Ana Sayfa Blog Sayfa 204

Cumartesi Anneleri davası ertelendi

Cumartesi Anneleri eyleminde gözaltına alınan 46 kişi hakkında açılan davanın duruşması hakimin izinli olması nedeniyle görülemedi

Cumartesi Anneleri’nin her hafta Galatasaray Meydanı’nda sürdürdüğü oturma eyleminin 700’üncü haftasında gerçekleşen polis saldırısı sonucu gözaltına alınan 46 kişi hakkında açılan davanın 10’uncu duruşması yapılamadı. İstanbul 21’inci Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülmesi gereken 10’uncu duruşma, hakimin izinli olması nedeniyle gerçekleştirilmedi.

Yargılananların avukatları, duruşmaya katılmayacaklarına dair mazeret gönderirken, duruşma ileri bir tarihe ertelendi.

HABER MERKEZİ

#Cumartesi #Anneleri #davası #ertelendi

Alevi kurumlarına saldırı davasında tahliye kararı

Ankara’daki Alevi kurumlarına saldırı düzenleyen Ahmet Ozan Karaca hakkında tahliye kararı verilirken, diğer iki sanık hakkında beraat kararı verildi

Ankara’da bulunan Şah-ı Merdan Kültür Evleri Yaptırma ve Yaşatma Derneği, Sivas Divriği Gökçebel Derneği ile Ana Fatma Cemevi ve Türkmen Alevi Bektaşi Vakfı Genel Merkezi’ne yönelik saldırıya ilişkin yürütülen davanın karar duruşması Ankara 63’üncü Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

Saldırıyı düzenleyen Ahmet Ozan Karaca ve beraberindeki 2 sanık hakkında yürütülen davanın karar duruşmasına çok sayıda Alevi örgüt temsilcisi katıldı. Sanık Ahmet Ozan Karaca ilk kez duruşmaya salonda katılırken, diğer iki tutuksuz sanık Baver Gül ile Çağdaş Can Bardakçı ise duruşmaya avukatları aracılığıyla dahil oldu.

Kimlik tespiti sonrası dosyaya eklenen evrakların okunmasıyla başlayan duruşmada dava avukatları beyanlarda bulundu. Söz alan avukat Deniz Can Aydın dosyanın sanıkları açısından silahlı örgüt üyeliği suçlamasının tartışılması gerektiğine değindi. Aydın, “Bir kişinin mehdi olduğu ve saldırı gerçekleştirdiği, iki kişinin de bunu izlediği iddiası örgütlü suçun içini boşaltmak için söylenen bir iddiadır. Alevilere yönelen bu örgütlü saldırılara ilişkin bu ülkede hiçbir zaman adalet sağlanmamıştır” dedi.

Hizbut Tahrir bağlantısı

Aydın, “Buradaki örgütlü saldırının Hizbut Tahrir isimli örgüt ile bağlantısının konuşulması gerektiği kanaatindeyiz. Yargıtay defalarca Hizbut Tahrir’in terör örgütü olduğu yönünde karar vermiş. Yakın zamanda hilafet çağrılı etkinlikler yapmış bu örgüt. Hizbut Tahrir’in alevi düşmanı olduğu yayınladığı birçok metinden de anlaşılıyor” sözlerine yer verdi.

Üç katliam dosyası benzer nitelikte

Sonrasında beyanda bulunan avukat Ebru Akkal ise Dedeoğulları katliam dosyası, Deniz Poyraz dosyası ve bu dosya incelendiğinde her üç dosyanın sanıklarının davranış biçimleri, telefon görüşmeleri ve birbirleriyle olan bağlarının birbirine çok benzer nitelikte olduğunu ifade etti.
Avukat Ümran Hakverdi ise tutuksuz yargılanan iki sanığın sorgularının yeniden yapılmasını ve dosyadaki tevsii tahkikat taleplerinin kabulüyle dosyanın görevsizlikle Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilmesini talep etti.

Söz alan sanıklar ve avukatları ise tahliye ve beraat taleplerinde bulundu.

Tahliye kararı

Kararını açıklayan mahkeme heyeti, kovuşturulmanın genişletilmesi konusundaki taleplerin reddine, sanık Ahmet Ozan Karaca’nın, ibadethanelere saldırması nedeniyle 3 kez 2’şer yıl 8 ay hapis cezasına çarptırılmasına, yaralama suçlaması nedeniyle 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar vererek adli kontrol şartı ile tahliyesine karar verdi.
Mahkeme ayrıca sanık Ahmet Ozan Karaca hakkında yurtdışına çıkış yasağı getirilmesine de karar verdi. Mahkeme heyeti, Sanık Baver Gül ve Çağdaş Can Bardakçı’nın da beraati yönünde karar açıkladı.

