Ana Sayfa Blog Sayfa 214

Biliga’da ağaç kıyımına tepki gösteren köylülere tehdit

Şırnex’in Silopiya ilçesine bağlı Biliga köyünde asker gözetiminde ağaç kesimi devam ediyor. Buna tepki gösteren köylüler ise ‘Köye girişleriniz yasaklanır’ şeklinde tehdit ediliyor

Kurdistan’da ağaç kıyımı devam ediyor. Şirnex’in (Şırnak) Besta, Cudî, Gabar ve Cilênimêja bölgelerinde askerlerin gözetiminde korucuların eliyle başlatılan ağaç kıyımı aylardır sürüyor.

Tepki gösteren köylülere tehdit

Ağaç kıyımının başladığı alanlardan biri de Silopiya ilçesine bağlı Biliga köyü. Jandarma tarafından “güvenlik” adı altında binlerce ağacın kesildiği köyde halk jandarmaya tepki gösterdi. Ağaç kesimine engel olmaya çalışan köylüler jandarma tarafından, “Zorluk çıkarırsanız köye girişlerinizi yasaklarız” şeklinde tehdit edildi.

Ağaçlar başka yere taşınıyor

Öte yandan Silopiya’nın Cudî eteklerinde bulunan Asuri köyü Hesana köyünde başlatılan ağaç kesimi sürüyor. Kesilen ağaçlar kamyonet kasalarına yüklenerek şehir dışına çıkarılıyor.

ŞIRNEX

#Biligada #ağaç #kıyımına #tepki #gösteren #köylülere #tehdit

AB’ye sığınma başvuruları 2022’de 1 milyonu buldu

Avrupa Birliği İltica Ajansı’nın, açıklamasına göre, AB’ye sığınma başvurusu yapanların sayısı 2022’de yüzde 53 artı ve bu sayıya Ukrayna’daki savaştan kaçan 4 milyon kişi dahil değil

Avrupa Birliği İltica Ajansı’nın (EUAA) salı günü yaptığı açıklamada 2022’de üye ülkelere yapılan sığınma başvurularının yaklaşık 1 milyon olduğu belirtildi.

Avrupa Birliği İltica Ajansı, geride bıraktığımız yılda sığınma başvurularının 996 bin olduğunu ve bunun 2021’e göre yüzde 53 daha fazla olduğunu kaydetti.

Alman haber kanalı DW’nin aktardığına göre; Suriye, Afganistan, Türkiye, Venezuela ve Kolombiya’dan gelenler sığınma başvurusunda bulunan en büyük gruplar arasında yer aldı.

Almanya, 244 bin ile en fazla başvuru alan ülke olurken; bu ülkeyi sırasıyla Fransa, İspanya, Avusturya ve İtalya takip etti.

Öte yandan Ukrayna’daki savaştan kaçan yaklaşık 4 milyon kişinin Avrupa Birliği’nde (AB) yaşadığı, bu kişilerin geçen yıl yapılan sığınma başvuruları sayısına dahil edilmediği kaydedildi. Ajans, sığınmacı sayısının, “Birçok ülkede halihazırda zor durumda olan kabul merkezleri üzerinde ciddi bir baskı yarattığını” belirtti.

AB’nin planı

Rapor, AB liderlerinin özellikle yasal bir yol olmaksızın Avrupa kıyılarına ulaşanlar için yeni bir göç planını tartıştığı bir dönemde geldi. Kısa bir süre önce, devletlerin belirli sayıda göçmeni kabul etmelerine ya da reddettikleri her kişi için 20 bin Euro’ya kadar ödeme yapmalarına izin veren bir plan üzerinde anlaşmıştı. Macaristan ve Polonya, plana itiraz etmiş; Macaristan Başbakanı Viktor Orban, geçen hafta devlet televizyonuna yaptığı açıklamada, planı uygulamayacaklarını söylemişti.

Almanya Başbakanı Olaf Scholz ise plana olan güvenini dile getirerek, planın üye ülkelere çeşitli seçenekler sunduğunu söyledi.

