Ana Sayfa Blog Sayfa 217

Afganistan’da kadın aktiviste gözaltında tecavüz

Afganistan’da geçen yıl gözaltına alınan kadın hakları aktivisti Elaha Delawarzai, Taliban İçişleri Bakanlığı eski Sözcüsü Kari Saeed Khosti’nin kendisine tecavüze ettiğini ve köle olarak kullanmaya zorladığını açıkladı

Afganistan’ın yönetimini 2021 yılında ele geçiren Taliban’ın kadınlara yönelik saldırı ve baskıları devam ediyor. Geçtiğimiz yıl Kasım ayında bir eylemden sonra gözaltına alınan Kadın Hakları Aktivisti Elaha Delawarzai, gözaltında tecavüze uğradığını açıkladı.

Tecavüzden sora beni zorla evlendirdi

Sanal medya hesaplarından konuya ilişkin açıklama yapan Delawarzai paylaşımında şu sözleri dile getirdi: “Ben cesaret tanrıçasıyım. Taliban İçişleri Bakanlığı eski sözcüsü ve Hakkani Ağı yetimhanelerinin şu an ki başkanı Kari Saeed Khosti, tecavüzden sonra beni zorla evlendirdi, işkence yaptı, dövdü ve en kötü şekilde tehdit etti. Onun kölesi olmak istemedim ama Taliban sesimi susturmak için beni hapse attı. Kasım 2022’den Nisan 2023’e kadar Taliban 40. Müdürlüğü İstihbarat Hapishanesi’nde bana işkence yaptı ve elektrik verdi ve beni zorla itirafa zorladı. Taliban üyeleri ve komutanları, iktidarı ele geçirdikleri 15 Ağustos 2021’den sonra binlerce kadın ve kızı zorla evlendiriyor. Ve kadınlar en kötü şekilde eziliyor. Taliban zalim kanunlarını sadece savunmasız Afganistan halkına uyguluyor ve Taliban komutanlarına herhangi bir ceza verilmiyor. Ancak dünya hala kırmızı halıyı Taliban’ın ayaklarının altına seriyor.”

DIŞ HABERLER

#Afganistanda #kadın #aktiviste #gözaltında #tecavüz

İdare tutukluya verdiği Newroz kartını hapis gerekçesi yaptı!

Afyonkarahisar 1 Nolu T Tipi Cezaevi’nde tutulan hasta tutuklu Selman Esmer’e, tahliyesine kısa bir süre kala, kendisine gönderilen ve idare tarafından okunduktan sonra verilen Newroz kartı gerekçe gösterilerek 10 ay ceza verildi

Ayrımcı bir politikaya dönüştürülen infaz yakmalar ile onlar tutuklunun tahliyeleri absürt gerekçelerle erteleniyor. Onlardan biri olan ve Afyonkarahisar 1 Nolu T Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutulan hasta tutuklu Selman Esmer’e de tahliyesine 13 ay kala Newroz kartı gerekçesiyle 10 ay ceza verildi.

Hem hücre cezası hem de hapis cezası

29 yıldır tutuklu bulunan Esmer hakkında, kendisine gönderilen Newroz kartında “Newroz pîroz be!” yazılı olduğu gerekçesiyle Cezaevi Disiplin Kurulu tarafından 3 günlük hücre cezası verildi ve adli soruşturma başlatıldı. Hücre cezasına yapılan itirazın Afyonkarahisar Ağır Ceza Mahkemesi’nce kabul edilmesiyle hücre cezası kaldırıldı.

Nerwoz kartı örgüt sembolü sayıldı

Ancak Esmer hakkında hazırlanan iddianamede, koğuşta yapılan aramada cezaevi idaresi tarafından kontrol edildikten sonra kendisine verilen “Newroz pîroz be!” yazılı kartpostala yer verilerek, Esmer hakkında, “Suç örgütlerini temsil eden resim, pankart, sembol vb. malzemeleri bulundurma” gerekçesiyle Afyonkarahisar 3. Asliye Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı. Davanın ilk duruşması geçtiğimi yıl 2 Haziran 2022’de görüldü ve Esmer’e 10 ay hapis cezası verildi.