Kaynak: MA

#Alevi #kurumlarına #saldırı #davasında #tahliye #kararı

Diyarbakır kampüs cezaevlerine dair rapor: Birçok başlıkta hak ihlali tespit edildi

ÖHD, Amed Barosu, İHD ve TUAY-DER’in Diyarbakır kampüs cezaevlerine dair hazırladığı raporda, sürgün, işkence, izolasyon, tecrit, çıplak arama, sağlık hakkına erişimin engellenmesi gibi bir çok hak ihlalinin tespit edildiği belirtildi

Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD), Amed Barosu, İnsan Hakları Derneği (İHD) ve Tutuklu Aileleriyle Yardımlaşma Derneği (TUAY-DER), Diyarbakır Kampüs Cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerine dair hazırladıkları rapora ilişkin baro binasında basın toplantısı düzenledi.

ÖHD Amed Şubesi Eşbaşkanı Gizem Miran, Türkiye cezaevlerinin en ağır hak ihlallerinin yaşandığı mekânlar olduğuna işaret etti. Miran, “Türkiye hapishaneleri başta yaşam hakkı ihlali olmak üzere insanlık dışı ve onur kırıcı muamelelerin yaşandığı ve ağırlaştığı mekânlar haline gelmiştir. Hapishanelerde yoğunlukla karşılaştığımız, tespitte bulunduğumuz, sürgünler, işkenceler, izolasyon, tecrit, sağlık hakkına erişimin engellenmesi bir çok başlıkta hak ihlali bugüne kadar tespit ettik” dedi.

Hazırlanan raporda, kampüs içerisinde yer alan cezaevlerinde tespit edilen hak ihlalleri şöyle sıralandı:

Diyarbakır Kapalı Kadın Cezaevi

“* İstihbarattan gelen kişilerle görüşmeyi kabul etmediklerini idareye bildiren mahpuslara ‘avukatınız geldi’ şeklinde yanıltıcı bilgi verilerek, zorla görüşme dayatılmıştır.

* Koğuşlarda yapılan genel aramalarda insan onuruyla bağdaşmayacak muamelelere maruz kalındığı, eşyaların özensizce aranıp dağıtıldığı ve bu sebeple birçok eşyanın zarar gördüğü, kantinde satın alınan eşyaların bile gerekçe gösterilmeksizin keyfi olarak toplatıldığı belirtilmiştir.

* Cezaevi İdaresinin iki yıl önce verilen bir disiplin soruşturmasını gerekçe göstermesi sebebiyle koğuşlar arası sosyal faaliyetlerin engellendiği, kursların açılmadığı, spor ve sohbet imkânlarının hiçbir biçimde mahpuslara kullandırılmadığı aktarıldı.

* Koğuşların üst katları (yatak kısmı) ve tuvalet-banyoları görür şekilde gün boyu açık olacak şekilde kameralar yerleştirildiği, özel hayatın gizliliğinin ihlal edildiği, tutuklandıktan sonra cezaevi kabul birimine getirilen çok sayıda mahpusa çıplak arama dayatıldığı, itiraz edenler darp edilerek, disiplin cezasına maruz bırakıldıklarını,

* Cezaevinde yeterli doktor ve sağlık personeli bulundurulmadığı, kurum revirindeki doktorların sık sık değişmesi sebebiyle mahpusların tedavi sürecinde aksamalara sebebiyet verildiği, hastane sevklerinin geç yapıldığı, jandarma birimleri tarafından tedavi için hastaneye götürülen mahpuslara çift kelepçe uygulandığı, mahpusların sığamayacağı darlıkta olan tekli ring aracı ile sevklerinin yapıldığı, hastanelerde ve revirde kelepçeli muayenenin yapıldığı, sevk esnasında tacize varan aramalara maruz kaldıklarını, itiraz etmeleri sebebiyle de mahpuslara disiplin cezalar verildiği belirtilmiştir.

Diyarbakır 1 Nolu Yüksek Güvenlikli Cezaevi

* Yeni Yaşam ve Evrensel gibi gazetelere izin verilmiyor. Yemeklerin besin değeri yeterince iyi değil, yemek çeşitleri ve porsiyonlarının az olmasıyla birlikte yemeklerin yapılışında kullanılan ürünlerin hijyenik olmadığı aktarılmıştır.

