP Genel Başkanı Özgür Özel ile DEM Parti Eş Genel Başkanları Bakırhan ve Hatimoğulları ortak açıklama yaptı.

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi Eş Genel Başkanları Tuncer Bakırhan ve Tülay Hatimoğulları Oruç ile bir araya geldi.

Yaklaşık 1,5 saatlik görüşme ardından ortak açıklama yapıldı.

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, “Çok verimli bir görüşme oldu” diyerek “Ümit ediyoruz ki biz böylesi bir tabloyu hep birlikte Türkiye’deki bütün siyasi partiler ve Türkiye’deki demokrasi gücünün vicdanı olan yapılarla birlikte bu konuda yol alırız. Bu kadar yoğun krizin olduğu süreçte muhalefet partilerinin daha çok diyaloğa ihtiyacı var. Bizler katılımınızdan dolayı değerli basın emekçileri sizlere teşekkür ediyoruz” ifadelerini kullandı.

“ÇOK VERİMLİ, ÇOK YAPICI BİR GÖRÜŞME”

CHP Genel Başkanı Özgür Özel de görüşmeden ötürü memnuniyetini belirterek şunları söyledi:

“Sayın eş genel başkanlara, heyetimize göstermiş oldukları misafirperverlik için teşekkür ediyoruz. DEM Partisi’ni yeni ismiyle genel merkezinde ziyaret ettik. Daha önce mecliste görev yaptığım her aşamada da şunu vurgulamıştım; siyasi partilerin arasındaki diyalog hem o ülkenin demokrasisi açısından hem o parlamentonun üretkenliği açısından hem de o ülkedeki toplumsal barış açısından en önemli temel taşlardan biridir. Bu olmazsa olmaz. Biz kurultayımızı yaptık. Kurultayımızı yaptıktan sonra sayın eş genel başkanlarım arayarak kutlamışlardı. Sonra takvime baktığımda onlar da bizden hemen önce kurultaylarını yapmışlardı. Bizim kurultay yoğunluğumuz içinde bir hayırlı olsun ziyareti gerçekleşmemişti. Ben bugün heyetimizle birlikte o ziyareti gerçekleştirdim. Tabi görevlerinde başarılar diledik, karşılıklı bu başarı dileklerini ifade ettik. Sayın Eş Genel Başkanın da ifade ettiği gibi bir araya gelmişken yapmamız gereken bir şeyi yaptık; Türkiye’yi değerlendirdik, dünyayı değerlendirdik ve önümüzdeki süreci değerlendirdik. Çok verimli, çok yapıcı bir görüşme gerçekleştirdiğimizi ifade etmek isterim. Bundan sonraki süreçlerde de diyaloğumuz, karşılıklı görüşmelerimiz sürecek. Biz bu diyaloğun, bu görüşmenin Türkiye demokrasisine çok önemli katkılar sağlayacağını düşünüyoruz. Ben bir kez daha kendilerine ve DEM Genel Merkezi’nde bizleri ağırlayan hem tüm siyasilere hem de emekçilere Cumhuriyet Halk Partisi adına teşekkür ediyorum.”

“DİYALOG YOLUNUN AÇIK OLMASI ÖZLEDİĞİMİZ BİR ŞEY”

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları ise ” Türkiye’deki krizleri birlikte değerlendirdik” diyerek şöyle devam etti:

“İki parti de peş peşe kongrelerini gerçekleştirmiş oldu genel seçimlerden hemen sonra. Bir nezaket ve hayırlı olsun ziyaretiydi bu. Biz de kendilerine buradan, sizlerin huzurunda bir kez daha hayırlı olsun dileklerimizi iletiyoruz, başarılar diliyoruz yeni yönetime de. Her iki başkanımızın da ifade ettiği gibi bugün bizler bir araya gelmişken Türkiye’nin ve dünyanın içinden geçtiği süreci, siyasal süreci, iktisadi krizi, Türkiye’de yaşanan demokrasi krizini hep birlikte değerlendirdi. Gerçekten demokrasiye model olması gereken Türkiye’deki bütün siyasi partilerin esasen Türkiye’nin sorunlarını görüşmek ve konuşmak üzere ve hep birlikte çözüm üretmek üzere diyalog yolunun açık olması özlediğimiz bir şeydir. Ne yazık ki Türkiye tarihine dönüp baktığımızda bu konuda siyasi partilerin tarihi çok zengin deneyimlere sahip değil.”