AB’nin planı, üye ülkelere sığınmacıları bekleme merkezlerinde aylarca tutabilmesi imkanı verdiği için eleştirilerek insan hakları ihlalinin yasalaşacak hali olarak değerlendiriliyor.

DIŞ HABERLER

#ABye #sığınma #başvuruları #2022de #milyonu #buldu

IHR Direktörü: İran idamlarla eylemleri bastırmak istiyor, dünya sessiz

İdamların arttığı İran’da yaşananlara dair değerlendirmelerde bulunan IHR Direktörü Amiry-Moghaddam, rejimin eylemleri bastırmak için idamları arttırdığını dile getirdi ve uluslarası kurumları ses çıkarmaya çağırdı

Halka yönelik ve baskı politikalarıyla sık sık gündeme ile İran’da 6 ayda en az 354 kişi idam edildi. İdam edilenlerin büyük kısmı ise geçen yıl katledile Kürt kadın Jîna Emînî’nin ardından başlayan eylemlere öncülük eden Kürtler ve Beluciler oldu.

İdam edilen çoğu Kürt ve Beluc

Verilere göre, şimdiye kadar en az 77 Kürt, en az 71 Beluci idam edildi. Yine İran rejiminin açıklamalarına göre, idam edilenlerin 206’sı uyuşturucuya bağlı suçlardan infaz edildi.

Mezopotamya Ajansı’ndan (MA) Berivan Kutlu’ya İran’daki idamları ve yargılanma sürecini değerlendiren Norveç merkezli İran İnsan Hakları Örgütü (IHR) Direktörü Amiry-Moghaddam, idamların eylemlerle arttığına vurgu yaparak, uluslarası kurumların ise sessiz kaldığını ifade etti.

İdamlar yüzde 36 arttı

Oslo Üniversitesi’nde profesör olan, aynı zamanda Nörobilim uzmanı Amiry-Moghaddam, yıllar önce rejim baskısı nedeniyle gitmek zorunda kaldığı Norveç’te 17 yıl önce İran İnsan Hakları Örgütü’nü kurarak, yaşanan hak ihlallerini raporlaştırdı. İran’daki idamların bir yıl öncesinin verilerine göre oldukça arttığına dikkat çeken Amiry-Moghaddam, “İdamlar, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 36’dan fazla artış gösteriyor ve aynı zamanda uyuşturucu bağlantılı infazların sayısında çarpıcı bir artışın olduğu da rakamlara yansıyor” diye belirtti.

Hem topluma hem eylemcilere gözdağı veriliyor

Rejimin idamlarla mesaj verdiğini belirten Amiry-Moghaddam, “Rejim bununla bir mesaj veriyor. İnsanlara, ‘Biz canınızı alabiliriz ve bunu yapıyoruz’ diyor. İran yargısı bağımsız bir yargı sistemi değildir. İran’daki baskıcı mekanizmanın bir parçası ve insanların çoğunun tutuklandıktan sonra avukata erişimleri yok, neredeyse herkes ölüm cezasına çarptırıldı ve idam edildi” şeklinde konuştu.

İdamlarla bir amacın da protestoları engellemek olduğunu belirten Amiry-Moghaddam, “İnfazlara devam etmelerinin sebebi, o cezanın toplumda korku yaymanın ve daha fazla protestoyu önlemenin en önemli aracı olmasıdır. Birkaç yıllık araştırmamızda şunu gördük; İran’daki infazların zamanlaması protestolarla paralellik gösteriyor. Siyasi olaylar başlayınca bu tarz idamlar devreye giriyor. Hiçbir totaliter sistem sonsuza kadar süremez, İran İslam Cumhuriyeti de totaliter bir sistemdir, sonsuza kadar hükmedemeyeceklerini de biliyorlar. Sadece baskıcı değiller, aynı zamanda insanların günlük sorunlarını çözmekten de acizler” dedi.

