Ana Sayfa Blog Sayfa 177

Şenyaşar ailesi: Zulme sessiz kalan dilsiz şeytandır

Adalet Nöbeti’ni 843’üncü gününde sürdüren Şenyaşar ailesi, ‘Zulme sessiz kalan dilsiz şeytandır’ paylaşımında bulundu

Riha’nın ( Urfa) Pirsûs (Suruç) ilçesinde 14 Haziran 2018 tarihinde AKP eski Milletvekili İbrahim Halil Yıldız’ın koruma ve yakınları tarafından eşi ve iki oğlu katledilen Emine Şenyaşar ile saldırılardan yaralı kurtulan oğlu Ferit Şenyaşar’ın 9 Mart 2021’de Urfa Adliyesi önünde başlattığı Adalet Nöbeti 843’üncü gününde. Emine Şenyaşar, nöbeti rahatsızlığı sebebiyle Pîrsus’taki evlerinde sürdürdü.

Şenyaşar ailesi sanal medya hesabından, “İslamiyet, sadece başörtü ve secdeden ibaret değildir. İslam adil ve adaletli olmayı emrediyor. Zulme sessiz kalan dilsiz şeytandır. diyor. Hak mücadelemiz adalet gelene kadar devam edecektir” paylaşımında bulundu.

RIHA

#Şenyaşar #ailesi #Zulme #sessiz #kalan #dilsiz #şeytandır

Şiddete maruz kalan avukat Çelik polisler hakkında suç duyurusunda bulundu

Cumartesi Anneleri’nin eyleminde polisin şiddetine maruz kalan avukat Murat Çelik, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu

Cumartesi Annelerinin 954’üncü haftasında Galatasaray Meydanı’nda yaptıkları eylemde polis saldırısına uğrayan avukat Murat Çelik, polisler hakkında “İşkence, kasten yaralama, hakaret ve tehdit” suçlamalarıyla İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu.

Suç duyurusunda, bu suçları işleyen amir ve polisler hakkında soruşturma başlatılarak, öncelikle görevlerinden alınmaları için hukuki sürecin işletilmesi ve bu suç iddialarıyla haklarında kamu davası açılması talep edildi.

Hukuk kuruluşlarından açıklama

Çelik’in şiddet görmesine dair ise Adalet İçin Hukukçular, Avukat Dayanışması, Avukat Hareketi, Avukatlar Sendikası, Çağdaş Avukatlar Grubu, Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) İstanbul Şubesi, Demokrasi İçin Hukukçular, Katılımcı Avukatlar, Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD) İstanbul Şubesi, Özgürlükçü Demokrat Avukatlar, Sosyal Hukuk ve Toplum ve Hukuk Araştırmaları Vakfı yazılı açıklama yaptı.

‘İşkenceye karşı her alanda mücadele edeceğiz’

Avukatların siyasi iktidarın savunmaya yönelik saldırılarının farkında olduğu belirtilen açıklamada, saldırıların arttığını ve kolluğun siyasal iktidarın cezasızlık politikasından cesaret aldığı ifade edildi. Açıklamada, şu ifadeler yer aldı: “ Hher gün demokratik hak talepleriyle sokağa çıkan yüzlerce insanın maruz kaldığı polis şiddetinin yargı eliyle örtbas edildiğini biliyoruz” denildi. Açıklamada, şu ifadelere yer verildi: “Avukat Murat Çelik’e uygulanan şiddetin de Cumartesi Annelerinin her hafta engellenen hak mücadelesinin de demokratik talepleriyle sokakta olan herkesin uğradığı şiddetin de sonuna kadar takipçisi olacağız. Savunmaya saldırıların da işkencenin de yargı eliyle aklanmasına müsaade etmeyecek, bulunduğumuz her alanda işkenceyle mücadele etmeye devam edeceğiz.”

