Ana Sayfa Blog Sayfa 191

DEDAŞ’ı protesto eden çiftçiler karakolda da darp edildi

DEDAŞ’ın elektrik kesintilerinin protesto ettikleri için saldırı ile gözaltına alınan 17 çiftçi hem olay yerinde hem de karakolda darp edildi

Riha’nın Wêranşar (Viranşehir) ilçesinde günlerdir süren elektrik kesintileri nedeniyle ürünlerinin kurumak üzere olduğunu belirten çiftçiler, Weranşar- Sêwereq (Siverek) karayolunu kapatıp Dicle Elektrik Dağıtım Şirketi’ni (DEDAŞ) protesto etti. Biber gazlı müdahalede darp  edilerek gözaltına alınan 21 kişiden dördü ifadeleri alındıktan sonra serbest bırakıldı. Adliyeye sevk edilen 17 kişi hakkında ise dosyadaki eksikliklerin giderilmesi için ek gözaltı süresi verilirken çiftçiler darp edildiği öğrenildi.

Darp karakolda da devam etti

Artı Gerçek’e konuşan avukat Ronayi Paydaş, çiftçilerin yol kapatma ve kolluk kuvvetlerine mukavemet gibi gerekçelerle gözaltına alındığını aktardı. Gözaltındaki çiftçilerle adliyede görüşen Paydaş, çiftçilerin hem olay yerinde hem de karakolda darp edildiklerini ve vücutlarının değişik yerlerinde morluklar olduğunu dile getirdi. Yine adliyede bir çiftçinin gözaltında morluk ve burnunda darp izi görünür şekilde halen mevcut olduğuna dikkat çeken Paydaş, “Bunlar ellerinde çapa olan çiftçi ve tek dertleri ekmiş oldukları ürünlerine can suyu verebilmekti. Ancak elektriksizlikten dolayı mağdur oldukları yetmezmiş gibi bir de gözaltında darpedildiklerini beyan ettiler ve bunlarla ilgili görüntüler elimize ulaştı” diye konuştu.

HABER MERKEZİ

#DEDAŞı #protesto #eden #çiftçiler #karakolda #darp #edildi

Tutuklu 3 gazeteci için AYM’ye başvuru yapıldı

Ümit Akbıyık’ın verdiği ifadelerle tutuklanan gazeteciler Abdurrahman Gök, Mehmet Şah Oruç ve Beritan Canözer’in “tutukluluk” nedeniyle Anayasa Mahkemesi’ne başvuru yapıldı

Açık tanık Ümit Akbıyık’ın ifadeleri nedeniyle Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının 21 ilde sanatçı avukat, gazeteci, siyasetçilerin aralarında bulunduğu gözaltı operasyonunda, gözaltına alınarak tutuklanan gazeteciler Abdurrahman Gök, Mehmet Şah Oruç ve Beritan Canözer’in için Anayasa Mahkemesi’ne başvuru yapıldı.

Başvuruyu yapan gazetecilerin avukatı Resul Temur, başvurusunda, müvekkillerinin mesleki faaliyetler nedeniyle tutuklanmasının Anayasa’nın ifade ve basın özgürlüğünü düzenleyen 26 ve 28’inci maddelerinin ihlal edildiğini belirtti.

Özgürlük ve güvenlik hakları ihlal edildi

Temur, başvurusunda müvekkillerinin somut deliller olmadan bir kişinin beyanı üzerine “kuvvetli suç şüphesiyle” tutuklanmasının Anayasanın 19’uncu maddesinde düzenlenen “özgürlük ve güvenlik” haklarının ihlal edildiğini kaydetti. Temur, başvurusunda dosyadaki gizlilik kararı nedeniyle elverişli ve etkili savunma yapma hakkını kısıtladığını dolayısıyla müvekkillerinin Anayasanın 19’uncu maddesinde düzenlenen etkili itiraz hakkının ihlal edildiğini ifade etti.

Tutuklamaları siyasidir

Temur, başvurusunda müvekkillerinin Anayasa’nın 26, 28 ve 19’uncu maddelerinde düzenlenen haklarının ihlaliyle bağlantılı olarak Anayasa’nın 13’üncü maddesinde düzenlenen “temel hak ve hürriyetlerinin sınırlandırılmasının demokratik toplum düzenine aykırı olamayacağı” ile Anayasa’nın 14’üncü maddesinde “temel hak ve özgürlüklerin Anayasa’da belirtilenden daha geniş şekilde sınırlandırılamayacağı” yönündeki hükümlerinin ihlal edildiğini kaydetti.

