Ana Sayfa Blog Sayfa 199

DAİŞ diri diri mezara gömdü, ÖSO bacağını kesti: 8 yıldır tutuklu Derviş ailesini arıyor

DAİŞ’e karşı mücadele eden ve ÖSO tarafından Türkiye’ye teslim edilen Muhammed Mahmud Derviş, DAİŞ’ten ÖSO ve El-Nusra’sına kadar birçok grubun ağır işkencesine maruz kaldı. Ailesinin öldü sandığını Derviş, kamuoyuna ‘Lütfen ailemi bulun’ çağrısı yapıyor

Kırşehir S Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan Muhammed Mahmud Derviş, yıllardır ailesini arıyor. 2015 yılından bu yana maruz bırakıldığı işkencelere rağmen yaşama tutunmaya çalışan Derviş’in 8 yılda yaşadıkları, Türkiye destekli Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) vahşetinin yanı sıra Türkiye cezaevlerindeki insanlık dışı muameleleri gözler önüne seriyor.

DAİŞ’e karşı mücadele etti

Suriye’nin Şam kentinde doğan Derviş, 2014 yılında DAİŞ’e karşı mücadele etmek için saldırıların hedefi olan Şengal’e gitti. 6 ay boyunca Êzidîlerle birlikte saldırılara karşı mücadele eden Derviş, daha sonra yönünü DAİŞ saldırılarının hedefi olan Kuzey ve Doğu Suriye’nin Kobanê kentine çevirdi. Derviş, burada çıkan çatışmalar sırasında ensesine kurşun isabet etmesi sonucunda yaralandı.

O süreçte tedavi olmak için Moskova’da olan ailesinin yanına giden Derviş, geçirdiği felç nedeniyle 3 ameliyat geçirdi, 6 ay boyunca hastanede tedavi altında tutuldu. Kurşun yarası nedeniyle dudağı tamamen düşen Derviş, 3 kez de dudağından ameliyat oldu. Tedavisini tamamlayan Derviş, 2015 yılında yeniden Kuzey ve Doğu Suriye’ye döndü.

ÖSO işkence yapıp Türkiye’ye teslim etti

2018 yılında kuşatma altına alınan Efrîn’de ÖSO tarafından alıkonulan Derviş, insanlık dışı işkenceyle sağ bacağı dizden aşağı kesildi, tüm dişleri çekildi. ÖSO tarafından diri diri toprağa gömülen ve günlerce mezarda kalan Derviş, sağ olarak çıkarıldıktan sonra Türkiye sınırında askerlere teslim edildi. Askerler ise Derviş’i İskenderun Devlet Hastanesi’ne götürdü.

Ailesi ölü olarak biliyor

Derviş’in, işkence görüntülerinin sanal medyada yayınlanmasının ardından ailesi tarafından ölü olarak bilindiği tahmin ediliyor.

Tedavi için götürüldüğü hastanede ihtiyacı olan kan verilmeyen Derviş, bir hemşirenin yardım elini uzatmasıyla yaşama tutundu. Vücudunda hala kalıcı izleri olan onlarca mermi, bıçak yarası ve kesik taşıyan Derviş, işkence nedeniyle hala hafıza kaybı yaşıyor. Türkiye’ye getirildikten sonra 1 buçuk yıl kaldığı İskenderun Cezaevi’nden tahliye edilen Derviş, birkaç gün sonra 2016 yılında Şirnex’in Silopiya ilçesinde bir ihbar sonucu gözaltına alınarak, yeniden tutuklandı.

DAİŞ’liler cezaevinde derisini zımbaladı

Hatay T Tipi Cezaevi’ne gönderilen Derviş, orada 3 yıl boyunca DAİŞ’lilerin de bulunduğu koğuşlarda kalmaya zorlandı. Bu süreçte ağırlaştırılmış müebbet cezası alan Derviş, yıllar sonra kendisini ziyaret eden İnsan Hakları Derneği (İHD) avukatlarına cezaevindeki DAİŞ’liler tarafından “Her gün, her dakika, her saniye dövüldüğünü”, derisinin ise “zımbalandığını” anlattı.

