Ana Sayfa Blog Sayfa 165

Tarihten Günümüze Alevi Kadınının Yolculuğu: ‘Can’ eşitlik anlamında çok kıymetli

0

60. Ulusal 34. Uluslararası Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri ve Kültür Sanat Etkinlikleri kapsamında ‘Tarihten Günümüze Alevi Kadınının Yolculuğu’ paneli yapıldı.

3 oturum olarak gerçekleştirilen panelin ilk oturumunda Prof. Dr. Bedriye Poyraz ve Doç. Dr. Ayfer Karakaya Stump, ‘Kadıncık Ana’dan Günümüze Alevi Kadınının Tarihsel Yolculuğu’ konusunu anlattı.

“ALEVİ KADIN KURULTAYINA GİTMEYİ AMAÇLIYORUZ”

Panelin açılış konuşmalarını Demokratik Alevi Dernekleri Kadın Meclisi’nden Nergiz Güzel ve Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkan Yardımcısı Elif Keleso yaptı.

Elif Keleso, büyük bir kadın örgütlülüğü ile Alevi kadın kurultayına gitmeyi amaçladıklarını söyleyerek, “Dönemin kadısına karşı duran Fatma Bacı gibi biz de dönemin siyasal İslamın etkilerine karşı durmaya ve aslımıza dönmeye niyetlendik. Bu yolda bir adım atalım, bir Alevi kadın örgütlülüğü ile bir arada duralım birbirimizle tanış olalım, işi kolay kılalım istedik. Bu panel ilk cemal cemale geldik ama son olmayacak ve biz bu konuda kararlıyız. Amacımız güçlü bir kadın örgütlülüğü ile büyük bir Alevi kadın kurultayına gitmek. Fatma Ana’dan Zeynep Ana’dan Şehriban Ana’dan Kadıncık Ana’dan Güzide Ana’dan alıyoruz. İşte bu yüzden iddialıyız” dedi.

Ardından Kadın Zakirler Yaprak Dengiz, Dilek Odabaş Bakır, Berivan Canbolat deyiş seslendirdiler.

“ALEVİLİK, KADIN ERKEK EŞİTLİĞİNE KAPI ARALIYOR”

Doç. Dr. Ayfer Karakaya, Alevi Bektaşi tarihine kadın ve toplumsal cinsiyet çalışmaları zaviyesinden bakmanın üzerinde durdu. Karakaya, kadın ve erkeğin birlikte ibadet etmesi üzerinden Aleviliğin iki cinsiyet arasındaki eşit olma haline vurgu yaptı. Bu sebepten dolayı Alevilik hakkında gerçek dışı sözlerle karalandığına işaret eden Karakaya şunları söyledi:

Şeriat merkezli İslamın kadına ve kadın cinselliğine bakış açısından dolayı Alevilikteki kadın ve erkeklerin birlikte ibadet etmesini kaygı ile karşılıyor. Alevi Bektaşi geleneğinde kadın ve erkek, kamusal alanda bir arada bulunabiliyor, bunu da cinsellikten arındırarak hepsini can olarak görmek vasıtasıyla yapıyor. Yalnız bununla kadın erkek eşitlenmiyor. Aseksüelleştirerek ibadetlerde ve kamusal alanda bir arada olunmasını sağlıyor bu düşünce. Aleviliği diğer sufilik akımlardan ayıran şeriatın temellerinden addedilen harem selamlık anlayışının olmamasıdır.”

Aleviliğin özünde eşitliğe kapı açan öğretilerinin olduğunu belirten Karakaya, günümüzde bu öğretilerin geliştirilmesi gerektiğinin altını çizdi.

“ALEVİLİKTE CAN KAVRAMI EŞİTLİK ANLAMINDA OLDUKÇA KIYMETLİ” 

Prof. Dr. Bedriye Poyraz da, toplumsal cinsiyeti tek tanrılı dinler üzerinden ele alarak Alevilikte bunun nasıl yorumlandığına ilişkin konuştu.

Poyraz, Sünni iktidarın Alevilerden nefret etmesinin bir sebebinin de kadın erkek eşitliğini pratikte uygulaması şeklinde yorumlayarak, can kavramının önemine dikkat çekti.

Poyraz, “Can meselesini çok kıymetli buluyorum ve feminizme dost bir kavram olarak görüyorum. Çünkü tek tanrılı dinlerde kadınlar lanetlenip, şeytanlaştırılırken Alevilikte kadına ve erkeğe eşit sorumluluk yükleniyor. Bu çok kıymetli bir konu. Ama bu, Alevilikte kadın ve erkeğin eşit olduğu anlamına gelmiyor elbette. Çünkü Aleviler bu toplumda yaşıyorlar nihayetinde. Eşitliği tespit eden, söyleyen kriterleri uyguladığınızda eşitlikten söz edebiliriz” diye konuştu.

PİRHA/HACIBEKTAŞ

‘Dergahımızda saz ile söz ile aşk ile yapılan hizmete edepsizce müdahale edildi’

0

PİRHA- Antalya’dan Hacıbektaş ilçesine gidip Hacı Bektaş Veli Dergahı’na niyaz olup avlusunda muhabbet cemi yürütmek isteyen Alevilere güvenlik görevlilerinin ve ilçe emniyet müdürünün müdahale ettiği duyuruldu. 7 Ağustos’ta yaşanan engellemeyi anlatan Yol hizmetkarı Mustafa Sazcı “Saz ile söz ile aşk ile yapılan bir hizmete edepsizce müdahale ettiler” dedi. 

müdahale ettiler” dedi. 

Alevilerin, Hacı Bektaş Veli Dergahı’nda cem yapması, saz eşliğinde deyiş söylemesi hala yasak.

7 Ağustos’ta Antalya’dan Hacıbektaş ilçesine dergaha niyaz olmaya giden Abdal Musa Derneği Eşit Başkanları Gülçin Akça ve Süleyman Demir ile dernek yöneticileri ve Kızıldeli Ocağı Yol Hizmetkârı Mustafa Sazcı’nın da aralarında olduğu Alevilerin, Dergahta Abdallarla muhabbet edip, deyiş söylemelerinin engellendiği öğrenildi.

