Ana Sayfa Blog Sayfa 183

Qers’te kaymakamın koruma polisi gazeteciyi darp etti

Qers’in Qaxizman ilçesinde, kaymakamın koruma polisi gazeteciyi darp etti

Qers’in (Kars) Qaxizman (Kağızman) ilçesinde gazeteci Serkan Çağlar, kaymakamın koruma polisi tarafından dakikalarca darp edildi.

Koruma polisinin “Aracını buraya çekemezsin” demesiyle başlayan şiddet güvenlik kamerasına da yansıdı. Görüntülerde, Çağlar’ın adeta linç edildiği görülüyor. Kolundan ve bacağından yaralanan Çağlar, hastaneden darp raporu alarak, kendisini darp eden koruma polisinden şikayetçi oldu.

QERS

#Qerste #kaymakamın #koruma #polisi #gazeteciyi #darp #etti

İktidarın zeytin düşmanlığı hız kesmiyor

Zeytinlik alanlarını enerji, maden ve turizme kurban etmek isteyen AKP iktidarı birçok kez yasalarda değişiklik yaprak pratik adımlar sunuyor. Hatay’da ve Yatağan’da zeytinlikler imara açılmak isteniyor

AKP, zeytinliklerin her türden ranta açılması için iktidara geldiğinden bu yana girişimlerini sürdürmeye devam ediyor. Bu rant adımları bazen merkezi hükümet eliyle bazense belediyeler eliyle gerçekleştiriliyor. Meclis Plan ve Bütçe Komisyonu’nda 8 Temmuz günü yapılan torba yasa görüşmelerinde AKP milletvekilleri Orhan Yeğin ve Yaşar Kırkpınar, deprem bölgesindeki zeytinliklerin imara açılmasını düzenleyen değişiklik teklifini sundu. AKP’li vekiller, 5 Nisan’da yayınlanan Olağanüstü Hal (OHAL) Kapsamında Yerleşme ve Yapılaşmaya İlişkin Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nde değişiklik yapılmasını öngören teklifte, yapılaşmaya açılabilecek alanlar arasına zeytinliklerin de eklenmesini istedi. Söz konusu teklif aynı gün Plan ve Bütçe Komisyonu’nda kabul edildi. Teklif daha Meclis Genel Kurul’a gelmeden; Hatay’daki zeytinlik alanlarının konut yapımı için ihaleye verildiği ortaya çıktı.

‘Siz yapın yasa arkadan gelir’

Plan ve Bütçe Komisyonu’nda kabul edilen ancak Meclis Genel Kurul’una henüz gelmeyen teklifin yasalaşmadan, teklifte yer alan zeytinlik alanların ihale usulü ile şirketlere verilmesi dikkat çekti. Mezopotamya Ajansı’ndan Mehmet Aslan’ın haberine göre, İhale 15 Mayıs’ta Sarıdağlar İnşaat ve Ticaret Anonim Şirketi ile Egemen İnşaat ve Ticaret Şirketi’ne verildi. Zeytinlik alanların yoğun olduğu Hatay, Antakya ve Dikmece’de bin 415 adet konut inşaatı ve çevre düzenlemesi için ihaleye giren bu iki inşaat şirketi, ihaleyi 2 Milyar 285 milyon TL ile aldı. İmara açılması muhtemel olan alanda 10 binden fazla zeytin ağacının bulunduğu öğrenildi. Her iki inşaat şirketinin bugüne kadar kamudan birçok ihale almış olması dikkat çekerken, AKP’nin yasaları yok sayıp, siz yapın yasa arkadan gelir anlayışı sürekli yaşanmakta.

Yatağan’da halk yağmayı önledi

Zeytin mutlak korunması gereken ağaçlardan biriyken, AKP iktidarı tarafında madenlere, enerji santrallerine ve turizme kurban edilmeye devam ediliyor.