Temur, başvurusunda, müvekkillerinin tutuklanması ve tutukluluklarının devam etmesinde yine aynı maddelerle bağlantılı olarak Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin tutuklamaya karşı etkili başvuru yolunu düzenleyen 5’inci maddesi, düşünce ve ifade özgürlüğünü düzenleyen 10’uncu maddesiyle ihlal edildiğini vurguladı. Müvekkillerinin Kürt basınında çalışan gazeteciler olması nedeniyle tutuklanmalarının siyasi saiklerle olduğunu başvurusunda belirten Temur, bu nedenle müvekkillerinin tutuklanmasının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 18’inci maddesinin de ihlal edildiğini belirtti.

Temur, başvurusunda müvekkillerine yönelik hak ihlallerinin sonuçlarının ortadan kaldırılmasını istedi.

Kaynak: MA

#Tutuklu #gazeteci #için #AYMye #başvuru #yapıldı

İzmir’de yangın: Yurttaşlar tahliye ediliyor

Aliağa ve Menderes ilçesinde çıkan orman yangınları büyüyor. Aliağa’da yurttaşlar deniz ve kara yollarıyla tahliye ediliyor 

İzmir’in Aliağa ve Menderes ilçelerinde çıkan orman yangını büyüyor. Aliağa ilçesi Çaltılıdere Mahallesi’nde çıkan orman yangınına müdahale sürerken, alevlerin yerleşim yerlerine yaklaşması nedeniyle güvenlik tedbirleri çerçevesinde tahliyeler başlatıldı. Bölgede yaşayan yurttaşlar kara ve deniz yollarıyla tahliye ediliyor.

İzmir Orman Bölge Müdürlüğünden yapılan açıklamada ise, İzmir’in Aliağa ve Menderes ilçelerinde devam eden orman yangınlarında 11 uçak ve 15 helikopter olmak üzere toplam 26 hava aracı ve çok sayıda arazözün görev yaptığı ifade edildi.

Kaynak: MA

#İzmirde #yangın #Yurttaşlar #tahliye #ediliyor

İdare Gözlem Kurulu’nun tahliye sorusu: HDP’de aday olur musun?

Elazığ F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan Fatoş Demirhan’ın tahliyesi, kendisine “HDP’de aday olur musun?” diye soran İdare ve Gözlem Kurulu tarafından ertelendi 

 Elazığ F Tipi Kapalı Cezaevi’nde bulunan Fatoş Demirhan’ın tahliyesi, İdare ve Gözlem Kurulu tarafından engelleniyor. Halkların Demokratik Partisi (HDP) bünyesinde yürüttüğü faaliyetleri nedeniyle gözaltına alınıp tutuklanan ve Mûş 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi tarafından yargılanan Demirhan’a, 27 Temmuz 2018’de 6 yıl 3 ay hapis cezası verildi. Demirhan, verilen cezanın infazını 26 Mart 2023’te tamamladı. Ancak İdare ve Gözlem Kurulu, herhangi bir gerekçe sunmadan Demirhan’ın tahliyesini engelledi.

HDP’den aday olur musun?

Kurulun kararını infaz savcılığına taşıyan Demirhan, buradan olumlu herhangi bir dönüş alamayınca İnfaz Hakimliği’ne itiraz başvurusunda bulundu. Hakimlik, 3 ay sonra itirazı haklı buldu ve Demirhan’ın tahliye edilmesi gerektiğini kaydetti. Ancak tekrar toplanan kurul, Demirhan’a, “Çıktığında HDP yanına gelip, ‘sen bizim için bedel ödedin, biz seni bir yerlerde aday göstersek’ derlerse, kabul eder misin?” ve “Pişman mısın?” şeklinde sorular yöneltti.

Kararını veren kurul, Demirhan’ın tahliyesini, “’PKK bir terör örgüdür’ söyleminden uzak durması, hiç tanımamış gibi davranması, suçun inkar yoluna gitmesi, pişmanlık duymaması” gerekçeleriyle 6 ay erteledi. Kurul, Demirhan’ın tahliyesinin 4 Ekim’de tekrar gözden geçirilmesine karar verdi.