Kartı idarenin denetiminde verildi

Mahkemede savunma yapan Esmer, kartpostalın posta yolu ile geldiğini ve hatıra diye yanında tuttuğunu belirterek, “İnfaz hakimliği yaptığım itirazı reddetse de, ağır ceza lehime karar vermiştir. Bu durumu idarenin baskı altına alma durumu olarak görmekteyim. İyi halli olmama gibi hususları benim infaz kurumunda sicilimde bulunması bu durumla sağlanmak istenmektedir. Kartpostal idare tarafından verilmiştir” dedi.

Mahkeme heyeti ise gerekçesinde Esmer’in disiplin cezasına dair yargı yoluyla kazandığı lehte kararını incelemezken, Esmer’in bahsettiği yargı kararına dair sözlerini de “suçtan kurtulmaya dönük beyan” olarak değerlendirdi. Karara dair itirazı değerlendiren Konya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesi de 9 Eylül 2022’de verilen 10 ay hapis cezasını onayarak, itirazı reddetti. Bununla birlikte verilen ceza da kesinleşmiş oldu.

‘Şartlı tahliyeyi’ engellemek istediler

Aynı zamanda hasta tutuklu olan Esmer’in tedavilerinin de engellendiği belirten bayramda ziyaretine giden kardeşi Davut Esmer, ağabeyinin tedavisinin yapılmadığını, tahliyesinin engellenmesi içinde çeşitli gerekçe üretildiğini söyledi. Ağabeyine dışarıdan gelen Newroz kartı nedeniyle verilen cezayı, “şartlı tahliye” hakkından faydalanmasını engelleme olarak değerlendiren Esmer, “Abim 29 senedir cezaevinde. Cezasının bitmesine 13 ay kalmıştı. 10 ay daha cezasına eklendi. Abim dışında şartlı tahliye hakkı engellenen 31 yıldır cezaevinde olan Şevket Bilici ve 32 yıldır cezaevinde olan Dijwar Ebdo İsmail var” diye aktardı.

Ameliyatının sadece yüzde 60’ı yapıldı

Ağabeyinin 6 Mart’ta da prostat ameliyatı olmak üzere hastaneye götürüldüğünü ancak ameliyattan sonra sadece bir gün müşahede altında tutulduğunu ve tekrar cezaevine götürüldüğünü aktaran Esmer sağlık durumuna dair şu bilgileri verid: “Sondanın çıkarıldığı gün acılar içinde kalmış, idrarını yapmamış ve böbreklerinin şiştiğini hissetmiştir. O gece acile gitmek zorunda kalmış ve sonra tekrar sonda takılmıştır. Sevki yapılıp hastaneye götürüldüğünde ameliyatı yapan doktor tarafından ‘Biz ameliyatı tam yapamadık, ancak yüzde 60’ını yapabildik. Makine bozulduğundan ameliyatta hedeflediğimiz yüzde 75’i yapamadık’ denilmiştir. Bu durumu ancak ameliyatından bir hafta sonra öğrenebilmiştir. İkinci kez ameliyat olması gerektiğinden, tekrar 13 Nisan’da ameliyat edilmiştir. Ameliyat sonrasında takılan sonda çıkarılmış ve yaklaşık 2 haftadır hala durumu belirsizliğini korumaktadır ve gözlem altındadır”

Ağabeyinin vücudunda sondadan kaynaklı yaraların bulunduğunu belirten Esmer, abisinin tahliyesini istedi.

