Ana Sayfa Blog Sayfa 159

Dersim’de hem elektrik işçileri hem de elektriği kesilen köylüler haklarını arıyor

0

PİRHA- Dersim Emek ve Demokrasi Platformu ile elektriği kesilen köylerin muhtarları, Fırat Elektrik (FEDAŞ) işçilerini ziyaret ettiler. İş yavaşlatma eyleminden dolayı birçok köy ve mahallede sık sık elektrik kesintileri yaşanırken, eylemdeki işçiler halkın daha fazla mağdur olmaması için acil durumlarda, kendi araçlarıyla arızalara müdahale ettiklerini belirttiler. 

Dersim’de ücret artışı ve iş güvencelerinin sağlanması talebiyle Fırat Elektrik Dağıtım AŞ (FEDAŞ) işçilerin eylemleri sürerken, kentte de buna dönük bir hareketlilik yaşanıyor. Birçok yerdeki barajlarla elektrik üretilen Dersim’in, elektrik altyapısı ise yetersiz ve sık sık arızalar yaşanıyor. İşçilerin eylemde olmasından dolayı, bu arızalar elektrik kesintilerine yol açıyor ve yaz sıcaklarıyla birleşince kentte günlük hayatı oldukça olumsuz etkiliyor.

GREVDEKİ İŞÇİLER KENDİ OLANAKLARIYLA ARIZALARA MÜDAHALE EDİYOR

FEDAŞ işçilerinin 9 Ağustos’da başlattıkları iş yavaşlatma eyleminden dolayı birçok köy ve mahallede sık sık elektrik kesintileri yaşanıyor. İşçiler ise bir yandan haklı eylemlerini kararlılıkla sürdürürken bir yandan da halkın daha fazla mağdur olmaması için acil durumlarda, kendi araçlarıyla arızalara müdahale ettiklerini, bu yönlü yoğun bir çaba içinde olduklarını söylüyorlar.

Bundan rahatsız olan FEDAŞ, işçilerin arabalarla gidip arızalara müdahale etmemesi için kullandıkları araçların anahtarlarını işçilerden toplamış durumda. İşçilerin acil durumlara müdahalesi engellendiği için özellikle kırsal kesimlerde arıza ve kesintiler giderek artıyor. Bu sayede işçilerle halkın karşı karşıya getirilmesi amaçlanıyor.

KÖYLERDE ELEKTRİK KESİNTİLERİ ARTIYOR

Elektrik kesintileri yaşanan köylerin muhtarları FEDAŞ ile defalarca görüşmelerine rağmen henüz bir çözüm bulunmadı. FEDAŞ, yaşanan elektrik kesintilerine neden olarak iş yavaşlatan işçileri gösteriyor. İşçiler ise çözümsüzlüğün adresinin FEDAŞ olduğunu söylüyor. Başta işçiler ve muhtarlar olmak üzere, kentteki sivil toplum kuruluşları ve halk bu sorunun çok büyütülmeden çözülmesini istiyor.

Elektriği kesilen köylerin muhtarları, Dersim Emek Platformu bileşenleri, İHD ve birçok sivil toplum örgütü eylemdeki işçileri ziyaret ettiler. Kalabalık ve coşkulu bir katılımın gösterildiği ziyarette, işçiler ve muhtarlar FEDAŞ binası önünde birlikte basın açıklaması yaptılar. Köylülerin yaşanan kesintiler nedeniyle mağdur edildiğini ancak işçilerin taleplerinin haklı olduğunu belirten muhtarlar, işçilerle karşı karşıya getirilmek istendiklerini söylediler.

“ÖLMEMEK İÇİN MÜCADELE EDİYORUZ”

Basın açıklamasında işçiler adına konuşan DİSK/Enerji-Sen Genel Sekreteri Emin Atsız, “Bu mücadele sadece Fırat Aksa’da çalışan enerji işçilerinin mücadelesi değil. Bu bütünleşik bir mücadele. Bu, ölmemek için verdiğimiz bir mücadele. Fırat Aksa işçileri burada günlerdir çok temel hakları olan insanca yaşam, insanca çalışma koşulları için mücadele yürütüyor. Bir ay öncesinden yetkililere hem sözlü hem yazılı olarak taleplerin hepsi bildirildi. Ama geldiğimiz noktada işveren gözlerini kapatmış, kulaklarını tıkamış, koltuğunda oturuyor. Sorunu çözmeye dair attığı bir tek adım dahi yok” dedi.

