Kurdistan’da yürütülen savaşta görev alan ve Bursa’da yaşayan annesi, iki kardeşi ve yengesini öldüren Özel Harekat Polisi Adem Ergüner’in, katliam öncesi aile bireylerine ‘şarjörü üzerinize boşaltacağım’ dediği ortaya çıktı
Bursa’da, annesi Bedriye, ağabeyleri Mehmet ve Remzi ile yengesi Fatma Ergüner’i tabancayla öldüren ve hakkında 4 kez ağırlaştırılmış hapis cezası istemiyle dava açılan Özel Harekat Polisi Adem Ergüner’in (29), tutuklu yargılandığı davanın duruşması 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.
Duruşmada ifade veren Ergüner, psikolojik tedavi gördüğünü, bir sonraki celsede ifade vermek istediğini belirterek susma hakkını kullandı.
Mahkemede sanık olarak dinlenen Ergüner’in kız kardeşi Songül I., okulların sömestir tatiline girmesi nedeniyle ailesini görmek için Orhangazi’ye geldiğini, burada ailesinin moralinin çok bozuk olduğunu fark ettiğini söyleyerek, “Olay günü yeğenim Efecan, babası ile ağabeyim Mehmet’in sanıkla çok şiddetli şekilde telefon görüşmesinde tartıştıklarını ve sanığın Orhangazi’ye dolu olarak geldiğini bana söyledi. Onlara, ‘Sizi gelip öldüreceğim, şarjörü size boşaltacağım’ şeklinde tehdit içerikli sözler söyledi” dedi.
Kurdistan’da yürütülen savaşta görev alan sanık Ergüner’in Çewlig’te (Bingöl), Genç İlçe Emniyet Müdürlüğü’nde özel harekat polisi olarak çalıştığı, bu sırada, ağabeyi Mehmet Ergüner ile tartışıp Bursa’ya geldiği belirtildi.
Kurdistan’ın birçok ilinde sıcaklıklar 45 derecenin üzerine çıktı
Kurdistan’da artan sıcaklar yaşamı zorlaştırmaya devam ediyor. Meteoroloji 15. Bölge Müdürlüğünden alınan bilgiye göre, dün bölgede gerçekleşen en yüksek sıcaklıklar, Amed’in Bismil ilçesinde 45, Şırnax’ın Cizir ilçesinde 46, Merdîn’in Nisebîn ilçesinde 46, Qoser ilçesinde de ise 45 derece olarak ölçüldü.
Bugün de Amed’de öğle saatlerinde sıcaklığın 46 dereceye ulaştığı, hissedilen sıcaklığın ise 49 dereceye ulaştı. Sıcakların yarından itibaren normale dönmesi bekleniyor.
Bismil’de bugün en yüksek sıcaklığın 46, yarın 41, Cizir’de bugün 46, yarın 41, Nisebin’de bugün 43, yarın 39, Qoser’de bugün 44, yarın 41 olacağı tahmin ediliyor.
Xîzan ilçesinde 5 gündür devam eden sokağa çıkma yasağı kaldırıldı
Bedlîs’in (Bitlis) Xîzan (Hizan) ilçesine bağlı Hûzeran, Akûnis, Govan, Lanîlan, Xûlepûr, Kekulan, Sûreh, Pertawan, Kuran ve Mezra Pisyan kırsalında 2 Temmuz’da ilan edilen sokağa çıkma yasağı kaldırıldı.
5 gün süren sokağa çıkma yasağına ilişkin Bitlis Valiliği, “2 Temmuz 2023 Pazar günü saat 21.00’den itibaren ilan edilen sokağa çıkma yasağı, 6 Temmuz 2023 Perşembe günü saat 21.00’dan itibaren kaldırılmıştır” açıklaması yaptı.
Öte yandan operasyon süresince birçok köye baskınlar olurken, yurttaşlar evlerinden çıkmasına da izin verilmemişti.