“SAZ İLE, SÖZ İLE, AŞK İLE YAPILAN BİR HİZMETE EDEPSİZCE MÜDAHALE EDİLDİ”

Kızıldeli Ocağı Yol Hizmetkârı Mustafa Sazcı, kilitli olan Kadıncık Ana’nın Evi’ne niyaz olduktan sonra dergahın avlusuna geçtiklerini, burada muhabbet etmek isterken güvenlik görevlilerinin müdahale ettiğini şöyle anlattı:

“Kadıncık Ana Sultan’ın kapısı sürekli kilitli olan makamına niyaz olup tekrar Mehmet Turan Dede ile hasbihal etmek üzere dergâha doğru sazlarımız ile yola koyulduk. Yolda çoğu ocağımızın da talibi olan Abdalların olduğu bir grup, uzun süredir cem görmediklerini, eğer dergâhın avlusunda muhabbet bağlarsak memnun olacaklarını söylediler. Biz de Mehmet Turan Dede, Süleyman Demir Baba ve diğer canların olduğu bir grup ile ilk avluda (Ücler Çeşmesi) oturup deyiş söyleyen canlara ayıp olmasın diye meydan evinin ve aslanlı çeşmenin olduğu orta avluya gidip oturduk. Canların toplanması ile birlikte bir deste bağlama arzusu ile saza pençemizi vurduk ancak Kültür Bakanlığı’nın dergâhta güvenlik görevlisi olarak gönderdiği kişi, Alevi Dergâhında Halveti zikirine alışık olmalı ki saz ile söz ile aşk ile yapılan bir hizmete edepsizce müdahale etti.

“SESİMİZİ, SAZIMIZI BASTIRMAK İSTEDİLER”

Aşıkların, ışıkların kabesi olan dergâhta hizmet yürüten bizlere ‘Yok, burada böyle şeyler yapamazsınız’ diyerek sesimizi, sazımızı bastırmak istedi. Kendi dergâhımızda, kendi mekânımızda; erenlerin, evliyaların, aşıkların, sadıkların, dervişlerin, muhiplerin kabesinde hizmet yürüten bizlerin bu gibi şeyleri yapabilmesi için Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan izin alması gerektiğini söyledi. Aksi takdirde dergâhı boşaltmazsak zor kullanacaklarını söylediler. Bizler de ‘Ferman padişahın, dağlar bizimdir’ diyen Dadaloğlu’nun, boyun eğmemeyi bize salık veren Kalender Şah’ın, Hamdullah Çelebi’nin düsturu ile ellerinden geleni ardına koymamalarını söyledik. Daha önceden konuşulmuş olacak ki bir dönem ve halen ‘İç güvenlik sorunu’ olarak görülen Aleviliği yaşatmak isteyenleri gözaltı ile tehdit etmek üzre Hacıbektaş İlçe Emniyet Müdürü olduğunu söyleyen şahıs ve beraberinde bir grup polis, dergâha girdi.

Onlar tehditlerine devam ederken Mehmet Turan Dede elimizdeki sazı alıp, dertli döşüne niyaz ederek başladı:

“Kaf u nûn hitabı izhâr olmadan
Biz bu kâinatın ibtidasıyız
Kimseler vasıl-ı didar olmadan
Ol “kabe kavseyn”in “ev edna”sıyız.”

15 YAŞINDAKİ ABDAL ÇOCUĞU GÖZALTINA ALMIŞLAR

Mürşid-i Kâmil Harabi Baba’nın bu Hakikat kelamının dergâhta yankılanması rahatsız etmiş olacak ki bir anda celallenip çevrede bizleri dinleyen Abdallara saldırdılar. O sırada fakirin telefonu ile kayıt alan 15-16 yaşlarındaki bir Abdal gencini ise ite kaka kimlik ibraz edememesini bahane göstererek tüm engellemelerimize rağmen gözaltına aldılar. Oradaki güvenlik görevlileri belkide İçişleri Bakanlığı’nın yayınladığı genelgeyi referans alarak engellediler, saldırdılar ancak peki ya bizim içimizdeki rayberlere, Hınzır Paşalara ne demek gerek?”

“KARARLI OLMAMIZ LAZIM”

Mustafa Sazcı, Alevi kurumlarının el konulan dergahların istenmesi ve laik eğitim konusundaki eylemlerinin sürekli olması gerektiğini aksi taktirde yapılanların saman alevi gibi söneceğini belirterek, kararlı olunması gerektiğine dikkat çekti.

Sazcı, “Alevi gençlik mücadelesinin potansiyel enerjisini de kanalize ederek mücadeleyi menziline eriştirebiliriz. Bunu yapamazsak dün dergâhtan kovulduk, bugün ‘ceylanı, aslana yedirdik’, yarın ise Yunus gibi ‘Hünkâr’ı’ da elimizden alacaklar. İhtiyacımız olan, Hacıbektaş Belediye Başkanı olan zatın “Esmer vatandaşlar” olarak ötekileştirdiği Abdalların itikatı ve didar-ı Hünkâr’a varmaktaki kararlılıkları” ifadelerini kullandı.

PİRHA/ANTALYA

Hacı Bektaş Veli’yi Anma törenlerinde PİRHA ve CAN TV’ye plaket

0

PİRHA- Hacı Bektaş Veli’yi Anma törenlerinde PİRHA ve CAN TV’ye plaket verildi.

60. Ulusal 34. Uluslararası Hacı Bektaş Veli’yi Anma Törenleri ve Kültür Sanat Etkinlikleri kapsamında Mikail Aslan Cem Dost İleri, Erdem Pancarcı gibi sanatçıların katılımıyla konser gerçekleştirildi.

Sunuculuğunu Turhan Alıcı’nın yaptığı konserde Pir Haber Ajansı’na (PİRHA) ve CAN TV’ye plaket verildi.

