Ana Sayfa Blog Sayfa 154

ABF: Sivas Katliamı hükümlüsünün affı aleni tehdit ve gözdağıdır

0

Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Sivas Katliamı davasında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilen Hayrettin Gül’ün cezasını kaldırmasına tepki gösterdi. ABF, Hayrettin Gül’ü affedilmesi başta Aleviler olmak üzere emek ve demokrasi güçlerine verilmiş bir gözdağı, aleni bir tehdittir” dedi.

AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, 2 Temmuz 1993’te 33 kişinin yakılarak katledilmesine dair açılan Sivas Katliamı davasında idama mahkum edilen Hayrettin Gül’ün ağırlaştırılmış müebbet hapse çevrilen cezası, AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan tarafından ‘sürekli hastalık’ gerekçesiyle kaldırdı.

Erdoğan’ın imzasıyla Resmi Gazete’de yayımlanan karara Alevi kurum ve örgütleri tepkiler yağmaya başladı.

“BU KARAR MAHKEME HEYETİ ÜZERİNDE BASKI OLUŞTURMAKTIR”

Alevi Bektaşi Federasyonu yazılı bir açıklamada Madımak Katliamı’nın insanlığa karşı işlenmiş bir suç olduğunu ve bu tür suçlarda cezanın indiriminin de affının da olmaması gerektiğinin altını çizdi.

Aynı zamanda bu kararın, 14 Eylül’de Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek olan Madımak Katliamı davasında Mahkeme Heyeti üzerinde baskı oluşturacağı belirtilen açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“AKP’li Cumhurbaşkanı vermiş olduğu bu af kararı ile tarafını bir kez daha açıkça belli etmiştir. Cumhurbaşkanı bu kararı ile Mayıs seçimleri öncesi ittifak yapmış olduğu Yeniden Refah Partisi, Büyük Birlik Partisi ve Hizbullah’ın uzantısı olduğu iddia edilen HÜDA-PAR’a vermiş olduğu sözleri tutmasının yanı sıra görülecek olan davada Mahkeme heyeti üzerinde bir baskı oluşturmaktadır. Dün katillerin zamanaşımı kılıfı altında beraat ettirilmesine ‘Hayırlı olsun’ derken, bugün aleni olarak 14 Eylül’de görülecek olan davanın mahkeme heyeti üzerinde baskı oluşturuyor.

“YAKANLARI DA AKLAYANLARI DA AFFETMEYECEĞİZ”

Düzmece deliller ve düzenlenen kumpaslarla AKP zindanlarında tutsak edilen yüzlerce aydın, muhalif siyasetçi, gazeteci, sendikacı, iş insanı sağlık sorunları ile boğuşurken AKP’li Cumhurbaşkanı’nın Hayrettin Gül’ü affetmesi başta Aleviler olmak üzere emek ve demokrasi güçlerine verilmiş bir gözdağı, aleni bir tehdittir.

Bizler bu davanın peşini bırakmayacağız. Bizlerin çocuklarına bırakacağı en büyük miras bu davanın takibidir. Çünkü bu dava insanlık davasıdır. Biz Aleviler yakanları da aklayanları da affetmeyeceğiz. Onlar katilleri affedebilir ancak halkın vicdanında asla affedilmeyeceklerdir.”

(HABER MERKEZİ)

Doğan’dan laik eğitim mitingine çağrı: Eğitimin dinselleşmesine izin vermeyelim

0

PİRHA – Demokratik Alevi Dernekleri Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, okullara imam atanması(ÇEDES) projesinin iptali, laik eğitim ve eşit yurttaşlık talebiyle 16 Eylül’de İzmir’de gerçekleştirilecek mitinge çağrı yaptı. Doğan, “Laik eğitim, çağdaş yaşam mitingine tüm toplumsal kesimleri davet ediyoruz. Bu sorun sadece Alevilerin, sadece eğitim kurumlarının değil, tüm toplumun sorunlarıdır” dedi. 

16 Eylül’de İzmir’de okullara imam atanması (ÇEDES) projesinin iptali, laik eğitim ve eşit yurttaşlık talebiyle Aleviler ve Eğitim-Sen’in ortaklığıyla miting gerçekleştirilecek. Mitinge Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, katılım çağrısı yaptı.

“EĞİTİMİMİZİN DİNSELLEŞMESİNE İZİN VERMEYELİM”

Doğan, miting çağrısını şöyle yaptı:

“16 Eylül’de İzmir’de eğitim kurumlarının, Alevilerin, Veli-Der’in ve tüm toplumsal kesimlerin, yapacağı laik eğitim, çağdaş yaşam mitingine tüm toplumsal kesimleri davet ediyoruz. Bu sorun sadece Alevilerin, sadece eğitim kurumlarının değil, tüm toplumun sorunlarıdır. Eğitimimizin dinselleşmesine izin vermeyelim. Tüm toplumsal kesimleri miting meydanında görmek istiyoruz.”

