Ana Sayfa Blog Sayfa 182

Çin’de sel: 40 binden fazla kişi tahliye edildi

Çin’in Sichuan bölgesinde şiddetli yağışlar felakete sebep oldu, 40 binden fazla kişi tahliye edildi

Son günlerde dünyanın birçok yerinde yaşanan yoğun yağışlar Çin’in bazı bölgelerini de etkiledi. Çin’in Sichuan bölgesinde yaşanan sel felaketi nedeniyle 40 binden fazla kişi tahliye edildi.

Son haftalarda Çin’in birçok yerinde sel ve toprak kayması nedeniyle evler hasar gördü, altyapı çöktü ve çok sayıda insanın yaşamını yitirdiği belirtildi.

Ülkenin resmi haber ajansı Xinhua’ya göre, yağmurların yarına kadar sürebileceği konusunda uyarılar var.

DIŞ HABERLER

#Çinde #sel #binden #fazla #kişi #tahliye #edildi

Türk Toraks Derneği: Aşırı sıcaklar ölümlere neden olabilir

Türk Toraks Derneği, aşırı sıcakların ölümlere neden olacağı uyarısında bulundu. 

Türk Toraks Derneği, aşırı sıcakların insan sağlığına etkileriyle ilgili yazılı açıklama yayımladı. Dünya’da ortalama sıcaklıklar aynı hafta içerisinde 3 kez üst üste rekor kırdığı aktarılan açıklamada, 6 Temmuz 2023’ün kaydedilen en sıcak gün olarak kayıtlara geçtiği belirtildi.

İklim değişikliği ile birlikte aşırı sıcakların kalıcı bir hale geldiğini ve ölümlere neden olduğu vurgulanan açıklamada, “Güneş enerjisi, yoğun betonlaşmanın yaşandığı kentlerde yeterli doğal ve yeşil alan olmadığı için, gereğince soğurulamamakta, sonuçta kentlerde sıcaklıklar daha da artmakta ve burada yaşayanlar daha çok risk altında kalmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), 1998-2017 yılları arasında, sıcak hava dalgaları nedeniyle 166 binden fazla insan öldüğünü bildirmiştir. 2004-2017 yılları yaz aylarında İstanbul’da yaşanan sıcak hava dalgalarını inceleyen bir çalışma, aşırı sıcaklar nedeniyle 4 bin 281 fazladan ölüm gerçekleştiğini ortaya koymuştur” denildi.

Risk gruplarına uyarı

50 yaş üstü insanların risk altında bulunduğu uyarısı yapılan açıklamada, akciğer hastalıkları bulunanların yanı sıra evsizler ya da inşaat, temizlik, ulaşım gibi açık alanda çalışanların da risk altında bulunduğu kaydedildi. Bu gruplarda sıcak çarpmasının etkili olabileceğine dikkat çekilen açıklamada, bol su içilmesi, şeker, kafein gibi içeceklerden uzak durulması, sıcak saatlerde dışarı çıkılmaması, sık duş alınması gibi önlemler alınması uyarısında bulunuldu.

İSTANBUL

 

 

#Türk #Toraks #Derneği #Aşırı #sıcaklar #ölümlere #neden #olabilir

Hindirin Aydoğan katledilmesi protesto edildi

Qoser’de Hindirin Aydoğan’ın katledilmesine tepki gösteren TJA, DBP, Yeşil Sol Parti ve HDP üyesi kadınlar, ‘Yaşadığımız müddetçe bu zihniyete karşı mücadele edeceğiz’ dedi

Tevgera Jinên Azad (TJA), Demokratik Bölgeler Partisi (DBP), Halkların Demokratik Partisi (HDP), Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) Kadın Meclisi üyeleri, 10 Temmuz’da Mêrdîn’in (Mardin) Qoser (Kızıltepe) ilçesinde evli olduğu Zeki Aydoğan tarafından katledilen Hindirin Aydoğan için açıklama yaptı. H. Finci Aldemir taziye evi önünde yapılan açıklamaya, Yeşil Sol Parti Mêrdîn Milletvekili Kamuran Tanhan, parti yöneticileri, Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Mardin Şubesi üyeleri ve çok sayıda kişi katıldı.

