Ana Sayfa Blog Sayfa 171

Aleviler, 85 yıl önce katledilen 97 can için Zini Gediği’ne yürüdü

0

PİRHA- Aleviler, Erzincan’ın Zini Gediği’nde 85 yıl önce kurşuna dizilen 97 köylüyü anmak için Kılıçkaya köyünden Zini Gediği’ne yürüdü. 

8 Ağustos 1938’de Erzincan’ın Munzur’a bakan bir dağ köyünde, Surbahan ve çevre köylerden toplanan yaklaşık 97 Alevi, saatlerce aç, susuz yürütülerek, “yasak bölge” ilan edilen Erzincan Zini Gediği’nde kurşuna dizildiler. Mezarları hiç olmadı; kurda kuşa yem olmak üzere dağ başında toz ve toprak içerisinde öylece bırakıldılar.

Uzun yıllar boyunca Zini Gediği bölgesine gidilmesi yasaklandı, geride kalanlar yakınlarının kemiklerine sahip çıkamadı, yas hep devam etti. Geride kalan aileler köyleri boşaltmak zorunda bırakıldı; Balıkesir ve Edirne başta olmak üzere hiç bilmedikleri, tanımadıkları illere 10 yıl geri dönmemek şartı ile sürgüne gönderildiler.

7 KİLOMETRE YÜRÜNDÜKTEN SONRA 3200 KİLOMETRE TIRMANDILAR

Zini Gediği’nde 85 yıl önce katledilenler için bugün Aleviler Zini Gediği’ne yürüyüş yapıyor. Erzincan Kılıçkaya köyünden toplananan Aleviler, sabah saat 05.00’te yürümeye başladı. Aleviler, 7 kilometre yürüdükten sonra 3200 kilometre yüksekliği tırmandılar.

PİRHA/ERZİNCAN

Meclis yarın Akbelen Ormanı için olağanüstü toplanıyor

0

Meclis yarın Akbelen için olağanüstü toplanacak. TBMM Genel Kurulu’nda, 200 milletvekili olan toplantı yeter sayısının sağlanması halinde, CHP’nin, Muğla’nın Milas ilçesi Akbelen mevkisinde maden sahasındaki çalışmalara ilişkin genel görüşme önergesi ele alınacak.

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu, Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) Muğla’nın Milas ilçesi Akbelen Ormanı’nda Limak ve IC İçtaş’ın iştirakı YK Enerji’nin yaptığı ağaç katliamı ile ilgili genel görüşme yapılmasına ilişkin önergesini görüşmek üzere yarın olağanüstü toplanacak.

Genel Kurul’da görüşmelere başlanabilmesi için 200 milletvekilinin hazır bulunduğu toplantı yeter sayısı aranacak. Toplantı yeter sayısının sağlanamaması halinde olağanüstü toplanma çağrısı düşecek. Toplantı yeter sayısının sağlanması halinde ise görüşmelere geçilecek.

Birleşimde, CHP’nin, Muğla’nın Milas ilçesi Akbelen mevkisinde maden sahasındaki ağaç katliamı ile ilgili genel görüşme önergesi ele alınacak.

Müzakerelerin sonunda, genel görüşme açılıp açılmamasına, işaretle oylama yoluyla karar verilecek. 151’den az olmamak şartıyla oylamaya katılanların salt çoğunluğunun sağlanması halinde, genel görüşme açılacak.

Genel görüşmenin yapılacağı gün, özel gündem olarak Danışma Kurulu’nca tespit edilecek. İki günden az, 7 günden fazla olmamak kaydıyla genel görüşme için gün belirlenecek.

(HABER MERKEZİ)

Şeyh Sait’in yakalandığı yerde açıklama: Bu mücadeleyi sonsuza kadar devam ettireceğiz

0

PİRHA-Şeyh Sait’in yakalandığı yerde açıklama yapıldı. İhanetin ve direnişin olduğu topraklarda olduklarını belirten DAD Eş Genel Başkanı Musa Kulu, “Biz bu topraklarda kendi halkı için serini veren Şeyh Sait’i yakalandığı yerde saygıyla anıyoruz. Bizlerde onların düşüncelerini yaşatacağımıza söz veriyoruz” dedi.

Şeyh Sait’in torunu Kasım Fırat ile Demokratik Alevi Dernekleri eş genel başkanları ve üyeleri Muş yolu üzerinde bulunan ve yıkılan Abdurrahman Paşa köprüsünde açıklama yaptı.