Bu kez El-Nusra devrede

Mayıs 2022’de Maraş Türkoğlu 2 Nolu L Tipi Kapalı Cezaevi’ne sevk edilen Derviş, bu kez El-Nusra üyelerinin kaldığı koğuşta kalmaya zorlandı. Derviş’in kolları El-Nusra üyeleri tarafından meyve bıçaklarıyla kesildi. Bir süre sonra siyasi tutukluların bulunduğu koğuşa geçebilen Derviş, tutukluların yardımlarıyla ihtiyaçlarını karşılamaya, ilaçlarına erişmeye ve ilgili başvurularını yapabilmeye başladı.

Derviş, işkenceyle kaybettiği dişlerinin tedavisi için götürüldüğü doktorun, “sen tipsizsin” aşağılamalarına maruz kaldı ve tedavi edilmedi. Bir süre sonra Kırşehir S Tipi Cezaevi’ne gönderilen Derviş, sağ yanağı olmadığı için konuşmakta güçlük çekiyor. Derviş, gördüğü insanlık dışı işkenceler nedeniyle yaşadığı ağır sağlık sorunlarına rağmen hastaneye sevk edilmiyor.

Lütfen ailemi bulun

Derviş, Nisan ayında İnsan Hakları Derneği’ne (İHD) yazdığı mektupta “İtirafçıların yalanları neticesinde bana müebbet hapis cezası verdiler. Her türlü eziyeti gördüm” diye kaydetti. Derviş, mektubunda ayrıca, “Lütfen bana ailemi bulmakta yardımcı olun” çağrısı yaptı.

Yasal temsilcisi veya vasisi bulunmayan Derviş’e, herhangi bir kişinin para göndermesi durumunda da dava açılıyor.

Babasının Qamişlolu muhalif Kürt bir şair olduğunu, 2005 yılında Esad rejimi tarafından tutuklanması sonrası tüm mallarına el konulduğunu ve ailesi ile birlikte Belçika’ya göç ettiklerini anlatan Derviş, annesinin isminin Mine Maxlup Arap, kız kardeşinin ise Moskova’da yaşayan göz doktoru Evin Mahmud Derviş olduğunu anlattı. Derviş, anne ve babasının Belçika’nın Brüksel kentinde yaşadığı bilgisini vererek, onlarla iletişime geçebilmek için çağrısının duyulmasını istedi.

İnsan hakları savunucularına çağrı

Derviş, Mayıs ayında kendisini ziyaret eden İHD Cezaevleri Komisyonu üyesi avukat Ömer Faruk Yazmacı’ya da yaşadıklarını anlattı. Derviş’in anlattıklarını Mezopotamya Ajansı’na (MA) aktaran Yazmacı, Derviş’in ÖSO çeteleri tarafından işkence gördüğü sırada traktörle ayağı ve elleri bağlandıktan sonra yerde kilometrelerce sürüklendiğini, demirden bir mezara konulduğunu ve üzerine toprak atıldığını, günde bir sefer demir mezarın açılıp bir pet şişenin kapağının delinerek gelen damla damla su ile dudağının ıslatıldığını anlattı.

Yazmacı, Derviş’in Hatay’da iken sevk edildiği hastanede “ya itiraf ya da dişini yapmayacağız” tehdidine maruz bırakıldığı bilgisini verdi.

“Korkunç işkencelere uğrayan, ailesi ve yoldaşları tarafından öldürüldüğü düşünülen bir insan için adaletin sesini duyurmak ve işkence mağdurlarının çığlıklarına kulak vermek bir zorunluluktur” vurgusu yapan Yazmacı, Derviş ve diğer mağdurların haklarını savunmak için insan hakları savunucularına seslendi. Derviş’in işkencelere rağmen “olağanüstü bir irade ve dayanıklılıkla” hayatta kalabildiğini ifade eden Yazmacı, “Ancak hala yaralarını saramamış, bedeni ve ruhu acılarla doludur” dedi.

Yazmacı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu çağrı Muhammed Mahmud Derviş’in hikayesini ve benzer şekilde zulme uğrayan diğer insanların hikayelerini duyan herkesi harekete geçmeye çağırıyor. Bu tür korkunç olaylara sessiz kalmamalıyız. İşkence, insanlık dışı muamele ve kötü muamele karşısında sessiz kalmak, ortak bir suçun işlenmesi anlamına gelir. Medya ve sivil toplum örgütleri bu çağrıya kulak vermek ve Muhammed Mahmud Derviş’in hikayesini geniş kitlelere duyurmak açısından hayati bir role sahiptir. Bu hikaye insan hakları ihlallerine dikkat çekmek, işkenceye maruz kalanların seslerini yükseltmek ve adaletin sağlanması için harekete geçmek için bir fırsat sunmaktadır.”