PİRHA/HACIBEKTAŞ

Celal Fırat: AKP kendi yarattığı kirli zihniyeti Alevilikle temizleme gayretinde

0

AKP’li bakanlığın düzenlediği Hacı Bektaş etkinliğinde Hacı Bektaş Veli’nin resminde bulunan Aslan ve Ceylan figürlerinin çıkarılmasına tepki gösteren Yeşil Sol Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat “ AKP kendi yarattığı kirli zihniyeti Alevilikle temizleme gayretinde” dedi.

Dün akşam Özgürüz kanalında Dilek Şirin ve Erdal Kılıçkaya’nın sorularını cevaplandıran Yeşil Sol Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, AKP iktidarının çok yoğun bir şekilde kirlilik yarattığını savunarak, bu kirliğinin Alevilikle temizlenmek istediğini söyledi. Fırat, “Şimdi düşünün Diyanet İşleri Başkanlığı 2023 yılında günaydın demeyelim, selamünaleyküm diyelim. Efendim baldızınızla evlenebilirsiniz. Böyle klasik bir şekilde tamamen mantıksal, insanın vicdanına ağır gelen icraatlar yapıyor. Bunu da Aleviler üzerinde kendini farklılaştırmaya gayret ediyoruz. Şu an diyebilirim ki 21 sene içinde AKP’nin tek bağ kurduramadığı Alevi toplumudur. Ama şu an içimizdeki Hızır paşalarla bunu yaratmaya gayret ediyoruz. Bunu da parayla yapmaya çalışıyoruz. Biz kesinlikle buna müsaade etmeyeceğiz.” şeklinde konuşarak, bunlara karşı ellerinden ne geliyorsa yapacaklarını söyledi.

Hacı Bektaş’ta Alevilerin yarınlarına dair Alevi örgütlerinin toplantı yaptığını belirten Fırat “Yarına dair de bununla ilgili çok söyleyeceğimiz kelamlarımız olacak. Geçen sene Hüseyin Gazi Cemevine gittiğinde aynı zihniyet, aynı mantık doğallarımızdaki Şahı Merdan Ali’nin efendim Hacı Bektaş’ın resimlerini indirdiler. Bugün de buraya gittiğimde şu an günün koşullarıyla halkı birbirine düşman ettirenler, Hacı Bektaş’ın taa 1210-1220 yıllarında en vahşi ve en mazlum, bizim inancımız öyle ki herkesi kucaklayabilecek, aslanı, ceylanı bir kucakta olarak yerine getiren o düşünceyi şu an 2023 yılında bu topraklarda sıkıp atmaya gayret ediyorlar. Hacı Bektaş ilimle gidilme yolun sonu karanlıkta demiş. Ama şuan ilim tamamen rafa kaldırılmış. Okullara cami hocaları gönderilmeye başlanıldı. Efendim tamamen 6-7 yaşında küçük çocuklara Kur’an kursu dayatılıyor. Dindar bir kimdar bir nesil yetişdirdiklerini dillendirdiler. Bunu Erdoğan çok geç söyledi. Şu an bu dindar kindar nesil de şu an bu topraklarda gerçekten çok acı yaşatıyorlar. O anlamda biz özellikle Hacı Bektaş’ın her dizisi, her kelamı bizim yüreğimize nakşetmiş nefes kadar. Biz şu anki siyasileri çok iyi tanıyoruz. Cem evlerimize, evet şu Muharrem ayında da Cem evlerine geldi yine Erdoğan. Ama kendi gibi düşündüğü bir Aleviyi üretmeyi gayret gösteriyorlar. Şunu da sizin aracınızla söyleyin, bu utanç bu çalışmalara katılıp efendi, dede olduğunu söyleyen, ocakzade olduğunu söyleyen, kurum temsilcileri olduğunu söyleyen insanlara ait bu utanç. Bence gittikleri yerlerde toplumun yüzüne bakamayacak bir konuma getirtmek gerekiyor bu halkı. Yani bu halkı, bu dedeleri buraya götürdükleri insanlar. Şu an düşünün yarın Kılıçkaya köyüne gittiğinde bu katliamları yaptıkları, Dersin coğrafyasında başka bir yere gittiğinde yüzümüze nasıl bakacaklar? Bunlar da utanma duyguları getirmişler. O anlamıyla ilgili de o toplumun içinde Hızır Paşalar çok, Ali Babalar da çok. Onu da görmek gerekiyor. Biz dostların yanında böyle net bir çerçeve duran insanlar istiyoruz. Yoksa efendim birileri Pir Sultan’a taş atmış. Yani yok kıyamamış, gül atmış. Gül atan da taş atan da bizim nazarımıza bir olarak  görmemiz gerekiyor.” dedi.

Alevinet – Haber Merkezi

Haber Videosu

Aleviler, dergaha yürüdü: AKP, aslanla ceylanı alıp, canlıyı cansıza çevirmeye teşebbüs etti

0

PİRHA- Aleviler, Hacıbektaş ilçesinde bu sabah Hünkar Hacı Bektaş Veli’nin huzuruna yürüyerek ulaştılar. Dergah önünde bir konuşma yapan Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel Başkanı Ercan Geçmez, Hacı Bektaş Veli’nin kucağındaki aslanla ceylanı yok ederek yeni portre oluşturan AKP hükümetine tepki gösterdi. “Bize yaşamayı değil ölümü” gösteriyorlar diyen Geçmez, demokratikleşmemesinin ülkenin en büyük sorunu olduğunu kaydetti. 

Aleviler, Nevşehir’in Hacıbektaş ilçesinde yapılan 60. Ulusal 34. Uluslarası Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri ve Kültür Sanat Etkinlikleri kapsamında, Hacı Bektaş Veli Dergahı’na yürüdü.

Dergah önünde  Aleviler adına Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel Başkanı Ercan Geçmez bir konuşma yaptı.