“DEDEM KENDİSİNE İHANET EDENLER TARAFINDAN ELE VERİLDİ”

Dedesinin bu köprüde kendisine ihanet edenler tarafından ele verildiğini söyleyen Şeyh Sait’in torunu Kasım Fırat, “Dedem Şeyh Sait Kürt halkı arasında asla ayrım yapmadı. Farklı inançlarda, mezheplerde olan Kürtler arasında ayrım yapmadı. Dedem ve sonrasında yakın akrabalarım bütün hayatını dört parça Kürtlerin özgürlüğü için harcadı. Dedem, Kürt halkının kendi hukuku, inancı ve kültürü içinde yaşamasını isterdi. İstedikleri  doğal bir talepti fakat Kemalist rejim bu talebi katliamla karşılık verdi. Bizler evlatları ve davasına inananlar olarak Kürtlerin dört parçada birlik olunması taraftarıyız” dedi.

“BU MÜCADELEYİ SONSUZA KADAR SÜRDÜRECEĞİZ”

İhanetin ve direnişin olduğu topraklarda olduklarını belirten DAD Eş Genel Başkanı Musa Kulu, “Bu ülkenin dilini, kültürünü, hakikatini parça parça ele geçirip en son Seyit Rıza ve arkadaşlarının Elazığ’da idam edilmesi tarihin son halkası olarak düşünülebilir. Biz bu topraklarda kendi halkı için serini veren Şeyh Sait’in yakalandığı yerde saygıyla anıyoruz. Bizlerde onların düşüncelerini yaşatacağımıza söz veriyoruz. Onlar baş eğmediler ama onların ardılları da kendi halkı, dili ve kültürü için bu mücadeleyi sonsuza kadar devam ettireceğiz” diye konuştu.

PİRHA/MUŞ

DAD İzmir Şubesi aşure lokmalarını paylaştı

0

PİRHA- Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) İzmir Şubesi’nin aşure lokmasında, farklılıklarla bir arada yaşayabilmenin en değerli aşure olduğu vurgusu yapıldı.

Muharrem orucunun sona ermesiyle birlikte Alevi toplumu birçok yerde aşure paylaşmaya devam ediyor.

Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) İzmir Şubesi, Çiğli’deki dernek binasında aşure lokmalarını paylaştı. Hak mücadelesinde Hakk’a yürüyenler için bir dakikalık saygı duruşu sonrasında lokma paylaşımına Alevi kurumları ve siyasi parti temsilcilerinin yanı sıra çok sayıda yurttaş katıldı. A

Aşure lokmasının gülbengini Baba Mansur Ocağı Analarından Elif Hurustan ve Kureyşan Ocağı Pirlerinden İsmail Alkan verdi.

AKBELEN VE CUDİ’DE EKOLOJİK KIRIM

Aşure lokmasının pay edilmesi öncesinde konuşan Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) İzmir Şubesi Eş Başkanı Nebahat Çelik, Akbelen’de kesilen ağaçlar ve Cudi’de yakılan ormanların birer Kerbela’ya dönüştüğünü belirterek, “Kerbela ezilenlerin, mazlumların dayanışmasıdır, ikrarlı duruşun simgesidir. Bu dayanışma ruhu ile aşurelerimizi paylaşacağız. Akbelen’de kesilen ağaçlar, Cudi’de yakılan ormanlar, kadın cinayetleri birer Kerbela halini aldı. Bu sisteme karşı koymamız, Hüseyni duruş göstermemiz lazım. Zalimlere karşı mazlumun yanında olmalıyız” dedi.

Demokratik Alevi Dernekleri İzmir Şubesi Eş Başkanı Zeynel Bozkurt ise, “Hüseyni duruş Kerbela’da önemli bir role sahiptir. Haksızlığa karşı mücadele edenlerin bir simgedir. Mansur, Nesimi, Pir Sultan, Alişer ve Zarife gibi mücadele edenler bizlerin delilleridir ve mücadelemizde yaşatacağız” ifadelerini kullandı.

“BİR ARADA OLABİLMEK AŞUREDİR”

Toplumun tüm farklılıklarına rağmen ayrım yapmadan bir arada yaşayabilmenin aşure manasında olduğuna vurgu yapan Kureyşan Ocağı Piri İsmail Akan da, “Burada olmamızın bir nedeni de aşuredir. Farklı kültürlerden din, dil, ırk ayrımı yapmadan bir arada olabilmek aşurenin tam kendisidir. Ortak temamız sevgidir. İnsani değerleri oluşturabilmek için o sevgiye ulaşmamız gerekiyor. En güzel aşure insani değerlerdir” diye konuştu.

Konuşmalar ardından aşure lokmaları paylaşıldı.

