Ana Sayfa Blog Sayfa 162

Jandarma,Yeşil Sol Parti Milletvekili’ni alıkoydu

0

PİRHA-Yeşil Sol Parti, Şanlıurfa Milletvekili Ömer Öcalan’ın gözaltına almaya çalışan jandarmanın bunu yapamayınca milletvekilini alıkoyarak karakola götürdüğünü duyurdu.

Yeşil Sol Parti’nin sosyal medya hesaplarından yapılan paylaşımda, konuya ilişkin şöyle denildi:

“Geçtiğimiz sene hapiste yaşamını yitiren Halfeti Belediye Eşbaşkanımız Bazo Yılmaz’ı mezarı başında anmak isteyenlere saldıran jandarmalar bununla yetinmeyip Milletvekilimiz Ömer Öcalan’ı gözaltına almak istemiş, yapamayınca alıkoyarak karakola götürmüşlerdir. Kürt halkının iradesine yapılan bu haydutça saldırıya sessiz kalmayacağız, hesabını soracağız”

(HABER MERKEZİ)

Karabudak: Hacı Bektaş Veli’nin portresini değiştirmek inanç hafızamızı silmektir

0

PİRHA-Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Ankara Şube Eş Başkan’ı Mustafa Karabudak, Kültür Bakanlığı ile Alevi Bektaşi ve Cemevi Başkanlığı tarafından Hacı Bektaş Veli portresi üzerinde dezenformasyon yapılmasına tepki gösterdi. Karabudak, “Hacı Bektaş Veli’nin kucağındaki aslan ve ceylan, farklılıkların bir arada, barış içinde yaşamasını temsil eder. Bunu kaldırmak değerlerimizi yok saymak, inanç hafızamızı silmeye çalışmaktır” dedi.
Alevi Bektaşi ve Cemevi Başkanlığı’nın Kültür ve Turizm Bakanlığı ile organize ettiği Hacı Bektaş Veli’yi Anma Etkinlikleri için kullanılan görselde Hacı Bektaş Veli’nin kucağındaki aslan ile ceylanın kaldırılması, Alevi toplumu tarafından tepki ile karşılandı.

Ana fatma Cemevi/DAD Ankara Şube Eş Başkan’ı Mustafa Karabudak, yapılan bu değişime yazılı bir açıklamayla tepki gösterdi.

“OSMANLI’DAKİ İNANÇ KARŞITLIĞI HALA DEVAM ETMEKTEDİR”

Karabudak, “Devletin bu asimilasyon politikalarını canlı tutan, kan taşıyan bunlara izin veren, para ve ikbal uğruna sisteme yedeklenen içimizdeki hainler, gri pasaportlu sözde dedeler yol düşkünleridir” diyerek Alevi toplumu içinde de asimilasyon politikalarına çanak tutanların olduğuna vurgu yaptı.

Mustafa Karabudak açıklamasında şunları söyledi:

“Geçtiğimiz yıl kurulan Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesindeki Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın organize ettiği Hacı Bektaş Veli Anma etkinliklerinde, afişlerde Hacı Bektaş Veli’nin kucağındaki aslan ve ceylan kaldırılmıştır. Bu durumu Demokratik Alevi Dernekleri olarak biz de kınıyoruz. Hacı Bektaş Veli’nin kucağındaki aslan ve ceylan farklılıkların bir arada, barış içinde yaşamasını temsil eder. Bunu kaldırmak değerlerimizi yok saymak, inanç hafızamızı silmeye çalışmaktır. Ama tarihsel sürece baktığımızda Osmanlı’daki inanç karşıtlığı hala devam etmektedir. 1826 yılında II. Mahmut, Bektaşi Tekkelerini kapatırken Hacı Bektaş’ı da kapatmış, postnişin Abdullah efendiyi Amasya’ya sürgün göndererek yerine kayyum olarak Kayserili Nakşıbendi şeyhini atamıştır. Dergahın yanına camii yaptırarak Nakşıbendi tarikatının hizmetine sunmuştur. Devletin asimilasyon politikaları buradan başlamaktadır. Daha sonrasında 1925 yılında tekke ve zaviyeler kanunuyla kapatılıp, 1964 yılına kadar kapalı olan dergah o tarihte vakıflara devredilerek müze olarak yeniden açılmıştır. Hacı Bektaş Veli Dergahı UNESCO Dünya Miras Geçici Listesi’nde dergah değil külliye olarak yer almıştır. Alevilerin Serçeşmesinin külliye olarak atfedilmesi bir asimilasyon politikasıdır.

