Ana Sayfa Blog Sayfa 151

Serçeşme Hünkar Hacı Bektaş Veli Festivali 2’inci gününde devam ediyor- VİDEO

PİRHA- İBB’nin düzenlediği 2’inci Serçeşme Hünkar Hacı Bektaş Veli Festivali kapsamında ‘Bilimsel, Demokratik ve Laik Eğitim’ paneli gerçekleştirildi. Panelde AKP iktidarının eğitimde dincileşme politikasına karşı neler yapılabileceği tartışıldı.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB)’nin bu yıl ikincisini düzenlediği Serçeşme Hünkar Hacı Bektaş Veli Festivali’nin ikinci günü paneller ile devam ediyor. İkinci gün etkinlikleri kapsamındaki ‘Bilimsel, Demokratik ve Laik Eğitim’ paneli, ABF Basın Sekreteri Aydın Deniz’in moderatörlüğünde gerçekleşti. Eğitim Sen 2 No’lu Şube Başkanı Çayan Çalık ve Veli-Der Genel Başkanı Ömer Yılmaz konuşmacı olarak katıldı.

“FARKLI KÜLTÜRLERDE OLANLARIN BİR YAŞAMA ŞANSI KALMAYACAK”

ABF Basın Sekreteri Aydın Deniz, Çevreme Duyarlıyım Değerlerime Sahip Çıkıyorum(ÇEDES) projesini kastederek bu sene üç noktada İzmir, Eskişehir ve Tekirdağ’ın pilot bölge olarak seçildiğini hatırlattı. Deniz, aynı zamanda konuşmasında resmi gazetede yayınlanan anaokulunda mescit uygulamasından da bahsederek, “ÇEDES’i şimdi tüm Türkiye’de uygulama kararı çıktı. Yetmedi dünkü resmi gazetede yayınlanan durumla beraber ana sınıflarında mescit uygulamasına geçileceği ilan edildi. Yani hızlı adımlarla gerici eğitim, siyasal İslam’ın tamamen Türkiye’de yerleştirilmesi konusunda bir süreci yaşıyoruz. Bu süreçte bu hızla giderlerse birkaç yıla kadar tüm yaşam alanlarımız, tüm yaşamımız tamamen siyasal İslam’la çevrilmiş olacak ve farklı öteki olan kendi dünyası olan, farklı inançlarda olan, farklı kültürlerde olanların bir yaşama şansı kalmayacak” dedi.

“SİYASAL İKTİDAR HUKUK TANIMAMA HAKKINI SONUNA KADAR KULLANIYOR”

Eğitim Sen’li Kahraman yargı kararına tepki gösterdi

Eğitim Sen Didim eski baş temsilcisi Belkıs Kahraman, geçtiğimiz yıl eğitim yılı ortalarında yapılan bir şikayet bahane edilerek sürgün edilmesi üzerine sürgün kararı yargıya taşınmıştı. Yargının red kararı vermesinin ardından sosyal medya üzerinden paylaşım yapan Eğitim Sen’li Kahraman “Adalet yine askıda kaldı” dedi.Eğitim Sen eski baş temsilcisi Belkıs Kahraman, eski görev yerine dönmesi noktasında açtığı davanın ret edilmesine tepki gösterdi. Yargının verdiği kararı eleştiren Belkıs Kahraman, sosyal medyasında şu değerlendirmede bulundu; “Eğitim Sen Didim Baş Temsilcisi olarak görev aldığım 3 yıl içerisinde yürüttüğümüz etkin ve aktif sendikal mücadele ile AKP’nin hedefi haline gelmiş ve iktidar partisinin özel isteğiyle geçen sene 1 Nisan günü sürgün kararıyla karşı karşıya kalmıştık. O günden bu yana devam edem hukuki mücadelemizde de sona geldik. Yürütme Kurulunda beraber görev aldığım arkadaşlarımla beraber sürgün edildik ama yalnızca benim davam yerelde reddedildi. Bölge İdare Mahkemesi de gerekçe yazmaya gerek bile duymadan aynı red kararını onayladı. Adalet yine askıda kaldı” ifadelerine yer verdi.