PİRHA/İZMİR

21. Munzur Festivali’nde ‘Dersim’de üretim ve ekonomik sorunlar’ paneli

0

PİRHA- Munzur Festivali kapsamında “Dersim’de üretim, ekonomik sorunlar ve çözüm önerileri” paneli düzenlendi. Yapılan konuşmalarda kooperatiflerin önemine vurgu yapılırken, yerel ürünlerin pazarlanması konusunda ise destek istenildi.

“Madencilik Yağmasına Karşı Doğayı ve Yaşamı Savunuyoruz” şiarıyla düzenlenen 21’inci Munzur Kültür ve Doğa Festivali’nin son günü “Dersim’de üretim, ekonomik sorunlar ve çözüm önerileri” adlı panelle başladı.

Sanat Sokağı’nda gerçekleşen panelin moderatörlüğünü Canan Bayoğlu yaparken, Tunceli Ticaret Odası Başkanı Hasan Hüseyin Coşkun, Tunceli Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanı Hıdır Belice, Tunceli Ziraat Odası Başkanı Süleyman Uluç, Tunceli Arcılar Birliği Başkanı Kazım Doğan ve Tunceli Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği Başkanı Zeynel Erdoğan konuşmacı olarak yer aldı.

Moderatör Bayoğlu, madenciliğin Dersim’de hayvancılığı, ekonomiyi ve arıcılığı olumsuz etkileyeceğini söyledi. Dersim’de hayvancılığın geri dönüşler için en büyük kalkan olduğunu belirten Bayoğlu, “Dersim’de yaylalar biz kullanırsak bizimdir. Kullanmazsak madencilere terk etmiş durumdayızdır” diyerek duyarlılık çağrısında bulundu.

“İSTİHDAM SORUNU VAR”

Panelde söz alan Tunceli Ticaret Odası Başkanı Hasan Hüseyin Coşkun, kente yönelik çalışmaların sürdüğünü söyledi. İlin ekonomik anlamda gelişmesi için maddeler sıralayan Coşkun, “Turizm potansiyeli güçlenerek büyüyor. Bu turizm amatör anlamında gelişiyor. Bunu yapıp yapmayacağımızın kararını vermeliyiz. Bütün yerel dinamiklerin fikirlerini alarak bununla ilgili karar vermemiz gerekiyor. Organize sanayi var. İlimizdeki bu sanayinin yol, elektrik sorunları var. Bunun düzeltilmesi için yüksek maliyet gerekiyor. Yine ilde istihdam sorunu var. Ticaret için Erzincan, Elazığ, Pülümür yolunun yapılması, Pertek Köprüsü’nün yapılması gerekiyor. İlçelerdeki tarıma, inanç ve kış turizmine önem verilmesi gerekir. Bu kenti düşünüyorsak meslek odalarına yeterince önem vermeliyiz” dedi.

“ÜRETİMİN KOŞULLARINI OLUŞTURMALIYIZ”

Tunceli Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanı Hıdır Belice ise toplumun ortak bir akılla sorunları çözmesi gerektiğini söyledi. Gençlerin, Avrupa’ya göç ettiğini belirten Belice, “Bunlara sebep olan sosyal, siyasal, ekonomik birçok faktör var. Sorunların temelinde burada üretimin, istihdamın yetersizliği, üretim için dışarıdan gelen girdilerin yüksekliği, artan hayat pahalılığı, üretici ve tüketici kesimini karşı karşıya getiriyor. Tüketicinin alım gücü düştüğünden dolayı ürünü alırken esnafla tartışacak boyuta geldi” dedi.

“GENÇ NÜFUSUMUZ KALMADI”

Dersim’deki kurumların, istihdam üretimi konusunu konuşmadığını ifade eden Belice, sözlerini şu cümlelerle sürdürdü:

“Eleştiriler çok ama somut olarak adım atılmıyor. Eleştirdiğimiz şeyleri somut olarak hayata geçirmeliyiz. Üretmeli, üretimin koşullarını oluşturmalıyız. Göç, genç nüfusu etkiliyor. Genç nüfusun olmadığı yerde ekonomik iyileştirme de olamaz. Genç nüfusumuz kalmadı. TÜİK verilerine göre ölüm oranımızın doğum oranımızdan az olduğu tek iliz. Bütün bunları da konuşmamız lazım.”

“MAZOT, GÜBRE, ÖTV DESTEĞİ İSTİYORUZ”

Tunceli  Ziraat Odası Başkanı Süleyman Uluç ise, üretimin önemine işaret etti. Gelinen koşullarda tarımın ülkede dibe vurduğunu belirten Uluç, “Yanlış tarım politikalarından kaynaklı ülkemiz, üreticilerimiz tarım yapamayacak duruma gelmiştir. Mazotun gübrenin sürekli artmasından kaynaklı birçok üreticimiz alanı boş bırakmak zorundadır. Dünya kendi çiftçisini desteklerken bize elle tutulabilecek bir desteğin olmadığı görülüyor. Biz Dersim’deki çiftçimizin üretmesi için mazot, gübre desteği ve bunlarda ÖTV’nin kaldırılmasını istiyoruz” dedi.