Uluslararası kurumlara çağrı

İran’ı “ölüm makinesine” benzeten Amiry-Moghaddam, “Uluslararası toplumun şimdiye kadarki tüm infazlara tepki vermemesiyle, bu yıl İran’da her gün bir ila iki kişi idam edildi ve bunun uluslararası toplum tarafından tolere edilmemesi gerektiğini düşünüyorum” diye vurguladı. Uluslararası kurumların ve kamuoyunun her infaza aynı şekilde yaklaşmadığını belirten Amiry-Moghaddam, “İranlı yetkililer şimdiye kadar 7 protestocuyu idam etti ve her infazda uluslararası toplum sert tepkiler gösterdi. Ancak yaklaşık 350 diğer infazlarda herhangi bir tepki almadı” dedi.

DIŞ HABERLER

 

#IHR #Direktörü #İran #idamlarla #eylemleri #bastırmak #istiyor #dünya #sessiz

Tehdit edilen kadın gazeteci saldırıya uğradı

Rusya’da tanınan muhalif gazetecilerden biri olan Elena Milaşina, Çeçenistan’da saldırıya uğradı

İnsan hakları örgütü Memorial açıklamasında; Elena Milaşina ve avukatın Çeçenistan Özerk Yönetimi lideri Ramazan Kadirov’a muhalif eski bir hakimin eşi olan Sarema Musayeva’nın davasında karar duruşmasını yerinde izlemek için Çeçenistan’ın başkenti Grozni’ye gittiği esnada aracı maskeli ve silahlı kişilerce durduruldu. Elena Milaşina’ya ait olan belgeler ve gazeteciye ait teknik ekipmana zarar verilirken, gazeteci ile yanındaki avukat şiddetli bir biçimde darp edildi. Gazetecinin bütün vücudunda ezikler bulunduğu ve birkaç kez bilinç kaybı yaşadığı belirtildi.

Tehdit edilmişti

Elena Milaşina, hükümete yönelik eleştirel haber yapan nadir medya kuruluşlarından olan Novoya Gazeta’ya dava hakkında kapsamlı haberler yapmış ve dosyalar hazırlamıştı. Gazeteci Elena Milaşina, 2020 yılında Çeçenistan Özerk Yönetimi lideri Ramazan Kadirov tarafından, korona pandemisiyle mücadelede alınan sert tedbirler hakkında yaptığı eleştirel bir haberden sonra ölümle tehdit edilmişti.

Kaynak: NuJinha

 

 

 

 

#Tehdit #edilen #kadın #gazeteci #saldırıya #uğradı

Halk AKP’li Tuşba Belediyesine isyan etti: Kentimiz pislik içinde

AKP’li Tuşba Belediyesi’nin sorumluluk alanında olan ve Wan Gölü kıyısında bulunan park, bakımsızlık nedeniyle çöplüğe dönüştü. Yurttaşlar, ‘Kentimiz pislik içinde’ diyerek yetkililere seslendi

Wan’ın merkez Tuşba ilçesinde 2018 yılında “Büyük hizmet” adı altında açılışı yapılan “15 Temmuz Şehitleri Parkı”, bakımsızlıktan çöplük yuvasına dönüştü. Tuşba Belediyesi Park ve Bahçeler Müdürlüğü ile Doğu Anadolu Projesi Bölge Kalkınma İdaresi tarafından 90 dönümlük alanda 9 milyon TL’ye mal olan bir park yapıldı. “İskele Sahil Rekreasyon 1. Etap Projesi” kapsamında yapılan parkın girişine İstanbul Köprüsü’nün maketi yapılarak, “15 Temmuz Şehitler Parkı” ismi verildi.

Yurttaşlar yetkililere seslendi

Parkın içinde yapılan çardaklar, banklar, çocuk oyun alanları, çimenler ve sahil kısmında biriken çöpler, hem görsel kirlilik yaratıyor hem de hastalıkların yayılmasına neden oluyor. Mezopotamya Ajansı’na konuşan yurttaşlar, parkın çöp içerisinde olduğuna dikkat çekerek, yetkililere seslendi.