“Barış diyen, insan çeşit çeşit diyen Hünkarın bir kez daha huzurundayız” diyen Ercan, dün akşam Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri sırasında bir konuşma yapan Hacıbektaş Kaymakamı İbrahim Engin Şenay’ın “Atilla’nın istilasından sonra Hacı Bektaş Veli’nin geldiğini söylemesine tepki gösterdi.

KAYMAKAMA TEPKİ: BİZ İSTİLACI DEĞİLİZ!

Alevilerin istilacı olmadığını hatırlatan Ercan Geçmez şunları ifade etti:

“Üç gündür burada hem Türkiye’nin sorunlarına özelinde de Alevilerin sorunlarına ilişkin etkinlikler, konuşmalar yapılıyor. Daha öncesinde alternatif bir etkinlik yapan Kültür Bakanının konuşmaları vardı. Herkes ağzını açtığında Hünkarın bir barış elçisi olduğunu söylüyor. Dün burada en büyük mülkiamir olan kaymakamın yaptığı konuşmada Atilla’nın istilasından sonra Hünkarın da buraya geldiğini söylüyor. Biz istilacı falan değiliz. Bizim inancımızda başkasının gözyaşı üzerinden toprak edinmek, yer edinmek yoktur, olmamıştır, olmayacaktır.”

“HÜNKARIMIZIN KUCAĞINDAKİ ASLANI VE CEYLANI ALDILAR”

Geçmez, 13 Ağustos’ta anma etkinliği yapan AKP hükümetinin ve güdümünde kurulan Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığı’nın Hacı Bektaş Veli’nin kucağındaki aslan ile ceylanı kaldırarak yeni portre oluşturmalarına sert tepki verdi.

Geçmez, “Hünkar Hacı Bektaş Veli’nin güvercin donunda buraya geldiğini hem kaymakam bey, hem diğer konuşmacılar yaptılar. Ama bu güvercin donunda geldiğini söyleyenler pirimizin huzurunda bu konuşmayı yapanlar, pirin yıllardır simgesi olan üç canlıyı, kendisi, ceylanı ve aslanı kucağından alıp canlıyı cansıza çevirmeye teşebbüs ettiler. Biz yaşamı kutsayan bir inancız. Yaşamı kutsayan inanç olarakta yaşamın içindeki her türlü çeşitliliğe hürmet gösteren bir inancız. Hünkarımızın kucağındaki aslanı ve ceylanı alanlar aslında şunu bize söylüyorlar: Size yaşamı değil, ölümü gösteriyoruz! İnadına diyoruz ki herkesin yaşam hakkı bizim yaşam hakkımız kadar kutsaldır” dedi.

“TÜRKİYE’NİN SORUNU, CEMEVİNİ İBADETHANE OLARAK KABUL ETMEYENLERDİR”

Alevilerin eşit yurttaşlık istediğini vurgulayan Geçmez, şöyle devam etti:

“Biz Aleviler birlikte yaşamayı hep savunduk. Türkiye’nin sorunu Alevilik değil, Türkiye’nin sorunu demokratik olmayan bir anayasa, hukukun üstünlüğünün kaybolması, çoğunlukta olanların azınlıkta olanların hakkını savunmamasıdır. Türkiye’nin sorunu, Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığı kurup cemevini ibadethane olarak kabul etmeyenlerdir. Türkiye’nin sorunu bizim çocuklarımıza zorla din dersi öğretenlerdir. Türkiye’nin sorunu Alevi köylerine zorla cami yapanlardır. Türkiye’nin sorunu Sünni köylere yol hizmet götürürken, Alevi köylerine hizmet götürmeyip halkımızı birbirine düşman edenlerdir. Biz bunlara inat birlikte yaşamayı savunacağız, başka çaremiz yok.”

Ercan Geçmez, 16 Eylül’de İzmir’de yapılacak olan ‘Laik Eğitim, Laik Yaşam ve Eşit Yurttaşlık Mitingi’ne herkesi davet etti.

PİRHA/HACIBEKTAŞ

Yapılan yürüyüşün canlı yayınını buradan izleyebilirsiniz…

İş yavaşlatan FEDAŞ işçilerinden açıklama: Temel ihtiyaçlarımızı karşılayamıyoruz

0

PİRHA-Dersim’de Fırat Aksa Elektrik Hizmetleri A.Ş. (FEDAŞ) işçileri, düşük ücret zammına karşı iş yavaşlatma eylemine devam ediyor. İşçiler, Sanat Sokağı’nda yaptığı açıklamada, “Geceleri karanlık kentleri aydınlatan biziz ama biz barınma, ısınma ve beslenme gibi en temel ihtiyaçlarımızı bile karşılayamıyoruz” dedi.

Dersim’de Fırat Aksa Elektrik Hizmetleri A.Ş. (FEDAŞ) işçileri düşük ücret zammına karşı iş yavaşlatma eylemlerini sürdürüyor.

İşçiler, Sanat Sokağı’nda bir araya gelerek basın açıklaması yaptı. Açıklamaya Dersim’deki siyasi parti ve sivil toplum örgütlerinin temsilcileri de destek verdi. Açıklamada sık sık ‘İşçiyiz, haklıyız, kazanacağız’ sloganı atıldı.

“İNSANCA YAŞAMAK İSTİYORUZ”

Kendilerine reva görülen sefalete razı olmayacaklarını söyleyen FEDAŞ işçileri, “Enerji işçisi köle değildir. Dilenmiyoruz, direniyoruz ve insanca yaşamak istiyoruz. Bir türlü sesimizi duyması gerekenlere sesimizi duyuramadık. Geceleri karanlık kentleri aydınlatan biziz ama biz barınma, ısınma ve beslenme gibi en temel ihtiyaçlarımızı bile karşılayamıyoruz” dediler.

“MÜCADELEYE DEVAM EDECEĞİZ”

Enerji işçilerinin taleplerinin açık ve net olduğunu belirten DİSK/Enerji-Sen Genel Sekreteri Emin Atsız, “Enerji işçileri her gün direk tepelerinde ölüm ile burun buruna çalışırken, açlığa ve sefalete mahkûm edilir bir biçimde çalıştırılmak isteniyor. Enerji işçilerinin talepleri yerine getirilinceye kadar mücadeleye etmeye devam edecekler” diye konuştu.