İSTANBUL

 

 

#Şiddete #maruz #kalan #avukat #Çelik #polisler #hakkında #suç #duyurusunda #bulundu

Kanada’nın kuzeyinde görülmemiş sıcaklık

2023 yılın en yüksek sıcaklıkları ülkeleri kasıp kavurmaya başladı

Kanada, tarihinin en ağır orman yangınlarıyla baş etmeye çalışırken, ülkenin en kuzey ucunda 37,7 derece sıcaklık yaşandı. Washington Post’ta yer alan habere göre, Kanada’nın kuzeyinde bulunan Noorthwest Territories eyaletinin en kuzeyindeki Western Hemisphere’de 9 Temmuz’da 37,7 santigrat derece sıcaklık kaydedildi.

Kuzey kutbu hızla ısınıyor

Aşırı hava olayları tarihçisi Christopher Burt, bunun, Batı Yarımküre’de 65 derece enlemin kuzeyinde şimdiye kadar ölçülen en yüksek sıcaklık olduğunu açıkladı. Burt, rekor sıcaklığın ölçüldüğü bölgenin, Arktik Okyanusu’ndan yaklaşık 300 mil uzakta ormanlık Tayga Ovaları’nın arasındaki petrol çıkarılan Norman Wells kasabası olduğunu aktardı. Christopher Burt, Norman Wells’te kaydedilen sıcaklığın, Haziran 2020’de Rusya’nın Verkhoyansk kentinde gözlemlenen 38 santigrat derece sıcaklıktan sadece 0,1 derece daha az olduğunu ifade etti.

9,2 milyon hektar orman yandı

Batı Kanada’daki kavurucu sıcaklıklar, ülkenin benzeri görülmemiş yaşanan orman yangını krizini şiddetlendirdi. Kanada Kurumlararası Orman Yangın Merkezi’ne göre şimdiye kadar 22,7 milyon dönümlük (9,2 milyon hektar) bir alan yandı. Verilere göre bu rakam, 1995’teki en yüksek seviye olan 17,5 milyon dönümlük (7,1 milyon hektar) yanan ormanlık alan rekorunu da geride bıraktı.

EKOLOJİ SERVİSİ

#Kanadanın #kuzeyinde #görülmemiş #sıcaklık

Akbelen’de buluşma çağrısı

Akbelen’de yapılacak nöbete çağrı yapan Muğla Çevre Platformu ve İkizköy Çevre Komitesi, ‘Akbelen bugün tüm Türkiye’nin her yanında verilen yaşam alanlarını koruma mücadelelerinin sembolü haline gelmiştir’ dedi

Muğla Çevre Platformu ve İkizköy Çevre Komitesi imzasıyla hazırlanan açıklamada, 16 Temmuz günü Akbelen nöbet alanında buluşma çağrısı yapıldı. Çağrıda, “Doğayı, Muğla’yı seven, kurdun, kuşun, gelecek kuşakların haklarını korumak için ben de varım diyen herkesi, nöbet başlangıcının ikinci yıldönümünde, 16.7.2023 Pazar günü saat 13:00’de Akbelen’de buluşmaya davet ediyoruz” denildi.

15 köy yok edildi

Muğla’nın ormanları, zeytinlikleri, tarım alanları, yüzlerce yıldır süregelen köy yaşam kültürü bir avuç sermaye sahibini daha fazla zengin etmek için yok edilmek istendiği belirtilen çağrıda, “Milas ve Yatağan’daki üç tane termik santral ve onlara yakıt sağlamak için açılan kömür ocakları bölgemizin doğasını, kültürünü ve tüm yaşam alanlarını tehdit ediyor. Kömür ocakları işletme ruhsat sahası içerisinde 60 köyümüz var. Şu ana kadar ruhsat sahası içinde kalan köylerimizden 8’i tamamen 15’i kısmen yok edildi” ifadeleri yer aldı.

