Ana Sayfa Blog Sayfa 161

Iğdır’da HDP binasına saldırı: Tabelayı söküp çöpe attı

0

Iğdır’da bir saldırgan, gece saatlerinde HDP il binasının bulunduğu iş merkezine gelip parti tabelasını sökerek çöpe attı.

HDP Iğdır il binasına gece saatlerinde saldırı düzenlendi.

Söğütlü Mahallesi, Rıza Yalçın Caddesi’ndeki Yoncalı İş Merkezinde bulunan HDP il binasının tabelasına yönelik saldırı, bir işyerinin güvenlik kamerasıyla kaydedildi.

Görüntüde, gece saat 02.48’de iş merkezinin girişine gelen saldırganın, elindeki bıçakla HDP tabelasını kesmeye çalıştığı görülüyor. Tabelanın bir kısmını kesen saldırgan bir yandan da çevresini kontrol ediyor. Bıçakla kestiği tabelayı indiremeyen saldırgan saat 02.49’da kamera kadrajından çıkıyor, ancak hemen dönüp tabelayı kesmeye davam ediyor. Daha sonra kesme işlemini bırakıp tabelayı yerinden sökerek indiren saldırgan, tabelayı alarak iş merkezinin girişinden ayrılıyor.

Saldırganın, yerinden söktüğü tabelayı Rıza Yalçın Caddesi üzerindeki çöp konteynerine attığı belirtildi. Yurttaşlar tarafından çöpte fark edilen tabela, HDP binasına getirilerek yetkililere teslim edildi.

Fotoğraf: MA

Saldırganın kimliği hakkında bilgi alınmazken, HDP’nin konuya ilişkin suç duyurusunda bulunacağı öğrenildi. (Iğdır/MA)

HDP ve Yeşil Sol Parti binalarına saldırı girişiminin faili serbest bırakıldı

0

Adana’da Yeşil Sol Parti ve HDP il binalarının önüne yanıcı madde bırakan kadın adli kontrol uygulamasıyla serbest bırakıldı.

Yeşil Sol Parti ve HDP Adana il binalarına saldırı girişiminde bulunan A.C. adli kontrol uygulamasıyla serbest bırakıldı.

AA’nın haberine göre, 26 yaşındaki A.C.’nin akli dengesinin yerinde olmadığı belirtildi.

Adana Dr. Ekrem Tok Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi’nde tedavi gördüğü açıklanan A.C., Asayiş Şube Müdürlüğü Gasp Büro Amirliğindeki işlemlerinin ardından adliyeye gönderildi.

Nöbetçi sulh ceza hakimliği, şüpheliyi adli kontrol şartıyla serbest bıraktı.

(HABER MERKEZİ)

ABF Kadın sekreteryası sonuç bildirgesini yayınladı

0

Alevi Bektaşi Federasyonu 60. Ulusal 34. Uluslararası Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri ve Kültür Sanat Etkinlikleri kapsamında düzenlediği Tarihten Günümüze Alevi Kadınının Yolculuğu panelinin sonuç bildirgesini yayınladı.

Sonuç bildirgesi şu şekilde oldu:

 

        YOL CÜMLEDEN ULUDUR,

​ Alevi kadınlar olarak YOL’umuza sahip çıkıyoruz !..

        Biz Kadınlar, 17 Ağustos 2023 tarihinde Pirimizin diyarında, Kadıncık Anamızın huzurunda ‘Kadın Kadının Yurdudur’ şiarıyla gerçekleştirdiğimiz ‘Tarihten Bugüne Alevi Kadının Yolculuğu’ panelinde gönüllerimizi birlemenin mutluluğunu yaşadık.

​       Öncelikle dört bir yana saldığımız peykleri duyup bize mihman olan cümle canlara aşk-ı niyazlarımızı sunuyoruz.

​       Bir araya gelmemizin nedeni genç bir Kadın Hak Aşığımızın söylediği gibi ‘Aslında Alevilerin bugün bunu konuşmamalıydı” cümlesi ile daha açık beyan edilebilir…

​       Yolumuzda erkek-dişi sorulmaz iken, geldiğimiz süreçte neden sorulduğunu kendi içimizde tartışmaktı amacımız. Felsefesi kadın-erkek eşitliği üzerine kurulmuş olan inancımızın neden bu günlere kadar taşınamadığını irdeledik ve geldiğimiz süreçte Alevi kadınların karşılaştığı engellerin aslında bize ait olmadığını, bu şekilde davranan herkesin Alevi inancının düsturunu değil, Emevi iştiha tını örnek aldığını hatırlatmak istedik.

​       Panelimizde 3 farklı misyondaki canlarımızı dinledik. Kadın akademisyenlerimizin belirttiği gibi ‘Elbette ki bulunduğumuz coğrafyadaki diğer ataerkil kültürlerden izole değiliz ancak bu, bizim dilimize pelesenk olan kadın-erkek eşitliğinin gündelik yaşama yansımaması için bir bahane olamaz!

        Kurum temsilcilerimiz, Alevi kurumlarında yöneticiliğe niyet eden kadınların nasıl önce kendi evinde erkekler tarafından veto edildiğinden, bunu aşanların ise kurumlarda nasıl duygusal ve psikolojik taktiklerle caydırılmaya çalışıldığından bahsettiler.

        İnanç temsilcilerimiz ise Yol erkânlarındaki hizmetlerde karşılaştıkları eşitsizlikleri ve bu eşitsizliklerle mücadelenin ne kadar elzem olduğunu belirttiler.