“GRİ PASAPORTLU SÖZDE DEDELER YOL DÜŞKÜNLERİDİR”

Ayrıca daha önce dergahın içinde tadilat ve restorasyonlarda yapılan duvardaki kabartmaların tek tip giyimli insan tiplemeleri bizim inancımızı temsil etmemektedir. Dönem dönem dergahta yapılan cemlere bizim inancımızı tanımayan, insanlığa düşman, kendi siyasi çıkarları için Alevilerden oy devşirmeye gelenleri almaya, tüm bunlara zamanında ciddi tepkiler vermedik. Bu suskunluğumuz bir nevi şu an geldiğimiz noktaya vesile olmuştur.
Devletin bu asimilasyon politikalarını canlı tutan, kan taşıyan bunlara izin veren, para ve ikbal uğruna sisteme yedeklenen içimizdeki hainler, gri pasaportlu sözde dedeler yol düşkünleridir. Hacı Bektaş’ın kucağından aslan ve ceylanı çıkartan zihniyet barışı, farklılıkları ve değerlerimizi yok sayarak adeta bizleri tehdit etmektedir.

“BİZ ALEVİLER BİRLİĞİMİZE SAHİP ÇIKIP YOLUMUZU YÜRÜTMELİYİZ”

Bununla birlikte diğer bir proje olan, ÇEDES projesi, devlet içindeki milliyetçi yapılanma, AKP-MHP faşist iktidarının kullandığı ayrıştırıcı ve nefret diliyle kendinden olmayanı yok saymak ve tehdit etmektir. Aleviler bu süreçte varlık ve yokluk sınavı vermektedir. Siyasal iktidarın amacı bizleri de tekleştirmektir. Buna karşılık yol bir sürek binbir düsturuyla yolu yürütmek için bir arada olmak gibi bir zorunluluğumuz vardır. Biz Aleviler olarak otoasimilasyondan uzak, kendi ötekisini yaratmadan birliğimize dirliğimize sahip çıkıp, yolumuzu yürütmeliyiz.”

PİRHA/ANKARA

İmamoğlu: Alevilere haklarının verilmesi şart

0

PİRHA- Hacıbektaş’ta Garip Dede Cemevi’ni ziyaret eden İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Ekrem İmamoğlu, Alevilere haklarının verilmesi gerektiğini belirterek, “Alevilerin ibadethanesi Cemevidir. Alevilerin haklarının verilmesi şarttır. Bizler de bu çabayı göstermeye devam edeceğiz” dedi.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Ekrem İmamoğlu, 60. Ulusal 34. Uluslararası Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri ve Kültür Sanat Etkinlikleri dolayısıyla Nevşehir’in Hacıbektaş ilçesine geldi.

Garip Dede Cemevi’ni ziyaret eden İmamoğlu, cemevi yöneticileri ve Alevi yurttaşlarla bir araya geldi. Burada konuşma yapan İmamoğlu, “Alevilerin ibadethanesi Cemevidir. Alevilerin haklarının verilmesi şarttır. Bizler de bu çabayı göstermeye devam edeceğiz. Hacı Bektaş Veli’nin insanı insan gören anlayışı hakim olmasını umuyorum. Alevi toplumunun ihtiyaçlarını karşılamaya hazırız” şeklinde konuştu.

PİRHA/HACIBEKTAŞ

AABF Rıza Şehri Yaşam Alanı Konteyner Kenti depremzedelere açıldı

0

PİRHA- 6 Şubat depremleri sonrası büyük yıkım yaşanan Adıyaman’da Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu’nun öncülüğünde Rıza Şehri Yaşam Alanı Konteyner Kenti açıldı. 

6 Şubat depremlerinin büyük yıkıma neden olduğu Adıyaman’da Rıza Şehri Yaşam Alanı Konteyner Kenti kuruldu. Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu (ABBF) Onursal Başkanı Ethem Şahin, federasyonun Başkanı Özgür Turak ve Ağuçan Ocağı’ndan Ercan Kazım Özer’in katılımı ile Rıza Şehri Konteyner Kenti bugün faaliyete girdi.

“DERDİNİZE DERMAN OLMAK İÇİN GELDİK”

ABBF Onursal Başkanı Ethem Şahin konuşmasında, “6 Şubat’ta bir facia yaşadık. O facianın sesleri Adıyaman’da duyulmadı. Sizin sesiniz Avrupa’nın her yerinde duyuldu. Bütün ülkelerin Alevi kurumları sizin sesiniz olmayı kendilerine görev kılarak derdinize derman olmak için buradayız” dedi.

“6 BİN KİLOMETRE UZAKTA HER GÜN ACINIZI PAYLAŞAN İNSANLAR OLDU”

“Facianın arkasında bıraktığı anılar hepimizi çok derinden etkiledi” diyen ABBF Başkanı Özgür Turak da, depremzedeler ile acılarını paylaştığını ifade ederek, “Sizden 6 bin kilometre uzakta yaşıyoruz ama her gün acınızı paylaşan insanlar oldu. Alevi inancının da temel öznelerinden olan Rıza Şehri kavramının burada yaşamasını arzuladık” diye konuştu.

