Ana Sayfa Blog Sayfa 158

Dikmece halkından hükümete: Kerbela’dan bugüne zalimlerin karşısında diz çökmedik

0

PİRHA – Hatay’da zeytinliklerin kesilmesine karşı Büyük Dikmece Buluşması gerçekleştirildi. Yapılan konuşmalarda “Dikmece halkını sindirebileceklerini sandılar. Biz Kerbela’dan bugüne zalimlerin karşısında asla diz çökmeyen bir halkın evlatlarıyız. Onlar bunu bilmiyor ama öğrenecekler” denildi.

Hatay’ın Antakya ilçesinin Dikmece köyündeki zeytinlik arazilere dönük kamulaştırma kararı alınmasının ardından köylülerin mücadelesi bugün de sürdü.

Büyük Dikmece Buluşması için Çiftlik Mahallesi’nde bir araya gelen çok sayıda yurttaş, bölgeye yapılması planlanan TOKİ projesini protesto etti.

Büyük Dikmece Buluşması’na Akbelen direnişçileri de destek verdi. Kürsüye çıkarak halkı selamlayan Akbelen direnişçileri “Ma rıhna nıhna hon. Sermaye defol bu topraklar bizim.” sloganlarını attı.

“ELİMİZ YAKANIZDA!”

Dikmece halkından Hasan Özgül, yaptığı konuşmada usulsüzlük, hukuksuzluk ve yağmacılığın söz konusu olduğunu belirterek şöyle devam etti:

“Şu an Dikmece topraklarının yaklaşık %80’i acele kamulaştırma ile istimlak edilmiş. Dikkat edin, bu istimlak ile burada yapılmak istenen TOKİ konutları için ihale 15 Mayıs’ta açıldı. Ama bununla ilgili yasayı, yani zeytinliklerin imara açılması yasasını 2 ay sonra, 15 Temmuz’da çıkardılar. Onlar yasaya ihtiyaç duymadan yapacaklarını düşünüyorlardı. ‘Nasıl olsa Hataylılar enkazın altında kaldı, büyük bir kısmı kentten göç etti, kimse sesini çıkartmaz’ diye düşündüler. Ama yanıldılar. Dikmece halkının direnişine takıldılar. Mecburen alelacele torba yasaya bir madde iliştirdiler ve yasa çıkardılar. Suçüstü yakaladık sizi suçüstü. İmza atan MHP ve AKP milletvekilleri, elimiz yakamızda. Parsel parsel Dikmece köylülerinin topraklarının istimlak edilmesi için imza atan AKP ve MHP Hatay milletvekilleri, elimiz yakanızda!

“KERBELA’DAN BUGÜNE ZALİMLERİN KARŞISINDA DİZ ÇÖKMEDİK”

Sabahın köründe askerlerle iş makineleriyle topraklarımıza girdiler. Dedi ki ‘Bu tarlalar bizim, sizin burada ne işiniz var? Bir hukuksal dayanağınız var mı?’ diye sorduk ama cevapları yoktu. Cevapları cop ile biber gazı ile tazyikli su ile saldırmak oldu Ayrıca gözaltına alınan arkadaşlarımıza da işkence yapıldı. Dikmece halkını sindirebileceklerini sandılar. Oysa onlar bu halkı tanımıyor. Biz Kerbela’dan bugüne zalimlerin karşısında asla diz çökmeyen bir halkın evlatlarıyız. Onlar bunu bilmiyor ama öğrenecekler. Avukatlarımızla itiraz davaları açmak için hazırlık yapıyoruz. Alın size 3. Usulsüzlük. Sırf davaları açmayalım diye tebligatları göndermiyorlar. Yangından mal kaçırır gibi bir garnizon asker eşliğinde aşağıda kepçeler çalışıyor. Biz onlara diyoruz ki ‘Suç işliyorsunuz’. Dikmece halkına provokatörler diyen vali suç işliyor. Bütün bu suçların hesabını vereceksiniz.”