Haber: Fethi Balaman / MA

#İdare #tutukluya #verdiği #Newroz #kartını #hapis #gerekçesi #yaptı

Madde bağımlılığı artıyor: Polis müdahale etmiyor, hastane randevu vermiyor

Madde bağımlılığın artış yaşandığı Kadifekale’de yurttaşlar, ‘Her adım başı polis ve bekçilerin olduğunu ama müdahale etmediklerini, uyuşturucu tedavisi almak isteyenlere hastanenin randevu vermediğini’ belirttiler

Avrupa Uyuşturucu ve Uyuşturucu Bağımlılığı İzleme Merkezi’nin (EMCDDA), 60 ülkede atık suda metamfetamin incelemesinin sonuçlarının yer aldığı rapor 26 Mayıs’ta yayımlandı. Rapora göre, 2021 ile 2022 arasında madde kullanımın yükseldiği ülkeler arasında Türkiye 4’üncü sırada yer aldı. Birleşmiş Milletler Uluslararası Uyuşturucu ve Suç Ofisi’nin (UNODC) 26 Haziran tarihli Dünya Uyuşturucu Raporu’nda ise son 10 yılda dünyada uyuşturucu kullanımının yüzde 23 arttığına dikkat çekildi. 2021 yılı dünya genelinde 15-64 yaş aralığındaki her 17 kişiden birinin madde bağımlısı olduğu tespitine yer verildi.

Madde bağımlılığının arttığı Türkiye’de ise 4 milyon 462 bin nüfusu olan İzmir, madde bağımlılığının en yaygın olduğu kentlerinden biri oldu. Kentin Konak ilçesi ve Çimentepe semti ve Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı Kadifekale’de madde bağımlığında yaşanan artış dikkat çekiyor.

‘Evimizin önünde içiyorlar, müdahale edemiyoruz’

Mezopotamya Ajansı’ndan Delal Akyüz’e konuşan Konak’a bağlı Çimentepe Mahallesi’nde yaşayan yurttaşlar, madde bağımlılığının arttığını belirterek, buna karşı müdahalenin de olmadığını söyledi. Mahalleli yurttaşlardan Şehmus Akın, madde bağımlılarının hem kendilerine hem de ailelerine zarar verdiğini ifade ederek, “Evimin önünde içiyorlar. Bir şey dediğimiz zaman kaba şiddete başvuruyorlar. Müdahale edemiyoruz. Polisi arıyoruz, 5 saat sonra geliyorlar ya da yalan haber diyorlar. Sokakta adım başı polis, bekçi var ama müdahale etmiyor. Mahalleden gitmek için 2 aydır ev arıyorum. Sivil toplum örgütleri, devletin kurumları, herkes kendine düşen görevi yapmalı. Yoksa ülke çok kötü bir yere doğru gidiyor” dedi.

‘Her sokak başında uyuşturucu satıcısı’

Kıraathane işleten Fersen Aydın, işyerinin önünde her gün gençlerin madde kullandığını söyleyerek, her sokak başında uyuşturucu satıcılarının olduğunu aktardı. Aydın, oğlunun da madde bağımlısı olduğunu belirterek, “Oğlumu hastaneye götürüyorum, 6 ay sonraya randevu veriyorlar. Hastaneye yatırmalarını istiyorum, yatırmıyorlar. Polisi arıyorum, oğlumun cebinden uyuşturucu çıkıyor ama oğlumu götürmüyorlar. Bu çocuk sokakta sürünüp millete zarar veriyor. Evde huzurum kalmadı. Sabah akşam kavga ediyoruz. Ailemin psikolojisi bozuldu, ben bu çocukla nasıl baş edeceğim?” şeklinde yaşadıklarını anlattı.

‘Kimse sahip çıkmıyor’

Çocuğunu madde bağımlılığından kurtarmak istediğini dile getiren Aydın, “Benim içim yanıyor, başkasının içinin yanmasını istemiyorum. Her gün uyuşturucu kullananları görüyorum. Polis gelsin buraya, 50 tane kullanıcıyı bulurlar. Devlet, polis nerede? Hiçbirini görmüyorum. Her ailede bir insan uyuşturucu bağımlısı olmuş. Elimizi vicdanımıza koyalım, bu insanlara sahip çıkalım, kimse sahip çıkmıyor” diye belirtti.