Sivas Katliamı anması sırasında Sarıgazi’de gözaltına alınanlar yaptıkları basın açıklaması ile ters kelepçe, çıplak arama, fiziki şiddet ve ajanlık dayatmasına maruz kaldıklarını belirtti
Sivas Katliamı anması için 2 Temmuz’da Sarıgazi Tertip Komitesi bileşenlerinin yapmak istediği anmaya saldırı olmuş ve birçok kişi gözaltına alınmıştı. Gözaltına alınanlar çıplak arama ve ajanlık dayatmalarına maruz kalmalarına ilişkin İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi’nde basın toplantısı gerçekleştirdi.
Açıklamaya Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) İstanbul Milletvekili Özgül Saki, İHD İstanbul Şube Sekreteri Oya Ersoy ve birçok kişi katıldı.
Ters kelepçe ile tuttular
Komite adına basın metnini okuyan Devrim Edepali, AKP iktidarının baskı ve zorbalıkla iktidarını ayakta tuttuğunu dile getirerek, iktidarın saldırılarının arttığını belirtti. Madımak katliamını anmak için bir araya geldiklerinde polis saldırısına uğradıklarını söyleyen Edepali, polisin gerekçe olarak İbrahim Kaypakkaya’nın resmini gösterdiğini aktardı. Gaz saldırısına uğradıklarını ifade eden Edepali, “5 arkadaşımız ve 1 basın emekçisi işkenceyle gözaltına alınırken, gaz bombaları, kalkanlarla, fiziki şiddetle insanlara saldıran polisin gözaltına alınan arkadaşlarımıza yönelik işkencesi karakolda da artarak sürdü. Gözaltına alınan arkadaşlarımızın götürüldüğü Sarıgazi Karakolu’nda ters kelepçe, yüzü duvara dönme, çıplak arama, psikolojik şiddet gibi insanlık onuruna aykırı saldırılarda bulundular” dedi.
Zorla çıplak arama
Polisin fiziki saldırısına ve çıplak aramaya maruz kaldığını belirten anmaya katılanlardan Esra Bilici ise, ““Polisler, çıplak aramak istediklerini ve eğer kendi isteğinle olmazsa zorla beni arayacaklarını söyledi. Bunu kabul etmediğim için tekrar işkenceye maruz kaldım” dedi.
Ajanlık dayatması yapıldı
Polis tarafından kendisine ajanlık dayatıldığını belirten Diyar Sarıkuş da, hiçbir baskıya boyun eğmeyeceğini söyleyerek, “Mahallede yürürken, herhangi bir sebep yokken ‘senle görüşelim, dostane bir ilişki kuralım, karakolu ziyaret et’ şeklinde bir ilişki geliştirmeye çalıştılar” dedi.
Mücadeleye daha güçlü sahip çıkmalıyız
Yeşil Sol Parti İstanbul Milletvekili Özgül Saki de, devrimcilerin, sosyalistlerin, Kürtlerin, kadınların mücadelesinde bir eşikler ve önderlerin var olduğunu vurguladı. Önderlerle destekçiler arasındaki bağı kesmeye çalıştıklarını belirten Saki, “Yalıtmak istiyorlar, her birimizi tek başına bir tecrit ortamında bırakmak istiyorlar. Dolayısıyla buna karşı topyekun bir kolektif örgütlenme ve mücadeleyle alanlarımıza sahip çıkmalıyız” dedi.