‘Kadın karşıtı zihniyet sistemleşiyor’

Açıklamada konuşan TJA aktivisti Ayşe Bozan, yıllardır erkek egemen iktidarın kirli zihniyetini kadınlara karşı kullandığını belirterek, “Kadın katilleri affediliyor. Kadın karşıtı zihniyet sistemleşiyor. Bu doğrultuda Qoser’de de bir kadın katledildi. Ailenin ifade ettiğine göre, kadın günlerce işkence görmüş. İstanbul Sözleşmesi kaldırıldığından beri kadın kazanımlarını hedef alan iktidar tarafından yeni bir sistem inşa edilmeye çalışılıyor. Yaşadığımız müddetçe bu zihniyete karşı mücadele edeceğiz” dedi.

Katledilen Hindirin Aydoğan’ın akrabası olan Qoser eski Belediye Başkanı Cihan Sincar ise, “Bu kirli zihniyet toplum içinden çıkana kadar buna karşı direneceğiz. Buna karşı hep mücadele verdik ve vermeye devam edeceğiz. Adı, dini ne olursa olsun bu katilleri koruyanlar bilsin ki karşılarında olacağız” diye konuştu.

MÊRDÎN

#Hindirin #Aydoğan #katledilmesi #protesto #edildi

Karataş: Türkiye’nin en önemli sorun tecrit

İHD Wan Şubesi 12’nci Olağan Genel Kurulu’nu gerçekleştirdi. Kurulda konuşan Şube Başkanı Mehmet Karataş, Türkiye’deki en önemli sorunun tecrit olduğunu belirtti

İnsan Hakları Derneği (İHD) Wan Şubesi, 12’nci Olağan Genel Kurulu’nu Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu’nun (KESK) Konferans Salonu’nda gerçekleştirdi. Cumartesi Anneleri’ne adanan kurula, delegelerin yanı sıra kentteki sivil toplum örgütü ve siyasi parti temsilcileri katıldı. Saygı duruşuyla başlayan konferansta, ilk önce mali ve faaliyet raporları okundu.

Ardından açılış konuşmasını yapan Şube Yöneticisi Hamdi Bayhan, Cumartesi Anneleri’nin direnişini selamlayarak, “Türkiye’de faşizm kurumsallaştı. Muhalifler bastırılıyor, hak savunucuları hapis cezalarıyla cezalandırılıyor. Bu nedenle insan hakları alanı terk edilmeyecek bir alandır. Bu ülkenin kurtuluşu demokrasi ve insan haklarıdır” diye belirtti.

‘Türkiye’nin en önemli sorunu tecrit’

Ardından konuşan Şube Başkanı Mehmet Karataş da şunları belirtti: “İHD, Kurdistan ve Türkiye’deki çalışmalarına devam ediyor. Birçok sorun yaşanıyor, cezaevlerindeki tecritten tutun yaşam hakkı ihlaline kadar. Kurdistan’da birçok kirli politika yürütülüyor. İmralı’da Sayın Öcalan ve diğer tutuklular üzerinde yürütülen tecrit en önemli sorundur. Çünkü bu tecrit Kurdistan’da günlük hak ihlali olarak yansıyor. Türkiye ve Kurdistan halkları için mücadelemizi sürdürdük ve sürdüreceğiz. Kazanacağımıza inanıyoruz.”

Karataş’ın konuşmasının ardından kurul, katılımcıların konuşmalarıyla devam etti.

Konuşmaların ardından tek listeyle gidilen seçimde avukat Fırat Durmaz yeni şube başkanı olarak seçildi.