‘Kentimiz pislik içinde’

“Buradaki pislik bizim rezilliğimizdir” diyen Ömer Şengüller, parkın görüntüsünün kent için çok kötü bir imaj yarattığını söyledi. Belediyenin parka sahip çıkmadığını ifade eden Şengüler, “Buralar cennet gibi bir yer. Suyun kenarında güzel bir yer ama pislikten dolayı gelemiyoruz. Buralıyım ama iş için Eskişehir’de yaşıyorum. Eskişehir’de bir parkı asla böyle göremezsiniz. Oradaki parklara gidince dinleniyor ve mutlu oluyorsun. Her parkın temizliğinden sorumlu çalışanları var. 10 gündür buradayım, daha bu parkta çalışan kimseyi görmedim. Kentimiz pislik içerisinde” diye konuştu.

‘Parklar denetimsiz ve bakımsız’

Parkın yapıldığı günden beri denetimsiz ve bakımsız olduğunu dile getiren Emir Görüş ise, “5-6 yıldır bu parktaki kirlilik devam ediyor. Bugüne kadar hiç el atılmadı. Eğer belediye burayı temizleseydi, bu park o kadar çöp içinde olmazdı. En kısa sürede buranın denetlenmesi ve gerekli temizliğin yapılması gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Parkın içerisinde olduğu durumun hem kentte yaşayanlar için hem de farklı kentlerden Wan’ı ziyaret edenler için çok kötü bir görüntü yarattığına değinen Görüş, “Bu görüntü bizler çok rahatsız ediyor. Farklı kentlerden insanlar buraları gezmeye, görmeye geliyor. Fakat bu kirli manzara ile karşılaşıyorlar. Buraların temiz olmasını ve dışardan gelen misafirlerimizin burayı temiz görmesini istiyoruz ama maalesef bu parkta sadece ‘çocuk kayboldu’ anonsu var. Onun dışında hiçbir şey yok” şeklinde konuştu.

Parkın belediye tarafından kaderine terk edildiğini anlatan Ali Çalışkan da, “Sahilimiz çok güzel ama park çok kirlidir. Burada denetleme ve temizlik yok. İnsanlar buraya ailece geliyor, çöpünü bırakıp gidiyor ama belediye de temizlemiyor. Burada bir gün olsun bir belediye temizlik görevlisini görmedim” dedi.

WAN

#Halk #AKPli #Tuşba #Belediyesine #isyan #etti #Kentimiz #pislik #içinde

Gazeteci Sedat Yılmaz için AYM’ye başvuru

MLSA Hukuk Birimi, tutuklanan MA Editörü Sedat Yılmaz adına Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu

Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA) Hukuk Birimi, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın başlattığı soruşturma çerçevesinde Nisan ayında Amed’de gözaltına alınan ve 3 Mayıs’ta “örgütü üyeliği” iddiasıyla tutuklanan Mezopotamya Ajansı (MA) editörü Sedat Yılmaz adına Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) dün başvuruda bulundu.

Başvuruda, gazeteciliği doğrudan ilgilendiren bir ifade özgürlüğü davası olduğu belirtilerek, ivedilikle ve öncelikli olarak incelenmesi istendi. Yılmaz’ın gözaltı işlemlerinde Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) ile getirilen “işkence ve kötü muamele” yasağının ihlal edildiği belirtilen başvuruda, Yılmaz’ın Amed’den Ankara’ya teslim edildiğinde uğradığı saldırıya yer verildi.

Ne olmuştu?

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın başlattığı bir soruşturma gerekçe gösterilerek, 15 ayrı kentte evlere düzenlenen baskınlarda 29 Nisan’da Diyarbakır’da gözaltına alınan Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) Eşbaşkanı Dicle Müftüoğlu, Mezopotamya Ajansı (MA) editörü Sedat Yılmaz ve eşi Selma Yılmaz ile İstanbul’da gözaltına alınan Sedat Yılmaz’ın kardeşi Filiz Yılmaz Ankara’ya getirilmişti.
Dosyaya getirilen 24 saatlik avukat görüş kısıtlamasının ardından avukatlarıyla görüşen Yılmaz ve Müftüoğlu, Ankara’ya otobüsle getirilirken 15 saat boyunca kelepçe ile tutulduklarını, 24 saat boyunca da aç bırakıldıklarını söylemişti.