“DEMOGRAFİK YAPININ DEĞİŞTİRİLMESİNE ENGEL OLACAĞIZ”

Avukat Hakkı İsmail Atal ise yaptığı konuşmada AKP’nin ayrımcılık yasağı ihlalinde bulunduğunu belirterek şunları söyledi:

“Anayasanın 10. Maddesi diyor ki ‘Kanun önünde eşitlik ilkesi esastır. Herkes etnik köken, dil, din, ırk, mezhep ayırt edilmeksizin kanun önünde eşittir.’ AKP hükümetine Anayasa diyor ki ‘Alevi, Sünni eşittir’. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinde iki madde var; ‘ayrımcılık yasağı ve ayrımcılık yasağı ihlali’. Bugün burada devlete ait kamu arazileri olmasına rağmen bu kamu arazilerinin üzerinde bina yapmak yerine burada Alevi yurttaşların zeytinliklerine göz dikerek buranın demografik yapısını değiştirmelerine engel olacağız.”

“DİKMECE, IRKÇI YAKLAŞIMLARLA YOK EDİLMEK İSTENİYOR”

Adana Alevi Platformu adına konuşan Hamit Karaoğullarıdan ise Dikmece’de yürütülen mücadeleyi kendi davaları olarak gördüklerini belirtti. Deprem sonrası yaraların sarılmadan insanların yerlerinden edildiğini belirten Karaoğullarından şu konuşmayı yaptı:

“Bölge, demografik açıdan farklı inanç ve kültürlerin merkezi konumundayken ırkçı yaklaşımlarla yok edilmek isteniyor. Bizler 72 millete bir nazardan bakan anlayışın halklarıyız. Tarihsel süreçlerde yıkıldık, yakıldık, hor görüldük ama yok olmadık, hep direndik, boyun eğmedik. Bırakalım tüm renkleri özünde yaşam bulsun. Dilinden, renginden, inancından dolayı insanı ayırmayalım. Tek dil, tek millet anlayışına karşı olduğumuzu bilmenizi isterim. Bizler Arabız, bizler Türküz, bizler Kürdüz, bizler Ermeniyiz; kısacası insanız.”

PİRHA/HATAY

11. Edremit Pir Sultan Abdal Anma Etkinlikleri sona erdi

0

PİRHA-PSAKD Edremit Şubesi’nin düzenlediği 11. Edremit Pir Sultan Abdal Anma Etkinlikleri ikinci gününde panel ve konserler ile tamamlandı. PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe, Alevi çocukların yoğun asimilasyona tabi tutulduğunu söyledi. Eğitim Sen önceki dönem Genel Başkanı Feray Aytekin Aydoğan ise, “Şu an eğitimin hiçbir kademesinde laiklikten söz etmemiz mümkün değil” dedi.

Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Edremit Şubesi’nin Balıkesir’in Edremit ilçesinde bu yıl 11’incisini düzenlediği Pir Sultan Abdal Anma Etkinlikleri ikinci gün etkinliklerinin ardından son buldu. Anma etkinliği ‘Eğitimde, Yaşamda, Kimlikte Eşitsizlik’ paneli ile başlayıp Celo Boluz, Gani Pekşen ve Berivan Polat konseri ve semah eşliğinde son buldu.

“EĞİTİMDE, YAŞAMDA, KİMLİKTE EŞİTSİZLİK”

Panelde ilk yer alan isim PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe oldu. Erçe, “Laik eğitim elden gidiyor demek yanlıştır. Eğitim, hiçbir zaman tam anlamıyla laik olmamıştır. Arzu ettiğimiz eğitim sistemine ulaşamadık ancak bu dönemde okullara zorunlu kılınan din dersleri sokulduktan sonra özellikle Alevilerin çocukları yoğun asimilasyona tabi tutulmuş durumda. Gelinen aşamada din kültürü ve ahlak bilgisi dersleri yetmemiş gibi bir de seçmeli din dersleri müfredata konulmuştur” diyerek eğitim alanında yürütülen dinci politikaların altını çizdi.

