Ana Sayfa Blog Sayfa 190

Emekli milletvekillerinin aylıklarına zam

Emekli milletvekili maaşını artırmak için AKP’li vekiller meclise önerge sundu. Buna göre, yapılan değişiklikle emekli milletvekillerinin maaşı 14 bin TL daha arttı

Emekli milletvekillerinin maaş zamlarının yüzde 17,55’le sınırlı kalmayıp yüzde 25 artabilmesi için Torba Yasa Teklifi’ne özel bir hüküm konuldu. Böylelikle emekli milletvekillerinin ortalama 55 bin TL olan maaşlarının 64 bin TL yerine, yaklaşık 69 bin TL’ye çıkartılmasının yolu açıldı.

Birgün gazetesinden Nurcan Gökdemir’in haberine göre, Torba Yasa Teklif’in TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda görüşülmesi sırasında AKP Milletvekilleri Orhan Yeğin ve Mehmet Kırpınar’ın imzalarıyla ortak bir önerge verildi. Önerge ile eski TBMM Başkanı ve milletvekillerinin emekli maaş zammından yararlanabilmesi için Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nda değişiklik yapıldı.

Üzerinde herhangi bir tartışma yapılmayan önergenin genel gerekçesi şöyle açıklandı: “Maddeyle 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 43’üncü maddesine istinaden emekli aylığı alanların emekli aylıklarının 5510 sayılı Kanun’un 4’üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında sigortalı sayılan emekli memurlar ile hak sahiplerine ödenen aylıklarda yapılacak yüzde 25 oranındaki artışa paralel olarak yeniden düzenlenmesi amaçlanmaktadır.”

Önerge jet hızıyla geçti

Teklifin değişmeden yasalaşması durumunda ortalama 55 bin TL olan emekli milletvekili aylığı 69 bin TL’ye çıkacak. Bu düzenleme yapılmasaydı emekli milletvekilleri 9 bin TL dolayında artış alacaktı.

AKP’li vekillerden önerge

Milletvekillerinin maaşı en yüksek oranda artırılmasını sağlayacak şekilde düzenleme yapılması Meclis’in üzerinde en geniş uzlaşmayı sağladığı konu oluyor. Geniş kesimlerin enflasyon rakamlarının altında kalan emekli maaşları ile yaşamak zorunda bırakılmasına karşın milletvekilleri kolaylıkla maaşlarında artış yapabiliyor. Ancak bu düzenleme bu yıl emekli memurların aylık artışlarının yüzde 25 yerine yüzde 17.55’de kalmasına neden oldu. Gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak tutarda aylık bağlanması nedeniyle AKP milletvekilleri bu kez de gösterge rakamlarını arttıran bir önerge hazırladı.

ANKARA

#Emekli #milletvekillerinin #aylıklarına #zam

Sıcaklığın 40 dereceyi aştığı Amed’de kayyum su sorununu çözmüyor

 Sıcaklıkların artığı Amed’de bu yıl yaşanan su kesintilerine kayyum yönetimindeki belediye sorunu çözmek için bir şey yapmazken halkın yaşamı olumsuz etkileniyor

Amed’in  Peyas (Kayapınar) ilçesinde bulunan sosyal konutlarda her yıl yaz aylarında yaşanan su kesintisi bu yıl da  sürüyor. Hava sıcaklığının 40 dereceyi bulduğu kentte su kesintisi, yurttaşların yaşamını olumsuz etkilliyor. Jinnews’e konuşan yurttaşlar kayyum yönetimindeki belediyenin sorunu çözmemesine tepkili.

En çok kadınları etkiliyor

Konutlardaki su kesintisine ilişkin konuşan Felek İşcan, bir haftadan bu yana su kesintisi yaşadıklarını belirterek, geçen yılda aynı sorunu yaşadıklarını ve yurttaşların bu durumu protesto ettiğini söyledi. İşcan, “Geçen yıl su kesintisini caddede protesto ettik. Yaz aylarındayız. Terliyoruz, çamaşır, bulaşıklarımız kirleniyor ama yıkayamıyoruz. Suyun olmaması özellikle biz kadınları etkiliyor. Bizler daha çok mağdur oluyoruz” sözleri ile yaşadıkları mağduriyeti dile getirdi.

