Ana Sayfa Blog Sayfa 152

Gülistan Doku nerede? 1347 gündür kayıp!

0

PİRHA-Munzur Üniversitesi Meslek Yüksek Okulu Çocuk Gelişimi Bölümü 2’nci sınıf öğrencisi Gülistan Doku’dan, 5 Ocak 2020 tarihinden bu yana haber alınamıyor. Dört bir tarafı karakollarla çevrili ve kameralarla izlenen Dersim’de 1347 gündür kayıp olan Doku hala bulunmadı, şüphelilerle ilgili ciddi bir soruşturma hala yürütülmüyor.

Munzur Üniversitesi Meslek Yüksek Okulu Çocuk Gelişimi Bölümü 2’nci sınıf öğrencisi Gülistan Doku’dan (21), 5 Ocak 2020 tarihinden bu yana haber alınmıyor.

En son üvey babası polis olan Zaynal Abarakov ile bir pastanenin önünde tartıştıktan sonra üniversiteye giden bir minibüse bindiği MOBESE kameralarına yansıyan Doku’nun akıbeti, geride bırakılan 1347 günde aydınlatılmadı.

Dosyanın baş şüphelisi Abarakov ve ailesine dair etkili bir soruşturma yürütülmedi, Doku’yu arama çalışmaları derinleştirilmedi ve deliller toplanmadı.

Gülistan Doku, dört bir tarafı karakollarla çevrili ve kameralarla izlenen Dersim’de 1347 gündür kayıp. Yetkililer ise Doku’yu bulmak yerine şüphelileri aklamanın peşine düştü.

1347 GÜNDÜR NELER YAŞANDI?

14 OCAK 2020

Ailenin valiyle yaptığı görüşme ve Abarakov’un isminin kamuoyu gündemine gelmesinden bir gün sonra 14 Ocak’ta Doku’ya ait olduğu öne sürülen bir “intihar mektubu” basına servis edildi. Aynı mektubun, dosya şüphelisi Abarakov’un polis olan üvey babası ve daha sonra kendisi de dosyaya şüpheli olarak eklenen Engin Yücer’in sosyal medya hesabında da paylaşılması ile mektubu servis eden belli oldu. Yücer, Doku’ya ait olduğu iddia edilen mektubu paylaşmasından tam 11 ay sonra açığa alındı.

15 OCAK 2020

Doku’nun bulunması istemiyle yapılmak istenen eylemler kent genelinde yasaklanırken, 15 Ocak’ta Doku’un kaybolmadan önce Abarakov ile görüştüğü anlara dair kamera görüntüleri ortaya çıktı. Görüntülerde Abarakov’la konuşan Doku’nun daha sonra tek başına yürüyerek minibüse bindiği görüldü.

10 ŞUBAT 2020

Polis, 10 Şubat’ta Ezilenlerin Sosyalist Partisi’nin kapsını çalarak, Doku’nun kendilerinde olup olmadığını sordu.

7 MART 2020

Abarakov’un polis olan üvey babası Engin Yücer, 7 Mart’ta Dersim’den taşındı.

17 HAZİRAN 2020

Doku Ailesi’nin avukatı Ali Çimen, 17 Haziran’da Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurarak, “Karşılaştırmalı hukuktaki 48 saati aşan kayıp vakalarında kişinin öldürülmüş kabul edilmesi” ilkesi gereği Abarakov’un tutuklanmasını talep etti ancak talep reddedildi. Dosya kapsamında, Abarakov ve üvey babası Yücer’in evlerinin yakınındaki kamera görüntüleri incelendi. Tutanakta, Abarakov ve Yücer’in aynı evde yaşadığı ancak sabit kameranın Abarakov’a ait görüntüleri kaydederken, Yücer’e ait görüntüleri tespit edemediği belirtildi.

21 TEMMUZ 2020

Dosyaya giren raporda HTS kayıtları da yer aldı. Gelen raporla birlikte Doku’nun şüpheli tarafından iki gün alıkonulduğu ve darp edildiği belgelerle ortaya çıktı. Bunun üzerine Doku Ailesi’nin avukatı, ikinci kez Abarakov’un tutuklanması talebinde bulundu. Ancak talep bir kez daha reddedildi.

29 TEMMUZ 2020

Soruşturma kapsamında sadece bir kez ifadesine başvurulan dosya şüphelisi Abarakov’un polis zoruyla getirilerek ifadesinin alınmasına dair yeni bir karar alındı. Ancak bu karar da uygulanmadı. Temmuz ayında dönemin Valisi Tuncay Sonel ile görüşen Doku Ailesi, “Halka, basınla bulaşma, sessiz kalın” şeklinde ikaz edildiklerini belirtti. Görüşülen başsavcının da kızlarının yüzde 99 barajda olduğunu söylediğini aktardı.

22 AĞUSTOS 2020

Abla Aygül Doku, Abarakov’un kardeşine kaybolduğu 5 Ocak günü, “Az kalsın senin yüzünden annemin bütün planları bozuluyordu, evde çok kötü bir şey çıktı” mesajı attığını söyledi. Abla Doku, “Gülistan neye şahit oldu?” diye sordu.

7 EYLÜL 2020

Doku’nun bulunması talebiyle yapılacak eylemlerin yasaklandığı Dersim’de, Seyit Rıza Meydanı’nda oturma eylemi başlatan Doku’nun ablası Aygül Doku ve annesi Bedriye Doku, darp edilerek gözaltına alındı. Anne ve kızı, ifadelerinin ardından serbest bırakıldı.

14 EYLÜL 2020

Doku Ailesi’nin avukatı Ali Çimen hakkında, dosyadaki Ulusal Kriminal Büro’nun raporunda yer alan bilgileri kamuoyu ile paylaştığı gerekçesiyle “soruşturmanın gizliliğini ihlal etmek”ten soruşturma açıldı.

11 EKİM 2020

Üniversite öğrencisi Gülistan Doku’nun ablası Aygül Doku, eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel tarafından gönderildiklerini söyleyen Kızılay çalışanı Ferhat Haneden Güven ve İşkur İl Müdürü Özdemir Aktaş tarafından basına konuşmamaları yönünde uyarı aldıklarını açıkladı.

15 EKİM 2020

Dersim’de 5 Ocak’tan bu yana haber alınamayan üniversite öğrencisi Gülistan Doku için 18 Ağustos’ta sonlandırılan arama çalışmaları Tunceli Valiliği koordinesinde yeniden başlatıldı.

23 EKİM 2020

Gülistan Doku soruşturmasında baş şüpheli olan Zaynal Abakarov’un üvey babası Engin Yücer’in Atatürk Mahallesi’nde bulunan evini taşımasına engel olduğu gerekçesiyle Emniyet Müdürlüğü’ne çağrılan abla Aygül Doku, emniyette ifade verdi. Engin Yücer, “Mala zarar verdiği” gerekçesiyle 9 ay önce suç duyurusunda bulunmuştu.

5 KASIM 2020

Dersim’de 5 Ocak’ta kaybolan Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku’dan 306 gündür haber alınamıyor. HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan ve beraberindeki heyet arama çalışmalarının yapıldığı yerde ailesini ziyaret etti.

22 KASIM 2020

Dersim’de 323 gündür kayıp olan Gülistan Doku’nun ablası Aygül Doku’ya, dosya şüphelisi Zaynal Abakarov’un üvey babası Engin Yücer’in evini taşımasına engel olduğu gerekçesiyle 50 bin TL para cezası kesildi.

23 KASIM 2020

Dersim’de 5 Ocak tarihinden bu yana kendisinden haber alınamayan Munzur Üniversite öğrencisi Gülistan Doku için Uzunçayır Baraj Gölü’nde 15 Ekim tarihinde 3’üncü kez başlatılan arama çalışmaları bir kez daha sonuç alınmadan sonlandırıldı.

30 KASIM 2020

Gülistan Doku’nun kaybedilmesinde baş şüpheli olan Zainal Abarakov’un polis olan babası Engin Yücer, “Doku’ya ait kişisel bilgileri sosyal medya hesaplarında paylaştığı” gerekçesiyle açığa alındı.

5 OCAK 2021

Gülistan Doku’nun bir yıldır bulunamamasına ilişkin Dersim Kadın Platformu, Seyit Rıza Meydanı’nda basın açıklaması yaptı. Açıklamada, “Kız kardeşimiz Gülistan Doku’dan 5 Ocak 2020 gününden beri haber alamıyoruz. Gülistan hayatta mı, öldü mü, öldürüldü mü, hayattaysa nerede öldürüldüyse kim öldürdü bilmiyoruz. Biz kadınlar tam bir yıldır Gülistan Doku nerede? diye soruyoruz” denildi.