Haber: Fırat Can Arslan / MA

#DAİŞ #diri #diri #mezara #gömdü #ÖSO #bacağını #kesti #yıldır #tutuklu #Derviş #ailesini #arıyor

Karadeniz’de sağanak: Samsun’da bir kişi yaşamını yitirdi

Ordu, Samsun, Giresun, Zonguldak ve Tokat’ta sağanak nedeniyle dereler taştı, yollar trafiğe kapandı. Samsun’un Çarşamba ilçesinde sele kapılan bir kadın yaşamını yitirdi

Ordu’da etkili olan sağanak nedeniyle kent merkezinden geçen Bülbül Deresi üzerinde bulunan bir köprünün korkulukları yıkıldı. Dereden taşan sular cadde ve sokakları göle çevirirken, yollar ağaç parçaları çamur yığınlarıyla doldu.

Düzce’de de dün akşam saatlerinden itibaren etkili olan kuvvetli yağış, Yığılca, Gölyaka, Cumayeri ve Akçakoca ilçelerinde dereleri taşırdı. Yığılca-Yedigöller grup yolu sel nedeniyle kapatıldı. Aynı yolun Hecinler mevkisinde de iş makineleriyle çalışma başlatıldı. İlçede ayrıca 17 köyle ulaşımın sağlanamadığı, Gölyaka ve Cumayeri ilçelerinde de Melen Çayı’nın taşkınlara yol açtığı öğrenildi.

Öte yandan Düzce’nin Akçakoca ilçesinde ise bugün fırtına beklendiğinden plajlarda denize girmek yasaklandı.

Ayrıca Sakarya’nın Karadeniz’e sahili olan Karasu, Kocaali ve Kaynarca ilçelerinde elverişsiz hava şartları nedeniyle denize girilmesine izin verilmiyor.

Samsun’da bir kadın yaşamını yitirdi

Zonguldak’ta ise sağanağın etkili olmasıyla dereler taştı, heyelan meydana geldi. İstanbul-Zonguldak yolunun Kozlu ilçesi Ilıksu mevkisinde meydana gelen heyelan nedeniyle yol ulaşıma tamamen kapandı.

Samsun’un Çarşamba ilçesinde de, dün akşam sağanak sonrası derenin taşması ile sel sularına kapılan engelli Türkan Yılmaz’ın (45), cansız bedenine ulaşıldı.

Çarşamba ilçesine 42 kilometre uzaklıktaki Gökçedere Mahallesi’nde dün akşam sağanak sonrası Abdal Deresi taştı. Odun toplamak için dışarı çıkan engelli Türkan Yılmaz da sel sularına kapıldı. Bölgeye çok sayıda AFAD, jandarma ve arama-kurtarma ekibi gönderildi. Ekipler, saat 08.00 sıralarında Yılmaz’ın 6 kilometre uzaklıkta cansız bedenine ulaştı. Cenaze, Çarşamba Devlet Hastanesi morguna kaldırıldı.

Kaynak: DHA

#Karadenizde #sağanak #Samsunda #bir #kişi #yaşamını #yitirdi

Hasta tutuklu Yazıcı’nın cenazesi defnedildi

Amed’de tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybeden hasta tutuklu Bişar Yazıcı, memleketi Qelgelî ilçesinde defnedildi

Van Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’nde 2 yılı aşkın süredir tutuklu bulunan ve durumunun ağırlaşması üzerine 23 Haziran’da Amed’te bulunan Dicle Üniversitesi Hastanesi’ne sevk edilen 52 yaşındaki Bişar Yazıcı, dün yaşamını yitirdi. Karaciğer yetmezliği nedeniyle tedavi gören Yazıcı’nın cenazesi, ATK’den alındıktan sonra Wan’’ın Qelqelî (Özalp) ilçesine bağlı Ergali (Çavuşlar) Mahallesi’ne getirildi. Yazıcı’nın cenazesi, mahalle mezarlığında gece saatlerinde yakınları tarafından defnedildi.