‘Kayyum sorunu çözmüyor’

Sularının günlerdir kesik olduğunu dile getiren İşcan, kayyum yönetimindeki belediyenin bu sorunu çözmek için hiçbir adım atmadığını belirtti. Kayyum belediyesinin suyu açtığı zamanlarda da çok az aktığını dile getiren İşcan, “Akan su tazyikli olmadığı için kombi ve diğer hiçbir makinelerimizi kullanamıyoruz. Su yaşamda en önemli ve gerekli olandır. Sıcak havalardan dolayı her gün duş almamız gerekirken su kesintisinden dolayı bunu yapamıyoruz fazlasıyla mağduruz. Belediyeyi aradım fakat beni geçiştirdiler” dedi.

İşcan son olarak, “Belediye, halkın ihtiyacına göre hareket etmeli. En kısa zamanda su kesintileri son bulmalı“ ifadelerini kullandı.

AMED

 

#Sıcaklığın #dereceyi #aştığı #Amedde #kayyum #sorununu #çözmüyor

Tutuklu gazetecilerin davası 13 ay sonra görülmeye başlandı

Amed merkezli soruşturmada tutuklanan 15 gazeteci hakkında açılan davada 13 ay sonra ilk duruşma görülüyor

Amed merkezli yürütülen bir soruşturma kapsamında 8 Haziran 2022’de gözaltına alınan ve 16 Haziran’da tutuklanan gazeteciler hakkında açılan davanın ilk duruşması bugün Diyarbakır 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülüyor.

Duruşmayı izlemek için çok sayıda gazeteci ve meslek kuruluşu Amed’e geldi. Öte yandan Amed vekilleri de duruşmayı izlemek için salonda yerlerini aldı. Mahkeme hetyeti salona girişte telefon ve bilgisayarlara izin vermedi.

Ayrıntılar geliyor…

#Tutuklu #gazetecilerin #davası #sonra #görülmeye #başlandı

İzmir’deki yangın 11 saat sonra kontrol altına alındı

Aliağa ve Menderes ilçelerinde çıkan orman yangınları 11 saatin ardından kontrol altına alındı

İzmir’in Aliağa ve Menderes ilçelerinde dün öğlen saatlerinde başlayan orman yangınları kontrol altına alındı. Menderes Oğlananası’nda çıkan orman yangını 11 saatin ardından kontrol altına alındı. İki bölgede de soğutma çalışmaları sürüyor.

12 kişi yaralı

Yangınlara ilişkin açıklama yapan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, “İzmir Menderes’te gündüz saatlerinde meydana gelen yangından 1’i ağır olmak üzere 12 kişi etkilenmiştir, 11’i orman işçisidir. Durumu ağır olan hastamız helikopter ambulansla, 3 hasta olay yerine görevlendirilen kara ambulansla, 8 hasta ise başka araçlarla hastanelere nakledilmiştir. Halen hastanelerimizde 1’i yoğun bakımda olmak üzere 4 kişinin tedavisine devam ediliyor. Hastalarımıza geçmiş olsun diyor, acil şifalar diliyorum” bilgisi verdi.

İZMİR

#İzmirdeki #yangın #saat #sonra #kontrol #altına #alındı

Berwarî: KDP’nin yaptığı sorumsuzluk Kürt halkı için kayıptır

Türkiye ve KDP ilişkilerini değerlendiren Siyaset-Demokratik Düşünce Akademisi Başkan Yardımcısı Dr. Kamuran Berwarî, ‘Bugün Kurdistan yönetiminin yaptığı sorumsuzluk, Kürt halkı için kayıptır’ dedi

Federe Kurdistan Bölgesi’ne geçtiğimiz yıl başlayan KDP ve ortaklığı ile devam eden saldırılara tepkiler sürerken, KDP ve Türkiye arasındaki ilişkiler de her geçen gün daha da ilerliyor.
Türkiye’nin saldırılarına alan açan Federe Kurdistan Bölgesel Başkanı Neçirvan Barzani ve Başbakan Mesrur Barzani, resmi olmasa da Ankara’da Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda kabul görmeye başladı.
Ankara’ya son ziyareti ise Mesrur Barzani gerçekleştirdi. Erdoğan, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanlığı’ndan Dışişleri Bakanlığı’na getirilen Hakan Fidan ile birlikte görüştüğü Barzani, seçim sonrası tebrik ziyareti gerçekleştirdiğini belirterek, “Kürdistan Bölgesi ile Türkiye arasındaki ilişkilerin gelişimi ile Irak ve bölgedeki son gelişmeleri ele aldık” açıklamasında bulundu.