5 OCAK 2021

Diyarbakır Şiddetle Mücadele Ağı, 5 Ocak 2020 tarihinden bu yana haber alınamayan Gülistan Doku’nun akıbetini sorarak, etkin bir soruşturma yürütmeyen yetkilileri göreve çağırdı.

21 OCAK 2021

Bir yılı aşkın süredir haber alınamayan üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku dosyasında şüpheli sıfatıyla yer alan eski erkek arkadaşı Zainal Abarakov’un polis olan üvey babası Engin Yücer polislikten ihraç edildi.

26 OCAK 2021

Dersim’de 5 Ocak 2020’den bu yana bulunamayan Gülistan Doku’nun ailesi Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile görüştü.

28 OCAK 2021

Dersim’de kaybolan üniversite öğrencisi Gülistan Doku’nun bilgilerini ifşa eden şüpheli Zainal Abarakov’un üvey polis babası Engin Yücer hakkında açılan davanın ilk duruşması Tunceli Adliyesinde görüldü.

18 MAYIS 2021

Gülistan Doku’nun kaybolmasının 500. Gününde HDP Kadın Meclisi Dinar Köprüsü’nde bir araya gelerek balon uçurdu. Köprü üzerinde konuşma yapan HDP Dersim İl Eş Başkanı Nurşat Yeşil; “Bizler 500 gündür Gülistanın akıbetini sormaya bulunduğumuz her alanda sormaya devam ettik. HDP Kadın Meclisi olarak bugün de burada soruyoruz, ‘Gülistan Doku nerede?’” dedi.

12 HAZİRAN 2021

Gülistan Doku’nun ablası Aygül Doku, Adana Adliyesi’nde ifade veren ağabeyine Savcının ‘Bunlar görevini yapmamış, bunlar o evde nasıl inceleme yapmadı? Hadi o evi incelemediler, senin burada ne işin var?’ dediğini ve orada ki katibin de ‘Şimdi sizin kızınız yok, o evde kriminal inceleme yapılmıyor ama sizi mahkemeye çağırıyorlar öyle mi?’ dediğini söyledi.

30 HAZİRAN 2021

Dersim’de 542 gündür kayıp Gülistan Doku’nun ablası Aygül Doku, hakkında açılan tazminat davasının duruşmasından sonra eski vali Tuncay Sonel’in görev yaptığı Ordu’ya yürüyüş başlatacaklarını söyledi.

30 HAZİRAN 2021

Dersim’de kayıp Gülistan Doku’nun ablası Aygül Doku, ailesiyle birlikte Tunceli Adliyesi önünde oturma eylemine başladı.

4 EYLÜL 2021

HDP’li heyet 609 gündür bulunamayan Munzur Üniversitesi Gülistan Doku için Dinar Köprüsü’nde açıklama yaptı. Burada konuşan HDP Grup Başkan Vekili Meral Danış Beştaş, kaybedilişinin münferit olmadığına dikkat çekerek,  sorumluların yargılanmasını istedi.

22 ARALIK 2021

5 Ocak 2020 tarihinden bu yana kendisinden haber alınamayan Munzur Üniversitesi öğrencisi 21 yaşındaki Gülistan Doku 718 gündür kayıp. Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’ün Dersim ziyareti sırasında Valilik Özel Kalem Müdür Vekili Umut Ömer Karaduman’ın gazetecilere ‘Gülistan Doku’yu Bakana sormayın’ dediği iddia edildi.

1 OCAK 2022

Dersim’de 5 Ocak 2020 günü kaybolan Gülistan Doku’nun ailesi, Tunceli Valisi ile görüşmek için gittiği valilik önünde güvenlik güçleri tarafından engellendi. Doku ailesi valiye seslenerek “Gülistan’ı bul” çağrısında bulunurken, 5 Ocak 2022 gününe kadar adliye önünde oturma eylemi yapacaklarını duyurdu.

5 OCAK 2022

Dersim Kadın Platformu, 5 Ocak 2020 tarihinden bu yana kendisinden haber alınamayan Munzur Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümü ikinci sınıf öğrencisi Gülistan Doku’nun kaybolmasının ikinci yıl dönümü dolayısıyla, Seyit Rıza Meydanı’nda basın açıklaması yaptı. Açıklamada, “2 yıl değil 2 bin yıl da geçse vazgeçmeyeceğiz” dedi. Abla Aygül Doku ise “21 yaşındaki üniversite öğrencisi bir insan bu ülkede 2 yıldır nasıl bulunmaz” diye sordu.

9 OCAK 2022

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Sözcüsü Ebru Günay, milletvekilleri Feleknas Uca, Alican Önlü ve Barış Anneleri Meclisi üyeleri Doku ailesine destek ziyaretinde bulundu.

20 OCAK 2022

Yaklaşık 2 yıldır kayıp olan üniversite öğrencisi Gülistan Doku’nun ablası Aygül Doku hakkında açılan tazminat davasının 6. duruşması Tunceli 3. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Mahkeme, Engin Yücer’in Gülistan Doku’ya ait kişisel verileri sosyal medyada ifşa ederek ve yayma gerekçesiyle toplamda 2 yıl 6 ay hapis cezası verdi. Aygül Doku’ya ise tehdit suçundan 5 ay, mala zarar verme suçundan da 2250 TL adli para cezası verildi.

25 OCAK 2022

Gülistan Doku davasında baş şüpheli olan Zainal Abarakov’un annesi Cemile Yücer’in Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi’ne yurt dışına çıkmak istediklerini ve bu nedenle haklarında uygulanan adli kontrol şartlarının kaldırılmasını talep ettiği bir dilekçe yazdığı ortaya çıktı.

27 OCAK 2022

Gülistan Doku davasında baş şüpheli olan Zainal Abarakov’un annesi Cemile Yücer’in yazdığı dilekçede dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel ve yetkililerin bilgisi dahilinde Rusya’ya gönderildiğini söylemişti. Gülistan Doku’nun babası Halit Doku, konuya ilişkin dönemin Valisi Tuncay Sonel hakkında Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulundu.

5 ŞUBAT 2022

HDP Grup Başkanvekilleri Meral Danış Beştaş ve Saruhan Oluç, 5 Ocak 2020 günü kaybolan Gülistan Doku’nun akıbetinin araştırılmasını, Doku’nun kaybolmasına karışan veya suç işleyenlerin tespit edilerek haklarında gerekli soruşturmaların yapılması amacıyla Meclis araştırması açılmasını istedi.

20 ŞUBAT 2022

Gülistan Doku’nun ailesi, eylemlerine 22 Şubat’ta Ankara’da devam edeceklerini açıkladı.

22 ŞUBAT 2022

Gülistan Doku’nun ailesi Meclis’te HDP’yi ziyaret etti. Aile, HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan ile görüştü. Basına kapalı gerçekleşen ziyarette Doku Ailesi adalet taleplerini yineledi.

22 ŞUBAT 2022

Gülistan Doku’nun ailesi, grup toplantısı sonrasında CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile görüştü.

23 ŞUBAT 2022

Gülistan Doku’nun bulunması için “görüşme” talebiyle Adalet Bakanlığı önünde oturma eylemi yapan Doku ailesi, polis tarafından yerlerde sürüklenerek gözaltına alındı.

24 ŞUBAT 2022

HDP’nin Gülistan Doku’nun akıbetinin ortaya çıkarılması için araştırma komisyonu kurulması önergesi AKP ve MHP’li vekillerin oylarıyla reddedildi.

25 ŞUBAT 2022

Dersim’de kaybolan Gülistan Doku’nun bulunması için Adalet Bakanı ile görüşme talebinde bulunan ancak engellenen ve polis müdahalesine maruz kalan Doku ailesi, İHD Ankara Şubesi’nde basın açıklaması yaptı. Anne Bedriye Doku, “Ben kızımı devletten istiyorum. Kızımın başına ne geldi bilmiyorum. Ben bir anneyim ve ölene kadar bu davadan vazgeçmeyeceğim” dedi.

3 MART 2022

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Genç Kadın Koordinasyonu, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü etkinlikleri kapsamında, 5 Ocak 2020’de kaybolan Üniversite öğrencisi Gülistan Doku’nun son görüldüğü iddia edilen Dinar Köprüsü’nde açıklama yaptı.