İşverenin önce kendilerine görüşme sözü ve randevusu verdiğini ama 10 dakika sonra arayıp, haklarında hukuki işlem başlatıldığı için işçilerle görüşmeyeceklerini söylediğini, sonra da halka hizmet için bulunan araçların anahtarlarının kendilerinden alındığını ve “bundan sonra hiçbir şeye müdahale etmeyeceksiniz” dediğini ifade eden Atsız, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bugün yanımızda muhtarlarımız var. Onlar da geldi görüşmeye. Biz burada insanca yaşam ve insanca çalışma mücadelesi verirken, şirket hakkımızda çeşitli yalanlar söylüyor. Halkın çektiği sorunlar da vardır, doğrudur. Bir muhtar geldi. ‘Benim sorunum sizlerle değil, benim sorunum bunlarla. Benim köyümün elektriği siz burada hak mücadelesi veriyorsunuz diye kesilmiş değil. Bir senedir köyde sorun var. Ama sorunu çözmemişler’ dedi. Muhtara demişler ki, sorunu işçiler yaratıyor. O yüzden yanımıza göndermişler. Ama gerçeği o da biliyor, buradaki halk da biliyor.”

“İŞÇİLERİN DİYALOG ÇAĞRILARINA CEVAP VERİLMELİDİR”

Dersim Emek ve Demokrasi Platformu adına konuşan EMEP İl Yöneticisi Mustafa Taşkale, işçilerin talepleri kabul edilinceye kadar, Dersim Emek ve Demokrasi Platformu olarak bu mücadelenin en önemli parçası ve bileşeni olarak çalışacaklarını söyledi.

Her tarafta işçilerin insanca yaşam talebiyle greve çıktığını belirten Taşkale, şöyle konuştu:

“Diyalog yolunu sonuna kadar açan işçilerimize, sendikamızın taleplerine, diyalog çağrılarına mutlaka cevap vermelisiniz. Cevap vermediğiniz her koşulda bizler bu eylemi kat kat büyüterek, öfkemizi de bileyerek gereğini yapacağız. Dersim halkı bunlara hiçbir koşulda izin vermeyecek. Bu bakımdan hızlıca diyalog yolunu açmalı, hızlıca diyaloga geçilmeli ve bu sorun büyümeden, bu grev daha da ileri bir boyuta taşınmadan işçilerin talepleri kabul edilmelidir.”

“SONUNA KADAR İŞÇİLERİN YANINDAYIZ”

Son olarak söz alan HDP İl Eş Başkanı Ferhat Yıldız ise bir araya gelen FEDAŞ işçilerinin kimsenin hakkını yemediklerini, sadece kendi alın terlerinin hakkını istediklerini belirterek, “Onlar çalışıyor, onlar yapıyor, onlar ortaya çıkarıyor ama onların payına en azı düşüyor. Gölgede, klimanın önünde oturup ayak ayak üstüne atanlar, en çok onlar yiyor. Direklere tırmanıp ölenler, her gün fabrikada, tarlada, makine başında ölenler ise aç kalıyorlar. Çocukları da aç kalıyor. Biz hepimiz, her birlikte bu haklı davalarında, sonuna kadar işçilerin yanındayız. Dersim, şu ana kadar hep işçilerin, emekçilerin tarafında yer aldı. Mutlaka emekçiler kazanacak” dedi.

Eylemde işçiler ve ziyarete gelenler sık sık “Birleşe birleşe kazanacağız”, “Zafer direnen emekçinin olacak”, “İş, ekmek yoksa barış da yok” sloganlarını attılar ve konuşmaların ardından halaylar çektiler.

Eyüp HANOĞLU/DERSİM

Alevi yurttaşlardan Hacı Bektaş Veli’nin portresinin değiştirilmesine tepki

0

PİRHA- Alevi yurttaşlar, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından Hacı Bektaş Veli portresi üzerinde yapılan dezenformasyona tepki göstererek, “Aslan ve ceylanı birleştirici gücüne bile katlanamayan bir zihniyet ülkeyi yönetiyor. Bu yapılan kabul edilemez” dediler.

Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı Alevi Bektaşi ve Cemevi Başkanlığı’nın düzenlediği Hacı Bektaş Veli’yi anma etkinliklerinde Hacı Bektaş Veli’nin portresindeki barışı simgeleyen aslan ve ceylan kaldırıldı.

Konuya ilişkin Alevi toplumundan tepkiler art arda gelmeye devam ediyor. Sokakta PİRHA mikrofonuna konuşan Alevi yurttaşlar, bunun Alevilere dönük yürütülen asimilasyon politikalarından biri olduğu görüşünde.

