Ana Sayfa Blog Sayfa 156

Varto’da ‘Yolda birlik buluşması’nda, örgütlenerek güçlenme mesajı

0

PİRHA- Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) tarafından Varto’da ‘Yolda birlik buluşması’ düzenledi. Buluşmada PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe “Devlet bu sefer Aleviliği bitirme noktasında çok organize. Aleviliği kendi içinden devşirdikleri işbirlikçilerle asimile etme projesine geçildi” dedi. Erçe ekledi: bizler daha çok örgütlenerek güçlenelim!

Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Merkezi tarafından Varto’da ‘Yolda birlik buluşması’ düzenlendi.

PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe, PSAKD Malatya Şube Başkanı Latife Ulutaş, Baba Mansur Ocağı evladı Fadime Sertkaya, Kureyşan Ocağı evladı Doğan Yılmaz’ın konuşmacı olarak katıldığı ‘Yolda birlik buluşması’na çok sayıda yurttaş katıldı.

ERÇE: ALEVİLİĞİ KİMLİKSİZLEŞTİRME POLİTİKASI UYGULANIYOR

Bir konuşma yapan PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe, Aleviliğin binyıllardır bitirilmek istendiğini ve her dönem bir çıban olarak görüldüğünü belirterek, “Yüzlerce yıldır seferler düzenleyip projeler uyguladılar. Maraş, Sivas ve Dersim gibi katliamlara uğradık ama Aleviliği yok edemediler. Bir inanç yaşıyorsa o inancı sürdürenler de yaşayacaktır. Devlet bu sefer Aleviliği bitirme noktasında çok organize. Aleviliği kendi içinden devşirdikleri işbirlikçilerle asimile etme projesine geçildi. Cemevlerine ‘ihtiyaçlarınız nedir giderelim’ diyerek bütün köyleri gezdiler. Taleplerimizi unutturmak istediler. Aleviliği kimliksizleştirme politikası uygulanıyor. Bu aklı, devlete içimizdeki işbirlikçiler veriyor. Biz Aleviyiz, bizi teslim alamayacaksınız. Üç kuruşa inancını, felsefesini satanlar olabilir ama bizler daha çok örgütlenerek güçlenelim” dedi.

“ALEVİLERİ KARŞI KARŞIYA GETİRMEK İSTİYORLAR”

Daha sonra söz alan PSAKD Malatya Şube Başkanı Latife Ulutaş ise, “Tekçi bir anlayışla karşı karşıya olduk. Bizler bütün ötekileştirilenlerle birlikte mücadele ettik. Zalimler karşısında her zaman Pir Sultanlar oldu. Alevileri karşı karşıya getirerek Aleviliği bitirmek istiyorlar. Çok tehlikeli bir durumla karşı karşıyayız. Bunun karşısında birlikte durarak örgütlü olmamız gerekiyor” ifadelerini kullandı.

“AMAÇLARI ALEVİLİĞİ ASİMİLE ETMEK”

Bütün sorunlarının cemlerde çözüldüğünü belirten Kureyşan Ocağı evladı Doğan Yılmaz, “Ne oldu biz, ne olur yol yakınken dönelim ve cemevlerini örgütleyelim. Önemli olan insanları ikna etmektir. Eğer biz çalışmalar yapmazsak çok geç kalırız, zaten amaçları Aleviliği asimile etmek ama şimdiye kadara başaramadılar bundan sonra da başaramayacaklar” diye belirtti.

“İNANCIMIZ KAYBOLMASIN”

Baba Mansur Ocağı evladı Fadime Sertkaya ise şunları dile getirdi:

“Pir bir değirmendir, talip bir pervanedir. Değirmen pervanesiz dönmez, herkes yardımcı olsun inancımız kaybolmasın.”

Yolda birlik buluşması, yurttaşların panelistlere sordukları sorularla sona erdi.

PİRHA/VARTO

‘Maddi teklifleri reddettik; biz Alevi köyleriyle iletişim sağlamalıyız’

0

PİRHA-Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Antalya Şube Sekreteri Cemal Tuna, Alevi Diyaneti olarak adlandırılan Cemevi Başkanlığı aracılığıyla Alevileri bölme hamlesine tepki gösterdi. AKP’nin Alevi köylerini dolaşarak dedelere maaş teklif etmesinin kabul edilemeyeceğini belirten Tuna, “Bizim devletten bir beklentimiz yok. Biz taleplerimizin yerine getirilmesini istiyoruz” dedi.

Türkiye’de Alevi inancının ve ibadethanesinin hala devlet tarafından tanınmadığı bir süreç yaşanıyor. Alevi toplumunun; zorunlu din dersinin kaldırılması, cemevine ibadethane statüsü verilmesi, eşit yurttaşlığı içeren yeni bir anayasanın yapılması, Alevilere karşı işlenen nefret suçlarının açığa çıkarılması ve bu gibi nefret suçlarının önüne geçilmesi için gerekli hukuki tedbirlerin alınması, Alevilere karşı yapılmış olan kıyım, katliam ve asimilasyon uygulamalarıyla yüzleşilmesi, gerek kamu kaynaklarının ve gerekse kamu kadrolarının liyakat, adalet ve eşitlik ilkelerine göre dağılımının sağlanması gibi temel talepleri var. Ancak bu talepler hükümet tarafından yerine getirilmiyor, mahkeme kararları bile tanınmıyor.