Mücadelenin sembolü

Çağrının devamında, “Bu hukuksuzluklara karşı çıkan İkizköylüler yıllardır Akbelen ormanını termik santrale kurban vermemek için direniyor, iki yıldır ise fiilen alanda nöbet tutuyor. Muğla’nın ve Türkiye’nin her yanından yaşam alanları savunucuları Akbelen’de kesintisiz yürütülen nöbet eylemine destek veriyor. Akbelen bugün tüm Türkiye’nin her yanında verilen yaşam alanlarını koruma mücadelelerinin sembolü haline gelmiştir” diye belirtildi.

EKOLOJİ SERVİSİ

#Akbelende #buluşma #çağrısı

Dola Melekan çölleşmeyle karşı karşıya

Kurdistan Bölgesi Soran sınırında bulunan Dola Melekan’daki doğal ormanlar kömür ocakları kurularak yok edilirken duruma tepki gösteren Melekan köyü muhtarı Abdulla Xalid, ‘Bu ağaçları kesen kişiler yoksul oldukları veya ihtiyaçları olduğu için değil bunun ticaretini yapmak için bu ağaçları kesiyor’ dedi

r. Kurdistan Bölgesi Başsavcılığı, resmi yazıyla kömür ocaklarının kapatılmasını talep etti. Xelifan Orman ve Çevre Polis Müdürlüğü verilerine göre, geçen yıl çevre katliamına ilişkin 62 kişinin tutuklandığı toplam 32 dava açıldı. Kurdistan Bölgesi Başsavcılığı’nın talebi üzerine Çevre Koruma ve Yenileme Kurulu’na gönderilen yazıda, “Xelifan bölgesindeki doğal ormanlar yok olma riskiyle karşı karşıya. Orman kesiminin önüne geçilmeli ve kömür ocakları kapatılmalıdır” denildi.

‘Onlarca kömür ocağı açıldı’

Melekan köyü muhtarı Abdulla Xalid, , “Melekan köyünün doğası yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. Meşe, menengiç ve alıç gibi ağaçlar kesiliyor. Onlarca kömür ocağı açıldı ve kimse bunların önüne geçemiyor. Bu ağaçları kesen kişiler yoksul oldukları veya ihtiyaçları olduğu için değil bunun ticaretini yapmak için bu ağaçları kesiyor. Bölge hükümetinin bu konuda destek olmasını talep ediyoruz. Bunun önü alınmazsa bu bölge kısa süre içinde çölleşecek” dedi.

‘Ağaç kesmekten vazgeçmeli’

Çevreyi Koruma WAR Örgütü Sorumlusu Karzan Şêxo, Dola Melekan başta olmak üzere Xelifan’da yapılan doğa kıyımına ilişkin Rojnews’e konuşarak, “Yurttaşlar ağaç kesmekten vazgeçmiyor. Bu yıl kesilen binlerce ağaca el konuldu, binlercesi ise pazarlarda satıldı. Ağaçların kesilmesi doğaya verdiği zararın yanı sıra oksijen oranının düşmesine de neden oluyor. Bu nedenle yurttaşlar ağaçları kesmeyi bırakmalıdır” dedi. Bu yılki bilançolara göre Xelifan bölgesinde kaçak yollarla ağaç kesimi geçen yıla göre artmış durumda. Orman Polisi ekipleri Biradost, Dola Melekan ile Beni Herir, Korek ve Serawird dağlarında sürekli nöbet tutmasına rağmen yurttaşların ağaçları kesmesi kontrol edilemiyor. 8 köyden oluşan Dola Melekan, Bağımsız Soran İdaresine bağlı Xelifan bölgesinde bulunuyor.