“YÜZ BİNLERCE ÇOCUK CEMAAT VE TARİKATLARIN ELİNE BIRAKILMIŞ DURUMDA”

Önceki dönem Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) Genel Başkanı Feray Aytekin Aydoğan ise eğitimin tarikatların eline bırakıldığını belirterek konuşmasında şu ifadelere yer verdi:

“Eğitim piyasalaştırılması, satılığa çıkarılmasıyla paran kadar eğitim adım adım inşaa edildi. İkinci temel adım ise eğitimin dinselleştirilmesiydi. Laik eğitim Türkiye tarihi boyunca çok zarar gördü. Ama şu an eğitimin hiçbir kademesinde laik ve bilimsel eğitimden söz etmemiz mümkün değil. Bu memleketin ilericileri olarak bu uyarıları sokak sokak yapmıştık. 2010 Referandumu çok kritikti . Bu referandumun bize bir özgürlük getirmeyeceği, başta eğitim olmak üzere bütün yaşamı ve dinselleştirme ve piyasalaştırma üzerinden tek adam rejimi, siyasal islam inşaasının hızlanacağı bir adım olduğunu örgütlemeye çalıştık. Şu an yoksulluktan ve çaresizlikten kaynaklı yüz binlerce çocuk ya çocuk işçi, ya evlendirilmekle karşı karşıya ya da cemaat ve tarikatların eline bırakılmış durumda.”

“KATLİAMLAR TOPLUMLARIN ÖRGÜTSÜZ OLDUĞU KESİMLERDE YAPILMIŞTIR”

Panelde son olarak PSAKD Genel Başkan Yardımcısı Hasan Gülüm konuşma yaptı. Gülüm, ” Toplum hak alma mücadelesini gösterdiğinde sistemin Gazi, Madımak, Gar ve Suruç Katliamı hamlelerini görebiliriz. Hepsinin tekabul ettiği dönem, ezilenler cephesinde mücadelenin güçlü olduğu dönemdir. Bu mücadeleyi zayıflatmaya yönelik dönemlerdir. Katliamlar toplumların örgütsüz olduğu kesimlerde yapılmıştır. En zayıf halka nerede görülmüşse katliamlar orada olmuştur” dedi.

11. Edremit Pir Sultan Abdal Anma Etkinlikleri, Celo Boluz, Gani Pekşen ve Berivan Polat konseri ve semah ile son buldu.

Dilan ŞİMŞEK- Eren GÖKTEPE / BALIKESİR

HDP Eş Genel Başkan adayları Sultan Özcan ve Cahit Kırkazak

0

Olağanüstü Kongreye giden HDP’nin Eş Genel Başkan adayları Sultan Özcan ve Cahit Kırkazak olduğu öğrenildi.

Halkların Demokratik Partisi (HDP), 6’ncı Olağanüstü Kongresi’ni 27Ağustos Pazar günü Ankara Dünya Ticaret Merkezi’nde gerçekleştirecek.

Eş Genel Başkanlığa HDP Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyesi Sultan Özcan ile Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) Merkez Yürütme Kurulu ( MYK) üyesi Cahit Kırkazak’ın aday olduğu öğrenildi.

Aynı zamanda tüzük değişikliğine de gidilecek olan kongrede, Parti Meclisi (PM) sayısında da daralmaya gidilecek. Buna göre şu an daimi olan 100 PM üye sayısı ile yedek 50 üye sayısında değişiklik yaşanacak. Basına açık olacak kongreye, HDP Eş Genel Başkanları Pervin Buldan ve Mithat Sancar da katılacak.

(HABER MERKEZİ)

Belediye Başkanı Ahmet Kaya, beraat etti ancak görevine iade edilmiyor!

0

PİRHA – Milletvekili Serhat Eren, yerine kayyım atanan Ergani Belediye Başkanı Ahmet Kaya’nın, hakkındaki davadan beraat aldığını ancak kararın kesinleşmesine rağmen halen görevine iade edilmediğini belirtti.

Yeşil Sol Parti Diyarbakır Milletvekili Serhat Eren, kayyım atanan belediyelerdeki hak gaspına dikkat çekti. Eren, belediye eş başkanları hakkında kesinleşmiş bir mahkumiyet kararı olmaksızın kayyım atanmasının sebeplerini İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’ya sordu.

Serhat Eren, konuya ilişkin hazırladığı soru önergesinde, Ergani Belediye Başkanı Ahmet Kaya ve diğer kayyım atanan belediye eş başkanları hakkında kesinleşmiş mahkumiyet kararı olmaksızın yerlerine kayyım atanmasının amacını sordu.