Neredeyse tüm Alevi örgütleri, Alevi Diyaneti olarak adlandırdıkları Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı‘na ve üstelik de Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde kurulmasına büyük tepki gösterdiler.

İki yıldır yüzlerce cemevini dolaşarak liste tutan, Aleviliği bir inanç olarak görmeyen ve kültürel bir öğeye indirgeyen AKP hükümeti, şimdi ise bir ekip oluşturup Alevi köylerini, cemevlerini ve dernekleri dolaşarak maaşlı dedeler, elemanlar arıyor.

Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Antalya Şube Sekreteri Cemal Tuna, Alevi Diyaneti olarak adlandırılan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı‘nın maaşlı dedeler bulma arayışını ve Alevileri bölme girişimlerini PİRHA’ya değerlendirdi.

“CEMEVİ BAŞKANLIĞINDAN İKİ KİŞİ MAAŞ TEKLİFİNDE BULUNDU”

AKP hükümeti güdümündeki Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’ndan gelen iki kişinin kendilerine maddi yardım teklifinde bulunduklarını kaydeden Cemal Tuna, “Kültür ve Cemevi Başkanlığı’ndan sorumlu bir kadın arkadaş geldi. Geçen hafta cemevimizi ziyaret ettiler. Cemevlerinin Kültür Bakanlığı’na bağlanması, dedelere, zakirlere, görevli çalışanlara maaş bağlanması ya da burada yapılacak herhangi bir tadilat, tamirat ve herhangi bir işle ilgili masrafın Kültür Bakanlığı tarafından yapılması şeklinde bizden bir talepte bulunuldu. Kendilerine kurumsal olarak Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Genel Merkezi’ne bağlı olduğumuzu, ona bağlı çalışmalar yürüttüğümüzü ve inançsal yönüyle de bunları devletten talep etmemizin mümkün olmadığını söyledik” diye konuştu.

“GELEN HEYETE TALEPLERİMİZİ İLETTİM”

Tuna, gelen bu heyete Alevi toplumunun eşit yurttaş olma, cemevlerinin yasal statüye kavuşması ve dergahlarının iade edilmesi konusunda eleştiriler yönelttiğini ve maaş talepleri olmadığını ilettiğini ifade ederek, şunları kaydetti:

“Cemevinde hizmet yürütenlere devletten maaş bağlanması, elektrik su gibi giderlerin devlet tarafından ödenmesinden ziyade bizim temel taleplerimiz var. Devlet bize destek verecekse öncelikle bizim taleplerimizi dinleyip yerine getirsin, dedim. Cemevleri ibadethanemizdir, cemlerimiz ibadetimizdir. Bu yasal bir statüye kavuşturulmalı. Eşit yurttaşlık istiyoruz. Neden biz ikinci sınıf muamelesi görüyoruz? 35 canımızın yandığı Sivas’ta Madımak otelinin utanç müzesi olmasını istiyoruz. Çok zor bir şey değil. Ama neden yapılmıyor? Zorunlu din derslerinin kaldırmasını istiyoruz. Neden dayatma yapılıyor? Bizim çocuklarımız neden Sünni inanca göre yetiştiriliyor? Alevilerin inançsal kurumlarının, dergâhlarının tarafımıza iade edilmesini istiyoruz. Bizim bu dergâhlarımız neden elimizden alınıyor? Onlara niye biz biat edelim? Bütün bunları o iki kişiye söyledim ve devletten böyle maaş gibi beklentimiz olmadığını ilettim.”

“DAHA ÇOK BAĞIMSIZ CEMEVLERİYLE İLİŞKİ KURUYORLAR”

Kendilerini ocakzade olarak nitelendiren AKP heyetinin, özelde köy dernekleri ve köy cemevlerini dolaşarak maddi ihtiyaç temelinde ilişki kurmak istediklerini kaydeden Tuna, bağımsız cemevlerini daha kolay etkilemek için köylerde çalışma yürüttüklerini kaydetti.

“Bizim genel merkezimiz ve şubelerimiz var; sürekli diyalog içerisindeyiz” diyen Tuna, “Biz önce görüş alışverişinde bulunup öyle karar veriyoruz. Ama köy dernekleri ve köylerdeki cemevleri öyle değil. İlk önce oralardan ilişkilenerek insanları asimile etmeye çalışıyorlar. Tabii bilinçli köylerimiz buna tepki gösteriyorlar” ifadelerini kullandı.