Devrim FINDIK/İSTANBUL

Berlin Cemevi gençliği Dersim’deki kutsal mekanları ziyaret edecek

0

Berlin Cemevi üyesi gençler (BDAJ/BDAS) Sosyal Pedagog Seyit Ali Dikmen ve Metin Mat Dede eşliğinde Dersim’e doğru yola çıkarak kutsal mekanları ziyaret edecekler. 

Berlin Cemevi Gençleri (BDAJ/BDAS) Sosyal Pedagog Seyit Ali Dikmen ve Metin Mat Dede eşliğinde Dersim’e doğru yola çıkarak kutsal mekanları ziyaret edecek ve oradan da İzmir’e geçerek Alevi gençlerle bir araya gelecekler.

05 Eylül-17 Eylül tarihleri arasında gerçekleşecek ziyaretlerde, Dersim’in kutsal mekanlarını ziyarette Alevi inancını, Alevi değer sistemini, Alevi tarih bilincini ve Alevi sembollerini yerinde inceleyip içselleştirmenin amaçlandığı belirtildi.

Dersim’deki ziyaretlerin ardından Berlin Cemevi gençliği İzmir’e geçerek Alevi kurumlarındaki gençlerle ilişkilerini geliştirip, birlikte üretip, yeni dostluklar yaratmayı planlıyor.

(HABER MERKEZİ)

Bornova’da öğrencilere çanta kampanyası: Krizden en çok çocuklar etkileniyor

0

PİRHA- Bornova Dersimliler Kültür ve Dayanışma Derneği ve PSAKD Bornova Şubesi okula başlayacak öğrencilere yönelik kampanya sonrasında toplanan çantaları ihtiyaç sahiplerine iletti. 

Bornova Dersimliler Kültür ve Dayanışma Derneği ile Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Bornova Şubesi yeni eğitim yılında çocukları okula başlayacak ihtiyaç sahibi ailelerle buluşarak, toplanan çantaları kendilerine iletti.

Bornova Dersimliler Kültür ve Dayanışma Derneği’nin binasındaki buluşmaya dernek başkanı Barış Çelik, Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Mustafa Aslan, CHP Yoksulluk Dayanışma Ofisi Koordinatörü Hacer Foggo, Eğitim Sen  İzmir 4 Nolu Şube Başkanı Şuayip Vayiç ve çok sayıda öğrenci velisi katıldı.

TEK DİN- TEK MEZHEP UGULAMASI

Buluşmada ilk söz alan Eğitim Sen İzmir 4 Nolu Şube Başkanı Şuayip Vayiç, iktidarın tek din-tek mezhep ideolojisi ile yeni bir toplum inşa etmek istediğine vurgu yaparak, “İktidar kültür ve eğitim anlamında başarı sağlayamadığını defalarca söylemişti. Kültür alanında konserlerin, festivallerin yasaklanması, filmlerin yasaklanması kısıtlanması devam ediyor. 4+4+4 sisteminin esas amacı imama hatipleri aktif hale getirip çocukları oraya yönlendirmekti. İktidar bu alanda başarılı olamayınca bütün okulları imam hatipleştirmek istedi. Tek mezhep, tek dinli projelerini çocuklarımızın yaşamına sokmaya çalıştı. Okullara imam atayarak Diyanetin kadrolarını görevlendirme yaparak bu projeyi hayata geçirmeye çalışıyorlar. Yapılmaya çalışılan şeyle tek dinli, mezhepli eğitim okullarımıza sokulmak isteniyor. Geç kalınmış gibi görünmese tavır koymazsak yarın başka şeyler için koyacak tavrımız olamayacak. Bölge mitingini merkezi miting haline getirmenin çalışması içerisinde olacağız” diye konuştu.

16 EYLÜL MİTİNGİNE ÇAĞRI

Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Mustafa Aslan, devletin farklı inançlara dayatmada bulunmasına tepki göstererek bu alanın sivil alana bırıkılması gerektiğini ifade etti. Aslan, okullara imam atanmasına karşı 16 Eylül’de İzmir’de gerçekleşecek mitinge çağrıda bulunarak, “Kimsenin inancını, rengini reddetmeden bir arada yaşama amacımız var. Alevi de Sünni, inanan da inanmayan da kendisine göre çocuklarını yetiştirsin. Devletin bir inancı dayatmaması lazım. Devlet zorla bize bir inancı dayatmasın ve inancı sivil alana bıraksın. Kim nasıl inanıyorsa birlikte yaşamaya ihtiyacımız var. Ailelerin okul masrafları gittikçe artıyor ve devlet halkı muhtaç hale getiriyor. 16 Eylül de birlikte yaşanabilir bir dünya için ses çıkaralım” dedi.