* Tutuklular fahiş kantin fiyatları nedeniyle ve istenilen ürünler olmadığı için ihtiyaçlarını karşılayamadıklarını belirttiler.

* Odalarda yapılan aramalarda defterlere el konulduğunu, 21 Mart (Newroz Bayramı) dolayısıyla yapılan aramalarda da yine defterde sadece Kürtçe şarkılar yer aldığı için mahpuslara hücre cezası verilmiştir.

* Cezaevine görüşe gelen ailelere aramalar esnasında zorluk çıkarıldığı, buna karşın ailelerin tepkisine karşılık ailelere görüş yasağı verildiği ifade edilmiştir.

Diyarbakır 2 Nolu Yüksek Güvenlikli Cezaevi

* 2 hafta öncesine kadar açık ve kapalı görüşlere, suç tiplerine göre tarih ve zamanların belirlenmesi gerekirken, PKK ve DAİŞ üyesi olma suçundan kesinleşmiş hapis cezası bulunan mahpusların birlikte çıkarıldığı, 2 ay boyunca mahpusların ve ailelerinin provokasyona açık bir şekilde bir araya getirildikleri aktarılmıştır.

* Yemeklerin besin kalitesinin düşük olduğu, yemek çeşitleri ve porsiyonlarının az olmasıyla birlikte yemeklerin yapılışında kullanılan ürünlerin hijyenik olmadığı belirtilmiştir. Her geçen gün yemeklerin daha da kötüleştiği ve özelikle hasta veya vejetaryen mahpusların yetersiz ve sağlıksız beslendikleri belirtilmiştir.

Diyarbakır 1 Nolu T Tipi Cezaevi

* Mahpuslar, Kürtçe kitap ve dergilerin kendisine verilmediğini, yasaklı olmamasına rağmen keyfi bir şekilde (örneğin Ararat’ın Sesi) kitap isimlerinin sakıncalı bulunup kendilerine verilmediğini, bu durumun kitaplara erişimi zorlaştırdığını belirtilmişlerdir.

* Cezaevinde yeterli doktor ve sağlık personeli bulundurulmadığı, kurum revirindeki doktorların sık sık değişmesi sebebiyle mahpusların tedavi sürecinde aksamalara sebebiyet verildiği, hastanelerde ve revirde kelepçeli muayenenin yapıldığı, sevk esnasında tacize varan aramalara maruz kaldıklarını, itiraz etmeleri sebebiyle de mahpusların disiplin cezası aldıklarını aktarmışlardır.

Diyarbakır 2 Nolu T Tipi Cezaevi

* Tutuklandıktan sonra cezaevinin kabul birimine getirilen çok sayıda mahpusa çıplak aramaya dayatıldığı aktarılmıştır.

* Koğuşlarda 16 ranza yer almasına rağmen 30’a yakın kişinin tutulduğunu, bu sebeple bir kısım mahpusun yerde yattığı bir kısım mahpusun da ranzada yatan mahpuslarla dönüşümlü olarak uyuduğu söylenmiştir.

Diyarbakır 3 Nolu T Tipi Cezaevi

* Kantin fiyatlarının fahiş olduğu, çoğunluklu istedikleri malzemeleri bulamadıklarını ya da fahiş fiyata satıldığı için alamadıklarını belirtmişlerdir.

* Cezaevinde yaşanan ihlaller başta olmak üzere problemlerin çözümü için yazılan dilekçelere 6 aya yakın bir zaman diliminde cevap verilmediği belirtilmiştir.

* Rutin aramalar esnasında ayakkabıların çıkartılması gibi insan onuruyla bağdaşmayacak dayatmaların yapıldığı belirtilmiştir.”

‘Yasaklı arama usullerine son verilmeli’

Ardından konuşan Amed Barosu İnsan Hakları Merkezi Cezaevi İzleme Komisyonu Başkanı Adile Salman, hasta tutukluların durumuna dikkat çekerek, “Ağır hasta mahpusların yaşamlarını tek başına idame edememelerinden kaynaklı olarak serbest bırakılarak infazlarının ertelenmeli, tutuklu olanlar serbest bırakılmalıdır. Hasta mahpusların değerlendirilmeleri her koşulda sadece klinik yaklaşım ile değerlendirilmeli, alıkonulmasının uygun olmadığına dair tıbbi raporları olan mahpuslar ivedilikle salıverilmelidir. İnsanlık onuru ile bağdaşmayan ağız içi arama uygulamasına ve diğer yasaklı arama usullerine derhal son verilmeli, hasta mahpusların hastaneye sevkleri sağlanmalıdır” dedi.