Muğla’da AKP’li Yatağan Belediyesi’nin kamuya ait zeytinlikleri satma girişimi yurttaşların tepkileri sonucu şimdilik önlendi. İlçeye bağlı eskiden belde olan Turgut ve Bozüyük köyündeki toplam 160 dekar zeytinlik araziyi satmak için çıkılan ihale, Yatağan Yeşil Yaşam Derneği üyesi yurttaşların tepkileri sonrası yapılamadı. Evrensel’den Özer Akdemir’e konuşan Yatağan Yeşil Yaşam Derneği Başkanı Kazım Erol, belediyenin satmak istediği arazinin öncesinde Turgut Belediyesi’ne ait olduğunu belirterek, “Büyükşehir Yasası’nın çıkmasının ardından Turgut Beldesi mahalle oldu. Bu araziler de Yatağan Belediyesi’ne geçti. 78 dekarlık bu arazi aslında vakıflardan Turgut Belediyesi’ne geçmişti yani vakfedilmiş bir araziydi” dedi.

İhale iptal

İhale için belediyeye gelenlere bu satışın yasal olmadığını ve hukuki olarak suç duyurusunda bulunulacağını söylediklerini dile getiren Erol, tepkilerin ardından ihaleye teklif vermek için gelenlerin ihaleye girmekten vazgeçtiğini, bu nedenle de ihalenin yapılamadığını söyledi. Erol, “Otoyolları, köprüleri, kamunun elinde ne varsa satan AKP’nin belediyesinin halka ait arazileri satmasını istemiyoruz” diye konuştu.

AKP zeytin düşmanı

Ölmez ağaç olarak bilinen Zeytin tarih boyunca halkların en önemli beslenme ve gelir elde etme yolu olarak işlev gördü. Bugün ise AKP eliyle zeytinlikler adeta katliama uğratılıyor.

AKP tarafından toplam 7 kez TBMM’ye getirilen Zeytin Yasası’nda yapmak istedikleri değişiklik girişimleri üreticilerin tepkileri sonucu geri tepmişti. En son 2017 yılında yasa da değişikliğe gitmek isteyen ancak başaramayan iktidar varmak istediği noktaya yönetmeliklerle ulaşmak istedi. 2022 yılı 1 Mart tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanmış olan ‘Maden Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik’ ile zeytinlikleri yağmalama girişimi genişletildi. 2017 yılında meclise gelen 76 maddelik “Üretim Reform Paketi” ile yürürlükteki 3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanun’un 20. maddesinde değişiklik yönetmelikle gerçekleştirildi. 3573 sayılı yasanın 20. maddesine göre, “Zeytinlik sahaları içinde ve bu sahalara en az üç kilometre mesafede, zeytinliklerin bitkisel gelişimini ve çoğalmalarını engelleyecek kimyasal atık oluşturulacak tesis yapılamaz ve işletilemez” maddesi iktidarın hiç hoşlanmadığı bir maddeydi.

Tanım değişikliği yapıldı

AKP’nin hazırladığı tasarıda hoşlanmadığı 20. maddenin “Alternatif alan bulunmaması ve kurulun uygun görmesi şartıyla bakanlıklarca ‘kamu yararı kararı alınmış’ (enerji, maden vb.) yatırımlar için zeytinlik sahalarında yatırım yapılmasına izin verebilecek, bu yetkisini gerektiğinde valiliklere devredebilecek” ibaresine ek olarak zeytinlikler için yeni tanım ve ölçekler getirilmek isteniyordu. 2017’de bu girişime tepki gösteren Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi İcra Direktörü Mustafa Tan, “Buradaki en çarpıcı temel madde zeytinlik saha tanımının getirilmek istenmesi ve bunun bir dekarda 15 ağaç kültür çeşidi veya yabani tür olması ifadesi. Dünyanın hiçbir ülkesinde böyle bir şey yok. Avrupa Birliği’nde zeytin bahçesi 2 buçuk ağaca tekabül ediyor ve bir dekar bir alanınız olursa zeytinlik tanımına giriyor” diye belirtmişti.

EKOLOJİ SERVİSİ

#İktidarın #zeytin #düşmanlığı #hız #kesmiyor

Licê’de askerlerin çobanlara yaptığı işkencenin görüntüleri ortaya çıktı

Licê’de askerlerin 4 çobanı yere yatırarak işkence ettiği görüntüler ortaya çıktı. Çobanlardan Hanifi Yalavuz, ‘Yere yatırıp başımıza tekmelerle vurdular’ dedi

Amed’in Licê ilçesinin Bêşiştê (Türeli) kırsal mahallesine bağlı Metmûr (Kalkanlı) mezrasında çobanlık yapan Yalavuz ailesinden 4 kişi askerlerin şiddetine maruz kaldı. 3 Haziran’da yaşandığı belirtilen olay, “Uzman Çavuş Komutan Berk” adlı TikTok kullanıcısının görüntüleri sanal medyada “intikam” ifadesiyle paylaşmasıyla ortaya çıktı.

