Ana Sayfa Blog Sayfa 141

Yılın ilk karından sonra Munzur dağlarının etekleri muhteşem –

0

 

Yılın ilk karından sonra Munzur dağlarının etekleri muhteşem -VİDEO

PİRHA-Ovacık yılın ilk karından sonra beyaza büründü. Oldukça soğuk geçen kış mevsimi, burada yaşayanlar için zorlu geçse de, doğa tutkunları açısından muazzam güzellikte görüntüler sunuyor. 

Dersim’in Ovacık ilçesi yılın ilk karından sonra beyaza büründü. İlçe merkezinde 30 santimetreyi geçen kar kalınlığı yüksek rakımlara doğru çıkıldıkça yarım metreyi aşıyor. Havaların oldukça soğuk geçtiği kış mevsimi, burada yaşayanlar için zorlu geçse de, Dersim’in eşsiz coğrafyası beyaza büründüğünde de doğa tutkunları açısından muazzam güzellikte görüntüler oluyor.

Mercan yolu üzerindeki Munzur Dağlarının eteklerinden, doğa fotoğrafçısı Akın Gedik’le beraber köylere ve dağlara doğru drone uçurduk.

Eyüp HANOĞLU/DERSİM

 

DEM Parti Grup Başkanvekilleri belli oldu

0

PİRHA- DEM Parti Grup Başkanvekilleri Gülistan Kılıç Koçyiğit ve Sezai Temelli oldu.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) yaptığı Meclis Grubu toplantısında partinin yeni grup başkan vekillerini belirledi. Alınan karara göre, DEM Parti Kars Milletvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit ve Muş Milletvekili Sezai Temelli yeni grup başkanvekilleri oldu.

(HABER MERKEZİ)

Asgari ücret 17 bin 2 TL oldu

0

PİRHA- Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun yaptığı görüşmeler sonucunda asgari ücret 17 bin 2 lira oldu.

Yaklaşık 7 milyon insan başta olmak üzere toplumun genelini ilgilendiren asgari ücret belirlendi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, asgari ücret zammını görüşmek için işçi, işveren ve hükümet yetkililerinden oluşan Asgari Ücret Belirleme Komisyonu ile bir araya geldi. Yapılan görüşmenin ardından Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan açıklama yaparak asgari ücretin 17 bin 2 lira olarak belirlendiğini duyurdu.

(HABER MERKEZİ)

Engin Nurşani’yi özlemle anıyoruz

0

Türkülerin ölümsüz sesi, milyonların severek dinlediği Engin Nurşani, vefatının ikinci yıldönümünde hasretle, özlemle, saygıyla anılıyor.

ALEVİNET 25 Ara 2022

Sev-Der kurulunda ‘katliama karşı örgütlenmeliyiz’ vurgusu!-VİDEO

0

PİRHA- Sevdilli ve Çevre Köyleri Yardımlaşma ve Kültür Derneği’nin (Sev-Der), genel kurulunda örgütlenerek yaşam alanlarında buluşmanın Maraş Katliamına cevap olacağını kaydedildi. 

Maraş merkezli olan ve İstanbul’da çalışmalarını yürüten Sevdilli ve Çevre Köyleri Yardımlaşma ve Kültür Derneği (Sev-Der), genel kurulunu gerçekleştirdi. Dernek binasında gerçekleşen kurula AK-EL Vakfı Başkanı Mustafa Şahin ve üyeler katıldı.

Genel kurulda konuşan Sev-Der Başkanı Salman Gümüş, “Maraş’ta yitirdiğimiz canları saygı ile anıyorum. Tarihin her döneminde kimileri mücadeleyi büyütürken kimileri de onlara karşı bir soykırım içerisinde olmuştur. Ama buna dur diyen, hakikat mücadelesi yürüten olmuştur. Biz Sev-Der olarak sürekli haklıdan, adaletten yana koyduk. İnancımızda bizim burada durmamızı istiyor. Derneğimize sahip çıkıldığı ölçüde, örgütlendiğimiz ölçüde Maraş Katliamına cevap olacağız. Tarihin her döneminde bizlere bu katliamları dayatanlara da cevap olacağız” dedi.