282 KONTEYNER

Turak, İzmir Büyükşehir Belediyesi ile birlikte Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu’nun, depremzedelerin barınma ve temel yaşam ihtiyaçlarını karşılamak için 282 konteynerden oluşan ve içinde çocuk, sağlık birimleri, kütüphane, sosyal tesis, çamaşırhane ve yönetim birimlerinin yeraldığı Rıza Şehri Konteyner Kent Yaşam Alanı’nın  hizmete girdiğini söyledi.

“EN BÜYÜK İBADET HİZMETTİR”

Ağuçan Ocağı’ndan Ercan Kazım Özer ise “Yolumuz ve inancımızda en büyük ibadet hizmettir. İbadet yaşamın kendisidir. Bu hizmetlere gönül katan, buraya kadar gelen cümle canların hizmetleri kabul olsun. Hızır cümlemizin yardımcısı olsun. Hakk bizlere bir daha böylesi acılar kederler yaşatmasın. Birliğimiz, dirliğimiz beraberliğimiz daim olsun” ifadelerini kullandı.

PİRHA/ADIYAMAN 

İlyas Salman: Kardeşliği, barışı, eşitliği ve özgürlüğü Anadolu Aleviliğinden öğrendim

0

PİRHA-Ovacık’ta, eski belediye başkanlarını ve belediyeciliği konu edinen ‘Oyuna geldik’ filminin etkinliği yapıldı. Türkmen Alevi olarak dünyaya geldiğini söyleyen İlyas Salman, “Kardeşliği, barışı, aydınlığı, eşitliği, özgürlüğü, demokrasiyi, devrimi, sevmeyi ve sevilmeyi Anadolu Aleviliğinden öğrendim” dedi.

Ovacık’ta, eski belediye başkanları ve belediyeciliği konu edinen ‘Oyuna geldik’ filminin etkinliği yapıldı. Etkinlikte Ovacık Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül, filmin yönetmeni Kazım Öz ve oyuncu İlyas Salman konuşma yaptı.

“BİR COĞRAFYAYI EN İYİ KORUYACAK OLAN SANATTIR”

Yaşadıkları coğrafyanın kıymetli bir yer olduğunu söyleyen Ovacık Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül, “Bir coğrafyayı en iyi koruyacak ve kurtaracak olan sanattır. Gelirinin önemli bir kısmının belediyemize aktarılacağı ve gelen paranın kültür-sanat ve Munzur’un korunmasında kullanılacağı bir film projesi şuanda çekiliyor. Herkesin de bu projeyi kendi projesi gibi sahiplenmesini istiyoruz” diye belirtti.

“UMARIM HERKES İYİ Kİ DESTEK VERDİK DİYECEK”

Zor bir iş yaptıklarını belirten yönetmen Kazım Öz, “İnsanları güldürmeyi amaçlıyoruz. Umarım bu filmin galasını bir yaz günü açık havada burada izlediğimizde herkes iyi ki destek verdik diyeceksiniz” dedi.

“ANADOLU ALEVİLİĞİNDEN ÇOK ŞEY KAZANDIM”

Türkmen Alevi olarak dünyaya geldiğini vurgulayan İlyas Salman, “Anadolu Aleviliğinden çok şey kazandım. Kardeşliği, barışı, aydınlığı, eşitliği, özgürlüğü, demokrasiyi, devrimi, sevmeyi ve sevilmeyi Anadolu Aleviliğinden öğrendim. Artık dünyamızda Alevi, Sünni, Kürt, Türk, Ermeni ve Laz yok iki türlü insan var bir çalışan insan var bir de çalan insan var sen hangisindensin buna karar ver” diye konuştu.

Etkinlik yapılan konuşmaların ardından müzik ve şiir dinletisinin gerçekleşmesiyle sona erdi.

PİRHA/DERSİM

Hacı Bektaş veli Dergahı’nda Birlik Cemi yürütüldü

0

PİRHA- Hacı Bektaş Veli Anma Etkinliklerinde Birlik Cemi yürütüldü. Ana ve Dedeler tarafından yürütülen cemde, Kadıncık Ana üzerinden Alevi inancında kadının önemine vurgu yapıldı.

60. Ulusal 34. Uluslararası Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri ve Kültür Sanat Etkinliklerinde Hacı Bektaş Veli Dergahı birinci avluda Birlik Cemi yapıldı.

Ceme, Buca Cemevi Başkanı ve Kureyşan Ocağı evladı Hüseyin Gökçe, Alevi İnanç Kurulu üyesi Baba Mansur Ocağı evladı Narin Gülçiçek, Mersin Cemevi İnanç Kurulu Başkanı Baba Mansur Ocağı evladı Erdoğan Sevin Dede, Mersin Cemevi İnanç Kurulu Üyesi Seyit Sabun Ocağı evladı Aysel Kılavuz Ana, Döşeme Altı Cemevi İnanç Kurulu Üyesi Auçan Ocağı evladı Güzelşah Dede katıldı.