Yılmaz, Sincan 2 Nolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’nde tutulurken, DFG Eşbaşkanı Dicle Müftüoğlu ise Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutuluyor.

AMED

#Gazeteci #Sedat #Yılmaz #için #AYMye #başvuru

Çiftyürek: Tecrit konusunda Adalet Bakanlığı açıklama yapmalı

Yeşil Sol Parti Wan Milletvekili Sinan Çiftyürek, Adalet Bakanlığı’nı İmralı tecridine ilişkin açıklama yapmaya çağırdı

Yeşil Sol Parti Wan Milletvekili Sinan Çiftyürek, PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki haksız ve hukuksuz tecridin bir an önce sona erdirilmesi gerektiğini söyledi.

ANF’ye konuşan Çiftyürek, yasal hakkı olmasına rağmen avukatları ve ailesiyle görüştürülmeyen Abdullah Öcalan’ın tecrit altında tutulduğunu belirterek, hükümetin açıklama gereği bile duymadığını söyledi.

Sadece birkaç ayda bir “Disiplin cezası verildi” denildiğini, bunun da gerçekçi olmadığını belirten Çiftyürek, “Tecrit içinde tecrit uygulanıyorsa bunu ailesine ve avukatlarına açıklamak zorundalar ama söylemiyorlar” dedi.

Öcalan, ailesi ve avukatlarıyla görüşme hakkına sahiptir

“Hükümet ne yapmak istiyor, tecritte ısrar niyedir?” diye soran Çiftyürek, hükümetin, bu tecridi toplumu germe aracı olarak kullandığını, gerektiğinde toplum tecrit nedeniyle gerildiğini, bundan medet umduğunu söyledi.

Öcalan ve diğer tutukluların ailesine, avukatlarına ve onların aracılığıyla görüşlerini öğrenmek isteyen kamuoyuna mağduriyet yaşatıldığına dikkat çeken Çiftyürek, “Bir siyasetçinin içeride olsa da dışarıdaki siyasetini takip etmesi gerekiyor. Bu tecrit bütün kamuoyunu ilgilendiriyor. Bu haksız hukuksuz tecridin bir an önce sona erdirilmesi gerekiyor. Adalet Bakanı tecridin nedenini kamuoyuna açıklamalıdır. Öcalan, ailesi ve avukatlarıyla görüşme hakkına sahiptir. Adalet Bakanlığını bu açıdan bir açıklama yapmaya çağırıyoruz” diye konuştu.

HABER MERKEZİ

#Çiftyürek #Tecrit #konusunda #Adalet #Bakanlığı #açıklama #yapmalı

Afganistan’da kadın aktiviste gözaltında tecavüz

Afganistan’da geçen yıl gözaltına alınan kadın hakları aktivisti Elaha Delawarzai, Taliban İçişleri Bakanlığı eski Sözcüsü Kari Saeed Khosti’nin kendisine tecavüze ettiğini ve köle olarak kullanmaya zorladığını açıkladı

Afganistan’ın yönetimini 2021 yılında ele geçiren Taliban’ın kadınlara yönelik saldırı ve baskıları devam ediyor. Geçtiğimiz yıl Kasım ayında bir eylemden sonra gözaltına alınan Kadın Hakları Aktivisti Elaha Delawarzai, gözaltında tecavüze uğradığını açıkladı.

Tecavüzden sora beni zorla evlendirdi

Sanal medya hesaplarından konuya ilişkin açıklama yapan Delawarzai paylaşımında şu sözleri dile getirdi: “Ben cesaret tanrıçasıyım. Taliban İçişleri Bakanlığı eski sözcüsü ve Hakkani Ağı yetimhanelerinin şu an ki başkanı Kari Saeed Khosti, tecavüzden sonra beni zorla evlendirdi, işkence yaptı, dövdü ve en kötü şekilde tehdit etti. Onun kölesi olmak istemedim ama Taliban sesimi susturmak için beni hapse attı. Kasım 2022’den Nisan 2023’e kadar Taliban 40. Müdürlüğü İstihbarat Hapishanesi’nde bana işkence yaptı ve elektrik verdi ve beni zorla itirafa zorladı. Taliban üyeleri ve komutanları, iktidarı ele geçirdikleri 15 Ağustos 2021’den sonra binlerce kadın ve kızı zorla evlendiriyor. Ve kadınlar en kötü şekilde eziliyor. Taliban zalim kanunlarını sadece savunmasız Afganistan halkına uyguluyor ve Taliban komutanlarına herhangi bir ceza verilmiyor. Ancak dünya hala kırmızı halıyı Taliban’ın ayaklarının altına seriyor.”