Kürt coğrafyasını adeta yok etmeye girişen iktidar, baraj ve HES’lerle doğa yıkımını aralıksız sürdürüyor. Doğanın yanında kültürel ve tarihi yapılar da hedef alınırken, Hasankeyf ile birlikte binlerce yıllık tarih sulara gömüldü
İktidarın 20 yılı aşkın süredir ortaya koyduğu politikalarla, doğa, tarih ve kültür yok edilerek her değer sermaye yararına yok oluşa sürükleniyor. Özellikle Kurdistan ve Türkiye coğrafyasında doğada ağır tahribatlar yaratan ve bu alanları ranta açan iktidarın sicili hayli kabarık. İktidarın Türkiye kentlerinde doğayı yok etme amacının başında rant öne çıkarken, Kurdistan’da ise “güvenlik politikaları” başı çekiyor. Yanan-yakılan, kesilen ormanlar, maden ocakları, barajlar, enerji santralleri, karakol-kalekollar ve daha birçok saldırı ile doğa talanını geleneksel hale getiren iktidarın yakın dönem eserleri arasında sular altında kalan Heskîf ve yıkıma uğratılan Kazdağları bulunuyor. Doğayı hedef alan bu politikalarla, kültürel ve tarihi miraslar da payını düşeni alıyor. Bu politikaların şimdiki hedefi ise Geliyê Godernê…
Barajlar canlılığı yok ediyor
İnşa edilen yüzlerce HES ve barajlarla doğal denge alt üst edildi. Akarsuların bentler ardına hapsedilmesiyle birlikte birçok canlı türü yok olurken, santraller ve barajların inşa sürecinde çevre kirliliği büyük boyutlara ulaştı. Tarımda kullanılan suyun HES nedeniyle kesilmesi sonucu tarım yapılmaz hale gelmeye başladı. Yapılan barajlar sonucu buharlaşma nedeniyle bölgede iklim değişimi olurken, suyla buluşamayan toprak tuzlanıyor, bu da tarım arazilerinin yok olmasına neden oluyor. Tüm bunların yanında, değişen iklimin etkisiyle yağış rejimi değişikliğe uğrayıp kısa sürelerde çok yoğun yağışlar yaşanması sonucu sel ve heyelan gibi afetlerin artışa geçmesi HES ve barajların sonuçları arasında yer alıyor.
İnsansızlaştırma politikaları
90’lı yıllarda köylerin yakılmasıyla gerçekleştirilen insansızlaştırma politikaları şimdilerde barajlar, özel güvenlik bölgeleri, yangınlar, üretimin sınırlandırılması ve sınırlarda inşa edilen büyük duvarlarla sürüyor. Yine yüzbinlerce hektarlık alanların sularla kuşatılması hem hayvanlar hem insanlar için bu bölgeleri yaşanılmaz hale getiriyor. Bu politikalar karşısında topraklarını terk etmek istemeyenler kalmakta direnirken, kimileri de metropollere göç etmek zorunda bırakılıyor. 2009 yılından itibaren “güvenlik barajı” adı altında Colemêrg (Hakkari) ve Şirnex’te (Şırnak) 11 barajın yapımına başlandı. Bölgedeki insan varlığını azaltmak ve bölgeyi askerileştirmek için yapılması planlanan bu barajlar Devlet Su İşleri’nin (DSİ) 2007 yılı faaliyet raporunda, “2007 yılında yatırım programına etüt-proje kapsamında sınır güvenliği sebebiyle alınan Su Şişirme Bentleri adı altında 11 adet barajın kati proje yapımı ihale edilmiştir” sözleriyle yer buldu.
Kürdün tarihine saldırı
İnşa edilen barajlar nedeniyle birçok değerin sular altına gömüldüğü yerlerden birisi de Heskîf (Hasankeyf). Medeniyetin beşiği olarak bilinen ve Verimli Hilal olarak nitelenen Yukarı Mezopotamya’nın kalesi olan Heskîf, çevresindeki 6 bine yakın mağara ile binlerce yıllık önemli bir yerleşim yeriydi. 1950’li yıllarda konuşulmaya başlanan, 1954’te proje haline getirilen, 1982’de Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) kapsamında karar altına alınan Ilısu Barajı ve Hidroelektrik Santrali (HES) 1997’de yatırım programına alındı. Bu projeye karşı yerelde ve finansal destek sunan şirketlerin yer aldığı Avrupa ülkelerinde protestolar gelişti. Bunun sonucunda 2002 yılında proje durdurulmasına karşın 2005’te tekrar gündeme girdi. 7 Şubat 2018 tarihinde ise barajın açılışı gerçekleştirildi
Heskîf
Dinamitle kayaların parçalanıp mağaraların betonla doldurulmasıyla ilgili Doğal Yaşamı Koruma Derneği (DHKD) hazırladığı raporda, Ilısu Barajı Projesi’nin Heskîf gibi yüzlerce yerleşimi de etkilediği, baraj suyu altında kalmasından dolayı bazı hayvan ve bitki türlerinin besin ve habitatlarının yok edilmesiyle birlikte kitlesel balık ölümleri, iklimde yumuşama ve doğal yaşamda değişim gibi birçok ekolojik ve çevresel etkilerin de açığa çıkacağı vurgulandı. Raporda ayrıca arkeolojik araştırmaların yeterli düzeyde yapılamayacak olması nedeniyle tarihi bazı bilgilerin karanlıkta kalacağı uyarısında bulunuldu. Meydana gelecek iç göçler ve bunların yol açacağı sosyo-ekonomik problemlere de dikkat çekilen raporda, “Ilısu Baraj Projesi kültürel, ekolojik, sosyal, psikolojik yıkımlara sebep olacaktır” denildi.