Cem yürütülürken Hacı Bektaş Veli Dergahı’na sonradan eklenen camide ezan sesi yükseldi.

Cemde Aysel Kılavuz Ana, Kadıncık Ana’nın ve kadınların Alevi inancındaki önemine dair değerlendirme yaparak, “Kadıncık Ana Hünkarın kucağında Aslan ile Ceylan dost kılan, börtü böceği, kuşu kurdu dost bilen doğa ana… Kadıncık Ana bin tanrılı Anadolu’da bir Alevi tanrıça. Kadıncık Ana Anadolu’dan dünya emekçi kadınlar mücadelesine giden yolun yolcusu” dedi.

Ardından semahlar dönüldü, lokmalar pay edildi.

PİRHA/HACIBEKTAŞ

‘Su getireceğiz’ dediler dereleri kuruttular; hayvancılık, tarım bitmek üzere

0

PİRHA- Munzur Koruma Kurulu (DEDEF) Üyesi Ali Ekber Derman, 2015 yılında DSİ’nin Kızılca Suyu (Havaçor Deresi) üzerinde yaptığı dere ıslah projesi ile tarım, hayvancılık ve yaylacılığın bitme noktasına getirildiğini söyledi. Derman, “Bunu geleceğimizi karartan bir proje olarak görüyoruz. Göçe zorlayacak” dedi.

Yeraltı ve yerüstü kaynakları açısından zengin olup yoğun bir endemik çeşitliliğe ev sahipliği yapan Dersim’in Ovacık ilçesi, doğal su kaynakları açısından da oldukça önemli bir bölge. İlçenin 17 kilometre batısındaki Munzur Gözelerinden doğup Dersim il merkezinden geçerek Keban’a dökülen Munzur Suyu bölgenin en önemli akarsuyu. Bu su çevredeki yüksek rakımlı yerlerden vadileri dolaşıp gelen diğer ırmaklarla birleşerek; birçok köye, Ovacık ilçe merkezine, koruma altında olan Munzur Vadisi Milli Parkı’na ve Dersim il merkezine kadar 80 kilometre uzunluğundaki bir alana hayat veriyor.

Munzur’a dökülen en önemli iki kaynak Kızılca (Havaçor Deresi) ve Mercan suları. Mercan deresinin suyu, büyük borularla yatağından taşınmış, bir baraj kurulmuş ve çevre bundan etkilenmişti.

KÖYLER SUSUZ KALDI

Munzur’u besleyen diğer önemli kaynak olan Kızılca Suyu ise 2016’da DSİ tarafından başlatılan dere ıslahı, sulama kanalı ve taşkın önleme projesi ile bataklığa dönüştürüldü. Kemaliye sınırlarında başlayan Havaçor Vadisi’nden gelen ve Munzur’a kaynaklık eden dere kurudu. Çevre köyler susuz kaldı. Su vaat edilmişti, sonuç kuraklık oldu.

“YAPTIKLARI SULAMA KANALI DEĞİL HAVAÇOR DERESİNİ KURUTMAK OLDU”

Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF) ile Munzur Kurulu’nda faaliyet yürüten Eski Ovacıklılar Derneği Başkanı Ali Ekber Derman, bu süreci yakından takip edenlerden biri. Devlet Su İşleri’nin (DSİ) bir toplantıda ‘Dereleri ıslah edeceğiz, köylere su getireceğiz, sizi tarımla buluşturacağız’ dediğini ama gerçek amaçlarının farklı olduğunu hatırlatan Derman şunları söyledi:

“Tam da o sırada Ziyaret köyünde Munzur Gözeleri’nin hemen arkasında bulunan ormanın arkasındaki dereden 240 bin metreküp taş çıkartacakları yönünde bir duyum almıştık. Köylüler buna müdahale etti ve bu müdahale sonucu DSİ bir sunum yapma gereği duydu. Sunumda ortaya çıkan şu olmuştu: Yaptıkları bir sulama kanalı değil, bugün Dersim Ovacık’ın yukarı su havzası dediğimiz, Havaçor’dan (Yeni Konak) başlayıp Kedek’te (Koyungölü) biten ve Munzur suyunun önemli bir kaynağı olan Havaçor deresini kurutmak oldu.  Biz o dönem gidip yerinde gördük. Havaçor’un alt kısmında oluşturdukları bentler vardı. O bentler de, buranın önümüzdeki dönemlerde siyanürlü altın arama faaliyetlerinde havuz olarak kullanılabileceğine dönük kaygılarımızı arttırdı. Oysaki böyle bir ihtiyaç yoktu, köylülerin böyle bir talebi de yoktu ama talep haline dönüştürülmek istendi.”

