Ana Sayfa Blog Sayfa 21

Hatice Yüksel Ana, Alevilikte önemli bir figürdü

Büyük Mehmet Yüksel Dede’nin eşi Hatice Yüksel Ana, 9 Nisan 2026 tarihinde Hakk’a yürüdü. Sultan Sinemilli Ocağı’nın önemli şahsiyetlerinden biri olan Hatice Yüksel, Elbistan’a bağlı Kantarma Köyü’nde toprağa verildi.

Hatice Yüksel Ana’nın vefatı, Sinemilli Ocağı talipleri, Kantarma Köyü sakinleri ve Alevi toplumu tarafından derin bir üzüntüyle karşılandı. Alevilik inancı çerçevesinde ocak kültürüne, meydan hizmetlerine ve toplumsal dayanışmaya yaptığı katkılar, yaşamı boyunca birçok kişi tarafından takdir edildi.

Hayatını Alevilik değerlerine adamış olan Hatice Yüksel, özellikle kadınların toplumsal hayatta daha aktif rol alması için mücadele eden bir figür olarak biliniyordu. Onun vefatı, sadece aile bireyleri değil, tüm Alevi toplumu için büyük bir kayıp teşkil etti.

Hatice Yüksel Ana’nın hayatı boyunca yürüttüğü çalışmalar ve katkıları, onu Alevilik tarihinde önemli bir yer edinmiş bir şahsiyet haline getirdi. Vefatıyla birlikte, onun değerleri ve idealleri kuşaklar boyunca yaşatılmaya devam edilecektir.

📌 ALEVİ GAZETESİ’NİN NOTU

Hatice Yüksel Ananın vefatı, sadece bir bireyin kaybı değil, Alevilik geleneğinin ve kadın mücadelesinin de büyük bir kaybıdır. Onun yaşamı boyunca sürdürdüğü toplumsal dayanışma ve ocak kültüründeki katkıları, Alevi toplumunun birlik ve beraberliğine ışık tutmuştur. Bu kayıp, Alevilik değerlerinin ve ideallerinin yaşatılması gerektiğini bir kez daha hatırlatmaktadır; çünkü onun mirası, gelecek nesillere ilham vermeye devam edecektir.

— Alevi Gazetesi Editörü

Abdal toplumu yoksulluk ve ayrımcılıkla savaşıyor!

8 Nisan Dünya Romanlar Günü’nde, Hatay’ın Kırıkhan ilçesinde yaşayan Abdal toplumu, derinleşen yoksulluk ve ayrımcılıkla mücadele ediyor. Deprem sonrası ağırlaşan yaşam koşulları, bu topluluğun geleneksel mesleklerini kaybetmesine neden oldu. Kendilerini “Abdal Türkmen Alevileri” olarak tanımlayan üyeler, kimliklerinin doğru tanınmamasından ve ekonomik imkansızlıklardan şikayet ediyor.

Hatay Roman, Abdal ve Domlar Birliği Başkanı Veysel Toplar, 6 Şubat depreminde yaşadıkları ayrımcılığı şu sözlerle aktarıyor: “Evler yıkılmış, herkes soğukta kalmış… Bir çadır almak için gidenlere, ‘Nasıl olsa bunların evleri yıkılmadı, bunlara çadır vermeyin’ denildi.” Toplar, ekonomik krizin, geleneksel geçim kaynaklarını yok ettiğini ve gençlerin madde bağımlılığına itildiğini belirtiyor.

Abdal toplumu, geleneksel mesleklerini kaybetmenin yanı sıra, gençlerinin iş bulmada zorluk yaşadığını dile getiriyor. Hurdacılık ve davul-zurna gibi geçim kaynakları azalırken, gençler iş bulamayınca madde bağımlılığına yöneliyor. Birlik üyesi Mehmet Gizlenir, “Kırıkhan depremden sonra daha kötü oldu. Gençlerin yüzde 80-90’ı madde bağımlılığına düşmüş durumda” diyor.