​       Bu buluşma vesilesiyle olanı olduğu gibi şeffaf bir şekilde tartışıp analiz etme fırsatı bulduk ve yapılan hataları düzeltmek, eksiklerimizi gidermek, geleceğimizi yolumuza uygun kurmak için bundan sonra neler yapacağımıza dair bir yol haritası belirlemeye karar verdik. Bunu bir başlangıç olarak kabul edip güçlü bir Alevi Kadın örgütlülüğü ile toplumsal cinsiyet eşitliği mücadelemizi sürdürmek ve büyütmek konusunda kararlı olduğumuzu gördük.

​       Bu kararlılığımızın bir göstergesi olarak tüm bileşenlerimizle Alevi Bektaşi Federasyonu Kadın Meclisi oluşturmaya karar verdik.

​       Ayrıca Hacı Bektaşi Veli anma etkinliklerinin önümüzdeki yıldan itibaren ‘Hacı Bektaş Veli ve Kadıncık Ana’yı Anma etkinlikleri’ adı ile yapılması için gereken görüşmelerin yapılması kararını aldık.

        Biz Alevi Kadınlar, giderek daha da baskıcı hale gelen İslamcı iktidarın dayattığı rollere, evlere ve karanlığa hapsolmayı reddediyoruz. Yol’umuzu, siyasal İslamcın asimilasyon politikalarına teslim etmeyeceğiz. Bize asırlardır zulmedenlere benzemeyeceğiz. Bir yandan inancımızın tanınması için eşit yurttaşlık mücadelemiz sürerken diğer yandan kendi içimizde de eşitliği tekrar kurmanın, uygulamanın ve yaşamanın imkânlarını arayacağız. Bunu da yitik geçmişimizi ortaya çıkartarak başaracağız. Zira “Alevilikte kadının” geçmişini ortaya çıkarmak gibi tarihi bir sorumluluğumuz olduğunun bilincindeyiz.

​       Amacımız erkeklerden bir adım öne geçmek değildir. Amacımız öğretimizde olduğu gibi yaşamın her alanında yan yana olmaktır. Her şeyden önemlisi kendi içimizdeki ve dışımızdaki problemleri erkekler ile birlikte çözmek; yol ve erkânı birlikte yürütmektir. Amacımız cins değil Can olmaktır…

​       Amacımız dili, dini, rengi, cinsi ne olursa olsun her canlıya ortak nazarla bakılacak Rıza Şehri’ne ulaşmaktır. Böyle bir dünya mümkündür ve bu dünya daha çok kadınların vereceği mücadele ile gerçekleşecektir.

​       Sonuç olarak;

​       Yol ‘Can’dır ve kadının yolun dışına itilmesi yolumuzda yaşanan savrulmaların en büyük nedenlerinden biridir. Bu durum üzerimizde oynanan asimilasyon politikalarını başarıya ulaşmasını hızlandıracaktır.

​       Alevi kadının kuşatılmışlığı hem içimizde, hem de dışımızda yaşanmaktadır.

​       Bir yandan dışarıdaki baskı, asimilasyon, toplumsal cinsiyetçilik, diğer yandan kendi içimizdeki Erkan hizmetlerindeki eşitsizliğe karşı tüm bileşenlerimizi ve Alevi kadınları omuz omuza mücadele etmeye davet ediyoruz.

       Cümle Canlara aşk olsun !

 

                                                                           ALEVİ BEKTAŞİ FEDERASYONU

                                                                          KADINDAN SORUMLU GNL BŞK YRD

                                                                           ELİF KELEŞ.O

ALEVİNET / HABERMERKEZİ

AKP, okullarda imamların cirit attığı bir dönemi olgunlaştırmaya çalışıyor’

0

PİRHA- Eğitim-Sen İstanbul 1 Nolu Şube Başkanı Mesut Mike, AKP’nin okullara imam atayarak, okullarda imamların cirit attığı bir dönemi olgunlaştırmaya çalıştığını söyledi. Mike, “Çocuklarımızın geleceğine sahip çıkmak için bu gerici yapılanmayı püskürtmemiz gerekiyor” diyerek, 16 Eylül’de İzmir’de yapılacak mitinge herkesi davet etti.

Çevreme Duyarlıyım Değerlerime Sahip Çıkıyorum (ÇEDES) projesi Milli Eğitim Bakanlığı ve Diyanet İşleri Başkanlığı arasında bir protokol olarak imzalandı. Bu protokol ile özellikle seküler yaşamın hakim olduğu illerden İzmir, Tekirdağ ve Eskişehir’deki okullar hedef alınarak imam ve din görevlileri okullara atandı. Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) iktidarının eğitimde her geçen gün dincileştirme politikasının dozunu arttırdığı günlerde son olarak ‘ÇEDES’  projesiyle okullara imam atanmasına tepkiler sürüyor.