Yere yatırdılar

Görüntülerde, 3 kişinin ters kelepçe takılarak yere yatırıldıkları, bir kişinin ise oturmuş bir vaziyette bir askerle konuştuğu görülüyor. Yine operasyona çıkan birçok askerin de ters kelepçeli yerde uzanan kişilerin başında beklediği görüntülere yansıdı. Yere yatırılan bir yurttaşın, “Ekmek için yatıyorum burada” dediği ve görüntü çeken askerin ise, “Allah sizi var ya…” ifadelerini kullandığı duyuluyor.

Siz bize ateş ettiniz dediler

Görüntülerde yer alan ve ters kelepçeli bir şekilde yere uzatılan Hanifi Yalavuz, yaşananları Mezopotama Ajansı’na (MA) şu şekilde anlattı: “Olay 3 Haziran’da yaşandı, gece hayvanların yanındaydık. 4 kişiydik. Ben ve kardeşim, amcam ve oğlu. Saat 03.20 idi, çatışma çıktı, çatışamadan sonra bizi yakaladılar ve suçladılar. ‘Sizsiniz bize sıkanlar’ dediler. Sonra yere yatırdılar, ters kelepçe yaparak işkence ettiler, hakaret ettiler. Başımıza tekmelerle vurdular.”

Karakola çağırdılar

Şiddet gördükten sonra mahalle karakolunda ifade verdiklerini aktaran Yalavuz, şunları söyledi: “Sabah 05.00 gibi karakoldan bırakıp, köye gönderdiler. ‘Gidin orada askerler sizi bekliyorlar’ dediler. Gittik ifade verdik bıraktılar. Ertesi gün de beni karakola çağırdılar. Bana, ‘Onlar adına özür diliyorum, bilmiyorduk. Size işkence ve hakaret etmişler, onlara gereken cezayı uygulayacağız’ dediler. Sonra beni saldılar. O görüntüde konuşan bendim, daha çok konuşmuştum, konuşmamı kesmişler. Para kazanmak için gece gündüz orada çalıştığımı söyledim. Ekmeğimiz için hayvanların yanındayız. Gece gündüz bir buçuk aya yakındır oradayız.”

Haber: Eylem Akdağ / MA

#Licêde #askerlerin #çobanlara #yaptığı #işkencenin #görüntüleri #ortaya #çıktı

Yazar Milan Kundera hayatını kaybetti

Çek yazar Milan Kundera 94 yaşında hayatını kaybetti

Yazdığı birçok kitapla ismini duyurmuş Çek Yazar Milan Kundera dün Fransa’nın başkenti Paris’te yaşamını yitirdi. Kundera’nın ölümü Moravya Kütüphanesi (MZK) Sözcüsü Anna Mrazova tarafından “Milan Kundera, uzun süren bir hastalığın ardından dün Paris’te yaşamını yitirdi” sözleriyle duyuruldu.

Vatandaşlıktan çıkarıldı

Milan Kundera, 1929 yılında Çekoslovakya’nın Moravya bölgesindeki Brno şehrinde doğdu. 1975 yılında Fransa’ya göç eden yazar, 1981 yılında Fransa vatandaşı oldu. Kundera, “Gülüşün ve Unutuşun Kitabı”nın yayınlanmasının ardından Çekoslovak hükümeti tarafından vatandaşlıktan çıkarıldı. Kundera, 15 kitap yazdı, sayısız ödül alarak yazarlık mesleğinin yanında uzun yıllar müzik ve sinemayla profesyonel olarak ilgilendi.

DIŞ HABERLER

 

#Yazar #Milan #Kundera #hayatını #kaybetti

Karamollaoğlu ve Davutoğlu ortak grup toplantısı yaptı

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu ve Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, Meclis’te ilk ortak grup toplantısını gerçekleştirdi.