“Hacı Bektaş Veli’nin barışı simgeleyen portresinin değiştirilmesi yapılmak istenene dair bize çok şey anlatıyor aslında. Onların elinden gelse bizleri daha çok yok etmeye çalışırlar. Portrelerimizi değiştirdiler. Bizim ziyaretlerimize, cemevlerimize her şeyimize el koymaya çalışıyorlar” diyen yurttaşlar, iktidarın Alevilere yönelik yıpratıcı politikalarla mücadele edilmesi gerektiğinin altını çizdiler.

PİRHA/ HACIBEKTAŞ

‘Türkiye’de eğitim yağmalanıyor, buna dur demek zorundayız’

0

PİRHA- Hükümetin ÇEDES projesi kapsamında okullara imam ve din görevlileri atamasına tepki gösteren Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Marmaris Şube Başkanı Mehmet Ali Akyol, diğer alanlarda olduğu gibi Türkiye’de eğitimin de yağmalandığını vurguladı. Akyol, “Buradaki amaç cumhuriyetin ana temellerini tamamen ortadan kaldırarak, bir şeriat devleti kurmak” dedi.

Gençlik ve Spor Bakanlığı’na bağlı il/ilçe spor müdürlükleri/gençlik merkezleri ile Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlı Diyanet Gençlik Merkezleri iş birliğinde yürütülmekte olan “Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum” (ÇEDES) projesi adı altında okullara imam atanmasına yönelik tepkiler yükseliyor.

Projenin amacının “Öğrencilerimizin millî, manevi, ahlaki, insani ve kültürel değerlerimizi benimseyen, koruyan, geliştiren ve kendi yaşantılarında inşa eden fertler olmalarına, çağın ve geleceğin becerileriyle donanmış, bu donanımı insanlık hayrına sarf edebilen, bilime sevdalı, kültüre meraklı ve duyarlı, aklıselim, kalbi selim ve zevki selim sahibi, bedensel ve sosyal bakımdan dengeli bireyler olarak yetişmelerine katkı sağlamak” olduğu iddia ediliyor. Ancak, projenin asıl odağında dini bir eğitim sistemini merkeze aldığı çok açık.

Anayasaya da aykırı olmasına rağmen, pedagojik eğitimi bulunmayan imam ya da Kur’an kursu öğreticileri, İzmir ve Eskişehir başta olmak üzere çeşitli illerde görevlendirilmeye başlandı.

Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Marmaris Şube Başkanı Mehmet Ali Akyol, okullara imam atanmasına ilişkin PİRHA’ ya konuştu.

Hükümetin cumhuriyetin ana temellerini tamamen ortadan kaldırmak istediğini belirten Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Marmaris Şube Başkanı Mehmet Ali Akyol, “Belki bir şeriat devletini arz ediyorlar. Bunu sadece buradaki hükümet, buradaki yürütme değil, bunun ciddi anlamda dışarıdaki servisler tarafından da desteklendiğine inanıyorum, bu bir gerçek” dedi.

“ÇEVRENİZE DUYARLIYSANIZ NEDEN ÇEVRE KATLİAMLARINA SES ÇIKARMIYORSUNUZ?”

Akyol, “Bugünkü yürütme, çeşitli denemelerden sonra imam hatiplerin alabildiğine önünü açtıktan sonra din derslerini bir ders yerine 3-5 derse çıkardı, başarılı olamadı şimdi de ÇEDES diye bir proje ortaya attı” ifadesini kullandı.

“Çevreme duyarlıyım, değerlerime saygılıyım, dediğinde aslında benim yaşadığım bu bölgede biraz da komik geliyor” diyen Aksoy, “Geçenlerde Muğla Şubeleri olarak Akbelen’de direnen arkadaşlara büyük bir kazan aşure götürüp dağıttık. Ben orada 10-12 gündür direnenler içerisinde bir tane imam görmedim. Bu nasıl çevreye duyarlılıksa bir tane müftü görmedim. Orada olmasına da gerek yok. Bunun bir çevre katliamı olduğuna dair bir demeç de duymadım. Çevreye duyarlı olmak, çevresindeki insana, çevresindeki börtü böceğe, çevresindeki hayvana, hayata saygı duymak ona sahip çıkmaktır. Duyarlı olmanın anlamı budur” diye konuştu.