17 MART 2022

5 Ocak 2020 tarihinden bu yana haber alınamayan Gülistan Doku’nun kaybolmasında baş şüpheli olan Zainal Abarakov Antalya’nın Alanya ilçesinde gözaltına alındı.

18 MART 2022

Gülistan Doku’nun kaybolmasında baş şüpheli olan ve Alanya’da gözaltına alındıktan sonra adli kontrolle serbest bırakılan Zainal Abarakov’un savcılığa verdiği ifade ortaya çıktı. Abarakov’un ifadesindeki çelişkiler dikkat çekti.

23 MAYIS 2022

Gülistan Doku için ailesi, Sanat Sokağı’ndan Seyit Rıza Meydanı’na kadar yürüyüş gerçekleştirdi. Anne Bedriye Doku, yaptığı açıklamada “Ekmekle gözyaşını beraber yiyorum, sizin de çocuklarınız yok mu, sizin de vicdanınız yok mu?” dedi.

24 MAYIS 2022

Gülistan Doku’nun ailesi, Tunceli Valiliği önüne gelerek, “Gülistan Doku Nerede?” diye sordu.

10 HAZİRAN 2022

Bu yıl Munzur Üniversitesi’nden mezun olması gerekirken kendisinden haber alınamayan Doku’nun ablası Aygül Doku, mezuniyet töreninde sahneye çıkarak, “Kardeşimin diplomasını birlikte alacaktık, Gülistan nerede?” diye sormak istedi. Özel güvenlik müdahale etti.

28 HAZİRAN 2022

Dersim’de 5 Ocak 2020’den beri kendisinden haber alınamayan Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku’nun telefon sinyalinin en son tespit edildiği bölgeye ait net olmayan 3,5 saatlik görüntü Kriminal Büro’ya gönderildi.

30 EYLÜL 2022

Dersim Kadın Platformu, üniversite öğrencisi Gülistan Doku’dan 1000 gündür haber alınmamasına ilişkin açıklama yaptı.

12 EKİM 2022

Dersim’de kaybedilen Doku’nun adli kontrolle serbest kalan faili Zainal Abarakov’a 6 ay boyunca ulaşılamadığı öğrenildi.

5 OCAK 2023

Dersim’de kadınlar Gülistan Doku’nun akıbetini sormak için Palavra Meydanı’ndan Seyit Rıza Meydanı’na yürüyüş gerçekleştirerek açıklama yaptı.

PİRHA/DERSİM

‘ÇEDES ile kindar ve dindar nesillerin adımları atılıyor’

0

PİRHA-“Laik eğitim, laik yaşam ve eşit yurttaşlık” talebi ile İzmir’de yapılacak miting öncesi Eskişehir’de basın açıklaması düzenlendi. Okullara imam atama projesinin tehlikelerine dikkat çekilerek, “Gülen Cemaati gibi bir örgütlenme söz konusu” denildi.

Eğitim Sen, Veli Der ve Alevi örgütlerinin öncülüğünde 16 Eylül’de İzmir’de, “ÇEDES’e hayır. Laik eğitim, laik yaşam ve eşit yurttaşlık” talebi ile miting düzenlenecek. Gündoğdu Meydanı’nda yapılacak mitinge çağrı amacıyla birçok ilde basın açıklamaları yapılmakta.

Mitinge çağrı için Ankara’dan İzmir’e yola çıkan yürüyüş ekibinin ilk durağı Eskişehir oldu.

Diyanet İşleri Başkanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı ve Gençlik ve Spor Bakanlığı arasında imzalanan “Çevremi seviyorum değerlerimiz sahip çıkıyorum” (ÇEDES) projesinin iptal edilmesi için çok sayıda yurttaş bir araya geldi.

Atatürk Lisesi önünde toplanan yurttaşlar Yediler Parkı’na yürüyüş gerçekleştirdi. Yapılan eylemde “AKP’den hesabı emekçiler soracak”, “Parasız, laik, bilimsel eğitim”, “Diyanet, elini okullardan çek” sloganları atılırken ÇEDES’in iptal edilmesi mesajlarını içeren pankartlar da taşındı.

“İZMİR’DEKİ SESE HERKESİN DESTEK VERMESİ GEREKİR”

Eğitim Sen Eskişehir Şube Başkanı Faik Alkan, yaptığı konuşmada, dinci eğitim anlayışını eleştirerek şunları söyledi:

“AKP İktidarı, ülkenin öz kaynaklarını sermayeye peşkeş etmekte. Okullarımızda bizler, Eskişehir’de bir tebeşir parası dahi toplanmasına izin vermiyorduk. Bugün 40 bin TL’ye varan paralar alıyorlar. Okullarımızda görmek istemediğimiz imamlar, çocuklarımızı teslim almakta. Ama öyle yağma yok. Bizler kamu emekçileri, KESK’liler, Eğitim-Sen’liler olarak bu mücadelede göğüs göğüse geleceğiz. İzmir, ulusal miting alanıdır. İzmir’deki sese herkesin destek vermesi gerekir. Bu tüm ülkenin sorunudur.”

“İZMİR’DE 842 OKULA DİN GÖREVLİLERİ GİTMEYE BAŞLADI”

Eğitim Sen Genel Başkanı Nejla Kurul ise yaptığı konuşmada şunları dile getirdi:

“12 Eylül askeri darbesi zorunlu din dersini getirdi. Önceki dönemde bu ders seçmeliydi. Şimdi yeni bir zorunlu din dersi ile karşılaştık. Seçmeli derslerden biri zorunlu hale geldi. Her darbe ile yoksulluğu unutturmak için dini istismar ediyorlar. Oysa milyonlarca yoksul var. Bir perde çekerek yoksulluğu örtmek istiyorlar. ÇEDES’in adı çok masum görünüyor ancak arkasında dinci vakıf, dernek, tarikat ve cemaatler var. MEB’in asıl işlevi anayasaya uygun laik eğitim vermektir ancak Diyanet İşleri ve Gençlik ve Spor Bakanlığı ile yetkilerini dağıtmakta.

İzmir’de 842 okula din görevlileri gitmeye başladı. Bu protokol illere yayılıp kindar ve dindar nesillerin adımları atılıyor. Okul yönetimleri bu işi organize ediyor. ‘Değerler Kulübü’ adı altında bu işi yürütüyorlar. Gülen Cemaati gibi bir örgütlenme söz konusu. Çocuklarımızın okullarda din görevlileri ile karşılaşıp okul dışına, dini mekânlara götürülmeleri söz konusu. Aladağ’da o cemaat yurdunda yanan çocukları, 6 yaşında evlendirilen çocukları, 11 yaşında intihar eden çocukları görüyoruz. O yüzden okullarımızı güvenli hale getirmek için mücadele etmek zorundayız. Demokratik, kamusal, laik, parasız, anadilinde ve ekolojik eğitim için her alanda mücadelemizi yürüteceğiz. Artık canlanma zamanı.”

PİRHA/ESKİŞEHİR

Aleviler, Avrupa Parlamentosu önünde ‘ÇEDES’e hayır’ dedi

0

PİRHA – Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) ÇEDES protokolüne karşılık Avrupa Parlamentosu önünde basın açıklaması yaptı. Laik eğitim, laik yaşam, eşit yurttaşlık” vurgusunun yapıldığı açıklamada AİHM’ e çağrı yapılarak “Türkiye hükümetinin, Zorunlu Din Dersleri davasında AİHM kararlarının uygulaması konusunda gerekli yaptırım gücünü kullanmasını talep ediyoruz” denildi.

AKP-MHP Hükümetinin okullarda yürürlüğe koyduğu dinci politikalara Avrupa’dan da tepki yükseldi. AABK, Avrupa Parlamentosu önünde kitlesel basın açıklaması yaparak “Laik yaşam, laik düzen, laik eğitim için, laik okullarda evrensel değerlere evet” mesajını verdi.

“OKULLARI CAMİLEŞTİRMEK İÇİN”

Fransızca, İngilizce, Türkçe ve Almanca okunan basın açıklamasında ÇEDES Projesinin, farklı olan herkese meydan okuduğuna dikkat çekildi.

Açıklamanın Türkçesini Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu (FUAF) Eşit Başkanı Rozbi Demir okudu. AKP’nin projeyle birlikte öğrencilere mezhepçiliği dayattığını belirten Demir, şu açıklamayı paylaştı:

“AKP Hükümeti, 20 yıldır istikrarlı bir şekilde kamu eğitimi sistemini kökten dinci bir anlayışla yeniden şekillendirmektedir. Evrensel değerlere dayanan laik, demokratik ve bilimsel bir eğitim sistemi yerine, İslamcı nesiller yetiştirmek amacıyla dinci/mezhepçi bir hegemonya kurmaya odaklanmıştır.