WAN

#Karataş #Türkiyenin #önemli #sorun #tecrit

Mezopotamya Dinler ve İnançlar Platformu: Nefes almamızı Öcalan’a borçluyuz

Nefes almamızı Öcalan’a borçluyuz diyen Mezopotamya Dinler ve İnançlar Platformu, ‘Sayın Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğü bizim için hayati konu olmaktadır’ diyerek, İmralı’da tecrit ve işkence uygulandığını belirtti

Mezopotamya Dinler ve İnançlar Platformu, PKK lideri Önderi Abdullah Öcalan’a dönük tecride karşı yazılı açıklama yaptı. Avukatların, ailelerin görüşme başvurularının sayısızca reddedildiğine dikkat çekilen açıklamada, “Anlaşılacağı üzere Sayın Abdullah Öcalan üzerinde tam bir izolasyon ve tecrit söz konusudur. Bunun uluslararası literatürde işkence olduğunu herkes gibi biz de çok iyi biliyoruz. Buna rağmen başta Avrupa Konseyi ve CPT olmak üzere uluslararası meşru kurumlar sorumluluklarının gereğini yerine getirmiyor, Türk devletinin hukuk dışı keyfi yaklaşımını idare etmektedirler” denildi.

‘Nefes almamızı Öcalan’a borçluyuz’

Yapılan açıklamada, “Halbuki Sayın Abdullah Öcalan tarihte ilk kez kadim Mezopotamya coğrafyasındaki halklar ve inançlar arasında ortak ve birlikte yaşamı savunmakla kalmamış, ilk kez barışa giden yolun mimarı olmuştur. Bu nedenle Sayın Abdullah Öcalan üzerindeki ağırlaştırılmış bu ağır tecridi ve işkenceyi Mezopotamya Dinler ve İnançlar Platformu olarak şiddetle reddediyor, kabul etmiyoruz. Yıllardır yaşadığımız coğrafyada uğradığımız katliam ve soykırımlardan sonra ilk kez nefes aldığımız ve barış içinde birlikte yaşamanın haklı onurunu yaşıyor olmayı Sayın Abdullah Öcalan’a borçluyuz. Sayın Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğü bizim için hayati konu olmaktadır. Asuri- Süryani, İslam, Êzidî, Alevi, Yarsan, Feyl ve Kakai inancından insanlar başta olmak üzere Mezopotamya’da yaşayan halklar ve inançlar olarak Türk devletini bu hukuk dışı uygulamalarından vazgeçmeye, Avrupa Konseyi’ni ve CPT’ yi de görev ve sorumluluklarının gereğini yerine getirmeye çağırıyoruz” denildi.

Kaynak: RojNews

#Mezopotamya #Dinler #İnançlar #Platformu #Nefes #almamızı #Öcalana #borçluyuz

Oluç: Kopenhag Kriterleri yerine Ankara kriterleri ilan ettiniz

Gündemdeki gelişmelere dair basın toplantısı düzenleyen Yeşil Sol Parti Grup Başkanvekili Saruhan Oluç, ‘İktidar, ‘AB üyeliği NATO’dan geçer’ gibi bir siyasi anlayışa savruldu’ diyerek, AKP’nin Kopenhag Kriterleri yerine Ankara kriterleri ilan ettiğini belirtti

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) Grup Başkanvekili Saruhan Oluç, Meclis’te basın toplantısı düzenledi. Gündemdeki gelişmeleri değerlendiren Oluç, Türkiye’nin dış politikasında yaşanan gelişmelerle konuşmasına başladı.

Halklar için önemli bir durum

Türkiye-Ukrayna ilişkileri ve Zelenski ziyareti ile NATO tartışmaları ve AB üyelik sürecine ilişkin konuşan Oluç, “Zelenski ziyareti ve sonrasında konuşulan bir mesele son derece ciddi bir meseledir. Bu konudaki yaklaşımın gayri ciddi olduğunu düşünüyoruz. O da Ukrayna’nın NATO üyeliği meselesidir. Cumhurbaşkanı Erdoğan, ‘Ukrayna NATO üyeliğini hak ediyor’ açıklaması yaptı. Bu sıradan geçiştirilecek bir durum değildir. Bu sadece Ukrayna ve Rusya için değil, Türkiye ve Avrupa halkları için ve onların geleceği açısından son derece kritik bir açıklamadır” diyerek tartışılması gerektiğini vurguladı.