Sivas’ta yolcu otobüsü devrildi: 7 kişi öldü, 40 kişi yaralandı

Sivas’ın Gürün ilçesinde yolcu otobüsünün devrilmesi sonucu, ilk 7 kişi hayatını kaybetti, 40 kişi de yaralandı.İstanbul-Van seferini yapan Van Gölü Turizm’e ait S.A. yönetimindeki 44 AK 213 plakalı yolcu otobüsü, Pınarbaşı-Gürün kara yolu Yazyurdu mevkisinde devrildi.

İhbar üzerine kaza yerine sağlık, itfaiye, polis ve jandarma ekipleri sevk edildi.

Ekipler, otobüsün camlarını kırarak sıkışan yolcuları kurtardı.

Munzur Radyo’nun, elektrik kesintilerinden dolayı merkez vericisi yandı;

PİRHA-Dersim’de yayın yapan Munzur Radyo’nun, elektrik kesintilerinden dolayı merkez vericisi yandı. Vericilerinin yanmasının sorumlusu grevde olan işçiler değil, FEDAŞ olduğunu vurgulayan Munzur Radyo çalışanı Ahmet Gülmez, “FEDAŞ, işçilerin taleplerini karşılasaydı bizde Dersim halkıda böyle sorunlarla karşılaşmayacaktı” diyerek FEDAŞ’ı sorumluluk almaya çağırdı.

Dersim’de Fırat Elektrik Dağıtım A.Ş. (FEDAŞ) işçilerinin düşük ücret ve güvencesiz çalışma koşullarına karşı başlattığı eylem 68’inci gününde devam ediyor. FEDAŞ yetkililerinin işçilerin taleplerine kulaklarını tıkaması nedeniyle Dersim’de şehir merkezinde, ilçelerde ve köylerde yaşayan yurttaşların mağduriyeti de sürüyor.

Dersim’de yayın yapan Munzur Radyo’nun, elektrik kesintilerinden dolayı merkez vericisi yandı.

Munzur Radyo çalışanı Ahmet Gülmez ile vericilerinin yanmasıyla birlikte yaşadıkları sorunları üzerine konuştuk.

“MADDİ KAYGILARLA GÜNLERİMİZİ GEÇİRMEYE ÇALIŞIYORUZ”

Yerel radyoların en büyük sorunlarından birisinin maddi konular olduğunu söyleyen Ahmet Gülmez, “Gelişen teknolojiyle beraber ihtiyaçlarımız artıyor ancak ihtiyaçlarımız dövize endeksli olduğu için şuanda onun zorluğunu yaşıyoruz. Son bir yıldır radyonun teknik eksikliklerini yenilemeye çalışıyorum ancak yeterli düzeyde para gelirimiz olmadığı için karşılayamıyorum. Maddi kaygılarla günlerimizi geçirmeye çalışıyoruz” diye belirtti.

“VERİCİMİZİN YANMASININ SORUMLUSU FEDAŞ’TIR”

Day-Mer, Filistin halkı ile dayanışma çağrısı yaptı

Day-Mer, Siyonizm ve gericilik karşısında Filistin halkı ile dayanışmayı artırma vakti geldiğini belirtti.

Paylaştığı basın açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

”Hamas ve çeşitli Filistin Kurtuluş örgütlerinin 7 Ekim sabahı başlattığı Aksa Tufanı “operasyonu”nun ardından Filistin sorunu yeni bir boyut kazanarak yeniden tüm dünyanın gündemine girdi. Gazze, İsrail sınırında başlayan çatışmalar, başta Lübnan ve Suriye’ye olmak üzere tüm bölgeyi kapsayacak ölçüde giderek yayılmakta.