Açıklama oturma eyleminin ardından sona erdi.

PİRHA/DERSİM

Hakları için 115 gündür açlık grevini sürdüren Nedim Öztürk, 45 kiloya düştü

0

PİRHA-Sincan 2 Nolu Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde 115 gündür açlık grevi eylemini sürdüren Nedim Öztürk’ün kardeşi Meral Halisdemir, ağabeyinin 64 kilodan 45 kiloya düştüğünü, durumunun riskli olduğunu söyledi. Halisdemir, “Devlet kendisine muhalif kim varsa ortadan kaldırıp kendi istediği gibi bir ülke yaratmak istiyor ama bu memleket bizim sadece AKP’nin tekelinde olan bir memleket değil” dedi.

Sincan 2 Nolu Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde tutuklu bulunan Nedim Öztürk’ün, başka cezaevine sevk talebi ile hak ihlallerine karşı 24 Nisan’da başlattığı süresiz açlık grevi eylemi, 115’inci gününde devam ediyor.

Meral Halisdemir, ağabeyi Nedim Öztürk’ün durumuna ilişkin PİRHA’ya konuştu.

“AĞABEYİM KEYFİ SÜRGÜNLERİN DURDURULMASINI İSTİYOR”

Nedim Öztürk’ün 2006 yılından beri cezaevinde olduğunu söyleyen Meral Halisdemir, “2016 yılındaki sözde darbe girişiminin ardından infazı yakıldı ve cezasının tamamını yattı. Daha önce Tekirdağ F Tipi Cezaevi’nde kaldı cezaevlerindeki sürgünler başladıktan sonra Burhaniye T Tipi Cezaevi’ne sürgün edildi. 4 Haziran’da tahliye olması gerekirken annem arandı ve ‘oğlunuz Sincan Yüksek Güvenlikli Cezaevi’ne sürgün edildi’ dendi. Tekirdağ Cezaevi’nde iki gardiyan ağabeyimi dövüyor ağabeyim de karşılık veriyor, daha sonra da iki gardiyanın açtığı davadan dolayı 17 ay ceza aldı. 4 Haziran’da siyasi davasının bittiği noktada bu cezayı ağabeyimi tahliye etmemek adına  yürürlüğe soktular” diye belirtti.

Halisdemir şöyle devam etti:

“Ağabeyim adli bir davadan yattığı için yüksek güvenlikli bir cezaevinde olmaması gerekiyor. Ağabeyim taleplerini milletvekillerine ve Adalet Bakanlığına bildiriyor ama bir gelişme olmamasından dolayı süresiz açlık grevine başladı. Ağabeyim, ‘ben süreli bir hükümlüyüm, yüksek güvenlikli bir cezaevinde olmamam gerekiyor’ diyor ve şartları daha normal olan cezaevine göndermelerini istiyor, keyfi sürgünlerin durdurulmasını ve cezaevi şartlarının iyileştirilmesini istiyor.”

“ARTIK RİSKLİ BİR SÜREÇTEYİZ”

10 Ağustos’ta ağabeyini ziyarete gittiğinde 64 kilodan 45 kiloya düştüğünü belirten Halisdemir, “Aşırıcı derece zayıflamıştı. Omuzlarında ve bacağında uyuşmalar başlamış, görmesinde problemler vardı, idrarından kan geldiğini söyledi. Açlık grevinde 115. gün ve artık riskli bir süreçteyiz. o yüzden bir an önce bir şeylerin yapılmasını istiyoruz. İstenilen talepler çok zor talepler değil. Tacizciler ve tecavüzcüler iyi hal indirimiyle şartlı tahliye ediliyorsa, sadece düşündüklerinden kaynaklı şu anda zindanlarda ölüme terk edilen insanlar niye şartlı tahliye kanunlarından yararlanamıyorlar? Bu noktada biz tabi ki kaderimize razı değiliz ve yapmamız gereken her şeyi yapıyoruz. Biz Nedim Öztürk’ü onlara teslim etmeyeceğiz. Devlet kendisine muhalif kim varsa ortadan kaldırıp kendi istediği gibi bir ülke yaratmak istiyor ama bu memleket bizim, sadece AKP’nin tekelinde olan bir memleket değil” diye konuştu.

Cihan BERK/ELAZIĞ

Gülten Kışanak’a ablasının cenazesinden sonra işkence gibi eziyet; HDP’den sert tepki

0

PİRHA-9 Ağustos’ta ablasının cenazesi için Elazığ’a getirilen eski Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Gültan Kışanak’ın, cenaze sonrası kendisine büyük eziyet edildiği ortaya çıktı. Emek Partisi Antep Milletvekili Sevda Karaca, cenazeden sonra Kışanak’ın yanında gecelemek için hiçbir eşya ve kullandığı ilaçları olmadan, Elazığ Hapishanesi’nde geceyi ‘depo gibi, oldukça kirli bir yerde’ geçirdiğini söyledi.

Emek Partisi Antep Milletvekili Sevda Karaca, Twitter hesabından yaptığı açıklamada 9 Ağustos’ta ablasının cenazesi için izin verilen ve Elazığ’a getirilen eski Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Gültan Kışanak’ın cenaze sonrası uğradığı muameleye ilişkin bir paylaşım yaptı.

Karaca, Kandıra F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Hapishanesi’nde tutulan Kışanak’ın cenaze sonrası tutulduğu Kandıra Hapishanesi yerine kendisine bilgi verilmeden Elazığ Hapishanesi’ne götürüldüğünü söyledi.

KIŞANAK HABERİ OLMADAN ELAZIĞ HAPİSHANESİ’NE GÖTÜRÜLMÜŞ!