Toplum üyeleri, geçmişten gelen kültürel kimliklerinin yok olduğunu ve ayrımcılığa maruz kaldıklarını ifade ederek, yetkililerden destek bekliyor. Gizlenir, “Bize bir imkan sağlasınlar, ekmeğimizi kazanmamıza izin versinler” diyerek çağrıda bulunuyor. Bu durum, Abdalların yaşam mücadelesinin yanı sıra, kimliklerini ve kültürel miraslarını koruma çabalarını da gözler önüne seriyor.

📌 ALEVİ GAZETESİ’NİN NOTU

Abdal toplumu, yoksulluk ve ayrımcılıkla mücadele ederken, bu süreçte yaşadıkları travmaların ve ayrımcılığın görmezden gelinmesi kabul edilemez. Ekonomik krizin gençleri madde bağımlılığına sürüklemesi, toplumun geleceğini tehdit ediyor. Alevi Gazetesi olarak, tüm mazlumların ve ezilenlerin yanında durarak, ayrımcılığın sona ermesi ve eşit haklar için mücadele eden Abdal toplumunun sesini duyurmayı sürdüreceğiz. Bu zorlu süreçte dayanışma ve adalet anlayışını korumak, hepimizin ortak sorumluluğudur.

— Alevi Gazetesi Editörü

Dersim Soykırımı anması için Mainzde etkinlik

Dersim Soykırımı’nın 89. yılı anısına Mainz’de bir anma etkinliği düzenlenecek. 2 Mayıs 2026 tarihinde saat 14.30’da Stadttheater Mainz’de gerçekleştirilecek bu etkinlik, Alevi kurumları ve demokratik kitle örgütleri tarafından organize ediliyor. Etkinliğin amacı, 1937-38 yıllarında yaşanan soykırımı anmak ve adalet talebini yükseltmek olarak belirlendi.

1937 yılında, Türk hükümetinin Bakanlar Kurulu kararıyla başlattığı “Tenkil, Tedip ve Tehcir” harekâtı neticesinde Dersim’de büyük bir yıkım yaşandı. On binlerce insan, kadın, çocuk ve yaşlı demeden katledildi; birçok kişi zorla göç ettirildi. Bu trajedi, Dersimliler için “Kara Gün” ve “Roza Şaye” olarak anılmaya devam ediyor. Ancak, yıllar geçmesine rağmen bu acılar dinmedi ve adalet talebi her geçen gün daha da güçleniyor.

Etkinlikte, katılımcılara insanlığa karşı işlenmiş bu suçu kınama ve katledilenlerin anısını yaşatma çağrısı yapılacak. Alevi ve Dersim kurumları, demokrasi ve insan hakları savunucularını etkinliğe davet ederek, birlikte güçlü bir ses çıkarma hedefindeler.

Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu, Demokratik Alevi Federasyonu, Avrupa Demokratik Dersim Birlikleri Federasyonu gibi birçok kurum bu anma etkinliğini destekliyor. Katılımcıların, katledilenlerin ruhuna saygı göstermek amacıyla yanlarında niyaz ve çerağ getirmeleri teşvik ediliyor.

📌 ALEVİ GAZETESİ’NİN NOTU

Dersim Soykırımı’nın anılması, geçmişte yaşanan acıların unutulmaması ve adalet talebinin güçlendirilmesi açısından büyük bir önem taşımaktadır. Bu etkinlik, Alevi toplumunun tarihine sahip çıkma ve insanlığa karşı işlenmiş suçları kınama konusunda kararlılığını ortaya koymaktadır. Tüm demokrasi ve insan hakları savunucularını bu anlamlı anmaya davet ederek, birlik ve dayanışma içinde güçlü bir ses çıkarma hedefi, toplumumuzun barış ve adalet arayışını desteklemektedir.