Şimdi de ÇEDES (Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum) projesi aracılığıyla bir ‘Değerler Eğitimi’ kisvesinde imamları camiden okula taşımak, diğer deyişle okulları camileştirmek için adım atmaktadır.

Mezhepçi bir bakış açısıyla imamlara, vaizlere ve din görevlilerine yüklenen bu görev, elbette evrensel değerleri kapsayıcı bir şekilde sonuçlanamaz. Herhangi bir pedagojik formasyonu da bulunmayan bu görevlilerin henüz öğrenme çağındaki çocuklara belli bir mezhebin indirgeyici kurallarını dikte etmekten başka hiçbir katkısı, daha doğrusu zararı dokunamaz. Hedeflenen şey, açıkça mezhepçiliğin örgütlenmesidir.

Tam da bu hedef doğrultusunda, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın önderliğinde, Milli Eğitim Bakanlığı ve Gençlik ve Spor Bakanlığı ile eğitimde işbirliği protokolü imzalanarak ÇEDES projesinin Türkiye çapında yaygınlaştırılmasına ivme katıldı. Henüz şimdiden İzmir’deki 842 okula Sünni imam, müezzin, vaiz, din hizmetleri uzmanı ve kuran kursu öğreticisi atandı.

Yasalara ve laikliğe aykırılığına rağmen, bu proje de facto uygulamaya alındı.

ÇEDES protokolüne göre; imamlar ve vaizler öğrencilere “Dini Değerler Eğitimi” verecek.

Okul içinde ve dışında ise camilerde Diyanet İşleri Başkanlığı ve İslamcı cemaatler, öğrenciler için etkinlikler düzenleyerek dini telkinlerde bulunacak.

Okullarda ‘Değerler Kulübü’ adı altında mezhepçi yapılar kurulacak ve bu yapılar, Diyanet Gençlik Merkezleri’nde yerini alacak.

‘ÇEDES Uygulama Mekânları’ adı altında İslamcı mekanlar ve camiler kullanılacak.

Diyanet Gençlik Merkezleri’nde ‘gönüllü’ görev alacak öğrenciler, il ve ilçe müftülüklerince belirlenecek.”

“İNANÇ VE DÜŞÜNCE ÖZGÜRLÜĞÜNE AYKIRIDIR”

Okullara imam atamayı hedefleyen projenin evrensellikten ve pedagojik formasyondan uzak olduğuna da vurgulayan Demir, şunları aktardı:

“Evrensel değerler yerine mezhepçi kurallar, öğretmenler yerine imamlar, okullar yerine medreseler, Milli Eğitim Bakanlığı’nın alanına da Diyanet İşleri Başkanlığı kurgulanarak, yetki, görev ve sorumlulukların devri sağlanıyor.

Farklı kültürleri bulunan vatandaşların, belli bir dinin ve mezhebin değerleriyle zorunlu olarak yetiştirilmesi amacını taşıyan bu projeye derhal son verilmelidir.

Eğitim, çok kültürlü toplumlarda herkesin farklılıklarıyla, eşit koşullarda, eşit haklarla bir arada yaşama kültürüne hizmet etmelidir. Bu eğitim laiklik, demokrasi, eşitlik, özgürlük, barış, sevgi, saygı, dayanışma, insan haklan ve dünyanın doğal kaynaklarının dikkatli ve özenle korunmasını teşvik etmek ve öğretmek için verilen bir eğitimdir. Çünkü çocuklar ancak evrensel değerlerle gerçeğe ulaşabilir.

Laiklik elbette her inancın kendi değerlerini kendi inanç dünyasında, kendi inanç toplumu içinde ve özel alanda vermesi özgürlüğünü de kapsar. Fakat bu özgürlük hakkı, devletin zorlayıcı imkanları kullanılarak, okul gibi kamusal alanlarda çok farklı kültürlerden gelen vatandaşları sadece belli bir dinin ve mezhebin temsilcileri kullanılarak tek bir değer altında birleştirme gayesiyle suiistimal edilemez.

Devlet eliyle mezhepçi değerler eğitimi verilmesi eşitliğe, din, vicdan, inanç ve düşünce özgürlüğüne aykırıdır ve bu konu tartışmaya kapalıdır. Eğitimi dinselleştirmek için siyasal İslamcı Ulemaya teslim etme gayesini artık saklama gereği dahi duymayan AKP hükümeti, Türkiye’yi evrensel değerlerden koparmaktadır.”

 

AKP hükümetine seslenen Demir, zorunlu din derslerinin son bulması gerektiğini yineleyerek, AIHM kararlarını uygulanması çağrısında bulundu.

ÇEDES projesi dahil olmak üzere, İslamcı dernek, vakıf, cemaatler ve tarikatlarla imzalanan tüm protokolleri iptal edilmesi gerektiğinin altını çizen Demir, “Anayasanın laiklik ve eşitlik ilkesine, 430 sayılı Tevhidi Tetrisat Kanunu, 1739 Sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu, 7354 Öğretmen Meslek Kanunu, 222 sayılı Eğitim ve Öğretim Kanunu, 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu ile 652 sayılı Millî Eğitim Bakanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’ aykırı olan, eğitimde dinselleştirme uygulamalarına son verin. Çocuklarımızın ve ülkemizin aydınlık geleceğinin teminatı olan laik, demokratik, ücretsiz ve bilimsel eğitime geri dönün. Çünkü laik yaşam, laik düzen ve laik eğitim toplumsal çoğulculuğun gereği ve toplumun barış içinde yaşamasının teminatıdır. Bu nedenle çağdaş, demokratik, sosyal ve eşitlikçi bir devletin farklı kültürlerden gelen öğrencilerin laiklik ve bilimsel temelde evrensel değerler eğitimi vermesine evet, mezhepçi dayatmalarına ise hayır diyoruz” dedi.

“YAPTIRIM GÜCÜNÜ KULLANILSIN”

Strasbourg’da Avrupa Parlamentosu önünden AB Konseyi Komitesine seslenen Demir, “Türkiye hükümetinin, Zorunlu Din Dersleri davasında AİHM kararlarının uygulaması konusunda gerekli yaptırım gücünü kullanmasını talep ediyoruz” diye konuştu.

Demir, sözlerini şöyle tamamladı:

“Laik yaşam, laik düzen ve laik eğitim sevdalısı tüm toplumsal kesimlere sesleniyoruz; Evrensel Değerler Eğitimine evet, mezhepçi dini değerler dayatmasına hayır demek için, Alevi, Musevi, Hristiyan, Ateist ve devletin Sünniliği’ne itiraz eden Müslümanların çocuklarına, laik okullarda imamların değerler eğitimi vermesine hayır demek için, laik okullarda namaz kılmanın değil, demokrasi, insan hakları, adalet ve toplumsal barışın öğretilmesi için, laik, bilimsel, demokratik, kamucu, ücretsiz eğitim hakkı için hepinizi 16 Eylül 2023 tarihinde İzmir’de gerçekleştireceğimiz yurttaşlık” mitingine davet ediyoruz.”

Açıklamanın ardından Avrupa’nın birçok ülkesinden Strazburg’a gelen Alevi kurum temsilcileri konuşarak, mitinge katılım çağrısında bulundular.

PİRHA/STRAZBURG

Alevi Kurumları ve Eğitim Sen İstanbul’dan seslendi: Çedes projesi iptal edilsin

0

PİRHA – Alevi kurumları, Eğitim Sen ve Öğrenci Veli Derneği(Veli-Der)”Zorunlu din derslerine hayır! ÇEDES projesi iptal edilsin” şiarıyla İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde yaptığı açıklamada, “”Laiklikten ,karma bilimsel eğitimden, kadın özgürlüğünden vazgeçmeyeceğimizi, eğitimi eğitimciler dışında kimseye bırakmayacağımızı, emeğin hakkını aldığı özgür yarınlar için mücadeleyi yükselteceğimizi bir kez daha ifade ediyoruz” dediler.

Yeni dönemde okullara imamların atanması ve zorunlu din derslerini protesto etmek amacıyla Eğitim Sen, Öğrenci Veli Derneği(Veli-Der), Alevi Bektaşi Federasyonu(ABF), Alevi Dernekleri Federasyonu(ADFE), Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı(HBVAKV), Pir Sultan Abdal Kültür Derneği(PSAKD), Alevi Kültür Derneği(AKD) ve Demokratik Alevi Dernekleri(DAD) ve onlarca yurttaş İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü önü olan Sultanahmet Meydanı’nda kitlesel basın açıklaması gerçekleştirdi.