Karaca, yaptığı paylaşımda ablasının cenazesinden sonra Kışanak’ın yanında gecelemek için hiçbir eşya ve kullandığı ilaçları olmadan, habersiz bir biçimde Elazığ Hapishanesi’ne götürüldüğünü ve geceyi ‘depo gibi, oldukça kirli bir yerde’ geçirdiğini söyledi.

Kışanak’ın sabah saatlerinde yetkili biriyle görüşme talebine yanıt verilmediğini aktaran Karaca, Kışanak avukatıyla görüşmek istediğini belirtince kendisine “Sorumlu biz değiliz, sizi buraya getiren jandarmalar, birazdan zaten gelir onlar” cevabının verildiğini belirtti.

KIŞANAK’IN ELİNE AKŞAM YEMEĞİ DİYE BİR POŞET VERİLMİŞ!

Kışanak’ın ısrarı üzerine ailesine nerede olduğu bilgisinin iletildiğini söyleyen Karaca, ailenin yönlendirmesiyle hapishaneye giden Kışanak’ın avukatlarının cezaevi girişinde “Kışanak hükümlü, hükümlüler öğle arasında ziyaret edilemez” diyerek bekletildiğini aktardı. Kışanak’ın avukatlarıyla görüşmesi başlar başlamaz jandarma tarafından ‘alındığını’ dile getiren Karaca, Kışanak’a yola çıkarken de eline bir yemek poşeti tutuşturulup, ‘Akşam yemeği verilmiştir’ içerikli bir belge imzalattırılmak istendiğini aktardı.

Karaca’nın aktardığına göre, Elazığ Hapishanesinden çıkan Kışanak, Elazığ Havaalanı’na gitmeyi beklerken 7 saatlik bir yolculukla önce Sivas’a, sonra Kocaeli’nde bulunan Kandıra Hapishanesi’ne götürüldü. Kışanak, bu yolculuğun ardından saat 03.00’te Kandıra Hapishanesi’ne vardı.

“ADALET BAKANINDAN AÇIKLAMA BEKLİYORUZ”

Kışanak’ın uğradığı muameleye tepki gösteren Karaca, “Bu korkunç muamele hiçbir mahkuma reva görülemez. Hele de taziyesi olan, acısı büyük olan seçilmiş bir siyasetçiye, adeta işkence etmek için böyle bir eziyetin uygulanması hem insanlık dışı hem hukuksuz. Bu konuda Adalet Bakanlığı’ndan bir açıklama bekliyoruz” ifadelerini kullandı.

HDP’DEN SERT TEPKİ: BU EZİYET İNSANLIKTAN ÇIKMA HALİDİR!

HDP Genel Merkezi ise konuya ilişkin şu açıklamayı yaptı:

“Ablasını kaybeden yoldaşımız Gültan Kışanak cenaze sonrasında yanında ilaçları olmadan Elazığ Cezaevinde depo gibi bir yerde tutulmuş, yol masrafları karşılanmasına rağmen hava yoluyla dönüşüne izin verilmemiş ve saatlerce ring aracında yolculuğa zorlanmıştır. Kışanak’a yaşatılan bu muamele Kürt halkının mücadelesine duyulan kinin, intikam duygusunun açık göstergesidir. Acılı bir insana yaşatılan bu eziyet insanlıktan çıkma halidir. Bu yapılanları asla unutmayacağız!”

(HABER MERKEZİ

Hacı Bektaş Veli Dergahı’nda yangın!

0

PİRHA- Hacı Bektaş Veli Dergahı’nın içinde bulunduğu çamlıkta henüz nedeni bilinmeyen bir yangın çıktı. Kısa süreli paniğe yol açan yangın İBB İtfaiye ekipleri tarafından söndürüldü.

Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri ve Kültür Sanat Etkinlikleri’ne ev sahipliği yapan Hacı Bektaş Veli Dergahı’nda yangın çıktı. Dergahın doğusunda kalan çamlık alanda çıkan yangının nedeni bilinmezken, yangın İBB İtfaiye ekipleri tarafından söndürüldü.

Kısa süreli paniğe yol açan yangın sonrası dergah girişi polisler tarafından kapatıldı.

PİRHA/HACIBEKTAŞ

Alevi kurumları Hacıbektaş’tan hükümete seslendi: İnancımızı ve kimliğimizi tanıyacaksınız!

0

PİRHA -Alevi kurumları Hacıbektaş’ta yaptıkları toplantının sonuç bildirgesini açıkladı. Hacıbektaş Veli Anma Törenleri’nde sonuç bildirgesini okuyan Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Mustafa Aslan, “Bütün itirazlarımıza rağmen Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı kurdular. Bu başkanlığı kuranlara sesleniyoruz: Hem Cemevi Başkanlığı diyeceksiniz hem de cemevlerimizi ibadethane olarak tanımayacaksınız. Siz kimsiniz?” ifadelerini kullandı. 

Hacı Bektaş Veli anma Etkinlikleri kapsamında Hacıbektaş ilçesinde toplantı yapan Alevi federasyonları ve konfederasyonları, vakıfları toplantının sonuç bildirgesini açıkladı.

Bildirge, Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Mustafa Aslan tarafından Hacıbektaş Veli Anma Törenleri’nde okundu.

Aslan, “Örgütlü mücadelemizin üzerinden onlarca yıl geçmesine rağmen tıpkı bundan önceki yıllarda olduğu gibi eşit yurttaşlık haklarımızdan mahrum olarak Hünkâr’ımızın huzuruna gelmiş bulunuyoruz” dedi.

“ALEVİLER VARDIR ALEVİLİK HAKTIR”

Mustafa Aslan tarafından okunan sonuç bildirgesi şöyle:

“Devletin ve hükümetin asimilasyon çabaları her geçen gün daha da artmaktadır. Bütün itirazlarımıza rağmen Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı kurdular. Bu başkanlığı kuranlara sesleniyoruz: Hem Cemevi Başkanlığı diyeceksiniz hem de cemevlerimizi ibadethane olarak tanımayacaksınız. Siz kimsiniz? Duymadıysanız bir kez daha burdan söyleyelim: Cem ibadetimiz Cemevleri ibadethanemizdir! Aleviler vardır Alevilik haktır!