Soru önergesi verildi

Bunun yanı sıra Demirhan’ın tahliyesinin engellenmesine dair Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) Amed Milletvekili Serhat Eren, Meclis Başkanlığı’na soru önergesi sundu. Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’un yanıtlaması talebiyle sunulan önergede, tahliye olması gereken 217 tutuklunun tahliyesinin benzer gerekçelerle engellendiği bilgisine yer verildi.

Kaynak: MA

 

#İdare #Gözlem #Kurulunun #tahliye #sorusu #HDPde #aday #olur #musun

Agirî’de bir imam çocuğa cinsel istismardan tutuklandı

Agirî’de imam Y.Ç., beş yaşındaki kız çocuğa cinsel istismarda bulunmak suçlamasıyla tutuklandı

Agirî merkeze bağlı bir köyde imamlık yapan Y.Ç., 22 Haziran’da Fevzi Çakmak Mahallesi’nde sokakta gördüğü beş yaşındaki bir kız çocuğu kandırarak metruk bir binaya götürdü ve cinsel istismarda bulundu.

Ağlayarak eve giden çocuğun yaşananları anlatması üzerine ailesi şikayetçi oldu. Olayın yaşandığı sokaktaki kamera kayıtlarını inceleyen ve esnafla konuşan polis ekipleri kimliğini tespit ettikleri imam Y.Ç.’yi evinde gözaltına aldı. Emniyetteki ifadesinde suçlamaları kabul ettiği belirtilen imam Y.Ç., çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.

HABER MERKEZİ

#Agirîde #bir #imam #çocuğa #cinsel #istismardan #tutuklandı

Tutuklu gazeteciler raporu: Gazetecilik suçlanıyor

Yeşil Sol Parti Amed Milletvekilli Sevilay Çelenk, gazetecilerin 13 aydır mesleki faaliyetleri nedeniyle tutuklu olduğuna dikkat çekerek hazırladığı raporu paylaştı

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) Amed Milletvekili Sevilay Çelenk, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında 16 Haziran’da tutuklanan gazetecilere ilişkin hazırladığı raporu, Meclis’te düzenlediği basın toplantısıyla açıkladı. Gözaltında yaşanan ihlaller ve sonrasında gazetecilerin çalıştığı Mezopotamya Ajansı (MA), JİNNEWS, Pel Yapım ve Piya Yapım’a yönelik baskınları hatırlatan Çelenk, soruşturmayı yürüten savcının günler önce Amed’e atandığına dikkat çekti. Gazetecilerin tutuklanmasının ardından savcının başka bir yere tayin edildiğini belirten Çelenk, dosyaya ilişkin gazetecilerin avukatlarına bilgi verilmediğini ve dosyada gizlilik kararı olmasına rağmen dosyaya ilişkin bilgilerin iktidara yakın medya tarafından servis edildiğini kaydetti.

İddianamede gazetecilik hedef alındı

Bu bilgiler üzerinden gazetecilerin hedef gösterildiğini kaydeden Çelenk, gazetecilere mesleki faaliyetleri, haberleri, röportajları, yazıları, sosyal medya paylaşımları ve bütün bu çalışmalarda kullandıkları kelimeler ve hatta kullanmadıkları kelimeler dahi sorulduğunu, Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nce kabul edilen iddianame, 728 sayfadan ve altı bölümden oluştuğunu söyledi.

Savcılık, gazetecilerin örgütten bahsederken ‘terör örgütü’, Abdullah Öcalan’dan bahsederken ‘terör’ kelimelerini kullanmamalarını, gazetecilerin örgüt güdümünde hareket ediyor olmalarına yorduğuna dikkat çeken Çelenk, “Yapım ajanslarının çeşitli gösteri ve yürüyüşlerde çektikleri görüntüler ve basın açıklamaları, iddianame savcısı tarafından ‘örgüte arşiv oluşturma çalışması’ olarak tanımlanıyor. Savcının varsayımına göre bu görüntüler Türkiye Cumhuriyeti devleti aleyhine kullanılabilir nitelikte. Savcılık bu varsayımıyla gazetecilerin hem örgüte üye olduğunu, hem örgüt propagandası yaptığını hem de halkı kin ve düşmanlığa sevk ettiğini iddia ederek üç suçlamayı birden gazeteciler aleyhine işlevselleştirmeye çalışıyor” dedi.

