Ana Sayfa Blog Sayfa 219

30 yıl 6 ay sonra memleketinde: Aslan coşkuyla karşılandı

Cezaevinden 30 yıl 6 ay sonra çıkan Yazar Yaşar Aslan, memleketi Mêrdîn’de yüzlerce kişi tarafından karşılandı. Aslan, ‘Sizlerden yana başımız dik’ dedi

Mêrdîn’in Nisêbîn (Nusaybin) ilçesinde 15 Ocak 1993’te henüz 20 yaşında iken gözaltına alındıktan sonra tutuklanarak, Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi’nce (DGM) “Devletin egemenliği altında bulunan topraklardan bir kısmını devlet idaresinden ayırmaya çalışmak” iddiasıyla müebbet hapis cezası verilen Yazar Yaşar Aslan (50), 30 yıl 6 ay tutukluluğunun ardından dün tahliye edildi. Tekirdağ’dan yakınları ile birlikte İstanbul’a geçen Aslan, bugün hava yolu ile memleketi Mêrdîn’e geldi. Aslan, havaalanında MED Tutuklu ve Hükümlü Aileleri Hukuki ve Dayanışma Dernekleri Federasyonu (MED TUHADFED) üyelerinin yanı sıra yüzlerce yurttaş tarafından çiçeklerle karşılandı.

Coşkuyla karşılandı

Yeşil Sol Parti Mêrdîn Milletvekili Beritan Güneş’in de aralarında olduğu kişiler tarafından alkış ve zılgıtlarla karşılanan Aslan, kendisini karşılamaya gelenlerle tek tek tokalaştı. Karşılama sırasında Aslan ile bazı tutuklu yakınları ve Barış Anneleri arasında duygusal anlar yaşandı.

‘Başımız Dik’

Havaalanı önünde kısa bir açıklama yapan Aslan, Tekirdağ Cezaevi önünde dün yaptığı konuşmayı hatırlatarak, kendisini karşılayanlara teşekkür etti. Kendisini karşılayanları gördüğüne mutlu olduğunu ifade eden Aslan, “Sizlerden yana başımız dik, sizlerle birlikte keyifliyim. Daha önce de söyledim; cezaevlerinin sorunları çok fazla. Yoldaşlarımızın sizlerden beklediği çok şey var. Herkes elinden geleni yaptığı zaman en onlar için en iyisi o yaptığıdır. Hepiniz hoş geldiniz. Baş göz üstüne geldiniz” dedi.

Aslan ve beraberindekiler açıklamanın ardından Nisêbîn (Nusaybin) ilçesine geçti.

MÊRDÎN

 

 

#yıl #sonra #memleketinde #Aslan #coşkuyla #karşılandı

Kılıçdaroğlu: Yanardağ neden içerde?

PKK Lideri Abdullah Öcalan’a uygulanan tecride dikkat çektikten sonra tutuklanan gazeteci Yanardağ’ın durumuna işaret eden CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, ‘Merdan Yanardağ neden içeride?’ diye sordu

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Meclis grup toplantısında gündemdeki gelişmeleri değerlerdirdi. Kılıçdaroğlu, PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın rolüne ve tecride dikkat çeken gazeteci Merdan Yanardağ’ın tutuklanmasına tepki gösterdi.

Kılıçdaroğlu, “Merdan Yanardağ, bir gazeteci, televizyoncu, yazar. Neden içeride? Hangi gerekçeyle içeride? O da yedi gündür tutuklu. Avukatlardan oluşan komisyon oluşturduk. Ziyaret edildi. Bir gazeteciyi tutuklamak hangi aklın işidir? Önce bekliyorlar, sonra troll’ler devreye giriyor, suçlamalar yapılıyor. Savcılar harekete geçiyor. Bunları Türkiye’de yaşıyoruz, akıl alır gibi değil” dedi.

Dövüzdeki 1 TL’lik artışın maliyeti 145,5 TL

Ekonomik krize ve faiz artışına değinen Kılıçdaroğlu, AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın ‘tükürdüğünü yaladığını’ kaydetti. Kılıçdaroğlu, “Erdoğan kontrol eden değil artık kontrol edilen kişidir. Uluslararası tefecilerin kontrol ettiği ve yönlendirdiği kişidir. Düne kadar ‘Faizi artırmayacağım’ diyen kişiye tükürdüğünü yalatmak da bu uluslararası tefecilerin görevleri arasında. Bugün Türkiye Cumhuriyeti bankalarında dolar cinsinden tutulan paranın oranı yüzde 65.9. Yani Türk Lirası geçmiyor, sadece çarşıda-pazarda geçiyor. Döviz kurundaki 1 TL’lik artışın maliyeti, 145,5 milyar TL! Bu yükü 85 milyon insan ödüyor. Doları olanlar, 5’li çeteler değil” diye konuştu.