Açıklamada “Zorunlu din dersine hayır, laik bilimsel eğitim istiyoruz, parasız eğitim, ücretsiz beslenme istiyoruz, laik, bilimsel, anadilde eğitim, diyanet elini eğitimden çek” sloganları atıldı.

Açıklamaları Eğitim Sen adına 7 No’lu şubeden Yakup Kaya, Alevi kurumları adına da PSAKD Genel Başkan yardımcısı İbrahim Karakaya okudu.

“LAİKLİK YAŞAMSALDIR, KAZANACAĞIZ, ÇEDES İPTAL EDİLSİN!”

Eğitim Sen adına açıklamayı okuyan Kaya, şunlara dikkat çekti:
“Laiklikten ,karma bilimsel eğitimden, kadın özgürlüğünden vazgeçmeyeceğimizi, eğitimi eğitimciler dışında kimseye bırakmayacağımızı, emeğin hakkını aldığı özgür yarınlar için mücadeleyi yükselteceğimizi bir kez daha ifade ediyoruz. Laiklik yaşamsaldır, kazanacağız, ÇEDES iptal edilsin!”
Kaya, 16 Eylül’de İzmir’de yapılacak olan mitinge de çağrı yaparak “Bu miting bir son tepki olmayacak. Taleplerimiz kabul edilene dek mücadele etmeyi sürdüreceğiz” dedi.

“İNATLA TALEPLERİMİZİ VE HAKLARIMIZI SÖYLEMEYE DEVAM EDECEĞİZ”

Alevi kurumları adına konuşan Karakaya, siyasal iktidarlar ve yönetenlerin Alevi örgütlerinin seslerini duymama yönünde bir direnç gösterdiklerini belirterek şunları söyledi:
“Alevi örgütleri olarak 35 yılı aşkın bir süredir, her eğitim ve öğretim yılının başlangıcında bıkmadan, usanmadan Anayasal Halklarımızı, uluslararası sözleşmelerden doğan haklarımızı ve taleplerimizi dile getirdik, getirmeye de devam ediyoruz. Biz inatla taleplerimizi ve haklarımızı söylemeye devam edeceğiz. Eğitim sisteminin ve yaşamın tümüyle dinselleştirilmesine, adaletsizliğe, asimilasyona ve ayrımcılığa karşı; Laik, bilimsel, anadilde eğitim, laik yaşam ve eşit yurttaşlığı savunuyor ve talep ediyoruz!”

“HALKIMIZI DUYARLI OLMAYA VE MÜCADELEYE ÇAĞIRIYORUZ”

Eğitimin, kamusal bir hak olduğunu dile getiren Karakaya, “Herkese eşit, ulaşılabilir, fırsat eşitliğine dayalı, aklın ve bilimin kontrolünde, çağdaş, parasız, bilimsel, laik ve anadilde olmalıdır. Müfredatı, ayrımcı, cinsiyetçi, ırkçı ve gerici olmamalıdır” dedi. Karakaya, konuşmasını şöyle sonlandırdı:
“Bu gerçeklik ile halkımızı asimilasyon politikalarına, eğitimdeki zorunlu din dersi zulmüne, eğitimdeki gerici ve çağ dışı uygulamalara karşı Laik-Bilimsel-Demokratik Eğitim için halkımızı duyarlı olmaya ve mücadeleye çağırıyoruz.”

PİRHA/İSTANBUL

Alevi inanç merkezine ayrımcılık; Hubyar’da çöpler toplanmıyor

0

PİRHA-Tokat’ın Almus ilçesine bağlı bir inanç merkezi olan Hubyar köyünde çöpler toplanmıyor. Bir video yayımlayarak soruna dikkat çeken eski HDP Milletvekili Ali Kenanoğlu, Alevi inanç merkezlerine yönelik ayrımcılık yapıldığını belirtiyor.

Tokat il merkezine 120 kilometre mesafede bulunan, Almus ilçesine bağlı Hubyar Köyü, hem bir dergaha ev sahipliği yapıyor hem de bölgedeki Alevilerin inanç merkezi konumunda. 16. yüzyılda yaşamış Hubyar Sultan’ın türbesini de içeren Hubyar Sultan Tekkesi Dergahı, Türkiye’deki en önemli Alevi inanç merkezlerinden biridir. Hubyar köyü, Alevilerin köklü ocaklarından Hubyar Sultan Ocağı’nın da merkezidir.

“ÇÖP KONTEYNERİ VERİLMEDİĞİ İÇİN ÇÖPLER ETRAFA ATILIYOR”

Bu konumundan dolayı özellikle yaz aylarında ziyaretçi akınına uğrayan Hubyar Köyü’nde büyük çöp yığınları oluşuyor ve bunlar toplanmıyor. Aynı zamanda Hubyarlı olan 27. Dönem HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, bir video yayımlayarak bu soruna dikkat çekti. Mahallelerin etrafında her sene büyük çöp yığınları oluştuğunu, bu çöplerin rüzgarda uçuşarak etrafa dağıldığını, ağaçların bile çöplerle dolduğunu belirten Kenanoğlu, “İdareciler çöp konteynerleri vermediği için insanlar çöplerini buralara atıyorlar. Bu çöpler nedeniyle yaban hayvanları ve özellikle ayı hep burda oluyor, dışkısını bırakıyor, çevreyi dağıtıyor. Kesilen kurbanların derileri de buraya atılıyor. Burada çöplerle beraber bir hayat oluşuyor ve etrafa çok kötü kokular yayılıyor” dedi.

“ALEVİ İNANÇ MERKEZLERİNE YÖNELİK AYRIMCILIK YAPILIYOR”

Köylülerin bu durumdan şikayetçi olduğunu, herkesin şikayetçi olduğunu ama herkesin de çöp atmaya devam ettiğini vurgulayan Kenanoğlu, “Ama biz çöpü buraya atanları suçlayıp işin içinden çıkamayız. Bu işte idarenin kabahati çok büyük. Çöp sorununa çözüm bulmayan yetkililer bunun en baş sorumlusudur. Neticede burası bir Alevi inanç merkezi, buraya gerekli hassasiyet gösterilmiyor. Burayla ilgili çok müracaatta bulunduk. Muhtarlar dilekçe verdi. Milletvekiliyken defalarca görüştüğüm bütün yetkili makamlara, buranın çöp sorunun önemli olduğunu ifade ettim ama hala hiçbir şey yapılmadı” dedi.

Kenanoğlu sözlerini şöyle sürdürdü; “Her defasında manevi değerlerden bahseden bir iktidar var ve bu iktidarın bir Alevi inanç merkezine yaklaşımını buradan görüyoruz ve sorguluyoruz. Alevi inanç merkezlerine yönelik ayrımcılık yapılıyor. Burası Sunni inanç yapısına sahip bir dergaha ait olsa her türlü ihtiyacı karşılayacak hizmetler sunulurdu ama o kadar başvuruya, dilekçeye, ısrara rağmen buraya iki tane çöp konteyneri bile gönderilmiyor”

Eyüp Hanoğlu/TOKAT

‘Geleceğimizin karanlığa gömülmesine izin vermeyeceğiz’

0

PİRHA-Alevi Bektaşi Federasyonu Kadından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Elif Keleş O. Alevilere uygulanmak istenilen asimilasyon politikaları ile ilgili açıklama yaptı. Keleş O. açıklamada, ”Sivas katliamı da yüzyıllardır Alevilere yapılan bütün katliamlar gibi insanlık suçudur. Özellikle son 21 yıldır AKP-MHP iktidarının uygulamış olduğu asimilasyon politikaları gibi” ifadelerine yer verdi.

Alevi kurumlardan, kurum yöneticilerinden ve Alevi yurttaşlardan, iktidarın Aleviler üzerinde uygulamak istediği politikalara ilişkin tepkiler gelmeye devam ediyor. ABF Kadından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Elif Keleş O. konuya ilişkin bir açıklama yayınladı.