AİHM kararlarına dikkat çekti

Gazetecilerin Türkiye’nin en önemli gündem başlıkları hakkında haberler yaptığını ve bu haberler nedeniyle ödüller aldıklarını paylaşan Çelenk, gazetecilerin haberlerden ötürü yarın hakim karşısına çıkacağını ifade etti. AİHM kararlarına da değinen Çelenk, “Belirtmek gerekir ki Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi haber yaptığı, görüş ve yorumlarını yayımladığı için kovuşturulan gazeteler ve gazetecilerin davalarında defalarca ifade özgürlüğü hakkının ihlal edildiğine yönelik karar vermiştir. AİHM, bu tür uygulamaların, medya mensuplarının çalışmalarını kısmen sansürleme ve kamusal bir tartışmada yeri olan görüşleri ortaya koyma yetilerini azaltma etkisine sahip olabileceğini saptamıştır” diye kaydetti.

Çelenk, görülecek davada gazeteciler hakkında beraat kararı verilmesi ve tahliye olması gerektiğini kaydetti.

Kaynak: MA

 

#Tutuklu #gazeteciler #raporu #Gazetecilik #suçlanıyor

Nisêbîn yağma davasında sanık TEM amiri kaçtı

Nisêbîn’de sokağa çıkma yasakları sırasında halkın evlerinin yağmalanmasına ilişkin davada, dönemin TEM Amiri Ünal Uyar’ın yurt dışına kaçtığı ortaya çıktı

 

Mardin’in Nisêbîn (Nusaybin) ilçesinde 14 Mart 2016’da ilan edilen ve aylar süren sokağa çıkma yasağı sırasında polisler tarafından kurulan “yağma şebekesi” ile ilgili “Rüşvet almak ve vermek”, “İcbar suretiyle irtikap” ve “Tehdit, denetim görevini ihmal ederek zimmet veya irtikaba neden olmak” suçlarından açılan davanın 13’üncü duruşması, Mardin 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

 

Duruşmaya, dönemin Nusaybin İlçe Emniyet Müdürü Kadir Şen, Müdür Yardımcısı Ahmet Tuğcu ile yıkım işlerinin verildiği firma çalışanı Arif Kara katıldı. TEM Şube Amiri Ünal Uyar, polisler Mahmut Öztekin, Müslüm Bozkurt ve Abdulkerim Sezişli duruşmaya katılmazken, yıkım işleri verilen firma sahibi Mahmut Çomoğlu’nun hayatını kaybettiği için duruşmaya katılmadığı belirtildi. Müşteki avukatının yanı sıra sanık avukatları da salonda hazır bulunurken, TEM Şube Amiri Ünal Uyar’ın müdafisi de duruşmaya katılmadı.

 

Fikir birliği içinde  hareket ettiler

 

Gelen evrakların okunmasının ardından savcılık, daha önce sunmuş olduğu mütalaasını tekrar ederek, sanıkların üzerlerine atılı suçlamadan cezalandırılmasını istedi. Mütalaaya ilişkin söz alan müşteki avukatı Mehmet Demir, sanıkların eylem ve fikir birliği içinde hareket ettiğinin sabit olduğunu vurgulayarak, “Toplumun emniyetinden sorumlu olan kişiler insanların mallarını çalma, okul müdürünü tehdit etme, iş yerlerini yağmalama suçlarıyla burada huzurdalar. Sanıkların amir kişi ve bünyesindeki memurlarla hareket ederek eylemlerini gerçekleştirdikleri net şekilde görülmektedir. Bu nedenle en ağır şekilde cezalandırılmalarını istiyoruz” dedi.

 

Devlet adına yaptım

 

Sanıklardan Emniyet Müdür Yardımcısı Ahmet Tuğcu, halen görevde olduğunu ve mal kaçırma suçlamasıyla daha önce idari soruşturma geçirdiğini ve beraat ettiğini söyledi. Tuğcu, kendisini “Operasyonlara katılan biri olarak menfaat düşünecek bir psikoloji içinde değildim. Burada bulunma amacımız devlet adına, terörle mücadelede görev almak için yer aldık. Bu şekilde suçlanmaktan utanıyorum. Menfaat ilişkisi yok” sözleriyle savundu.