Kurdistan çıkarlarına saldırı

KDP-Türkiye ilişkilerini, Kürtlere yönelik saldırıları değerlendiren Dûhok Üniversitesi’nden akademisyen ve Siyaset-Demokratik Düşünce Akademisi Başkan Yardımcısı Dr. Kamuran Berwarî, KDP’nin izlediği siyasetin Kurdistan çıkarlarına büyük bir darbe vurduğunu ifade etti.

Şahsi politikalar yürütülüyor

Mesrur Barzani’nin Türkiye’ye yaptığı son ziyaretin kendi çıkarlarını koruma temelinde olduğunu belirten Berwarî, bölgede yaşanan sorunların çözümü için ¬şimdiye kadar siyasi ve diplomatik yolların açılmadığının altını çizdi. Berwarî, Türkiye’nin tarih boyunca Kürtlere dönük çok sert politikalar uyguladığını ifade ederek, “Son 20 yıllık AKP-MHP iktidarı döneminde bu politika zirveye çıkmıştır. Bu soykırım politikasıdır. Ancak şu anda karşımızda duran tabloya baktığımızda, Federe Kurdistan hükümeti tüm kurumlarıyla birlikte Türk devletinin hizmetine girmiştir. Son 30 yılda Federe Kurdistan’ın bütün zenginlikleri, mal varlığı, geliri Türk devletinin hizmetinde olmuştur. Türk şirketleri burada Kurdistan ekonomisini mahvetti. O yüzden bu politika Kürtlerin ve Kurdistan çıkarına değildir. Bu politika şahsi ve partilerin çıkarınadır” dedi.

Soykırım yapanlar kaybedecek

Bölgede ve Ortadoğu’da yaşanan sorunların çözümünün PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın “Üçüncü Yol” perspektifi ile mümkün olduğunu vurgulayan Berwarî, “Türkiye’nin bu saldırılarının bir amacının olduğuna dair şüphe yok. Temel amaçları özgür Kürt’ü ortadan kaldırmak ve 21’inci yüzyılda Kurdistani kazanımları yok etmektir. Bu nedenle Kürt halkı da kendini bu esas üzerinde hazırlamıştır. Bu saldırıların ana hedeflerinden biri demokratik konfederalizm, demokratik özerkliktir. Çünkü daha önce denenmiş projeler büyük bir başarısızlık getirdi. Türkiye, Suriye, İran ve Irak’ın bir çözüm projesi yok. Şu anda haklı ve haksız iki taraf var. Hak, hukuk, adalet ve doğru olan taraf Kürt tarafıdır, Kurdistan halklarının olduğu taraftır, diğer taraf savaşan ve Kurdistan’ı işgal etmek isteyen taraftır. Her gün insanları katledenler, soykırımdan geçirenler, kesinlikle başarıya ulaşmayacaktır” diye belirtti.

Sorun diyalog yoluyla çözülmeli

21’inci yüzyılda soykırım politikalarının başarılı olamayacağını ifade eden Berwarî, “Dünyanın her yerinde herkes özgür ve bağımsız olma hakkına sahiptir. Bu hak Kürtlerin de hakkıdır. Onun için bugün istenilen şey özgürleştirilmiş bir Kurdistan ve demokratik bir statüdür. Bu kanın durdurulmasına destek olmak ve yardım etmek için Amerika, Avrupa, Rusya, İsrail, Çin, Arap ve İslam halklarına da sorumluluk düşmektedir. Çünkü bu savaş zihniyeti asırlardan beri halkları yok etmekten başka bir netice getirmemiştir. O yüzden akil insanlar gelip, bu sorunu Sayın Öcalan, KCK ve Kürt güçleriyle diyalog ve barış yoluyla çözmelidir” diye konuştu.