“DİNDAR NESİL YETİŞTİRME HAMLESİ”

Alevi kurumları, öğrenci veli dernekleri ve eğitim kurumları okullara imam atanmasını protesto etmek amacıyla 16 Eylül’de İzmir Gündoğdu Meydanı’nda buluşacak. 16 Eylül’de yapılacak miting öncesi PİRHA mikrofonuna konuşan Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) İstanbul 1 Nolu Şube Başkanı Mesut Mike, “Eğitim bilimsel bir alan. Bu alanda özellikle pedagoji bilimi öne çıkar. Pedagoji bilimine göre çocukların sağlıklı bir gelecek için bilimsel bir eğitime ihtiyaçları var. Bilimsel eğitim, onların yeteneklerini, zeka düzeylerini geliştirecek algılarını güçlendirecek bir hale getirmektir. Her bakımdan tam donanımlı hale getirme işidir. Devletler, eğitimi genel olarak kendi politik hatlarına göre dizayn etmek istiyorlar. Çocuğun üstün yararı dediğimiz kriteri es geçiyorlar. Bizde de ne yazık ki son yıllarda AKP iktidarıyla birlikte dindar nesil yetiştirme hamlesiyle şekillenmiş durumda”dedi.

ÖNCE İMAM HATİPLER ŞİMDİ DE OKULLARA İMAM ATAMASI

Mike, AKP iktidarı boyunca eğitimde dinci politikaların öne çıktığını ifade ederek, “Önce imam hatiplerin yaygınlaştırılması daha sonra tüm okullarda dini içerikli ders programlarının yoğunlaştırılması yetmedi, bazı dernek ve cemaatlerle Milli Eğitim Bakanlığı protokol yaparak çeşitli dersleri müfredata sokmaya çalıştı. Biz Eğitim Sen olarak dönem dönem davalar açtık. Çünkü bunlar anayasaya ve pedagoji bilimine uygun olmayan şeyler. Anayasada da eğitim için laik, demokratik ve bilimsel vurgusu var. Bununla birlikte açtığımız davaları kazandık. Birçok protokol iptal edildi. Fakat Milli Eğitim Bakanlığı yeni protokoller yapmaya devam ediyor. En son Diyanet İşleri Başkanlığı ile yaptıkları ÇEDES projesi var. Bu projeyle birlikte Diyanetin görevli kıldığı kişilerin okullarda eğitim vermesi sağlanıyor. Diyanetin okullara görevlendireceği kişiler herkesin bildiği gibi imamlar. Okula imam sokulma meselesi buradan ortaya çıkıyor” dedi.

ÇOCUĞUN ÜSTÜN YARARI İÇİN 16 EYLÜL’DE MİTİNGE

“Okullarda imamların cirit attığı bir dönemi olgunlaştırmaya çalışıyorlar” diyen Eğitim Sen) İstanbul 1 Nolu Şube Başkanı Mesut Mike, şöyle devam etti:

“Bunu önce tartışmaya açtılar, toplum içerisinde tepkisizliği görünce de pratiğe geçirdiler. Biz Eğitim Sen olarak buna karşı sesimizi yükseltiyoruz. Eylem ve etkinlikler düzenliyoruz. Özellikle son yıllarda Alevi kurumlarının laik eğitimi sahiplendiğini biliyoruz. Sadece Alevi kurumları değil, dindar kesimlerden de bize destek veren aileler var. Onlar da dini eğitimin okullarda çocuklara verilmeye çalışmasını doğru bulmuyor. Zaten eğitimin ve devletin laiklik ilkesine aykırı olan bir durum. Bu aykırılığı dile getirmek ve çocuğun üstün yararını gözeten laik, bilimsel eğitim yapısının oluşturulması adına tüm aileleri, velileri, öğrencileri, eğitim emekçisi arkadaşlarımızı 16 Eylül’de yapılacak olan İzmir mitingine bekliyoruz. Çocuklarımız geleceğine sahip çıkmak için bu gerici yapılanmayı püskürtmemiz gerekiyor.”

Dilan ŞİMŞEK/İSTANBUL

Erdoğan’dan AKP’ye: Alternatif etkinlik değil, Alevilerin taleplerini yerine getirin

0

PİRHA- Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Antalya Şube Başkanı Nurettin Erdoğan Kültür Bakanlığı ile Alevi Bektaşi ve Cemevi Başkanlığı tarafından Hacı Bektaş Veli portresi üzerinde dezenformasyon yapılmasına tepki gösterdi. Erdoğan, “Geçmişten günümüze kadar Aleviliğin yaşam felsefesindeki ritüelleri, görselleri belli, önemli ve kutsaldır. Bunlar üzerinde oynanmasını asla kabul etmeyiz” dedi.

Alevi Bektaşi ve Cemevi Başkanlığı’nın Kültür ve Turizm Bakanlığı ile organize ettiği Hacı Bektaş Veli’yi Anma Etkinlikleri için kullanılan görselde Hacı Bektaş Veli’nin kucağındaki aslan ile ceylanın kaldırılması, Alevi toplumu tarafından tepki ile karşılandı.

Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Antalya Şube Başkanı Nurettin Erdoğan yapılan bu değişime tepki gösterdi.

“ALEVİLER KENDİ DEĞERLERİYLE OYNANMASINI ASLA KABUL ETMEZ”

Erdoğan, “Geçmişten günümüze kadar Aleviliğin yaşam felsefesindeki önemli değerleri, ritüelleri, görselleri Aleviler nezdinde bellidir, kutsaldır. Bunlar üzerinde oynanmasını hiçbir Alevi toplumu kabullenmez ve kabul de etmez” dedi.

“Kendi akıllarınca alternatif bir etkinlik yapıp toplumun gözüne şirin görünmek ve hoş tutmak gibi bir girişimleri var” diyen Erdoğan, “Hiç ummadığınız bir biçimde farklı girişimlerde bulunan iktidar yetkilileri, Hacı Bektaş Veli’nin 752 ölüm yıl dönümünde yaşanan bu değişim ve girişimler olumlu şeyler değil” diye belirtti.