“MADEN SAHALARININ DURDURULMASINI İSTİYORUZ”

Bakanlığın 1 Eylül itibariyle Uygulamalı Tarım Modeli’ne geçeceğini söyleyen Uluç, bu modelde alım garantisi istediklerini belirtti. Dersim’de yayla ve meraların yolları ile göletlerinin olmadığını söyleyen Uluç, “Göletlerin, yolların yapılmasını istiyoruz. Yaylaların tamamının açılmasını isterken, dışarıdan hayvancılık yapanların buralara gelmesini istemiyoruz. Kentimizde 147 maden sahasına ruhsat verildiğini biliyoruz. Bu maden sahalarının durdurulmasını istiyoruz. Bu faaliyete geçtiğinde tarım yapan üreticilerimiz bundan ciddi zarar görecek. Maden sahaların durdurulmasını talep ediyoruz” diye konuştu.

“İLİMİZDE ÜRETMENİN BEDELİ AĞIR”

Arıcılar Birliği Başkanı Kazım Doğan ise, kentte aktif arıcılığın 700 aktif üye ile yapıldığını söyledi. Esnafın farklı yerlerden getirdiği ballar nedeniyle üreticilerin kendi ballarını satamadığını belirten Doğan, “800 ton civarında çıkan bal, ilimiz içinde düzenli satılması durumunda kente yetecektir. Bir üretici bir kilo balı 200 TL’ye mal ederken, buralara 50 TL’ye sahte bal girebiliyor. Herkes de bunu tercih ediyor” diye konuştu.

Arıcılar için desteklemelerin artmasını isteyen Doğan, kentte “Bal evi” açılması gerektiğine işaret etti. Kooperatifçiliğin yaygınlaşması gerektiğini belirten Doğan, üretimin zorluklarının görülmediğini söyledi. Üretimin, kültür sorunu olduğunu söyleyen Doğan, “Doğru yerde üretimi kültürle buluşturmadığımızda eski üretimden bahsetmemiz sonuç getirmez. Kooperatifler, komünler, çiftlik bağlamında olur, yeni üretime böyle bakmamız lazım. Şuanda bizim ilimizde onlarca üreticimiz cezaevinde. Bizim ilimizde üretmenin bedeli ağır. Üreticiyi daha dikkatli ele almamız gerekiyor. Madencilik yağmasına karşı oralarda yaşamamız lazım. Boşaltılan köylerde koyuncular, arıcılar var. Biz bu sebeple buna rahatlıkla karşı çıkabiliyoruz. Biz bu dağlarda üretmezsek, herhangi bir ağacı budamazsak zaten üretemeyiz” dedi.

Doğan son olarak, esnaf ve tüketiciye bal konusunda yereli tercih etme çağrısında bulundu.

“MERALAR VE DOĞA ŞAVAKLARIN EKMEĞİ”

Tunceli Damızlık Koyun, Keçi Yetiştiricileri Birliği Başkanı Zeynel Erdoğan, meralar ve doğanın Şavakların ekmeği olduğunu belirtti. 5 ay boyunca meralardan ekmek kazandıklarını belirten Erdoğan, “Hel Dağı, Cevizlidere’de her maden sahasının önünün açılması 3-5 bin hayvanın önünün kesilmesi demektir” dedi.

Ürettikleri peynir ve etin değerini alamadıklarını söyleyen Erdoğan, “Bizim 80 TL’ye verdiğimiz peyniri siz 250 TL’ye alamıyorsunuz. Kendimizi sorgulamıyoruz. Bunun için kooperatif olmalı. Dersim’de et, peynir ve bal var. Bu gıda bizimse buradaki odalar ciddi inisiyatif alarak buralardaki gıdaları tüketiciye sunmalı” diye konuştu.

PİRHA/DERSİM

Esat Hocayı Uğurlamak

Hayatın döngüsü gereği insanlar doğar ve ölür… Diyalektiğin gerçekliğidir bu, insanlar doğar, yaşar ve ölür. 77 yaşın bilgeliğinde bir araştırmacı yazar, felsefeci, hayatını düşündüğü gibi yaşayan bir Alevi yol ustasını, bir canı dahayitirmenin derin üzüntusü içindeyiz. Yaşayan, gören, araştıran, insanlığa sunan bir ustaydı Esat Korkmaz. Aleviliğin felsefe hamalıydı, yükünü çekerken daha usta değilim diyecek kadar mütevazi bir yol işçisiydi. Biz ustayı tırnaklarının arasında ki topraktan, avuçlarındaki nasırdan, gözünün altında ki hareden tanırız.