— Alevi Gazetesi Editörü

Alevi kurumları dayanışma için bir araya geldi

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Alevi kurum temsilcileriyle bir araya geldi. Görüşme, 8 Nisan 2026 tarihinde DEM Parti genel merkezinde gerçekleştirildi. Toplantıya Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) Genel Başkanı Hüseyin Mat, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe ve Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Saymanı Nurullah Esat Ünsal ile beraberindeki heyet katıldı.

Görüşmede, Alevi toplumu için ortak mücadele ve dayanışma vurgusu öne çıktı. Temsilciler, Alevi kimliğinin ve değerlerinin korunması gerektiğine dikkat çekti. Almanya’da düzenlenecek “Be Ona-Birlik Festivali” için Hüseyin Mat, Bakırhan’ı davet etti.

Bu buluşma, Alevi kurumları arasındaki iş birliğini güçlendirme ve toplumsal problemlere dair ortak çözümler geliştirme amacı taşımaktadır. Alevi kurumları, siyasi partilerle olan ilişkilerini güçlendirerek, topluluklarının hak ve özgürlüklerini savunmayı hedefliyor.

📌 ALEVİ GAZETESİ’NİN NOTU

Alevi kurumlarının dayanışma amacıyla bir araya gelmesi, toplumsal birlikteliğin ve ortak mücadelenin önemini bir kez daha gözler önüne serdi. Alevilik değerlerinin korunması ve toplumun haklarının savunulması gerektiği vurgusu, ayrımcılığa ve dışlamaya karşı duruşu pekiştiriyor. Bu tür buluşmalar, Alevi kimliğinin güçlenmesine ve toplumsal adalet arayışına katkı sunmaktadır.

— Alevi Gazetesi Editörü

Vartoda JES Projesine Karşı Miting Hazırlıkları Sürüyor

Muş’un Varto ilçesinde, 24 Nisan’da gerçekleştirilecek olan ‘JES’e Hayır’ mitingi için hazırlıklar sürüyor. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Cuma Erçe, mitinge katılım çağrısında bulunarak, Türkiye’nin dört bir yanındaki çevrecileri ve dostlarını Varto’daki direnişe destek vermeye davet etti. Bu miting, bölgedeki Jeotermal Enerji Santrali (JES) projesine karşı bir tepki olarak ortaya çıkıyor.

Varto’da Xwarik (Çallıdere) köyü sınırlarında inşa edilmesi planlanan JES, 16 köyü etkileyecek. Muş Valiliği İl Komisyon Başkanlığı’nın onay verdiği proje, bölgede hayvancılığa ve tarım alanlarına zarar vermesi bekleniyor. Ayrıca, yerel halk için kutsal kabul edilen ziyaretgahların da tehdit altında olduğu ifade ediliyor.

Cuma Erçe, iktidarın doğayı korumak yerine, yer altı ve yer üstü kaynaklarını emperyalist şirketlere peşkeş çektiğini vurgulayarak, doğaya sahip çıkan tüm canlılara selam durdu. Erçe, bu tahribatların sadece Varto ile sınırlı olmadığını, Türkiye’nin birçok bölgesinin benzer tehditlerle karşı karşıya olduğunu belirtti.

24 Nisan’daki mitinge katılacak olan Erçe, Vartoluların kendi yaşam alanlarına sahip çıkma iradesini desteklediklerini dile getirerek, “Varto’daki jeotermal santral girişimine ‘Hayır’ diyoruz” ifadelerini kullandı. Miting, bölgedeki çevre mücadelesinin bir parçası olarak önemli bir dayanışma etkinliği olmayı hedefliyor.

📌 ALEVİ GAZETESİ’NİN NOTU

Vartoda gerçekleştirilecek JESe Hayır mitingi, doğanın ve yerel halkın yaşam alanlarının korunması adına atılan önemli bir adım olarak öne çıkıyor. Alevilik inancının doğaya saygı ve koruma anlayışıyla örtüşen bu direniş, sadece Varto için değil, Bakurun birçok bölgesinde benzer tehditlere karşı bir örnek teşkil ediyor. Doğayı talan eden projelere karşı durmak, Alevi toplumu için vazgeçilmez bir sorumluluktur ve bu miting, ezilenlerin sesi olma yolunda atılan kararlı bir adım olarak değerlendirilmeli.