“GELECEĞİMİZİ KARARTAN BİR PROJEDİR”

Başlangıçta köylüleri aldatma yoluyla yapılan bu çalışmaya köylülerle birlikte itiraz ettiklerini ve itiraz sonucunda bu çalışmanın Kedek’e (Koyungölü) yakın bir yerde sonlandırıldığını ancak çalışmanın yapıldığı 20 kilometrelik alanda, geride büyük bir tahribat bıraktığını ifade eden Derman, “Bizler madenlerde olduğu gibi bunu da geleceğimizi karartan bir proje olarak görüyoruz. Daha düne kadar Havaçor’dan başlayıp Kedek’te Munzur’a karışan bu su, kendi doğal yatağında kıvrılarak akıyordu. Ama geldiğimiz aşamada insanların ve hayvanların geçişleri engellendi. Tüm canlılara hak olan, kutsal saydığımız bir alanda tahribata neden oldu. İçinde barındırdığı börtü böcek, çevresinde barındırdığı bitki örtüsü, yine balıkların yumurta bırakabileceği bir alan olan, yani kültür mirasımız alabalığın üreme alanı olan bu suyu ve çevresini mahvettiler. Bu çalışmayla birlikte, akan su yeraltına indi. Bitki örtüsüyle teması kesildi. Bu suyun kenarında çalı-çırpı, endemik bitkiler gibi tüm bitki örtüsü vardı. Şimdi artık o bitkilerden eser kalmadı. Yine burada alabalık vardı, ördeklerimiz vardı, onlardan da eser kalmadı. Burası canlıların üreme havzası diyebileceğimiz bir su havzasıydı, yok edildi” dedi.

“ÜNİVERSİTEDEN DESTEK İSTEDİK; ÇIKARDIKLARI TAŞLARIN ARSENİK ÖLÇÜMÜ YAPILMAMIŞ”

Projenin başlangıç zamanlarında köylülerin aldatıldığını, yanlış bilgilendirildiğini, yatırım ve istihdam vaadinde bulunularak ikna edildiğini ancak sivil toplum örgütleri ve demokratik kurumların çabaları sonucu, gerçeğin devletin anlattığı gibi olmadığının ve projenin sulama kanalıyla bir ilgisinin bulunmadığının açığa çıktığını anlatan Ali Ekber Derman şöyle devam etti:

“DSİ’nin yaptığı sunumda, onlara şöyle bir öneri getirmiştik. Bu çalışmayı ortak yapalım. Halka ve buradaki demokratik kurumlara danışalım dedik ama hiçbir şekilde bize kulak asmadılar. Buna rağmen biz üniversiteden destek istedik. Ziraat mühendisleri, çevre mühendisleri ve hocalarımız geldiler. Burada bir çalışma yürüttüler. Çıkarmış oldukları taşların arsenik ölçümünün yapılmadığı anlaşıldı. Yani hiçbir etüt çalışması yapılmadan böyle bir faaliyetin içine girmiş olmaları, buradaki durumun yarattığı kaygıyı arttırdı. Bizim de kaygılarımızın haklı olduğunu gösterdi. Arseniğin nasıl zarar verdiğini, nasıl bir hastalık yarattığını hepimiz biliyoruz. Bu durum hem buranın önemli bir kaynağı olan Munzur Suyu’nun kurutulmasına hem de bunun yanında 240 bin metreküp taşın yer altından arsenikle çıkıyor olması önemli sağlık problemlerinin ortaya çıkmasına neden olabilecekti.”

“NE HAYVANCILIK NE DE TARIM YAPILABİLİR”

Eski Ovacıklılar Derneği Başkanı Ali Ekber Derman, projenin realize edilen 20 kilometrelik kısmındaki tahribatın kalıcı olduğunu, oranın artık eski haline dönmeyeceğini ancak müdahale edilmeyen kısımların korunmasının kazanımları olduğunu söyledi.

Derman; “Bölgenin geçmişine ve bugünkü haline baktığımızda durum içler acısı. Vicdani, ahlaki olarak nereden bakarsak bakalım içimizde bir yaradır. Döşenen bu taşlardan dolayı ne insanların ne de hayvanların sudan geçişi olabilecek. Daha düne kadar buralara, yaylaya gelenler, gelemez oldular. Hayvanlarını buraya su içmeye getirenler getiremez oldular. Yaban hayvanlarının ya da besi hayvanlarının buradan geçişinin sakatlığa sebep olabileceğini görüyoruz. Bu nedenle burada ne hayvancılık ne de tarım yapılabilir artık. Hatta göçe sebep olabilir” diye konuştu.