‘Etkin soruşturma başlatılmalı’

Tutukluların yeterli ve sağlıklı beslenmesi gerektiğini ve bunun temel haklar arasında bulunduğunu hatırlatan Salman, “Cezaevlerinde düzenli ve yeterli sayıda sağlık personelinin bulunması (sayının arttırılması) sağlanmalıdır. Mahpusların sağlık kurumlarına ve hastanelere ring araçlarıyla değil; daha hijyenik ve sağlığa uygun araçlarla taşınması sağlanmalıdır. Mahpusların kişisel temizliği için acilen hijyen malzemelerine ücretsiz olarak erişimi sağlanmalı öncelikli olarak su sorununun çözülmesi gerekmektedir. Cezaevlerinde mahpuslara yönelik işkence ve kötü muamele uygulamalarından derhal vazgeçilmeli; hukuka aykırı fiiller gerçekleştiren kamu görevlileri hakkında etkin soruşturma mekanizmaları işletilmelidir” ifadelerini kullandı.

HABER MERKEZİ

#Diyarbakır #kampüs #cezaevlerine #dair #rapor #Birçok #başlıkta #hak #ihlali #tespit #edildi

Patnos Belediyesi’ne yeni eşbaşkan seçildi

Panos Belediye Eşbaşkanları Emrah Kılıç ve Müşerref Geçer’in tutuklanmasının ardından yapılan meclis toplantısında yeni eşbaşkan seçildi

Agirî’nin Panos (Patnos) Belediye Eşbaşkanları Emrah Kılıç ve Müşerref Geçer’in 12 Haziran’da tutuklanmasının ardından Temmuz Ayı Meclis Toplantısı yapıldı. Meclis toplantısına 18 meclis üyesi katıldı ve yeni eşbaşkan için oylama yapıldı. Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) adayı Şahin Savcı 14, AKP adayı Çetin Taşdemir ise 4 oy aldı. Böylece HDP’li Şahin Savcı yeni eşbaşkan olarak seçildi.

HABER MERKEZİ

#Patnos #Belediyesine #yeni #eşbaşkan #seçildi

KCK: Dağ ve Er’in can güvenliğinden KDP sorumludur

KCK, açlık grevindeki Mazlum Dağ ve Abdurrahman Er’in can güvenliklerinin olmadığını belirterek ‘Onların yaşamından ve can güvenliğinden bizzat KDP sorumludur’ sorumludur

Federe Kurdistan Bölgesi’nde 2019 yılında tutuklanan Mazlum Dağ ve Abdurrahman Er, tutuklu bulundukları Hewlêr Cezaevi’nde hak ihlallerine karşı açlık grevi eyleminde. Dağ ve Er, keyfi arama, fiziki şiddet, hakaret ve tek tip elbise dayatmasının sona ermesini talep ediyor. İki ismin bu talepler için 18 Mayıs’ta başlattığı açlık grevi eylemi 51’inci gününde.

‘Olayla ilgileri yoktur’

Dağ ve Er’in eylemleri sürerken, KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı’ndan konuya dair açıklama yapıldı. Fırat Haber Ajansı’nda (ANF) yer alan açıklamada, Dağ ve Er’e dair kamuoyuna yansıyan bazı bilgilerin yanlış olduğuna işaret edildi. Açıklamada, Dağ ile Er’in, 17 Temmuz 2019 tarihinde Türkiye’nin Hewlêr Başkonsolosluğu’nda görevli diplomat Osman Köse ile Irak vatandaşı Neriman Osman ve Beşdar Ramazan’a yönelik saldırıdan doğrudan bir ilişkileri olmadığı ve saldırıda yer almadıkları belirtildi.

‘Sorumlusu KDP olacaktır’

MİT tarafından örgütlenen bazı kişilerin cezaevinde Dağ ve Er’i öldürmek istendiğine dikkat çekilen açıklamada, böylesi bir durumdan KDP’nin sorumlu olacağı kaydedildi. Açıklamada, “Onların yaşamından ve can güvenliğinden bizzat KDP sorumludur. Onlara yönelik gelişecek her şeyden KDP sorumlu olacaktır, bunun herkes tarafından bilinmesi gerekmektedir” denildi. Açıklamada, tutuklularla görüşülmesi ve içerisinde bulundukları durumun dinlenilmesi çağrısına yer verildi.