Faaliyet, denetleme ve mali raporun oylamaya sunulması sonrasında tek liste ile gidilen kurulda yönetime seçilen isimler şöyle:

1 – Salman Gümüş
2 – Bekir Gür
3 – Bülent Bakır
4 – Kemal Demir
5 – Sevil Karakuş
6 – Hacı Kaya
7 – Bayram Karpuz
8 – Mehmet Kaya
9 – Hüseyin Çul
Yedek üyeler
1 – Mustafa Kemal Bakır
2 – Ali Gilgil
3 – Ali Durak
4 – Umut Karagöz
5 – İbrahim Yıldırım
6 – İsmet Polat
7 – Ayfer Taş
8 – Erol Ateş
9 – Hüseyin Öz
Denetim kurulu Asil üyeler
1 – Mehmet Kıraç
2 – Ulaş Karakuş
3 – Kaya Durmaz
Yedek üyeler
1 – Hüseyin Alhas
2 – Sevim Demir
3 – Sinan Özdemir

PİRHA/İSTANBUL

Maraş Katliamı Ülkemizin Acı Bir Gerçeğidir

0

19 -26 Aralık 1978 tarihinde maraş ilinde alevi yurtdaşlarımıza yönelik gerçekleştirilen saldırılarda yüzlerce insanımız maalesef hayatını kaybetti.

Maraş Katliamı , Ülkemizin Acı Gerçeğidir…

Maraş katliamı, 45 yıldır hala içimizde derin bir acıya neden olmaktadır. Her Aralık ayında bu kötü günleri hatırlamak, toplum olarak bizi derinden etkilemektedir. Ancak asıl acı veren şey, bu acılar üzerinden siyaset yapılmasıdır. Ne yazık ki, her iki tarafta da bu cehaletin ve kinin esiri olan insanlar bulunmaktadır. Bir taraf, cana kıydığı için gurur duyarken diğer taraf ise insanların öldüğü olayları siyasi malzeme olarak kullanmaktadır.

Bu acıları hatırlayarak ve empati kurarak, hayatlarını kaybedenleri saygıyla anmak gerekmektedir. Sivas, Çorum, Maraş ve çeşitli diğer olaylar ülkemizin acı gerçekleridir. Aleviler ve Sünniler olarak gerçekle yüzleşmeli ve bu acıların tekrar yaşanmaması için her bireyin çocuklarına iyilik ve hoşgörü değerlerini aşılaması gerekmektedir.

Ülkemizin yeni acılar yaşamasına dayanacak gücü yoktur. Bu nedenle barış, hoşgörü ve birlikte yaşama kültürünü geliştirmemiz gerekmektedir. Umarım gelecekte bu acıları yaşamayacak, huzur ve kardeşlik içinde bir ülkede yaşarız. Bu konuda hepimiz sorumluluk sahibi olmalıyız.

Maraş katliamı gerçekten de 45 yıllık bir acıdır ve her aralık ayında bu acıları tazelemek gerçekten çok zor. Ancak bu tür acı olayların siyasi malzeme haline getirilmesi, gerçekten de çok üzücüdür. Bunu kimin yaptığı veya hangi tarafın suçlu olduğu değil, o dönemde yaşanan insanlık dışı olayların hatırlanması ve bu tür şeylerin tekrarlanmaması için ders çıkarılması önemlidir.

Maraş, Sivas, Çorum ve benzeri acı olayları yaşayan insanlar olarak, gerçekle yüzleşmeli ve bu tür olayların tekrarlanmaması için herkesin elinden geleni yapması gerekmektedir. Alevi, Sünni, Kürt, Türk demeden, herkese karşı hoşgörülü olmalı ve birbirimizi anlamalıyız.

Ülkemizin gücü, birlik ve beraberliğimizden gelmektedir. Yeni acıları kaldıracak gücümüz yok, bu yüzden geçmişte yaşanan acıları hatırlamalı ve gelecek nesillere bu tür olayların bir daha yaşanmaması için örnek olmalıyız. Her birimiz, iyilik ve hoşgörü tohumunu aşılamalı ve birlikte yaşamanın önemini vurgulamalıyız. Bu, ülkemizin geleceği için çok önemlidir. Umarım bir gün acılar yerine barış, huzur ve kardeşlik hakim olur ülkemizde.