“KRİZDEN EN ÇOK ÇOCUKLAR ETKİLENİYOR”

CHP Yoksulluk Dayanışma Ofisi Koordinatörü Hacer Foggo ise ekonomik krizden en çok çocukların etkilendiğini söyledi. Dayanışmanın yaygınlaşmasının değerli olduğunu sözlerine ekleyen Foggo, “Ekonomik krizden en çok etkilenen çocuklar oluyor. Görüştüğüm her aile çocuğuna nasıl bir beslenme koyacağıma dair dert yanıyor. Bu devletin görevi. 2022’de 14.8 milyon insanın yetersiz beslendiğini paylaşıldı. ÇEDES projesi gündeme geldi. Sesimizi duyurabileceğiz çok önemli bir miting. Okulda yemek kampanyasını yüksek sesle dillendirmememiz gerekiyor. Çalışanlar da yoksullaştığı için çocukların beslenmesine maaşın yarısı gidiyor. Örgütlülükle bunu seslendirmek gerekiyor. Bu kampanya çok değerli. Dayanışmanın tüm ülkede yaygınlaşması gerekiyor. Birbirimizin yalnız bırakmamanız gerekiyor” şeklinde konuştu.

Konuşmalar ardından toplanan çantalar ihtiyaç sahiplerine dağıtıldı.

PİRHA/İZMİR

AABK Eşit Başkanlarından laik eğitim mitingine katılım çağrısı

0

AKP hükümetinin okullara imam atamasını engellemek ve laik eğitim, laik yaşam için İzmir’de Eğitim-Sen ve Alevi örgütlerinin öncülüğünde 16 Eylül’de bir miting yapılacak. Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Eşit Başkanları Nevin Kamilağaoğlu ve Hüseyin Mat, herkesin İzmir’de yapılacak mitinge katılmasını ve gerici eğitime karşı direniş sergilemesini istediler.

Eğitim Sen, veli dernekleri ve Alevi örgütleri, okullara imam atanması olarak bilinen ÇEDES projesinin iptal edilmesi için 16 Eylül’de İzmir’de Gündoğdu Meydanı’nda miting yapacak.

Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Eşit Başkanları Nevin Kamilağaoğlu ve Hüseyin Mat, herkesin İzmir’de yapılacak mitinge katılmasını ve gerici eğitime karşı direniş sergilemesini istediler.

KAMİLAĞAOĞLU: BİR DİRENİŞ SERGİLİYORUZ

Nevin Kamilağaoğlu, “Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu ve Türkiye Alevi kurumlarının eğitimle ilgili projesini gerçekleştiriyoruz. Yaşam koşulları Türkiye’de çok zor ve Türkiye’de Eğitim-Sen başta olmak üzere tüm Alevi kurumları 16 Eylül’de İzmir’de laik yaşam, eşit yurttaşlıkla ilgili miting gerçekleştirecekler. Biz de ayrıca Avrupa Parlamentosu’nun önünde 11 Eylül’de Strazburg’ta ÇEDES projesine karşı bir basın açıklaması yapacağız. Biz devletin okullara imam atamasına karşı bir direniş sergiliyoruz ve tüm kurumları, tüm halkımızı ayın 16’sında İzmir’de büyük mitinge davet ediyorum. Siz katılmazsanız biz bir eksik oluruz. Mutlaka bu direnişi sergilememiz lazım” dedi.

MAT: TÜRKİYE SİYASAL İSLAM BAĞLAMINDA ELE GEÇİRİLİYOR

Hüseyin Mat ise, “Türkiye, tam anlamıyla siyasal İslam bağlamında ele geçirilmesi konusunda yeni projelerle karşı karşıya. Bu anlamıyla laik, eğitim, laik, yaşam ve eşit yurttaşlıktan yana olan ve çağdaşlıktan yana olan herkesi 16 Eylül’de, İzmir’de yapacağımız meydana davet ediyoruz. Orada buluşmak dileğiyle” ifadelerini kullandı.

SUÇ DUYURUSU DİLEKÇESİ İŞLEME DAHİ KONULMADI

Bu arada, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, MEB ile Diyanet arasında imzalanan ve tepki çeken ‘ÇEDES’ protokolü hakkında Halkın Kurtuluş Partisi’nin (HKP) verdiği suç duyurusu dilekçesinin ‘işleme konulmamasına’ karar verdi. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Bekir Şahin yaptığı inceleme ve değerlendirme sonucunda il valileri, il milli eğitim müdürleri ve il müftüleri hakkındaki dosyanın “işleme konulmaması” yönünde karar verdi. Karara göre ÇEDES projesi laiklik ilkesine aykırı bulunmadı.

(HABER MERKEZİ)

Erdoğan’ın Sivas Katliamı hükümlüsünü affetmesine Alevilerden tepki

0

PİRHA- AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Sivas Katliamı davasında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilen Hayrettin Gül’ün cezasını kaldırmasına tepki gösteren Alevi kurum başkanları, “Suçsuz yere yıllardır hapishanelerde tutulanlar var ama katiller affediliyor. Halkın vicdanı affetmeyecek ve eninde sonunda halkımız bu kanlı tarihle yüzleşecek ve hesabını soracaktır” dediler. 

AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, 2 Temmuz 1993’te 33 kişinin yakılarak katledilmesine dair açılan Sivas Katliamı davasında idama mahkum edilen Hayrettin Gül’ün ağırlaştırılmış müebbet hapse çevrilen cezasını ‘sürekli hastalık’ gerekçesiyle kaldırdı. Söz konusu karar Erdoğan’ın imzasıyla Resmi Gazete’de yayımlandı.