HABER MERKEZİ

#KCK #Dağ #Erin #güvenliğinden #KDP #sorumludur

Türkdoğan: Savaş politikası devam ederse ekonomik kriz derinleşir

Barış Nöbeti’nde konuşan Öztürk Türkdoğan, ekonomik krizin Kürt sorunu ile olan bağına dikkati çekerek, ‘Siz savaş ortamında rant politikası izlerseniz ekonomik kriz giderek derinleşir’ dedi

İnsan Hakları Derneği’nin (İHD) her ayın ilk Cuma günü gerçekleştirdiği Barış Nöbeti eylemi sürüyor. İHD şubelerinde sürdürülen nöbete çok sayıda hak savunucusu katıldı.

Ankara

İHD Ankara Şube’sindeki nöbette İHD Ankara Şube Eşbaşkanı Sevil Turgut söz aldı. “İnsan hakları savunucuları yargılanamaz” diyerek sözlerine başlayan Turgut, çok sayıda İHD yöneticisi hakkında onlarca dava açıldığını belirtti.

Turgut, sözlerini şöyle sürdürdü:

“MYK üyemiz ve Siirt Şube eski Başkanımız Vetha Aydın Yüksel, İHD çatısı altında yürüttüğü faaliyetlerinden dolayı yargılandı, işini kaybetti. Üyemiz şair Ahmet Telli’ye ise 2017 yılında katıldığı bir basın açıklamasında, ‘Dövüşen Anlatsın’ kitabından bir şiirini okuması nedeniyle, ‘terör örgütü propagandası’ yapmak suçlamasıyla 10 ay hapis cezası verildi. Son derece trajikomik olan bu iki dava bile, yargının bütünüyle siyasal iktidarın vesayetinde olduğunun ifşası niteliğini taşıyor.

Barış Nöbeti’mizi bugün; insan hakları mücadelesinde bedel ödeyen tüm yol arkadaşlarımız için, tüm baskılara rağmen hakikat ve adalet arayışından bir an olsun vazgeçmeyen Cumartesi Anneleri için tutuyoruz.”

Ahmet Telli: Cezalandırılan ben değilim

Ardından söz alan İHD üyesi şair Ahmet Telli, 4 Temmuz’da görülen duruşmasında 10 aylık bir ceza aldığını söyledi. Suçun şahsiliğine dikkat çeken Telli, “Bunu şahsi olmaktan çıkararak gözdağı haline getirmek isteyen konjonktürel bir durumla karşı karşıyayız. Buradaki dostluğun arkadaşlığa, arkadaşlığın yoldaşlığa, yoldaşlığın da dayanışma ve direnmeye dönüştüğünün farkında olan egemen güçler cezalandırma güdüsüyle beni böyle bir cezaya çarptırdı. Yani cezalandırılan ben değilim” ifadelerine yer verdi.

Ekonomik kriz savaşla bağlantılı

İHD eski Eş Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan ise, Kürt sorunun demokratik çözümü için uzun soluklu bir mücadele yürüttüklerini ve yürüteceklerini belirterek şunları kaydetti: “Bu ülkeye barış gelmeden bu ülkenin demokratikleşmesi beklenmemeli. Herkes ekonomik krizi konuşuyor. Bunlar savaşla bağlantılıdır. Siz savaş ortamında rant politikası izlerseniz ekonomik kriz giderek derinleşir. İşkenceye karşı mücadele, ifade özgürlüğü mücadelesi veriyorsak ekonomik haklar için de mücadelemizi sürdüreceğiz. Ama tüm bunlar barış talebini açığa çıkardı. 8 yıldır kesintisiz bir çatışma ve savaş hali devam ediyor. İktidar baskı politikalarıyla bu süreci yürütse de bizler barış demeye devam edeceğiz.”

Amed

İHD Amed Şubesi de eylemi dernek binasında sürdürdü. Nöbete, dernek üyeleri ve sivil toplum örgütü temsilcileri katıldı. Açıklamayı, İHD Amed Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi avukat Jiyan Ormanlı okudu.

Barış Nöbeti’nin dokuzuncusunu gerçekleştirdiklerini söyleyen Ormanlı, “Barış, hiçbir zaman ve dönemde salt bir tercih olarak kabul edilerek tesis edilmemiş, kaçınılmaz bir mecburiyet olarak yaşam bulmuştur” dedi.