Selçuk GÜZEL CIGLIK MEDYA ERZİNCAN 

Seyit Rıza’nın oğlu Abbas Polat Hakk’a yürüdü

0

PİRHA-  Seyit Rıza’nın oğlu ve Dersim Katliamı’nın tanığı Abbas Polat, 93 yaşında Hakk’a yürüdü. 21 Aralık’ta Hakk’a uğurlanacak olan Polatın cenazesi, Axdat’ta toprağa sırlanacak. 

1937 ve 1938 Dersim Katliamı’nın tanığı ve Seyit Rıza’nın oğlu Abbas Polat, dün akşam saatlerinde Elazığ’da Hakk’a yürüdü.

1930 doğumlu Abbas Polat, 21 Aralık Perşembe günü Elazığ Cemevi’nden Hakk’a uğurlanarak, Axdat’ta toprağa sırlanacak.

PİRHA/DERSİM

Semah Dergisi’nin 59. sayısı çıktı: Soykırımlar devam ediyor; Dersim, Maraş, Roboski!

0

PİRHA- Demokratik Alevi Federasyonu’nun (FEDA) yayın organı olan Semah Dergisi’nin 59. sayısı, ‘Soykırımlar Devam Ediyor; Dersim, Maraş, Roboski’ manşetiyle okuyucuyla buluştu. Derginin bu sayısında soykırımların analizlerinin yanı sıra FEDA’nın inanç konusunda geliştirdiği perspektifler işlenirken, Maraş ve Dersim soykırımları kapağa taşındı.

Semah Dergisi,  ‘Soykırımlar devam ediyor; Dersim, Maraş, Roboski’ manşetiyle yayımlandı. 11 yıldır yayın hayatını sürdüren Semah Dergisi, son sayısı olan 59. sayıda, ‘Yezit zihniyetinin bizleri yok etmeyi amaçlayan saldırıları dün olduğu gibi bugün de devam ediyor’ diyerek devletin yaptığı katliam ve soykırımlara dikkat çekiyor.

59. sayıda, soykırımların analizlerinin yanı sıra Demokratik Alevi Federasyonu’nun (FEDA) inanç konusunda geliştirdiği perspektiflere yer veriyor.

Semah Dergisi’nin 59. sayısında yer alan yazı başlıklar şöyle:

Demir Çelik– Alevi  toplumunun öncelikleri”
H.Hayri Ateş– 87. Yılında Dersim Soykırımı ve Hakikat
Ali Köylüce– Alevi felsefesinde devriyenin işleyiş mekaniği
Dılşa Deniz– Geleneksel Kürt dinlerinde Xweda, Xweza ve Xizir’ın anlamı ve kapsamına dair
Zilan Kabayel– Maraş Pogromu
İman Canpolat– Roboski Katliamı’nın hatırlattıkları
Aziz Tunç– Maraş kıyımı ve soykırım tanımı
Alişan Tekin– Dersim Katliamı 37-38
Yüksel Mutlu– ÇEDES
Gülizar Doğan– Reya haq inancı
Hüseyin Çatal- Ma ebê Dismênin u Zuru maxdur mêkere

(HABER MERKEZİ)

Kanayan yara: 45. yılında Maraş Katliamı

0

Maraş Katliamı, Türkiye’nin Kahramanmaraş şehrinde 19-26 Aralık 1978 tarihleri arasında gerçekleşen bir olaydır. Bu olay, Türkiye’nin tarihindeki en kanlı ve acı dolu olaylardan biridir. Maraş Katliamı, Aleviler ve Kürtlere olan ayrımcılığın bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır.

1970’lerin sonlarına doğru, Türkiye’de sol ve sağ gruplar arasında çatışmalar artmış, ülke genelinde bir siyasi gerilim yaşanmıştır. Bu dönemde, Alevi ve Kürt toplulukları da ekonomik ve sosyal olarak güçlenmeye başlamıştır. Ancak, bu durum bazı kesimlerde rahatsızlık yaratmış ve ayrımcılık ve nefret söylemleri yayılmıştır.