Esat Korkmaz’ın bütün bedenini sinsice yiyip bitirse de, o tok, davudi sesine, aydınlık beynine hükmü geçmiyordu kanserin. Hayatın duvarlarına çarpıp ellerimize aklının aydınlığı ile sayısız kitabından birini daha düşürüyordu 77 yaşın bilgeliğiyle…

Dini sevgi kıblesi insan olan Esat hocamız yakasız gömleğini giydi ve bedenen aramızdan ayrıldı. Anadolu’nun bilgesi Alevi kadınları kardı helvasını. Sadegül ununu yağını koydu, Nargül karıştırdı, Gülbin’in terini sildi Cevriye, Dilber hadi kızlar kızancalar hızlanın dedi anaç sesiyle… Alevilik, bir eylem kültürüdür, sonuca kısır konuşmalar toplamını değil; eylemini- deneyimini döngü felsefesine bağlar ve bağlar bağlamaz hava, su, toprak ve ateşin bilincini sırtlar, geçmişe ve geleceğe yolculuğa çıkar.

Eserleri

İçkin Felsefe ve Alevilik, Siyah ve Sanat, Kafa Tutan Günler, 68 ve 78 Güncesi Yerüstü, Dört Kapı Kırk Makam, Karanlıktan Aydınlığa Ozan Şahturna, Kızılbaş Aydınlanma, Katharlar, Sezgi, Üçüncü Tür Bilgi, Organsız İnsan , Kedi Bakışı, Alevilikte Devriye Tasarımı ve Zamanda Yolculuk, Aşk Yanık Kokar, Özgürlüğü Özgürleştirmek, Hiçlik ve Kuantum, Şamanizm, Esrik Yolculuk, Ezidiler, Hiçlik Defteri 1, Hiçlik Defteri 2, Hiçlik Defteri 3, Hiçlik Defteri 4,Hiçlik Defteri 5, Hiçlik Defteri 6, Hiçlik Defteri 7, Hiçlik Defteri 8, Hiçlik Defteri 9, Anadolu Aleviliği , Eski Türk İnançları ve Şamanizm Terimleri Sözlüğü, Zerdüştlük Terimleri Sözlüğü, Alevilik ve Bektaşilik Terimleri Sözlüğü, Şeytan Tasarımı Terimleri Sözlüğü, Şeyh Bedreddin ve Varidat, Yorumlu İmam Caferî Buyruğu, Simgeler Sözlüğü, Kızılbaşlıkta Üç Firar Üç Terk, Yeni Kudüs, Kitap Yol Rehberi, Kızılbaş Ütopya, Bütün Yönleriyle Alevilik, Etimolojik Kızılbaşlık Sözlüğü, Enel Hak, İnsan Tanrı.

Alevi Bektaşi atölyelerinin kuruculuğunu yaptı. Aleviliğin peygamberli bir din değil mürşitli (öğretmen) bir gelenek, bir felsefe olduğunu kaynaklarıyla gösterip, yıllarını gelecek nesile bu kültür ve felsefeyi doğru anlamaları için yol göstermeye adamıştı.

Dört Kapı Kırk Makam kitabının künyesi

Dört Kapı Kırk Makam, “aşka âşık olan âşığın“ aşk yolunu anlatır: “Aşk yolu“, bir “eğitim yolu“dur ve Aleviler-Bektaşiler bu eğitim yolunun “yolcuları“dır. “Aşk“, işte bu yolculukta yolcularca “yutulan“ zamanın “çocuğudur.“ Bu bağlamda Alevilik-Bektaşilik, din değil bir “aşk“tır: O zaman soralım aşk nedir, diye. Aşk, Aleviliğin-Bektaşiliğin “anayasası“ olarak algılayabileceğimiz “varoluş çevrimi“nin gerçekleşme, bu çevrimi “bilgiye dönüştüren“ Dört Kapı Kırk Makam eğitim programının gerçekleştirilme “nedeni“dir: Nedenler “gizlenmeyi sever“; aşk her şeyin varlığa gelme ya dabir şeyi “nesnelleştirme“ nedeni olduğuna göre o da gizlenmeyi sever, yani “sır“dır.