“ALTERNATİF ETKİNLİK DEĞİL, ALEVİLERİN TALEPLERİNİ YERİNE GETİRİN”

Nurettin Erdoğan, “Alternatif bir etkinlik yapıyorsunuz, bu etkinliğin içerisini yine Alevi canlarımızla doldurmaya çalışıyorsunuz. Alevilerle gerçekten kardeşçe yaşamak istiyorsanız öncelikle Alevilerin taleplerini yerine getirmeniz gerekiyor” dedi.

“Doğada iki düşman olarak görsel olan aslan ile ceylan Hünkarım kucağında dost oluyor “şeklinde ifade eden Erdoğan, “Aslanla ceylanın Hünkarımızın kucağında kardeşçe bir arada yaşayabildiği gibi dönemimizde de insanlar ayrıştırmadan ötekileştirmeden kardeşçe bir arada yaşayamaya sahip olabilir” ifadelerini kullandı.

“TEK BİR İNANCI DAYATAMAZSINIZ”

Nurettin Erdoğan, konuşmasını şu cümlelerle sürdürdü:

“İktidarların kendi konumlarını, kendi koltuklarını koruma amacına yönelik yapmış oldukları bu gibi girişimler bizim toplumu rahatsız etmektedir. Buna ilişkin biz de Hacıbektaş’ta gereken mesajı gerekli yerlere basın açıklaması ve deklarasyon yayınlayarak Alevi toplumunun neler istediğini, neler istemediğini tek tek açıkladık. Orada genel başkanlarımız da dile getirdi ve ifade ettiler. Elbette ki Anadolu coğrafyasında toplumsal bir yaşam biçimi her türlü etnik yapılanma ve bir inanç biçimi vardır. Bunların özgürce yaşaması gerekir. Yani tek tip bir din anlayışı ile bu ülkeyi yönetemezsiniz, bu ülkede tek bir dini dayatamazsınız. Herkesin inancı kendinedir. İnanç Allah’la kul arasındaki bireysel bir düşünce yapısıdır, bunu kalıplaştırıp dayatamazsınız.”

Cebrail ARSLAN/ANTALYA

Ateşoğulları: İktidar kendi Aleviliğini oturtmaya çalışıyor, Aleviler tepkisiz kalmamalı

0

PİRHA- Yazar Kamil Ateşoğulları, Hacı Bektaş Veli’nin portresinden aslan ve ceylanın kaldırılmasına tepki göstererek, “İktidar kendi kafasındaki Aleviliği oturtmaya, kendi düşüncelerini egemen kılmak istiyorlar. Aleviler buna tepkisiz kalmamalı” dedi. Ateşoğulları ayrıca okullara imam atanmasına karşı İzmir’de 16 Eylül’de yapılacak mitinge katılım çağrısı yaptı. 

Yazar Kamil Ateşoğulları, Hacı Bektaş Veli anma etkinliklerini ve Alevi gündemlerini PİRHA’ya değerlendirdi.

“SÜNNİ GENÇLERİN BU ETKİNLİKLERE GETİRİLMELERİ YARARLI OLUR”

Etkinliklerde ulaşım ve konaklama sorunlarının çözülmesi gerektiğini ve programların içeriğinin daha derinlikli bir çerçevede hazırlanması gerektiğini belirten Ateşoğulları, bu etkinliklere Aleviliği tanımaları açısından Sünni gençlerin getirilmesinin de yararlı olacağına değindi.

“ALEVİLİĞİ ORTADAN KALDIRMAK İSTİYORLAR”

Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından düzenlenen Hacı Bektaş Veli Anma Etkinliklerinde, Hacı Bektaş Veli portresinden aslan ve ceylanın kaldırılmasını yorumlayan Ateşoğulları, “Onlar kendi kafalarındaki Aleviliği oturtmaya çalışıyorlar. Osmanlıdan beri çok can verilmiş ama ne Osmanlı ne Selçuklu ne de Cumhuriyet o noktaya gelemedi. Aleviliği ortadan kaldırarak kendi düşüncelerini egemen kılmak istiyorlar. Her türlü olanakları olduğu için bu cüreti bulabiliyorlar. Bütün suç devletin ama Alevilerin bu gibi durumlara biraz tepkisiz kalmasından da kaynaklanıyor” sözlerini kullandı.

16 EYLÜL’DEKİ MİTİNGE ÇAĞRI

Kamil Ateşoğulları, ÇEDES protokolü kapsamında okullara din görevlilerinin atanmasına toplumun tüm kesimlerinin tepki göstermesi gerektiğinin altını çizdi. Konuya ilişkin 16 Eylül’de İzmir’de yapılacak olan büyük mitinge katılma çağrısı yapan Ateşoğulları, şu sözleri dile getirdi:

“Pek de demokratik olmayan cumhuriyeti İslam cumhuriyetine döndürme hesabı içindeler. Bunu çok iyi görüp ona göre tavır almak gerekiyor. Burada Alevi derneklerine büyük görev düşüyor. Genel politikalar çizip, o politikalar içerisinde belli programları gerçekleştirmemiz gerekiyor. Bu sadece Alevilerin sorunu değil, demokrat tüm kesimlerin bir arada olması gerekir. Bu sebeple herkesin İzmir’deki mitinge katılmasını, Alevilerin Aleviliğe demokratik kesimlerin demokrasiye sahip çıkmaları gerekiyor.”