Gelecek Partisi milletvekillerinin Saadet Partisi’ne (SP) geçmesiyle kurulan SAADET Meclis Grubu, ilk toplantısını gerçekleştirdi. Toplantıya katılan SP Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu ve Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Toplantıda ilk olarak konuşan Karamollaoğlu, iktidarın hayatı pahalılaştırmayı, emeği ucuzlatıp emekliyi yardıma muhtaç bırakmayı başardığını belirterek, “Ev sahiplerine yüzde 25 sınır koyan iktidar bu sınırı keşke enflasyon ve vergiler için de koyabilseydi. Büyük ekonomi, müthiş büyüme, tek haneli enflasyon, sıfıra yakın faiz cümleleri kurarak seçmene yönelik tokatçılık icraatı kabarık birileri ile ortaklıktan kaçınmak elzemdir. Milletin emeğini değersizleştiren, emekçinin umudunu azaltan siyaset tokatçısının kim olduğunu açıkça söylemeye gerek yoktur” ifadelerini kullandı.

NATO tepkisi

Karamollaoğlu’nun ardından konuşan Davutoğlu ise, İsveç’in NATO üyeliğine dair sürece değinerek, “Bir hafta önce Sayın Erdoğan, İsveç’e şöyle hitap etti: ‘Boşuna uğraşma İsveç, sen benim mukaddes kitabım Kur’an-ı Kerim’in yakılmasına izin verdikçe NATO’ya giremezsin.’ Aynı günlerde Bahçeli, ‘İsveç’le ilişkilerimizi keselim’ diyordu. Bunlar böyle işte. Bir hafta içinde tutum değiştirdiler. Ne tutum koydunuz İsveç’e? Sebebi çok açık. Biden ile bir görüşme yapabilmek için taviz verdiler. Bundan sonra Sayın Erdoğan’ın ilk hedefi Washington’a bir saatliğine de olsa gidebilmektir.”

Erdoğan’a yanıt

Erdoğan’ın daha önce kendileri hakkında sarf ettiği “Onlar, siyasi tarihimizin en büyük tokatçılığına imza atarak CHP’den 39 milletvekili kopardılar” sözlerine yanıt veren Davutoğlu, şunları belirtti: “Sayın Erdoğan bu tabirleri nereden buluyor bilemiyorum. Onlara hakaret, bize nezaket yakışır. HÜDA PAR, Yeniden Refah Partisi Meclis’e zembille mi indi? Onlar da AK Parti’yi mi tokatladı? O zaman sen de tokatlanansın. Reza Zarrab kimi tokatladı? Bu saatten sonra Hazineyi tokatlayan olursa karşısında 20 cesur yürek olacak. İki ay önce bizi Amerika’nın ajansları olarak nitelendirenler şimdi neredeler? Siyasi iktidarın sonu gelirken, biz daha yeni başlıyoruz.”

ANKARA

#Karamollaoğlu #Davutoğlu #ortak #grup #toplantısı #yaptı

Mexmûr’da tecrit semineri yapıldı

Mexmûr’da PKK Lideri Önderi Abdullah Öcalan’a yönelik tecride ilişkin bir seminer düzenlendi

Mexmûr Kampı’nda PKK Lideri Abdullah Öcalan’a yönelik ağırlaştırılmış tecrit ve yaklaşık 28 aydan bu yana da hiçbir haber alınamamasına ilişkin seminer düzenlendi.

Şehit Aileleri Kurumu’nda yapılan seminerde Abdullah Öcalan’dan uzun bir zamandır hiçbir haber alınamadığı belirtilen konuşmalarda, tecridin kaldırılması ve Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğünün sağlanması için hareke geçme çağrısı yapıldı.

Seminerde ayrıca 14 Temmuz’dan itibaren kampta birçok eylem ve etkinlik yapılacağı belirtildi.