Kaynak: Rojnews

#Dola #Melekan #çölleşmeyle #karşı #karşıya

Wan’da tecrit protestosu: Tecridi kaldırın, İmralı kapılarını açın

Wan’da PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki mutlak tecride karşı yapılan açıklamada, ‘Tecridi kaldırın, İmralı’nın kapısını açın’ çağrısı yapıldı

Wan Tutuklu ve Hükümlü Aileler ile Yardımlaşma Derneği (WAN TUHAY-DER) öncülüğünde PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki mutlak tecrit protesto edildi. Sanat Sokağı’nda yapılan açıklamaya sivil toplum örgütleri ve siyasi partilerden çok sayıda kişi katıldı. Açıklamada, “Tecridi kaldırın, İmralı’nın kapılarını açın, barışı inşa edin” ve “Hasta tutsaklara özgürlük” pankartı açıldı ve sık sık “Susma sustukça sıra sana gelecek”, “Bijî berxwadana zindanan”, “Hasta tutsaklar bırakılsın” ve “Bijî berxwadana İmraliyê” sloganları atıldı.

‘Tecridi derhal kaldırın’ çağrısı

Wan TUHAY-DER Sekreteri Emin Şeker, PKK Lideri Öcalan’ın 15 Şubat 1999’dan bu yana tecrit altında olduğunu söyledi. Şeker, “Son 28 aydır kendisinden hiçbir şekilde haber alınamamaktadır. Ailesiyle ve avukatlarıyla görüştürülmemektedir. Tecrit insanlık suçudur ve bizler bu tecridi kabul etmiyoruz. Sayın Öcalan ve beraberindeki arkadaşlarının üzerindeki bu tecridin derhal kaldırılmasını talep ediyoruz” çağrısı yaptı.

 Hasta tutsaklar

Cezaevindeki hasta tutukluların durumuna da değinen Şeker,  şunları söyledi: “Geçmişte yaşanan ölümlere bir hafta önce yine bir mahpus arkadaşımız (Bışar Yazıcı) da eklendi. Bunun tek sorumlusu Adalet Bakanlığı ve cezaevi yönetimidir. Cezaevlerindeki hak ihlalleri had safhadadır. Bu hak ihlallerinin bir an önce düzeltilmesini talep ediyoruz.”

Açıklama oturma eyleminin ardından sona erdi.

WAN

 

#Wanda #tecrit #protestosu #Tecridi #kaldırın #İmralı #kapılarını #açın

Kaz Dağları yok oluşa sürükleniyor!

Enerji santralleriyle işgal edilen Kaz Dağları, diğer yandan madenlerle adeta yok oluşa bağlandı. Çanakkale’de yoğunlaşan madenler yaşamı zehirleyip suları çalarken, bunlara yenileri eklenmek isteniyor

Çanakkale’nin Biga ve Çan ilçelerinin en önemli su kaynağı olan Kocabaş Çayı, Cengiz Holding’in maden girişimine kurban ediliyor. Biga ve Çan’da bulunan termik santrallerin tükettiği suyun büyük kısmının bu çaydan besleniyor. Bölgenin çok özel ekosistemi enerjiye kurban edilmiş durumda. Cengiz Holding’in, Kocabaş Çayı’nın sularını göletlere aktarmak istediği projeye karşı çıkan bölge halkı ve çevre örgütleri, DSİ 252. Çanakkale Şube Müdürlüğü önünde bir araya gelerek protokolün iptal edilmesini talep etti.

55 köy susuz bırakılacak

DSİ önünde yapılan açıklamada, Kazdağları’nın dünyanın en değerli biyolojik çeşitliliğine sahip alanlarından biri olduğu hatırlatılarak, bölgenin yüzde 79’unun madenlere ruhsatlandırılmış olduğunu belirtti. Açıklamada, Cengiz Holding’in projesinin, diğer maden ve enerji projeleri gibi Kazdağları ekosistemini de yok edeceği dile getirildi. Açıklamada, Kocabaş Çayı’nın nesli tehlike altındaki su samurlarının yaşam alanı ve 55 köyün de su kaynağı olduğuna dikkat çekildi.