‘Korkuyla yaşıyoruz’

Elfetin Kol ise çocuklarını markete gönderemeyecek duruma geldiğini ifade ederek, “Uyuşturucuya karşı bir şeylerin yapılması lazım. Küçük çocukların cebi uyuşturucu ile dolu. Uyuşturucuya karşı önlem alınmalı. Halk bir şeyler yapmaya çalışıyor ama olmuyor. Uyuşturucudan herkes zarar görüyor” diye konuştu.

Madde kullanımının artığına dikkat çeken bir diğer yurttaş Mahmut Çakar ise, şunları söyledi: “Son dönemlerde baya arttı. Artık ne yapacağımızı bilmiyoruz. Mahallemizde huzurlu bir şekilde yaşamak istiyoruz. Çoluk çocuğumuzu işe gönderemiyoruz. Bağımlı olmaları korkusuyla yaşıyoruz.”

‘Özel savaş politikası’

Mahallede insanların artık rahat bir şekilde sokağa çıkamadığını söyleyen Zeyni Yüksel ise, uyuşturucu kullanımının önüne geçilmesi gerektiğini vurguladı. Uyuşturucu kullanımının halkın değerlerine zarar verdiğini dile getiren Yüksel, “Özellikle Kürt gençlerinin üzerinde yürütülen özel savaş politikaları var. Bunu kabul etmiyoruz. Halk bulunduğu her sokakta buna tepki göstersin. Mahallede artık annelerimizin sokakta oturma özlemini yaşıyoruz. Uyuşturucuya karşı birlik olup, uyuşturucunun satılmasını engellememiz gerekiyor” dedi.

İZMİR

 

 

#Madde #bağımlılığı #artıyor #Polis #müdahale #etmiyor #hastane #randevu #vermiyor

Dağ ve Er’in açlık grevi eylemi 49’uncu gününde

Hewlêr cezaevinde tutuklu bulunan Mazlum Dağ ile Abdurrahman Er’in, KDP’nin dayattığı tek tipleştirme politikaları ile kötü muameleye karşı başlattığı açlık grevi eylemi 49 gündür devam ediyor

Federe Kurdistan Bölgesi’nde 17 Temmuz 2019 tarihinde Türkiye’nin Hewlêr Başkonsolosluğu’nda görevli diplomat Osman Köse ile Irak vatandaşı Neriman Osman ve Beşdar Ramazan’a yönelik saldırı gerekçe gösterilerek tutuklanan Mazlum Dağ ve Abdurrahman Er, tutuklu bulundukları Hewlêr Cezaevi’nde hak ihlallerine karşı başlattığı açlık grevi eylemi devam ediyor. Dağ ve Er, keyfi arama, fiziki şiddet, hakaret ve tek tip elbise dayatmasına karşı 49 gündür açlık grevinde.

Mazlum Dağ, 23 Haziran’da ailesi ile yaptığı telefon görüşmesinde; durumlarının kötü olduğunu, hastanede doktor ve ilaç olmadığını, 10 gündür kendilerini kimsenin ziyaret etmediğini ve Er’in 20 kilo kendisinin ise 10 kilo kaybettiğini belirtmişti. Her iki tutuklunun ailesi, çocuklarına yönelik artan baskıları kınayarak Güney Kürdistan aydınlarına ve insan hakları derneklerine çocuklarına sahip çıkma çağrısında bulunmuştu.

İdama Karşı Dayanışma İnisiyatifi ise Hewlêr Cezaevi’nde açlık grevini sürdüren Mazlum Dağ ve Abdurrahman Er’in durumuna dikkat çekerek taleplerinin karşılanması çağrısı yapmıştı.

Dağ ve Er’e verilen sözler tutulmadı

Her iki tutuklu, verilmeyen sözler, artan baskı ve hak ihlallerine karşı 13 Şubat 2022 tarihinde açlık grevinin bir üst aşaması olan ölüm orucuna girmişti. Kendilerine cezaevi idaresi tarafından koşullarının düzeltileceğine dair verilen sözden sonra 22 Şubat’ta eylemlerini sonlandırmışlardı.