“TÜM KÖYLERLE İLETİŞİM SAĞLAYACAK BİR ÇALIŞMA LAZIM”

Alevi kurumlarının köyleri dolaşarak bu hamleyi deşifre etmesi gerektiğini vurgulayan Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Antalya Şube Sekreteri Cemal Tuna, “Biz her şeyi genel merkeze bağlıyoruz ama aslında bu tür çalışmaları bizim genel merkeze önermemiz lazım. Genel merkezin de böyle bir çalışmayı yapabilmesi için bu konuda destek vermemiz ve bizim de önerilerde bulunmamız lazım. Türkiye’de 96 tane şubemiz var. Her şubeyle belki iletişim sağlayamamış olabilir. Zaman zaman bölge toplantıları yapıyoruz. Önümüzdeki hafta da İzmir’de bizim bir bölge toplantımız olacak. 1-2 Eylül tarihindeki o toplantıda bu konuları dile getireceğiz. Türkiye’de Alevilik nereye gidiyor? Aleviler olarak ne konumdayız? Devlete karşı ne yapmamız gerektiğini, bu konuları özellikle dile getireceğiz” şeklinde konuştu.

Cebrail ARSLAN/ANTALYA

‘Seküler kesimin yaşam haklarına müdahaledir; eylem planı oluşturmalıyız’

0

PİRHA- Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz, AKP’nin okullara imam atamasına tepki göstererek, “Bu kadar geniş çapta bir saldırı Türkiye’deki seküler kesimin yaşam haklarına müdahaledir. İnsanların çağdaş modern yaşama istekleri gasp ediliyor” dedi. Deniz, 16 Eylül’de İzmir’de yapılacak mitinge yüz binlerin katılacağını da söyledi. 

Çevreme Duyarlıyım Değerlerime Sahip Çıkıyorum (ÇEDES) projesi Milli Eğitim Bakanlığı ve Diyanet İşleri Başkanlığı arasında bir protokol olarak imzalandı. Bu protokol ile özellikle seküler yaşamın hakim olduğu illerden İzmir, Tekirdağ ve Eskişehir’deki okullar hedef alınarak imam ve din görevlileri okullara atandı. AKP iktidarının eğitimde her geçen gün dincileştirme politikasının dozunu arttırdığı günlerde son olarak ‘ÇEDES’  projesiyle okullara imam atanmasına tepkiler sürüyor.

Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz, okullara imam atanması projesini PİRHA‘ya değerlendirdi.

“SİYASAL İSLAMIN TÜRKİYE’DE VÜCUT BULMASINA ÇABA HARCADILAR”

Deniz, eğitim sisteminin dinselleştirildiğine dikkat çekerek, “Alevilerin 35 yıllık taleplerinden biri zorunlu din derslerinin kaldırılmasıydı. Maalesef ki bu talebimiz ciddiye alınmadı. O da yetmedi seçmeli din dersleri açarak hem dindar ve kindar nesiller yetiştirmeye hem de siyasal islamın Türkiye’de vücut  bulmasına çaba harcadılar. Geçen sene yine anasınıflarında zorunlu din dersleri için adımlar atmışlardı ama Alevi kurumlarının öncülüğünde 20 noktada eş zamanlı olarak eylem yapıldı. O eylem etkili oldu. Milli Eğitim Bakanlığı, eğitim şurasının teklifini uygulamaktan vazgeçti. Bu anlamda toplumsal gücün talepleri ısrarlı şekilde dile getirildiğinde hükümet bunu dikkate alıyor” dedi.

“TÜRKİYE’DE YAŞAYAN İNSANLARIN MODERN YAŞAMA İSTEĞİ GASP EDİLİYOR”

Aydın Deniz, ÇEDES protokolünün, seküler yaşamın, farklı  inançların ve farklı toplumların kendilerini özgürce ifade etmesine karşı bir kısıtlama olduğunu dile getirerek, “Türkiye’de yaşayan insanların çağdaş modern yaşama istekleri gasp ediliyor. Karma eğitimin kaldırılması gibi daha da ileri adımlar atılarak tartışılan konular var. Siyasal islam ve şeriata yönelik ne kadar istekleri varsa bunları dillendirmeye çalışacaklar. Bu kadar geniş çapta bir saldırı Türkiye’deki seküler kesimin yaşam haklarına müdahaledir” ifadelerini kullandı.

“OKULLARDA SİVİL İTAATSİZLİK EYLEMLERİ YAPILMASI GEREKİYOR”

Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz, 16 Eylül’de İzmir’de yapılacak mitingi hatırlatarak şöyle devam etti:

“Alevi kurumlarının öncülüğünde, tüm demokrasi güçleriyle 16 Eylül’de İzmir Gündoğdu Meydanı’nda buluşacağız. Ama bir mitingle bu taleplerin etki alanı yaratması mümkün değil. Laik yaşamı korumak için bir eylem planı oluşturmak zorundayız. İl ve ilçe Milli Eğitim müdürlükleri önünde itirazlarımızı dile getireceğiz. Okullarda sivil itaatsizlik eylemlerinin yapılması gerekiyor. İmamların girdiği derslere öğrencilerimizi sokmayacağız. Biz imamdan eğitim almak istemiyoruz. ÇEDES protokolüne karşı durmak Türkiye’nin geleceğine sahip çıkmak anlamına geliyor. Bu ülkede şeriat ve gericiliğe kim karşı duruyorsa ortaklaşmak ve ortak mücadeleyi sürdürmek zorunda. 16 Eylül’de yüz binlerce insanı Gündoğdu Meydanı’nda toplayarak sesimizi daha iri ve diri olarak çıkartmak istiyoruz.”