PİRHA/ANKARA

Alevi kadın örgütlülüğü büyüyor ELİF SONZAMANCI

Alevi toplumu tarihten bu yana baskı ve zulmün cenderesinde inancını, kültürünü yaşatmak adına büyük bir mücadele yürüttü/yürütüyor. Kırdan kente göçün yoğunlaşması ile birlikte kapitalist sistemin garabetine de uğrayan Alevi toplumu hem inancına hem de kültürüne yönelik büyük darbeler aldı. Ocak sistemine dayanan, iktidar ile bağı olmayan, kendi mahkeme sistemini geliştiren Alevilere yönelik sindirme ve baskı politikalarının yanında, kentte göçle birlikte, temel değerlerinden büyük kopuş yaşandı, bu çerçevede Alevi inancının özünü oluşturan pir talip ilişkisi büyük zarar gördü.

Bir başka göç yolu da bildiğiniz üzere diaspora…

Alevilerin önemli bir kısmı yaşanan baskı ortamı ve ekonomik nedenlerden dolayı, başta Almanya olmak üzere Avrupa’nın farklı ülkelerine göç etmek zorunda kaldı. Almanya’da 900 bin civarında Alevi yaşadığı tahmin ediliyor. Bu rakam daha fazla da olabilir, elimizde buna yönelik net bir araştırma yok.

Diasporada yaşayan ve toprakları ile bağı tam olarak kesilmeyen Aleviler, coğrafyalarına gidip gelerek kültürel hafızalarını bir şekilde canlı tutmaya, kendinden sonraki nesile de aktarmaya çalışıyor. Dolayısıyla ülkede olan gelişmeler, değişimler, inkar ve asimilasyon politikalarından birebir etkileniyor. Zira AKP iktidarı son sürat asimilasyon politikalarını devreye koyarak inancın kalan son kırıntılarını da yok etmeye çalışıyor.

Burada bir kaç güncel durumu da hatırlatmakta fayda var.

Alevi kurumlarının çağrısıyla 10 Aralık’ta İstanbul Kadıköy’de “Laik Eğitim, İnsanca Yaşam, Demokratik Türkiye” mottosuyla bir miting düzenlenecek. Mitingin ilk ayağı özellikle Eğitim-Sen ve Alevi örgütlerinin çağrısıyla “Laik Eğitim, Laik Yaşam” sloganıyla 16 Eylül’de İzmir’de düzenlenmişti.

Ne laik bir düzenden bahsedebiliriz, ne insanca bir yaşam olduğunu söyleyebiliriz, ne de demokratikleşme adımları atılıyor. İktidar kendine benzemeyeni yoketme üzerine kurulu uygulamalarını sürdürürken, bu kapsamda Alevi toplumu da büyük bir tehlike altındadır. Yaşamın her alanına müdahaleyi prensip edinen iktidar, halkların nasıl inanacağına, nasıl davranacağına, neler konuşacağına, nasıl giyineceğine, hatta ne yiyeceğine bile müdahale ediyor. Son olarak kısa adı ÇEDES olan “Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum” projesi ile okullara imam atanmasının önü açıldı, böylelikle eğitimin dinselleştirilmesi planları hızlı adımlarla ilerliyor.

AKP iktidarı devraldığı inkar ve asimilasyon politikalarını kurduğu Alevi ve Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı projesiyle devam ettirmek istiyor, cemevi başkanlığı yetkilileri köy köy gezerek bünyesinde maaşlı dedeler toplamak istiyor. Benzer örneği Almanya başta olmak üzere Avrupa’ya gönderdiği gri dedelerden biliyoruz.

Bu nedenle Alevilerin bu tehlikeler karşısında örgütlenmesi hayati önemdedir.