Çok sayıda İsrailli sivilin öldürüldüğü, yaralandığı ve kaçırıldığı Hamas’ın İsrail’e yönelik saldırılarını kınıyor ve İsrail halkının acılarını paylaşıyoruz.

ERDEM TAS14.10.2023 ALEVİNET LONDRA

Emek ve Demokrasi Platformu: “10 Ekim Katliamı’nı Unutturmayacağız

10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nda yaşamını yitirenler Dersim’de anıldı. Katliamda hayatını kaybeden Mesut Mak ve Adil Gür’ün mezarları ziyaret edildi.

10 Ekim 2015 tarihinde yaşanan Ankara katliamının sekizinci yılında Dersim Emek ve Demokrasi Platformu’nun çağrısıyla Seyit Rıza Meydanı’nda siyasi parti temsilcileri, sendikalar ve katılımcılar bir araya gelerek katliamı lanetledi. “10 Ekim’i Unutmadık Unutmayacağız Unutturmayacağız” pankartıyla basın açıklaması düzenleyen kitle adına açıklamayı Tüm Bel-Sen Şube Başkanı Mazlum Doğan okudu. Doğan, sekizinci yılında katliamın sorumlularının hala yargılanmamasının insanlık suçu olduğunu vurguluyarak şunları söyledi: “Yüreğimiz kan ağlarken birileri statlarda barış karanfillerimizi yuhalattı, insanlık suçları işleyen cani bir örgüte selam yolladı! Bizler ülkemizin geleceğine kara bir leke olarak düşen katliamda yitirdiklerimizi birer birer toprağa defnettiğimiz sıralarda katliamı önlemek bir yana adeta yol veren iktidar anketlerle oy hesabı derdine düştü.”

‘KATLİAM GÖZ GÖRE GÖRE GELDİ SORUMLULAR YARGILANMADI’

Basın açıklamasına müdahale: 8 gözaltı

Dersim’de basın açıklaması yapmak isteyen gruba polis müdahale etti, 8 kişi gözaltına alındı.

Aralarında Yeşil Sol Parti Dersim milletvekilinin ve siyasi parti temsilcilerinin bulunduğu Emek ve Demokrasi Platformu üyeleri, Ortadoğu yaşananlara dair Sanat Sokağı´nda toplanarak basın açıklaması yapmak istedi.

Polis, grubu abluka altına alarak Valiliğin aldığı kararla 4 gün süreyle toplantı ve gösteri yürüyüşü gibi etkinliklere yasak getirildiğini duyurdu. Milletvekili Ayten Kordu, açıklama yapacaklarını belirtti ve grupla beraber pankart açmak istedi.
Grubun açıklama yapmasına izin vermeyen polis ile grup arasında arbede çıktı. Polisin müdahalesiyle 8 kişi gözaltına alındı. Çevredeki vatandaşlar ise polisin gözaltı işlemlerine tepki gösterdi.

Daha önce kardeşi adına okul yaptırmıştı, şimdi de memleketine Cemevi yaptırıyor

İstanbul’da yaşayan hayırsever iş insanı Ali Büyükdağ tarafından trafik kazasında hayatını kaybeden kardeşi Latif Büyükdağ adına memleketi Tunceli’de 8 derslikli okul yaptırmıştı. Büyükdağ, bu yılda merkeze bağlı Yolkanak köyünde Cemevi ile aşevi yaptırıyor. İnşaatı devam eden Cemevi’ni vali Bülent Tekbıyıkoğlu, iş adamı Ali Büyükdağ’la gezerek incelemelerde bulundu.