“ALEVİLERİ KÖKLERİNDEN KOPARMAK İSTEYENLERE CEVABIMIZ NETTİR”

‘’Sevgi muhabbet kaynar, yanan ocağımızda
Bülbüller şevke gelir, gül açar bağımızda
Hırslar, kinler yok olur aşkla meydanımızda
Aslanlar ceylanlar dosttur kucağımızda” diyen Hünkar’ın kucağındaki aslanla ceylanı bize alternatif yaptıkları sözde anma etkinliğinde kaldırdılar.
Daha dün dergahlarımızda Şahı Merdan Ali ve Hünkar‘ın resimlerine tahammül etmeyip kaldıranlar şimdi aynı saygısızlığı bir kez daha yapmışlardır. Hünkar‘ın ve dolayısıyla inancımızın en önemli düsturu olan bir arada yaşam felsefesini ifade eden dünyaya malolmuş resme bile tahammül edemediler. Hünkar‘ımızın ruhunu teslim almaya çalışanlara ve bizi biz yapan değerlerimize saldırıp Alevileri köklerinden koparmak isteyenlere cevabımız nettir. İnancı, rengi, dili, milliyeti, cinsiyeti ne olursa olsun herkesin bir arada, özgürce ve eşit yurttaşlar olarak kardeşçe yaşamasını savunmaya devam edeceğiz. Canlı, cansız bütün varlıkları Hakk‘ın bir parçası olarak görmeye devam edeceğiz.

“İNANCIMIZI VE KİMLİĞİMİZİ TANIYACAKSINIZ!”

Oluşturdukları daire başkanlığı aracılığı ile Dede, Baba ve yol önderlerimize maaş teklifi yaparak devletin memuru hale getirmek istiyorlar. Alevi Bektaşi toplumunun yol önderleri hiç bir devletin memuru olmamıştır bundan sonra da olmayacaktır. Aleviliği tanımak yerine, tanımlaya çalışanlara sesleniyoruz: Aleviliği tanımlamak sizlerin haddi de hakkı da değildir. İnancımız ve kimliğimizi tanıyacaksınız. NOKTA.

“DOĞAMIZA SAHİP ÇIKMAYA ÇAĞIRIYORUZ”

Sevgili canlar devletin, özellikle Alevilerin ziyaret ve kutsal mekan alanlarını maden şirketlerine ihale etmesi, yangınların çoğunlukla bu bölgelerde yoğunlaşması tesadüf olamaz.
Biz Aleviler cümle canı kutsal sayar, cana kıymayız. Biz Aleviler tarlalarımızda yere düşen başak tanesini kurdun kuşun hakkı olduğu için almayız. Biz, bu toprakların kurdunu, kuşunu, deresini, ırmağını, ağacını, ormanını, börtüsünü böceğini kutsal sayarız. Bugün ülkemizin dört bir yanında doğamız talan edilmektedir. En son Akbelen örneğinde olduğu gibi dağına taşına, ormanına ağacına sahip çıkanlar bütün dünyaya ders vermişlerdir. Bütün halkımızı aynı duyarlılıkla doğamıza sahip çıkmaya çağırıyoruz.

“ÇOCUKLARIMIZI BİLİM DIŞI HURAFELERLE UYUŞTURMAYA ÇALIŞIYORSUNUZ”

Eğitimde dinselleşme ve yaşamın tüm alanlarına sirayet ettirilen gericilik aracılığıyla bugüne kadar uğruna nice bedeller ödenerek kazanılmış haklarımız ortadan kaldırmaya çalışılmış, okullarda okutulan zorunlu din dersleri yetmiyormuş gibi, sözde seçmeli olarak koyulan din dersleri de aslında zorunlu hale getirilmiştir. Buradan toplumun tüm kesimlerini yürüttüğü dinci, gerici, ırkçı politikalarla teslim almak isteyen siyasal iktidara sesleniyoruz. Yıllardır temel taleplerimizden birisi olan zorunlu din derslerinin kaldırılmasıyla ilgili mahkeme kararlarını uygulamadınız. Aksine başta eğitim olmak üzere kamusal alanların tamamını tarikatlara cemaatlere pay ettiniz.
Okullarda devam eden karma eğitim uygulamasına ortadan kaldırıp eğitim kurumlarını harem selamlık hale getirmeye çalışmaktasınız. Çocuklarımızı aklın ve bilimin ışığından uzaklaştırıp tamamen bilim dışı hurafelerle uyuşturmaya çalışıyorsunuz. Hünkar, “Erkek dişi sorulmaz muhabbettin dilinde/ Hakk’ın yarattığı her şey yerli yerinde / Bizim nazarımızda kadın erkek farkı yok / Eksiklikle noksanlık, senin görüşlerinde” derken, siz, gençlerimizi, kız ve erkek olarak ayırıp gençlik kampları organize ettiniz.

“LAİK EĞİTİME YÖNELİK HER TÜRLÜ SALDIRININ KARŞISINDA BİZİ BULACAKLAR!”

Kamuoyunda ÇEDES projesi olarak bilinen çalışmayla okullara imam atamaktasınız.
Değerli canlar, buradan sizin huzurunuzda bir kez daha bütün dünyaya sesleniyoruz. Bu türlü ayak oyunlarını bozacağız. Bu proje başta olmak üzere laik eğitime yönelik her türlü saldırının karşısında bizi bulacaklar.

16 EYLÜL’DE İZMİR’DE YAPILACAK MİTİNGE KATILIM İÇİN HALKA DAVET

Bu şiarla 16 Eylül 2023 Cumartesi günü İzmir Gündoğdu Meydanı’nda yapacağımız ’’LAİK EĞİTİM, LAİK YAŞAM VE EŞİT YURTTAŞLIK MİTİNGİ’’ne bütün halkımızı çağırıyoruz. Biz Alevi kurumları olarak bu zor günlerde, her türlü hukuksuzluğun, zorbalığın karşısında duracak; emeğimizi, hakkımızı gasp eden zalimlerin ve onların zulmünün karşısında direnmeye devam edeceğiz.