Dilan ŞİMŞEK/İSTANBUL

Yazar Aydın: Aleviler üzerinde dünden bugüne yok etme politikası izleniyor

0

PİRHA- Yazar Erdoğan Aydın, Alevilere yönelik asimilasyonun yüzyıllardır sürdüğünü, günümüzde de bunun AKP eliyle yapıldığını söyleyerek, “Dünden bugüne süregelen azaltma, yok etme politikaları AKP ideolojisi aracılığıyla yeni bir şekilde tahkim ediliyor” dedi.

Yazar Erdoğan AydınCAN TV’de katıldığı programda AKP hükümetinin kurduğu ve Alevi Diyaneti olarak da adlandırılan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın Alevi dedelere maaş bağlanması teklifini değerlendirdi.

Dünden bugüne süregelen bir politikanın AKP ve AKP ideolojisi aracılığıyla yeni bir şekilde tahkim edildiğini belirten Aydın, “Alevi toplumu Selçuklu, Osmanlı dönemlerinde sadece sapkın ilan edilerek ve sadece biat etmeye zorlanarak bir dizi katliama, sürgüne, satın alınma çabasına uğramıştır. Bu sistematik baskı politikaları karşısında Aleviler dönem dönem ya ayaklandıkları ve yahut da birikimlerini, üretim alanlarını, topraklarını bırakıp kaçmak zorunda kaldılar. Yakalandıklarında da sürgüne gönderildiler. Bu süreç, o dönemin Anadolu’su ve Balkanlarda ciddi bir çoğunluk oluşturulan Alevi toplumunun giderek bir azınlığa dönüştürülmesine sebep oldu” sözlerini kullandı.

Dünden bugüne Aleviler üzerinde azaltma, yok etme, imha etme politikası izlendiğini belirten Aydın, bu politikaların günümüzde AKP eliyle devam ettiğine dikkatleri çekti.

Programın tamamı: Ezgi Soysal ile Can Aktüel Gün Ortası

PİRHA

Kadınlar karanlığa karşı Mor Dayanışma’nın kampında buluşacak

0

PİRHA- Mor Dayanışma’nın bu yıl 7’ncisini düzenlediği Güney Yaz Kampı “Karanlığa Karşı Umut Kadınlarda” şiarıyla 2-3 Eylül tarihleri arasında Adana Karataş’ta gerçekleşecek.

Mor Dayanışma’nın bu yıl “Karanlığa Karşı umut Kadınlarda” şiarıyla Marmara, Ege ve Güney bölgelerinde düzenlediği yaz kampının Güney ayağı 2-3 Eylül tarihlerinde Adana Karataş’ta gerçekleşecek.

Kampta feminist kentlerin inşası, kadın emeği, özgürleşme sürecinde bağımsızlık korkusu, şiddetin biçimleri ve öz savunma konularının konuşulduğu atölyeler; Dikmece ve Akbelen’den direnen kadınların konuk olacağı paneller ve eğlence aktiviteleri olacak.

“DEPREMİN YARALARINI BİRLİKTE SARMAK İSTİYORUZ”

Mor Dayanışma’dan Ayşegül Temur, depremden dolayı bu yıl yapılacak olan kampın çok daha önemli olduğuna vurgu yaparak, “6 yıldır kadınlarla bu kampta bir araya geliyoruz fakat bu sene bizim için daha farklı olacak. Deprem bölgelerinden çok sayıda kadınlar gelecek ve bu sayede kadın dayanışmasıyla birbirimizin yaralarına merhem olmaya devam etmek istiyoruz” dedi.

Özellikle deprem bölgesinden kampa katılmak isteyen ancak ekonomik durumu elverişli olmayan kadınlar için askıda bilet kampanyası başlattıklarını belirten Ayşegül Temur, tüm kadınlara kampta bir araya gelme çağrısında bulundu.

Fatoş SARIKAYA/MERSİN

Alevi örgütleri ve Eğitim-Sen ‘Laik eğitim, laik yaşam, eşit yurttaşlık’ mitingine hazır

0

PİRHA-Milli Eğitim Bakanlığı, Diyanet İşleri Başkanlığı ve Gençlik ve Spor Bakanlığı arasında imzalanan ÇEDES projesinin iptali ve laik eğitim için 16 Eylül’de İzmir’de yapılması planlanan mitingin hazırlıkları tamamlandı, örgütler mitinge dair tüm detayları bugünkü toplantıda konuştu. Eğitim Sen Genel Başkanı Prof. Dr. Nejla Kurul, “İnsanların inançlarının istismar edildiğini kamuoyuna anlatmak durumundayız. Laiklik mücadelesi eşit yurttaşlık mücadelesidir” dedi. 

video eklenecek

Okullara ‘Değerler Eğitimi’ adı altında imam, hatip ve vaiz görevlendirilmesini öngören “Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum (ÇEDES)” projesine tepkiler sürüyor.

Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen), Alevi örgütleri ve dernekler okullara ‘değerler eğitimi’ adı altında imam, hatip ve vaiz görevlendirilmesini öngören “Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum (ÇEDES)” projesinin iptal edilmesi için 16 Eylül’de İzmir’de “Laik eğitim, laik yaşam, eşit yurttaşlık” mitingi yapacak. PSAKD Genel Merkezi’nde yapılan ikinci toplantıda örgüt temsilcileri bir araya gelerek mitinge dair kararlar aldı.

“LAİKLİK MÜCADELE EŞİT YURTTAŞLIK MÜCADELESİDİR”

Eğitim Sen Genel Başkanı Prof. Dr. Nejla Kurul, Ankara’dan başlayarak İzmir’e kadar uzanacak miting için düzenlenen toplantı ile ilgili “Bugün “Laik eğitim, laik yaşam, eşit yurttaşlık talep ediyoruz, ÇEDES’e hayır” 16 Eylül bölgesel mitinginin ikinci geniş toplantısını yaptık. 100’e yakın kurumun sesi ve sözü olan bir toplantı gerçekleştirdik. Bu toplantının sonucunda 16 Eylül mitinginin çok güçlü gelmesi için özellikle çevre illerden katılımın önemli olduğunu söylemek istiyoruz. Çünkü laikliğin yaşamsal bir konu olduğunu biliyoruz. Her gün bir ya da iki kadın hayatını kaybediyor ve kimi zaman bu kayıpların arkasında aşırı ataerkil bir yapılaşma, kadını ikincilleştiren bir yapının olduğunu biliyoruz. Okullarımız dinselleştirmenin çok hakim olduğu bir sürecin parçası haline getirilmeye çalışılıyor. Daha dün Mardin Kızıltepe’de HÜDAPAR’ın kongresini bir İmam Hatip okulunda yaptığını duyuyoruz. İnsanların inançlarının istismar edildiğini kamuoyuna anlatmak durumundayız. Aynı zamanda Türkiye’de milyonlarca Alevi yurttaşı var, farklı inançlar var. Bu yönden baktığımızda laiklik mücadelesi eşit yurttaşlık mücadelesidir. 12 Eylül günü Ankara’dan yola çıkacağız, Eskişehir’e ulaşacağız. Eskişehir’de bir basın açıklaması yapacağız, siyasal partilerle, emek ve meslek örgütleri ile görüşmelerimiz olacak. Ardından Denizli, ardından Muğla, ardından Aydın ve İzmir’e doğru yola çıkacağız” dedi.

“MİTİNGLERİ DİĞER İLLERİMİZDE DE YAPACAĞIZ”

PSAKD Genel Sekreteri İsmail Ateş ise mitinglerin başka şehirlerde de yapılacağının altını çizerek, yapılan toplantı ile ilgili şunları söyledi:

“Alt bileşenleri 100’ün üzerinde kurumun temsil edildiği, 16 Eylül İzmir’deki miting toplantımızı gerçekleştirdik. Bu toplantıda 16 Eylül’deki İzmir mitingini nasıl yapacağımıza, hangi kurumlar ile yapacağımıza dair kararlarımızı netleştirdik. İlk mitingimizi İzmir’de yapıyoruz çünkü İzmir ÇEDES projesinde Eskişehir ve Tekirdağ ile beraber pilot bölge seçilmişti. Mitingleri daha sonraki aşamalarda diğer illerimizde de yapacağız İzmir’de yapılan miting laikliğe karşı yürütülen seküler yaşama karşı yürütülen şeriatçı yapıyı destekleyen ve eğitimde şeriatçı bir eğitim sistemini hedefleyen AKP hükümeti ve bunun zihninin karşında durmaya yönelik yapacağımız ilk miting olması açısından önemli.”

PİRHA/ANKARA

Dikmece’de toprak gaspı sürüyor: İstimlak kararı çıkmayan tarlalara iş makinaları girdi

0

PİRHA- Hatay’ın Dikmece köyünde acil kamulaştırma gerekçesiyle halkın tarım alanlarına ve zeytinliklerine konut yapılmasına tepkiler sürerken, istimlak kararı çıkmayan tarlalara iş makinaları girdi. 1 aydır direnişi sürdüren Dikmeceliler, oturma eylemi yaparak iş makinalarının topraklarından çıkmasını talep ediyor. 

Antakya ilçesine bağlı Arap Alevi köyü Dikmece’de ormanlık alanların ve zeytinliklerin konut yapımı için imara açılmasına karşı 1 aydır direniş sürüyor. Acil kamulaştırma kararına tepkiler sürerken, bu sabah tapusu düşmeyen tarlalara jandarma eşliğinde iş makinaları girdi.

İstimlak kararı çıkmayan toprakların gasp edilmesine karşı Dikmece halkı tarlalara inerek oturma eylemi yaptı. Topraklarını sonuna kadar savunacaklarını söyleyen Dikmeceli yurttaş Meryem Kutlu, “Tapulu arazilerimize bu sabah kamyon ve kepçelerle girdiler. Onları kovduk ve şu anda nöbetteyiz. Yakında evlerimize bile girecekler bu gidişle. Topraklarımız gasp ediliyor. Ama biz buradayız ve hiçbir zaman gitmeyeceğiz” dedi.

Dikmece halkının tarladaki nöbeti devam ediyor.