Milletvekili Eren, bakanlığın davada taraf olmadığı halde istinaf yoluna başvurduğunu belirterek, Ahmet Kaya’nın kayyım atanmasına gerekçe olarak gösterilen davadan beraat aldığını, kararın kesinleşmesine rağmen görevine iade edilmediğini aktardı.

“YASA DIŞI BİR PRATİK!”                    

Diyarbakır Milletvekili Serhat Eren, hazırladığı soru önergesinde “Ahmet Kaya örneği, kayyım politikalarının nasıl da hukuka aykırı olduğunun, hukuk aracı kılınarak gayrimeşru bir amaçla uygulandığının kanıtıdır. Sırf kayyım politikalarının devamı için hukukun böylesine aracı kılınarak Anayasa’ya, mevzuata aykırı, yasa dışı bir pratikle Kaya’nın göreve iade edilmemesini kabul etmek mümkün değildir” ifadelerine de yer verdi.

Milletvekili Eren, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya tarafından yanıtlanması talebiyle şu soruları yöneltti:

“*Ahmet Kaya ve diğer kayyım atanan belediye eş başkanları hakkında kesinleşmiş bir mahkumiyet kararı olmaksızın yerine kayyım atanmasının amacı nedir?

*Kurumunuz davada taraf olmadığı halde neye dayanarak Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesi’nce yapılan yargılamada istinaf kanun yoluna başvurulmuştur?

*Ahmet Kaya’nın yerine kayyım atanmasına gerekçe olarak gösterilen davada beraat kararı verilip kesinleşmesine rağmen neden göreve iade edilmemiştir?

*Ahmet Kaya hakkında beraat kararı kesinleştikten sadece 4 gün sonra yeni bir soruşturma açılmasının sebebi nedir?

*Belediye başkanları görevden geçici olarak uzaklaştırıldığında neden belediye meclisi içinden biri görevlendirilmemektedir?

*Kayyım politikasının apaçık hukuka aykırı bir şekilde devam ettiği görüldüğünden bu konuda bir çalışma yapmayı düşünüyor musunuz?

*Ahmet Kaya’nın göreve iade edilmemesinde sorumlu olan kamu görevlileri hakkında görevi kötüye kullanma suçunu işlediklerinden bahisle bir işlem yapmayı düşünüyor musunuz?”

PİRHA/ANKARA

Yazar İlhan Cem Erseven, sevenleri tarafından son yolculuğuna uğurlandı

0

PİRHA – Alevi yazar Yazar İlhan Cem Erseven, Ankara’da Batıkent Cemevi’nden Hakk’a uğurlandı. Erseven’in cenazesi Karşıyaka Mezarlığı’nda toprağa sırlandı.

Önceki gün Hakk’a yürüyen Alevi öğretisi ve inancı konusunda araştırmaları ile tanınan Yazar İlhan Cem Erseven için Ankara’da Hakk’a uğurlama erkanı düzenlendi.

Batıkent Pir Sultan Abdal Cemevi’nde yapılan töreni Sarı Saltuk Ocağı mensubu Şahin Polat ile Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Çorum Şube Başkanı Nurettin Aksoy birlikte yürüttü. Erseven, Karşıyaka Mezarlığı’nda toprağa sırlandı.

SEMAHLARLA İLGİLİ İLK KİTAP ÇALIŞMASI YAPAN İSİM!

Sivas Katliamı’ndan kurtulan isimlerden biri olan İlhan Cem Erseven’in arkadaşları, duygularını PİRHA ile paylaştı.

Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) yöneticilerinden Emel Uzman, “İlhan Cem, kırmayan, dökmeyen, toplayan, naif büyük bir emekçiydi. Yol’a hizmeti çok büyüktür. Devri asan olsun” sözleriyle Erseven’i anlattı.

Akademisyen Metin Turan ise “İlhan Can Erseven, çalışkanlığı ve konuya hakim olma kültürü ile belki de bu camia içerisinde ayrıcalıklı bir yere sahipti. Çünkü Türkiye’de ilk kez semahlarla ilgili çalışmayı İlhan Cem Erseven yapmıştı. Demokratik kitle örgütlerinde almış olduğu görevleri, yerine getirmiş olduğu sorumluluklar onu bu konudaki tutarlı bir hak mücadelecisi olduğunun belirgin bir işaretidir” cümleleri ile duygularını paylaştı.