Barışın inşa edilmesi gerektiğinin altını çizen Ormanlı, “Toplumsal barışın sağlanması ancak hakikatin doğru anlaşılmasıyla mümkündür. Türkiye’de hakikatin anlaşılmamasının veya anlaşılmak istenmemesinin başat nedeni Kürt meselesine yönelik yok sayma ve inkâr etme zihniyetidir. Kürt meselesinin çözümsüzlüğü, ülkede yürütülmekte olan antidemokratik uygulamaların, binlerce faili meçhul cinayet ve zorla kaybettirmenin, hapishanelerdeki hukuk dışı muamelelerin, toplumsal refahın indiği seviyenin ve mevcut ekonomik kriz ve işsizlik sorununun asli nedenidir” ifadelerini kullandı.

Kaynak: MA

#Türkdoğan #Savaş #politikası #devam #ederse #ekonomik #kriz #derinleşir

Hak ihlalinde sınır yok: Şalvar yasak, ziyaretçi yasak

Diyarbakır Kampüs Cezaevi’ni ziyaret eden ÖHD, İHD ve TUAY-DER hazırladıkları raporu açıkladı. Buna göre, keyfi uygulamaların yaygınlaştığı cezaevinde kelepçeli muayeneden, kıyafet yasağına kadar birçok hak ihlali yaşanıyor

Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD), Amed Barosu, İnsan Hakları Derneği (İHD) Amed Şubesi, Tutuklu ve Hükümlü Aileleri ile Yardımlaşma Derneği (TUAY-DER) ziyaret ettikleri Diyarbakır Kampüs Cezaevi’nde yaşanan hak ihlallerine ilişkin hazırladıkları raporu sundu.

Dayanışmaya izin yok

Amed Barosu Adli Yardım Binası’nda yapılan açıklamada rapora dair bilgi veren Amed Barosu İnsan Hakları Merkezi Cezaevi İzleme Komisyonu Başkanı Adile Salman, Diyarbakır Kadın Kapalı Cezaevi’nde yaşananlara dair, kadınların kendi aralarında yardımlaşmalarına engel olduğunu ifade ederek, “İhtiyaçlarının karşılanmasına izin verilmeyerek mağduriyete yol açıldığı, birçok odada buzdolabı, televizyon vb. eksikliklerin bulunduğu ve bu ihtiyaçları karşılamaya maddi olarak imkânlarının el vermediğini, keyfi olarak da depolarda eşyaların tutuluyor” dedi

Avukat adıl altında istihbarat ile görüş

Tutukluların avukat adı altında istihbarat üyeleri oldukları iddia edilen kişilerle görüştürüldüğünü ifade eden Salman, “İstihbarattan gelen kişilerle görüşmeyi kabul etmediklerini idareye bildiren mahpuslara ‘avukatınız geldi’ şeklinde yanıltıcı bilgi verilerek zorla görüşme dayatılıyor. Kurum müdürüne sorunlarını koğuş olarak aktarmak için talepte bulunulmasına karşın tek kişi ile görüşmenin kabul edildiğini ve bu uygulama taleplerin iletilmesinde eksikliklere sebebiyet veriyor” dedi.

Kelepçeli muane dayatılıyor

Koğuşlarda yapılan genel aramalarda tutsakların insan onuruyla bağdaşmayacak muamelelere maruz bırakıldığına dikkat çeken Salman, tutukluların revire çıkmakta dahi sorun yaşadığını ifade ederek, tutukluların aktarımını şu şekilde iletti: “Hastane sevklerinin geç yapıldığı, jandarma birimleri tarafından tedavi için hastaneye götürülen mahpuslara çift kelepçe uygulandığı belirtildi. Mahpusların sığamayacağı darlıkta olan tekli ring aracı ile sevkleri yapılıyor, hastanelerde ve revirde kelepçeli muayene yapılıyor, sevk esnasında tacize varan aramalara maruz kaldıkları, itiraz etmeleri sebebiyle de mahpusların disiplin cezası aldıkları kaydedildi.”

Belli gazeteler veriliyor

Kitap ve gazetelerin tutuklulara verilmediğini belirten Salman, sadece belli gazetelere izin verildiğini ve gazetemiz Yeni Yaşam ile Evrensel gibi gazetelere erişimin engellendiğini vurguladı.

Cezaevinde şalvar yasaklı!

“Aile görüşlerinde cezaevine ait fotoğraf makinesiyle çekilen fotoğrafların görüş esnasında ailelere verilmesine izin verilmediğini” belirten Salman, “Şalvarın cezaevinde yasaklı kıyafet olarak belirlendiği… Posta yolu ile mahpuslara gönderilen kıyafetlerin teslim alınabilmesi için eski kıyafetlerin aileye görüş esnasında teslim edilmesi gerektiği; eski kıyafetlerin depoya bırakılmasına izin verilmediği bu sebeple görüşe ailelerin gelmemesi durumunda yeni kıyafetlerin kendilerine teslim edilmediğini” ve yine özellikle kantin fiyatlarının çok yüksek olduğunu belirtti.