Ancak Dağ ve Er, Cezaevi idaresi tarafından verilen sözlerin tutulmaması üzerine 28 Mayıs 2022 tarihinde tekrar açlık grevi eylemi başlatmışlardı. Talepleri idare tarafından kabul edilince eylemlerini 14’üncü günde sonlandırmışlardı.

Kaynak: RojNews

#Dağ #Erin #açlık #grevi #eylemi #49uncu #gününde

Zana Farqînî: Devlet Kürtçe’den korkuyor

Devletin Kürt dilinden korktuğunu belirten Zana Farqînî  Kürt diline karşı sistematik baskıların sürdürüldüğünü vurgulayarak, ‘Dilimiz varlığımız ise canlı tutalım’ dedi

Kurucularından olduğu İstanbul Kürt Enstitüsü’nde 1997’den 2008 yılında görev alan dil bilimci Zana Farqînî, Kürt dili üzerine çalışmalarını sürdürüyor. 2000’den bu yana Kürtçe sözlük çalışmalarını sürdüren Farqînî, Kürtçeye dönük baskılar değerlendirerek,  Kürtçenin geliştirilmesinin önemine vurgu yaptı.

Kürt dilinin uzun yıllardan beri yoğun baskılara maruz kaldığını söyleyen Farqînî, Kürtlerin anadilini kullanmasını engelleyen bir devlet olduğunu, Türkiye’nin bu engellemesinin başka ülkelere de uzandığını söyledi. Kürtçeye dair her türlü çalışmanın engellendiği Farqînî, “Kürtçe ders yasaklanıyor. Okullarda tercih yapıyorsun, okul yöneticileri farklı bahaneler sunarak ‘sayı azdı’ diyor. Bu tarz sudan sebeplerle dersler kapatılıyor” dedi.

‘Kürtlüğe ‘terör’ sıfatı vuruyorlar’

Anadiline sahip çıkan Kürtlerin de baskılara maruz kaldığını dile getiren Farqînî, özellikle 15 Temmuz darbe girişiminden sonra Kürt kurumlarının kapatılmasını hatırlattı. Kürtçeye dönük yasaklamalarla Kürtlere baskıların da arttığını ifade eden Farqînî, “Birinin üzerinde Kürtçe kitap gördüklerinde, biri Kürtçe şarkı dinlediğinde ya da biri hastaneye gittiğinde kendini Kürtçe ifade etmeye çalıştığında, hakaretlerle karşılaşıyor ve kimi zaman ölümler yaşanıyor. Eğer Kürt’sen, sana ‘terörist’ sıfatını vuruyor ya da kriminalize etmeye çalışıyor” diye konuştu.

 Dilin canlılığı

Bir dilin canlılığını çocuklara ve gençlere bağlayan Farqînî, sadece öğrenmenin bir dilin yaşatılmasında etkili olmadığının altını çizdi. Farqînî, “Yavaş yavaş evler içerisindeki konuşulan dil Türkçe oluyor. Eğer evin içerisindeki bir dil farklı bir dile dönüşüyorsa, o zaman en büyük hatanın içerisine girmiş olursunuz. Kürtçe yasak ise o zaman dilimize sahip çıkmak gerekiyor. Bir dilin meselesi kendini tanımanla bağlantılı bir şeydir. Eğer Kürt dili olmazsa, Kürtçe de olmaz. Dilimiz bizim varlığımızdır,  dilimiz onurumuzdur diyoruz, madem öyle, sadece slogan atmakla kalmayalım, dilimizi canlı tutalım” şeklinde konuştu.