KDP’nin yaptığı Kürt halkı için kayıptır

Kurdistan’a dönük saldırılar sürerken Lozan Antlaşması’nın yüzüncü yılında Kurdistan Ulusal Kongresi (KNK) öncülüğünde gerçekleştirilecek konferansların önemli olduğunun altını çizen Berwarî, “Yüzyıldır Kürt halkı üzerinde tutuklamalar, katliamlar, soykırım, yıkım ve imha politikaları var. Milyonlarca Kürt katledildi, Kurdistan’ın demografisi değiştirildi, sınırları yok edildi. Bu devletlerin Kürtlere borcunu ödemesi gerekiyor. Kurdistan’a sahip çıkmaları ve faturasını ödemesi gerekiyor. Bizler eğer politikaya, stratejimize ve siyasi kararlara halkımızı dahil etmezsek, Kürtlere kaybettiririz. Bugün Kurdistan yönetiminin yaptığı sorumsuzluk, Kürt halkı için kayıptır” dedi.

haber: Zeynep Durgut / MA

#Berwarî #KDPnin #yaptığı #sorumsuzluk #Kürt #halkı #için #kayıptır

Mahkemden DEDAŞ’a uyarı: Kesintiler 3 saati geçemez

Mêrdîn’de çiftçilerin mahkemeye yaptığı başvuru üzerine DEDAŞ’ın yaptığı elektrik kesintisinin günlük 3 saati geçemeyeceğine karar verildi.

Dicle Elektrik Dağıtım A.Ş. (DEDAŞ), Mêrdîn’in Qoser (Kızıltepe) ve Dêrik (Derik) ilçelerine bağlı mahalleler başta olmak üzere yüzlerce yerleşim yerinde günlerdir “bakım-onarım” gerekçesiyle 12 saati aşan elektrik kesintisi yapıyor. Çiftçiler, kesintiye karşı DEDAŞ Mardin İl Müdürü Halil Homan hakkında “Kamu kurumlarında veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarında verilen ya da kamu makamlarının verdiği izne dayalı olarak sunulan hizmetlerden yararlanılmasına engel olunması” gerekçesiyle suç duyurusunda bulundu. Çiftçiler, aynı zamanda Kızıltepe Asliye Hukuk Mahkemesi’ne kesintilerle ilgili ihtiyati tedbir kararı uygulanması yönünde başvuru yaptı.

Mahkeme, çiftçilerin lehine karar verdi. Kararda, kesintilerin 3 saati geçemeyeceğine işaret edilerek, 21 saat boyunca kesintisiz enerji verilmesine dönük karar verdi. Mahkeme kararının ardından DEDAŞ’ın kesintilere son vermesi bekleniyor.

MÊRDÎN

#Mahkemden #DEDAŞa #uyarı #Kesintiler #saati #geçemez

Dağ ve Er’in açlık grevi 55’inci gününde : 20 kilo verdiler

KDP zindanlarında esir tutulan Mazlum Dağ ve Abdurrahman Er’in, KDP zulmüne karşı başlatmış oldukları açlık grevi eylemleri 55 gündür devam ediyor

Mazlum Dağ ve Abdurrahman Er, son olarak tek tip elbise dayatmasına karşı 18 Mayıs’ta açlık grevine girdi. Talepleri hala karşılanmadığı için eylemleri 55’inci gününde devam ediyor.

Mazlum Dağ, 23 Haziran’da ailesi ile yaptığı telefon görüşmesinde sağlık durumlarının kötü olduğunu, hastanede doktor ve ilaç olmadığını, 10 gündür kendilerini kimsenin ziyaret etmediğini ve Er’in 20 kilo kendisinin ise 10 kilo kaybettiğini belirtmişti.

Her iki tutuklunun ailesi, çocuklarına yönelik artan baskıları kınayarak Federe Kürdistan aydınlarına ve insan hakları derneklerine çocuklarına sahip çıkma çağrısında bulunmuştu.

Dağ ve Er’e verilen sözler tutulmadı

Her iki tutuklu, verilmeyen sözler, artan baskı ve hak ihlallerine karşı 13 Şubat 2022 tarihinde açlık grevinin bir üst aşaması olan ölüm orucuna girmişti. Kendilerine cezaevi idaresi tarafından koşullarının düzeltileceğine dair verilen sözler sonrası 22 Şubat’ta eylemlerini sonlandırmışlardı.

Ancak Dağ ve Er, Cezaevi idaresi tarafından verilen sözlerin tutulmaması üzerine 28 Mayıs 2022 tarihinde tekrar açlık grevi eylemi başlatmışlardı. Talepleri idare tarafından kabul edilince eylemlerini 14’üncü günde sonlandırmışlardı.