— Alevi Gazetesi Editörü

DAKME, Dersim Kültür Festivali İçin Ulaşım Düzenliyor

Almanya’da bulunan DAKME Dortmund Alevi Kültür Merkezi, 2026 yılında Frankfurt’ta gerçekleştirilecek Dersim Kültür Festivali’ne katılım için toplu ulaşım organizasyonu düzenleyeceğini açıkladı. Etkinlik, katılımcıların birlikte seyahat etmesini hedefliyor.

Festival yolculuğunun 6 Haziran 2026 tarihinde gerçekleştirileceği belirtilirken, katılımcıların sabah saatlerinde belirlenen noktadan hareket edeceği duyuruldu. DAKME önünden saat 07.30’da başlayacak olan yolculuk, festival alanına ulaşımı kolaylaştırmayı amaçlıyor.

Yetkililer, bu organizasyonun yalnızca ulaşım sağlamakla kalmayıp, aynı zamanda katılımcılar arasında dayanışma ve kültürel birlikteliği güçlendirmeyi de hedeflediğini ifade etti. Almanya’da yaşayan Dersimliler ve Alevi toplumu için kültür festivalleri, önemli buluşma fırsatları sunuyor.

Duyuruda, yolculuk için ayrılan kontenjanın sınırlı olduğu ve katılmak isteyenlerin erken rezervasyon yapması gerektiği vurgulandı. Organizatörler, yoğun bir talep beklediklerini belirterek, başvuruların en kısa sürede tamamlanmasının önemini dile getirdi.

Uzmanlar, yurt dışındaki topluluklar arasında organize edilen ortak yolculukların, kolektif kimliğin pekişmesine katkı sağladığını ve kültürel etkinliklere katılımı artırdığını belirtiyor. Bu tür organizasyonlar, hem kültürel mirasın yaşatılması hem de toplumsal bağların güçlendirilmesi açısından önemli bir rol oynuyor.

📌 ALEVİ GAZETESİ’NİN NOTU

DAKMEnin düzenlediği toplu ulaşım organizasyonu, Dersim Kültür Festivalinde bir araya gelerek dayanışma ve kültürel birlikteliği güçlendirmek için önemli bir adım. Almanyada yaşayan Dersimlilerin ve Alevi toplumunun, kültürel kimliklerini koruyarak bir arada yaşama iradesi, bu tür etkinliklerle pekişiyor. Ancak, sınırlı kontenjan ve yoğun talep, katılımcıların erken rezervasyon yapmasını zorunlu kılıyor; bu durum, dış basıncı ve ayrımcılığı aşmak için toplumsal dayanışmanın ne denli önemli olduğunu bir kez daha gösteriyor.

— Alevi Gazetesi Editörü

Romanların eşit yurttaşlık mücadelesine destek çağrısı!

Alevi Bektaşi Federasyonu, 8 Nisan Dünya Romanlar Günü dolayısıyla bir açıklama yayımlayarak Roman halkının eşit yurttaşlık mücadelesine dikkat çekti. Federasyon, Romanların tarih boyunca ayrımcılığa, dışlanmaya ve yok sayılmaya maruz kaldığını vurgulayarak, bu günün eşitsizliklere karşı mücadele simgesi olduğunu ifade etti.

Açıklamada, günümüzde Roman yurttaşların barınma, eğitim, sağlık ve istihdam gibi temel haklara erişimde ciddi sorunlar yaşadığı belirtildi. Yoksulluk, ayrımcılık ve ötekileştirme politikalarının Roman toplumunu derin adaletsizliklere ittiği kaydedildi.