Dil canlı bir hazinedir

Dilin sürekliliği ve gelişimi için üç temel faktörün olduğuna işaret eden Farqînî, “Alfabeyi yazmak, dilin grameri ve dilin sözlüğünün olması gerekir. Dil bir hazinedir. Dil canlı bir hazinedir, ne kadar geç kalırsan, o kadar çok şey kaybetmiş olursun” diye belirtti.

‘Kürt dilinden korkuyorlar’

“Devlet neden Kürt diline karşı baskıyla yaklaşıp, yasaklamaya çalışıyor?” diye soran Farqînî, “Kürt dilinin ne kadar önemli bir dil olduğunu biliyorlar ve o yüzden Kürt dilinden korkuyorlar. Bu yüzden tek yaptıkları şey yasaklama oluyor” ifadelerini kullandı.

Kaynak: MA

#Zana #Farqînî #Devlet #Kürtçeden #korkuyor

Kobanê Davası: Siyasetçiler 28 günde 5 bin sayfalık mütalaa okuyup savunma yapacak!

Kobanê Davası’nda yargılanan siyasetçilere, iddia makamının sunduğu 5 bin 267 sayfalık mütalaaya karşı savunma yapabilmek için sadece 28 günlük süre verildi. Bir sonraki duruşma 28 Temmuz’da

DAİŞ’in Kobanê’ye yönelik saldırıları üzerine 6-8 Ekim 2014’te gerçekleşen protestolar gerekçe gösterilerek Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski Eş Genel Başkanları Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş ile Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyelerinin de aralarında bulunduğu 18’i tutuklu 108 kişinin yargılandığı Kobanê Davası’nın 26’ncı duruşmasının 2’nci oturumu sonrası ara karar açıklandı.

Önder’in adli kontörlü kaldırılmadı

Alınan kararlara göre, Yeşil Sol Parti İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder hakkındaki yargılamanın durması talebi reddedilirken, Önder hakkındaki adli kontrol kararının kaldırılması talebi de kabul görülmedi. Önder’in milletvekili seçilmesi nedeniyle yasama faaliyetlerine katılması ve bu kapsamda Meclis çalışmaları kapsamında yurtdışına çıkması gerektiğinde bu hususu belgelendirdiği takdirde yurt dışına çıkışına izin verilecek.

Tutukluluğa devam hukuki denildi

Öte yandan AİHM’in HDP eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş hakkında verdiği ilgili kararı görmezden gelen mahkeme heyeti, HDP MYK’nin dava konusu çağrısının “demokratik bir çağrı olmadığına” kanaat getirerek tutuklamanın dayanağı olarak görüldüğünü açıkladı ve kararın AİHM içtihatları ve meri mevzuat bakımından bir sakınca oluşturmadığı yönünde değerlendirme yaptı.

Altan Tan’ın ifadeleri yer aldı

Ara kararda, tüm siyasetçilerin tutukluluk hallerinin devamı yönünde karar verilirken, tutukluluk devam kararlarının gerekçelerinde Altan Tan’ın soruşturma ifadelerinin dayanak yapılması dikkat çekti.

Yargılama makul sürede yapılmış

Kesintisiz sürmesi kararlaştırılan duruşma periyotları ise, “Önceki ara kararlarımız ve yargılamanın geldiği aşama itibariyle delil toplanması ve tartışılması aşamasının geçildiği, cumhuriyet savcısının esas hakkındaki mütalaasını dosyaya sunduğu bu aşamadan sonra gerek katılan tarafların beyanları, gerekse sanık ve müdafilerinin esas hakkındaki savunmalarının alınacağı bir aşama olması ve makul sürede yargılamanın tamamlanması gözetilerek” gerekçesiyle reddedildi.

Ala ve Davutoğlu için ret

Avukatların, Efkan Ala ve Ahmet Davutoğlu’nun tanık olarak dinlenilmesi talebi, bir kısım hakim ve savcıların akıbetinin araştırılması talebi reddedildi.