DIŞ HABERLER

 

#Mexmûrda #tecrit #semineri #yapıldı

Öldürülen iş insanı Munğan’ın oğlu: Amcalarım tehdit nedeniyle beyanlarını değiştirdi

Nisêbîn’de iş insanı Oktay Munğan’ın öldürülmesine ilişkin görülen davada Munğan’ın kardeşleri ‘azmettirici’ suçlamasıyla yargılanan Mehmet Şerif Başak hakkındaki beyanlarını değiştirdi. Munğan’ın oğlu, amcalarının kendisi gibi tehdit edildiğini belirtti

Mêrdîn’in (Mardin) Nisêbîn (Nusaybin) ilçesinde 10 Şubat’ta uğradığı silahlı saldırıda ağır yaralandıktan sonra kaldırıldığı hastanede 1 Mart’ta yaşamını yitiren iş insanı Oktay Munğan’ın bir çete yapılanması tarafından öldürülmesine ilişkin açılan davanın 12’nci duruşması Mardin 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü. Duruşmada tutuklu sanıklar Deniz Işık, Gürkan Çalışkan ve Onur Yıldız, tutuklu bulundukları cezaevinden SEGBİS aracılığıyla hazır edildi. Çete faaliyetleri gerekçesiyle başka bir dosyadan tutuklu sanıklar Doğan Oral, Eyyup Aksoy ve Kemal Ürün hazır edilmezken, tutuksuz sanıklar iş insanı Mehmet Şerif Başak, İzzettin Düzkaya, Adnan Koç, Abdullah Er, Ahmet Yıldız, Oğuzhan Karayılan, Sinan Demirtaş, Cemal Dinç, Leyla Oral, Dara Yaruk ve Uğur Kaya katılmadı. Bir kısım müştekiler ile tarafların avukatları da duruşmada hazır bulundu.

Dilekçeyle beyan değişikliği

Kimlik tespitinin ardından geçilen duruşmada gelen evraklar okundu. Firari sanık Vedat Ürün’ün halen yakalanmadığı belirtildi. Katılan taraftan Abdulkadir Munğan, Ekrem Munğan ve Taciddin Munğan’ın dosyada azmettirici olarak yer alan iş insanı Mehmet Şerif Başak hakkındaki beyanlarını geri çektikleri yönünde dilekçe sundukları görüldü.

6 kişi için müebbet istendi

Savcı, daha önce hazırladığı mütalaasını tekrar ederek Onur Yıldız ve Deniz Işık hakkında “Tasarlayarak öldürme”, İzzettin Düzkaya ve Adnan Koç hakkında “Tasarlayarak öldürmeye yardım etme” suçlarından ceza verilmesi istedi. Sanıklardan Kemal Ürün’ün yakalanması nedeniyle dosyasının tefrik edilmesi talebini geri çeken savcı, Ürün ve Mehmet Şerif Başak hakkında “tasarlayarak kasten öldürme eylemini azmettirici” suçlamasıyla müebbet hapis verilmesi istendi. Firari sanık Vedat Ürün’ün dosyasının ise tefrik edilmesi talep edildi.

Savcı, sanıklar Abdullah Er, Ahmet Yıldız, Gürkan Çalışkan, Oğuzhan Karayılan ve Sinan Demirtaş ile Cemal Dinç, Doğan Oral, Eyyup Aksoy ve Leyla Oral’ın saldırıyla bağlantılarının bulunduğuna dair sabit delil bulunmadığı gerekçesiyle beraat ettirilmesini istedi. Savcı; sanıklar Dara Yaruk ve Uğur Kaya’nın eyleminin ise meşru müdafaa kapsamında kaldığını belirterek cezalandırılmasına yer olmadığı yönünde karar verilmesini talep etti.

‘Tehdit edildiler’

Devam eden duruşmada söz alan Munğan’ın oğlu Mehmet Salih Munğan, beyanlarını değiştiren amcalarının tehdit nedeniyle beyanlarını değiştirdiğini belirterek, “Diğer katılanların neden fikirlerini değiştirdiğini biliyorum. Biz de tehdit aldık. Bizim de oturduğumuz daire Mehmet Şerif Başak’ın üzerine kayıtlıdır. Tehditle ilgili olarak ben 12 Haziran’da dilekçe verdim. Abdulkadir Munğan ve diğerleri Mehmet Şerif Başak’ın tehditlerinden korktukları için beyanlarını değiştirmişlerdir. Mehmet Şerif Başak’ın tehditleri halen devam etmektedir” dedi.