Federasyon, hiçbir bireyin inancı, kimliği, dili ya da kültürü nedeniyle ayrımcılığa maruz kalmaması gerektiğini vurguladı. Romanlara yönelik dışlayıcı yaklaşımların insan hakları ve toplumsal barış açısından tehdit oluşturduğu belirtildi.

Alevi inancının “yetmiş iki millete bir nazarla bakma” öğretisine atıfta bulunularak, Roman halkının eşit, özgür ve onurlu bir yaşam mücadelesinin desteklendiği ifade edildi. Ayrımcılığa karşı dayanışmanın büyütülmesi ve eşit yurttaşlık temelinde bir arada yaşamanın savunulması gerektiği dile getirildi.

Federasyon, Roman yurttaşlara yönelik ayrımcılığa son verilmesi çağrısında bulunarak, Roman kültürü ve kimliğinin korunması, görünür kılınması ve saygı görmesi gerektiğini ifade etti. Eşitlik, adalet ve kardeşlik temellerinde ortak bir mücadelenin sürdürülmesi gerektiği vurgulandı.

📌 ALEVİ GAZETESİ’NİN NOTU

Alevi Bektaşi Federasyonunun Romanların eşit yurttaşlık mücadelesine dikkat çekmesi, ayrımcılığa ve dışlanmaya karşı duruşumuzun bir yansımasıdır. Tüm bireylerin temel haklara erişiminde eşitlik sağlanması, Alevilik inancının özüdür; bu nedenle Roman halkının onurlu yaşam mücadelesi desteklenmelidir. Ayrımcılığın son bulması, toplumsal barışın tesisi için elzemdir ve bu mücadelede dayanışma ruhu güçlendirilmelidir.

— Alevi Gazetesi Editörü

ABD ve İran arasında iki haftalık ateşkes sağlandı!

ABD ve İran arasında iki haftalık bir ateşkes anlaşması sağlandı. Anlaşma, Donald Trump’ın İran’a yönelik sert tehditlerinin ardından, Hürmüz Boğazı’nın güvenli geçişinin sağlanması karşılığında gerçekleşti. İran, bu anlaşmayı ABD baskısına karşı bir kazanım olarak tanıtırken, bazı Körfez ülkeleri İran kaynaklı füze ve İHA saldırılarına dair raporlar vermeye devam etti. Bu durum, bölgedeki mevcut gerilimin hala kırılgan olduğunu gösteriyor.

Ateşkesin duyurulmasının ardından petrol fiyatlarında dalgalanmalar yaşandı. Analistler, Hürmüz Boğazı üzerindeki risklerin tamamen ortadan kalkmadığına dikkat çekerek, piyasalarda belirsizliğin sürdüğünü ifade ediyor. Enerji şirketleri ve yatırımcılar, ateşkesin kalıcı olup olmayacağı konusunda temkinli bir tutum sergiliyor.

İsrail, ateşkesi desteklediklerini açıklasa da, Lübnan’daki İran bağlantılı unsurlara yönelik operasyonlara devam edeceğini belirtti. Bu durum, ateşkesin bölgesel ölçekte sınırlı bir anlaşma olduğunu ortaya koyuyor. Aynı zamanda, ateşkesin ilan edilmesine rağmen Ortadoğu genelinde askeri hareketlilik ve alarm durumunun sürdüğü bildiriliyor.

Washington Post’un haberine göre, ateşkesin arkasında yoğun diplomasi trafiği bulunuyor. Trump yönetimi, Hürmüz Boğazı’nın kesintisiz şekilde açık kalmasını sağlamak amacıyla bu adımı attı. Ancak, bu süreçte Trump’ın askeri çatışma riskine karşı gösterdiği yaklaşım, bazı yetkililer tarafından eleştiriliyor.

Uzmanlar, bu geçici ateşkesin kalıcı bir çözüm sağlamayacağını, aksine taraflara zaman kazandıran bir adım olduğunu vurguluyor. Tüm bu gelişmeler, dünya genelinde jeopolitik risklerin ve ekonomik belirsizliklerin arttığı bir dönemde yaşanıyor.