Fatoş SARIKAYA- Diren KESER/PİRHA

Hacıbektaş portresi’nin değiştirilmesini Celal Fırat Meclis gündemine taşıdı

Yeşil Sol Parti İstanbul Milletvekili Celal FIRAT Hacıbektaş portresinin değiştirilmesine ilişkin soru önergesini Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy cevaplandırılması  istemiyle Meclis başkanlığına sundu.

Kültür ve Turizm bakanlığı tarafından hacıbektaş parçasını değiştirmesinin ardından alevi kurumlarının tepkileri sürerken Yeşil Sol Parti İstanbul milletvekili Celal Fırat konuya ilişkin soru önergesini meclise taşıdı.

Celal Fırat’ın soru önergesi şu şekilde:

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

Aşağıda belirtilen sorularımın Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy tarafından Anayasanın 98. ve TBMM İçtüzüğünün 96. ve 99. Maddeleri uyarınca yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.

Celal FIRAT
İstanbul Milletvekili

Bir gece kararnamesi ile Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığının kurulması birçok tartışmanın ve tepkinin odağı olmuştur. Alevi örgütleri ve Alevi toplumu, bu başkanlığa karşı tavır göstermiş, ancak tüm bu itirazlara ve redde rağmen Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı kuruluşundan itibaren Alevilik inancını asimile etme çabalarını sürdürmeye devam etmektedir.

Devlet eliyle kurularak, Alevilere dayatılan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı, Nevşehir Hacı Bektaş ilçesinde her yıl anma gerçekleştiren Alevi örgütlerini ve Hacı Bektaş Belediyesini hiçe sayarak Hacı Bektaş Veli anma etkinliklerine el koymaya çalışmaktadır.

Alternatif asimilasyoncu anma etkinliği düzenleyen başkanlık ilk icraat olarak, Pirimiz Hünkar Hacı Bektaş Velinin kutsallığını hiçe sayarak Alevi halkının inanç önderinin tasvirlerinde yer alan “Aslan–Ceylan” sembolünü silerek faşist sömürgeci ideolojisini ortaya koymuştur.

Yüzyıllardır sevgi ve hoşgörünün sembolü olan Alevi-Bektaşi inancında derin etkiler bırakan ve bilinirliği Anadolu’dan dünyaya yayılan, Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) tarafından da tescil edilen Hacı Bektaş’ı Veli’nin “sevgi-hoşgörü” tasvirini bozan başkanlık, devletin siyasi ve gerici düşüncesini bir kez daha ortaya koymuştur. Aynı şekilde geçtiğimiz yıl Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Hüseyin Gazi Cemevini ziyaret etmiş, Cemevinde asılı olan ve Aleviliği anlatan resimler indirilerek Alevi toplumuna gözdağı verilmeye çalışılmıştır.

Kısacası; Türkiye’de Alevilerin değerlerini yok sayan, halkları birbirine düşmanlaştıran devlet erki, bu son icraatı ile düşünce–öğreti ve inançsal anlamda Alevilerin Piri sayılan Hacı Bektaş Velinin resminde tasvir edilen “Ceylan ve Aslan” sembolünü, siyasi çoğunluğun dışlayıcı tutumuna kurban etme girişiminde bulunmuştur.

Alevi kurumları ve örgütleri; başkanlığın bu tutumunun nefret dili olduğunu vurgulamış, protesto ederek, başkanlığın bu tasvirini kabul etmemişlerdir. Sonuç olarak Cumhuriyet’in birinci yüzyılında Alevilerin eşit yurttaşlık taleplerine kulak tıkayan devlet, Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı kurarak asimilasyon politikaları yürütmeye devam etmektedir.

Cumhuriyet’in kurulmasıyla birlikte 30 Kasım 1925’te TBMM’de kabul edilen “Tekke ve Zaviyelerin Kapatılması Kanunu” ile Hacı Bektaş Veli Dergâhı kapatılmış, Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne devredilen dergâh, bu düzenlemelerden sonra 16 Ağustos 1964 tarihinden Etnografya Müzesi’ne dönüştürülmüştür. Hacıbektaş ilçesi geçmişte olduğu gibi Cumhuriyet döneminde de Alevilerin ve Bektaşilerin ziyaret merkezi olmaya devam etmiştir. Devlet eliyle müze olan dergâhta ibadetler özel izne tabi tutularak kayıtlandırılmıştır. Aynı dönemde ibadete kapatılan ve müzeye dönüştürülen Ayasofya ibadete açılmış ancak Etnografya Müzesi olan Hacı Bektaş Dergâhı ne yazık ki Alevilere iade edilmediği gibi yasaklanmıştır.

Bu bağlamda;

1- Bakanlığınıza bağlı Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı bugüne kadar ne tür çalışmalar yapmıştır ve ne hedeflemektedir? Net olarak Alevi toplumuna bir açıklama yapılacak mıdır?

2- Bakanlığınıza bağlı Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı neden Hacı Bektaş etkinliklerinde yerelde ki kurumlara alternatif etkinlik düzenlemektedir? Amacınız tam olarak nedir?

3- Nevşehir Hacı Bektaş ilçesinde düzenlenen etkinlikte Hacı Bektaş Veli’nin elinde Aslan ve Ceylan tuttuğu resmin deforme edilerek bu semboller neden çıkartılmıştır ve bununla ne hedeflenmektedir?