Ardından sanıklar ile müdafileri ve müşteki müdafilerinin mütalaaya karşı savunmaları alındı. Avukatlar dosyada yeni gelişmeler olduğu gerekçesiyle mütalaaya karşı süre talebinde bulundu.

 Bir sanık tahliye edildi

Mahkeme tutuklu sanık Gürkan Çalışkan’ın tahliyesine, tutuklu diğer sanıkların tutukluluk halinin devamına, tutuksuz sanıkların tutuklanma taleplerinin reddine karar vererek duruşmayı 28 Eylül’e erteledi.

MÊRDÎN

#Öldürülen #iş #insanı #Munğanın #oğlu #Amcalarım #tehdit #nedeniyle #beyanlarını #değiştirdi

Ameliyat olması gereken tutuklu cezaevine geri götürüldü!

Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutulan ağır hasta tutuklu Özge Özbek’e hastane doktoru beynindeki tümörün ilerlediğini ve acil ameliyat olması gerektiğini söylemesine rağmen, cezaevine geri götürüldü

Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutulan ve daha önce beyin tümörü nedeniyle ameliyat olan Özge Özbek, 10 Temmuz’da baygınlık geçirdi. Kafasını yere çarpan ve hastaneye kaldırılan Özbek’e hastane doktoru beyin tümörünün ilerlediğini ve acil ameliyat olması gerektiğini söyledi. Ancak Özbek, doktorların uyarısına rağmen askerler tarafından yeniden cezaevine götürüldü.

Baş dönmesi ve kusma yaşıyor

Özbek’in sağlık durumuna ilişkin bilgi veren eşi Özgür Özbek, “Her Pazartesi günü Özge bizi arıyordu. O gün bizi aramayınca tedirgin olduk. Gece saatlerine doğru cezaevini aradık. Cezaevi hastaneye götürüldüğünü söyledi. Daha sonra Özge ile konuştuk, başının döndüğünü ve bayılıp başını çarptığını söyledi. Hastaneye kaldırıldığını ve buradan yapılan tetkik ve muayeneden sonra beynindeki tümörün ilerlediğini doktorun başka bir hastanede acil ameliyat olmasını gerektiğin söylemesine rağmen gardiyanlar tarafından cezaevine götürüldüğünü söyledi. Sürekli baş dönmesi ve kusma sorunu yaşıyor” dedi.

Ne olmuştu?

Ankara 11’inci Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 2011 yılında “örgüt üyeliği” iddiasıyla hakkında 6 yıl yıl 3 ay hapis cezası verilen Özbek, beyninde oluşan tümör nedeniyle 27 Ekim 2020 tarihinde İstanbul Acıbadem Hastanesi’nde açık beyin ameliyatı geçirdi. Ameliyat sonrası Özbek’in cezası Yargıtay tarafından onandı. Yapılan infaz ertelenme başvurusu sonucu, Sağlık Bakanlığı Darıca Eğitim ve Araştırma Hastanesi Sağlık Kurulu’nun 24 Aralık 2021 tarihli raporunda, Özbek’in cezaevi şartlarında kalmasının uygun olmadığına kanaat getirdi. Ancak Sağlık Kurulu raporuna rağmen İstanbul Adli Tıp Kurumu (ATK) Özbek hakkında “cezaevinde kalabilir” raporu düzenledi.

ANKARA

#Ameliyat #olması #gereken #tutuklu #cezaevine #geri #götürüldü

‘Nagihan’ın ruhu sinmişti’

Süleymaniye’de katledilen gazeteci ve Jineoloji Araştırmaları Merkezi üyesi Nagihan Akarsel’in projesi olan ‘Kürt Kadınları Kütüphane Arşiv Araştırma ve Hafıza Merkezi’nin açılışına katılan Yeşil Sol Parti Mêrdîn Milletvekili Beritan Güneş, ‘Nagihan’ın mücadelesini, kalemini, hayallerini yoldaşları devraldı’ dedi