DIŞ HABERLER

#Afganistanda #kadın #aktiviste #gözaltında #tecavüz

İdare tutukluya verdiği Newroz kartını hapis gerekçesi yaptı!

Afyonkarahisar 1 Nolu T Tipi Cezaevi’nde tutulan hasta tutuklu Selman Esmer’e, tahliyesine kısa bir süre kala, kendisine gönderilen ve idare tarafından okunduktan sonra verilen Newroz kartı gerekçe gösterilerek 10 ay ceza verildi

Ayrımcı bir politikaya dönüştürülen infaz yakmalar ile onlar tutuklunun tahliyeleri absürt gerekçelerle erteleniyor. Onlardan biri olan ve Afyonkarahisar 1 Nolu T Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutulan hasta tutuklu Selman Esmer’e de tahliyesine 13 ay kala Newroz kartı gerekçesiyle 10 ay ceza verildi.

Hem hücre cezası hem de hapis cezası

29 yıldır tutuklu bulunan Esmer hakkında, kendisine gönderilen Newroz kartında “Newroz pîroz be!” yazılı olduğu gerekçesiyle Cezaevi Disiplin Kurulu tarafından 3 günlük hücre cezası verildi ve adli soruşturma başlatıldı. Hücre cezasına yapılan itirazın Afyonkarahisar Ağır Ceza Mahkemesi’nce kabul edilmesiyle hücre cezası kaldırıldı.

Nerwoz kartı örgüt sembolü sayıldı

Ancak Esmer hakkında hazırlanan iddianamede, koğuşta yapılan aramada cezaevi idaresi tarafından kontrol edildikten sonra kendisine verilen “Newroz pîroz be!” yazılı kartpostala yer verilerek, Esmer hakkında, “Suç örgütlerini temsil eden resim, pankart, sembol vb. malzemeleri bulundurma” gerekçesiyle Afyonkarahisar 3. Asliye Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı. Davanın ilk duruşması geçtiğimi yıl 2 Haziran 2022’de görüldü ve Esmer’e 10 ay hapis cezası verildi.

Kartı idarenin denetiminde verildi

Mahkemede savunma yapan Esmer, kartpostalın posta yolu ile geldiğini ve hatıra diye yanında tuttuğunu belirterek, “İnfaz hakimliği yaptığım itirazı reddetse de, ağır ceza lehime karar vermiştir. Bu durumu idarenin baskı altına alma durumu olarak görmekteyim. İyi halli olmama gibi hususları benim infaz kurumunda sicilimde bulunması bu durumla sağlanmak istenmektedir. Kartpostal idare tarafından verilmiştir” dedi.

Mahkeme heyeti ise gerekçesinde Esmer’in disiplin cezasına dair yargı yoluyla kazandığı lehte kararını incelemezken, Esmer’in bahsettiği yargı kararına dair sözlerini de “suçtan kurtulmaya dönük beyan” olarak değerlendirdi. Karara dair itirazı değerlendiren Konya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesi de 9 Eylül 2022’de verilen 10 ay hapis cezasını onayarak, itirazı reddetti. Bununla birlikte verilen ceza da kesinleşmiş oldu.