NATO ile Rusya’nın savaşması demek

Ukrayna’nın NATO’ya dahil edilmesinin NATO ile Rusya’nın savaşa tutuşması demek olduğunu kaydeden Oluç, “Bakın Vilnius Zirvesi’nin sonuç bildirgesi açıklandı. Bildiride NATO-Ukrayna ilişkileri ile ilgili olarak şöyle bir cümle var: ‘Ukrayna NATO’ya üye olabilir ama bu, bugün NATO’ya üye olabilir anlamına gelmiyor.’ Nitekim o bildirgeye tepki Zelenski’den geldi. Zelenski NATO’yu eleştirdiği tweetinde ‘Hem zaman çerçevesi belirlenmeden hem davet hem de üyelik eşi görülmemiş bir saçmalıktır. Aynı zamanda Ukrayna’nın daveti için belirsiz koşullar bekleniyor’ şeklinde tepki gösterdi. Görünen o ki ne Ukrayna’nın NATO’ya üyeliği ne de ittifaka dahil edilmesi için hazırlık var” şeklinde ifadeler kullandı.

Oluç’un açıklamalarının satır başları şu şekilde:

Şimdi mi geldi aklınıza

“Eğer Cumhurbaşkanı Erdoğan Zelenski ziyaretinde, Zelenski’nin ağzına bir parmak bal çalmak için bu lafı ettiyse, bu sorumsuzluktur. Bugünkü savaş koşullarında Ukrayna’nın NATO’ya dahil edilmesi demek, NATO’nun 5’inci maddesi gereği doğrudan doğruya NATO ile Rusya’nın savaşa tutuşması demektir.

Diğer konu İsveç’in NATO’ya üyeliği ve bununla ilgili tartışmalar. İktidar, ‘AB üyeliği NATO’dan geçer’ gibi bir siyasi anlayışa savruldu. Çok ilginç. Türkiye kaç yıldır NATO üyesi, neden AB’ye üye olamadı? Şimdi mi aklınıza geldi. Erdoğan alakası olmayan bir konuyu İsveç’in NATO’ya üyeliği konuşulurken ortaya attı. Biz bunun İsveç’e ilişkin söylenenlerde bir U dönüşü olduğunu, U dönüşü yapılırken de kamuoyunda bir kazanım hikayesi yaratabilir miyiz hevesiyle yapıldığını biliyoruz. Bu gerçekçi bir politika değil.

Kopenhag Kriterleri yerine Ankara kriterleri ilan ettiniz

Şimdi çok açık bir şekilde şunların konuşulması gerekiyor; AB’ye üyelik mi istiyorsunuz? Evet biz istiyoruz. O zaman yapmanız gereken şey, Kopenhag Kriterleri”ni yerine getirmektir. Peki siz ne yaptınız? Kopenhag Kriterleri yerine Ankara kriterleri ilan ettiniz. ‘Biz Ankara kriterlerini uygulayacağız’ dediniz. 2017 yılında burada Meclis’in açılışında Erdoğan dedi ki; ‘Bizim AB üyeliği gibi bir beklentimiz yok.’ Şimdi Kopenhag Kriterleri’ni yerine getirmemiş bir iktidarla karşı karşıyayız. Fasıllar açılmıyor, açılamayan fasıllar kapanmıyor ve adım atılmıyor. Böyle bir durumla karşı karşıyayız. Mesela AB Kopenhag Kriterlerini yerine getirin derken size kayyım mı atayın dedi ya da Venedik Komisyonu ile bu nedenle çelişkiye mi düşün dedi. Avrupa Parlamentosu ve Konseyi ile çelişkiye mi düşün dedi. AB İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına uymayın mı dedi. Siyasi nedenlerle cezaevlerini doldurun mu dedi.? Gazetecileri hapse mi atın dedi. RTÜK aracılığıyla televizyonları cezaya boğun, televizyoncuları tutuklayın mı dedi. Cumartesi Anneleri’ne saldırılara devam edin, yetmedi HDP’yi kapatın, Kürt halkının siyasi temsilini demokratik siyasette engelleyin mi dedi?