Savunmalar için kısa süre verildi

Siyasetçi ve müdafilerin esas hakkında savunmalarını hazırlamak için istedikleri makul süreler mahkeme heyeti tarafından kabul edilmezken, siyasetçilerin mütalaaya dair yaptıkları değerlendirmeler “mütalaanın genel hatlarıyla sanıklar ve müdafilerince incelendiği” gerekçesiyle reddedildi. Buna göre mahkeme, savunma için gelecek celseye kadar süre verdi.

28 gün var!

Alınan kararlara göre, tutuklu siyasetçilerin tutukluluk durumunun 28 Temmuz günü Sincan Cezaevi Kampüsü içerisinde bulunan duruşma salonunda duruşma yapılmasına ve duruşmanın 1 Ağustos günü saat 09.30’a bırakılmasına oybirliğiyle karar verildi.

Haber: Fırat Can Arslan / MA

#Kobanê #Davası #Siyasetçiler #günde #bin #sayfalık #mütalaa #okuyup #savunma #yapacak

İsrail’in 2 gündür süren Cenin saldırısında 12 kişi öldü

İsrail’in Batı Şeria’nın Cenin kentinde 2 gündür devam ettiği saldırılarda ölenlerin sayısı 12’ye çıktı

İsrail’in Batı Şeria’nın Cenin kentinde 2 gündür devam ettiği saldırılarda ölenlerin sayısı 12’ye çıktı.

Filistin Sağlık Bakanlığı’ndan yapılan yazılı açıklamada, İsrail güçlerinin, Cenin’de bir Filistinliyi daha öldürdüğü belirtildi.

İsrail güçlerinin, Cenin kentinde ve Cenin Mülteci Kampı’nda iki gün boyunca havadan ve karadan düzenlediği saldırılarda yaşamını yitiren Filistinlilerin sayısı 12’ye yükselirken, 20’si ağır yaklaşık 120 kişi yaralandı.

Öte yandan İsrail ordusu, yaklaşık 48 saattir kuşatma altında tuttuğu Cenin Mülteci Kampı’ndan çekilirken havadan “silahlı bir grubu” hedef aldı.

İsrail ordusundan konuya ilişkin yapılan yazılı açıklamada, “Güvenlik güçleri, Cenin kampından ayrıldığı sırada, kendileri için tehdit oluşturan silahlı bir grup kişiyi hedef aldı.” ifadelerine yer verildi.

Söz konusu hava saldırısı sonucunda ölü ya da yaralı olup olmadığına ilişkin sağlık kaynaklarından henüz bilgi paylaşılmadı.

İsrail ordusu, 3 Temmuz Pazartesi gece saatlerinde Cenin kenti ile Cenin Mülteci Kampı’na baskın düzenlemiş ve bölgeyi kuşatma altına almıştı.

Akşam saatlerinde İsrail ordusuna ait çok sayıda zırhlı araçtan oluşan bir konvoyun, 48 saattir kuşatma altında tuttuğu Cenin Mülteci Kampı’ndan çıktığı ve Cenin kentine yöneldiği görülmüştü.

HABER MERKEZİ

#İsrailin #gündür #süren #Cenin #saldırısında #kişi #öldü

3 Temmuz tüm zamanların en sıcak günü oldu

3 Temmuz, dünyada tüm zamanların en sıcak günü olarak kayda geçti, küresel ortalama sıcaklık 17,01 derece olarak ölçüldü

Küresel ortalama sıcaklığın 17,01 santigrat derece ölçüldüğü 3 Temmuz 2023, dünyada tüm zamanların en sıcak günü oldu.

ABD meteoroloji servisi Çevre Koruma Ulusal Merkezi’nin (NCEP) verilerine göre dün kaydedilen sıcaklık, Ağustos 2016’da ölçülen 16,9 dereceyi aşarak rekor kırdı.

İnsan kaynaklı iklim değişikliğinin yol açtığı aşırı sıcak hava dalgalarının tüm dünyada etkisini gösterdiği bu dönemde, 3 Temmuz ‘tarihin en sıcak günü’ oldu.