Türkiye’nin Hewlêr Büyükelçiliğinde görevli olan MİT mensubu Osman Köse’ye yönelik 17 Temmuz 2019’da silahlı bir saldırı düzenlendi. Saldırıda MİT mensubu Köse’yle beraber Iraklı Nerîman Osman ve Hewlerli Beşdar Ramazan isimli kişiler öldü. Mazlum Dağ ile Abdurrahman Er bu saldırıların faili olarak tutuklanarak KDP zindanlarında esir alındı. Dağ ve Er, o tarihten bu yana Hewlêr cezaevinde esir tutuluyorlar.

Geçtiğimiz günlerde KCK, KDP’nin teslimiyetçi ve saldırgan politikalarına karşı bugün 55 gündür açlık grevinde olan Mazlum Dağ ve Abdulrahman Er’in yaşadığı duruma ilişkin kritik bir açıklama yayınladı. Açıklamada KCK’nin MİT’in yerel işbirlikçilerine karşı bir operasyon gerçekleştirdiğini, operasyonda Yasin Ali Hıdır isimli bir casusun yakalandığını, bu şahsın KDP ve MİT tarafından Mazlum Dağ ile Abdurrahman Er’in cezaevinde katledilmesi için görevlendirildiği bilgisini paylaşmıştı.

DIŞ HABERLER

#Dağ #Erin #açlık #grevi #55inci #gününde #kilo #verdiler

Cezaevlerinde baskılar had safhaya ulaştı

Cezaevlerinde yaşanan ihlalleri değerlendiren Wan TUHAY-DER Eşbaşkanı Çetin Uyar, ‘cezaevindeki baskıların had safhaya ulaştığını’ belirterek, ‘Hak ihlalleri PKK Lideri Abdullah Öcalan’a yönelik tecritten bağımsız olmadığını’ söyledi

İnsan Hakları Derneği (İHD) verilerine göre; 2022 yılında cezaevlerinde en az 83 kişi şüpheli bir şekilde yaşamını yitirdi. Cezaevlerinde sağlığa erişim hakkından aile görüşüne kadar birçok alanda yaşanan hak ihlalleriyle ilgili İHD’ye başvurularda artış yaşanıyor. Cezaevlerindeki hak ihlallerindeki artışı Mezopotamya Ajansı’ndan Berivan Kutlu’ya değerlendiren Wan Tutuklu ve Hükümlü Ailelerle Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (TUHAY-DER) Eşbaşkanı Çetin Uyar, cezaevlerindeki hak ihlallerinin PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın üzerindeki tecritten bağımsız olmadığını söyledi.

‘Tecrit kabul edilemez’

Tecridin kabul edilemez olduğunu ifade eden Uyar, bu durumun PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın sağlık ve güvenlik koşullarıyla ilgili endişelere neden olduğunu belirtti. Uyar, Adalet Bakanlığı’nın adım atması gerektiğini dile getirerek, “Seçimler sonrasında hem cezaevleri hem de Kürt halkına saldırılar arttı. AKP-MHP faşist hükümeti kendi bekaları için Kürtlere saldırıyor. Bunu hem KDP ve diğer güçlerle birlikte Federe Kurdistan Bölgesi’nde hem de cezaevlerindeki tutuklular üzerinden yapıyor. AKP, köyleri bombalıyor, suikastlar yapıyor ya da cezaevlerindeki çocuklarımız üzerinde baskı kuruyorlar. Cezaevlerindeki baskılar had safhaya ulaştı. Derneğimize bağlı 2 bine yakın tutuklu var, onlardan çok farklı şikayetler alıyoruz. İktidar Türkiye’deki sorunları perdelemek için her alanda Kürt halkına saldırıyor” diye konuştu.

‘Görüşe giden ailelere baskı uygulanıyor’

Cezaevlerinde iletişimden yaşam hakkı ihlaline kadar birçok alanda hak ihlallerinin yaşandığını aktaran Uyar, “Eskiden cezaevlerine gıda bile gönderebiliyorduk, kitap, dergi gibi iletişim araçları serbestti. Şu anda kitap, gazete ve sohbet bile yasak halde. Görüşe giden ailelere bile baskı uygulanıyor. Cezaevlerindeki baskılar her gün artıyor ve bu kabul edilemez. Aileler ve tutuklular ince aramaya maruz kalıyor. Cezaevindeki tutuklular aileleriyle telefonda bile rahatça görüşemiyor. Baskılarla tutukluları ve aileleri sindirmeye, bezdirmeye çalışıyorlar, fakat başarılı olamayacaklar” dedi.