4- Türkiye Cumhuriyeti devleti ve hükümeti Alevileri ve Alevi inancını tanımıyorken, başkanlığınızın Aleviler adına yaptığı inançsal çalışmaların ve etkinliklerin amacı nedir?

5- Hacı Bektaş Veli Dergâhı Alevilere teslim edilmesi gerekiyorken neden Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı bir müze statüsü verilmiştir? Bakanlığınızın Hacı Bektaş Veli dergâhının Alevilere geri verilmesi adına bir çalışması var mıdır?

 

Alevinet / Habermerkezi 

KHK ile ihraç edildiği üniversiteye geri dönen akademisyene oda verilmedi

0

PİRHA- KHK ile ihraç edilen Doç. Dr. Mustafa Kemal Coşkun’a mahkeme kararıyla göreve iade edilmesine rağmen oda verilmedi. Coşkun bunun üzerine masasını fakülte bahçesine kurdu

Olağanüstü Hal (OHAL) kapsamındaki Kanun Hükmünde Kararname ile (KHK) görevden ihraç edilen Ankara Üniversitesi Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi sosyoloji bölümünden Doç. Dr. Mustafa Kemal Coşkun, işe iade edildi.

Evrensel’den Damla Kırmızıtaş’ın haberine göre, üniversite yönetimi akademisyene oda vermedi. Bunun üzerine akademisyen masasını fakülte bahçesine kurdu.

“İŞ BULAMADIĞI İÇİN İNTİHAR EDEN AKADEMİSYENLER VAR”

İşe iade edilmeden önce yaşadıkları zorlukları anlatan Coşkun “Bu süreçte hem para kazanmamız hem de akademik çalışmalarımıza devam etmemiz gerekiyordu. Ne yazık ki bu süreç akademik çalışmalarımı yavaşlattı. Bunun ötesinde iş bulamadıkları için Mehmet Fatih Tıraş gibi intihar eden akademisyenler oldu. Çoğu meslektaşımız hâlâ üniversitelerine dönemedi. İdare mahkemelerinin kararlarında da iadeden çok ret kararları var. Muhtemelen bana da istinaftan ret kararı çıkacak. Mahkemeler de çok çelişkili kararlar veriyorlar. Çünkü bu siyasi olarak kullanılıyor” diye konuştu.

(HABER MERKEZİ)

Sezgin Tanrıkulu 2023 hak ihlalleri raporunu açıkladı

0

PİRHA-Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu tarafından 2023 yılı haziran ayı hak ihlalleri raporu açıklandı. Rapora göre, haziran ayında 357 kişi işkenceye maruz kaldı. Tanrıkulu, raporda Cumartesi Anneleri’ne de dikkat çekti.

Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) hükümetleri dönemini kapsayan 2002-2023 tarihleri arasında birçok hak ihlali yaşandı ve yaşanmaya devam ediyor. Tanrıkulu, haziran ayına ilişkin hak ihlalleri raporunu açıkladı. Rapora göre, 399 kişi katıldığı eylem ve etkinliklerde gözaltına alındı, 12’si tutuklandı.
190 KİŞİNİN YAŞAM HAKKI İHLAL EDİLDİ
Rapora göre, haziran ayında 190 kişinin yaşam hakkı ihlal edildi. Yaşam hakkı ihlallerinde 159 ölümle iş cinayetleri yer alırken, iş cinayetlerini 25 ölümle kadın cinayetleri izledi. Rapora göre 3 kişi “resmi hata ve ihmal” sonucu, 2 kişi cezaevi koşulları, 1 kişi de güvenlik güçlerinin neden olduğu olayda hayatını kaybetti.
521 HABERE ERİŞİM ENGELİ KARARI VERİLDİ
Rapora göre haziran ayında 357 kişi işkenceye maruz kaldı. Bu işkence olaylarının 32’si cezaevinde oldu. İşkence görenlerden 5’i çocuktu. Rapora göre haziran ayında 6 gazeteciye soruşturma açıldı, 1 gazeteci tutuklandı, 4 gazeteci gözaltına alındı, yaptığı haberlerden dolayı hakkında dava açılan 4 gazeteci de bu davada mahkum oldu. Ayrıca 4 gazeteci saldırıya uğradı. 521 habere erişim engeli kararı verildi.
15 EYLEM VE ETKİNLİK YASAKLANDI
Toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkını kullanan yurttaşlar da rapora göre hak ihlaline uğradı. 15 eylem ve etkinlik yasaklandı. 23 eylem ve etkinliğe kolluk müdahalesi oldu.
TANRIKULU, CUMARTESİ ANNELERİ’NE DİKKAT ÇEKTİ
Tanrıkulu, raporunda müdahale edilen eylem ve etkinliklerde Cumartesi Anneleri’nin durumuna dikkat çekerek, “Anayasa Mahkemesi’nin 2 ayrı kararı olmasına rağmen maalesef Galatasaray Meydanı’nda toplanamıyorlar ve her hafta bu sivil itaatsizlik eylemi nedeniyle gözaltına alınıyorlar. Kısacası Türkiye’nin her yerinde, 81 ilinde, her tarafta, cinsiyet, yaş, inanç farkı gözetmeksizin, ağır insan hakları ihlalleri haziran ayında da devam etti. Bu ihlallerle mücadele etmeye, dayanışma göstermeye ve teşhir etmeye devam edeceğiz” diye konuştu.