Kamuoyunda tepkiye neden olan bu karar sonrasında açıklama yapan Alevi kurum başkanları Madımak’ın Alevi toplumu için kırmızı çizgi olduğunu vurgulayarak, 30 yıldan bu yana adalet arayışının sürdüğünü belirttiler.

Sivas Katliamı davasında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilen Hayrettin Gül’ün cezasının affedilmesine ilişkin tepkiler şöyle:

“VİCDANIMIZDA AFFETMİYORUZ, HESABI SORULACAKTIR”

Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe: Madımak otelinde 33 canımızı diri diri yakan ve ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılan katillerden birini daha affettiler. HÜDA-PAR’a verilen sözler mi yerine getiriliyor? İçeride onlarca hasta hükümlü var. Suçsuz yere yıllardır hapishanelerde tutulanlar var ama katiller affediliyor. Halkın vicdanı affetmeyecek ve eninde sonunda halkımız bu kanlı tarihle yüzleşecek ve hesabını soracaktır. Dün Ahmet dedeleri bugün Hayrettin Gül. Tek tek bırakıyorlar. Aranmakta olan katilleri ve esas suçluları mahkeme önüne getirmiyorlar. Yazıklar olsun…

“AFFETMEYECEĞİZ”

Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) Genel Başkanı Zeynel Abidin Koç: Siz affetseniz de biz affetmeyeceğiz. Cumhurbaşkanı Sivas Madımak Katliamı’nın katillerinden hayrettin gülün cezasını sürekli hastalık nedeni ile affetmiş. Buradan bir kere daha söylüyoruz siz affetseniz de bizim nazarımızda katil katildir. Ülkede fikirlerinden dolayı hapis yatan bir çok masum var iken katil olduğu mahkemelerce tescil edilmiş katilleri affetmek doğru bir iş mi?”

Alevi Vakıfları Federasyonu (AVF) Genel Başkanı Haydar Baki Doğan: Cezaevlerinde suçsuz yere yatan, sadece toplumun refahı, mutluluğu ve adaleti adına kendi mesleklerini yapan binlerce gazeteci, avukat, siyasetçi, milletvekili, avukat, TSK mensubu varken sanırım yeni suçsuzlara yer açmak amacıyla 33 canımızın katladildiği Sivas davasında, cezası ömür boyu hapse çevrilen Hizbullah hükümlüsü Hayrettin Gül’ün cezası, sürekli hastalığı gerekçe gösterilerek kanun hükmünde kararnameyle Cumhurbaşkanı tarafından kaldırıldı.

Daha öncede Sivas davası sanıklarından Ahmet Dede’nin de cezası affedilmişti.

Şaşırdık mı, hayır !“Laiklik yıkılacak, şeriat gelecek”diyen Şeriatçılar bu ülkede kazanamayacak !

Eren Yıldırım Dede: Madımak’ta alevler bugün bir kez daha yükseldi! Madımak otelini yakanlardan biri Hayrettin Gül, ağırlaştırılmış müebbet cezasına çarptırılmıştı. Bugün Cumhurbaşkanının özel yetki kararnamesi ile serbest bırakıldı. Bir kez daha yandı bugün Madımak. Hüda-Par’a (Hizbullah) verilen sözler yerine getiriliyor. Bu karara imza atan ve bunu destekleyen herkes Madımak otelini ateşe verenlerdir ve bir utanca daha imza atmışlardır..

PİRHA/İSTANBUL

İngiltere’de yaşayan Aleviler 30. kuruluş yılını kutlamaya hazırlanıyor

0

PİRHA- İngiltere Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi, 30’uncu yıl kutlamalarının startını üye toplantısı yaparak verdi.

Alevi toplumunun göç yollarına düştüğü 1960’lı yıllardan itibaren diasporada bir araya gelerek inancını ve kültürünü korumak adına dernekler etrafında bir araya geldi.

1990’lı yıllarda ise Aleviler kendilerini görünür kılmak ve ‘Bizde varız’ demek adına Alevi Kültür Merkezleri ve Cemevleri kurmaya başladı. Maraş, Dersim, Malatya, Sivas gibi kentlerden İngiltere’de yaşamaya başlayan Alevilerin örgütlü micadelesi 30’uncu yılına girdi.

İngiltere Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi, 30’uncu kuruluş yıldönümü dolayısıyla üye toplantısı yaptı. Üye toplantısında 9 Aralık’ta yapılacak etkinliğin hazırlıklarıyla ilgili bir bilgilendirme yapıldı. Etkinliğin kordinatörlüğünü yapacak olan sanatçı Necati Şahin, bilgilendirme bulunurken, toplantıya katılan üyeler sorular sordular ve önerilerde bulundular.

Toplantının ardından PİRHA’ya değerlendirmede bulunan Necati Şahin, Alevi toplumunun dünyaya vizyon projelerle seslenmesi gerektiğine işaret ederek, 30’uncu yıl vesilesiyle yapacakları çalışmanında bu minvalde olduğunu aktardı. Sanat dilini kullanarak Alevilerin inancını ve yaşama bakışını anlatacaklarını ifade eden Şahin, ” Bu proje sosyo-kültürel eğitim projesidir. Startını verdik, çalışmalarımıza devam edeceğiz” dedi.