 

Dönemin Nusaybin İlçe Emniyet Müdürü Kadir Şen de, halen görevde olduğunu belirterek, yargılama sürecinin neden başlatıldığının meçhul olduğunu öne sürdü.

 

Devlet yargılanıyor

Savunma yapan Emniyet Müdür Yardımcısı Ahmet Tuğcu’nun avukatı da bu dava ile Türkiye Cumhuriyet’inin yargılandığını söyledi. Diğer avukatların savunmaları ile devam eden duruşmada, dönemin TEM Şube Amiri Ünal Uyar’ın avukatının mazeret bildirmediği belirtildi.

Tem amiri yurtdışına kaçtı

Müşteki avukatı Mehmet Demir, bunun üzerine işkence dosyasından 22 yıla varan hapis cezası verilen ve “kaçma şüphesi olmadığı” iddiasıyla tahliye edilen Ünal Uyar’ın yurtdışına kaçtığını belirtti.

Duruşmaya verilen aranın ardından ara kararını açıklayan mahkeme, sanıklar Kadir Şen, Ünal Uyar ve Ahmet Tuğcu hakkında İçişleri Bakanlığı’ndan soruşturma izni verilip verilmediğinin sorulmasına, dosyanın tanıklarından biri olan polis Ö.D.’nin hakkında devam eden bir yargılama olup olmadığının sorulmasına karar verdi. Mahkeme eksik hususların da giderilmesi için bir sonraki duruşmayı 2 Kasım’a erteledi.

Kaynak: MA

#Nisêbîn #yağma #davasında #sanık #TEM #amiri #kaçtı

KONGRA-GEL: İmralı’ya karşı sessizlik kabul edilemez

PKK Lideri Abdullah Öcalan’dan haber alınamama halinin infiale yol açtığını belirten KONGRA-GEL, ‘Hukuksuzluğa artık son verilmeli’ diyerek, uluslararası kurumları göreve, Kürt halkı ve dostlarını ise tecride karşı mücadeleye çağırdı

Ağır tecrit koşullarında tutulduğu İmralı F Tipi Cezaevi’nde 28 aydır haber alınamayan PKK Lideri Abdullah Öcalan’a tehdit mektuplarının verilmesine dair açıklamalar, kamuoyunda endişeleri arttırdı.

KONGRA-GEL Eşbaşkanlık Divanı, PKK Lideri Öcalan’ın sağlık ve güvenlik koşullarına dair kamuoyuna açıklama yapılması gerektiğini belirtti.

Fırat Haber Ajansı’nda (ANF) yer alan KONGRA-GEL açıklamasında, İmralı’da hukuksuzluğa karşı sessizliğin kabul edilemez olduğunu vurguladı. İmralı tecrit sisteminin dünyada eşi benzerinin olmadığı belirtilen açıklamada, “Sayın Öcalan tek kişilik hücrede 24 yılını tamamladı, şimdi 25. yılın içindedir. 28 aydan beri kendisinden hiçbir bilgi alınamıyor. Ailesi ve avukatları ile görüşemiyor. Volta attı, sağa- sola baktı, kitap okudu gibi gerekçelerle sürekli 6 aylık disiplin cezaları ile görüş yasağı veriliyor. Keyfi ve kasıtlı disiplin cezaları, ailesi ve avukatları ile görüştürülmemesi, İmralı Adası’nın uluslararası tüm yasaların dışında tutulması, bu hukuksuz uygulamalar karşısında ilgili uluslararası kurumların sessizliği, dünyada eşi-benzeri görülmemiş bir durumdur” denildi.

‘Sessizlik kabul edilemez’

İmralı tecrit sisteminin Türkiye’nin Kürtlere dönük imha ve inkar politikaları kapsamında olduğu vurgulanan açıklamada, İmralı Adası’nın uluslararası yasaların dışında tutulmasından, ‘Türk devletinin Kürt soykırım politikasına destek veren ABD ve AB ile onların denetimindeki uluslararası kurumların doğrudan sorumlu’ olduğu vurgulandı.