Son haftalarda ABD sıcak hava dalgasının etkisinde, Çin 35 dereceyi aşan sıcaklıkla mücadele ediyor. Hindistan’da aşırı sıcaklar 150’yi aşkın can kaybına yol açtı. İran resmi ajansı IRNA’ya göre, Zehek ve Hirmend kentlerinde hava sıcaklığı 50 dereceyi buldu.

Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO), bugünkü rekorla El Nino koşullarının başladığını duyurdu. El Nino’nun küresel sıcaklık artışını hızlandıracağı bildirilen WMO’nun açıklamasında, dünyanın farklı bölgelerinde hava koşullarının etkileneceği, can güvenliği için erken uyarı sistemlerinin kritik olduğu ifade edildi.

HABER MERKEZİ

#Temmuz #tüm #zamanların #sıcak #günü #oldu

Gazeteci Marufian’ın evine baskın: Jîna Emînî babasıyla röportaj yapmıştı

Jîna Mahsa Emînî’nin babasıyla röportaj yapan gazeteci Nazila Marufian’ın evine baskın düzenlendi

İran’da İstihbarat Bakanlığı ajanları, Jîna Mahsa Emînî’nin babasıyla röportaj yapmış olan gazetecilik öğrencisi Nazila Marufian’ın evine baskın düzenledi. Baskında bazı kişisel eşyalara el konuldu.

Allameh Tabatabai Üniversitesi’nde gazetecilik öğrencisi olan Marufian, sanal medya hesabından, “Enformasyon Bakanlığı” ajanları tarafından evine yapılan baskını duyurdu. Cep telefonuna, dizüstü bilgisayarına ve kayıt cihazına el konulduğunu belirten Marufian kendisine Evin Savcılığı 1’inci Şube’ye gitmesinin söylendiğini aktardı.

Marufian, Jîna Mahsa Emînî’nin babasıyla röportaj yaptığı için İran rejiminin güvenlik güçleri tarafından bir süre tutuklu kalmıştı.

HABER MERKEZİ

#Gazeteci #Marufianın #evine #baskın #Jîna #Emînî #babasıyla #röportaj #yapmıştı

AİHM’den ‘asker intiharı’ davasında ihlal kararı

AİHM, askerdeyken intihar ettiği iddia edilen Muharrem Ali Al’ın ölümüne ilişkin başvuruda Türkiye’yi mahkum etti

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), askerlik yaparken intihar ettiği iddia edilen Muharrem Ali Al’ın annesi Ejder Al tarafından yapılan başvuruda “Türkiye’nin insan hakları ihlalinde bulunduğuna” hükmetti.

Euronews’te yer alan habere göre, “yaşam hakkıyla ilgili 2. maddesinin Türkiye tarafından ihlal edildiğine” hükmeden AİHM, başvuruyu yapan Al’a mahkeme masrafları da içinde olmak üzere 27 bin Euro maddi tazminat ödenmesine karar verdi.

AİHM gerekçeli kararında, Türkiye’de askerin ölüm nedeniyle ilgili etkili bir soruşturma yapılmadığına hükmetti.

Ne olmuştu?

Ejder Al isimli kadın, 2013 yılında Şırnak-Uludere’de zorunlu askerlik yaptığı sırada intihar ettiği belirtilen oğlunun psikolojik sorunları olmadığı ve öldürülmüş olabileceği şikayetiyle Türkiye’de askeri mahkemeye başvurmuştu.

Askeri savcılığın başvuru sahibinin oğlunun kendi silahıyla intihar ettiği ve soruşturmaya gerek olmadığı yolundaki mütalaasını kabul eden askeri mahkeme, takipsizlik kararı almıştı.
Olumsuz yanıt alan Al’ın Anayasa Mahkemesi’ne yaptığı başvuru 2019 yılında sonuçsuz kalmıştı. Al, karar üzerine 2020’de AİHM’e başvurmuştu.

HABER MERKEZİ

#AİHMden #asker #intiharı #davasında #ihlal #kararı