‘Şartlı tahliyeyi’ engellemek istediler

Aynı zamanda hasta tutuklu olan Esmer’in tedavilerinin de engellendiği belirten bayramda ziyaretine giden kardeşi Davut Esmer, ağabeyinin tedavisinin yapılmadığını, tahliyesinin engellenmesi içinde çeşitli gerekçe üretildiğini söyledi. Ağabeyine dışarıdan gelen Newroz kartı nedeniyle verilen cezayı, “şartlı tahliye” hakkından faydalanmasını engelleme olarak değerlendiren Esmer, “Abim 29 senedir cezaevinde. Cezasının bitmesine 13 ay kalmıştı. 10 ay daha cezasına eklendi. Abim dışında şartlı tahliye hakkı engellenen 31 yıldır cezaevinde olan Şevket Bilici ve 32 yıldır cezaevinde olan Dijwar Ebdo İsmail var” diye aktardı.

Ameliyatının sadece yüzde 60’ı yapıldı

Ağabeyinin 6 Mart’ta da prostat ameliyatı olmak üzere hastaneye götürüldüğünü ancak ameliyattan sonra sadece bir gün müşahede altında tutulduğunu ve tekrar cezaevine götürüldüğünü aktaran Esmer sağlık durumuna dair şu bilgileri verid: “Sondanın çıkarıldığı gün acılar içinde kalmış, idrarını yapmamış ve böbreklerinin şiştiğini hissetmiştir. O gece acile gitmek zorunda kalmış ve sonra tekrar sonda takılmıştır. Sevki yapılıp hastaneye götürüldüğünde ameliyatı yapan doktor tarafından ‘Biz ameliyatı tam yapamadık, ancak yüzde 60’ını yapabildik. Makine bozulduğundan ameliyatta hedeflediğimiz yüzde 75’i yapamadık’ denilmiştir. Bu durumu ancak ameliyatından bir hafta sonra öğrenebilmiştir. İkinci kez ameliyat olması gerektiğinden, tekrar 13 Nisan’da ameliyat edilmiştir. Ameliyat sonrasında takılan sonda çıkarılmış ve yaklaşık 2 haftadır hala durumu belirsizliğini korumaktadır ve gözlem altındadır”

Ağabeyinin vücudunda sondadan kaynaklı yaraların bulunduğunu belirten Esmer, abisinin tahliyesini istedi.

Haber: Fethi Balaman / MA

#İdare #tutukluya #verdiği #Newroz #kartını #hapis #gerekçesi #yaptı

Madde bağımlılığı artıyor: Polis müdahale etmiyor, hastane randevu vermiyor

Madde bağımlılığın artış yaşandığı Kadifekale’de yurttaşlar, ‘Her adım başı polis ve bekçilerin olduğunu ama müdahale etmediklerini, uyuşturucu tedavisi almak isteyenlere hastanenin randevu vermediğini’ belirttiler

Avrupa Uyuşturucu ve Uyuşturucu Bağımlılığı İzleme Merkezi’nin (EMCDDA), 60 ülkede atık suda metamfetamin incelemesinin sonuçlarının yer aldığı rapor 26 Mayıs’ta yayımlandı. Rapora göre, 2021 ile 2022 arasında madde kullanımın yükseldiği ülkeler arasında Türkiye 4’üncü sırada yer aldı. Birleşmiş Milletler Uluslararası Uyuşturucu ve Suç Ofisi’nin (UNODC) 26 Haziran tarihli Dünya Uyuşturucu Raporu’nda ise son 10 yılda dünyada uyuşturucu kullanımının yüzde 23 arttığına dikkat çekildi. 2021 yılı dünya genelinde 15-64 yaş aralığındaki her 17 kişiden birinin madde bağımlısı olduğu tespitine yer verildi.

Madde bağımlılığının arttığı Türkiye’de ise 4 milyon 462 bin nüfusu olan İzmir, madde bağımlılığının en yaygın olduğu kentlerinden biri oldu. Kentin Konak ilçesi ve Çimentepe semti ve Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı Kadifekale’de madde bağımlığında yaşanan artış dikkat çekiyor.