DİN DERSLERİNİ ÇOĞALTARAK SONUÇ ALAMADILAR, ÇEDESİ DEVREYE SOKTULAR”

İzmir, Eskişehir gibi belli pilot bölgeleri seçip orada uygulamaya geçeceklerini söyleyen Akyol konuşmasına şöyle devam etti:

“Buradaki okullara imam atayacaklar. Bu imamlar gereken bilimsel eğitimi almamış, sadece dini eğitim almış. Öğrenciye ne verebilir? Pedagojik olarak ne verebilir, ahlaki olarak, bilimsel olarak ne verebilir? Bu iletişim çağında biz nesilleri bilimsel bir gerçekliğe dayandırarak yetiştirmek zorundayız, doğmalardan artık kurtulmak zorundayız. Biz eğer bu dünyada ülke olarak var olabileceksek bilimi ve bilgiyi yakalamak zorundayız. Çağımızın en önemli değerlerinden bir tanesi bilgi. Şu anda o bilgiyi yakalamadığımız sürece, doğma düşüncelerle sonumuz Ortadoğu’daki Afganistan’daki gibi bir rejimidir.”

“HERKES KARŞI ÇIKMALI”

“Yarım yamalak bir demokrasi var, o da tamamen altüst edildi” diyen Akyol,” Yağmalanmadık bir şey kalmadı. Şimdi de eğitimimiz yağmalanıyor. Aslında buna dur demek gerekiyor. Buna dur demek sadece Alevi toplumuna has bir şey değil, bu ülkede yaşayan her bir bireye düşen bir görev” dedi.

Akyol, “Karanlığa gitmememiz için önümüzün aydınlık olması gerekiyor” diyerek, “Bizim hünkarımız binlerce yıl önceden demiş ‘İlimden gidilmeye yolun sonu karanlıktır’ diye. Buna bile bu çağda hala 1000 yıl sonra bile erişemiyorsak, bu cümleyi kavrayamıyorsak hala tarihin tekerleğini geriye doğru götürmeye çalışıyorsak, bu topluma yazık, günah, bu insanlığa yazık, bu topraklara yazık. Bilimin teknolojinin geldiği bir çağda böyle bir şey savunmak bile gerçekten üzücü” şeklinde konuştu.

“ZAMLARIN ALLAH TARAFINDAN GELDİĞİNE İNANAN BİR TOPLUM YARATILMAK İSTENİYOR”

“Yürütmenin verdiği zamların Allah’tan geldiğine inanan bir nesil yaratılıyor. Bu nesli daha da çoğaltmak istiyorlar. Bunun bizi götüreceği yer karanlıktır” diyen Akyol, Alevi kurumlarının ve Eğitim-Sen’in öncülüğünde 16 Eylül’de İzmir’de büyük bir miting yapacağını hatırlattı.

Okullara imam atanması sorununun sadece Alevilerin sorunu olmadığının altını çizen Akyol, “Bu sorun gerçekten kendisinin laik, demokrat, muhafazakâr, liberal olarak hisseden, yaşayan bütün kesimlerin sorunu olması gerekiyor. Özellikle kadınlar bu konuda düşünmeleri gerekiyor. Bugün Afganistan’da olanlar belli. Tarihimizde yaşadığımız şeyleri görüyoruz. Burnumuzun dibinde diğer Irak’ta, İran’da yaşananları görüyoruz. IŞİD diye bir örgüt çıkardılar ortaya, onların zalimliğini gördük. Bu bizi bir yere götürmeyecek. Gerçekten üzülüyoruz.”

Cebrail ARSLAN/MUĞLA

Semah öğreticisi Aydoğmuş’tan Cemevi Başkanlığı’na uyarı: Fiyaskoyla sonuçlanır

0

PİRHA – Semah öğreticisi Mehmet Aydoğmuş, Hacı Bektaş Veli’nin portresinde yapılan dezenformasyonu Aleviler’e yönelik asimilasyon çalışması olarak yorumladı. Aydoğmuş, “Biz Alevileri başka şeylere benzetmek için çaba göstermeyin. Asimilasyon çalışması yapmayın” diyerek Cemevi Başkanlığını ve Kültür Bakanlığını uyardı. 

AKP’nin güdümünde kurulan Alevi Bektaşi ve Cemevi Başkanlığı’nın, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile organize ettiği Hacı Bektaş Veli’yi Anma Etkinlikleri için kullanılan portrede Hacı Bektaş Veli’nin kucağındaki aslan ile ceylanın kaldırılması, Alevi toplumu tarafından tepki ile karşılanmıştı.

Semah öğreticisi Mehmet Aydoğmuş ise portrede yapılan değişikliğe tepki göstererek, PİRHA’ya konuştu.