“KEMALETİ BULMUŞ BİR İNSANDI”

Yazar Ayhan Aydın da Erseven’in edebiyata önem veren bir isim olduğunun altını çizerek, “Alevilerin tipolojik olarak imgeledikleri, insan-i kamil mertebesinde, hoşgörü timsali, sevgi insanıydı. 30 yıllık ağabeyimdi, dostumdu, canımdı. Belki de camiada en yoğun olduğum insanlardan birisiydi. Uzun yıllar birlikte çalışmalarımız oldu. Çünkü Sivas kıyımlarının içerisinden çıktıktan sonra o travmaları yaşarken, insana ilişkin duygularını devamlı çoğaltan, kemaleti bulmuş bir insandı” dedi.

İLHAN CEM ERSEVEN KİMDİR?

1954’de Çorum’un Alaca ilçesinde doğdu. İlk ve ortaokulu Alaca’da, lise ve yüksek öğrenimini Ankara’da tamamladı. Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü Fransızca Bölümü’nden mezun oldu. Daha sonra A.Ü. Eğitim Bilimleri Fakültesi Güzel Sanatlar Bölümü’nde ön lisans yaptı.

1980’de de öğretmenliğe başladı. Ankara/Çubuk, Dersim ve yeniden Ankara’nın içinde birçok okullarda görev yaptı.

1976’da Edebiyat dünyasına adım attı. Şiir, öykü ve makaleleri çeşitli gazete ve dergilerde yayınlandı. Basılmış 2 araştırma, 2 çeviri kitabı bulunmaktadır.

MEB Açık Öğretim Lisesi (şimdiki Eğitim Teknolojileri Genel Müdürlüğü) için televizyon eğitim programlarında senarist, tasarımcı ve yapımcı-yönetmen olarak çalıştı. 2008-2011 yılları arasında Ankara Yol TV’de yöneticilik ve program (3Can1Cem ve Gözgü) sunuculuğu yaptı.

Yönetmenliğini yaptığı kimi belgeseller

Allı Turnam – 1994 – Yapımcı, Yönetmen

Sazın Bir Öyküsü – 1998 – Yapımcı, Yönetmen

Okunacak En Büyük Kitap İnsandır – 1998 Senarist (Hacı Bektaş Veli Belgeseli)

Ekinler Kan İçindeydi – 2010 – Yapımcı, Yönetmen

PİRHA/ANKARA

Kadınlara şiddet uygulayan bekçi ve polisler tutuklandı

0

PİRHA-Ankara Kızılay’da 5 kadına şiddet uygulayan 1 bekçi ve 2 polis tutuklandı.

Ankara’nın Kızılay semtinde 5 kadına şiddet uygulayan 1 bekçi ve 2 polis, çıkarıldıkları hakimlikçe tutuklandı.

Olaya ilişkin açıklama yapan Ankara Emniyet Müdürlüğü, “24 Ağustos günü saat 06.30 sıralarında haber merkezine gelen kavga ihbarı üzerine, olay yerine giden polis ekipleri, eğlence mekanının çıkışında alkollü vaziyetteyken, yoldan geçen kadınlara yönelik sözlü-fiziki saldırıda bulunan ve havaya ateş eden sivil kıyafetli, biri çarşı mahalle bekçisi, ikisi polis memuru olduğu anlaşılan (3) kişiyi derhal gözaltına almıştır” dedi.

(HABER MERKEZİ)

Dersimli İbiş Tan: Mecbur kaldığımız için hayvancılık yapıyoruz, geçinemiyoruz

0

PİRHA-Mecbur kaldıkları için hayvancılık yapmaya devam ettiklerini söyleyen Dersimli İbiş Tan, “Ben hayvanlara 30 ton arpa ve saman alıyorum ama fiyatlar çok artınca bizim cebimizde bir şey kalmıyor. Hayvancılık yapıyoruz ama sadece geçiniyoruz, bir sürü de zahmet çekiyoruz” dedi.

Türkiye’de ekonomik kriz derinleşerek devam ediyor. Yurttaşlar yoksulluk ve açlıkla karşı karşıya kalmaya devam ederken, işsizlik de her geçen gün artıyor.