Alevi toplumu mümkün olan her araçla asimile edilmeye çalışırken, Alevi kadınlara da önemli roller düşüyor. İnancın özünde kadının yeri her daim önemle vurgulanırken, bunun toplumsal karşılığını bir kez daha sorgulamak zorundadır.

Alevi meclislerinde kadına yönelik ayrımcılık yoktur. Erkekler kadar kadınlarda posta oturarak cem’i yürütebilir. Fakat Alevilerde “herkes candır, kadın da bir erkek de bir” düsturunun günümüze taşınan karşılığı bir çok nedenden dolayı çok zayıftır. Kadını ikinci cins olarak gören ataerkil kapitalist sistem hayatlarımıza, devletin asimilasyon politikaları kadar sirayet etmiş durumda.

9-10 Aralık tarihleri arasında Demokratik Alevi Kadınlar Birliği Almanya’nın Dortmund kentinde 4. Kongresini gerçekleştiriyor. Alevi kadınların hak arayışı ve özgün örgütlenmesi de bir o kadar önemlidir.

Alevi kadınlar özün gereklerinin neden günümüzde karşılığı olmadığını sorgulamak istiyor. Çünkü inançlarının gereği eşitlik olgusunun, şu anda toplumsal karşılığının olmadığının farkındalar.

özgür politika

İngiltere Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi 30’uncu yılını coşkuyla kutladı

0

Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi, Britanya’da 30’uncu yılını görkemli bir gece ile kutladı. Gecede yapılan konuşmalarda Aleviliğin Anadolu’dan Avrupa’ya ve dünyanın birçok yerine kök salıp yayıldığı ifade edildi.

9 Mayıs 1993 yılında İngiltere’de kurulan İngiltere Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi (İAKM) 30’uncu yıl dönümünü Londra’nın kuzeyinde Wood Green’deki Dominion Center’da “30 Yıl Semaha Durduk” adlı müzikalle kutladı. Geceye İAKM yöneticileri, üyeleri ve çok sayıda Alevi yurttaşı katıldı.

Müzikalden önce İngiltere Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi Başkanı İbrahim Has, Britanya Alevi Federasyonu (BAF) Eşit Başkanları Dilek İncedal ile Müslüm Dalkılıç, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Başkanları Hüseyin Mat ile Nevin Kamilağaoğlukonuşma yaptı.

İBRAHİM HAS: DURMADAN YOLA DEVAM ETTİK

Gecede ilk olarak konuşma yapan İAKM Başkanı İbrahim Has, sözlerine kuruculara ve emek verenlere teşekkür ederek başladı. Has, “30 yıl önce fedakar birkaç insanımız Alevi toplumunun sorunlarını dert edindiler. 30 yıl önce kurduk ilk cemevimizi, 2013 yılında çatı kurumumuz olan Britanya Alevi Federasyonu’nu kurduk. Durmadık, yola devam ettik büyümeye ve kök salmaya. Kadınlar birliğimizle, gençler birliğimizle, çocuklarımızla eğitim derslerinden sanat kurslarına, cemevlerimizde akıl, yol, gönül birliği verdik” dedi.

İAKM olarak yapılan faaliyetleri aktaran Has, şunları dile getirdi:

“Yıllardır Aleviler vardır, Alevilik haktır diye anlattık. Bu 30 yılda pek çok şey yapıldı. Cemevi çoğaldı, federasyon ve konfederasyon oldu. İngiltere’ye, Aleviliğin kendine özgü bir inanç olduğu tanıtıldı. Okullarda Alevilik özgür bir inanç olarak kabul gördü. 2011 yılında Prince of Wales okulunda ilk Alevilik dersimizi verdik. 2015 yılında ise resmen tanındık. Canlarımızın birçok kademede yer almalarına merdiven olundu. Canlara yalnız olmadıkları duygu sağlandı. 30 yıl sonra Maraş Katliamında yitirdiğimiz canlarımızın Maraş’ta anılmasına ön ayak olundu. Bu hizmetler ve daha fazlası devam ediyor ve edecek de. Nice nice 30 yıllara.”