Yaşamını yitiren Yazıcı’ya 30 gün önce ‘cezaevinde kalabilir’ raporu verilmiş

Kaynak: MA

#Hasta #tutuklu #Yazıcının #cenazesi #defnedildi

Tahliye olan 30 yıllık tutukluya memleketinde kitlesel karşılama

Cezaevinden 30 yıl 6 ay sonra tahliye edilen Nebi Yavuz, memleketi Nisêbîn’de kitlesel bir şekilde karşılandı

Samsun Bafra M Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutulan ve 30 yıl 6 ay tutukluluğun ardından 6 Temmuz tarihinde tahliye edilen Nebi Yavuz, memleketi Mêrdîn’in Nisêbîn (Nusaybin) ilçesine geldi.

Yavuz, tahliyesinin ardından ailesinin yaşadığı İzmir’e geçti ardından da bugün sabah saatlerinde, memleketi Nisêbîn’e geldi. Yavuz, burada MED Tutuklu ve Hükümlü Aileleri Hukuki ve Dayanışma Dernekleri Federasyonu (MED TUHAD-FED) ve yakınları tarafından kitlesel bir şekilde karşılandı. Yavuz ve beraberindekiler, daha sonra Kurikê Stilîlê (Yavruköy) mahallesine geçti.

Kaynak: MA

#Tahliye #olan #yıllık #tutukluya #memleketinde #kitlesel #karşılama

Irak ile İran sınıra ortak karakol kuracak

Irak ile İran, ortak sınır karakolu kurma konusunda anlaştıklarını açıkladı

Irak İçişleri Bakanı Abdulemir Şimeri ile İranlı mevkidaşı Ahmed Vahidi, Irak’ın güneyindeki Vasıt ilindeki Zerbatiye Sınır Kapısı’nda bir araya geldi. Görüşmenin ardından iki bakan, görüşmenin içeriği hakkında basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.

Rojnews’in haberine göre Şimeri, “İran İçişleri Bakanı ve beraberindeki heyeti bugün Vasıt vilayetindeki Zerbatiye Sınır Kapısında, 3. Sınır Muhafız Bölge Komutanlığı karargahında kabul ettik ve toplantı gerçekleştirdik” dedi.

Görüşmeye Basra ve Vasıt valileri, Sınır Kapıları İdaresi Başkanı ve iki ülkenin üst düzey yetkililerinin katıldığını aktaran Bakan Şimeri, görüşmenin amacının özellikle uluslararası sınır kontrolünde koordinasyon ve iş birliği düzeyini artırmak olduğunu söyledi.

Şimeri, ayrıca “İki taraf arasında bilgi alışverişini koordine etmek ve ziyaretçilerin gidiş gelişlerini kontrol etmek amacıyla iki ülke arasında ortak bir sınır karakolu açma konusunda anlaştık” diye kaydetti.

DIŞ HABERLER

#Irak #ile #İran #sınıra #ortak #karakol #kuracak

Tutuklu DFG Eşbaşkanı Müftüoğlu’ndan gazetecilerin duruşmasına çağrı

Sincan Cezaevi’nde tutsak olan DFG Eşbaşkanı Dicle Müftüoğlu, 11 Temmuz’da hakim karşısına çıkacak olan 15 meslektaşının duruşmasına katılım çağrısı yaptı

Ankara merkezli soruşturma kapsamında 15 kentte düzenlenen operasyonlarda gözaltına alınan ve 3 Mayıs’ta tutuklanan Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) Eşbaşkanı Dicle Müftüoğlu, 8 Haziran’da Amed merkezli soruşturmada gözaltına alınan ve bir yıla aşkındır tutuklu bulunan 15 gazetecinin 11 Temmuz’da görülecek davalarına ilişkin katılım çağrısı yaptı.