Aşkın hallerini deneyim konusu yaptığımızda “hazır“ olarak verilenin ya da “belletilenin“ dışında kesinlikle “kendimize rastlayacağız“. Önce “yabancı“ geleceğiz, kendimiz kendimize. Biliyorsunuz hakikat, “hayretten“ ibarettir; hayret kendini hissettirecek, tıpkı bir kedi gördüğünde “miyav miyav“ diye haykıran bir çocuk gibi “bağırmak“ gelecek içimizden; yaşını-başını almış insanlarız, doğal olarak utanacağız. “Demek ki“ diyeceğiz, “ya çocuk olacağız ya da çocuktaki coşkuyu yaratacak denli âşık“.

Âşık olmak “bilinci yoklamak“ anlamına gelir: Bilinci yoklamayan âşıklık “kolay“ı anlatır. Biz biliyoruz ki “kolay güzel değildir“; her zaman “zor güzeldir“ demek de doğru olmayabilir; “güzel“ ayrımına varamadığımız herhangi bir yerde ya da yanı başımızdadır, sakındığımız yerdedir, suçladığımız mekândadır, günahkâr kabul ettiğimiz şeyin içindedir. Öyleyse: Her insanın yaşamı “somut“ olarak algılanmalı ve her insanın yaşamından “aşk devşirilmelidir“. Demek ki insan “âşık olmak için yaşar“ ya da “yaşamak için âşık olur“.

İnsan kendisinin ve doğanın “dâhisi olmak“ istiyorsa “âşık olmak“ durumundadır. Kişi kendisinin “dâhisi“ olursa kendi “denetiminin“, doğanın “dâhisi“ olursa doğanın “denetiminin“ dışına çıkar. Bu “tehlikeli bir serüvendir“; ama böylesi bir serüvenin kahramanı olmak isteriz.

Dört Kapı Kırk Makam sürecinde aşk, “bilme“yle elde edilen bir eğilimdir ve kişiyi aşağıdan, daha cahil durumdan yukarıya, daha bilgili duruma yükselten “içsel eğilim“dir. Böylesi bir tasarımda aşk, bir “insanlaşma ortamı“dır; orada insan kendini bulur, keşfeder. Başkasına -bu başkası Tanrı’dır- ulaşmanın yollarını arar bulur. Aşk, insan olabilmek için gerçek bir “kaçınılmazlıktır“; kendini ve dünyayı yeniden kurmaya çalışan insan için zorunlu bir etkinliktir. Ruh ve beden bütünlüğünden daha geniş ve çerçeveli olarak algılanan tanrısal bütünlüğe ulaşmaktır. Aşk, gerçek bireyden
“dünyaya açıldığımız“ yerdir: Bu anlamda “eşiktir“.

Saklımız gizlimiz yok, Ürettiğin bize emanetir. Şeyh Bedrettin’lerin yolundan gittin. Doğan ve doğuran hakkı için, suyun ve toprağın duru olsun. Ölen tendir canlar ölesi değil…
Aşk ile…

Akbelen için Foça’da insan zinciri

Muğla’nın Milas ilçesine bağlı İkizköy Mahallesi sınırlarındaki Akbelen Ormanları’nda günlerdir süren ağaç kesimi İzmir’in Foça İlçesi’nde oluşturulan insan zinciri ile protesto edildi. Foça Tarih ve Doğa Talanına Hayır Platformu üyeleri ve yurttaşlar ilçeye bağlı Kocememetler Köyü’nde yaptığı eylemde Akbelen ile birlikte Kocamemetlerde ki taş ocaklarının genişlemesi için de her gün ağaç kesildiğine dikkat çekildi.

Giriş ile köy merkezi arasında oluşturulan insan zinciri sırasında “İkizköy Halkı Yalnız Değildir” “Orman Katliamına Dur De” yazılı dövizler açıldı. 

Foça Tarih ve Doğa Talanına Hayır Platformu Sözcüsü Ramis Sağlam okuduğu basın açıklamasında Foça halkı olarak yaşam alanlarındaki doğa katliamına karşı çıkarken, Akbelen’deki orman katliamına da sessiz kalmayacaklarını söyledi.

FOÇAYA DA AKBELENE DE SESSİZ KALMAYACAĞIZ

Ramis Sağlam; “4 gündür süren direniş her gün yeni bir gerçeğin aydınlanmasına neden oluyor. Daha dün Akbelen’de ağaçları kesen şirketle Orman Genel Müdürlüğü arasında “ağaç katliamı” protokolü ortaya çıktı. Akbelen’de 760 bin metrekarelik alanda 350 bin ağaç kesileceği biliniyor. Bu tablo açık madencilik yapılan geri kalmış sömürge mantığıyla davranılan her ülkede yaşanıyor. Akbelen’de bugün açılan çukurları biz buradan Kocamemetler’den çok iyi biliyoruz. Maden şirketleri açtıkları çukurları kapatacaklarını, o bölgelere ağaç dikeceklerini söylüyorlar. Kayalık yerin üstüne fidan dikilir mi?” diye sordu.