“BU PROJE ASİMİLASYONUN BİR AYAĞIDIR”

Madenlerde ve siyanürle altın arama faaliyetlerinde olduğu gibi, bu projenin devamına da müsaade etmeyeceklerini belirten Derman, şunları kaydetti:

“Siyasal anlayışları ne olursa olsun, buna bakılmaksızın, Dersim’e ait kimlik aidiyeti üzerinden düşünen her birey, bunların ortak sorunlarımız olduğunu düşünmeli, ortaklaşmalı ve buna karşı birlikte mücadele etmeliyiz. Bu, asimilasyonun bir ayağıdır. Asimilasyon dediğimiz, sadece dil, kültür üzerinden gelişen bir şey değil, inanç merkezleri üzerindeki tarihsel hafızamızı ortadan kaldırmanın da bir şeklidir. Bunun önüne geçmek gerekiyor.”

Eyüp HANOĞLU/DERSİM

Koçyiğit, Tahtacı Alevilerin Kazdağları ziyaretinin yasaklanmasını Meclis’e taşıdı

0

PİRHA- Yeşil Sol Parti Kars Milletvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit, Edremit ilçesinde geleneksel olarak yapılan Tahtacı Alevilerin 700 yıllık Kazdağları ziyaretlerinin yasaklanmasını Meclis’e taşıdı. Koçyiğit, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’e ve İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’ya yönelttiği soru önergelerinde, yasal ve anayasal hakların ihlali ile inanç özgürlüğünün ve kültürel değerlerin risk altında olup olmadığını sordu.

Yeşil Sol Parti Kars Milletvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit, Edremit ilçesinde yıllardır geleneksel olarak yapılan 700 yıllık Tahtacı Alevilerin Kazdağları ziyaretlerinin son üç yıldır yasaklanmasını Meclis gündemine taşıdı. İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya ve Kültür Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’a ayrı ayrı soru önergeleri sunan Koçyiğit, yasağın inanç ve kültürel özgürlüklere yönelik bir saldırı olarak algılandığına dikkat çekti.

Tahtacı Alevilerinin yıllardır devam eden Kazdağları ziyareti geleneği, son üç yıldır alınan bir kararla yasaklanmış durumda. Bu yasaklama, Tahtacı Alevileri’nin inançlarını ve kültürel değerlerini yaşatma geleneğine büyük bir darbe vurmuş durumda. Gülüstan Kılıç Koçyiğit, bu duruma dikkat çekerek, Tahtacı Alevileri’nin yasaklara karşı Cumhuriyet Meydanı’nda yaptığı basın açıklamasına ve tepkilerine değindi.

Yasakların, 700 yıldır devam eden kültürel ve inançsal ziyaretin yerine getirilememesine yol açtığını belirten Koçyiğit, bu durumun kültürel ve inançsal değerleri tehlike altına soktuğunu ifade etti. Yasakların toplum içinde hoşnutsuzluğa, kırılganlığa ve gönül yangınlarına yol açtığını vurgulayan Koçyiğit, yasakların sürdürülmesinin toplumun kültürel ve inançsal zenginliğini yok etme tehlikesi taşıdığını belirtti.

Yasakların gerekçesi olarak orman yangınlarına karşı alınan tedbirler gösterilmiş olsa da, Tahtacı Aleviler, bu gerekçenin asıl amaçları olan kültürlerini yok etmek olduğuna inanıyor.

Koçyiğit, Kazdağları bölgesinin tarih boyunca Tahtacı Alevileri için önemli bir rol oynadığını ve bu topluluğun geleneksel etkinlikleri ve kültürel mirasıyla bölgenin zenginliğini koruduğunu vurguladı.

Alevi inancının doğa ile iç içe ilişkili olduğuna dikkat çeken Koçyiğit, Kazdağları ziyaretlerinin bu inançla bağlantılı bir ritüel olduğunu, yasakların Alevi inancı ve kültürüne yönelik bir saldırı olarak algılandığını belirtti. Bu durumun Türkiye’nin anayasal laiklik ilkesi ve inanç özgürlüğü temel insan hakları ile de çeliştiğine dikkat çeken Koçyiğit, yasağın Tahtacı Alevilerinin inançlarını ve kültürlerini özgürce yaşamalarını engellediğini ve anayasal haklarını ihlal ettiğini düşündüğünü ifade etti.

Koçyiğit, Kültür ve Turizm Bakanlığı’na yönelik soru önergesinde, Tahtacı Alevilerin kültürel mirasının ve inançsal değerlerinin korunması ve geleneksel etkinliklere destek taleplerini dile getirdi. Bu yasaklamaların Türkiye’nin kültürel çeşitliliği ve zenginliğini tehlikeye attığını belirten Koçyiğit, Tahtacı Alevilerin inançsal ve kültürel özgürlüklerinin korunması ve asimilasyon riskinin bertaraf edilmesi amacıyla atılacak adımları sordu.

Gülüstan Kılıç Koçyiğit, Kazdağları ve çevresindeki inanç ve kültürleri koruma altına almak için bir çalışma planının olup olmadığını sordu. Yasakların sürdürülmesinin Tahtacı Alevilerin kültürel mirasının tehlike altına girmesine neden olduğunu belirten Koçyiğit, bu tehlikeyi önlemek ve kültürel mirasın korunmasını sağlamak amacıyla atılacak adımları da sordu.