‘Tutuklulara pişmanlık dayatılıyor’

Tutukluların tahliyelerini engelleyen İdare ve Gözlem Kurulları’nın kararlarına değinen Uyar, “30 yıldır cezaevinde bulunan tutuklulara ‘pişmanlık’ dayatılıyor. Bu insanlar 30 yıldır mücadele ediyor, neden pişman olsunlar? Bu iradeye sahip insanlar 3 ya da 6 ay erken çıkmak için ‘pişmanım’ diyecek kişiler değildirler. Aileleri de arayarak, ‘çocuklarınızla konuşun, 6 ay erken tahliye olsunlar veya infazları yakılmasın’ dayatmasında bulunuyorlar” diye aktardı.

Şüpheli ölümler

Cezaevlerindeki şüpheli ölümlerin de arttığını belirten Uyar, “Bu ölümlerin tek sorumlusu AKP-MHP hükümeti ve Adalet Bakanlığı’dır. Cezaevlerinde onlarca ‘intihar’ yaşandı. Bunları biz intihar olarak kabul etmiyoruz, hepsi şüphelidir. Tüm ölümlerin tek sorumlusu Adalet Bakanlığı’dır. Ölümlerde cezaevinin, bakanlığın parmağı var. Türkiye’nin her alanında katmerleşen bu sorunların en temel nedeni uygulanan tecrit politikalarıdır. Türkiye’deki tüm bu sorunların çözülmesi için Sayın Öcalan ile konuşulması gerekiyor. Hak ihlalleri Sayın Öcalan’a yönelik tecritten bağımsız değil. Çözümün anahtarı İmralı’dır. Bunun dışındaki hiçbir seçeneği kabul etmiyoruz” diye konuştu.

WAN

 

 

#Cezaevlerinde #baskılar #safhaya #ulaştı

Halk toplantıları sürüyor: Abdullah Öcalan’ın paradigmasına uygun hareket edilmedi

Seçim sonrası halk toplantılarını sürdüren HDP ve Yeşil Sol Parti’nin İstanbul toplantısına katılan yurttaşlar, PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın paradigmasına dikkat çektiler

Halkların Demokratik Partisi (HDP) ile Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti), 14-28 Mayıs seçimlerinin ardından yeniden yapılanma sürecine ilişkin başlattığı halk toplantılarına İstanbul’da devam etti. Sancaktepe ilçesinde gerçekleştirilen toplantıya, il, ilçe yöneticileri ve HDP PM üyesi Bülent Uyguner’in yanı sıra yurttaşlar katıldı. Halkın yoğun ilgi gösterdiği toplantı, seçim dönemindeki irtibat bürosunda yapıldı. Toplantıda ilk olarak konuşan HDP Birinci Bölge Sözcüsü Zeki Kılıç, toplantının içeriği ve amacına vurgu yaptı.

Kılıç’ın ardından konuşan HDP PM üyesi Bülent Uyguner de, seçim sürecinde yürütülen kampanyaya dikkat çekerek, yeni dönemde yapılan yanlışlardan ders çıkararak, yola devam edileceğini söyledi. Yanlış politikaların daha iyi tahlil edilerek düzeltilmesinin zorunluluğuna işaret eden Uyguner, “HDP üzerinde 2015 yılından beri uygulanan ‘Çöktürme Planı’nı yok sayarak konumumuzu değerlendiremeyiz. HDP, bu ülkede bütün ezilen ve ötekileştirilen, inanç ve kimliklerinden dolayı baskı altına alınan herkesi birleştiren bir parti olduğu için bu düzenin hışmına uğramıştır. Eğer bu parti, zenginlerin ya da Barzani gibi Kürt kapitalistleri yaratmak üzerinden bir proje olsaydı bugün önü açılırdı. HDP’nin topluma yönelik siyaset yapma imkanları faşist iktidar tarafından ortadan kaldırılmıştır. HDP’nin kapatılmasının da Demokles’in kılıcı gibi üzerimizde durduğu bu eşitsiz koşullarda seçime girebilmek için Yeşil Sol Parti ile seçime girmek zorunda bırakıldık” dedi. Bu anlamda yurttaşlardan gelecek her eleştirinin partinin gelişimine katkı sağlayacağının altını çizen Uyguner, ardından sözü toplantıya katılan yurttaşlara bıraktı.