“KOCAMEMETLERDE KAPSAM DIŞINA ÇIKILDI”

Foça’daki taş ocağı için de ağaç katliamı yapıldığını ifade eden Sağlam, “Gelelim Kocamemetler’deki taş ocağına, buradan Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na soruyoruz; bu taş ocağının kapasitesini aşıp aşmadığının denetimi yapılıyor mu? ‘ÇED kapsam dışı’ kararına ilişkin çalışmanın kapasitesi ne kadardır? Gözlemlerimiz bize açıkça şunu gösteriyor ki kapsam dışına çıkılmıştır. Her gün yeni çam ağaçları iş makineleriyle sökülmeye devam ediliyor. Taş ocağı yolun kenarına kadar inmiş, iş makineleri köy yolunda tehlike saçıyor.  Biz Foça halkı olarak yaşam alanlarımızdaki doğa katliamına karşı çıkarken, Akbelen’deki orman katliamına da sessiz kalmayacağız” ifadelerini kullandı.

Cumartesi Anneleri 957. haftada gözaltına alındı

Kayıplarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanması talebiyle Galatasaray Meydanı’nda bir araya gelen Cumartesi Anneleri, 957’nci hafta eyleminde gözaltına alındı.

Cumartesi Anneleri, gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanması talebiyle 957’nci hafta eylemini Galatasaray Meydanı’nda yapmak istendi.

Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) “ihlal” kararına rağmen polis, meydana çıkmak isteyen Cumartesi Anneleri ve hak savunucularını Galatasaray Meydanı’nda gözaltına aldı. Polis, iki ayrı noktada abluka oluşturarak gözaltı işlemini gerçekleştirdi.

Eyleme, Cumartesi Anneleri/hak savunucuları, kadın örgütleri, Emek Partisi İstanbul milletvekili İskender Bayhan destek verdi.

50 KİŞİ GÖZALTINA ALINDI

Gözaltına alınanların isimleri şöyle:

Hanife Yıldız, İkbal Eren, Besna Tosun, Maside Ocak, Ayşe Gülen Eyi, Mikail Kırbayır, İrfan Bilgin, Ali Tosun, Hüseyin Ocak, Eren Keskin, Gülseren Yoleri, Ümit Efe, Hüseyin Küçükbalaban, Sevinç Koçak, Leman Yurtsever, Meriç Eyüboğlu, Aslı Takanay, Gülendam Özdemir, İsmail Yücel, Cüneyt Yılmaz, Fırat Akdeniz, Taylan Bekin, Sema Barbaros, Ahmet Ergin, Zeynep Çelik, Ömer Kavran, Deniz Aytaç, Güliz Sağlam, Feride Eralp, Rojda Aksoy, N. Evrim Şerifoğlu, Evrim Gürenin, Aysun Çegar, Songül Sakin Öncel, Şevval Bülent Durmagit, Asel Bayram, Ezgi Karakuş, Dilek Başalan, Aylin Karakaş, Selin Top, Atike Eski, Esmanur Yıldız, Davud Arslan, Ekinsu Devrim Danış, Hünkar Yurtsever, Arat Dink, Hatice Onaran, Kenan Yıldızerler, Begali Kurnaz, Fethiye Kızmaz,

BASININ GÖRÜNTÜ ALMASI ENGELLENDİ!Gözaltı anını görüntülemek isteyen basın çalışanları da polis engeline maruz kaldı. Bölgeden zorla uzaklaştırılan gazetecilerin, bu hafta da görevlerini yapmaları engellendi.

PİRHA/İSTANBUL

Mahkeme, İkizköylülerin yürütmeyi durdurma talebini reddetti

İkizköylülerin Akbelen Ormanında devam eden ağaç kesimi için yürütmenin durdurulması talebiyle yaptığı başvuru Muğla 1’inci İdare Mahkemesi tarafından reddedildi.

Muğla 1’inci İdare Mahkemesi, Milas Akbelen Ormanı’nda süren ağaç kesimine ilişkin Karadam, Karacahisar, Mahalleleri Doğayı Doğal Hayatı Koruma Güzelleştirme ve Dayanışma Derneği ve İkizköylü 6 yurttaşın yaptığı yürütmeyi durdurma talebini reddetti.

