Ana Sayfa Blog Sayfa 20

Kezban Konukçu: “Zulme Karşı Birlikte Direnelim, Samandağ’a!”

Kezban Konukçu, Suriye’de Alevilere yönelik saldırıların birinci yılı dolayısıyla 7 Mart’ta Hatay’ın Samandağ ilçesinde miting düzenleneceğini duyurdu. Konukçu, “Zulme karşı birleşelim, mitingde buluşalım” diyerek, tüm yurttaşları bu önemli etkinliğe davet etti.

Açıklamasında, Suriye’de Alevilere yönelik sürecin “soykırım” olarak nitelendirildiğini ifade eden Konukçu, yaşananlara karşı dayanışma ve ortak mücadele çağrısında bulundu. Mitingin, hem yaşananları anmak hem de uluslararası kamuoyuna güçlü bir mesaj vermek amacıyla gerçekleştirileceği dile getirildi.

Konukçu, mitingde toplumsal dayanışmanın önemine vurgu yaparak, Alevilere yönelik saldırılara karşı sessiz kalınmaması gerektiğini belirtti. Bu etkinliğin, sadece Suriye’de değil, Türkiye ve dünyanın diğer bölgelerinde de tekçi ve baskıcı yönetim anlayışlarına karşı verilen mücadelenin bir parçası olacağını kaydetti.

Mitingin, demokratik kamuoyunun geniş katılımıyla gerçekleştirilmesi ve güçlü bir mesaj verilmesi hedefleniyor. Konukçu, zulme karşı ortak bir tutum alınmasının gerekliliğini bir kez daha hatırlattı.

Suriye’de Aleviler ve seküler Sünniler için tehlike çanları çalıyor!

Suriye’deki siyasi gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulunan Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Antalya Şube Başkanı Zeynel Can, Türkiye ve ABD’nin Suriye’de Suudi Arabistan benzeri bir rejim yaratma hedefinde olduğunu ifade etti. Can, aydınlanmacı ve seküler yaşam tarzını benimsemiş Aleviler ve Sünnilerin de tehlikede olduğunu vurguladı.

Zeynel Can, Suriye’deki mevcut durumun, Colani’nin iktidarını güçlendirme çabalarının başarısız olduğunu gösterdiğini belirtti. Bu durum, Suriye’nin bir bütün olarak değil, ikili bir yapıya dönüşmesine yol açtığını öne sürdü. Can, bu süreçte Alevilerin yanı sıra aydınlanmacı Sünni kesimin de risk altında olduğunu dile getirdi.

Can, Suudi Arabistan tipi bir rejimin kurulmasının, bölgedeki sömürü düzeninin sürdürülmesi açısından kolay bir yol olduğunu savundu. ABD’nin Orta Doğu’daki hedefinin tekil bir rejim olduğunu belirterek, bu tür rejimlerin, emperyalist güçler tarafından desteklenen ve bağlı bir yönetim anlayışını beslediğini ifade etti.

Suriye’de Alevilerin hedef durumuna geldiğini belirten Can, bu durumun tarihsel bir arka plana sahip olduğunu vurguladı. Alevilerin, diğer azınlık gruplarla birlikte, geniş bir muhalif halk cephesi oluşturma potansiyeline sahip olduğunu düşündüğünü ifade etti. Bu muhalefetin, mevcut rejime karşı duyulan rahatsızlıklarla güçlenebileceğini öngördü.

Son olarak, Suriye’deki siyasi iklimin, iç çatışmalar ve militan grupların varlığı nedeniyle istikrarsız olduğunu vurgulayan Can, bu durumun toplum üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çekti.

İlahi Zil’e Tepki Gözaltı: Gazi Şehitleri Cemevi’nden Birlik Çağrısı

Kocaeli’nin Derince ilçesindeki bir ilköğretim okulunda ders zilinin Ramazan genelgesi gereği ilahi olarak çalınmasına itiraz eden veli Soner Akbal, gözaltına alındı. Bu durum, Alevi kurumlarının tepkisini çekti. Akbal, İstanbul Sultangazi’de hasta ziyareti sırasında gözaltına alındı ve Gazi Polis Merkezi’ne götürüldü.

Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Sultangazi Şubesi ile Gazi Şehitleri Cemevi, Akbal için bir açıklama yayımlayarak sürecin takipçisi olacaklarını belirtti. Gözaltı işlemleri sonrasında Akbal’ın Kocaeli’ne sevk edileceği bilgisi paylaşıldı.

Gazi Polis Merkezi önünde toplanan PSAKD Sultangazi Şubesi yönetimi, demokratik tepkisini dile getiren bir velinin bu şekilde alıkonulmasını kınadı. Yapılan basın açıklamasında, eğitim kurumlarında laiklik ilkelerine aykırı uygulamalara karşı çıkan yurttaşların hedef gösterilmemesi gerektiği vurgulandı ve Soner Akbal’ın derhal serbest bırakılması çağrısı yapıldı.

Britanya Alevi Federasyonu: Soner Akbal Yalnız Değildir, Mücadelemiz Sürecek!

Britanya Alevi Federasyonu, Kocaeli’nin Derince ilçesindeki Çenesuyu Ortaokulu’nda teneffüs zilinin ilahiyle değiştirilmesine itiraz eden veli Soner Akbal’ın gözaltına alınmasını kınadı. Federasyon, Akbal’ın yarın ifadeye çağrılmış olmasına rağmen İstanbul’da gözaltına alınmasının hukuksuz olduğunu belirtti.

Açıklamada, devlet okullarının herhangi bir inancın propaganda alanı olmaması gerektiği vurgulanarak, kamusal eğitimin eşit ve çoğulcu bir şekilde sürdürülmesi gerektiği ifade edildi. Gözaltına alınan bir velinin durumu, otoriter bir yaklaşım olarak değerlendirildi.

Federasyon, Alevilere yönelik hakaret ve nefret söylemlerinin karşısında sessiz kalındığını, ancak bir veliye yöneltilen soruya gözaltı ile cevap verilmesinin kabul edilemez olduğunu dile getirdi. Bu durumun, tekçi ve Sünni merkezli bir kamusal alan inşasına karşı bir direniş olarak algılanması gerektiği vurgulandı.

Britanya Alevi Federasyonu, çocukların asimilasyona ve inanç dayatmasına maruz kalmasına izin vermeyeceklerini belirtti. Eşit yurttaşlık ilkesinin tasfiye edilmesine karşı durulacağına dikkat çekilerek, “Soner Akbal yalnız değildir” ifadesi kullanıldı. Federasyon, kamusal eğitimin tarafsızlığının korunması çağrısında bulundu.

Alevi Kurumları’ndan Suriye Konsolosluğu’na Siyah Çelenk Eylemi

Alevi Bektaşi Federasyonu, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu, Alevi Dernekleri Federasyonu, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, Arap Alevi Meclisi ve Demokratik Alevi Dernekleri, Suriye’de Alevilere yönelik katliamların yıl dönümünde İstanbul’da ortak bir eylem düzenleyeceklerini açıkladı. Eylem, demokratik kamuoyunu bu katliamlar karşısında ses çıkarmaya davet ediyor.

Ortak açıklamada, 7 Mart Cumartesi günü saat 12.00’de Maçka Demokrasi Parkı’nda toplanılacağı ve saat 13.00’te Suriye Konsolosluğu önünde siyah çelenk bırakılarak basın açıklaması yapılacağı belirtildi.

Alevi kurumları, Suriye’deki katliamları kınayarak toplumsal duyarlılık çağrısı yaptı. Etkinlik, “Soykırıma Karşı Alanlardayız” sloganıyla gerçekleştirilecek. Bu eylem, Alevilerin yaşadığı zorluklara dikkat çekmek ve haklarını savunmak amacıyla düzenleniyor.

Fırat: Cemre önce toprağa, sonra Adalet Bakanı’nın vicdanına düşsün!