‘Yeşil Sol Parti yeterince anlatılmadı’

Toplantıda ilk olarak söz alan bir yurttaş, seçim döneminde PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın paradigmasına uygun bir şekilde hareket edilmediğini ve Yeşil Sol Parti’nin halka yeterince anlatılmadığını söyledi. Ayrıca Abdullah Öcalan’ın Kürt halkının tek lideri olduğunu belirten aynı yurttaş, seçim döneminde aksine politik söylemlerde bulunanlara karşı daha net bir tutum sergilenmesi gerektiğinin altını çizdi.

Başka bir yurttaş da seçim sürecinde oluşturulan ittifakın yanlış olmadığını ancak kimi sol partilerin ittifakı manipüle ettiğine dikkati çekerek, “Bugün Botan’ı Serhad’ı, Xerzan’ı ve diğer bölgeleri dahi tanımayan bir kişi bizim içerimizde nasıl çalışma yürütecek” eleştirisinde bulundu.

‘Vekil dağıtma merkezi’

Bir başka yurttaş ise, seçim döneminde Yeşil Sol Parti’nin “vekil dağıtma merkezi” pozisyonuna düştüğünü dile getirerek, bu kapsamda aday listelerini belirleme sürecinde kimi hatalara düşüldüğünü ifade etti. Bu tür süreçlerde belirleyici kriterlerin devreye konulması gerektiğine işaret eden yurttaş, şunları belirtti: “Evet diğer partilerle bir ittifak kuralım ama bunu ‘vekil dağıtıma’ şeklinde yürütmeyelim. Seçim sürecinde kimi vekil adayların toplumla temas kurmada zorluk çektiğini gördüm. Bunun tartışılmaya açılması gerekiyor. İl ve ilçe yönetimlerinde genç kadroların arttırılması gerekiyor. Kürt siyasal hareketi, önceki yıllarda yürüttüğü seçim çalışmalarında bireyleri örgütlemeyi esas alıyordu ancak son seçimde bunda yetersiz kalındı.”

Eleştiri ve önerilerin ardından tekrar söz alan Uyguner, Yeşil Sol Parti’nin tüm tartışmaları ortak bir akılla birleştirerek, yeniden güçleneceğinin altını çizdi.

Kaynak: MA

#Halk #toplantıları #sürüyor #Abdullah #Öcalanın #paradigmasına #uygun #hareket #edilmedi

DAİŞ’ten yargılanıp ceza alan Ebu Hanzala tahliye edildi

Türkiye’deki DAİŞ yapılanmasından sorumlu olmaktan yargılanan ve kamuoyunda Ebu Hanzala olarak bilinen Halis Bayuncuk tahliye edildi

Türkiye’deki DAİŞ yapılanmasının sorumlulardan biri olmaktan yargılanan ve kamuoyunda Ebu Hanzala olarak bilinen Halis Bayancuk, tahliye edildi. Hanzala, “silahlı örgüt kurma ve yönetme” suçundan 12 yıl 6 ay hapse mahkum edilmiş ve aldığı ceza Yargıtay’da 28 Aralık 2022 tarihinde görülen duruşmada bozulmuştu. Son duruşmada ise mahkeme, Hanzala’nın yargılandığı üç dosyayı birleştirme kararı almıştı.

HÜDA PAR baskı yapıyordu

Gerçek Gündem’in haberine göre, Hanzala önceki gün görülen duruşmada tahliye edildi. Haberde, HÜDA PAR’ın uzun süredir Ebu Hanzala’nın tahliyesi için AKP’ye baskı yaptığına işaret edildi.

Babası sorumluydu

Ebu Hanzala’nın babası Hacı Bayancuk, 1992’de Hizbullah’ın askeri kanat sorumluluğunu yaptı. HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcoğlu, Hizbullah’ın Şura üyesi olan ve ömür boyu hapis cezasına çarptırılan Hacı Bayancuk’un avukatlığını yapmıştı.

Birçok Hizbullah hükümlüsü HÜDA PAR’ın Cumhur İttifakı’na dahil olması sonrası tahliye edilmişti.

HABER MERKEZİ

#DAİŞten #yargılanıp #ceza #alan #Ebu #Hanzala #tahliye #edildi