‘Çözümün adresi Meclis’

“Asla görüşülemez” denenlerle görüştüğünü dile getiren Kılıçdaroğlu, “Görmezden gelinen tüm kesimleri helalleşmeye çalıştım. Hiç kimseyi ötekileştirmedim, kin tutmadım. Tüm bunları herkes için hak, hukuk, adalet hedefiyle yaptım. Hep birlikte kardeşçe ve özgürce yaşayalım diye bunları yaptım. Batı’ya şirin görünmek için yanlış olan göçmen politikasını eleştirmekten geri duymadım” dedi.

Kılıçdaroğlu, “Tüm sorunların çözüm adresi olarak TBMM’ni adres olarak gösterdik. Eğer bizim hayat görüşümüz haksızlığa karşı mücadele ise doğru yolda olmanın verdiği haz her şeyden üstündür. Asıl mücadele devrimi, değişimi gerçekleştirdiğimize de haklının yanında kalabilmektir. Yani hayatınız boyunca değişimin kendisi olabilmektir” diye belirtti.

Değişim tartışmaları

CHP’deki “değişim” tartışmalarına değinen Kılıçdaroğlu, CHP’nin “tek adam” partisi olmadığını savundu. Kılıçdaorğlu, partisini işaret ederek, “Tarihinde doğruları yanlışları olmuştur. Ama bu hareket her zaman ve her zaman ezilenlerin, sesi duyulmayanların, adalete susayanların yanında olmuştur. CHP zulme karşı milyonları kucaklayan çoğulcu bir duvardır. Cumhuriyetimizin temellerinde CHP’nin kadrolarının imzası vardır. CHP’nin tüm kadroları dünden bugüne siyasi ikballerinin peşinde koşmamıştır” iddiasında bulundu.

Kılıçdaroğlu devamla şunları söyledi: “Gelecekte bu partinin elbette başka liderleri olacaktır. O zaman da bugün de ben aynı kalacağım. Bugün CHP lideri olmam ya da olmamam hiçbir şey değiştirmez. Çünkü biliyorum ki Saray saltanatı karşısında halk olarak hep beraber durup, mücadelemizi sürdüreceğiz. Tüm yoldaşlarımın şunu akıllarından çıkarmamalarını isterim; Ben CHP’nin başında olsam da olmasam da birleştirdiğimiz bu 25 milyonluk demokrasi kitlesi hakkın yanında duranların kitlesi olacak ama hiçbir zaman bir liderin güdümünde olmayacaktır.”

ANKARA

#Kılıçdaroğlu #Yanardağ #neden #içerde

Fidan: İsveç’in üyeliğine dair olumlu tablo çizmek mümkün değil

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İsveç’in NATO üyeliğine dair olumlu tablo çizmenin mümkün olmayacağını söyledi

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Ürdün Başbakan Yardımcısı, Dışişleri ve Yurtdışında Yaşayan Ürdünlüler Bakanı Ayman Safadi ile Ankara’da ortak basın toplantısı düzenledi.

İsveç’in NATO üyeliğine dair konuşan Fidan, “NATO’ya üye olmak istediği günlerde İsveç’in NATO’ya daha fazla güç değil sorun getirir gibi görünmesi bizi düşündürüyor. Stratejik ve güvenlik değerlendirmesi açısından İsveç’in üyeliğinin bir yük mü bir fayda mı getireceği artık daha fazla tartışmaya açıktır” diye konuştu.

Yeniden ele alınacak

İsveç’in tıpkı Finlandiya gibi yükümlülüklerini yerine getirmesini beklediklerini kaydeden Fidan, şunları söyledi: “Terör örgütlerinin Stockholm’de eylemlerini yapabildiği, para toplayabildiği bir ortamda şu an çok olumlu bir tablo çizmemiz mümkün değil ancak biz prensiplerimizle hareket ediyoruz, İsveç yükümlülüklerini yerine getirirse başka alternatifler düşünülebilir. Sayın Cumhurbaşkanımız konuları yakından takip ediyor. Ayın 6’sında yapacağımız toplantı sonrası bunları yeniden gözden geçireceğiz.”