“KATİLLER SİYASAL İKTİDARLAR TARAFINDAN KORUNUP KOLLANDI”

Alevi Bektaşi Federasyonu Kadından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Elif Keleş O. Sivas Katliamı’nın bir insanlık suçu olduğunun altını çizdiği açıklamasında, “ÇEDES Projesi de Alevilere yönelik asimilasyon politikalarının güncel karşılığıdır. Sivas Madımak Katliamı’nın üzerinden 30 yılı aşkın bir süre geçti. Bu süre içerisinde ne gerçek sorumlular ortaya çıkartılıp hesap soruldu ne de yakalanan katiller adil bir şekilde yargılandı. Aksine katiller siyasal iktidarlar tarafından korunup kollandı, düzmece mahkemelerle bir bir aklandı.
İnsanlık suçlarında zaman aşımı olmaz. Zaman aşımı ile karşı karşıya kaldığımız davalar devam ederken Cumhurbaşkanlığı af yetkisini kullanarak katil Hayrettin Gül’ün cezasını “sürekli hastalık” gerekçesiyle kaldırdı. Öldürmenin değil yaşatmanın suç olduğu ülkemizde, binlerce hasta tutsağı görmeyen gözler, 33 canımızı diri diri yakan katilleri görüyor” dedi.

“BÖYLE BİTMEYECEĞİNİ BİR KEZ DAHA HAYKIRACAĞIZ”

14 Eylül’de Ankara Adliyesi’nde görülecek olan Sivas Katliamı davasının takipçisi olacaklarını belirten Keleş O., “Bu haksız, hukuksuz, keyfi uygulamaların insanlık tarihi boyunca vicdanlarda yargılanacağına olan inancımızla 14 Eylül’de Ankara Adliyesi’nde görülecek olan davayı yakından takip edip, bu davanın asla böyle bitmeyeceğini bir kez daha haykıracağız. Bizler, öncesi ve sonrası ile gördük ki Sivas katliamı da yüzyıllardır Alevilere yapılan bütün katliamlar gibi insanlık suçudur. Özellikle son 21 yıldır AKP-MHP iktidarının uygulamış olduğu asimilasyon politikaları gibi” diye ekledi.

“DEMOKRATİK, LAİK VE BİLİMSEL EĞİTİM İSTİYORUZ”

16 Eylül’de İzmir’de (ÇEDES) projesinin iptali, laik eğitim ve eşit yurttaşlık talebiyle gerçekleştirilecek olan mitinge, başta Alevi kadınlara olmak üzere laik bir yaşam isteyen tüm kadınlara mitinge katılım çağrı yaptı. Keleş O., açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
“Okullarda çocuklarımıza zorunlu din dersleri, seçmeli ‘zorunlu’ din dersleri ve en son ÇEDES protokolü de bu politikaların birer parçasıdır.
Devletin görevi çocuklarımıza din öğretmek değildir. Devlet bütün inançlara eşit mesafede olmalıdır. Çocuklara bir inancı empoze etmek suçtur ve Türkiye bu konuda hükümler veren uluslararası sözleşmeye imza atmıştır. Alevi Bektaşi Federasyonu Kadın Meclisi olarak; laik yaşam, laik eğitim ve eşit yurttaşlık için 16 Eylül cumartesi günü saat:17:00’de İzmir Gündoğdu Meydan’ında yapılacak olan mitinge başta Alevi kadınlar olmak üzere demokratik ve laik bir yaşamı savunan tüm kadınları çağırıyoruz. Gerici, ırkçı, asimilasyoncu eğitime hayır. Demokratik, laik ve bilimsel eğitim istiyoruz. “

PİRHA/ANKARA

DAD İzmir Şubesi 4. Olağan Kongresini gerçekleştirdi

0

PİRHA- Demokratik Alevi Dernekleri İzmir Şubesi 4. Olağan Kongresini gerçekleştirdi. Kongrede, devletin ideolojik saldırıları ve asimilasyon politikalarına karşı Alevi hakikatinin savunularak, örgütlülüğün güçlendirilmesinin ortak görev olduğu mesajı verildi.

Çiğli Belediyesi Konferans Salonunda gerçekleşen kongrede ‘Nehak Düzene Karşı Yolumuzun Hakikatiyle Örgütlenelim! Tecriti Kırıp; Demokratik Cumhuriyeti İnşa Edelim’ , ‘Kadın Hakikati Kendisidir, İnancımızla Örgütleneceğiz, Direncimizle Özgürleşeceğiz’ pankartlarının yanı sıra Seyit Rıza, Alişer Koçgiri, Zarife Ana, Nuri Dersimi gibi Dersim önderlerinin fotoğraflarının afişler salona asıldı.

Kongreye Demokratik Alevi Dernekleri Genel Merkez Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, Bornova Dersimliler Kültür ve Dayanışma Derneği, Menemen Dersimliler Kültür ve Dayanışma Derneği, Öğrenci Veli Derneği, Özgürlükçü Hukukçular Derneği, 78’liler Derneği, İzmir Alevi Kültür Derneği Yamanlar Cemevi , Alevi kurum ve siyasi parti temsilcilerinin yanı sıra çok sayıda yurttaş katıldı.

Sinevizyon gösteriminin ardından divan seçimiyle başlayan kongrede Kureyşan Ocağından İsmail Alkan ve Baba Mansur Ocağından Elif Hurustan’ın Kırmancki ve Türkçe verdiği gülbengler sonrasında çerağlar uyandırıldı. Kongrede hakikat yolunda mücadele edenler ve Hakk’a yürüyenler için1 dakikalık saygı duruşuyla dara duruldu.

“DİL İNANCIMIZIN TEMEL BİLEŞİNİDİR”

Kongrede ilk söz alan DAD İzmir Şube Eş Başkanı Nebat Hurustan, dilin inançla olan ilişkisine vurguda bulunarak, “Alevi örgütlülüğünün sorunlara dair yetmezliği olduğu açık. İnancımızın diline sahip çıkmalıyız. Dili inancımızın en temel bileşenidir. Dili kaybedersek itikati de kaybederiz” dedi.

Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana Alevilere, Kürtlere, farklı inançlara yönelik inkar ve asimilasyon politikasının devam ettiğini söyleye DAD İzmir Şube Eş başkanı Zeynel Bozkurt, “Dilimize, kültürümüze sahip çıkalım. Dilimiz itikatimizin, inancımızın dilidir. Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana Kürtlere, Alevilere ve diğer toplumlara yönelik çokça saldırı gerçekleştirdi. 12 Eylül darbesi ile Alevilerin köylerinde zorla camiler yapılarak, çocuklar cemaatlere verilmek istendi. Güncel olarak ÇEDES projesi ile okullara imam atanmak istiyor. Buna karşı çıkalım. Asimilasyona karşı durmak için buna karşı çıkalım ve 16 Eylül’deki mitinde güçlü ses çıkaralım” ifadelerini kullandı.

“DEVLET KENDİ ALEVİSİNİ YARATMAK İSTİYOR”

‘Devler kendi Alevisini yaratmak istiyor’ diyen Kureyşan Ocağından İsmail Alkan ise, “Çoğu cemevleri farkınfa değil. Devlet kendi Alevisi ve cemevlerini yaratmak istiyor. Bilinçli yönetici ve talipler, yol edep erkan içerisinde hizmet etmesini bekliyoruz. Alevilikte kimse kimseden üstün değildir. Bir okul olarak düşünürsek herkesin alanı, sınırı bellidir. Hepimize büyük görevler düşüyor” diye konuştu.

“ALEVİLER TESLİM ALINMAK İSTENİYOR”

DAD Genel Merkez Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, iktidar ve çevresindeki bloğun toplumsal kesimlere yönelik genişlettiği saldırılara karşı örgütlülüğün hayati bir ihtiyaç olduğuna işaret ederek, “İnancımızda yolun sahibi kadındır. İnancımız inkar edilerek dönüştürülmek istenen bir yerde duruyor. Bizim hakikatimiz, örgütlenme biçimimiz ocak sistemidir. Saldırılara tek cevabımız örgütlülük olmalıdır. AKP-MHP iktidarı yanına HÜDAPAR gibi partileri yanına alarak topluma yönelik bir saldırılarını genişletti. Mevcut tehlikeye karşı bir barikat oluşturmamızın bir hayati ihtiyaç olduğu ortadadır. Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı Alevileri teslim alma projesidir. Yezid hizmeti yürütmüş bir ‘Alevi Diyaneti’ bunlardan farklı olmayacaktır. Bizleri yok etmek için bu kadar faaliyetin olduğu dönemde bizde nefessiz bir koşu ile örgütlenerek mücadele etmeliyiz. Demokratik Cumhuriyeti kurmanın mücadelesiyle bir olalım, diri olalım ki bu Yezit zihniyet gitsin” şeklinde konuştu.