İşsizliğin yoğun olduğu yerlerden kentlerden Dersim’de hayvancılık en önemli geçim kaynaklarından bir tanesi.

Tan ailesi, Dersim’in Pertek ilçesinin Pınarlar köyünden Ovacık’ın Ağaçpınar köyüne gelip hayvancılık yaparak geçimini sağlamaya çalışıyor.

“MECBUR KALDIĞIMIZ İÇİN HAYVANCILIK YAPIYORUZ”

Her şey pahalı olduğu için geçinmenin artık çok zor söyleyen İbiş Tan, “Mecbur kaldığımız için hayvancılık yapmaya devam ediyoruz. Devlet hayvancılık ve tarım ile uğraşanlara yardımda bulunsa herkes üretim yapar ve ülkemiz de gelişir. Mazota zam geldiği zaman her şey etkileniyor arpa ve buğday iki katına çıktı. Ben hayvanlara 30 ton arpa ve saman alıyorum ama fiyatlar çok artınca bizim cebimizde bir şey kalmıyor. Hayvancılık yapıyoruz ama sadece geçiniyoruz, bir sürü de zahmet çekiyoruz” dedi.

Cihan BERK/DERSİM

Prof. Dr. Aslan: Katliam yapan devletler kaydını tutar; raporlardaki bilgiler dehşet verici

0

PİRHA- Prof. Dr. Şükrü Aslan, BirGün gazetesinde ‘Katliamlar ve kayıtları’ başlığıyla kaleme aldığı yazısında katliam yapan modern devletlerin bunu kayıt altına aldığını belirtti. Dersim Katliamı’nın da kayıt altına alındığını ifade eden Aslan, raporlardaki bilgilerin dehşet verici olduğunu ancak bundan Türkiye kamuoyunun haberinin olmamasının ise adeta başka tür bir kırımın öyküsü gibi olduğunu ifade etti. 

Sosyolog, Prof. Dr. Şükrü Aslan, BirGün gazetesinde ‘Katliamlar ve kayıtları’ başlığıyla bir yazı kaleme aldı. Aslan, katliam yapan devletlerin yaptıkları işlerin kayıtlarını tuttuğunu belirterek Dersim Katliamı ile ilgili tutulan kayıtlardan örnekler verdi.

Şükrü Aslan, verdiği örnekleri Reşat Hallı’nın Genelkurmay arşivlerinden yararlanarak yayınladığı Türkiye Cumhuriyetinde Ayaklanmalar adlı kitabında, 1924-38 yılları arasında aynı askeri birlikler tarafından yapılan harekatlarda insanların ve hayvanların nasıl katledildiğinin kayıtlarının tutulduğunun tarihe not düşüldüğünü belirtti.

Katliamın detaylarının raporlardan okunmasının ürkütücü olduğunu Prof. Dr. Aslan, “Belki devletlerarası savaşlarda olabilecek kadar ayrıntılı askeri uygulamalarla onbinlerce insan ve hayvan katledilmesine rağmen, Türkiye kamuoyunun bundan habersiz olması ve gerçekdışı tarih anlatısının tekrarı ise adeta başka tür bir kırımın öyküsü gibi…” ifadesini kullandı.

Sosyolog Prof. Dr. Şükrü Aslan’ın yazısı şöyle:

“Katliam yapan sistemler bu vahşetin kaydını tutarlar mı? Evet, modern devletlerin önemli bir özelliği yaptıkları işlerin kaydını tutmalarıydı. Bu uygulama, alınan kararların uygulandığını ispat için de gerekliydi ve mesela fotoğraf bunun en önemli araçlarından biriydi. Kayıt altına alınan belgeleri kamuoyuna açmak ya da açmamak veya ne zaman açılacağını belirlemek de yine bu devletlerin bir özelliğiydi. Yani devletler bu kayıtları (şimdi olduğu gibi) kamu için değil, kendisi için tutuyorlardı.