Milletvekili Celal Fırat, Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun raporunu değerlendirerek Alevi sorununu “bu toprakların can meselesi” olarak nitelendirdi. Fırat, Alevi meselesinin çözümünün, Kürt meselesinin demokratik yollarla çözülmesine bağlı olduğunu belirtti. “Kürt meselesine haklar tanınırsa Alevi meselesine de yoğunlaşılacaktır,” diyerek bu alanda adımlar atılacağına dair umudunu ifade etti.

Fırat, rapor üzerindeki eleştirilerin yoğun olduğunu ancak bunun, tüm partilerin üzerinde anlaştığı bir platformun varlığına işaret ettiğini vurguladı. Her iki tarafın da taleplerinin karşılanamayacağını kabul etmesi gerektiğini dile getirerek, bu süreçte odaklanılması gerekenin gelecekte atılacak adımlar olduğunu belirtti.

Celal Fırat, Türkiye’deki ayrımcılıkların herkes tarafından hissedildiğini ve bu durumun yürekleri yaktığını ifade etti. “Artık her canımızın barışa dair söz kurması gereken bir süreçteyiz,” diyen Fırat, tüm yurttaşlara büyük bir sorumluluk düştüğünü söyledi. Cezaevlerindeki siyasi tutukluların durumuna dikkat çekerek, adaletin sağlanması için acil adımlar atılması gerektiğini vurguladı.

27 Şubat’ta yapılacak açıklamalara da değinen Fırat, bu tarihin Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin birinci yıl dönümü olduğunu hatırlatarak, çeşitli kimliklerin özgürce ifade edileceği bir Türkiye umudunu taşıdığını belirtti. Ayrıca, Alevi kurumlarının komisyonda yeterince temsil edilmediğini ve bu durumun düzeltilmesi gerektiğini ifade etti.

Son olarak, Fırat, eğitimdeki asimilasyona karşı çıkarak, çocukların inançlarına saygı gösterilmesi gerektiğini vurguladı. “Bu yaklaşım kesinlikle doğru değil,” diyerek, iktidarın bu tutumdan vazgeçmesi gerektiğini ve empati kurmanın önemini dile getirdi.

Hamburg’da Alevi Kültür Merkezi’nde Dinler Arası Diyalog Toplantısı

Hamburg Alevi Kültür Merkezi, 23 Ekim Pazartesi günü Dinler Arası Diyalog Grubu’nu ağırladı. Farklı inanç topluluklarının bir araya geldiği bu buluşmada, karşılıklı anlayışın ve diyalogun güçlendirilmesi amacıyla çeşitli konular ele alındı.

Toplantıya katılan Mahzuni Dede, Hamburg Alevi Kültür Merkezi’nin (HAKM) faaliyetleri hakkında katılımcılara kapsamlı bir bilgilendirme sundu. Merkezin yürüttüğü çalışmalar ve Alevi inancına dair önemli başlıklar üzerinde duruldu.

Programda ayrıca Hızır ayının Alevi inancı içindeki önemi vurgulandı. Hızır ayının toplumsal dayanışma açısından taşıdığı anlam üzerinde durulurken, katılımcıların soruları yanıtlandı.

Bu tür buluşmaların, farklı inanç topluluklarının karşılıklı saygı ve anlayış temelinde bir araya gelmesinin yanı sıra, birlikte yaşam kültürünün güçlenmesine de katkı sağladığı ifade edildi.

Sanatçılardan 7 Mart mesajı: Soykırıma karşı birlik olalım!

Sanatçılar, Suriye’de Alevilere yönelik devam eden soykırıma dikkat çekmek amacıyla 7 Mart’ta Samandağ’da yapılacak mitinge katılım çağrısında bulundu. Sanatçılar, kamuoyunun bu zulme sessiz kalmaması ve zulme karşı birleşmesi gerektiğini vurguladı. “Soykırıma karşı yan yana durmaya çağırıyoruz” ifadeleriyle, dayanışma ve birlik mesajı verdiler.