Gerekli adımlar atılırsa destek veririz

Adım atmak mı istiyorsunuz? Bir önerimiz var. Dışişleri Bakanlığı’na bağlı AB Başkanlığı var. Gelin AB Bakanlığını yeniden tesis edin ve yerine AB Bakanlığı’nı kurun. Müzakerelerin derli toplu yürütülmesi, adımların atılması, reformların yapılması için ciddi bir odak oluşturun. Ama size şunu söyleyelim, bir kez daha AB Parlamentosu’nda yeni ilerleme raporu çıkacak. Bu yeni ilerleme raporundaki olumsuzluklar ‘artık AB ile Türkiye imtiyazlı üyelik noktasına gelinmelidir’ diye bir fikir çıkarsa, bu sizin bugüne kadar yapmadıklarımızdan dolayı ödenecek bedeldir. Dolayısıyla Türkiye’yi bir imtiyazlı ortaklık tartışmasına sürüklemek istemiyorsanız, o zaman Kopenhag Kriterleri’yle ilgili adım atmaya başlamanız gerekiyor. Atılması gereken adımları herkes biliyor, o adımlar atılırsa biz de destek veririz.

Fedakarlığı emekçiden istiyorlar

Meclis gündemine dair Plan Bütçe Komisyonu’na bir torba yasa geldi ve iktidar çoğunluğuyla kabul edildi. Eleştiriler doğrultusunda herhangi bir değişiklik yapılmadı. İktidar bu torba yasasını milli dayanışma paketi olarak sunuyor. Emeğiyle geçinen yurttaşlara yeni vergiler getiren, buna karşı sermayeye kolaylıklar sağlayan bir şey dayanışma modeli olabilir mi? İktidar dayanışma ve fedakarlığı hep emekçilerden istiyor. Bunun bir milli dayanışma modeliyle alakası yoktur.

Yurttaşın cebinden alacaklar

Bu ülkede yurttaşlar bu iktidarın yanlış ekonomik tercihleri ve politikalarından dolayı hayat pahalılığı yaşıyor ve her gün gelen zamlarla astronomik kiralarla devasa bir enflasyonla mücadele etmek zorunda kalıyor. Şimdi yeni vergilerle karşı karşıya kalıyoruz. Bu Torba Yasa’nın en büyük sıkıntısı budur. Hükümet ek bütçe istiyor. Bütçe yetmediği için 1 Trilyon 200 Milyar lira daha para istiyor bu iktidar. 6 ayda 2023 bütçesi batmış vaziyette.

Nereden toplayacak bu parayı? Yurttaşın cebinden alacak. Dolaylı vergilerden alacak. Bu ek bütçeyle yaklaşık 750 milyar lira dolaylı vergi gelirinden söz ediliyor. “

ANKARA

#Oluç #Kopenhag #Kriterleri #yerine #Ankara #kriterleri #ilan #ettiniz

Qers’te kaymakamın koruma polisi gazeteciyi darp etti

Qers’in Qaxizman ilçesinde, kaymakamın koruma polisi gazeteciyi darp etti

Qers’in (Kars) Qaxizman (Kağızman) ilçesinde gazeteci Serkan Çağlar, kaymakamın koruma polisi tarafından dakikalarca darp edildi.

Koruma polisinin “Aracını buraya çekemezsin” demesiyle başlayan şiddet güvenlik kamerasına da yansıdı. Görüntülerde, Çağlar’ın adeta linç edildiği görülüyor. Kolundan ve bacağından yaralanan Çağlar, hastaneden darp raporu alarak, kendisini darp eden koruma polisinden şikayetçi oldu.