“ALEVİLİĞİMİZLE KÖK SALIYORUZ HER YERE”

BAF Eşit Başkanı Müslüm Dalkılıç, Alevilik öğretisiyle her yere kök saldıklarını ve uluslararası arenada Alevilerin toplumsallaştığını söyledi.

Dalkılıç “30 yıl önce Britanya’da yeniden yandık. Alevilerin uyanışı diye tarihe geçti. İnancımızla, kültürümüzle, acılarımızla, sevgimizle kök salıyoruz. Sadece 30 yıl önce değil, asırlar öncesinden köklerimizi saldık. Sürüldüğümüz, göç ettiğimiz Mezopotamya’dan, Horasan’dan, Anadolu’dan Avrupa’ya, Britanya’ya inkara inat Aleviliğimizle kök salıyoruz. Bugün Britanya’yı saran 18 cemevi ve kültür merkezlerimize yol açan o çınarın altındaki 30 yılımız. Kurucuları, tohum ekeni, tuğla koyanı, emek vereni, gülbeng söyleyeni, semah döneni minnetle anıyoruz” diye konuştu.

AABK Eşit Başkanı Hüseyin Mat ise 30 yıla çok şey sığdırıldığını söyleyerek tüm bu yıllarda yöneticilik yapan, kadınıyla genciyle fedakarlık yapan herkesin çok büyük emeği olduğuna dikkat çekti.

ALEVİ KADINLARININ VERDİĞİ MÜCADELE ÖNE ÇIKTI

BAF Eşit Başkanı Dilek İncedal ve AABK Eşit Başkanı Nevin Kamilağaoğlu, yaptıkları konuşmada Alevi kadınlarının emeğini ve önemini vurguladı. İncedal, “Dünümüzü, bugünümüzü, 30 yılımızı birlikte kutluyoruz. Kadın erkek birlikte semaha duruldu. Kadınların yüce emekleriyle, kadınların yaratan, üreten kerametiyle geldik bugünlere. Yol ehli kadınlarımız kitaplarda, muhabbetlerde yok sayılan kadınlar olarak üretiyoruz. Hakikatin eşitlik tohumlarını ekiyoruz. Yeşersin, büyüsün, kadın hakkı ve emeği görülsün diye. İnkar edilmiş kimliğimiz, inancımız, haklarımızla, tarih kitaplarından silinen isimlerimizle, ne kadın cinayetleri ne de yakılmaları kadınların sözlerini, türkülerini yok edemedi. Semahımız sevgi ve kardeşlik için dönüldü 30 yıldır. Bağlamamız barış ve özgürlük için çalındı. Elbet bir gün inşa edeceğiz eşit ve güzel bir dünyayı” dedi.

Kamilağaoğlu ise kadınlar olmadan Alevi mücadelesinin ilerlemeyeceğine değinerek,“Bu toplumda en çok kadınlar acılar çekti. Koçgiri’deki anaların bir asırdır üzerlerinden çıkarmadıkları kara giysileri, ağıtları, yaşadıkları acının büyüklüğünü gösteriyor. Dersim’deki anaların acıları bugün Munzur’da yankı yapıyor. Maraş Katliamında katledilen kadınlarımızın sayısı da 17’ydi. Bugün burada örgütümüz tüm kadrolarıyla birlikte kadınlarla, kız çocuklarıyla semaha duruyor. Tüm bu acılara rağmen önemli kazanımlar elde ettik. Adları geçmeyen ve olmazsa olmaz olan kadınların emekleri önünde saygıyla eğiliyorum. Kadınlar olmazsa örgütlü mücadelemiz ilerlemez. Fatma Ana’nın Zeynep Ana’nın, Kadıncık Ana’nın artçıları olan kadınların emeklerine aşk olsun” şeklinde konuştu.

Konuşmaların ardından Cihan Çelik, Suna Alan, Dodan, Dertli Divani, Belgin Cetin, Orhan Bilgen, Ozbi, Paul Dwyer, Seher Ağbaba, Vedat Yıldırım ve Gülseven Medar sahneye çıktı. İAKM’deki birçok kursiyer de sanatçılarla birlikte sahneye çıkarak semah döndü.

PİRHA/ İNGİLTERE