Amed Gêl
Amed’in inanç ve kültür turizminin merkezlerinden olan Gêl (Eğil) ilçesi, pek çok kral ve peygamberin mezarına, tarihi yapılara, mağaralara ev sahipliği yapmasıyla biliniyor. 1986 yılında başlanan ve 30 Aralık 1997’de bitirilen Dicle Barajı ve Hidroelektrik Santrali, Asurlara ait yerlerin sular altında kalmasına neden oldu. Baraj altındaki “batık kent” olarak bilinen ve mağara evleri, gizli geçitler, hamam, kral mezarlarının yanı sıra çok sayıda insan eli ile kazılmış mağaraların bulunduğu bölgeye, dönem dönem dalışlar da yapılıyor. Öte yandan 13 Aralık 2018’de biriken fazla suyun tahliyesi için açılan baraj kapaklarından birinin kopması nedeniyle nehir yatağı boyunca konumlanmış yerleşim yerlerini su bastı.
Geliye Godernê
Amed’in Pasûr (Kulp), Farqîn (Silvan), Licê ve Hezro ilçe sınırları içinde yapımı devam eden ve büyük çoğunluğu bitmiş olan Silvan Barajı nedeniyle Süryani, Ermeni ve Kürtlere ait tarihi alanlar ile doğa harikaları sular altında kalacak. GAP kapsamında 2009 yılında planlanmış olan Silvan Barajı’nın yapımına 2010 yılında başlanmıştı. Yapımının tamamlanması ile sular altında kalacak doğa harikalarının biri de Geliyê Godernê. Hem çevre illerden hem de farklı bölgelerden her tatil sezonunda ziyaretçi akınına uğrayan Geliye Godernê’nin yanında binlerce hektarlık tarım arazisi de sular altında kalacak.
Suya gömülen binlerce yıllık höyükler için arkeolojik kazı yapılması bile beklenmeden insanlık tarihi sular altında bırakıldı
Suya gömülen höyükler
Riha’nın (Urfa) Xelfetî ilçesine bağlı Bilesur (Savaşan) köyü, Eski Xelfetî’de olduğu gibi 2000 yılında Birecik Barajı’nın inşa edilmesiyle sular altında kaldı. Sular altında kalmış olan caminin suyun üstünde kalan minaresiyle bilinen köy, sular altında kalmadan önce Fırat Nehri karşısında kurulmuş bir köydü. Taş evleri ile bilinen köyden tek kalan ise köyün sular altında kalan camisinin minaresi oldu.
Lidar Höyük
Lidar Höyük, Riha’nın kuzeybatısında, Hewag (Bozova) ilçesinin 23 kilometre kuzeyinde yer alıyor. Atatürk Baraj Gölü suları altında kalan Lidar köyünün kısmen güneybatısında bulunan höyük, bölgenin en önemli ve büyük höyüklerinden birisiydi. Höyük, su altında kalmadan önce 200 x 240 metrelik bir tepeydi. Fırat üzerinde Gritille Höyük ve Samîsat Höyük’e yakınlığıyla bilinen Lidar Höyük kervan ve ticaret hattı üzerinde bulunan önemli bir yerleşim yeriydi. Höyük, Aşağı Fırat Havzası Yüzey Araştırması Projesi kapsamındaki çalışmalar sırasında 1979 yılında tespit edildi. Aynı yıl başlayan kazılar, Alman Arkeoloji Enstitüsü İstanbul Şubesi ve Heidelberg Üniversitesi adına Prof. Dr. Harald Hauptmann başkanlığında, höyüğün Atatürk Baraj Gölü altında kalacağı 1987 yılına kadar sürdürüldü. Kazı sonuçlarına göre höyük, MÖ. 3 bin yıllarından MS. 13. yüzyıla kadar kesintisiz olarak iskan edildi. Ancak bu kazıyla ilgili olarak Kazı Sonuçları Toplantıları’nda sunulmuş bir bildiri bile maalesef yayımlanabilmiş değil.