İngiltere Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi Başkanı İbrahim Has da, diasporadaki çalışmaların öneminin altını çizerek, “Türkiye’de toplum ağır bir baskı altında. Bizler yaşadığımız ülkelerde bir nebze daha rahat koşullardayız. Avrupa’da Alevi kurumları ciddi bir mesafe kaydetti. 30’uncu yıl vesilesiyle de “Bütün diller barış söyler” diyerek kültürek etkinlik yapacağız. Herkesi bu çalışmaya omuz vermeye davet ediyoruz” dedi.
Gece Kuzey Londra Wood Green’deki Dominion Center yapılacak. Projenin kostümleri ise Urfa’da 200 kadının çalıştığı atölyede dikilecek.

Elif TABAK-Diren KESER/İNGİLTERE

Pir Mustafa Mısır: Ulularımız hiç biat etmedi, lokmanın peşine düşmedi!

0

PİRHA – AKP’nin görevlendirdiği kişiler cemevlerini dolaşarak dedeleri maaşa bağlama konusunda girişimlerini sürdürüyor. Pir Mustafa Mısır da bütün toplum gibi AKP’nin asimilasyon çabasında olduğunu belirterek “Ulularımız hiç biat etmedi, lokmanın peşine düşmedi. Halen o damarı sürdüren, dik duran, hem pirlerimiz hem de taliplerimiz var” yorumunda bulunarak tepkisini dile getirdi.

Alevi toplumuna yönelik yüzyıllardır süren inkar politikası, AKP hükümeti döneminde sinsi bir asimilasyona bürünerek en fazla zarar görülen dönem oldu.

Türkiye’de Alevi inancının hala devlet tarafından resmi olarak tanınmadığı bir süreç yaşanıyor. Ayrıca cemevleri de ibadethane olarak kabul görmüyor. Resmiyette tanınmama hali nedeniyle Alevilere karşı işlenen suçlarının hiçbiri “nefret suçu” kapsamında ele alınmıyor. Uluslararası mahkemelere taşınan dosyalarda dahi Türkiye’nin aleyhine dönük sonuçlar çıkmasına rağmen alınan kararlar yürürlüğe konulmuyor.

Alevi toplumunun taleplerini görmezden gelen AKP hükümeti, şimdilerde ise kurduğu Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesindeki Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı ile inanca müdahalede bulunuyor. “Alevi Diyaneti” olarak adlandırdıkları Cemevi Başkanlığı bünyesindeki görevliler, köy köy dolaşarak dedeleri de maaşlı birer görevli eleman haline çekmek istiyor.

Toplum ise siyasal iktidarın, Alevi inancını kontrol altına almayı hedefleyen bu girişimlerine dönük tepkilerini yükseltiyor.

“RCEMEVLERİNİ RESMİ DAİREYE ÇEVİRMEYE ÇABALIYORLAR”

Uryan Xizir Ocağı pirlerinden Mustafa Mısır, Maraş bölgesinde AKP’nin görevlendirdiği elemanların, cemevlerini dolaşarak dedeleri ikna etmeye çalıştıklarını ifade etti. Mısır, söz konusu girişimleri “Kadimden beri gelen bir durum” sözleriyle özetledi.

Pir Mustafa Mısır, AKP’nin, Alevilere yönelik bir bütün saldırı girişiminde olduğunu ifade ederek şu değerlendirmeyi yaptı:

“Osmanlı ile birlikte cumhuriyetle de baskılar devam ediyor. Asimilasyon politikaları kapsamında daha önceden Nakşibendi şeyhlerini dergahlara gönderiyorlardı bugün de aynısını yapmaya çalışıyorlar. Recep Tayyip Erdoğan, bizzat kendisi ‘cemevleri cümbüş evleri’ diyerek Alevilik diye bir inancı tanımıyordu. Bugün de çıktılar ve Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığını kurdular. Ve bu başkanlığı direkt Cumhurbaşkanlığına bağladılar. Yani cemevlerini, ibadethaneden ziyade resmi bir daireye çevirmeye çabalıyorlar. Buralara da kendi beğendikleri birilerini atayacaklardır. Eskiden Alevileri öldürüyor, katlediyorlardı, bugün de inançlarını katletmeye çalışıyorlar. Şimdi bir de bunlarla birlikte okullara imam atıyorlar. Haliyle yapılanlar bu toplumu baskı altında tutmak, asimile etmektir.”

“OCAKZADELER, OLTANIN PEŞİNE DÜŞEN BALIK GİBİ…”

Almanya’da yaşam süren Pir Mustafa Mısır, yıllık tatili sebebiyle bugünlerde Türkiye’de bulunuyor. Bu süre zarfında birçok bölgede hizmet yürüttüğünü belirten Mısır, toplumun artık kendi değerlerine karşı zayıf kaldığını söyleyerek şöyle devam etti:

“Bu zamana dek Yol yürüyordu. Müsahibin varsa Yol devam ediyordu. Bugün sahip olduğumuz kavramların çoğu kalktı. Yol’un yürümesi için insanların ikrarlı olması lazım. Pirlerin taliplerine, taliplerin de pirlerine gitmesi lazım. Geçmişte her talip, hangi ocağa bağlı olduğunu biliyordu ama bugün ne pir ne de talip bunu bilmiyor. Ne de Alevi toplumu kendi değerlerini sahiplenmiyor.