Maraş Katliamı’nın fitili, 19 Aralık 1978 tarihinde bir grup sağcı genç tarafından ateşlenmiştir. Bu grup, Alevi ve Kürt mahallelerine saldırarak evleri ve işyerlerini yakmış, insanları linç etmiş ve öldürmüştür. Katliamın ardından ciddi bir göç dalgası başlamış ve Maraş’ın asıl halkı yerlerinden edilerek kendi topraklarından uzaklaşmak zorunda kalmıştır. Tahminlere göre, 500 bin ila 700 bin arasında Kürt ve Alevi Maraş’ı terk etmek zorunda kalmıştır.

Maraş Katliamı, insanlık dışı bir şiddet olayıdır. Tanıkların anlattıkları, o dönemde yaşanan dehşeti ve korkuyu gözler önüne sermektedir. Bebeklerin anne karnında katledildiği, insanların kazanlarda diri diri ateşe verildiği, kadınların tecavüze uğradığı ve öldürüldüğü korkunç olaylar yaşanmıştır. Bu acılar, hala yaşayanların belleğinde derin izler bırakmıştır.

Maraş Katliamı’nı anlatan belgeseller ve kitaplar, bu karanlık olayın hatırlanmasını ve unutulmamasını sağlamaktadır. Ancak, 45 yıl geçmesine rağmen, faillerin hala adalet önüne çıkarılmamış olması, Aleviler ve Maraş halkı için büyük bir hayal kırıklığıdır. Bu olay, Türkiye’nin tarihindeki utanç verici bir sayfadır ve toplumun adalet arayışı devam etmektedir. Maraş Katliamı, insanlığın en karanlık yüzünü gösteren bir olaydır ve bu tür olayların bir daha yaşanmaması için sürekli olarak hatırlanmalı ve üzerinde çalışılmalıdır.

Yazar Özcan Öğüt: Katliamdan sonraki Maraş’ta ‘kahramanlığından’ eser kalmaz

0

PİRHA – Maraşlı Yazar Özcan Öğüt, 1978’te yapılan katliama dair bir yazı kaleme aldı. Alevi ve solculara yapılan saldırılarda devletin rolüne dikkat çeken Öğüt, “Şehirde insanlar hunharca katledilirken günlerce varlığını hissettiremeyen devlet, adeta cehennemin kapısında bekleyen bir zebani gibi sadece şehrin giriş çıkış noktalarında belirir” ifadelerini kullandı.

Yazar Özcan Öğüt, 45 yıl önce Maraş Katliamı’nda yaşananlara dikkat çekti. “Kan revan Maraş. Onarılamayan Yara” başlığı ile yazı kaleme alan Öğüt, yapılan vahşeti bir kez daha hatırlattı.

Maraş’taki Çiçek Sineması’nın 19 Aralık 1978’de bombalanmasının ardından ‘Alevi ve solcu komünistler yaptı’ söylentisi üzerine Maraş Katliamı’nın adeta fitili yakılmış oldu. Toplanan kalabalık, Cumhuriyet Halk Partisi, TÖB-DER ve PTT binalarına saldırdı.

“PLANLI BİR CİNAYETLER SİLSİLESİ”

Yazar Özcan Öğüt, katliama dair aktardığı bilgilerde milliyetçilerin, Çiçek Sineması’nın Hacı Çolak ve Mustafa Yüzbaşıoğlu isimli solcu öğretmenler tarafından bombalandığı yalanını tüm şehre yaydıklarına işaret etti. Biri Alevi, diğeri Sünni inancından olan sol görüşlü iki öğretmenin, evlerine giderken katledildiklerini hatırlatan Öğüt, katliamın nasıl devam ettiğini şu sözlerle anlattı:

“Artık o andan itibaren Maraş Katliamı’nda olanlar, asla ‘Maraş olayları’ gibi hafif kaçan kelimelerle nitelendirilemez. Maraş’ta 19-26 Aralık tarihleri arasında bir hafta boyunca yaşananlar ‘katli vacip kılınmış’ planlı bir cinayetler silsilesidir. Hedef ailelerin oturduğu evler haftalar öncesinden işaretlenir. Bu evlere saldıran faşist gruplar, içerisindeki insanlara yaş, cinsiyet veya herhangi bir insani kavram tanımamaksızın işkenceler yaparak sadistçe katliamlar gerçekleştirir. IŞİD mezaliminin Orta Doğu’dan tüm dünyaya bir korku markası olarak pazarlanan cani eylemlerinin çoğunun yıllar önce Maraş Katliamı’nda provalarını görmek mümkündür.