Suriye’deki soykırımın birinci yılı geride kalırken, 7 Mart’ta başlayan saldırılarda on binlerce Alevi hayatını kaybetti, yerinden edildi ve kadınlar şiddete maruz kaldı. Bu saldırılar nedeniyle ailelerinden koparılan çocuklar, topraklarına ve mallarına el konulan bireyler büyük bir travma yaşıyor. Soykırımın durması için birçok coğrafyadan Alevi ve dostları harekete geçmeye devam ediyor.

Samandağ’da gerçekleştirilecek mitinge Alevi kurumları, sanatçılar, yazarlar ve aydınlar destek veriyor. Suavi, Pınar Aydınlar, Ferhat Tunç, Ali Ekber Eren ve Cahit Berkay gibi sanatçılar, yayınladıkları videolarla toplumu bu önemli etkinliğe katılmaya davet etti. “Karanlıklar anca omuz omuza durursak aydınlığa kavuşur” diyerek, 7 Mart’ta 75’inci yıl Parkı’nda buluşma çağrısı yaptılar.

Bu miting, Suriye’deki Alevilere yönelik saldırılara karşı bir dayanışma gösterisi olmasının yanı sıra, tüm inanç gruplarının eşit yurttaşlık haklarının savunulması adına önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Sanatçılar, “Unutmayalım, katliamlara dur diyelim” mesajıyla, herkesin bu zulme karşı sesini yükseltmesi gerektiğini belirtti.

Gasp edilen dergahın Alevilere iadesi davası 26 Mart’ta başlıyor!

Hacı Bektaşi Veli Kültür ve Tanıtma Vakfı, Hacı Bektaş Veli Dergahı’nın iadesi veya tahsisi için hukuki süreci başlattı. İlk duruşma 26 Mart 2026’da Nevşehir İdare Mahkemesi’nde gerçekleştirilecek. Dergah, 1925 yılında tekke ve zaviyelerin kapatılması sonrası usulsüz bir şekilde kullanılmaya başlanmıştı. Şu anda müze olarak hizmet veren dergah için vakıf, 2025 yılında iade talebinde bulunmuştu.

Kültür ve Turizm Bakanlığı’na yapılan başvuru olumsuz yanıt alınca, vakıf redde karşı iptal davası açtı. İdare Mahkemesi sürecinin tamamlanmasının ardından duruşma aşamasına gelindi. Avukat Burak Aydın, dergahın Alevilere iadesinin toplumsal barış için önemli bir katkı sağlayacağını ifade etti.

Aydın, dergahın Alevilere iade edilmesi gerektiğini vurgulayarak, “Bu konuda kamuoyu oluşturmalıyız. Konuyu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne taşımayı planlıyoruz” dedi. Ayasofya ve Kariye Müzesi’nin hukuka aykırı bir biçimde camiye dönüştürülmesi gibi emsal kararları da mahkemeye sunduklarını belirten Aydın, “Dergahımızı bize verin” talebini yineledi.

HTŞ’nin Alevi topluma yönelik saldırısında 5 can kaybı yaşandı

HTŞ, Suriye’nin Lazkiye vilayetine bağlı Ceblê bölgesinde Alevilerden oluşan Seraya El Cewad güçlerine saldırdı. Çatışma sırasında, obüs ve ağır silahlar kullanılarak gerçekleştirilen saldırıda, 5 kişi hayatını kaybetti.

Saldırının hedef aldığı köyler arasında Mezret El Şezrîqa, Til Hiweyîr ve Kenkarê yer alıyor. Seraya El Cewad güçleri, HTŞ’nin saldırısına karşılık vererek çatışmaya girdi. Bu çatışmada, 3 Seraya El Cewad üyesinin yanı sıra bir sivil kadın da yaşamını yitirdi.

Olayda HTŞ’nin bir üyesinin de hayatını kaybettiği bildirildi. Bu tür saldırılar, Suriye’deki mezhepsel gerilimlerin devam ettiğini ve bölgedeki Alevi toplulukların karşılaştığı tehditleri bir kez daha gözler önüne seriyor.