YENİ YÖNETİM SEÇİLDİ

Faaliyet, denetleme ve mali raporun oylamaya sunulması sonrasında tek liste ile seçime gidilen kongrede eş başkanlığa Nebat Çelik ve Fırat Dikmen seçildi.

PİRHA/İZMİR

SGDF’li Gamze Toprak: Örgütlenme özgürlüğümüzü savunmaya devam edeceğiz

0

PİRHA – SGDF MYK üyesi Gamze Toprak, SGDF ve devrimci gençliğe yönelik süregelen baskılara karşı, “Bizler ilk defa tutuklanmıyoruz, ilk defa bu gündemlerle yargılanmıyoruz” diyerek, davalara katılım çağrısında bulundu.

Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu(SGDF) ve devrimci gençliğe yönelik süregelen saldırıları PİRHA’ya değerlendiren Gamze Toprak, 14 Eylül’de görülecek duruşmalar için kamuoyunu adliye önlerine SGDF’li tutsaklarla dayanışmaya çağırdı.

14 Eylül’de Çağlayan’da saat 10.00’da SGDF Eş başkanları Şükran Yaren Tuncer ve Okan Danacı’nın tutuklu yargılandığı davanın ikinci duruşması görülecek. SGDF MYK üyesi ve dönemin Yeşil Sol Parti gençlik adayı Müslüm Koyun’un mahkemesi ise Eskişehir Adliyesi’nde saat 09.00’da görülecek.

“İKTİDAR BU YIL SOSYALİST GENÇLİĞİ ÖZEL OLARAK HEDEFLEDİ”

İktidarın Suruç Katliamı ile beraber devrimcilerin, devrimci hareketin kendisine uyguladığı baskı politikalarını bu yıl da sosyalist gençliği hedefleyerek devam ettirdiğini söyleyen Toprak, SGDF ve gençlik hareketlerine yönelen saldırıları şöyle değerlendirdi:
“Uzun bir zamandır gençlik kitlelerinin söz, eylem, örgütlenme özgürlüğünün önüne ket vurduğu, bunu bir abluka haline getirdiği, her gün polis-idare işbirliğiyle liselileri teslim almaya çalıştığı, üniversitelerde faşist genelgelerle üniversiteli gençliğin mücadelesini hedef aldığı, genç kadınların, LGBTİ+’ların sokakta yaşam tarzına müdahaleyi kendi önüne aldığı bir atmosferde elbette ki bunun fitilleyicisi olabilecek, değiştirici gücü olabilecek, başka bir düzeye çevirecek olan gençlik hareketiydi. Ve gençlik hareketini de teslim alma saldırısı olarak bunun öncülüğünü üstelenecek hareketlere yöneldi.”

“DEVLET, GENÇLİK KİTLELERİNİ TESLİM ALABİLMEK İÇİN TOPYEKÜN BİR SALDIRI GİRİŞİMİNDE”

Toprak, iktidarın gençlik üzerindeki baskılarına karşı birleşik gençlik hareketinin kurulmasının önemine de dikkat çekerek şunları konuştu:
“Bizim daha 5 ay önce açıklama yapabildiğimiz yerlerde ablukaya alındığımız, sürekli gözaltına alındığımız ve devletin gençlik kitlelerini teslim alabilmek için topyekün bir saldırı girişiminde bulunduğu bir yılın içerisindeyiz. Elbette bu ablukayı dağıtabilecek çok özel görev ve sorumluluk da ilk sosyalist gençlikte, ikincisi de birleşik gençlik hareketinin kendisindedir. Biz birleşik gençlik hareketini kurmadan, biz bu ablukayı dağıtabilecek gücü yaratamayız.”

“DOSYALARIN İÇERİĞİNE BAKILDIĞINDA ABSÜRT GEREKÇELER VAR”

“Dosyamızın içeriğine, yoldaşlarımızın tutuklanma gerekçelerine de bakıldığında çok absürt içeriklerle karşılaşıyoruz” diyen Toprak, arkadaşlarının tutuklanma gerekçelerini ise şu şekilde sıraladı:
“YÖK eylemine katıldığı, 8 Mart’a çağrı yaptığı, devrimin güncelliği panellerine katıldığı, sırf liselerle tacize tecavüze karşı kurultaylar yaptığı için yargılanıyorlar. İçeride biz devrimci tutsakları tecrit haline alarak, kitap-yayın hakkını engelleyerek mutlak bir tecritle onları teslim alamaya çalışan iktidar, dışarıda da bizleri aile aramalarıyla, kaçırmayla, tehditle, ajanlaştırma girişimiyle toptan teslim almaya çalışıyor.” Toprak, aynı zamanda ilk defa bu gerekçelerle karşılaşmadıklarını belirterek “Bizler ilk defa faşizmin hedefinde değiliz, bizler ilk defa tutuklanmıyoruz, ilk defa bu gündemlerle yargılanmıyoruz” dedi.

TOPRAK KAMUOYUNA DAYANIŞMA ÇAĞRISI YAPTI

Toprak, 14 Eylül’de görülecek duruşmalar için ise şu çağrıyı yaptı:
“Bizim çağrımız, tüm ilerici, demokrat, sol-sosyalist kurumların, gençlik örgütlerinin bu davayı güçlü bir şekilde sahiplenmesi, bu mahkemelere güçlü bir şekilde katılım sağlaması. Çünkü esasında sosyalist gençliğin özgürlük talebini, sosyalist gençliğin tutsaklarını sahiplenmenin de gençlik hareketinin söz, eylem, örgütlenme özgürlüğünü savunmak ve buna sahip çıkmak anlamına geldiğini düşünüyoruz. O bakımdan herkesi 14 Eylül’de adliyelerde SGDF’li tutsaklara özgürlük talebini büyütmeye çağırıyoruz.”

Devrim FINDIK / İSTANBUL

Karabudak: Devlet cemevlerine el atarsa Alevilik ölür, Alevilik ölürse hakikat ölür

0

PİRHA-Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Ankara Şubesi Anafatma Cemevi’nde devletin Aleviler üzerinde uygulamak istediği asimilasyon politikalarına ilişkin basın toplantısı düzenledi. DAD Ankara Şube Eş Başkanı Mustafa Karabudak, “Gerçekten samimi olunsa demokratik bir Anayasa ile bu topraklarda yaşayan tüm ötekileri, tüm halkları bir arada tutan, onların haklarını veren, inançlarına saygılı olan bir iktidar olur” dedi.

İktidarın, Aleviler üzerinde uygulamak istediği kendi Alevilerini yaratma projelerine tepkiler gelmeye devam ediyor. DAD Ankara Şubesi de düzenlediği basın toplantısında devletin uygulamak istediği politikalara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Basın toplantısına kurum Başkanları, Alevi aydınlar ve yurttaşlar katıldı. Açıklamayı DAD Ankara Şube Eş Başkanı Mustafa Karabudak yaparken Yazar Ali Balkız da konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

“EN FAZLA ÜÇ BEŞ DÜŞKÜN İLE YOL YÜRÜRSÜNÜZ”

Geçmişte kıyımlara, katliamlara hedef olan Alevi toplumunun Cumhuriyet döneminden itibaren asimile edilmeye çalışıldığına vurgu yapan Karabudak, “Geçmişten bugüne süren kıyım, katliam politikalarına asimilasyon politikaları eklenmiştir. Siyasal iktidar dönem dönem Alevileri yanında tutmak istemiştir. Şimdi de kurmuş olduğu Kültür Bakanlığına bağlı Alevi Bektaşi ve Cemevi Başkanlığı da Alevileri asimile etmek için yoğun bir çaba içerisindedir. Biz bunu kabul etmiyoruz” dedi.

Başkanlıktan kendilerinin arandığını aktaran Karabudak, şunları ifade etti:

“Konunun ne olduğunu sorduğumuzda ihtiyaçlarınızın listesini alalım, dede ihtiyacınız var ise dede tayin edelim, kadro verelim dediler. Biz kabul etmedik. Çünkü bu inanç, kadimden bugüne ocaklarına, cemevlerine sahip çıkan Alevilerin kendi lokmaları ile buralara çıkmışlardır. Devletin bu projesini kabul etmiyoruz. Bunun Alevilerin iyiliği için yapıldığını düşünmüyoruz. Gerçekten samimi olunsa demokratik bir anayasa ile bu topraklarda yaşayan tüm ötekileri, tüm halkları bir arada tutan, onların haklarını veren, inançlarına saygılı olan bir iktidar olur. Buradan devlete sesleniyoruz; bu şekilde Alevileri kazanamazsınız. En fazla yanınızda tuttuğunuz üç beş düşkünle beraber yol yürürsünüz. Onların yanında olan sözüm ona Alevilere sesleniyoruz; sizler orada durarak bir paraya tamah edip yolunuzdan çıkmanız doğru değildir. Devlet cemevlerine el atarsa Alevilik ölür, Alevilik ölürse hakikat ölür.”