4. Şahkulu’da, 4.Kitap Fuarı 18 Ekim’de başlıyor

Şahkulu Sultan Dergahı’nın düzenlediği 4. Şahkulu Sultan Kitap Fuarı 18-22 Ekim arasında şu adreste yapılacak: “Merdivenköy, Ayışığı Sokak, No:56 Kadıköy”

Kitap fuarı hakkında araştırmacı yazar Ayhan Aydın açıklamada bulundu. Herkesi katılmaya çağrıldığı aöıklama şöyle:

4. Şahkulu Sultan Kitap Fuarı

Köklü Alevi – Bektaşî kurumlarımızdan ve aynı zamanda İstanbul’daki en kadim Ahi ocaklarından olan Şahkulu Sultan Dergahı bünyesinde, 18- 22 Ekim tarihleri arasında, ” 4. Şahkulu Sultan Kitap Fuarı” düzenleniyor.

Birçok kitapevini Demos Yayınları vasıtasıyla yer alacağı kitap fuarında 30 yayınevi ve kurum yanında “Fuar Söyleşiler”i kapsamında çok değerli aydınlarımız da söyleşileriyle halkımızla buluşacaklardır.

Hayırlı olsun.

Muhabbetlerimle…

Ayhan Aydın
12 Ekim 2023

PROGRAM

4. Şahkulu Sultan Kitap Fuarı
(18/22 Ekim 2023 – Kadıköy/ İstanbul)

Açılış: 11.00

Lokma: 12.00 / 13.00

Fuar Söyleşileri: 13.00 / 18.00

18 Ekim Çarşamba

Prof. Dr. Şükrü Aslan
(Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi)
“Alevi Hafızası” 13.00/ 14.00
Kudret Nezir Yunusoğlu
(İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi) 14.00/15.00
İsmail Biçer (Yazar / Şair)
Melih Yıldız (Yazar) 15.00/16.00
Hüseyin Elmas Dede
Deyişler: Haşim Turhan 16.00/17.00
Mansur Yalçın Dede 17.00/18.00

19 Ekim Perşembe

Halil İbrahim Özcan
(Yazar / Şair – PEN Türkiye Sekreteri) 13.00/14.00
Kadir Incesu (Gazeteci / Yazar) 14.00/15.00
Şah Hüseyin Şahin (Yazar) 15.00/16.00
Kahraman Özkök
(Yazar / Revak Kitapevi)
“Ehlibeyt’in Batıni Yönü Alevilik” 16.00/17.00
Av. Haydar Aksoy (Yazar)
“Laiklik” 17.00/18.00

20 Ekim Cuma

Süleyman Zaman (Araştırmacı- Yazar)
“Ozanların Dizeleriyle Alevilik
ve Alevi Değerleri” 13.00/14.00
Yrd. Doç. Dr. Gül Kızılca Yürür
(Altınbaş Üniversitesi)
“Toplum ve Birey Arasındaki
İlişkiler Açısından Etik ve Ahlak
Arasındaki Fark” 14.00/15.00
Prof. Dr. Çiğdem Boz
(Fenerbahçe Üniversitesi) 15.00/16.00
Rıza Oylum
(Araştırmacı/ Yazar / Belgeselci) 16.00/17.00
Kaan Polatlar
(Araştırmacı/ Yazar) 17.00/18.00

21 Ekim Cumartesi

Aydın Tonga
(Araştırmacı/ Yazar) 13.00/ 14.00
Doç. Dr. Urum Ulaş Özdemir
(İstanbul Üniversitesi)
Dr. Öğr. Üy. Zeynep Oktay
(Boğaziçi Üniversitesi)
“Alevi Topluluklarında Edebiyat ve
Müzik Gelenekleri” 14.00/16.00
Mustafa Cemil Kılıç
(İlahiyatçı/ Yazar) 16.00/17.00
Musa Ağacık (Gazeteci – Yazar)
“Musa’dan Beri Türkiye’de Gazetecilik” 17.00/18.00

22 Ekim Pazar

Necdet Saraç (Gazeteci – Yazar)
Erdoğan Aydın (Gazeteci-Yazar) 13.00/ 14.00

Alevi – Bektaşî Kültür Enstitüsü (Almanya / Köln)
Etkinliği

Enstitü Başkanı: Gülizar Cengiz
Prof. Dr. Ali Yaman
(İzzet Baysal Üniversitesi)
Doç. Dr. Mehmet Ersal
(İzmir Katip Çelebi Üniversitesi)
Dr. Bülent Akın
(İzmir Katip Çelebi Üniversitesi) 14.00/ 16.00