‘Evimizin önünde içiyorlar, müdahale edemiyoruz’

Mezopotamya Ajansı’ndan Delal Akyüz’e konuşan Konak’a bağlı Çimentepe Mahallesi’nde yaşayan yurttaşlar, madde bağımlılığının arttığını belirterek, buna karşı müdahalenin de olmadığını söyledi. Mahalleli yurttaşlardan Şehmus Akın, madde bağımlılarının hem kendilerine hem de ailelerine zarar verdiğini ifade ederek, “Evimin önünde içiyorlar. Bir şey dediğimiz zaman kaba şiddete başvuruyorlar. Müdahale edemiyoruz. Polisi arıyoruz, 5 saat sonra geliyorlar ya da yalan haber diyorlar. Sokakta adım başı polis, bekçi var ama müdahale etmiyor. Mahalleden gitmek için 2 aydır ev arıyorum. Sivil toplum örgütleri, devletin kurumları, herkes kendine düşen görevi yapmalı. Yoksa ülke çok kötü bir yere doğru gidiyor” dedi.

‘Her sokak başında uyuşturucu satıcısı’

Kıraathane işleten Fersen Aydın, işyerinin önünde her gün gençlerin madde kullandığını söyleyerek, her sokak başında uyuşturucu satıcılarının olduğunu aktardı. Aydın, oğlunun da madde bağımlısı olduğunu belirterek, “Oğlumu hastaneye götürüyorum, 6 ay sonraya randevu veriyorlar. Hastaneye yatırmalarını istiyorum, yatırmıyorlar. Polisi arıyorum, oğlumun cebinden uyuşturucu çıkıyor ama oğlumu götürmüyorlar. Bu çocuk sokakta sürünüp millete zarar veriyor. Evde huzurum kalmadı. Sabah akşam kavga ediyoruz. Ailemin psikolojisi bozuldu, ben bu çocukla nasıl baş edeceğim?” şeklinde yaşadıklarını anlattı.

‘Kimse sahip çıkmıyor’

Çocuğunu madde bağımlılığından kurtarmak istediğini dile getiren Aydın, “Benim içim yanıyor, başkasının içinin yanmasını istemiyorum. Her gün uyuşturucu kullananları görüyorum. Polis gelsin buraya, 50 tane kullanıcıyı bulurlar. Devlet, polis nerede? Hiçbirini görmüyorum. Her ailede bir insan uyuşturucu bağımlısı olmuş. Elimizi vicdanımıza koyalım, bu insanlara sahip çıkalım, kimse sahip çıkmıyor” diye belirtti.

‘Korkuyla yaşıyoruz’

Elfetin Kol ise çocuklarını markete gönderemeyecek duruma geldiğini ifade ederek, “Uyuşturucuya karşı bir şeylerin yapılması lazım. Küçük çocukların cebi uyuşturucu ile dolu. Uyuşturucuya karşı önlem alınmalı. Halk bir şeyler yapmaya çalışıyor ama olmuyor. Uyuşturucudan herkes zarar görüyor” diye konuştu.

Madde kullanımının artığına dikkat çeken bir diğer yurttaş Mahmut Çakar ise, şunları söyledi: “Son dönemlerde baya arttı. Artık ne yapacağımızı bilmiyoruz. Mahallemizde huzurlu bir şekilde yaşamak istiyoruz. Çoluk çocuğumuzu işe gönderemiyoruz. Bağımlı olmaları korkusuyla yaşıyoruz.”

‘Özel savaş politikası’

Mahallede insanların artık rahat bir şekilde sokağa çıkamadığını söyleyen Zeyni Yüksel ise, uyuşturucu kullanımının önüne geçilmesi gerektiğini vurguladı. Uyuşturucu kullanımının halkın değerlerine zarar verdiğini dile getiren Yüksel, “Özellikle Kürt gençlerinin üzerinde yürütülen özel savaş politikaları var. Bunu kabul etmiyoruz. Halk bulunduğu her sokakta buna tepki göstersin. Mahallede artık annelerimizin sokakta oturma özlemini yaşıyoruz. Uyuşturucuya karşı birlik olup, uyuşturucunun satılmasını engellememiz gerekiyor” dedi.

İZMİR

 

 

#Madde #bağımlılığı #artıyor #Polis #müdahale #etmiyor #hastane #randevu #vermiyor