Tehdit haberlerinin kamuoyunun gündeminde olduğu ve halkta ‘infial yarattığı’ ifade edilen açıklamada, “Halkımız için varlık meselesi olan bu konuda ilgili uluslararası kurumların sessizliği asla kabul edilemez” diye belirtildi.

‘Rehavet içinde olmayacağız’

Birleşmiş Milletler (BM), Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi ile bağlı Avrupa İşkencenin Önlenmesi Komitesi (CPT) ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) başta olmak üzere uluslararası kurumları göreve çağıran KONGRA-GEL, ‘harekete geçme, hukuksuzluğa son verilme’ ve ‘kamuoyuna net bilgi verilmesi’ çağrısında bulundu.

Kürt halkına ve dostlarına çağrı yapılan açıklamada, şu çağrı yapıldı: “Bu konuda yaşanan uluslararası sessizliği ancak mücadele ile kırabiliriz. Bunu sağlayacak gücümüz var. Asla bir rehavet içinde olmayacağız. Tüm halkımızı ve dostlarımızı bulundukları her yerde, zengin eylem ve etkinliklerle Rêber Apo etrafında kenetlenmeye çağırıyoruz.”

Kaynak: ANF

#KONGRAGEL #İmralıya #karşı #sessizlik #kabul #edilemez

İHD’den tutuklu gazeteciler için çağrı

İHD Amed Şubesi, 13 aydır tutuklu bulunan 15 gazetecinin, yarın görülecek ilk duruşmada serbest bırakılması çağrısı yaptı

İnsan Hakları Derneği (İHD) Amed Şubesi, yarın ilk duruşmaları görülecek 15’i tutuklu 18 gazeteciye ilişkin yazılı açıklama yaptı. Açıklamada, 16 Haziran 2022’de gazetecilerin tutuklandığı ve 13 ay boyunca tutuklu kaldıklarına dikkat çekilerek, “Basın, düşünce ve ifade özgürlüğünün anayasal güvencesi, Kürt gazeteciler lehine işlev görmemektedir” ifadelerine yer verildi.

Gazetecilik faaliyetleri için tutuklandılar

İddianamede mesleki faaliyetlerin suçlama konusu yapıldığı belirtilen açıklamada, “Hazırlanan iddianameler incelendiğinde, gazetecilerin mesleki faaliyetleri nedeniyle tutuklu oldukları açıkça anlaşılmaktadır. Ancak gazeteciler 13 aydır hukuksuz bir şekilde tutuklu bulunmaktadırlar. Kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı açısından ağır bir hak ihlaline dönüşen keyfi tutukluluk halinin sonlandırılması gerekmektedir” diye belirtildi.

Açıklamada, tutuklu gazeteciler Serdar Altan, Lezgin Akdeniz, Aziz Oruç, Mehmet Ali Ertaş, Zeynel Abidin Bulut, Ömer Çelik, Mazlum Doğan Güler, İbrahim Koyuncu, Neşe Toprak, Elif Üngür, Abdurrahman Öncü, Suat Doğuhan, Remziye Temel, Ramazan Geciken, Mehmet Şahin’in derhal serbest bırakılması istendi.

AMED

 

#İHDden #tutuklu #gazeteciler #için #çağrı

Girê Spî’de kaçırılan gencin işkence edilmiş cansız bedeni bulundu

Türkiye’nin denetiminde olan Girê Spî’de 8 ay önce kaçırılan bir gencin cenazesi bulundu

Türkiye ve bağlı paramiliter güçlerin kontrolünde olan Kuzey ve Doğu Suriye’nin Girê Spî kentinde, 8 ay önce kaçırılan Mihyar El Uwêd’ın cenazesi bulundu.

Hawar Haber Ajansı’nda (ANHA) yer alan habere göre, Girê Spî’nin 15 kilometre güneyine düşen El Boz köyündeki yurttaşlar, bu sabah köyün çevresinde vücudunda işkence izleri bulunan bir gencin cenazesini buldu. Cansız bedeni bulunan gencin, Suriye’nin Hema kentinden olan Mihyar El Uwêd adlı genç olduğu belirlendi.

HABER MERKEZİ

#Girê #Spîde #kaçırılan #gencin #işkence #edilmiş #cansız #bedeni #bulundu