Miyase İlknur (Gazeteci- Yazar) 16.00 / 17.00

Söyleşiler: Tarihi Aşevi
Alevi Bektaşi Kültür Enstitüsü Etkinliği: Konferans Salonu
Söyleşileri Yöneten: Ayhan Aydın

Dinleti: 17.00 / 18.00

-Anahtar (E), Belge, Berfin, Can, Demos, Der, Doğu, Kapı, Literatür, Ozan, Pencere, Revak, Sınır Ötesi, Su, Ürün, Yurt.
-Alevi Bektaşi Kültür Enstitüsü, Anadolu Aydınlanma Vakfı, CEM Vakfı, Çekül Vakfı, Erikli Baba Dergahı, Garip Dede Cemevi, Karacaahmet Sultan Dergahı, Şahkulu Sultan Dergahı.
-Yön Radyo, TELE 1.

Almanya’da seçimlerinde sağ ve aşırı sağ çıkması ne ifade ediyor?

Avrupa‘ da da şırı sağ neden yükselişte?

Geçen Pazar günü Almanya‘ nın Bavyera ve Hessen Eyaletlerinde Parlamento seçimleri yapıldı. Hessen‘ de tutucu, konzervatif, göçmenlere mesafeli eski Şansölyelerden Helmut Kohl ve Angela Merkel‘ in Hristiyan Demokrat Partisi (CDU) ile Bavyera‘ daki kardeş Partisi Hristiyan Sosyal Birliği ( CSU) seçimleri kazandı. AfD adlı aşırı sağcı, ırkçı yabancı düşmanı parti ise ikinci parti konumuna geldi. Seçimlerde, seçmenin tercihlerinde Almanya‘ ya gelen fazla ve düzensiz göç, ilticacılar, uyum politikaları gibi, konuların önemli rol oynadığı iddia ediliyor . Bunlar tek neden olamazö olursa da  Irkçılığa zemin hazırlanıyor , yol açılıyor demektir.

Bu seçim sonuçları Almanya’ nın geleceği için çok tehlikeli bir gelişme ve belirtilen Argümanlar hiç gerçekçi değil.  Düzensiz göç Suriye, Afganistan, Irak‘ tan  buraya son gelenlerin topluma uyum sağlayamaması, güvenlik sorunu oluşturması, bazı eylemleri, devletten çalışmadan sosyal yardımlar alması sağ seçmeni öfkelendiriyor çok kızıdırıp bu partilere yönlendiriyor. Bırde sağcı, ırkçı Almanlar burada var olan refahı kendi kültürlerinden olmayan insanlarla paylaşmak istemiyorlar.

Bildiğim kadarıyla Dünyada faşizmi, yani Hitler diktatörünü ve onun Nasyonal Sosyalist Partisini  oylarıyla iktidara taşıyan ilk ülke Almanya olsa gerekiyor. Almanların bu sağcı-ırkçı kesimi tarihlerinden hiç ders almamışlar, çıkarmamışlar. Çünkü en ufak krizde göçmenleri , bu grubu ekonomik, sosyal sıkıntların kaynağı ve günah keçisi olarak görüyorlar.