“KÜLTÜR BAKANLIĞI, 1992-95 YILLARINDA HACIBEKTAŞ BELEDİYESİ’NE YARDIMCI OLURDU, DAYATMAZDI”

Aydoğmuş, 1987’den beri Hacıbektaş’a gittiğini, semahçılarla etkinliklerde semah döndüklerini belirterek, Kültür Bakanlığı’nın önceden aldığı tavrı şöyle anlattı:

“1987’den beri devletin yaptığı olumlu ve olumsuz şeyleri yakından biliyorum. 1992-95 yıllarında Kültür Bakanlığı buradaki belediyeye yardımcı olurdu. Bir şey dayatmazdı. Gelirdi insanların ihtiyaçlarını karşılardı. Bunu devlet düşünebilir. Asimilasyon politikalarında kullanmak için bunu yapar. Ağustos’un 12’sinde yaptığı gibi. Ama fiyasko ile sonuçlandı. Amaçlarına ulaşamadılar, diye düşünüyorum.”

“ALEVİLERİN ARTIK ÖRGÜTLERİ DE GÜÇLÜ AMAÇLARINA ULAŞAMAYACAKLAR”

Aydoğmuş, Alevi Bektaşi ve Cemevi Başkanlığı’nın, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile organize ettiği Hacı Bektaş Veli’yi Anma Etkinlikleri için kullanılan portrede Hacı Bektaş Veli’nin kucağındaki aslan ile ceylanın kaldırılmasını asimilasyon çalışması olarak değerlendirdi.

Aydoğmuş, AKP’nin güdümündeki Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığı ve Kültür Bakanlığı’nın 2024’te 16 Ağustos’ta Hacıbektaş’ta anma etkinliği yapma planlarına da sert tepki gösterdi. Aydoğmuş şunları kaydetti:

“Eğer 2024’te Kültür Bakanlığı’na bağlı Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığı 16 Ağustos’u düşünürse Alevi örgütleri çok güçlü, Alevi örgütleri buna taviz vermezler. Yapar ama fiyasko ile sonuçlanır. Tarihsel geçmiş gelişim bunu gösterdi. Başarılı olamadılar. Çünkü devletin görevi değil ki. Alevilerin dünyada görülmemiş kadar kişilik, karakter, tavır, davranış ve yapıları var. Bugün Türkiye’yi ayakta tutan da bana göre bu yapıdır. Öyleyse biz Alevileri başka şeylere benzetmek için çaba göstermeyin. Asimilasyon çalışması yapmayın. Öyle bir düşünceleri varsa şimdiden vazgeçsinler. Alevilerin artık örgütleri de güçlü. Amaçlarına ulaşamayacaklar diye düşünüyorum.”

PİRHA/HACIBEKTAŞ

AKD İskenderun Şubesi konteyner kentte depremzedelerle aşure paylaştı

0

PİRHA -AKD İskenderun Şubesi ve bileşenleri Hatay İskenderun’da konteyner kentte aşurelerini pay etti.

6 Şubat depreminde en çok hasar alan illerden Hatay’da aşureler pay edildi.

Aşurelerin pay edilmesi öncesinde konuşan Alevi Kültür Dernekleri (AKD) İskenderun Şubesi Cemevi Başkanı Kemal Soysüren, “Sevgili depremzede kardeşlerimiz afişimizde de gördüğünüz gibi gelin canlar bir olalım aşuremizi pay edelim. Biz Avrupa Aşevi Birlikleri Konfederasyonu, Alevi Bektaşi Federasyonu, Alevi Kültür Dernekleri, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği olarak depremin olduğu ilk günden bugüne kadar Hatay’da hizmet veriyoruz. 11 ilimizde Alevi kurumlarımız depremzedelerin yanında oldu. Bizler Muharrem ayını bitirdik. İstedik ki aşuremizi depremzede kardeşlerimizle pay edelim. Türkiye’de en büyük yarayı Hatay aldı. Burada dillerimizi değil, gönüllerimizi tatlandırmak istiyoruz” dedi.

(HABER MERKEZİ)

AKP, Alevi köylerini dolaşarak dedeleri maaşa bağlamayı teklif ediyor

0

PİRHA- Kültür Bakanlığı tarafından görevlendirilen ekiplerinin Alevi köylerini dolaşarak dedeleri maaşa bağlama teklifi tepki topluyor. Bakanlık görevlilerinin gittiği Tokat’ın Kuyucak köyünden Fevzi Gerçek adlı yurttaş, “Alevileri arkalarından hançerliyorlar. Eğer bizim köyde iki insanı örgütleseler, 4 bine yakın insanı devlet imkanıyla köylere gönderecekler. Bu da Alevi köylerinin yüreğinin tam ortasına kazık çakmaktır” dedi.