KÜLTÜR VE TURİZM BAKANINA SORULAR

Milletvekili Koçyiğit, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’e şu soruları yöneltti:

*Tahtacı Alevi Türkmenlerinin inançları gereği kutsal kabul ettikleri Kazdağlarını ziyaret edip inançsal ritüellerini yerine getirmelerinin yasaklanması inanç asimilasyonu değil midir?

*Tahtacı Alevi Türkmenlerinin coğrafyadaki bin yıllardır varlığını ve kültürel mirasa katkılarını düşündüğümüzde mevcut yasaklamanın kültürel mirasa zarar vereceğini düşünmüyor musunuz?
*Tahtacı Alevi Türkmenlerinin kültürünün korunması ve yaşatılmasına yönelik alınan önlemler nelerdir?
*Tahtacı Alevi Türkmenlerinin Kazdağları ziyareti, hem inançsal hem de kültürel bir değer taşımaktadır. Bu ziyaretin yasaklanması, Tahtacı Alevi inancını ve kültürel mirası asimile etme tehlikesi taşıdığına dair kaygılara cevabınız nedir? Bu kaygının bertaraf edilmesi için almayı düşündüğünüz tedbirler nelerdir?
*Kazdağları ve çevresindeki inanç ve kültürleri koruma altına almak için bir çalışma planınız var mıdır?
*Yasakların sürdürülmesi, Tahtacı Alevi Türkmenleri’nin kültürel mirasının tehlike altına girmesine neden olmuş ve bu durum toplumun kültürel çeşitliliğini zayıflatabileceği endişesini uyandırmaktadır. Bu tehlikeyi önlemek ve Tahtacı Alevi Türkmenleri’nin kültürel mirasını ve inanç özgürlüğünü korumak amacıyla atmayı düşündüğünüz adımlar nelerdir?
*Bu yasaklamalar uygulamaya konulurken görüşleriniz alınmış mıdır? Yasaklamaya dair değerlendirmeniz nedir?

İÇİŞLERİ BAKANINA SORULAR

Gülüstan Kılıç Koçyiğit, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’ya ise şu soruları yöneltti:

*Bölge turizme açık olduğu halde, bölgenin kadim halkı olan Tahtacı Alevi Türkmenlerinin Kazdağları’nda gerçekleştirdiği inançsal ve kültürel ziyaretlerin yasaklanmasının yasal ve anayasal gerekçesi nelerdir?
*Orman yangınlarına karşı alınan önlemler çerçevesinde Tahtacı Alevi Türkmenlerinin inançsal ve kültürel ziyaretlerine getirilen yasaklar, alternatif çözümler düşünülerek ele alınmış mıdır?
*Bu yasaklamaların Tahtacı Alevi Türkmenlerinin inançsal ve kültürel değerlerine dair etkilerine, bu durumun da göçe sebep olabileceğine dair bir risk değerlendirmeniz var mıdır?
*Tahtacı Alevi Türkmenlerinin Kazdağları ziyaretinin yasaklanmasının, inanç ve kültürel değerlerin özgürce yaşatılması ve ifade edilmesi hakkına zarar verdiği düşüncesine dair değerlendirmeniz nedir?
*Yasakların uygulanmasının Tahtacı Alevi inancını asimile etme veya baskılama amacı taşıdığına dair kamuoyuna yönelik oluşan endişelere nasıl bir açıklama getireceksiniz?

PİRHA/ANKARA

Cumartesi Anneleri’ne 960. eyleminde de polis müdahalesi: 21 gözaltı

0

PİRHA- Cumartesi Anneleri’nin Galatasaray Meydanı’nda anayasal hakları olan eylemlerine bu hafta da polis ablukası altında devam etti. Eylemde Cumartesi Annesi ve hak savunucusu 21 kişi ters kelepçe ve hakaret edilerek gözaltına alındı.

Gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanması talebiyle her hafta Galatasaray Meydanı’nda bir araya gelen Cumartesi Anneleri/İnsanları, eylemlerinin 960’ıncısını gerçekleştirdi.

Cumartesi Anneleri’nin Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) verdiği olumlu karara rağmen 19 haftadır Galatasaray Meydanı’na çıkmaları engellenen Cumartesi Anneleri/İnsanları ve hak savunucularının eylemi bu hafta da polis ablukası altında gerçekleşti.

Bu haftaki eyleme Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüsü ve Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) İstanbul Milletvekili Cengiz Çiçek ve bir Halkların Demokratik Partisi (HDP) bir önceki dönem İstanbul Milletvekili Musa Piroğlu da destek verdi.