📌 ALEVİ GAZETESİ’NİN NOTU

ABD ve İran arasında sağlanan ateşkes, bölgedeki gerilimi azaltma çabası olarak görünse de, kalıcılığı konusunda ciddi kuşkular barındırıyor. Hürmüz Boğazı’nın güvenliği üzerine kurulu bu anlaşma, ayrımcılığın ve dış baskının hala etkili olduğu bir ortamda gerçekleştiği için, Alevi toplumunun adalet ve eşitlik arayışına hizmet etmiyor. Mazlumların sesi olmak adına, bu tür geçici çözümler yerine kalıcı barış ve diyalog yollarının önceliklendirilmesi gerektiğini unutmamalıyız.

— Alevi Gazetesi Editörü

FEDA ve DAKB: JES projeleri Alevi inancına saldırıdır!

Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) ve Demokratik Alevi Kadınlar Birliği (DAKB), Muş’un Varto ilçesinde hayata geçirilmek istenen jeotermal enerji santrali (JES) projesine karşı sert bir açıklama yaptı. Projenin, sadece bölgenin ekosistemini değil, Alevi inancına ait yaşam alanlarını da tehdit ettiğine dikkat çekildi. Açıklamada, bölge halkının bu tür projelere karşı uzun süredir direndiği vurgulandı.

FEDA ve DAKB, JES projelerinin Alevi halkının yaşadığı topraklarda gerçekleştirilmek istenmesinin tesadüf olmadığını belirtti. Açıklamada, bu girişimlerin yalnızca enerji yatırımı olarak değerlendirilemeyeceği, aynı zamanda doğa ve toplumsal değerlere yönelik sistematik bir müdahale olduğu ifade edildi. Projenin, tarım ve hayvancılıkla geçinen köylüler için su kaynaklarının kirlenmesi ve toprağın verimsizleşmesi gibi olumsuz sonuçlar doğuracağına dikkat çekildi.

Alevilik inancında doğanın kutsallığına vurgu yapan FEDA ve DAKB, dağ, taş, su ve toprağın insan ile doğa arasındaki bağı oluşturduğunu belirtti. Bu nedenle doğaya yönelik her müdahalenin inanca yönelik bir saldırı olarak değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi. Ayrıca, sondaj çalışmalarının fay hatları üzerinde gerçekleştirilmesinin deprem riskini artıracağı ve ekosistemin tahrip olmasının bölgedeki tüm canlı yaşamını tehdit edeceği ifade edildi.

FEDA ve DAKB, JES projelerine karşı 11 Nisan 2026’da Mersin’de ve 24 Nisan 2026’da Varto’da mitingler düzenleneceğini duyurarak, tüm doğa savunucuları ve Alevileri bu eylemlere katılmaya çağırdı. Açıklamada, “Suyuma, toprağıma, inancıma dokunma!” ifadesiyle dayanışma çağrısı yapıldı.

📌 ALEVİ GAZETESİ’NİN NOTU

FEDA ve DAKBnin JES projelerine yönelik sert açıklaması, inancımızın ve yaşam alanlarımızın tehdit altında olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor. Alevilik, doğanın kutsallığını savunurken, bu tür projelerin ekosisteme ve toplumsal değerlere yapacağı zarar, sadece bölge halkını değil, tüm Alevi toplumu için bir kayıptır. Doğaya yönelik her müdahale, inancımıza yapılan bir saldırıdır; bu yüzden bu tehditlere karşı durmak, bir zorunluluktur.