Maraş’a geldiğimden bu yana erkanlar yürütüyorum. Toplumun da artık bir derdinin kalmadığını görüyorum. Gittiğimiz cemevlerinde inanç boyutu adına itikata dair bir şey yok. Eskiden hatır gönül vardı şimdi ise toplumda bir çürümüşlük var. Ocakzadeler de şimdi zaten oltanın peşine düşen balık gibi gidiyorlar. Bizlerin pirleri, ataları daha önceden de bu işleri yapabilirlerdi ancak hem inançlarını hem de dillerini yaşatmak için ücra köşelere çekilmişler. Onlar da akıl yok muydu ki sanki suyun başında yer yurt edinsinler! Ama bugün ne yazık ki Aleviler göç ediyor. Maraş, Sivas, Kayseri hattı sınır gibi bir yer. Şimdi bu bölgeleri boşaltıyorlar. Maraş gibi toprağa sahip bir Alevi yoğunluğunun olduğu yer düşünün, işte insanlar istemeyerek bu toprakları terk edip gidiyorlar. Yani bu iş inanç boyutuyla da kalmayacak. Geçmişteki pirlerimiz, taliplerine giderlerdi. ‘Hakk’tan ölüm bile gelse talibin kapısında olun’ diyorlardı ama bugün ne talip kalmış ne de Pir. Ortalıkta dolaşanlar da sırf bir geçim kaynağı olarak imamlığa dönmüşler. Ama bunun karşılığında çaba sarf etmek lazım. Alevi toplumunun geneli menfaat peşinde değil. Halen o damarı sürdüren, dik duran, hem pirlerimiz hem de taliplerimiz var. Elimizden geldiği kadar boyun eğmemek gerekir. Rıza toplumunu yaratabilmek amaç olmalıdır. Ulularımız hiç biat etmedi, lokmanın peşine düşmedi. Biz de bunu yapmaya elimizden geldiği kadarıyla sürdürmeye devam edeceğiz. Toplumla ilişkileri devam ettirmek gerekir. Eskiden ’48 Cuma farz’ derlerdi. Şimdi bizim pirlerimiz de ’48 perşembe fazdır’ deyip cem yapıyor. Yani sadece bir şekilcilik söz konusu. Ancak inanç bu değil.”

“CEMEVLERİ SADECE CENAZE YA DA TAZİYE YERLERİ OLMUŞ”

Pir Mustafa Mısır, Elbistan ilçesindeki cemevine devletin gönderdiği yetkililerin gittiğini ve iki görevlinin tayin edilmek istendiği bilgisini paylaştı. Mısır, Alevi örgütlerine büyük sorumluluk düştüğünün altını çizerek şunları söyledi:

“Sanki toplumun üzerine bir kül serilmiş gibi. İnsanlarda bir sindirilmişlik var. Şimdi cemevlerinde eğitim ve görgü açısından bir şey yok, sadece cenaze ya da taziye yerleri olmuş. Bir de lokma paylaşılıyor. Sonuçta Yol boyutuyla cemevlerinde gençlere verilecek bir şey yok. Cenazelere dedeler gelip imamlar gibi erkan yürütüp gidiyor. Evet toplumun bir kesiminde bir dik duruş da var. Ama bir kesiminde de çaresizlik var. Alevi kurumlarımız da bu konularda çok mağdurlar. İşin doğrusu pek de çalışmıyorlar. Cemevleri bilgi yuvası olmalı, insanlarımız eğitilmeli, bilge insan yetiştirilmeli. Örgütler, topluma elinden geldiği kadar ulaşabilmeli. Ama biz yolu öğretmezsek bu toplumun da bir suçu yok ki. Dede de zaten fırsat kolluyor, ‘ne olacak ki bir lokma ekmek de ben yiyeyim’ diyor.”

Eren GÜVEN/ANKARA

İktidarın asimilasyon politikalarına kadınlardan tepki: Yol ve erkanımız satılık değildir

0

PİRHA-Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Mamak Şube üye ve yöneticisi olan kadınlar, iktidarın Aleviler üzerinde uygulamaya çalıştığı asimilasyon politikalarını eleştirdi. Şube Başkanı Fadime Türkyılmaz, “Ne yaparsanız yapın bizim yol ve erkanımız satılık değildir. Rıza şehrine giden yolda inatla hep beraber eşteş olarak ilerleyeceğiz” dedi.

İktidarın, Alevi inancını tanımayarak uyguladığı asimilasyon politikalarına tepkiler gelmeye devam ediyor. PSAKD üye ve yöneticisi olan kadınlar, iktidarın politikalarına alet olan Alevileri de eleştirdi.