ABLUKA BU HAFTA DA DEVAM ETTİ

Meydan ve meydana çıkan tüm ara sokaklar polis tarafından saatler önce kapatıldı. Yoğun ablukaya rağmen Cumartesi Anneleri/İnsanları ve hak savunucuları, meydana yaklaşır yaklaşmaz polis tarafından önleri kalkanlarla kesilerek ablukaya alındı. Ablukayı görüntülemek isteyen gazeteciler de ablukadan uzaklaştırıldı.

Eylemin engellenmesi çevrede bulunan birçok yurttaşın tepkisine neden oldu. Ablukayı ve polisin müdahalesini telefonlarıyla sosyal medyadan yayınlamak isteyen yurttaşlar da polisler tarafından engellendi.

HAKARETE MARUZ KALDILAR

Abluka içerisinde dakikalarca bekletilen Cumartesi Anneleri/ İnsanları ve hak savunucuları burada polis tarafından ters kelepçelenerek gözaltına alınmaya başlandı. Gözaltılara tepki göstererek direnen birçok kişi burada polislerin hakaretlerine maruz kaldı.

21 KİŞİ GÖZALTINA ALINDI

Gözaltına alındıktan sonra gözaltı araçlarına bindirilen Cumartesi Anneleri/İnsanları ve hak savunucuları hızlıca alandan çıkarılarak emniyete götürüldü. Gözaltı sayısının 21 olduğu öğrenildi.

PİRHA/İSTANBUL

595. F Oturması eylemi ağır hasta mahpus Soydan Akay serbest bırakılsın talebi ile gerçekleşti

0

PİRHA- İHD İstanbul Şubesi Hapishaneler Komisyonu, “F Oturumu” eyleminde Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda tutulmakta olan hasta mahpus Soydan Akay’ın sağlık durumuna dikkat çekerek, serbest bırakılması istendi.

İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Hapishaneler Komisyonu, hasta tutsakların durumuna dikkat çekmek amacıyla her hafta düzenlediği “F Oturumu” eyleminin 595’incisini gerçekleştirdi. Bu haftaki eylemde Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda tutulmakta olan hasta mahpus Soydan Akay’ın sağlık durumu paylaşıldı. 595. F oturması kapsamında ağır hasta mahpus Soydan Akay ve bütün ağır hasta mahpusların serbest bırakılarak, sağlık ve yaşam haklarının korunması için yetkililer göreve, kamuoyu duyarlılığa çağırıldı. Basın metnini hak savunucusu Meryem Bars okudu. Bars’ın okuduğu metinde şu ifadelere yer verildi;

POLİTİK MAHPUSLARA KEYFİ UYGULAMA 

İnfaz süresini tamamlayan mahpusların şartlı tahliye hakkından yararlanabilmesi, 1 Ocak 2021’den itibaren yürürlükte olan yasal düzenleme doğrultusunda, İdare Gözlem Kurulu’nun “iyi hal raporu” na bağlanmış, bu durum kişi özgürlüğü konusunda ciddi ihlallere zemin yaratmıştır. Halen; şartlı salıverme düzenlemesine göre tahliye olması gereken mahpusların tahliyeleri; ‘terörle ilişkisi var’, ‘idarenin kütüphanesine ve eğitimine gitmiyor’ , ‘sosyal etkinliklere katılmıyor’ gibi gerekçelerle ve özelde politik mahpuslara uygulanan keyfi ve ön yargılı değerlendirmelerle engellenmekte, bu ihlale maruz kalan mahpus sayısı her geçen gün artmaktadır.

“AKAY’IN HAPİSTE TUTULMASI SAĞLIK VE YAŞAMINA TEHDİT OLUŞTURMAYA DEVAM ETMEKTE”

Soydan Akay; Eklem Romatizması, Hepatit B, Kalp ve Prostat kanseri hastası olup, hapishanede yeterli tedavi ve bakım imkanı sağlanamadığından sağlığı hızla bozulmuştur. Hapishane koşullarında tek başına yaşamını sürdürmesi sakıncalı olduğu halde, Akay 5 yıldır tek başına tutulmaktadır. Kronik hastalıkları yanında, 2018 yılında teşhisi konulan Prostat Kanserinin tedavisinde de ciddi sorunlar yaşamış, hastaneye sevk ve tedavi süreçlerinde yaşanan sorunlar nedeniyle tedavisi tamamlanamadığı gibi, yeterli beslenme ve hijyen koşullarından da mahrum bırakılmıştır. Hızla bozulan sağlık durumundan dolayı serbest bırakılması gereken Soydan Akay, hakkında düzenlenen “iyi hal raporu” doğrultusunda şartlı tahliye hakkından da mahrum bırakılmış, tahliyesi 6 ay boyunca geciktirilmiştir. Akay’ın hapiste tutulması sağlık ve yaşamına tehdit oluşturmaya devam etmektedir.

PİRHA/İSTANBUL