Hasankeyf ten sürülen halk adeta kibrit kutuları içine hapsedilerek gelecekleri çalındı
Semsûr Tille Höyük
Semsûr’daki (Adıyaman) Tille Höyük, Karakaya Barajı su toplama alanında kalan, arkeolojik değerleri araştırmak amacıyla yapılan yüzey çalışmaları sırasında 1977 yılında bulundu. 1979 yılında çalışmalarına başlanan höyükte Roma dönemine ait kaya mezarlıkları da bulunmakta. Kolik (Kahta) ilçesi Eskitoz köyünün doğusundaki Fırat Nehri vadisinin yamaçları boyunca kayalara oyulmuş pek çok mezar ise Atatürk Barajı suları altında kaldı.
Besta bölgesinde başlatılan operasyonda çıkan çatışmada hayatını kaybeden HPG’li Kahraman Karataş’ın cenazesi toprağa verildi
Şirnex (Şırnak) merkez ve Sêrt’in (Siirt) Berwarî (Pervari) ilçeleri arasında bulunan Besta bölgesinde 2 Temmuz günü başlatılan askeri operasyonun devam ettiği 5 Temmuz’da çıkan çatışmada 2 HPG’li hayatını kaybetti. Hayatını kaybeden HPG’lilerden Kahraman Karataş’ın (Bengîn Barmanî) cenazesi toprağa verildi.
Şırnak Devlet Hastanesi morguna kaldırılan cenazelerden birinin Karataş’ın olduğunun belirlenmesi üzerine, ailesinin verdiği kan örneğinin uyuşması ve teşhisin ardından cenaze dün aileye teslim edildi.
Edinilen bilgilere göre, Şırnak Devlet Hastanesi morgundan cenazeyi dün geç saatlerde teslim alan aile Mêrdîn’in Stewrê (Savur) ilçesine bağlı Barman kırsal mahallesine geçerek, dini vecibeleri yerine getirdikten sonra Karataş’ın cenazesini toprağa verdi.
HDP ve Yeşil Sol Parti, yeni döneme hazırlık kapsamında yarın Marmara Bölgesi’nde halk toplantılarının startını verecek
Halkların Demokratik Partisi (HDP) ile Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti), 14 ve 28 Mayıs’ta gerçekleşen genel seçimler sonrası başlattığı yeniden yapılanma süreci devam ediyor. İl ve ilçe yönetimleriyle yapılan toplantıların ardından halk toplantılarının startı verilecek.
Marmara Bölgesi’de yapılacak halk toplantılarının ayrıntıları belli oldu. Toplantılar, 8-25 Temmuz tarihleri arasında yapılacak. Her iki partinin ortak komisyonu tarafından organize edilecek toplantıların ilki, yarın İstanbul’un Sultanbeyli ve Ümraniye ilçelerinde yapılacak. İstanbul’un 3 bölgesinde bulunan 39 ilçede ayrı ayrı toplantılar gerçekleştirilecek. İstanbul toplantılar, 22 Temmuz tarihine kadar sürecek.
Toplantılarda, seçim öncesi ve sonrasına dair eleştiriler ve öneriler alınacak. Ayrıca gelecek yıl yapılacak yerel seçimler de toplantıların başka bir gündem maddesi. Yerel seçimlere doğru giderken, 14-28 Mayıs seçimlerinde yaşanan eksiklikler ve yapılan eleştiriler göz önünde bulundurulacak. Ortaya çıkan öneriler ve görüşler doğrultusunda yeni döneme hazırlık yapılacak. Halk toplantılarının ardından ise, konferans ve kongre süreci başlatılacak.