‘Topraklarımızdan vazgeçmiyoruz’

Cengiz Holding’in maden girişimine karşı bölge halkı mücadeleyi büyütüyor

Açıklamanın devamında, “Cengiz Holding, 200 metre derinliğinde ölüm çukurları açacak, 3 köyü haritadan silecek ve kimyasal zehirlerle yakınındaki diğer köyleri de yaşanmaz hale getirecek, su kaynaklarımıza el koyacak. Halilağa Bakır Madeni projesindeki ısrarına devam ediyor. Sivil toplum örgütleri ve yöre halkı olarak 95 davacı ile bizler de topraklarımızı, suyumuzu, ormanlarımızı korumak için ikinci kez dava açtık. Şirket, DSİ ile imzaladığı protokol kapsamında maden için gereken suyu temin etmek amacıyla iki gölet inşa etmek istemektedir. Bizler yani Bayramiç ve Çan ilçeleri köylerinde yaşayan vatandaşlar ve sivil toplum örgütleri olarak köylerimizden, suyumuzdan, topraklarımızdan vazgeçmiyoruz” denildi.

‘İzin vermeyeceğiz’

Devlet Su İşleri’ni, Cengiz Holding’in çıkarlarını değil, yöre halkının su ihtiyacını gözetmeye ve protokolü iptal etmeye çağıran açıklamada, “DSİ’yi hukuki süreç sonuçlanmadan hiç bir işlem yapmamaya çağırıyoruz. Aksi takdirde geri dönülmez zararlar verilecek, köylüler tarım alanlarından ve su kaynaklarından mahrum kalacaktır. Hiçbir kurumun halkına böyle bir kötülük yapmaya hakkı yoktur. Kazdağları evimizdir, maden projeleriyle delik deşik edilerek yok edilmesine izin vermeyeceğiz” diye belirtildi.

Termik Santraller suyu emiyor

Cengiz Holding’in bölgeyi yerle bir edip doğal yaşamının katledilmesine yol açarken, diğer yandan bölgenin giderek azalan su varlığına da el koymak istiyor. Cengiz Holding’in bakır madeni (altın araması gizlendiği belirtiliyor) için Kocabaş Çayı’na göz dikmesi çayın idam fermanı olarak değerlendiriliyor. Bölgede bulunan linyit kömür madenleri ile 2 adet termik santral Kocabaş Çayı’na kurdukları devasa büyüklükteki kolektörlerle çayın suyunu çekmeye devam ediyorlar. Bölgenin geleceği tarıma bağlıyken tarımsal ihtiyaç olan su kaynağına çiftçilerin ulaşması imkansız hale gelecek. Diğer yandan santrallerin yaydığı kirlilik ise hem halkı kanser gibi hastalıklara taşırken, diğer yandan tarım üretimleri termik santrallerin yaydığı kirlilikle zehirleniyor.

 

EKOLOJİ SERVİSİ

#Kaz #Dağları #yok #oluşa #sürükleniyor

Jandarma 12 yıldır ‘güvenlik’ gerekçesiyle keşif yapmıyor

Mêrdin’de 2011’de katledilen tesisatçı Yusuf Akın’ın öldürülmesine ilişkin görülen davada 12 yıldır keşif yapmayan mahkemenin, bir kez daha ‘güvenlik’ gerekçesiyle keşif yapmadığı ortaya çıktı

Mêrdîn’in Nisêbîn (Nusaybin) ilçesi Deyrcem köyünde 20 Aralık 2011’deki askeri operasyonda tesisatçı Yusuf Akın’ın öldürülmesi ve Mehmet Eren’in yaralanmasına dair askerler hakkında verilen beraat kararının Anayasa Mahkemesi’nin “yaşam hakkının ihlal edildiği” yönündeki kararıyla bozulmuştu. Yusuf Akın’ın dosyasının yeniden yerel mahkemeye gönderilmesinin ardından jandarma özel harekat Kadir Engin O, Şenol T, Bahattin Y, Yusuf Ertuğrul K. ve Doğan G.’nin Mardin 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde 15 Eylül 2022’de başlayan yeniden yargılamanın ardından 4’üncü duruşması görüldü.