“ÇEDES PROJESİ İMAM ATAYARAK SİSTEMİN İDEOLOJİSİNİ YAYMA POLİTİKASIDIR”

Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum Projesi (ÇEDES)’nin mevcut iktidarın kendi ideolojisini yayma politikası olduğunu belirten Karabudak, 16 Eylül’de İzmir’de yapılacak miting için çağrı yaparak, “Bir ÇEDES projesi var. Bu da başka türlü bir asimilasyon politikasıdır. Diyanet İşleri Başkanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı ve Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın beraber ortak projesidir. Okullara vaiz, imam atayarak sistemin ideolojisini yayma politikasıdır bu. Bununla ilgili ‘laik, bilimsel eğitim’ mitingi adı altında İzmir’de miting yapacağız buradan tüm canlarımızı mitinge davet ediyoruz” diye konuştu.

“KATİLİ AFFETMEK KATLİAMA ORTAK OLMAKTIR”

Madımak Katliamı tutuklusu Hayrettin Gül’ün Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından affını hatırlatan Karabudak, ”Bundan birkaç gün önce Madımak katillerinden birini Cumhurbaşkanı affetti. Cezaevinden çıkardı. Bu da ayrı bir devlet politikasıdır. Cezaevinde yüzlerce hasta tutsak varken, halkın iradesi ile seçilmiş siyasetçiler esaret altındayken cezası kesinleşmiş bir katili affetmek katliama ortak olmaktır” şeklinde konuştu.

“16 EYLÜL MİTİNGİNE KATILMAK HEPİMİZ İÇİN BİR GÖREV OLMALI”

Karabudak’ın açıklamasında sonra konuşan Yazar Ali Balkız ise 16 Eylül İzmir mitingine çağrı yaparak şunları söyledi:

“Asıl büyük yıkım Anadolu’da ve kırsal kesimde yaşanıyor. Biz göçtük geldik kente ama köyde kalanlar bir başlarına, yalnız kaldılar ne yazık ki. Cem olmayınca, cemaat olmayınca, ocaklar olmayınca, pir talip ilişkisi bozulmuş, Aleviler Alevi gibi yaşama geleneklerinden, göreneklerinden uzak kalınca korumasız kaldı. Devlet bunu çok iyi kullanıyor. Neredeyse her köyde bir istihbaratçısı ve ihbarcısı var. Kalan köylüler neye ihtiyaçları varsa yol, su, kredi, ürünü satmak gibi her ihtiyaçlarını gidip kaymakama dillendirdiklerinde hemen önlerine camii yapın ki yolunuz açılsın, Kültür Bakanlığı’nın kurduğunu kurumla ilişkileriniz olsun ki hizmet size gelebilsin gibi bir önerilerle karşılaşıyorlar. Eylül’ün 16’sında İzmir’de Gündoğdu meydanında büyük bir miting var bu mitingde olmak, benzer etkinliklerde olmak hepimiz için bir görev olmalıdır.”

PİRHA/ANKARA

Zakir Bulut: Tarikatlar gençlerimizi çalıyor, dedeler sorumlu

0

PİRHA- Kızıldeli Sultan Ocağı Yol Hizmetkarlarından Zakir Hakkı Bulut, gençlerin ve taliplerin cemlere gelmemesinde dedeleri eleştirerek, “Dedelerin benlikten kaynaklı olarak gençler ve talipler cemlere gelmiyor. Bu boşluktan tarikatlar faydalanmaya çalışıyor. Gençlerden bir iki tanesini kaptı mıydı ötekilerin ardı geliyor. İşte bizim gençlerimizi böyle çalıyorlar. Burada dedelerin suçu var” dedi.

Kızıldeli Sultan Ocağı Yol Hizmetkarı Hakkı Bulut aynı zamanda AKD Finike Yuvalı Mahallesinde bulunan Alevi Kültür Derneği Cemevinde zakirlik yapıyor. Bulut, zakirlik sürecine dair PİRHA’nın sorularını yanıtladı.

Küçük yaşlardan beri müzikle uğraştığını ailede babası gibi kendisinin de müzisyen olan Bulut, Zakir olmaya karar vermesi sonrasında Finike/ Yuvalı 2 tane cemevi yaptırılmasına ön ayak oldu. Ocak zade bir aileden gelen Bulut, cemevinde saz çalan olmadığından semahçılarla birlikte çalışarak saz çalmayı öğrendiğini dile getirdi.

“ÇOCUKLUĞUMDA DEDELERİMİZ GİZLİ GİZLİ CEM YAPARDI”

Finike Yuvalı Mahallesi 1967-68 yıllarında dedelerinin cemler yaptığını belirten Bulut, “O dönemde yapılan cemler yasak olduğu için kaçak yapıyorlardı çünkü yasaktı. Devlet bizim inancımıza çok karşı çıkıyordu, jandarma asayiş geliyordu. Bundan dolayı cemleri kaçak yapıyorduk” diye konuştu.

Eskiden yapılan cemleri anlatan Bulut, şunları söyledi:

“Şimdiki cemler çok iyi ama insanların aydınlanması lazım. Böylesi büyük cemler köylerde olmuyordu o zaman cemler 1 gün olmuyor yeri geliyor 20 gün, yeri geliyor 40 gün devam ediyordu. Her gün bir musahiplik bağlanıyordu. Diyelim 20 kişinin ikrarı alınacak gidilir ikrar alınır ikrar alınanlar postta kalır ertesi gün alınmayanlar gelir bu şekilde ama her şey özündendi içtendi. Mesela dedenin yanındaki biri arkadaşıyla konuşuyormuş çık münafık dışarı diyerek ailesi ile birlikte kapıdan çıkarmış. Adam cemde bir tek kelime konuşunca. Dışarıda yağmur da yağıyor adam evine gitmiş yolda çerağı söndüğünde yakarak giderken ben ölürüm de cemimden kalmam demiş ve tekrar geriye dönmüş, kapıyı vurmuş. Kim o benim dede canlar benim. Canımı alın malımı alın ben yolumdan kalamam, alın malını görün yolumu demiş. Böyle işten insanlar vardı.”

“GENÇLERİMİZİ TARİKATLARIN ELİNE BIRAKMAMALIYIZ”

Dedelerin benlikten kaynaklı olarak gençlerin ve taliplerin cemlere gelmediğini ifade eden Bulut, “Gençlerimiz taliplerimiz cemlerimize gelmiyorlar. En azından Talip ceme gelmiyorsa sen Talip’in ayağına gideceksin. Git evine otur onun gönlünü al ve ben hata etmişim de, kusura bakma de. Günde bir ev gezsen ayda 30 Talip gezersin. Bugün ceme 10 kişi gelir öbür hafta 20 kişi olur öbür hafta 40 kişi olur. Bu hususta hepimize düşen görev insanları toparlamak ve bir araya getirmek gerekir dedi. dedi.

Dedelerimizin benliğinden dolayı ortada bir boşluğun olduğunu bu boşluktan da tarikatların faydalandığını belirten Bulut, “Her yere bu adamlar saçakları atmışlar bizim Finike’ye bağlı Çaldır mahallesi var.1-2 tane hoca var gençlerden bir iki tanesini kaptı mıydı ötekilerin ardı geliyor. İşte bizim gençlerimizi böyle çalıyorlar. Burada dedelerin suçu var” dedi.

“TELLİ KURANIMIZ OLAN SAZA SAHİP ÇIKALIM”

Saz çalmak ve Zakir olmak isteyen gençlere de çağrıda bulunan Kızıldeli Sultan ocağı yol Yürütücüsü Zakir Hakkı Bulut, konuşmasını şu cümlelerle sonlandırdı:

“Gençlerimize Zakirlerimize de benim önerim gençlerimiz müzikle uğraşsın, bizim elimizdeki telli Kuranımızdır. İnancımıza, elimizdeki telli Kuran’a, cemlerimize, kültürümüze ve insanlarımıza sahip çıkalım”

Cebrail ARSLAN/ANTALYA