PİRHA/ HATAY

Celal Fırat: Bizden ve inancımızdan uzak durun, cemevlerimiz biz Alevilerin ibadethanesidir!

0

Yeşil Sol Parti İstanbul Milletvekilli yayınladığı videolu basın açıklamasıyla “Bizden ve inancımızdan uzak durun, cemevlerimiz biz Alevilerin ibadethanesidir!” diyerek Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığının lav edilmesini istedi.
Fırat’ın açıklaması şu şekilde:

?si=Bg4AcAR2vu9dqjuF

Sevgili dostlar merhabalar. Hepinize iyi günler diliyorum. Bozatlı Hızır hepimizin yoldaşı olsun. Hepimizin bildiği gibi bir gece kararnamesiyle Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı Alevi Bektaşi Kültür Cemevi Başkanlığı’nın kurulması birçok tartışmanın ve tepkinin odağı oldu. Alevi örgütleri, Alevi toplumu bu başkanla karşı tavır göstermiş ancak bu itirazlara ve redde rağmen Alevi Bektaşi Kültür Cemevi Başkanlığı kuruluşundan itibaren Alevilik inancını asimile etme çabalarını sürdürmeye devam etmektedir. Devlet eliyle kurularak Alevilere dağıtılan Alevi Bektaş Kültür Cemevi Başkanlığı Hacı Bektaş ilçesinde her yıl anma etkinlikleri gerçekleştiren Alevi örgütlerine ve Hacı Bektaş Belediyesi’ni hiçe sayarak alt tarafı dış programlar yaptı. Bu programların içerisinde de hepimizin bildiği gibi asimilasyoncu anma etkinliğini düzenleyen başkanlık ilk icraatı olarak da Pirimiz Hünkar Hacı Bektaş Veli’nin kutsallığını hiçe sayarak Alevi halkına hakaret etti. İnanç önderlerinin tasvirlerinde yer alan Aslanla Ceylan sembolünü silerek kendi zihniyetini, ideolojisini ortaya koydu sevgili dostlar.

Oysa ki biz yüzyıllardır sevgi ve hoş görünün sembolü olarak gördüğümüz Alevi Bektaşi inancında derin etkiler bırakan, UNESCO tarafından da tescil edilen Hacı Bektaşi Veli’nin sevgi hoşgörü tasvirini bozan başkanlık, devletin siyasi ve gerici düşüncesini bir kez daha ortaya koymuştur. Aynı şekilde geçtiğimiz yılda Cumhurbaşkanı özellikle Hüseyin Gazi Cemevini ziyaret ederek Cemevinde asıl olan Aleviliği anlatan resimleri indirerek Alevi toplumuna adeta gözdağı vermeye gayret göstermiştir. Kısacası Türkiye’de Alevilerin değerlerini yok sayan halkları birbirine düşmanlaştıran devlet erki bu son icraatları düşünce öğrettiği inançsal anlamda da Alevilerin piri sayılan Hacı Bektaş Veli’nin resminden ceylan ile aslan sembolününün siyasi çoğunluğun dışlayıcı tutumuna göre kurban etme girişimine bulunmuştur. Alevi kurumları, örgütleri başkanlığının bu tutumunun nefretleri olduğunu vurgulamış, protesto ederek başkanlığın bu tasvirini kabul etmemişlerdir.

Hatta Anayasa Mahkemesi’ne dahil bu daire başkanlığının kaldırılmasını götürmüşlerdir. Sonuç olarak cumhuriyetin birinci yüzyılında Alevilerin eşit yurttaşlık taleplerine kulak tıkayan devlet Kültür Turizm Bakanlığına bağlı bu kurdukları daire başkanlığını asimilasyon politikaları yürütmeye yönelik çalışmalar yürüttüğünü acı bir çerçeve görüyoruz. Yanı sıra son zamanlarda köy köy özellikle bu daire başkanlığın içimizdeki Hızır Paşaları gönderterek Alevi dedelerine, köy muhtarlarına, oradaki Ocakzade yol evlatları, Alevi köy muhtarlarına, Cemevi yöneticilerine ve gibi kendilerini yandaş gördükleri şahısları Kültür Bakanlığı’nın daire başkanlığına bağlı ücret karşılığında devşirilmek ve Aleviler asmile etmek için yok edebilmek anlamıyla ilgili maaşa bağlama yolunu kurduğunu üzülerek görüyoruz. Oysa ki bizim itikat inancımızda biz kesinlikle devletin kabul görmediği itikadını, inancını hatta bunlara dede olarak da hizmet verilmiyor ve de ücret ödenmiyor. Uzman görevli olarak veriliyor. Bu bile devletin Alevilere bakışın bir net çerçevesi olarak görmek gerekiyor. Devletin bu kadar ötekileştirdiği, halkları birbirine düşman ettiği, cemevlerinin ibadethane olarak kabul görmediği, zorunlu din derslerin topluma dayattığı böyle bir mantıkla böyle bir zihniyete gidip de böyle bir zamanda eğer devlete üç beş kuruş menfaat çıkar ilişkisi üzerinde topluma ihanet eden bu unsurları görmemezlikten gelmememiz …

 

ALEVİNET 

‘AKP üzerimizde at oynatıyor; bizi yok etmeye çalışan zihniyetle beraber olmayın’

0

PİRHA – Yazar Ayhan Aydın, AKP tarafından kurulan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı bünyesinde açılan kadrolara maaşlı dedeler ve personel alımı yapılması için cemevlerinin, derneklerin gezilmesine tepki gösterdi. “Hükümet, dergahlarımızı, tekkelerimizi işgal etmek istemektedir” diyen Aydın, dedelere çağrı yaparak “Biz çıkar insanı değiliz. Biz pazar insanı değiliz, biz dergah insanıyız” diye konuştu.