— Alevi Gazetesi Editörü

Alevilerin bilge insanı İsmail Elçioğlu Metin Kaçmaz

Almanya Alevi örgütlenmesinin kurucu emektarlarından, bilge insan sevgili İsmail Elçioğlu’nun ölüm yıldönümünde onunla ilgili bir yazıyı siz dostlarla paylaşmak, İsmail Abinin vermiş olduğu emeğe, çabaya karşı gösterilecek bir saygıdır. Alevi örgütlenmesinin değerlerini tanıttıgımız Değerlerimiz programında sevgili İsmail Elçioğlu’yla da röportaj yapmak için görüşüp Ankara Keçiören’deki evinde buluşmak için sözleşmiştik. Fakat sağlığının el vermemesi üzerine bu röportajı gerçekleştiremedik ama kendisine söz verdiğim gibi kendisini, emeklerini, çabasını tanıtan geniş tanıtım yazısını Degerlerimiz adıyla çıkarttığım kitabımda yayınladım, röportajı da Yol TV’de yayınladık.

Alevilerin bilge insanı İsmail Elçioğlu

Aslen Dersim kökenli, Derviş Cemal ocağına mensup olan İsmail Elçioğlu, ailesinin Sivas Gürüne yerleşmesiyle Sivas’da, daha sonra da Adana’ya göç etmeleriyle Adana’da yaşamaya başlar ve ilkokulu bu şehirde bitirir. Türkiye Birlik Partisi’nin kurulmasıyla beraber Adana bölgesinde örgütlenme çalışmalarında önderlik yapar. Hatta bu süreçte Doğan Kılıç tarafından çıkartılan ‘Ehlibeyt’ dergisinin Adana temsilciliğini ve dağıtımcılığını yapar.

Daha sonraki süreçte Ankara’ya taşınır ve burada yaşamaya başlar. Ankara’da başlatılan örgütsel çalışmalara, medya alanındaki çalışmalara aktif olarak katılır ve yazılar yazmaya başlar.

İsmail Elçioğlu 1972 yılları sonunda Almanya’nın Dilenburg şehrine gelerek yaşamaya, burada diğer kurucularla tanışıp ve örgütlenme çalışmalarında aktif rol almaya başlar. Sonraki süreçte Darmstadt şehrinin Grose Zimmer kasabasına taşınır. Yurtseverler Birliği örgütlenme çalışmaları sırasında Türkiye Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Timisi Almanya’ya gelir ve 45 gün boyunca örgütlenme çalışmalarına önderlik eder. Hatta bu kasabada yapılan ve Yurtseverler Birliği örgütlenmesinin önemli kararlarının alındığı ve 50’ye yakın insanın katıldığı üç günlük yatılı hafta sonu seminerinde katılımcılara verilecek yemekler İsmail Elçioğlu’nun evinde pişirilir salona getirilip misafirlere ikram edilir katılımcılar üç gün boyunca Elçioğlu’nun ve yakın bölgede yaşayan diğer insanların evlerinde misafir edilirler.

Üç gün süren bu toplantı sonucunda Yurtseverler Birliği Federasyonlaşma kararı alınır ve İsmail Elçioğlu örgütlenmenin Kültür ve Sanat Kurulu Başkanlığına getirilir. Kendisini bu süreçte yapılan toplantılarda, panellerde siyasi anlamda konuşmalarda ve açılan kitap standlarında kitapları okuyucuyla buluşturma sevdasında görürüz.

1980 yılında Türkiye’de yönetimi darbe ile ele geçiren Askeri Faşist Darbenin etkisiyle Türkiye Birlik Partisi diğer siyasi partiler gibi kapatılır onun yurt dışı örgütlenmesi olan Yurtseverler Birliği Federasyonu kendi fesih eder. . İşte bu süreçte yine yılmayan birkaç önemli insandan birisi de İsmail Elçioğlu’dur. 1987 yılında itibaren çıkartmış olduğu Ehlibeyt Dergisi vasıtasıyla Alevilerin bir araya gelerek örgütlenmesi için yazılar yazmaya başlar. 1988-1989 yıllarında Rüsselsheim, Gustavsburg, Frankfurt, Köln ve birçok şehirde Alevilerin bir araya gelmesi için toplantı çağrılarını Ehlibeyt Dergisi adına yapar. Bu toplantılarda köşesine çekilmiş insanların bir araya gelmesine tekrar Alevi ismiyle örgütlenmesine çalışırlar.