Baskılar hakikati karartma çabası

Özgür basına yönelik saldırılara değinen Müftüoğlu, Özgür basına dönük saldırıların 30 yılı aşkın süredir farklı boyutlar ve çerçevelerde devam ettiğine dikkat çekti. Tüm bu baskıların hakikati karartma çabası olduğun dikkat çeken Müftüoğlu, “İktidarlar, partiler değişti ama bu halkın mücadelesini yazan, ona yönelik baskıları kamuoyuna duyuran gazeteciler hedef alınıyor. Son 1 yıl içerisinde yapılan operasyonlarda arkadaşlarımızın hem de bizim tutuklanmamız bu tablonun bir parçası. Ancak tekrar hatırlatmakta yarar var; hiçbir baskı bizim hiçbir hakikati dile getirme azmimizi sönümlendiremez. Her koşulda ve şartta bunu sürdüreceğiz, devamcısı olduğumuz gelenek gibi” diye belirtti.

Gazetecilerin davasına katılım çağrısı

Amed’de tutuklanan 16 gazetecinin 11 Temmuz’da görülecek ilk duruşmaya katılım çağrısı yapan Müftüoğlu, “1 yılı aşkın bir süredir hukuksuz ve haksız bir şekilde tutsak edilen arkadaşlarımızın serbest bırakılmasını ve bu davanın düşürülmesini gerektiğini bir kez daha belirtmek isterim. Tüm gazetecileri, basın meslek örgütlerini ve demokratik kamuoyunu Diyarbakır Adliyesi’nde görülecek bu duruşmaya katılmaya çağırıyorum. Gazeteciliği savunmak, basın ve ifade özgürlüğünü sağlamak ancak böylesi ortak bir mücadeleyle mümkün olabilir” sözleri ile herkesi adliye önüne çağırdı.

Haber: Dilan Babat/JinNews

 

 

 

#Tutuklu #DFG #Eşbaşkanı #Müftüoğlundan #gazetecilerin #duruşmasına #çağrı

Tutuklu Halise Aksoy gözlerini kaybetme riski taşıyor

Oğlunun cenazesi kargoyla gönderilen tutuklu Halise Aksoy’un sağlık durumu kötüye giderken, şeker ve tansiyon sorunu nedeniyle gözlerini kaybetme riski ile karşı karşıya

Amed merkezli soruşturma kapsamında 25 Nisan’da 21 ilde yapılan operasyonlarda gözaltına alınarak, “örgüt üyeliği” iddiasıyla tutuklanan 56 yaşındaki Halide Aksoy’un sağlık durumu kötüye gidiyor. Dersim’de çıkan bir çatışmada yaşamını yitiren oğlu HPG’li Agit İpek’in cenazesinin kargoyla gönderilmesiyle hafızalara kazınan Halise Aksoy, tansiyon, şeker, kalp ve diyabet ile birçok sağlık sorunu olmasına rağmen tutulduğu cezaevinde hastaneye gitmesi de engelleniyor.

Tansiyon gözüne vuruyor

Kardeşi hakkında bilgi veren Ağabey Hadi Aksoy, kardeşinin sağlık durumunun kötüye gittiğini belirtirken, kardeşinin var olan sağlık sorunlarının cezaevi koşullarında kötüye gittiğini ifade etti. Şeker ve tansiyon sorununun gözüne vurduğunu ve daha önce iki kez ameliyat geçirdiğini aktaran Aksoy, kardeşinin gözünü kaybetme riski olduğunu ve cezaevi sürecinde iki kez hastaneye götürüldüğünü söyledi.

Kaygılı olduklarını dile getiren Aksoy, “Hastalık yakasına yapışmış ve cezaevi koşulları kaldırmıyor. Herhangi bir suçu yok. Şuan da neden cezaevinde tutulduğunu bilmiyoruz. Bir an önce serbest bırakılmalı. Çünkü hastalığı gerçekten kötüdür. Herhangi bir delil ve suç yok” şeklinde konuştu.

Kalp rahatsızlığı var

Aksoy’un avukatı Necat Çiçek ise, müvekkilinin tutuklanmasında somut bir delin olmadığını belirterek, dosyada hala gizlilik kararı olduğunu, sadece açık tanık Ümit Akbıyık’ın beyanlarının olduğunu söyledi. Yaklaşık iki aşkın bir süredir tutuklu bulunan müvekkilinin 19 ve 23 Haziran tarihlerinde hastaneye kaldırıldığını aktaran Çiçek, “19 Haziran’daki hastane sürecinde kalp rahatsızlığı vardı. Aksoy kalp rahatsızlığından dolayı baya kötü olmuştu. Biz kalp krizi geçirme ihtimalini de değerlendirdik. Vekilin diyabet hastası olduğuna dair belgeleri de çıkardık. Sulh Ceza’ya itiraz ettiğimizde o belgeleri sunmuştuk. Ona rağmen tutukluluğun devamına karar verildi” diye anlattı.