“DOĞA KATLİAMINA SESSİZ KALMAYACAĞIZ, İZİN VERMEYECEĞİZ”

Emeğimizi hakkımızı gasp eden zalimlerin, zulmün karşısında duracağız. Bizleri yoksulluğa mahkûm eden, insanca yaşama hakkımızı elimizden alan ve bizleri açlıkla terbiye etmeye çalışan bu zihniyete ve saray dalkavuklarına karşı savunmasız olanların hakkını savunmak, sömürüye ve talana dur demek bizim mücadelemizin adıdır. Çünkü biz barış içinde, sevgiyle yaşayacağımız vatanımıza yani geleceğimize sahip çıkıyoruz. Aleviler her daim toplumsal barışa hizmet etmek için, laiklik, demokrasi, hukukun evrensel değerleri, ilkeleri ve sosyal hukuk devletine dayalı bir cumhuriyet için mücadele etmiştir. Cumhuriyeti ileri taşımak ve demokratikleştirmek ve tam anlamıyla laikleştirmekten yana tutum almıştır. Adaletsiz, hürriyetsiz, eşitsiz, hukuksuz, ekmeksiz bir düzen tüm ülkeyi cendereye sokuyor. O cendere de ancak üzerine yürünerek, dokunularak ve kavrayarak kırılabilir. Bu zihniyet iktidara geldiği günden beri ahlaki değerleri, demokrasi, eşitlik, özgürlük kriterlerinin tümünü kirletti; doğayı kirletti. Kısaca insana ait ne varsa kirletti. Müslümanların inançsal değerlerini siyasallaştırarak halkları ayrıştırdı. Başta Suriye olmak üzere bölge halklarına karşı nefret ve savaş suçları da dahil, insanlığa karşı sayısız suça imza attı. Şimdi ise doğaya ve ekolojik dengeye nefretini kusuyor. Ne Akbelen’de ne de başka bir yerde doğa katliamına sessiz kalmayacak ve izin vermeyeceğiz.

“HALKIN GÜNDEMİ AÇLIKLA MÜCADELEYKEN ONLARIN GÜNDEMİ RANT VE TALAN”

AKP zihniyeti, kadınların, yoksulların, emekçilerin, Alevilerin, Sünnilerin, Kürtlerin, Suriyelilerin ve doğadaki tüm canlıların gördüğü 21 yıllık kabustur. AKP demek fatura soygunu demektir, açlık ve yoksulluk demektir. AKP işsizliktir, yalandır, talandır, soygun düzenidir. AKP alttakine din iman, üsttekine han hamam siyasetidir. Milyonlarca insanı açlığa mahkûm edip, bir avuç yandaşı lüks içinde yaşatan yüzsüzlüğün adıdır AKP. Cemaat yurtlarına mahkum edilen çocuklar; baskıdan, şiddetten ve dahi istismardan intihar ederken, insanlar ucuz ekmek kuyruklarında beklerken, esnaf kepenk kapatmışken, gençler akın akın ülkeyi terk ediyorken, Hükümetin derdi ülkeyi bir avuç uluslararası sermayeye peşkeş çekmektir. Halkın gündemi açlıkla mücadeleyken, onların gündemi her zaman olduğu gibi rant ve talandır.

“ÜLKEMİZİN ŞERİATA TESLİM OLMASINA ASLA İZİN VERMEYECEĞİZ”

Milyonlarca yurttaş olarak, bir araya gelip bu kabusu bitireceğiz. Ülkemizin şeriata teslim olmasına, doğamızın katledilmesine asla izin vermeyeceğiz.
Biz bu ülkede vergilerimizi siz şeriata yatırım yapın, çocukların geleceğini çalın diye vermiyoruz. Bizim tarihimiz 72 millete bir nazarla bakanların eşitlik, demokrasi ve özgürlük için verdiği mücadelelerle doludur. Tıpkı geçmişte olduğu gibi bugün de yarattığınız karanlığa karşı hayatın her alanında ışık olacağız.
Bugün milyonlarca insanı açlığa mahkum edenler, kadına yönelik şiddeti, çocuklara yönelik istismarı “hoş görenler”, bilime, sanata, laikliğe ve evrensel insan haklarına karşı olanlar, yüzleri dahi kızarmadan eşitlikten demokrasiden bahsediyor.

Alevi Bektaşi kurumları olarak diyoruz ki; Çocuklarımızı şeriata teslim etmeyeceğiz! Doğayı talana teslim etmeyeceğiz!

“ÜLKEMİZE, DOĞAMIZA, ÇOCUKLARIMIZA ve GELECEĞİMİZE HIZIR OLACAĞIZ”
Yaygınlaşan ultra milliyetçiliğe, siyasal İslamcılığa, Kürt, Alevi, mülteci düşmanlığına karşı toplumun direnen kesimleri ile demokrasi kavgasına omuz vermeye devam edeceğiz.”

Sonuç bildirgesinde imzası olan Alevi kurumları şöyle:

HÜNKAR AŞKINA.
ALEVİ BEKTAŞİ FEDERASYONU
ALEVİ DERNEKLER FEDERASYONU
HACI BEKTAŞ VELİ ANADOLU KÜLTÜR VAKFI
AVRUPA ALEVİ BİRLİKLERİ KONFEDERASYONU
ALEVİ KÜLTÜR DERNEKLERİ
PİR SULTAN ABDAL KÜLTÜR DERNEĞİ
AVUSTURALYA ALEVİ BEKTAŞİ FEDERASYONU
ALEVİ VAKIFLAR FEDERASYONU
ANADOLU ALEVİ CANLAR FEDERASYONU
CEM VAKFI
ABD PİR SULTAN ABDAL DERNEKLERİ

PİRHA/HACIBEKTAŞ