Duruşmada İnsan Hakları Derneği (İHD) Mêrdîn Şubesi adına takip eden avukat Erdal Kuzu hazır bulundu.

Keşif yine yapılmadı

Kimlik tespiti sonrasında gelen evrakların okunduğu duruşmada, mahkemenin 2 Haziran 2023 günü yapmak istediği keşfin yine yapılamadığı görüldü. Nusaybin İlçe Jandarma Komutanlığı’ndan gelen yazıda “Keşif saatinde güvenliğin tam olarak sağlanamayacağının” bildirildiği belirtilirken, bu nedenle mahkemenin keşfe gidemediği kaydedildi.

Jandarma arkadaşlarını koruyor

Ardından beyanda bulunan Kuzu, AYM kararının mahkemenin bilgisi dahilinde olduğunu hatırlatarak, “Bu gidişle yargılama sürüncemede kalacak. Geçen celse talepte bulunduk. Yargılanan Jandarma görevlileridir. Güvenliğe cevap veren de jandarmadır. Bunun böyle olduğuna kesin inanıyoruz. Bu nedenle arkadaşlarını korumaktadırlar. Size geçen celse de emniyete yazı yazılması gerektiğini belirttik. Bu talebi tekrar ediyoruz. Bu mesele cezasızlık politikasının, devlet adına suç işlemeleri nedeniyle cezasızlık politikası olarak adlandırılmaktadır. Yusuf Akın yoksul bir Kürt köylüsüdür. Yoksul Kürt köylüsü öldürülmüştür, devlet görevlileri öldürmüştür. Daha sonra cezasızlık nedeniyle ceza verilmesine yer olmadığı yönünde karar verilmiştir. Bu yargılama yöntemiyle jandarmadan gelen cevabi yazıya göre bu yargılama sürüncemede kalacaktır. Benzer vakalarda örneklerini gördük” dedi.

Yargılama sanıksız yürüyor

Davanın 12 yıldır sonuçlandırılmadığını kaydeden Kuzu, önceki celse yaptıkları talepleri tekrar ettiklerini dile getirerek, “Yargılama sanıksız yürümektedir. Yargı sistemi Türkiye’de yaşayan halkların sistemi olmadığı müddetçe doğru düzgün yargılama yapılamayacaktır. Bu nedenle taleplerimizin kabulüne karar verilmesini istiyoruz” ifadelerini kullandı.

Kasım ayına ertelendi

Ara kararını açıklayan mahkeme, sanıkların avukatının mazeret dilekçesinin kabulüne, sanıkların tutuklama ve adli tedbir uygulanması talebinin reddine, keşif için Nusaybin İlçe Jandarma Komutanlığı’na güvenlik hususunda bilgi almak için müzekkere yazılmasına karar verdi. 8 Kasım 2023 tarihine keşif kararı veren mahkeme, katılan Mehmet Eren’in atış mesafesi konusunda yeniden beyanlarının alınması ve atış mesafesinin bilirkişiye ölçümünün yapılmasına karar vererek duruşmayı 28 Aralık’a erteledi.

MÊRDÎN

#Jandarma #yıldır #güvenlik #gerekçesiyle #keşif #yapmıyor

Yeşil Sol Parti: Emekli aylığında alt sınır asgari ücrete eşitlensin

Yeşil Sol Parti İstanbul Milletvekili Keziban Konukcu Kok, emekli aylıklarının alt sınırının, asgari ücrete eşitlenmesi gerektiğini söyledi

Yeşil Sol Parti İstanbul Milletvekili Keziban Konukcu Kok, Meclis’te düzenlediği basın toplantısında, Genel Kurulda görüşülen, en düşük memur maaşının 22 bin 17 liraya çıkarılmasını, emekli aylıklarına yüzde 25 zam yapılmasını ve bazı vergi artışları öngören kanun teklifini eleştirdi.