(HABER MERKEZİ)

AKD 2. Altınoluk Alevi Kültür ve Sanat Festivali ardından sonuç bildirgesi yayınladı

0

 PİRHA- AKD Altınoluk şubesi ‘Edep Erkan Yol Aşkına Şiarıyla Gercekleşen Altınoluk Alevi Kültür Sanat Festivalinin Öğretikleri’ başlığı ile sonuç bildirgesi yayınladı.

Alevi Kültür Dernekleri (AKD)’nin 9-13 Ağustos tarihleri arasında ikincisini düzenlediği Alevi Kültür ve Sanat Festivali’nin ardından sonuç bildirgesi yayınladı. Festival tertip komitesi tarafından yayınlanan metinde;

“Ülkemizde ve tüm dünyada adalet sisteminin haktan, eşitlikten yana değil güçlüden yana işlediği gerçeğini maalesef her gün görüyoruz. En yakın tarihte Dersim, Çorum, Maraş, Sivas, Gazi, Suruç, Ankara Gar Katliamı ve daha onlarcasında adalet arayan Aleviler, hâlâ bu adaletin sağlandığını görmeyi beklemektedirler. Altınoluk Kültür Sanat Festivalimizde Aleviler ve Alevi dostlarıyla birlikte dünyaya sevgi, barış, eşitlik, kardeşlik gözüyle bakan herkesin cemal cemale kaynaştığı, türküler, deyişler söylediği  festivalimizde , gönülleri birlemeyi başarmıştık. Bu yıl  festivalimizde çok sayıda değerli sanatçı, akademisyen, gazeteci, yazar ve siyasetçi konuk oldu  ve Alevilerin dünyanın evrensel değerlerine uygun düşünce ve eylem dünyasına katkı sundular.  Öncelikle Alevi sorununun çözümüne yönelik her adımı olumlu karşılayacağımızı, bu konuda üzerimize düşecek her türlü sorumluluğu göstereceğimizi ilan ederiz.” ifadelerine yer verildi.

“OKULLARA İMAM ATANMASININ ASIL AMACI ÜLKEMİZDE KARIŞIKLIĞA YOL AÇMAK”

Yayınlanan bildiride Alevi toplumunun yaşadığı bir çok sorun ve buna karşın oluşan taleplerine yer vererek “Alevilerin tarih boyunca maruz  bırakıldıkları eşitsizlik, inkar ve asimilasyon gibi mağduriyetlerin derhal son bulmasını ÇEDES (Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum) adlı projeden ve benzeri uygulamalardan derhal vazgeçmelidir. Projeye eğitimciler, veliler ve demokratik kamuoyu daha güçlü tepki göstermelidir. Okullara imam atanmasının asıl amacı olan kindar ve dindar bir Müslüman nesil yetiştirmeyi slogan edinmiş, Ebussuut’un fetvalarını esas alarak ayrımcılığı daha derinleştirerek ülkemizde bir karışıklığa yol açacak bu uygulamaları doğru görmüyoruz.” denildi.

Bildirinin devamında dikkat çeken başlıklar şunlar oldu;

“MADIMAK UTANÇ MÜZESİ YAPILMALI”

Çözümün öncelikli yolu, başta Aleviler olmak üzere, inançsal, ulusal etnik, cinsel ve dilsel kimlikleri üzerinden düşmanlaştırılmış kesimlerin uğratıldıkları eşitsizlik, inkar ve asimilasyon gibi mağduriyetler derhal sona erdirilmelidir. Alevilerin asli talep ve sorunlarının çözümü gibi sunulmakta, hem de bunların diyeti olarak Alevilere İslamcı politikalara biat dayatılmaktadır. Cumhuriyet tarihi boyunca inançsal kimlik hakları reddedilmiş olan Aleviler, bugün çok daha ağır bir İslamcı asimilasyon baskısı altına alınmış bulunmaktadır. Madımak’ın utanç müzesi yapılması ve rejimin tüm insanlığa karşı suçlarıyla yüzleşilmesi. Madımak Katliamının, insanlığa karşı işlenmiş bir suç olarak kabul görmesi, ve insanlığa karşı işlenen suçlarda zaman aşımı olmaz diyebilmelidir. Açıkça ilan ederiz ki, öncelikle bu sorunların çözümü için adım atılmak isteniyorsa, bunun doğrudan muhatabı, Alevilerin on yıllara yayılan mücadeleleriyle oluşturdukları kurumlarıdır. Cemevlerine ve özellikle dedelere yönelik manipülatif çabalar, çözümün değil, çürütme ve parçalama iradesinin göstergeleridir. Aleviler, tüm renkleri ve kurumlarının birleşik iradesiyle bu beyhude ve anti demokratik çabaların karşısında duracaktır.”