AKP hükümeti, 9 Kasım 2022 tarih ve 32008 Sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 112 numaralı Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde kurduğu Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı ile Alevilere yönelik asimilasyon politikalarının çemberini genişletiyor.

Kültür Bakanlığı tarafından görevlendirilen kişiler Alevi köylerine giderek, ‘dedeleri maaşa bağlama’ teklifinde bulunuyor.

Bu köylerden biri de Tokat’ın Kuyucak köyü. Buraya giden Kültür ve Turizm Bakanlığı görevlileri dedelere maaş bağlanması teklifinde bulundu.

Kuyucak köyünden Fevzi Gerçek adlı yurttaşa ulaşarak konuya ilişkin bilgi aldık.

“DEDELERİ MAAŞA BAĞLAMAK ALEVİ KÖYLERİNİN YÜREĞİNİN ORTASINA KAZIK ÇAKMAKTIR”

Fevzi Gerçek, “Buraya gelenlerin dediğine göre 1800 Alevi köyüne devletin önermesiyle memurlar gidiyor. Alevi köylerine gidip ‘Dedeniz var mı? Burada cemevlerini kim organize ediyor? Cemevleri var mı? Cemevlerinin ihtiyaçları varsa karşılayalım’ diyorlar. Ne muhalefet, ne Alevi örgütleri, ne de benzer örgütlenmeler gelip halkı ‘Böyle bir çalışma var, sizi asimile etmeye çalışıyorlar’ diye uyarmadıkları için onlar da kabul ediyor” dedi.

Gerçek, şunları ifade etti:

“İş ilerledikçe yer yer Kültür Bakanlığı’ndan geldiklerinin altını çizerek, Alevi olduklarını söyleyip ‘Bu köyde cemevi varsa buraya maaşlı dede atayalım’ diyorlar. Ama asıl tehlike şurada. 1800 Alevi köyüne gitmişler. Eğer bizim köy gibi bir köyde iki insanı örgütleseler 4 bine yakın insanı devlet imkanıyla köylere gönderecekler. Bu da Alevi köylerinin yüreğinin tam ortasına kazık çakmaktır.”

“ALEVİLERİ ARKALARINDAN HANÇERLEYECEKLER”

Kuyucaklı yurttaş Fevzi Gerçek, iktidarın Alevi köylerini gezmesinin tehlikelerine dikkat çekerek şöyle devam etti:

“Bu örgütlenme modelinin ne denli tehlikeli olduğu anlaşılıyor. Diyanete mi bağlısınız? diyene ısrarla ‘Ankara’dan geliyoruz, Kültür Bakanlığı’ndan görevlendirildik’ diyorlar. Yurttaşın tepkisi de Diyanete bağlı değilse yardımı kabul edebiliriz’ şeklinde oluyor. Kültür Bakanlığı’na bağlanmakla Diyanet’e bağlanmak arasında şekilsel farklar olsa da Alevileri arkalarından hançerleyecekleri gerçeği değişmiyor.

BAKANLIK GÖREVLİLERİ: BURAYA JANDARMAYLA GELMEMİZ LAZIMDI

Gelen görevliler tepki gösterdiğimiz için bize, “Böyle yerlere jandarmayla gelmemiz lazımdı” dedi. Bu gerektiği zaman bize sopayı gösterecekleri anlamına geliyor. Bu Kuyucak köyüne özgü bir uygulama değil. Burada Kültür Bakanlığı tarafından yapılacak uygulamalar öncesinde Alevi kurumları, demokratik kitle örgütleri bu işin ciddiyetini kavramalı ve çalışma yürütmelidir. Yoksa bundan sonra daha zor olacak, bir kısım köylerde kabul edilmiş olacak belki de.”

Dilan ŞİMŞEK/PİRHA

Aşık Veysel, Hakk’a yürümesinin 50. yılında mezarı başında anıld

0

PİRHA-Aşık Veysel, Hakk’a yürüyüşünün 50. yıl dönümü nedeniyle Sivas’ta Emlek Ortaköy’de anıldı. Aşık Veysel’in mezarı başında konuşmalar yapılıp ‘Kara toprak’ deyişi söylendi. 

UNESCO 41. Genel Konferans kararıyla Aşık Veysel’in Hakk’a yürüyüşünün 50. yıl dönümü nedeniyle 2023 Anma ve Kutlama programına alındı. Aşık Veysel Kültür Merkezi, Utrecht Alevi Kültür Merkezi ve Emlek Ortaköy Muhtarlığı ortaklığında yapılan 2 günlük anma yapıldı.