Adalet Nöbeti 837’inci güne girerken, aile sanal medya hesabından Yılmaz Tunç’a seslenerek, ‘Babası ve 2 kardeşi katledilen Fadıl Şenyaşar 5 yıldır üstünlerin talimatı ile hala tek hücrede tutuklu! Adalet bu mu?’ diye sordu
Riha’nın (Urfa) Pirsûs (Suruç) ilçesinde 14 Haziran 2018 tarihinde AKP eski Milletvekili İbrahim Halil Yıldız’ın koruma ve yakınları tarafından eşi ve iki oğlu katledilen Emine Şenyaşar ile saldırılardan yaralı kurtulan oğlu Ferit Şenyaşar’ın 9 Mart 2021’de Urfa Adliyesi önünde başlattığı Adalet Nöbeti 837’nci güne girdi. Emine Şenyaşar’ın rahatsızlığı nedeniyle aile, nöbet eylemini bugün de Pîrsus’taki evlerinde sürdürdü.
Adalet Bakanı’na seslendiler
Aile, sanal medya hesabında ise Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’a seslenerek, “5 yıl geçti. Hastane katliamını organize eden, kolluğun görevini yapmasını engelleyen kişinin dokunulmazlığı bitmesine rağmen hala tutuklu değil! Babası ve 2 kardeşi katledilen Fadıl Şenyaşar 5 yıldır üstünlerin talimatı ile hala tek hücrede tutuklu! Adalet bu mu?” diye sordu.
Wan’da ömrü mücadeleyle geçen Barış Annesi Xemê Akdoğan, tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti
Wan Barış Annesi Meclis üyesi 85 yaşındaki Xemê Akdoğan 15 gündür tedavi gördüğü Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Dursun Odabaşı Tıp Merkezi Servisi’nde bu sabah hayatını kaybetti.
Normal servise alınmıştı
Akdoğan’ın sağlık durumunun iyiye gitmesi üzerine dün yoğun bakımdan normal servise alınmıştı ancak Akdoğan bu sabah saatlerinde kalp krizi geçirerek hayatını kaybetti.
Taziye Xaçort’ta kurulacak
Akdoğan’ın cenazesi dini vecibeleri yerine getirildikten sonra Karşıyaka Mahalle Mezarlığı’na defnedildi. Akdoğan’ın taziyesi Xaçort Mahallesi Sürmeli Sokak Merinos Cami’nde kabul ediliyor.
Yıllardır mücadele içindeydi
85 yaşında olan Akdoğan baskılar nedeniyle Şirnex’in ( Şırnak) Elkê (Beytüşebap) ilçesine bağlı Pîrosa (Bölecek) köyünden 1985 yılında Colemerg’in (Hakkari) Gever (Yüksekova) ilçesine bağlı Dotka köyüne göç etti. Baskıların sürmesi üzerine Akdoğan, bu kez 1997 yılında Wan’ın Rêya Armuşê (İpekyolu) ilçesine bağlı Xaçort (Hacibekir) Mahallesi’ne göç etti. Wan Barış Annesi Meclisi’nde mücadelesini sürdüren Akdoğan’ın birçok çocuğu ve torunu Kürt özgürlük mücadelesinde yer aldı.
Kimlik mücadelesi veren kadınlardan biri olan Akdoğan, gözaltına alındı, birçok kez darp edildi ve işkenceye maruz kaldı. Akdoğan, 8 Mart ve Newroz gibi toplumsal buluşmalarda hep en önde idi.
Yaşadığı binadan şüpheli bir şekilde düştükten sonra ağır yaralanan Kübra Y.’nin ailesi, kızlarının boşandığı Mehmet Ali Yurt tarafından yüksekten atıldığını söyledi. Aile, failin yargılanması için kadın kurumlarına destek çağrısında bulundu
Amed’in Sûr ilçesinde 4 Temmuz’da yaşadığı apartmanın 4’üncü katından şüpheli bir şekilde düşen 22 yaşında Kübra Y.,’nin itildiği belirtildi. “İntihar” girişiminde bulunduğu iddia edilen Kübra Y., düşmenin etkisiyle ağır yaralanmış ve hastaneye kaldırılmıştı.
Failin adını söyledi
Kübra Y.’nin ailesi, olaydan hemen sonra, kızlarının bir süre önce boşandığı Mehmet Ali Yurt hakkında şikayetçi oldu. Ailenin şikayet başvurusunda, Kübra Y.’nin şüpheli bir şekilde düştükten sonra çekilen görüntülerine de yer verildi. Olaydan hemen sonra olay yerine gelen yakınları tarafından cep telefonuyla kayıt altına alınan görüntülerde Kübra Y., boşandığı Mehmet Ali Yurt tarafından atıldığını söylüyor. Görüntülerde Kübra Y., kendisine yardım edilmesini ve 3 çocuğuyla tehdit edildiğini belirtiyor.