Türkiye’de gazete-radyo haberlerine pek konu olmasa da, Cumhuriyetin erken dönemi böyle deneyimlerle yüklüydü. Reşat Hallı tarafından Genelkurmay arşivlerinden istifade edilerek yayınlanan Türkiye Cumhuriyetinde Ayaklanmalar adlı kitapta 1924-38 yılları arasında hemen hemen aynı askeri birlikler tarafından gerçekleştirilen harekatlar detaylıca yer almıştı. Her yıl daha ‘tecrübeli’ hale gelen sözkonusu birliklerin imha ettiği binlerce insan ve hayvana dair tutulmuş kayıtlar tarihe düşülmüş notlar gibiydi. Şu sıralar değişik şehirlerde anmalara konu olan katliamlar, bahsekonu raporlarda, katliamı yapan askeri birliklerin adları bile belirtilerek yazılmıştı. Kayıtlar, o yıllar boyunca Ağrı, Zilan, Bitlis, Diyarbakır, Erzincan ve Dersim’de neler olduğuna dair ilginç detaylar içeriyordu.

DERSİM KIRIMININ 10 GÜNE SIĞDIRILMASI

Hallı’nın raporunda sadece Dersim’e ve sadece 10-20 Ağustos 1938’e bakmak bile diğerleri hakkında bir fikir vermesi bakımından oldukça ilginçtir. Büyük kırımın on güne sığdırılması için nasıl bir askeri faaliyet yürütüldüğünü okumak ise kendi başına dehşet verici. Rapora göre Bakanlar Kurulu’nun 6 Ağustos 1938’de aldığı karar gereğince Genelkurmay, Tunceli’yi kısa zamanda ve kesin şekilde tarama ve tedip etmeyi, girilmemiş yer bırakmamayı ve tarama sırasında kimsenin bölge haricine çıkmasına izin vermemeyi, muhitten dahile doğru kuşatıcı şekilde bölgeye girmeyi öngörmüştü. Taranacak coğrafya üç bölgeye, her bölge sevk ve idare bakımından yedi iç bölgeye ve her iç bölge de yine aşiretler gözönünde tutularak 3-5 küçük bölüme ayrılmıştı. 7.200 kilometrekarelik tarama bölgesinde 43 tabur, 6 Süvari Alayı konumlanmıştı. Bir taburun günde 20 kilometrekarelik bir alanı tarayabileceği esas kabul edilmiş ve toplam 7.5 günde işin tamamlanması öngörülmüştü. Buna ¼ ihtiyat da eklenerek toplam on günlük bir harekat planlanmıştı. Tarama harekatının 10 Ağustos sabah saat 05.00 de başlayıp 20 Ağustos’ta tamamlanması hedeflenmişti.

RAPORLARDA DEHŞET VERİCİ BİLGİLER

Adına tedip ve tarama denilen bu uygulama, gerçekte kitlesel imha harekatıydı ve toplanan herkes önceden belirlenen yerlere götürülerek silah, dinamit ve süngü ile ya da uçurumlardan atılmak suretiyle öldürülmekteydi. Kayıtlara göre mesela 7. Kolordu askerleri Kırmızıdağ’da 300 kişiyi imha etmiş ve hayvanlarını da ele geçirmişti. 14 Ağustos günü 62. Alay’ın 1. Taburu Ovacık Kackerekbaba’da 32 kişiyi imha etmiş, 16 kadını diri ele geçirmişti. 15 Ağustos günü 41. Tümen birlikleri Zimaqe, Xec ve Bornak köylerinden getirilen 395 kişiyi Hopik’te imha etmişlerdi. 17 Ağustos günü 36. Alay Sin’de, 3. Seyyar Jandarma Taburu Pulur’da, 41. Tümen Kalason ve Sin Bucağında binlerce kişiyi imha etmiş ve köylerini yakmışlardı. 12. Tümen kuvvetleri Tagar deresinde 13 erkek, 30 kadın ve çocuk yakalamıştı! Rapora göre çok sayıda büyükbaş ve küçükbaş hayvan imha edilmişti. İnsanların sığındıkları mağaralar top ve makineli tüfek ateşinden başka 25. Alay’ın istihkam müfrezesi tarafından tahrip kalıpları atılmak suretiyle dağıtılıp içindekiler öldürülmüş, can havli ile dışarı çıkanlar da ateşle imha edilmişti. Planda öngörüldüğü gibi 17 Ağustos 1938 günü yasak bölge içindeki bütün evler, tarlalar yakılmış, müsademelerde binlerce insan imha edilmiş, sığındıkları köyler, komlar hatta fundalık ve tarlaları yakılmıştı. Kitlesel imhaya dair bu dehşet verici bilgilerin tamamı, adı geçen raporda yer almıştı.