Türkiye’de Alevi inancının ve ibadethanesinin hala devlet tarafından tanınmadığı bir süreç yaşanıyor. Alevi toplumunun; zorunlu din dersinin kaldırılması, cemevine ibadethane statüsü verilmesi, eşit yurttaşlığı içeren yeni bir anayasanın yapılması, Alevilere karşı işlenen nefret suçlarının açığa çıkarılması ve bu gibi nefret suçlarının önüne geçilmesi için gerekli hukuki tedbirlerin alınması, Alevilere karşı yapılmış olan kıyım, katliam ve asimilasyon uygulamalarıyla yüzleşilmesi, gerek kamu kaynaklarının ve gerekse kamu kadrolarının liyakat, adalet ve eşitlik ilkelerine göre dağılımının sağlanması gibi temel talepleri var. Ancak bu talepler hükümet tarafından yerine getirilmiyor, mahkeme kararları bile tanınmıyor.

Alevi toplumunun ve örgütlerinin taleplerini görmezden gelen AKP hükümeti, 9 Kasım 2022 tarih ve 32008 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 112 numaralı cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı kurdu. Başkanlığın görev alanındaki çalışmalarını değerlendirmek ve önerilerini bildirmek üzere başkan ve 11 üyeden oluşuyor. Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanı, aynı zamanda danışma kuruluna da başkanlık ediyor. Danışma kurulu üyeleri, hükümetin seçtiği kişilerden oluşuyor ve Cumhurbaşkanı tarafından 3 yıllığına seçiliyor.

Neredeyse tüm Alevi örgütleri, Alevi Diyaneti olarak adlandırdıkları Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı‘na ve üstelik de Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde kurulmasına büyük tepki gösterdiler. 

İki yıldır yüzlerce cemevini dolaşarak liste tutan, Aleviliği bir inanç olarak görmeyen ve kültürel bir öğeye indirgeyen AKP hükümeti, şimdi ise bir ekip oluşturup Alevi köylerini, cemevlerini ve dernekleri dolaşarak maaşlı dedeler, elemanlar arıyor.

Aleviler ise, AKP iktidarının Alevileri, Alevi inancını kontrol altına almayı ve Alevileri bölmeyi hızlandıran bu çalışmalarına tepkileri yükseltiyor.

Yazar Ayhan Aydın, hükümetin Alevilere yönelik faaliyetlerini PİRHA’ya değerlendirdi.

Aydın, benzer girişimlerin memleketi Gümüşhane’de de olduğunu aktardı. İlk olarak dedeleri Kerbela’ya “İnanç Turizmi” adı altında götürmek için ikna etmeye çalıştıklarını belirten Aydın, şimdi ise dedelere sunulan para ile inancın özünü bozmak amacında olduklarını söyledi.

“ALEVİ TOPLUMU, İÇİNDEKİ AYRILIĞI BIRAKMAK ZORUNDA”

Ayhan Aydın yapılan asimilasyonun sadece Anadolu’da olmadığının da altına çizerek şunları söyledi:

“Haykırıyorum; Balkanlarda, Bulgaristan’da, Yunanistan’da, Kuzey Makedonya’da, Arnavutluk’ta AKP, dergahlarımızı, tekkelerimizi işgal etmek istemektedir. Seyit Ali Sultan Dergahı’nda 700 yıldır Hakk, Muhammed, Ali aşkıyla hizmet yürüten, çerağları söndürmeyen o güzelim insanlara karalar çalınmaktadır. Oradaki etkinliklere karşı alternatif etkinlikler yapılmaktadır. Oradaki dergahımız içten içe ele geçirilmeye çalışılmaktadır. Dolayısıyla bu duyarlılığımızın bütün Alevi-Bektaşi toplumuna yayılması gerekir. Yani Alevi-Bektaşi toplumu, artık kendi içindeki ayrılığı bırakmak zorundadır. Yöre farklılıkları, dernek farklılıkları olabilir. Ben 16 yıl Cem Vakfı’nda çalıştım. Özüm Alevi-Bektaşi. Sürekli Şahkulu Sultan Dergahı’nda hizmet yürüttüm. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin üyesiydim. Yani ben özümle Aleviyim. Hepimiz Alevi Bektaşi isek kurumlar birleştirici olmalı. Ama 30 yılda ‘O onu dedi, bu bunu dedi’ diyerek kendi enerjimizi tüketip kendi kendimizle uğraştık. Bunun üzerine bir şey de yapamadık ve dolayısıyla AKP iktidarı şimdi istediği şekilde üzerimizde maalesef at oynatıyor.”