Etkinlik sonunda Aşık Veysel’in mezarı başında konuşmalar yapılıp ‘Kara toprak’ deyişi söylendi.

PİRHA/SİVAS

Hacıbektaş’a gelen Abdal Aleviler dışlanmalarına tepkili: Oysa biz herkesi aşkla seviyoruz

0

PİRHA – Hacı Bektaş Veli’yi anma Törenleri için Hacıbektaş ilçesine gelen Abdal Aleviler, dışarıda çadırda kalmak zorunda kalıyor. Tuvalet ve su bulamadıklarını, marketlerde bile parayla alışveriş yapmalarına izin verilmediğini belirten Abdallar, “Dışlanıyoruz. Bizim paramız da aynı para. Ne için bize kapıları kapatıyorlar, ne için ürünlerini satmak istemiyorlar?” diyerek tepki gösterdiler. 

Video eklenecek

Her sene Ağustos ayının 16’sında Hacı Bektaş Veli’yi Anma Törenleri ve kültür sanat etkinliklerine Kayseri, Adana, Osmaniye gibi illerden ziyarete ve ibadet etmeye gelen Abdal Aleviler, Hacıbektaş’ta çevredeki insanların, esnafların ve yetkililerin olumsuz söylemlerine maruz kalıyorlar.

“SÜRÜNE SÜRÜNE GELDİK”

Abdal Aleviler, Hacıbektaş’ta tuvalet ve su sorununu yaşadıklarını belirterek, “Biz buraya geliyoruz ne tuvalet ne banyo var. Hiçbir şey yok. belediye çadır da vermiyor, hiç yardımcı olmuyorlar. Ortalık çöp dolu. Belediyenin gelenlerle ilgilenmesi lazım. Hepimiz buraya yüz sürmeye geliyoruz. Buraya gelenler de zaten sokakta kalıyorlar. Hiç yeşillik alanı yok. Buraya Kayseri’den sürüne sürüne geldik. Her sene Ağustos ayının 16’sında Hacıbektaş’a geliyoruz.”

“HAYATIMIZ NORMALDE DE ÇOK ZOR”

Abdal Aleviler, günlük yaşamlarında da çadırda kaldıklarını, geçimlerini zor koşullarda sağladıklarını ifade ederek, “Gündelik hayatımızda da hurda ve çöple geçimimizi sağlamaya çalışan insanlarız. Hayatımız normalde de çok zor. Kayseri’de de çadırda kalıyoruz. Orada da tuvalet yok, su yok. Biz genelde de geçimimizi düğünlerde davul zurna çalarak sağlıyoruz. Oralarda paralar kazanıp çocuklarımızı geçindirmeye çalışıyoruz” şeklinde konuştular.

“BİZE KARŞI AYRIM YAPIYORLAR; BİZ İNSANLARI AŞKLA, SEVGİYLE SEVERİZ”

Abdal Aleviler, kendilerine karşı ayrım yapıldığını dile getirerek, maruz kaldıkları davranışları şöyle ifade ettiler:

“Marketlere girmemize izin vermiyorlar. Bizlere karşı bir dışlama var. Bizim paramız da aynı para, üzerinde Atatürk’ün mührü var. Ne için bize kapıları kapatıyorlar? Ne için ürünlerini satmak istemiyorlar? Bizim buraya getirdiğimiz arabalarımız son model değil, öyle şatafatlı hayatımız yok. Arabasının muayenesi olan da olmayan da geliyor. Sigortası olan da olmayan da geliyor. Bizim buradan vazgeçmeyeceğimizi de biliyorlar. Bizlere haksız yere ceza yazıyorlar. Bu doğru bir şey değil. Bize ceza da yazsalar, ellerinden geleni de yapsalar bizim buralardan vazgeçmeyeceğimizi biliyorlar. Biz hiçbir milleti birbirinden ayırmayız aşk ile sevgi ile severiz. Biz en yakınımızı nasıl seviyorsak onları da severiz. Bize karşı ayrım yapıyorlar. Bizim bu durumlar hoşumuza gitmiyor.”

“MEMLEKETTE DE CEMLERİMİZİ KENDİ EVLERİMİZDE YAPIYORUZ”

Abdal Aleviler, memleketlerinde de cemlerini evde yaptıklarını kaydettiler. Abdallar, şöyle devam etti:

“Burada başkanımızın da muhtarlarımızın da devlet yetkililerimizin de seyyar tuvalet ve seyyar çeşme yapmaya gücü yeter. Bizler paramızla alışveriş yapamıyorsak bu kendilerinin ayıbı. Bizim buradan başka uçacak bir dalımız yok. Zaten memlekette de aynıyız. Memlekette de cemevlerimiz yok. Cemlerimizi kendi evlerimizde yapıyoruz. Yol büyüklerimizden ricamız bize de el vermeleri. Başka sığınacak bir dalımız yok. Bizler doğru yolda olduğumuzu çok iyi biliyoruz. İnsanlarımıza hor bakıyorlar.”