Emekli aylıklarına yapılan zammın ciddi bir tuzak içerdiğini ileri süren Kok, “En düşük emekli aylığının 7 bin 500 liraya çıkarılacağı, bir kandırmacadan ibarettir. Emeklilerin kök aylıkları değişmiyor. 7 bin 500’ün altında kalan emekli aylıkları, Hazine katkısıyla 7 bin 500’e tamamlanacak” diye konuştu.

Yüksek enflasyon nedeniyle emeklinin alım günün düştüğünü belirten Kok, “Emekli aylıkları çok düşüktür ve emekli aylıklarının 7 bin 500 liraya tamamlanması bile yetmez. Yasa ile emekli aylıklarının alt sınırının, asgari ücrete eşitlenmesi gerekir” ifadesini kullandı.

ANKARA

#Yeşil #Sol #Parti #Emekli #aylığında #alt #sınır #asgari #ücrete #eşitlensin

Yeşil Sol Parti ve HDP: Hamile çocuk sayısı 2 milyonu aştı

Çocuk istismar vakalarındaki artışa dikkat çekmek için yapılan açıklamada konuşan Yeşil Sol Parti ve HDP, 22 yılda 15 yaşından küçüklerin yaptığı doğum sayısının 21 bin 87’ye ulaştığını belirterek, 19 yaş altı hamile çocuk sayısının da 2 milyonu aştığını belirtti

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) ile Halkların Demokratik Partisi (HDP) Çocuk Komisyonu, erken yaşta evlilik, çocuklara yönelik istismar olaylarına ilişkin Meclis’te ortak basın toplantısı düzenledi. Açıklamayı grup adına Mêrdîn Milletvekili Beritan Güneş Altın yaptı.

‘Gebe çocuk sayısı 2 milyonu geçti’

Ülke genelinde “evlilik” adı altında çocuk istismarı AKP-MHP iktidarının kadın ve çocuk düşmanı politikaları sebebiyle her geçen gün artığını söyleyen Altın, yaşanan artışın TÜİK verilerine de yansıdığını ve “15 yaş altı doğum oranları yüzde 25 artarken, 19 yaş altındaki gebe sayısı 2 milyonu aşmış ve 22 yılda 15 yaşından küçüklerin yaptığı doğum sayısı 21 bin 87 ulaşmıştır” dedi.

Konuşmasının devamında verilere yer veren Altın, 16 ve 17 yaşında olup aile onayı ile evlendirilen kız çocukları sayısının 731 bin 16, erkek çocuk sayısının ise 34 bin 795 olarak kayıtlara geçtiği bilgisini paylaştı.

129 bin çocuk için ‘evlendirilebilir’ dendi

Altın, “2012-2021 yılları arasında mahkemeler tarafından reşit olmadığı halde 129 bin 547 çocuk için ‘evlenebilir’ kararı verildiği de kamuoyuna yansıyan veriler arasındadır” diyerek bu artışın sebebinin iktidarın kadın düşmanı politikaları olduğunu ifade etti. Altın, 18 yaş altı doğum oranlarının artmasında yargı kararlarının rolü olduğuna dikkat çekerek, verilmiş bazı kararları hatırlattı. Altın, “Bizler henüz 15 yaşında bir kız çocuğunun gebe olmasının evlilik için zorlayıcı neden olarak görülmesini kabul etmiyoruz. Yerel mahkeme ise Yargıtay kararlarını tanımıyor” dedi.

Her türlü şiddete maruz kalıyor

İstismar sonucu oluşan gebeliği evlilik için zorunlu hal sayarak meşru kılan anlayışı kabul etmediklerini söyleyen Altın, kız çocuklarının hayatlarının çalındığını belirterek, “Ekonomik bakımdan istismarcı erkeğe bağımlı kılacağınız bu kız çocuğunun; evlilik içinde tekrar tekrar ruhsal, fiziksel ve cinsel şiddete maruz kalacağının farkında mısınız?” diye sordu.