Aksoy’un yıllardır devlet şiddetine maruz bırakıldığını, sağlık sorunları nedeniyle yaşamının cezaevi koşullarına uygun olmadığını ifade eden Çiçek, 56 yaşında Aksoy’un hastalığının ilerlediğini, diyabet kaynaklı yüzde 28 bir engellik durumunun olduğunu söyledi. Aksoy’un kızı ve 5 yaşındaki torunu Çiya’nın da tutuklu olduğunu hatırlatan Çiçek, “Aynı koğuşta tutuklular. Bu onu mental açıdan, psikolojik olarak çok yoruyor ve hastalığı gitgide ilerliyor” şeklinde aktardı.

İddianame sona bırakıldı

Aksoy’un iddianamesinin hazırlanma aşamasında olduğunu aktaran Çiçek, “Savcı Aksoy’un önceden takipsizlik aldığı dosyaları da tek tek açmış. İddianame hazırlanıp, dosyanın içeriğini görmeyi bekliyoruz. Savcı bu hafta içinde açacağını söylemişti ama hala açılmadı. Şuan da 45-50 kişi tutuklu ve iddianamesi hala hazır olmayanlar var. Kadınların çoğunun iddianamesi hazır, sadece Aksoy ve kızı Mizgin’in dosyası bilerek sona bırakıldı” diye belirtti.

Çiçek, iddianamenin tamamlanmasıyla birlikte yeniden tahliye edilmesi talebinde bulunacaklarını söyledi.

Kaynak: MA

 

 

 

#Tutuklu #Halise #Aksoy #gözlerini #kaybetme #riski #taşıyor

Tutuklu gazetecilerin duruşması 11 Temmuz’da: Yargılanmayacağız, hesap soracağız

Tutuklu DFG Eşbaşkanı Serdar Altan, 11 Temmuz’da görülecek ilk duruşmaya katılım çağırısı yaparak davada yargılanan değil, hesap soran olarak yer alacaklarını belirtti

Amed merkezli yürütülen bir soruşturma kapsamında 8 Haziran 2022’de yapılan ev ve işyeri baskınlarında gözaltına alındıktan sonra tutuklanan 15’i tutuklu 18 gazetecinin ilk duruşması, 13 ay sonra 11 Temmuz’da Diyarbakır 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek.

Dava kapsamında tutuklu bulunan Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) Eşbaşkanı Serdar Altan, gönderdiği mektupla kamuoyuna duruşmaya katılım çağrısı yaptı.

İddianame hukuki değil sipariş

Gazetecilik faaliyetleri nedeniyle meslektaşlarıyla birlikte tutuklandıklarını belirten Altan, 10 ay sonra hazırlanan iddianameye dair, “İddianamede gördük ki bu bir hukuki suçlama değil, özel sipariş edilmiş bir kurgudur, bir senaryodur” dedi. İddianamenin “zorlama” olduğunu vurgulayan Altan, “Yurt dışında yayın yapan bir televizyona program yapmam, DFG Eşbaşkanı olarak yaptığım açıklamalar, yine basına ve ajanslara verdiğim röportajlar suçlama konusu yapıldı. Apê Musa’nın anması dahi suçlama konusu yapılmış. Bunlardan medet umulmamış ki gizli tanıklar da türetilip, işyerimize gittiğimizi söylüyor. Böylesi bir komediyle karşı karşıyayız” ifadelerinde bulundu.

Programa katılan konuklarının dahi gizli tanıklar tarafından “suç” olarak gösterildiğini kaydeden Altan,  gazeteci olduklarını, konuk almanın gazeteciliğin doğasında olduğunu söyledi. İlk duruşmada serbest kalmaları gerektiğini belirten Altan, amaçlarının gazetecileri alandan uzaklaştırmak olduklarını ancak tutuklu oldukları cezaevinde de mesleki faaliyetlerini sürdürdüklerini ve ürettiklerini vurguladı.