Ziyaretçi bebeğin tişörtüne yasak

Yine tutukluların 3’üncü kişi olarak 3 kişilik sahip oldukları ziyaretçi haklarına rağmen ziyaretçi kabul edilmediğini belirten Salman devamında şunları dile getirdi: “Ziyarete gelen ailelerin arama sırasında keyfiyete varacak şekilde zorluklar çıkarıldığı, bu sebeple aynı anda görüşe gelemedikleri, kimisinin görüş bitimine az bir süre kala girebildiği belirtilmiştir. Görüşçülerin kıyafetlerine renk kısıtlamasının getirildiğini aktaran mahpuslar, 4 aylık bebeğin bir daha yeşil renk tişört ile getirilmesi halinde görüşüne izin verilmeyeceği uyarısına belirttiler. Ağır hasta mahpuslar, hastalıkları sebebiyle yaşamlarını tek başlarına idame edememelerine rağmen ATK’nin hazırladığı raporlar gerekçe gösterilerek tahliye edilmediği ifade edilmiştir. Şefika Kandar isimli 63 yaşındaki mahpusun ayaklarında platin olduğu, alzhemer hastalığının olduğu, merdivenleri dahi tek başına çıkamadığı belirtilmiştir. ”

Raporun devamına buradan ulaşılabilir.

https://ihddiyarbakir.org/Content/uploads/88f171c8-a21e-4b59-8436-ea93c35875d8.pdf

AMED

#Hak #ihlalinde #sınır #yok #Şalvar #yasak #ziyaretçi #yasak

Colemêrg’te sınıra askeri sevkiyat

Federe Kurdistan Bölgesi sınırında bulunan Çelê ilçesinde, askeri üs bölgeleri ve karakollara çok sayıda asker ve askeri teçhizat sevk edildi

Türkiye’nin KDP ortaklığıyla Federe Kurdistan Bölgesi’nde bulunan Avaşîn, Zap ve Metîna bölgelerine yönelik saldırıları 17 Nisan 2022 tarihinden bu yana sürürken, sınır hattındaki hareketlilik arttı.

Sınır hattında bulunan Colemêrg’in (Hakkari) Çelê (Çukurca) ilçesinde son günlerde yoğun askeri hareketlilik yaşanıyor. Gever (Yüksekova), Şemzînan (Şemdinli) ve Rûbarok (Derecik) ilçelerinden her gün sınıra askeri sevkiyat yapılıyor. Van’da bulunan askeri karakollardan da son günlerde Çelê sınırına çok sayıda asker taşındı.

Askerlerin, sınırda bulunan Serê Sevê, Ertuş ve Bilêcan köylerinde kurulan askeri üslerde konuşlandırıldığı öğrenildi. Ayrıca sınır hattına TIR, kamyon ve nakliye araçlarıyla askeri teçhizat taşınıyor. Öte yandan bölgedeki koruculara “operasyon” için yazı gönderildiği ifade edildi. Yeni bir saldırıya hazırlık olarak söz konusu hazırlıkların yapıldığı belirtiliyor.

Kaynak: MA

#Colemêrgte #sınıra #askeri #sevkiyat

Stoltenberg: Türkiye ile İsveç arasında anlaşılamayan konular var

NATO Genel Sekreteri Stoltenberg, ‘Türkiye ile İsveç arasında hala üzerinde anlaşılamayan konular olduğunu’ açıklaması yaptı

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Belçika’nın başkenti Brüksel’de bir basın toplantısı düzenledi. Stoltenberg, İsveç’in henüz onaylanmayan NATO üyelik başvurusu ve bu bağlamda Türkiye ile devam eden görüşme ve müzakerelere değindi.

Reuters’ın haberine göre, Stoltenberg, açıklamasında, “İttifaka üyelik konusunda Türkiye ile İsveç arasında hâlâ üzerinde anlaşılamayan konular bulunuyor” ifadelerini kullandı.

Ne olmuştu?

Rusya-Ukrayna savaşının 24 Şubat 2022’de başlamasının Rusya’nın sınır komşusu Finlandiya ile birlikte 18 Mayıs 2022’de resmen NATO üyeliğine başvuran İsveç’in başvurusu, Macaristan ve Türkiye dışında tüm NATO ülkeleri tarafından kabul edildi.