“NE YAPARSANIZ YAPIN, ALEVİLİK EVRENSELDİR”
PSAKD Mamak Şube Başkanı Fadime Türkyılmaz, cemevinde semah dönen kadınlara etek giydirilmek istenmesinin de bir asimilasyon ve Sünnileştirme politikası olduğuna vurgu yaparak, “Asimile etmek için Osmanlı’dan önce de Osmanlı döneminde de astılar, kestiler, yüzdüler, kuyulara doldurdular, kazıklara bağladılar ve sonuç alamadılar. Baktılar ki bu iş böyle olmuyor 80 sonrası Alevi köylerimize hızla cami yapmaya başladılar. 1818’li yıllarda Hace Bektaş Veli’nin türbesinin tam yanına Osmanlı, bir camii diktirdi. Bunlar, biz Alevileri asimile etmenin projeleriydi. Bunlarla yetindiler mi? Elbette ki hayır. Biz Alevi örgütlerine, dik duranlara, özünü, kendini, kimliğini, kişiliğini satmayanlara rağmen Kültür Bakanlığı’nda Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığını oluşturdular. Ne kadar satılmış düşkün varsa Cemevi Başkanlığına üşüşmeye başladı. Para için kendini satanlardan olmayan biz Pir Sultan’lılar ise bugünlere kadar dişimizle, tırnağımızla gelmeye devam ettik. Etmeye de devam edeceğiz.

“DEĞERLERİMİZİ ELİMİZDEN ALACAKLARINI SANDILAR”
Daha yeni, Hacıbektaş’ta Kültür Bakanlığı öncülüğünde ne kadar satılmış, ne kadar kendini, kimliğini, kişiliğini paraya satmış Alevi varsa onlarla birlikte, Alevi örgütlerine rağmen alternatif bir etkinlik düzenlemeye çalıştılar. Pirimiz, yol önderimiz, Serçeşmemiz olan Hace Bektaş Veli’nin kucağındaki dişi olan aslanı, erkek olan ceylanı silip, sadece Hace Bektaş Veli’nin resmini kullandılar. Eğer bir insanın inancını, toplumunu yok etmek istiyorsanız önce tarihini yok edersiniz. Değerlerimizi elimizden alacaklarını sandılar, tarihe kirli bir not düşmeye çalıştılar. Nasıl ki Kültür Bakanlığı, türbelerimizi ‘yenileme’ adı altında türbelerimizin baş tarafını güneye çeviriyor, tarihimizi elimizden alıyorsa bu da onun bir örneğidir.

“BİZİM ÖZÜMÜZ SATILIK DEĞİLDİR”
Hace Bektaş Veli’nin içindeki figürlere bir bakınız hepsinin çember sakalı, hepsinin farklı bıyığı var. Oralara figürler yerleştirdiler. Bu figürlerin hiçbirinin Alevi tarihindeki canlarımızın figürlerine benzemediğini de hepimiz biliyoruz. Bizim kara kazanımız vardı, komünal yaşamı ifade eden. Tıpkı Hassan Sabbah gibi komünal bir yaşamın ilk örneği de Hace Bektaş Veli Dergahımızdır. Bu komünal yaşamı dağıtmak üzere başına çember sakallı figürler yerleştirdiler. Bizim gidenlerimiz de niyaz ederken hiç ‘Bu çember sakallılar bizim Alevi erenlerimize benzemiyor’ diyerek itiraz etmediler. Ama buradan bir kez daha Mamak Pir Sultan olarak haykırıyoruz ki ne yaparsanız yapın bizim özümüz satılık değildir. Ne yaparsanız yapın bizim yol ve erkanımız satılık değildir. Ne yaparsanız yapın Alevilik evrenseldir. Biz rıza şehrine giden yolda inatla hep beraber eşteş olarak, kadınlı, erkekli ilerleyeceğiz. Hani kadınlar o cemevlerinde hala bulaşık yıkıyor erkekler postta oturuyor ya onu da değiştirerek yolumuza devam edeceğiz. Bakıyoruz ki bazı cemevlerinde semah dönen kadınlarımıza etek giydiriliyor, başlarına tülbent örtülüyor bu bile Aleviliğin asimilasyon edilmesi ve Sünnileştirilmesi anlamına gelir. Biz ne Şii’yiz ne Sünniyiz.”

“İKTİDAR, ALEVİLERİ KENDİ ÇİZGİSİNDE HAREKET ETTİRMEK İSTİYOR”
PSAKD Mamak Şube Sekreteri Adalet Ayten, iktidarın, Alevi inancını kendisine göre yönetmeye çalıştığını belirtti. Ayten, 2024 yılında yapılacak olan Hacı Bektaş Veli’yi anma etkinliklerinin tarihinde yapılan değişikliği hatırlatarak şunları söyledi:
“Şu anki mevcut iktidarın, kendilerine göre Alevileri yönlendirme ya da kendi çizgilerinde hareket ettirme gibi bir baskısı var. Bu bağlamda eş değeri olarak bunun bir benzeri Hüseyin Gazi’de yaşanmıştı. Alevi inancını kendilerince yönetmeye çalışıyorlar. Hacı Bektaş Veli etkinliklerini kendilerince yapıp, Alevi kurumlarının ortaklaşarak aldıkları tarihi bile değiştirmeyi planlıyorlar.”