“TÜRKİYE KAMUOYUNUN HABERSİZ OLMASI BAŞKA BİR TÜR KIRIMIN ÖYKÜSÜ GİBİ!”

Türkiye’de her yıl Ağustos ayında çok yerde anma toplantılarına konu olan bu katliamların detaylarını resmi raporlardan okumak gerçekten ürkütücüdür. Belki devletlerarası savaşlarda olabilecek kadar ayrıntılı askeri uygulamalarla onbinlerce insan ve hayvan katledilmesine rağmen, Türkiye kamuoyunun bundan habersiz olması ve gerçekdışı tarih anlatısının tekrarı ise adeta başka tür bir kırımın öyküsü gibi…

Şükrü Aslan’ın BirGün’deki yazısını buradan okuyabilirisniz.

(HABER MERKEZİ)

Aleviler, depremzede 5 bin öğrenciye okul çantası ve kırtasiye malzemesi gönderiyor

0

PİRHA-AABK ve ADFE ortaklığında yapılan projede 5000 öğrenciye okul çantası ve kırtasiye malzemeleri ambalajlanıp deprem bölgelerine gönderilecek. 

6 Şubat’ta meydana gelen, on binlerce insanın hayatını kaybetmesine neden olan, milyonlarca insanı etkileyen depremin üzerinden aylar geçmesine karşın sorunlar devam ediyor.

Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) ve Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) ortaklığında yapılan projede, 5 bin öğrenciye okul çantası ve kırtasiye malzemeleri ambalajlanıp deprem bölgelerine gönderilecek.

“BİRBİRİMİZİN HIZIR’I OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

AABK Eşit Başkanı Nevin Kamilağaoğlu, sosyal medya hesabından projeye ilişkin şunları söyledi:

“Deprem bölgelerine lokmalarımızla aralıksız destek olmaya devam ediyoruz. Aldığımız karar doğrultusunda 5000 öğrencimize (ilk, orta ve lise) sipariş verdiğimiz okul çantası ve bir öğrencinin A’dan Z’ye kadar ihtiyaç duyduğu kırtasiye malzemeleri elimize ulaştı. Okul çantası ve kırtasiye malzemelerinin ambalajlama işleri Bağcılar Alevi Toplumu Cemevimizde başladı. En kısa zaman içerisinde öğrencilerimize dağıtmaya başlayacağız. Emek ve desteklerinden dolayı Alevi Dernekleri Federasyonumuza ve Bağcılar Alevi Toplumu Cemevimize, sevgili başkanımız Zeynel Abidin Koç Dede nezdinde teşekkür ediyoruz. Lokmalarıyla desteklerini her daim sunan tüm Can’larımıza da çok teşekkür ediyoruz. Her zaman ve her yerde birbirimizin Hızır’ı olmaya devam edeceğiz.”

PİRHA/İSTANBUL

11. Edremit Pir Sultan Abdal Anma Etkinliği 26-27 Ağustos’ta yapılacak

0

PİRHA- 26-27 Ağustos’ta yapılacak 11. Edremit Pir Sultan Abdal Anma Etkinliği’nde panel ve müzik dinletisi olacak.

Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) ve Alevi Bektaşi Federasyonu’nun (ABF) ortaklaşa düzenlediği 11. Edremit (Zeytinli) Pir Sultan Abdal Anma Etkinliği 26-27 Ağustos’ta yapılacak.

Açılış konuşmalarıyla başlayacak etkinlikte, ‘Doğada, yaşamda, inançta eşitsizlik’ ve ‘Eğitimde, yaşamda, kimlikte eşitsizlik’ panelleri yapılacak.

Panellerin ardından Eyüp Yıldırım, Kutsal Evcimen, Muharrem Temiz, Berivan Canpolat, Celo Boluz ve Gani Pekşen müzik dinletisi sunacak.

PİRHA/İSTANBUL