Hitler oylarla iktidara gelen ilk Diktatördür

Irkçı zalim Diktatör Hitler Almanya‘ sının komşu ülke Polonya‘ ya saldırısıyla başlayan  daha sonra tüm Avrupa‘ ya yayılan Fransa, Hollanda, Rusya, Baltık ülkeleri ve İngiltere‘ ye saldırısıyla devam etti. Asya‘ da da devam eden 2. Dünya savaşı 60-65 hatta savaşın bıraktığı sonradan gelen hasarlar, ölenler ve etkileriyle, Japonya‘ nın 1 Ekim 1939 da da teslim olmasıyla  80  milyon insanın, canın ölümüne yol açmıştır. Bu ağır yıkım sonrası milyonlarca insanını kaybeden Almanya yerle bir olan Alman şehirlerini, ekonomisini ayağa kaldırmak için 50 li ve 60 lı yılların başında Güney Avrupa ülkelerinden ve Kuzey Afrika‘ daki Magrip ülkeleriyle  işgücü anlaşmaları yaparak milyonlarca göçmen işçiyi İtalya, İspanya, Portekiz, Yunanistan eski Yugoslavya, Türkiye, Fas, Tunus ile  Cezayir‘ den milyonlarca genç, dinç ‚‘‘ turp‘‘ gibi kadınlı, erkekli  insan Almanya‘ ya çalışmak için geldi en verimli yıllarında burada çalıştı ekonomiyi canlandırdı sonra ailelerini buraya getirdi. Bu süreç göçmen işci alan tüm diğer Avrupa ülkeleri içinde geçerlidir.

Almanya‘ da her dört kişiden birisi göçmen kökenli

Bugün Almanya‘ da biz Türkiyeli göçmenler 4. Kuşakta ve 62 yıldır burada yaşıyoruz. Artik an itibarıyla şu an Almanya“`daki hayatın her alanında işçi, memur, iş insanı, sanatçı, sporcu, siyasetçi olarak Türkiye‘ den buraya işgücü olarak gelen insanların çocuklarını, torunlarını  görebilirsiniz.

Ayrıca Almanya‘ da yapılan son istatistiklere göre burada yaşayan her dört kişiden birisinin göçmen kökenli olduğu tespit edilmiştir . Almanya‘ da aşırı sağcılar, partileri her ne kadar inkar etsede Almanya bu kültürel çeşitliliği ve realiteyi ve bunlara ek olarak Alman ekonomisinin sağlık, hizmet, gastronomi ve bilgisayar teknolojisinde her yıl 240 bin işgücüne olan ihtiyacını görmezden gelemezler.

Yasalar değişir, modernleşirken…

Bu nedenle şu anda iktidarda olan Sosyal Demokratlar( SPD), Birlik90-Yeşiller ve Hür Demokratlar( FDP) partilerinden oluşan Federal Hükümet  bu işgücü açığını kapatmak,  Avrupa Birliği dışındaki ülkelerden kalifiye işgücü getirmek için yeni yasa çıkarıyor. Ülkeye yeni gelen göçmenlerin topluma sosyal yaşama hızlı uyum sağlamaları için Vatandaşlığa geçiş yasası moderleştiriliyor. Eskiden 8 yıl sonra verilen vatandaşlık Almancanız, işiniz varsa, sabıkanız yoksa 5 hatta Sivil toplum kuruluşlarında gönüllü çalışır, toplumsal hizmet verirseniz 3 yılda artık Alman vatandaşı olabileceksiniz hem de geldiğiniz ülkenin vatandaşlığını bırakmadan. Yıllardır sosyal alanda ve bizzat göç-uyum dairesinde çalışan, serbest gazetecilik yapan birisi olarak bu gelişmeleri biraz geç kalınmış olsada ben çok olumlu buluyorum.

Ne yapmalı peki?

Almanya‘ da Federal, Eyalet ve Yerel düzeyde göçmenlerin topluma uyumu , dil kursları, projeler için milyonlarca avro paralar harcanıyor, o alanlarda binlerce uzman personel çalışıyor buna ben bizzat şahidim. Bir yanda bunlar olur,  yasalar değişirken diğer yanda yabancılar dışarı, göçmen istemiyoruz demek, ırkçı partiye, yabancılara soğuk bakan partilere oy vermek onları 1. 2. Parti yapmak  çok yaman bir çelişki olsa gerek.