QERS

#Qerste #kaymakamın #koruma #polisi #gazeteciyi #darp #etti

İktidarın zeytin düşmanlığı hız kesmiyor

Zeytinlik alanlarını enerji, maden ve turizme kurban etmek isteyen AKP iktidarı birçok kez yasalarda değişiklik yaprak pratik adımlar sunuyor. Hatay’da ve Yatağan’da zeytinlikler imara açılmak isteniyor

AKP, zeytinliklerin her türden ranta açılması için iktidara geldiğinden bu yana girişimlerini sürdürmeye devam ediyor. Bu rant adımları bazen merkezi hükümet eliyle bazense belediyeler eliyle gerçekleştiriliyor. Meclis Plan ve Bütçe Komisyonu’nda 8 Temmuz günü yapılan torba yasa görüşmelerinde AKP milletvekilleri Orhan Yeğin ve Yaşar Kırkpınar, deprem bölgesindeki zeytinliklerin imara açılmasını düzenleyen değişiklik teklifini sundu. AKP’li vekiller, 5 Nisan’da yayınlanan Olağanüstü Hal (OHAL) Kapsamında Yerleşme ve Yapılaşmaya İlişkin Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nde değişiklik yapılmasını öngören teklifte, yapılaşmaya açılabilecek alanlar arasına zeytinliklerin de eklenmesini istedi. Söz konusu teklif aynı gün Plan ve Bütçe Komisyonu’nda kabul edildi. Teklif daha Meclis Genel Kurul’a gelmeden; Hatay’daki zeytinlik alanlarının konut yapımı için ihaleye verildiği ortaya çıktı.

‘Siz yapın yasa arkadan gelir’

Plan ve Bütçe Komisyonu’nda kabul edilen ancak Meclis Genel Kurul’una henüz gelmeyen teklifin yasalaşmadan, teklifte yer alan zeytinlik alanların ihale usulü ile şirketlere verilmesi dikkat çekti. Mezopotamya Ajansı’ndan Mehmet Aslan’ın haberine göre, İhale 15 Mayıs’ta Sarıdağlar İnşaat ve Ticaret Anonim Şirketi ile Egemen İnşaat ve Ticaret Şirketi’ne verildi. Zeytinlik alanların yoğun olduğu Hatay, Antakya ve Dikmece’de bin 415 adet konut inşaatı ve çevre düzenlemesi için ihaleye giren bu iki inşaat şirketi, ihaleyi 2 Milyar 285 milyon TL ile aldı. İmara açılması muhtemel olan alanda 10 binden fazla zeytin ağacının bulunduğu öğrenildi. Her iki inşaat şirketinin bugüne kadar kamudan birçok ihale almış olması dikkat çekerken, AKP’nin yasaları yok sayıp, siz yapın yasa arkadan gelir anlayışı sürekli yaşanmakta.

Yatağan’da halk yağmayı önledi

Zeytin mutlak korunması gereken ağaçlardan biriyken, AKP iktidarı tarafında madenlere, enerji santrallerine ve turizme kurban edilmeye devam ediliyor.

Muğla’da AKP’li Yatağan Belediyesi’nin kamuya ait zeytinlikleri satma girişimi yurttaşların tepkileri sonucu şimdilik önlendi. İlçeye bağlı eskiden belde olan Turgut ve Bozüyük köyündeki toplam 160 dekar zeytinlik araziyi satmak için çıkılan ihale, Yatağan Yeşil Yaşam Derneği üyesi yurttaşların tepkileri sonrası yapılamadı. Evrensel’den Özer Akdemir’e konuşan Yatağan Yeşil Yaşam Derneği Başkanı Kazım Erol, belediyenin satmak istediği arazinin öncesinde Turgut Belediyesi’ne ait olduğunu belirterek, “Büyükşehir Yasası’nın çıkmasının ardından Turgut Beldesi mahalle oldu. Bu araziler de Yatağan Belediyesi’ne geçti. 78 dekarlık bu arazi aslında vakıflardan Turgut Belediyesi’ne geçmişti yani vakfedilmiş bir araziydi” dedi.