“KADINLAR ‘YOL’A SAHİP ÇIKIYOR”

PSAKD Mamak Şube Kadın Sekreteri Bahtiyar Atakay da 12 Ağustos’ta Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) önderliğinde toplanan kadın meclisinin aldığı kararları da hatırlatarak asimilasyon politikalarına teslim olmayacaklarının altını çizdi. Atakay, şöyle devam etti:
“Kadınlar olarak alınan kararlarla yol haritamızı belirledik. Şiarımız ‘kadınlar yola sahip çıkıyor, kadın kadının yurdudur, yolda erkek dişi sorulmaz’ felsefesiyle yola çıktık. Toplumsal cinsiyet eşitliği mücadelesini sürdürmek ve bunu büyütmek için kararlar alındı. Alevi Bektaşi Federasyonu’nun Kadın Meclisi’ni kurma kararı alındı. Yolumuzun siyasal İslamcı asimilasyon politikalarına teslim edilmeyeceği kararı alındı. Alevi kadınlarının baskıcı, iktidarın köşeye sıkıştıracağı, belirli konumlara getireceği politikaları asla kabul etmediğimizi ve kendi yolumuzda ilerleyeceğimiz konusunda kararlar aldık. Amacımız cins değil, can olmak. Sonuç olarak da bildirgemizde Alevi Bektaşi Federasyonu Kadın Meclisi’nin oluşturulması kararı alındı. Hacı Bektaş Veli anma etkinlikleri ile birlikte her yıl kadıncık anayı da onunla birlikte anma kararı alındı”

“BİZ KADINLAR, ASİMİLASYONA İZİN VERMEYECEĞİZ”
PSAKD Mamak Örgütleme Sekreteri Sultan Cevher ise Cemevi Başkanlığı ile hareket eden Alevileri eleştirerek, “Bize rağmen Kültür Bakanlığı’na bağlı Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı oluşturuldu. Oluşturulan başkanlık, Alevi örgütlerine rağmen düşkünlerle beraber Hacı Bektaş etkinliği düzenledi. Biz kadınlar bu asimilasyona izin vermeyeceğiz” dedi.

“HOCALARIN YERİ CAMİ, ÖĞRETMENLERİN YERİ OKULLARDIR”
PSAKD üyesi Haney Polat ise Millî Eğitim Bakanlığı (MEB), Diyanet İşleri Başkanlığı ile Gençlik ve Spor Bakanlığı arasında imzalanan “Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum (ÇEDES)” projesi kapsamında “manevi danışman” adı altında okullara yapılan imam atamasını eleştirdi. Polat,” Hocaların yeri cami, öğretmenlerin yeri okullardır. Öğrencilerimizi, çocuklarımızı asimile etmeye çalışıyorlar. Çocuklar, din derslerinde zorlanıyorlar. Asla bunu istemiyoruz. Ayrıca Hacı Bektaş’ın portesinin değiştirilmesini de asla istemiyoruz. Onun içinde mücadelemiz devam edecek. Bizim değerlerimize kimse el süremez” diye konuştu.

Buse Nehir DEMİR/ANKARA

Depremzede öğrencilere kırtasiye desteği

0

PİRHA- Depremin ilk günlerinden itibaren bölge halkının yaralarını sarmak için faaliyet gösteren Avrupa Alevi Birlikleri (AABK) ile bileşenleri depremzede öğrencilere destek verdi.

Video eklenecek…

Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Başkanları Nevim Kamilağaoğlu ve Hüseyin Mat, Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) Zeynel Abidin Koç oluşan heyet Mersin Cemevini ziyaret ederek, Mersin’de bulunan depremzede öğrencilerine kırtasiye desteğinde bulundular.

Mersin Cemevi Başkanı Pir Hasan Kılavuz,’’ 6 Şubat depreminden sonra Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu deprem bölgesine önemli yardımları olmuştur. Türkiye’de 5 bin öğrenciye kırtasiye yardımı yapıldı. Bizlerde Mersin’deki öğrenciler için kontenjan istedik. Mersin’de 250 öğrencimiz belirlenmesinde, okul müdürlerinin desteğiyle olmuştur. İlkokul, ortaokul, lise müdürlerimize eğitime gösterdiği ilgiden dolayı teşekkür ederiz” dedi.

Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Eşit Başkanı Hüseyin Mat da,’’ Avrupa’da faaliyet yürüten 14 Alevi kurumun desteğiyle kırtasiye yardımı gerçekleştirdik. Ülkemizdeki depremlerde üzerimize düşen tüm sorumlulukları yerine getirmek için çalışıyoruz. Avrupa da toplanan bağışların, depremden etkilenen çocuklarımızın ve gençlerimizin  kırtasiye malzemesi ve burs olanağı sağladık. Gelen yardımları ihtiyaç sahiplerine ulaştırmaya devam edeceğiz.Destek ve bağışlarını bizlerden esirmeyen tüm canlara teşekkür ederiz” diye konuştu.

Gelen yardımlar öğrencilere dağıtıldı.

PİRHA/MERSİN