Güney Kurdistan’ın Silêmanî kentinde 4 Ekim 2022’de suikast ile katledilen Kürt akademisyen-gazeteci ve Jineoloji Araştırmaları Merkezi üyesi Nagihan Akarsel’in projesi olan “Kürt Kadınları Kütüphane Arşiv Araştırma ve Hafıza Merkezi” dünyadan çok sayıda kadının katılımıyla 24-25 Haziran’da Silêmanî’de açıldı. Kurmancî, Soranî başta olmak üzere İngilizce, Türkçe, Almanca, Farsça, Arapça ve daha birçok dilde 3 bine yakın kitap bulunuyor. Bir arşiv merkezi de olan kütüphane 11 kişilik bir yönetim kurulundan oluşuyor. Birçok ülkede arşiv çalışması yürütecek olan merkez çalışanları, topladıkları ürünleri bu merkeze taşıyacak.

Kütüphane açılışına katılan Yeşil Sol Parti Mêrdîn Milletvekili Beritan Güneş kütüphaneyi, önemini ve açılışını JINNEWS’ten Öznur Değer’e anlattı.

Erk zihniyeti rahatsız etti

Güneş, Akansel’in yaptığı çalışmalardan erkek egemen devletin dikkatini çektiğini ve bundan rahatsız olduğuna dikkat çekti. Güneş, “Nagihan arkadaş katledildiğinde bizler ve tüm dünya kadınları İran’da katledilen Jîna Mahsa Amînî’nin hesabını sormak için sokaklardaydı. Alanlarda, sokaklarda yükselen “Jin jiyan azadî” sloganı ile Jîna Mahsa Amînî’nin intikamını alıyorduk. “Jin jiyan azadî” sloganlarının yükseldiği günlerden birinde Silêmanî’den kara bir haber geldi ve Nagihan Akarsel’in evinin önünde katledildiğini öğrendik. Hem kadının gelişmesi hem de Jineolojinin ilerlemesi için çok önemli çalışmalar yürütüyordu. Bu slogan ve bu çalışma, erkek egemen zihniyetin de dikkatini çekmiş olacak ki, kütüphanenin tamamlanmasına izin vermediler. Jineoloji ve kadın üzerinde yürütülen çalışmaların bir şekilde önünü almak istediler”

Duygusal bir atmosfer

“İnsanın yüreğine ve zihnine dokunan bir atmosfer vardı” diyerek izlenimi anlatan Güneş, konuşmasını şöyle sürdürdü. “ “Jin jiyan azadî” felsefesiyle bir araya gelen dünya kadın örgütleri ve Kürt kadın hareketi, Nagihan’ın mirasını ve hayalini gerçekleştirdi. Bunu çok kutsal görüyorum. Atmosferi konuşacak olursak da, gerçekten insanın yüreğine ve zihnine dokunan bir atmosfer vardı. Bu kütüphane Nagihan arkadaşın mirası olduğu için duygusal bir atmosfer vardı. Ve her yerinde Nagihan varmış gibi hissediliyordu. Bir yerden çıkıp da kütüphane hakkında konuşacakmış gibi…”dedi.

“Jin jiyan azadî”çoğalacak

Açılışta öne çıkan konulara değinen Güneş, “Nagihan ve arkadaşlarının bıraktığı mirası ilerletmekti. O kütüphane açık kaldığı müddetçe, kadınlar kütüphaneye sahip çıktığı sürece Nagihan’ın yürüttüğü mücadele daha da büyüyecek. Kadınların sesi ve “Jin jiyan azadî” sloganı dünya sokaklarında daha çok yankılanacak. “Jin jiyan azadî” felsefesi ve Güney’de açılan kütüphane sadece Kürt kadınlar için değil, tüm dünya kadınları için açıldı. Kütüphanenin açılışının temel amaçlarından biri kadının kaybolan mirasına yeniden kavuşmasıdır. Açılan merkezde kadınlar, tarihsel süreç boyunca kadınların izini arayacak. Kadınların tarihte ne zaman, neden ve niçin ezildiğini, yok edilmek istendiğini araştıracaklar. Bu da sadece Kürt kadınları değil tüm dünya kadınlarını ilerletecektir” diye ifade etti.