İhale iptal

İhale için belediyeye gelenlere bu satışın yasal olmadığını ve hukuki olarak suç duyurusunda bulunulacağını söylediklerini dile getiren Erol, tepkilerin ardından ihaleye teklif vermek için gelenlerin ihaleye girmekten vazgeçtiğini, bu nedenle de ihalenin yapılamadığını söyledi. Erol, “Otoyolları, köprüleri, kamunun elinde ne varsa satan AKP’nin belediyesinin halka ait arazileri satmasını istemiyoruz” diye konuştu.

AKP zeytin düşmanı

Ölmez ağaç olarak bilinen Zeytin tarih boyunca halkların en önemli beslenme ve gelir elde etme yolu olarak işlev gördü. Bugün ise AKP eliyle zeytinlikler adeta katliama uğratılıyor.

AKP tarafından toplam 7 kez TBMM’ye getirilen Zeytin Yasası’nda yapmak istedikleri değişiklik girişimleri üreticilerin tepkileri sonucu geri tepmişti. En son 2017 yılında yasa da değişikliğe gitmek isteyen ancak başaramayan iktidar varmak istediği noktaya yönetmeliklerle ulaşmak istedi. 2022 yılı 1 Mart tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanmış olan ‘Maden Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik’ ile zeytinlikleri yağmalama girişimi genişletildi. 2017 yılında meclise gelen 76 maddelik “Üretim Reform Paketi” ile yürürlükteki 3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanun’un 20. maddesinde değişiklik yönetmelikle gerçekleştirildi. 3573 sayılı yasanın 20. maddesine göre, “Zeytinlik sahaları içinde ve bu sahalara en az üç kilometre mesafede, zeytinliklerin bitkisel gelişimini ve çoğalmalarını engelleyecek kimyasal atık oluşturulacak tesis yapılamaz ve işletilemez” maddesi iktidarın hiç hoşlanmadığı bir maddeydi.

Tanım değişikliği yapıldı

AKP’nin hazırladığı tasarıda hoşlanmadığı 20. maddenin “Alternatif alan bulunmaması ve kurulun uygun görmesi şartıyla bakanlıklarca ‘kamu yararı kararı alınmış’ (enerji, maden vb.) yatırımlar için zeytinlik sahalarında yatırım yapılmasına izin verebilecek, bu yetkisini gerektiğinde valiliklere devredebilecek” ibaresine ek olarak zeytinlikler için yeni tanım ve ölçekler getirilmek isteniyordu. 2017’de bu girişime tepki gösteren Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi İcra Direktörü Mustafa Tan, “Buradaki en çarpıcı temel madde zeytinlik saha tanımının getirilmek istenmesi ve bunun bir dekarda 15 ağaç kültür çeşidi veya yabani tür olması ifadesi. Dünyanın hiçbir ülkesinde böyle bir şey yok. Avrupa Birliği’nde zeytin bahçesi 2 buçuk ağaca tekabül ediyor ve bir dekar bir alanınız olursa zeytinlik tanımına giriyor” diye belirtmişti.

EKOLOJİ SERVİSİ

#İktidarın #zeytin #düşmanlığı #hız #kesmiyor

Licê’de askerlerin çobanlara yaptığı işkencenin görüntüleri ortaya çıktı

Licê’de askerlerin 4 çobanı yere yatırarak işkence ettiği görüntüler ortaya çıktı. Çobanlardan Hanifi Yalavuz, ‘Yere yatırıp başımıza tekmelerle vurdular’ dedi

Amed’in Licê ilçesinin Bêşiştê (Türeli) kırsal mahallesine bağlı Metmûr (Kalkanlı) mezrasında çobanlık yapan Yalavuz ailesinden 4 kişi askerlerin şiddetine maruz kaldı. 3 Haziran’da yaşandığı belirtilen olay, “Uzman Çavuş Komutan Berk” adlı TikTok kullanıcısının görüntüleri sanal medyada “intikam” ifadesiyle paylaşmasıyla ortaya çıktı.