25 Kasım 1989 yılında Dortmund Alevi Kültür Merkezinde yapılan toplantıda Alevi Cemaatler Federasyonu (ACF) Müteşebbis Heyetinin oluşmasını gerçekleştirirler. Daha sonra 1990 yılında Alstheim’de bir araya gelen kurucular arasından yönetim kurulu oluşur. 1990-1992 yıllarında oluşan ACF yönetim kurulları içerisinde yerini alır. Bu süreçte Almanya ve Avrupa’da kurulan derneklerin kuruluşunda, derneklerin yaptıkları toplantı ve panellerde konuşan siyasi açıklamalarda bulunan önemli bir kaç isimden birisi olur.

Kendi doğruları konusunda yanlış gördüklerine karşı çıkar İsmail Elçioğlu. Tabii onun bu karşı çıkışları yönetimde yer alan bazı isimleri de rahatsız eder. Alevi Cemaatler Federasyonu’nda 1992 yılının sonlarına doğru 10 aylık başkanlık yapar ve daha sonra federasyon yönetim kurulunda yaşanılan sıkıntılar sonucunda başkanlık görevinden istifa etmek zorunda kalır. Zaten bu istifadan sonra da ACF 30-31 Ekim 1993 tarihinde Frankfurt Üniversitesi’nde yaptığı genel kurulla kendini fesh eder Avrupa Alevi Birlikleri Federasyonu ismiyle yeni bir anlayış, yeni bir vizyonla bir yönetim kadrosu oluşur. Bu sürece kadar sürekli örgütlenme içerisinde olan, siyasi düşünceleri, basın alanında katkılar sunan İsmail Elçioğlu bu süreçten sonra da elinden geldiği, çağrıldığı kadar toplantılara katılır düşünceleriyle katkı sunmaya çalışır.

Almanya’da emekli olduktan sonra bir ayağı Türkiye bir ayağı Almanya’da yaşamaya devam eder. Türkiye’de Dikmen semtinde kuruluş çalışmaları yapılan (şu an bitmiş ve faal olarak çalışmakta) Hacı Bektaş Vakfı’nda Ali Dogan’ın başkanlığı sürecinde oluşturulan Bilim Araştırma kuruluna girerek orada da Alevi örgütlenmesine desteklerini sunar.
Ankara’nın Keçiören semtinde yaşayan İsmail Elçioğlu hem yaşının ilerlemesi, hem de rahatsızlığı sonucunda son yıllarında Alevi hareketine fazla katkı sunamaz bu konuda rahatsız olduğunu dost sohbetlerinde anlatır. İşte yukarıda kısaca yaptıklarını, mücadelesinin sadece bir kısmını anlatmaya çalıştığım İsmail Elçioğlu yani herkesin İsmail abisi yazdıklarımdan kat be kat fazla emeğiyle mücadelenin ön saflarında yerini almasını bildi ve toplumun siyasi önderi olarak saygı gördü. Onun tek sitemi hatırlanmamaktı, özlemi de sevdiği dost sohbetleriydi. Ama ben eminim ki İsmail abi Alevi toplumunda hoş bir seda, bilge bir insan, bir emektar olarak her zaman yerini alacaktır.

Işıklar içinde uyu sevgili İsmail abi, yaptıklarınla, hatıralarınla sevdiklerinin yüreğinde yaşamaya devam ediyorsun.

Not:Değerlerimiz kitabımda İsnmail Elçioğlu ile ilgili yazmış olduğum geniş tanıtımdan kısa bir kesit kendisini seven dostlarıyla paylaşmak istedim
İsmail Elçioğlu, Ahmet Aydemir ve diğer Alevi örgütlenmesine emek vermiş büyüklerimizle ilgili geniş tanıtımlarını, vermiş oldukları emekleri aabfhistory.com sayfasında bulabilirsiniz.