“YALVARIYORUM SİZLERE ATALARINIZA, YOLUMUZA İHANET ETMEYİN!”

Yazar Ayhan Aydın, dedelerin, devletin verdiği maaşı almasının ‘inanca ihanet’ olduğunu da vurguladı. Aydın, AKP’nin, Aleviliği yok etme çabasında olduğunu ifade ederek şu uyarıda bulundu:

“Gül yüzlü dedelerim, benim hayatım sizlere hizmet ile geçti. 500 dedeyle söyleşi yaptım. Ayağınızın türabıyım. Bin yıldır bu topraklarda İmam Hüseyin’in yasını çektiniz, bin yıldır bu topraklarda ‘Hakk, Muhammed, Ali’ dediniz, bin yıldır bu topraklarda çerağları yaktınız, cemler bilediniz, kırılan gönülleri onardınız. Lütfen yalvarıyorum sizlere; atalarınıza ihanet etmeyin. Yolumuza ihanet etmeyin. Senin dedenin dedesi yüce dağlar başında, karlı yollar içerisinde sakalları kesilirken, sazları kırılırken, Çorum’da diri diri fırınlara atılırken Hakk, Muhammed, Ali aşkıyla yanıp tutuşuyordu. Bugün çıkara, ucuza kendimizi satmayalım. AKP’nin politikalarına karşı lütfen uyanık olalım. Biz çıkar insanı değiliz. Biz pazar insanı değiliz, biz dergah insanıyız. Kabedir insanın gönlü ve Yol’umuza turab oluruz. Hiçbir çıkar uğruna inancımızın değerlerini hiçbir güce, erke terk etmeyelim. Maaş alsanız ne olacak ey sevgili dedeler? Sizi Kerbela’ya götürüyorlar… Ah o Yezid ordularına karşı direnen ‘İmam Hüseyin, hakkınızdan gelsin’ diyorum. Bundan daha da ağır bir şey söylemiyorum. Siz sizi yok etmeye çalışan zihniyetlerle beraber olmayın. Evet, bu ülke bizim ülkemiz, bu yurt bizim yurdumuz ama iş başka, oyun başka, strateji başka. Bugün işin içine siyaset, çıkar girmiş. Bir milyon Alevi’yi yanıma çekerim, verdiğim para ile Kerbela’ya gider, maaş verdiğim dedeyi yandaşım yapar, ona talipleri ile birlikte oy verdirtirim! Bu zihniyeti göre göre gidip AKP’ye kucak açan kişilere yazıklar olsun diyorum.

“BİZ OZANLARIMIZA, ERENLERİMİZE, YOLUMUZUN DEĞERLERİNE KULAK VERELİM”

Doğru yolu ulu ozanlarımız söylemiş:

‘Siz de ‘Şah’ diyeni öldürürlerse/Ben de bu yayladan şaha giderim’ diyor ulular ulusu Pir Sultan Abdal. Biz, ozanlarımıza, erenlerimize, Yol’umuzun değerlerine kulak verelim. Yolumuzdan ayrılmayalım. Yol’umuz bizi doyurur da Yol’umuz bizi eğitir, Yol’umuz bizi menzile de ulaştırır. Çünkü bin yıllık acıların içerisinden gelen bir Yol’umuz var. Yol’da yürüyenlere ‘Allah Eyvallah’ diyorum.”

Eren GÜVEN/ANKARA

SMA hastası Merve Tekin’in kanpanyasının bitmesine 111 gün kaldı !

0

Türkiye’de sayısı gün geçtikçe artan SMA hastası çocukların tedavilerinde kullanılan ilaçları için gereken ücreti devletin karşılamaması ailelerde ciddi sıkıntılar yaratmakta. Tedavi için gereken ücreti toplamakta valilik izinleri ile gerçekleşiyor ve verilen izinler süreli oluyor. Merve’nin son 111 günü kaldı. Buna ilişkin sosyal medya hesaplarında yaptığı paylaşımlarla dikkat çeken Yeşil Sol Parti Milletvekili Celal Fırat “SMA hastası çocuklar gün geçtikçe eriyor ancak devlet buna sessiz kalmaya devam ediyor!” dedi.
Fırat’ın paylaşımı şu şekilde:

FIRAT’IN PAYLAŞIMI ŞU ŞEKİLDE:

SMA hastası çocuklar gün geçtikçe eriyor ancak devlet buna sessiz kalmaya devam ediyor!
Merve Tekin 4,5 yaşında ve SMA TİP 1 kas hastalığı ile mücadele ediyor. Gün geçtikçe eriyor Merve. Şimdi bu hastalıktan kurtulmak için zamanı tükendi. Herkesi omuz vermeye çağırıyorum. Merve’nin valilik kampanyasının tamamlanmasına 111 gün kaldı. Sende Merve’ye omuz ver! Bir çocuğumuzun daha kurtulmasına vesile ol.
Hızır bütün hasta çocuklarımızın yoldaşı olsun…

ALEVİNET / HABERMERKEZİ