Üyelik başvurusu kapsamında Türkiye, Finlandiya, İsveç ve NATO heyetlerinin imzaladığı üçlü mutabakat uyarınca oluşturulan Daimi Ortak Mekanizma’nın dördüncü toplantısı 14 Haziran’da Ankara’da yapıldı. Toplantı sırasında Brüksel’de bulunan NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Türkiye’deki görüşmelerde İsveç’in NATO üyeliği konusunda “ilerleme kaydedildiğini” söyledi.

11-12 Temmuz’da Litvanya’nın başkenti Vilnius’ta düzenlenecek NATO zirvesi öncesinde Türkiye ve İsveç, Belçika’nın başkenti Brüksel’de üst düzey bir toplantıda tekrar bir araya geldi. NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Türkiye, Finlandiya ve İsveç arasında İsveç’in NATO üyeliği başvurusu hakkında yapılan beşinci toplantının ardından Vilnius’taki NATO Zirvesi öncesinde AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile İsveç Başbakanı Ulf Kristersson’un görüşeceği bilgisini paylaştı.

DIŞ HABERLER

#Stoltenberg #Türkiye #ile #İsveç #arasında #anlaşılamayan #konular #var

HDP Kadın Meclisi: Saray kadınları yoksulluğa mahkum ediyor

Yapılan zamlara karşı açıklama yayınlayan HDP Kadın Meclisi, krizlerden en çok kadınların etkilendiğini belirterek, kadınları yoksulluğa muhtaç hale getiren Saray’a karşı direneceklerini belirtti

Sabah saatlerinde peş peşe yapılan zamlara tepkiler sürüyor. Bu amaçla yazılı bir açıklama yapan Halkların Demokratik Partisi (HDP) Kadın Meclisi iktidarın krizin faturasını halka kestiğini belirtti.

Açıklamada kadınların yaşadığı yoksulluğa değinilerek, ” Yapısal bir sorun haline gelen kadın yoksulluğu, zamlarla birlikte katmerleşerek büyüyor” denildi.

Krizin asıl mağduru kadınlar

Derin bir emek sömürüsünü yaşandığı vurgulanan açıklamada, “Geçim derdi ve zamlar kadınları istismara ve şiddete daha açık hale getiriyor” denilerek bunun nedenlerine şu şekilde yer verildi: “Çünkü; evlerde yoksulluk kadınların yükünü artırıyor. Kiralardan, fiyat artışlarından kaynaklı yaşanan zorunlu evliliklerin en büyük mağduru yine kadınlar oluyor. İlk işten atılanlar kadınlar oluyor. Erkek egemen aile ve cinsiyetçi toplumsal iş bölümü bakış açısı gereğince güvenceli işlerde erkekler istihdam ediliyor. Kadınlar aileleriyle birlikte yaşamak zorunda bırakılıyor, okuyorsa okulu bırakmak, yalnız yaşıyorsa ailesinin yanına yerleşmek zorunda kalıyor.”

Düşük maddi destekler kadını aileye hapsediyor

Birçok kadının bu yüzden boşanmak yerine şiddet ortamında kalmayı “tercih” ettiği vurgulanan açıklamada, “Parça başı olarak evlere iş alan kadınlar, giderler karşılanmadığından işin miktarını artırarak, yani daha fazla çalışarak zamların ve bu devasa pahalılığın üstesinden gelmeye çalışmak zorunda kalıyor. Evde bakım politikaları ile sosyal yardım adı altında verilen oldukça düşük maddi destekler kadını aileye hapsediyor” denildi.

Yoksulluğa karşı panzehrimiz örgütlenmek

Kadınlar açıklamalarında kadınları yoksulluğa muhtaç hale getiren Saray’a karşı direneceklerini belirterek, “Zamlara ve kadın yoksulluğuna karşı panzehirimiz, erkek egemen iktidara ve politikalara karşı daha fazla örgütlenmek, daha fazla yan yana olmak, daha fazla dayanışmak olacaktır.

Tüm kadın örgütlerine, kadın kurumlarına çağrımızdır: Krize, yoksulluğa, güvencesizliğe karşı isyanımızla, öfkemizle yan yana gelerek yaşamak istediğimiz eşit, özgür, sömürüsüz bir yaşam için mücadelemizi büyütelim” denildi.

ANKARA

 

#HDP #Kadın #Meclisi #Saray #kadınları #yoksulluğa #mahkum #ediyor