Yere yatırdılar

Görüntülerde, 3 kişinin ters kelepçe takılarak yere yatırıldıkları, bir kişinin ise oturmuş bir vaziyette bir askerle konuştuğu görülüyor. Yine operasyona çıkan birçok askerin de ters kelepçeli yerde uzanan kişilerin başında beklediği görüntülere yansıdı. Yere yatırılan bir yurttaşın, “Ekmek için yatıyorum burada” dediği ve görüntü çeken askerin ise, “Allah sizi var ya…” ifadelerini kullandığı duyuluyor.

Siz bize ateş ettiniz dediler

Görüntülerde yer alan ve ters kelepçeli bir şekilde yere uzatılan Hanifi Yalavuz, yaşananları Mezopotama Ajansı’na (MA) şu şekilde anlattı: “Olay 3 Haziran’da yaşandı, gece hayvanların yanındaydık. 4 kişiydik. Ben ve kardeşim, amcam ve oğlu. Saat 03.20 idi, çatışma çıktı, çatışamadan sonra bizi yakaladılar ve suçladılar. ‘Sizsiniz bize sıkanlar’ dediler. Sonra yere yatırdılar, ters kelepçe yaparak işkence ettiler, hakaret ettiler. Başımıza tekmelerle vurdular.”

Karakola çağırdılar

Şiddet gördükten sonra mahalle karakolunda ifade verdiklerini aktaran Yalavuz, şunları söyledi: “Sabah 05.00 gibi karakoldan bırakıp, köye gönderdiler. ‘Gidin orada askerler sizi bekliyorlar’ dediler. Gittik ifade verdik bıraktılar. Ertesi gün de beni karakola çağırdılar. Bana, ‘Onlar adına özür diliyorum, bilmiyorduk. Size işkence ve hakaret etmişler, onlara gereken cezayı uygulayacağız’ dediler. Sonra beni saldılar. O görüntüde konuşan bendim, daha çok konuşmuştum, konuşmamı kesmişler. Para kazanmak için gece gündüz orada çalıştığımı söyledim. Ekmeğimiz için hayvanların yanındayız. Gece gündüz bir buçuk aya yakındır oradayız.”

Haber: Eylem Akdağ / MA

#Licêde #askerlerin #çobanlara #yaptığı #işkencenin #görüntüleri #ortaya #çıktı

Yazar Milan Kundera hayatını kaybetti

Çek yazar Milan Kundera 94 yaşında hayatını kaybetti

Yazdığı birçok kitapla ismini duyurmuş Çek Yazar Milan Kundera dün Fransa’nın başkenti Paris’te yaşamını yitirdi. Kundera’nın ölümü Moravya Kütüphanesi (MZK) Sözcüsü Anna Mrazova tarafından “Milan Kundera, uzun süren bir hastalığın ardından dün Paris’te yaşamını yitirdi” sözleriyle duyuruldu.

Vatandaşlıktan çıkarıldı

Milan Kundera, 1929 yılında Çekoslovakya’nın Moravya bölgesindeki Brno şehrinde doğdu. 1975 yılında Fransa’ya göç eden yazar, 1981 yılında Fransa vatandaşı oldu. Kundera, “Gülüşün ve Unutuşun Kitabı”nın yayınlanmasının ardından Çekoslovak hükümeti tarafından vatandaşlıktan çıkarıldı. Kundera, 15 kitap yazdı, sayısız ödül alarak yazarlık mesleğinin yanında uzun yıllar müzik ve sinemayla profesyonel olarak ilgilendi.

DIŞ HABERLER

 

#Yazar #Milan #Kundera #hayatını #kaybetti