Güçlü mücadele etmemiz gerekiyor

Altan, yeniden seçilen iktidarın düşünce, ifade ve basın özgürlüğüne düşmanlığını sürdürdüğünü kaydeden Altan, gazeteci Merdan Yanardağ’ın tutuklanmasına işaret ederek, “Önümüzdeki süreçte de ifade ve düşünce özgürlüğü kapsamında bizi zorluklar bekliyor. Buna karşı daha güçlü mücadele etmemiz gerekiyor. Bu kötü gidişatı ortadan kaldırmak için daha çok çalışarak, daha büyük mücadele etmemiz gerekiyor. Basın ve ifade özgürlüğünü ancak biz gazeteciler hep birlikte mücadele ve dayanışmayı büyüterek sağlayabiliriz” dedi.

Herkes sesimize ses katmalı

“Kurgu” olarak nitelendirdiği davanın 11 Temmuz’da görülecek ilk duruşmasına katılım çağrısında bulunan Altan, “Bizler bu davada yargılanan değil, hesap soran olarak yer alacağız. Gazeteci arkadaşlarımız, basın örgütleri, demokratik kurum ve kuruluşlar ile tüm kamuoyunun haber alma hakkı bağlamında kendilerinin sesi ve soluğu olmaya çalışan biz gazetecilerle dayanışma göstermesi önemlidir. O nedenle herkes duruşma salonunda olarak sesimize ses katmalı” sözleri herkesi duruşmaya davet etti.

Kaynak: MA

 

#Tutuklu #gazetecilerin #duruşması #Temmuzda #Yargılanmayacağız #hesap #soracağız

Minibüs şarampole devrildi: 4 ölü, 10 yaralı

Erzîngan’da minibüsün şarampole devrilmesi sonucu 4 kişi öldü, 10 kişi yaralandı

Erzîngan-Sêwas karayolunun 40’ıncı kilometresinde bulunan Sakaltutan Geçidi mevkiinde düğün için gittikleri İstanbul’dan dönen Süleyman Ö. idaresindeki 25 ACY 505 plakalı minibüs şarampole devrildi. Kaza yerine 112 Acil Sağlık, jandarma, AFAD ve itfaiye ekipleri sevk edildi. Kazada, sürücü ile minibüsteki Mukaddes K., Erkan K.. ve Mehmet K. yaşamını yitirdi. Aralarında çocukların da bulunduğu 10 kişi yaralandı.

Yaralılar, ambulanslarla Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Mengücek Gazi Eğitim ve Araştırma Hastanesine kaldırıldı.

 

HABER MERKEZİ

#Minibüs #şarampole #devrildi #ölü #yaralı

Amed’te Kürtçe konseri engelleme girişimi

Amed’te kayyım yönetimindeki belediyenin zabıtaları ile polisler, sanatçı Kasım Taşdoğan’ın konserini engellemek istedi

Kürt sanatçı Kasım Taşdoğan’ın Amed’in Yenişehir ilçesine bağlı Kooperatifler Mahallesi’nde bulunan bir kafede düzenlediği konser, “izin alınmadığı ve gürültü ihbarı” gerekçesiyle engellenmek istendi. Kayyım yönetimindeki belediyenin zabıtaları ile polisler, söz konusu gerekçeleri öne sürerek kafe sahibi Ramazan Şimşek’i uyardı ve konserin devam etmesi halinde “ceza kesmek” tehdidinde bulundu. Konser, bunun üzerine hoparlör kullanılmadan devam etti. Dinleyiciler, Taşdoğan’a seslendirdiği ezgilerde eşlik etti. Konser, coşkulu bir şekilde sona erdi.

Rahatsız etmeye devam edeceğiz

Duruma tepki gösteren Şimşek, yaşananları “Kürtçeye tahammülsüzlük” olarak değerlendirdi. Şimşek, konserin verildiği sokağa işaret ederek, “Bu sokak, sanat sokağıdır, Amed’in sokağıdır” dedi. 10 yılın ardından ünlü bir Kürt sanatçıyı bu sokağa getirdiklerini söyleyen Şimşek, “Bazıları bundan rahatsız oldu. Biz de ‘rahatsız olsunlar’ diyoruz. Biz onları her anlamda rahatsız edeceğiz. Bu anlamda direnişimiz devam edecek” diye konuştu.

Kaynak: MA

 

 

#Amedte #Kürtçe #konseri #engelleme #girişimi