Bu resimde gördüğünüz Şah İsmail Kalaycı ve ailesi Maraş Katliamı’nda katledildi. Şah İsmail’i baltayla katledip, beynini parçaladılar. Kız kardeşinin ise önce göğüslerini kesip çeşitli işkencelerden geçirdikten sonra hunharca katlettiler. Yörük Selim Mahallesi’nde de kadınların bir kısmı göğüsleri kesilerek öldürülmüştür. Altı aylık çocuklar, hamile kadınlar kur­şunlanır. Gözlerine şişler sokulur. Bir kısım infazlar ise; çeşitli dini referanslar doğrultusunda “kol ve bacakların çapraz kesilmesiyle” gerçekleşmiştir.

Maraş Katliamı dava tutanaklarında yürek parçalayan hunharca katliam örneklerinden birisi 80 yaşındaki Cennet Çimen’in başına gelendir: “Başlarında Cuma Y.’nin bulunduğu bir grup saldırgan 80 yaşında bir gözü sağlam diğer gözü çok hafif gören Cennet Çimen’in evine yönelmişlerdir. Saldırganlar yaşlı kadın Cennet Çimen’i evinin içinden “gel nene, gel nene” diye dışarı çıkarmışlar, bu yaşlı kadının ‘beni kurtarın’ diye feryatlarına aldırmayarak ayaklarından sürükleyerek yakındaki helâ çukurunun oraya getirmişlerdir. Orada Cuma Y. bu yaşlı kadının az gören gözünü tornavida ile oymuş diğer saldırganlar da silah sıkarak Cennet Çimen’i öldürmüşlerdir. Saldırganlar bununla da yetinmeyerek öldürdükleri Cennet Çimen’i baş aşağı helâ çukuruna atmışlar ve üzerine bir at arabasını devirmişlerdir.”

Maraş Katliamı’ndaki en yaygın saldırı taktiği; içeride saklanan Alevilerin dışarıya çıkması için evleri ateşe vermektir. Faşist katillerin birçok yerde oralı kadınları da işbirliği yaparak şişelere gazları doldurup atmaları için erkeklere verir. Bu gaz şişeleri yanan paçavralarla beraber evlerin içine atılır. Katliamda bazı faşist gruplar kadın, bebek, yaşlı demeden katlederken bazılarıysa sadece erkekleri katleder. Bazıları kadınları öldürmeyip, işkenceler gerçekleştirip tecavüz eder. Bazı faşist gruplar ise her ikisini birden yaparlar.

Bilmez ailesinin yaşadığı da Maraş Katliamı’ndaki en büyük dramlardan birisidir. Burada evi ateşe veren saldırganlar kadınlara dokunmayacaklarını söyler. Kadınlar ise evin erkeklerini bir odaya kitleyip vermek istemezler. Özellikle 20 yaşındaki Ali ve 18 yaşındaki Hasan’ın anneleri 38 yaşındaki Fatma Bilmez çocuklarını katillere teslim etmemek için çok direnir. Çember sakallı katillerden biri yıllar önce köylerinde sakalık (işçilik) yapan, ekmeklerini yiyen birisidir. Fatma Bilmez onu tanır ve çocuklarını almaya çalışırken, “Sakallı, ben seni tanıyorum. Beni öldürmeden çocuklarımı alamazsınız” der. İki eliyle çocuklarına yapışır bırakmaz. Ali kafasına sıkılan 3 kurşunla vurulup evin balkonunda kardeşlerinin ellerinde can çekişerek ölür. Hasan’ı da vermemek için çok direnirler. Zorla elinden tutup merdivene çekerek aşağıya doğru düşürürler. Çivili tahtalarla vurarak saldırırlar. Anne Fatma Bilmez çivili tahtaların önüne kendini siper edip evladının üzerine kapanır ve o ara silahları ikisinin birden üzerine sıkarak hunharca katlederler.