Evlendirme adı altında istismar

“Küçüğün rızası vardı” gibi hakikatten uzak, istismarı meşrulaştıran ve üstünü örten gerekçeler kabul edilemez diyen Altın, “İstismar vakalarındaki artış; gelenek görenek ve dini araçsallaştıran yaklaşımlarla, ‘evlendirme’ adı altında çocuk istismarını meşrulaştıran söylemlerin iktidar tarafından sıklıkla tekrarlanması, kız çocuklarının ve kadınların kamusal alandan uzaklaştırılmaları ve erkeğe ekonomik olarak bağımlı kılınması, genç kadınları eğitimden ve iş gücünden dışlayan anlayış ve uygulamaların sonucu niteliğindedir” dedi.

Utanmıyor musunuz

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in “Gerekirse Kız okulları açarız” açabilmeliyiz sözlerini hatırlatan Altın, “Peki çözüm kız çocukları için ayrı okul açmak mı? Kız çocuklarının eğitimi gibi bir konu üzerinden kadın düşmanı politikalarınıza söylem üretmekten, çocukların yaşamlarını kirli siyasetinize alet etmekten utanmadınız, utanmıyorsunuz!” diyerek tepki gösterdi.

İstismar adım adım meşrulaştırıldı

“AKP iktidarı boyunca istismarın meşrulaştırılması adım adım örüldü” diyen Altın, iptal edilen ya da çıkarılan yasalara değindi. “2013’te ortaöğretimde evlenmenin yolu açıldı. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı yeni evlenen üniversite öğrencilerine 10 bin TL’ye kadar ‘evlilik kredisi’ verme kararı aldı. Gençlik ve Spor Bakanlığı da pek çok mezunun ödemekte zorluk çektiği Kredi ve Yurtlar Kurumu öğrenim kredisini ve yurt ücretlerini evlenen üniversitelilerden almayacağını ilan etti” diyen Altın kadın yoksulluğunun da arttığına dikkat çekerek taleplerini sıraladı.

Talepleri sıraladı

Altın 18 yaş altı çocuklara yönelik cinsel istismarın önlenebilmesi için şu talepleri sıraladı:

* Kadın düşmanı politikalardan derhal vazgeçilmeli, İstanbul Sözleşmesi yeniden imzaya açılmalıdır.

* Kız çocuklarını ve genç kadınları eğitimden uzaklaştırarak eve hapsetmeye çalışan anlayışlardan ve yoksulluğun kadınlaştığı bu dönemde kadını iş gücünden ve kamusal alandan uzaklaştıran uygulamalardan vazgeçilmeli, kadını ekonomik olarak erkeğe bağımlı kılan sebepler bertaraf edilmelidir.

*Çocuğun evlilik yoluyla istismarını meşrulaştıran Türk Medeni Kanunu ve Türk Ceza Kanunu’nda yer alan ilgili maddeler çocukların yüksek yararı gözetilerek acilen yeniden düzenlenmelidir.

*Cinsel istismar fiili ortaya çıkmadan önce koruyucu önleyici politikalar üretilmeli ve bu politikaların yaygın uygulanabilmesi için gerekli mekanizmalar acilen yaratılmalıdır.

*Çocukların doğrudan ulaşabilecekleri şikâyet/başvuru mekanizmaları yerel ve yaygın olarak yaratılmalı, bu mekanizmaları nasıl kullanabilecekleri konusunda çocuklar bilgilendirilmelidir.

*Cinsel istismar eyleminin ortaya çıkması durumunda etkin soruşturma ve cezai yaptırım süreci hızlı işletilmelidir.

*İstismara maruz bırakılan çocukların psikososyal destek sürecini de içeren sağlık tedbirleri alınmalıdır.”

ANKARA

#Yeşil #Sol #Parti #HDP #Hamile #çocuk #sayısı #milyonu #aştı