Bu tavır bir sürücünün aynı anda hem gaz hemde fren pedalına basması gibi bir şey. Sağ seçmenler, medya göçmenlere sıcak bakan partileri, kurumları inanılmaz baskı altına almış durumda. Bu olumsuz trend, gidişat devam edecektir. Buna dur demek için mutlaka  Alman vatandaşlığı olan tüm göçmenler ülkedeki politik süreci iyi takip ederek tüm seçimlere aktif ve pasif olarak katılmalılar, oy atmaya gitmeliler yani.  Almanya‘ da göçmenlerin seçimlerde oy verme oranı yüzde 20-30 larda seyretmektedir. Bu çok düşük bir katılımdır.

Alevi toplumu protestolarda itici ve  dinamik öncü güç olmalıdır

İnsanlarımız, tüm göçmenler Çocuklarının eğitimine en büyük yatırımı yapmalılar onların ilerde iyi bir meslek sahibi olmaları, devlet dairelerinde ya da başka kurumlarda yönetici konumuna gelmelerini sağlamalılar. Irkçılara karşı Almanya‘ nın hemen hemen her şehrinde , bölgesinde onca protesto etkinlklerii yapılıyor o etkinliklere çor çocuk gidip Alman demokratlarıyla birlikte saf tutmalı, yürümeliyiz. Dernekler, İnanç kurumları buna öncülük yapmalılar. AABK, bir çok Cemevi zaten bunu yapmaktadırlar. Bu böyle de kalmalıdır. Direniş geleneğnden gelen haksızlığa asla boyun eğmeyen, sevgi ve insan merkezli İslamın Bolşevikleri olan bizim Aleviler Alman ırkçılarına karşı mücadelede de protestolarda itici dinamik öncü güç olmalıdır . Bunların dışında İlerici Türkçe-Kürtçe medyayı, Alman medyasını yakından takip etmeliyiz, yerel ya da ulusal medyadan gazetelere Abone olmalı, İntertte olayları iyi takip etmeli , gerektiğinde suçlamalara karşı okuyucu mektubu yazmalıyız, itiraz etmeliyiz, saldırı altındaki göçmenlere destek sunmalıyız.

Alman siyasi partileri, işverenleri, endüstri kurumları, sanayicileri ise  halka gerçekleri söylemeliler, ‚‘‘ göçmenler toplumumuzun artık bir parçası olmuşlardır refah seviyemizin düşmemesi, emeklilerimizin maaşlarının ödenmesi için onlara ihtiyacımız var onlar kültürleri, getirdikleri değerler, mutfaklarıyla bizim artık vazgeçilmez bir parçamız, zenginliğimizdir, nüfusumuz azalıyor, bu insanlara ihtiyacımız var‘‘  demeliler.

Bu sağcı-ırkçı düşüncedeki Alman seçmenler artık Almanya‘ nın bir göç ülkesi, göç ve uyum toplumu olduğunu  kavramalılar. Ben Alman toplumunun yüzde 70-80 ninin hala ırkçı olmadığına inanıyorum. Keza göçmenlerin, Türkiye‘den gelenlerinde ezici çoğunluğunun buraya uyum sağladığına inanıyorum. Her iki taraf içinde bir negatif genelleme haksızlık olur.

Almanların bu ırkçı kesimi, AfD yi seçenleri bir an evvel tarihlerinden hem ders çıkarmalı hem de utanmalılar, ırkçılık, ayrımcılık çıkmaz sokaktır felaket ve  kaos getirir. Çünkü her ulusun bir kültürü, onuru, kimliği vardır ve hiç biri diğerinden üstün olamaz ben efendiyim sen, siz kölesiniz diyemezsiniz.

Savaşsız, sömürüsüz, ırkçılıksız bir dünya dileğiyle…

Aşk ile..

Kaynak: https://de.statista.com/statistik/daten/studie/1221/umfrage/anzahl-der-auslaender-in-deutschland-nach-herkunftsland/