Zafer TAŞKIN – Devrim FINDIK/HACIBEKTAŞ

Kemal Bülbül: Kürdün payına düşen; bomba, tehdit, saldırı, katliam

0

PİRHA- 27. dönem HDP Milletvekili Kemal Bülbül, Yeşil Sol Parti Milletvekili Ömer Öcalan’ın jandarma tarafından alıkonulması ve aynı gün içinde HDP binasında gerçekleştirilen saldırıyı protesto ederek “Sayın Ömer Öcalan’a yapılan saldırının sebebi soyadının ‘Öcalan’ olmasıdır. Yeşil Sol Parti vekili olmasıdır. Kürt, yurtsever, devrimci olmasıdır” dedi.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) ile Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi ( Yeşil Sol Parti)’nin ortak kullandığı Adana il binasına gerçekleştirilen saldırıda binaya yanıcı madde bırakılması ve aynı gün Yeşil Sol Parti Urfa Millletvekili Ömer Öcalan‘ın jandarma tarafından alıkonulması yurt genelinden protesto ediliyor. Eş zamanlı eylemlerden birinin adresi Antalya oldu. 27. Dönem HDP Milletvekili Kemal Bülbül‘ün katılımıyla gerçekleşen eylemde  “Kürdün payına düşen; bomba,tehdit,saldırı,katliam. Sayın Ömer Öcalan’a yapılan saldırının sebebi soyadının ‘Öcalan’ olmasıdır. Yeşil Sol Parti vekili olmasıdır. Kürt, yurtsever, devrimci olmasıdır” ifadelerini kullanan Bülbül, “Askerler suç işlemişlerdir. Bunun hesabını mutlaka verecekler” diyerek tepki gösterdi.

“DEMOKRASİ MÜCADELEMİZ DEVAM EDİYOR”

Bülbül, eylemin devamında sözlerini şu ifadeler ile noktaladı; “Hatırlarsanız Deniz Poyraz arkadaşımıza saldıran katile polis sarılarak “Adın ne abicim?” demişti. Dün de Adana’da ilçemize saldırana polis sarılmış diyor ki “Abartmayın”. Daha ne abartacağız. Yani katliamı mı olacaktı? Sen görevini yapmamayı abarttığının farkında mısın? Bu ne rezalet. Nerede savcılar, emniyet müdürleri, valiler? Katil de onurlandırılıyor saldırgan da onurlandırılıyor. Dün ilçemize saldıran da, vekilimize saldıran da, Rojava’ya saldıran da suç işlemiştir. HDP, Yeşil Sol olmazsa Türkiye’de siyaset olmaz. AKP-MHP siyaset yapamaz. Çünkü yaptığı Kürdü, kadını, Aleviyi reddetmek. Esnafı, memurları ekmeğe muhtaç etmek. Demokrasi mücadelemiz devam ediyor yakında kongrelerimizi yapacağız büyüyerek geleceğiz. Türkiye’ye adaleti, demokrasiyi, eşitliği biz getireceğiz. Hapishanedeki arkadaşlarımızı özgürleştireceğiz. Gültan Kışanak, Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ, Selçuk Mızraklı ve vekillerimize yapılanların hesabını yargı ve hukuk önünde soracağız.”

(HABER MERKEZİ)

Tayadlı Aileler CAN TV’yi ziyaret etti

0

PİRHA- Tayadlı Aileler “Tecrit işkencedir, S/R/Y tipi  hapishaneler kapatılsın” taleplerini dile getirerek CAN TV’yi ziyaret etti. 

Tutuklu ve Hükümlü Aileleri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği bilinen adıyla ‘Tayadlı Aileler’ CAN TV’yi ziyaret etti. Tayadlı Aileler adına konuşan Naime Emlik, tecrit işkencesinin yaşatıldığı S/R/Y tipi hapishanelere dikkat çekerek “Hapishaneler sadece bizlerin ya da tutsakların sorunu değil tüm toplumun sorunudur. Onun için herkesi duyarlı olmaya çağırıyoruz. S/R/Y tipi hapishanelerin kapatılması için yapacağımız eylem ve etkinliklerde herkesi yanımızda görmek istiyoruz” dedi.

(HABER MERKEZİ)