Aile soruşturma süreci için görüntüleri paylaşmazken, kızlarının “intihar” iddialarını reddederek, kızlarının Mehmet Ali Yurt tarafından binadan atıldığını belirtti.
Mahkeme günü ‘düştü’
Aileden verdiği bilgiye göre, 5 yıldır Mehmet Ali Yurt ile evli ola Kübra Y., gördüğü şiddet nedeniyle kısa bir süre önce boşandı. 3 çocuğun velayeti Ali Yurt’a verilirken, Kübra Y. bu kez çocuklarıyla tehdit edildi. Çocukları için dini nikahla Mehmet Ali Yurt ile yaşamaya mecbur bırakılan Kübra Y., şiddet görmeye devam edince çocuklarını alıp ailesinin yanına dönmek için velayet davası açtı. Velayet davası için mahkemeye gideceği gün, yaşadığı evin 4’üncü katından şüpheli bir şekilde düştü.
Ailesi de yanındaydı
Kızının durumuna dair konuşan baba E.Y., kızının evlendiği günden bu yana şiddet gördüğünü aktardı. Baba E.Y., “Saat 08.30’da kızımla konuştum, velayet için mahkemeye gideceğini söyledi. Mahkemeden çıktığı gibi bana haber vermesini söyledim çünkü ona bilet alıp eve gelmesini sağlayacaktım. Kızım o gün komşularını, ‘Eğer bir gürültü duyarsanız lütfen yanıma gelin’ diye uyarıyor. Daha sonra kızım evden çıkıyor, eşi ve kayınbabası da peşinden gidiyor. Bir gürültü oluyor, komşu kadın yaşlı olduğu için yetişene kadar kızımı atıyorlar. Daha sonra Ali Yurt’un annesi gelip çocukları alıp gidiyor. Ambulans geliyor, ambulansın kapısında kızıma, ‘Eğer adımızı verirsen çocuklarını öldürürüz’ diye tehdit ediyorlar. Şuan kızım yoğun bakımda” diye belirtti.
Komşular korkudan ifade vermiyor
Olaydan sonra Kübra Y.’nin 5 yaşındaki çocuğunun “Annem kendini attı” söylemesi için baskı gördüğünü dile getiren baba E.Y., intihar algısı yaratılmasına tepki gösterdi. Baba E.Y., “Kızım düşmeden önce tutunmaya çalıştığı anlaşılıyor. Elbisesi yırtıktı. Düşmemek için uğraşıyor. Sırt üstü düşmüş, kendisini atsa böyle düşemez. Olayı görenler var, hatta düştükten sonra yerdeyken ona tekme atıldığını görenler var. Ancak bu görgü tanıklarının anlatımları dikkate alınmıyor, bir çocuğun anlatımları dikkate alınıyor. Komşular da ifade vermiyor çünkü o aileden korkuyorlar. Aile herkesi öldürmekle tehdit ediyor. Polis de bir şey yapamıyor” diye konuştu.
Kadın kurumlarına çağrı
Olayın peşini bırakmayacağını dile getiren baba E.Y., “Kadın kurumları yanımızda olsun. Benim kızımın kurtulması bile bir mucize olacak. Adalet yok, hakim ve savcılar nasıl bu faili bıraktılar, bu erkek nasıl elini kolunu sallayarak dışarı çıkıp dolaşıyor?” diye sordu.
Sürekli şiddet görüyordu
Kübra Y.’nin amcası E.A. ise, yeğeninin daha önce de öldürülmeye çalışıldığını belirterek, “Eşi bir kaç aydır uyuşturucudan kaynaklı cezaevindeydi. Boşanmak için mahkemeye gidiyor, vücudunda darp izleri var. Defalarca başvuruda bulundu ama hiçbir şey yapılmadı. Son bir yıldır şiddet boyutu arttı. Hukuk karşısında yargılanmasını istiyoruz” diye konuştu.