“EŞİT YURTAŞLIK HAKIMIZ ALACAĞIZ”

Buradan tüm ülke kamuoyuna ilan ederiz ki, iktidar Alevilerin sorunlarını, şimdiye kadar olduğu gibi görmezden gelmeye devam edemez. Kürt sorununda olduğu gibi Alevi sorununu da çözmek yerine çürütme inadı, sadece söz konusu bu kesimlere değil, Türkiye halkının bütününe de büyük bedeller ödetmektedir. Gerçeklik buyken Alevi kurumları, sadece kendilerine yaşatılan mağduriyetin çözümü için değil, bir bütün olarak Türkiye’nin sorunlarının çözümü için uğraş verdiğinin bilinciyle davranmaktadır. Tüm kurumlarımız birlikte eşit yurttaşlık hak mücadelesini Türkiye’nin her kimlikten halkına, vicdanını kaybetmemiş herkese gerçek bir demokrasi, gerçek bir laiklik ve sosyal hukuk devleti için birlikte mücadele etme çağrısı yapmaktayız. Birinci yüzyılını mağduriyetle, asimilasyonla, katliamlarla geçirdiğimiz Cumhuriyetin ikinci yüzyılında artık Pirlerimizin belirttikleri çizginin, yani “72 millete bir nazarla bakma” düsturunun gerisinde kalan bir yedeklenmeyi kimse bizlerden beklemesin. Alevi toplulukların ve kurumlarımızın üzerinde bir kez daha mutabakat tazelediği eşit yurttaşlık talebimizin gerekleri, bu festivalimizde bir kez daha teyit edilmiştir.

“ALEVİLİĞİ KÜLTÜR BAKANLIĞINA HAPSEDEMEZSİNİZ”

Dinde ,inançta, bireyin kendi özgür iradesiyle belirlediği bir yaşam biçimidir. 17 Kasım’da Meclis’ten geçen torba yasayla, cemevlerinin yönetimi ve tüm faaliyetlerinin Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde kurulan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na bağlanmasıni tanmıyoruz bu yasayı tanıyanlar ve kapısında bekleyenler kapımızdan dahi geçmesinler diyoruz. Henüz Alevilerin eşit yurttaşlık sorunları ortadayken cemevlerinin ibadethane olmasını kabul etmeyen bir diyanet ve çevresi  Alevileri hangi yüzle dizayn etmeye çalışıyor?

Aleviler bu ülkenin vergi veren vatandaşları olarak elbette devletle ilişki kuracak, devletten hizmet ve hak talep edecektir, etmelidir de, ediyorlar da. Ama Alevilerin mücadelesi, devletin bir bakanlığının zapturaptı altına girme mücadelesi değildir. Alevilerin mücadelesi, demokratik bir ülkede eşit vatandaşlar olarak yaşama mücadelesidir. Bunun için gerekli olan, zorunlu din derslerinin kaldırılmasından kamuda yaşadıkları ayrımcılığın son bulmasına ve cemevlerinin ibadethane olarak kabul edilmesine kadar bir dizi talebi Alevi kurumları farklı platformlarda defalarca açıkladı. Ayrıca, bu taleplerle ilgili alınmış, fakat ısrarla uygulanmayan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Yargıtay kararları var. Hal böyleyken, her biri son derece makûl ve haklı bu talepleri karşılamak yerine, tam aksi yönde ve Aleviliği devletleştirmek amaçlı yapılan hamleler meseleyi çözmek şöyle dursun, gittikçe içinden çıkılmaz bir hale getiriyor. Gerek kamu kaynaklarının ve gerekse kamu kadrolarının liyakat, adalet ve eşitlik ilkelerine göre dağılımının sağlanması, başta Aleviler olmak üzere ötekileştirilen tüm kesimler aleyhine sürdürülen negatif ayrımcılığa derhal son verilmesi, Bu ters yöndeki gidişat ülkede demokrasinin geleceği açısından zaten karanlık olan tabloyu daha da karartıyor. Tüm bunlardan ötürü,

“TOPLUMSAL YÜZLEŞME İÇİN DEMOKRATİK ANAYASAYA İHTİYAÇ VARDIR”

Festivalimizin daha çok kadın emeği üzerinde gerçekleşmesi ve çocukların da sürece dâhil olması işte tamda bu nedenlerden dolayı kurumlar ve Alevi toplumu arasındaki bağın güçlenmesine katkı sağlamaktadır. Alevi toplumu ve merkezi örgütlenme yöneticilerinin oluşmasına ve hemhal edilmesine vesile olmaktadır. Sanatçı ve akademisyenlerin çalışmaları, Alevi toplumu ile buluşması, bölge ve çevresindeki yaşayanların gerek teknoloji gerek sanat gerek ise kültür anlamında gıdalandığı bir etkinlik süreci olmuştur. Daha güçlü bir Festival için mücadeleye devam.

Tarihi inanç köklerimiz olan ocak ve dergahlarımıza dönük baskılarınızın farkındayız. Alevi-Bektaşi dergahlarının birçoğuna el koydunuz ya da kontrol altında tutularak işlevsiz hale getirdiniz. Dergahlarımızı geri istiyoruz, Aynı zamanda dedelerimizi zapturapt altına alarak, ocaklarımızı yok etmek istiyorsunuz. İktidar, Sünni-Hanefi inancına biz Alevileri de ekleme amacındadır. Bizleri tarif etmeninizi ve tanımlamanızı kabul etmiyoruz. Ve tekrar tekrar ifade ediyoruz ki; bir kez daha, yine, yeniden belirtmek istiyoruz ki; bizler, Anadolu’nun çok kültürlü ve çok inançlı çeşitliliğini tekleştirmeyen, laik ve demokratik bir ülkede, birlikte yaşama sevdamızdan asla vazgeçmeyeceğiz. Demokratik mücadelemizi, yasal ve hukuki zeminlerde aramaya ve savunmaya devam edeceğiz.

(HABER MERKEZİ)