Mahkeme kararında 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 27’inci maddesinde İdare Mahkemeleri’nin, idari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkansız zararlar doğurması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarında yürütmeyi durdurma kararı verilebileceğini hatırlattı. Fakat mahkeme, başvurusu yapılan Akbelen Ormanındaki idari işlemin durdurulması talebinin bu şartların birlikte gerçekleşmediğini belirterek yürütmenin durdurulması istemini 3’üncü kere reddettiğini duyurdu.

İŞÇİ SENDİKASI DAVANIN USÜLDEN REDDİNİ İSTEDİ

Mahkeme kararında davacıların taleplerinin yanı sıra dosyaya müdahil olan Türkiye Maden İşçileri Sendikası ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın da beyanlarına yer verildi. Türkiye Maden İşçileri Sendikası, köylülerin derneğinin dava açma yetkisi bulunmaması, bakılan davanın süresinde açılmadığı nedenleriyle davanın usulden reddini istedi. Sendika, ayrıca esas olarak da davanın haksız ve hukuka aykırı olduğunu savunarak, davanın reddini istedi. Bakanlık ise On Birinci Kalkınma Planı ve bakanlığın 2019-2023 Stratejik Planında linyit rezervlerinin çıkarılarak elektrik üretiminde kullanılması kararlarını gerekçe göstererek davanın reddedilmesini istedi.

Şirket ise mahkemeye verdiği beyanda madenin kamu yararının bulunduğu, halk ve çevre sağlığı önlemlerinin alındığı gerekçesiyle davanın reddini istedi.

“HAKİMLER ANAYASAL SUÇ İŞLEDİ”

Mahkemenin kararını değerlendiren köylülerin avukatı İsmail Hakkı Atal, mahkemeden karar çıkarmanın “Aslanın midesinden ekmek çıkarmaktan” daha zor olduğunu söyledi. AKP’nin kontrolü ve denetimi altındaki yargından karar çıkmadığını kaydeden Atal, “Karar sadece halk sokağa çıktığında çıkıyor. Ama burada Limak-İçtaş ortaklığının imtiyazlı olduğu Muğla’da halk sokağa çıktı. Yine karar çıkmadı ve bugün bir kere daha yürütmeyi durdurması talebimiz reddedildi. Mahkeme kararını gerekçesiz olarak yazdı. Çünkü red kararını dayandırabilecekleri hiçbir şey yok. Anayasa, uluslararası sözleşmeler, yönetmelikler bizden yana ve gerekçesiz karar yazıyorlar. Hakimler bunu yazarken Anayasal suç işliyorlar. Zaten burada Anayasa’nın 169’uncu maddesi açık bir şekilde ihlal ediliyordu üstüne bir de bağımlı yargının gerekçesiz kararı geldi” dedi.

Sendika ve bakanlığın davanın reddi istemini de değerlendiren Atal,”Bu görüşler tamamen çarpıtma ve bir dezanformasyon. Şirketin elektrik üreterek sisteme anlık olarak verdiği elektrik 300 megawatt. Ama şirketin yok ettiği 20 bin dönüm maden sahasının üzerine güneş enerjisi tarlası yapsalar anlık olarak sisteme 3 bin 300 megawatt elektrik enerjisi verebiliyorlar. Yani 10 katını verebilirler. Ama bunları hiç söylemiyorlar, yazmıyorlar” diye konuştu.

(HABER MERKEZİ)

Esat Korkmaz Hakk’a uğurlandı

0

Esat Korkmaz Şahkulu Dergahı’nda yürütülen erkan ile Hakk’a uğurlandı. Erkanın ardından Korkmaz Tekirdağ’da toprağa sırlanacak.

Yaptığı araştırmalar, yazdığı yazılar ile Alevi yoluna katkılarda bulunan yazar Esat Korkmaz geçtiğimiz günlerde Hakka yürümüştü. Korkmaz yürütülecek erkanı öncesinde Kadıköy İçerenköy Cemevinde yıkanarak, Şahkulu Dergahına getirildi.

Burada erkanı yürüten Pir Haydar Boğa ve Cemal Şahin gülbengler ile rızalık aldı. Erkan’da Aysun Eldeniz,Nevzat Şahin Hüseyin Fırtına,Hakan Erol,Haydar Selçuk ,Gani Pekşan deyişlerini, duazlarını seslendirdi.

Cenazeye erkanında Garip Dede Cemevi Başkanı aynı zamanda Yeşil Sol Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat ve Cumhuriyet halk Partsi İstanbul milletvekili Yüksel Mansur Kılıçta hazır bulundu.

Korkmazın Cenazesi Sırlanmak üzere Tekirdağ Şarköy’e Doğru Yola çıktı.

Kemal Demir / İstanbul