Çalışmaları büyütmek

Kütüphane’nin kadın sorunlarını çözmek için önemli rol üsteleneceğini ifade eden Güneş, “Dünyada, Türkiye’de, Kurdistan’da çok sayıda kadın sorunu çözümsüz bırakılmak isteniyor. Kadın özgürleşmeden toplum özgürleşemez. Kadın özgürleşmeden, sorunlarımızı demokratik yollarla çözemeyiz. Kadın sorunu çok önemli. Bu kütüphane de kadın sorunlarını çözmek için çok önemli bir rol oynayacak. Tüm dünya kadınlarının gözü de bu kütüphane. Kütüphanenin çalışmaları kadın çalışmalarını daha da büyütecek” diye belirtti.

Eril zihniyet boşa çıktı

Akarsel’i katleden eril-militarist zihniyetin bir kez daha kadınlar tarafından boşa çıkarıldığını söyleyen Güneş, “Nagihan arkadaşın, kadın mücadelesi için yakılan ateşi yükselteceğini, kadınlar için, kadın sorunları için bir örgütlülük oluşturacağını biliyorlardı. O nedenle de kütüphanenin açılmasının önüne geçmek istediler. Ancak kadınlar buna karşı çok güçlü bir mesaj verdiler. Bütün baskı ve zulümlere karşı kadınlar, bırakılan mirasa sahip çıkacaklar” dedi.

Kadın tarihini jineoloji yazacak

Erkek aklıyla yazılan kadın tarihinin Kürt kadınlarının öncülüğünde değişeceğini söyleyen Güneş, “Şimdiye kadar kadın tarihi erkek eliyle yazıldı. Sadece kadının tarihi değil, kadının yaşamı da erkek eliyle yazıldı. Toplum da erkek zihniyeti, düşüncesi ve duygusu tarafından inşa edildi. Kadın ise erkek tarafından yaratılan bu yaşamda kendine mücadele ve değişim alanı inşa ediyor. Bu merkez de öyle bir merkez olacak. Kadının çalınan, kaybolan tarihini yeniden yazacak. Kadının toplumsal, sosyal, yaşamsal ihtiyaçlarını yeniden inşa edecek. Yeniden ve yeni bir kadın kimliği, yeni bir kadın tarihi yaratacaklar. Kürt kadınlar öncülüğünde inşa edilecek bu yeni yaşam tüm dünya kadınlarını da etkileyecektir” diyerek konuşmasını sonlandırdı.

MÊRDÎN

#Nagihanın #ruhu #sinmişti

Mahkeme Bayındır’ın vekil seçilip seçilmediğini Meclis’e soracak

DBP Eş Genel Başkanı ve Yeşil Sol Parti Êlih Milletvekili Keskin Bayındır’ın yargılandığı davada mahkeme Bayındır’ın milletvekilli olup olmadığının Meclis’e soracak

Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı aynı zamanda Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil sol Parti) Êlih Milletvekili Keskin Bayındır’ın “Örgüt üyesi olmak” iddiasıyla yargılandığı davanın ikinci duruşması Diyarbakır 10’uncu Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Bayındır’ın katılmadığı duruşmada avukatları Burhan Arta ve Yunus Muratakan hazır bulundu.

Kimlik tespitinin ardından başlayan duruşmada savunma yapan Bayındır’ın avukatları, önceki savunmalarını tekrar ederek, müvekkillerinin beraatini talep etti. Avukatlar, milletvekili seçilmesinden ötürü müvekkilleri hakkındaki mevcut tüm adli kontrol tedbirlerinin kaldırılması ve yargılamanın durdurulmasını istedi.

Meclis’e soracak

Ardından söz alan iddia makamı, TBMM’ye müzakere yazılarak, Bayındır’ın milletvekili olup olmadığının sorulması ve seçilmişse buna ilişkin evrakların gönderilmesini talep ederek, yargılamanın durdurulması talebinin gelecek cevap sonrası değerlendirmesini istedi.

Ara kararını açıklayan mahkeme heyeti ise, yurtdışı yasağının devamına, Meclis’e Bayındır’ın milletvekilli olup olmadığının sorulmasına, avukatların yargılamanın durdurulması talebinin gelecek cevaptan sonra değerlendirilmesine karar vererek, duruşmayı 8 Kasım’a erteledi.

AMED

#Mahkeme #Bayındırın #vekil #seçilip #seçilmediğini #Meclise #soracak