ANKARA

 

#Fidan #İsveçin #üyeliğine #dair #olumlu #tablo #çizmek #mümkün #değil

İran mahkemesi üç kadın gazetecinin cezalandırılmasını istedi

İran mahkemesi gazeteciler Saeeda Shafiei, Mehrnoush Zarei Hanzaki ve Nasim Sultan Beygi hakkında ‘Ulusal güvenlik aleyhine propaganda yapmak’ suçlamasıyla ceza istedi

İran ve Doğu Kürdistan’da 16 Eylül 2022 tarihinde kadınlar öncülüğünde başlayan “Jin, Jiyan, Azadi” ayaklanmasını bastırmak için İran rejimi çok sayıda hak savunucusu ve öğrenciyi kaçırdı, tutukladı, katletti. Ocak 2023 tarihinde ayaklanmalara destek veren gazeteciler Saeeda Shafiei, Mehrnoush Zarei Hanzaki ve Nasim Sultan Beygi de “Rejim aleyhine propaganda yapmak” iddiası ile tutuklandıktan sonra kefaletle serbest bırakıldı.

Üç gazeteci hakkında Anayasa’nın 500 ve 610’uncu maddelerine istinaden “Sistem ve ulusal güvenlik aleyhine propaganda yapmak” suçlamasıyla açılan davanın duruşması Tahran Devrim Mahkemesi’nin 26. Şubesi’nde görüldü. Tahran Gazeteciler Sendikası temsilcileri de dahil olmak üzere çok sayıda yurttaş ve medya aktivisti duruşmada hazır bulundu. Onlarca kişi ise duruşma salonuna alınmadı.

‘Gazetecilere baş örtüsü sorusu’

Duruşmada savunma yapan gazeteciler, insan hakları, sosyal meseleler üzerine yazılar yazdıklarını belirterek, bunun da bir suç teşkil etmediğini söyledi. Mahkeme heyeti, gazetecilere “zorunlu başörtüsüne” karşı çıkıp çıkmadıklarını, dijital medyada yayınladıkları içerik ve görüşleri sorarak duruşmanın gidişatını değiştirmeye çalıştı.

Ceza talebi

Mahkeme hâkimi duruşmanın son dakikalarında Tahran Gazeteciler Sendikası temsilcilerinden Badr al-Sadat Mofidi’nin 3 gazeteci hakkında savunma yapmasına izin verdi. Gergin süren duruşmada mahkeme heyeti yargılamanın bittiğini açıklayarak, 3 gazeteci hakkında ceza talep etti.

Gazeteci Saeeda Shafiei yüksek lisans sınavında derece yaptı

Saeeda Shafiei bir hikâye anlatıcısı, ekonomi alanında gazetecilik yapıyor ve Tahran’daki Allameh Tabatabai Üniversitesi’nden “Tarım Ekonomisi” ve Tahran İslami Azad Üniversitesi’nden “Enerji Ekonomisi ve Hidrokarbon Kaynaklarının Pazarlaması” mezunu. Azad Üniversitesi yüksek lisans giriş sınavında 3’üncü oldu. Geçtiğimiz yıl Tahran’daki evinde istihbarat güçleri tarafından gözaltına alınarak tutuklanan Saeeda Shafiei Evin Cezaevi’ndeki 2 A Koğuşu’na nakledildi. Aynı yıl 500 milyon tümen kefaletle geçici olarak serbest bırakıldı.

Mehrnouzh Zarei Hanzaki sağlık alanında yaptığı haberleriyle tanınıyor

Gazeteciliği sağlık alanında yapan Mehrnoush Zarei Hanzaki’nin haftalık ILNA, ISNA, ANA haber ajansı ve Chelcheragh gibi yerel medyada çok sayıda haberi yayınlandı. Geçen yıl annesinin Tahran’daki evinde güvenlik güçleri tarafından gözaltına alındıktan sonra tutuklanarak Evin Hapishanesi 2 A Koğuşuna nakledilen Mehrnoush Zarei Hanzaki, aynı yıl geçici olarak serbest bırakıldı.

Nasim Sultan Beygi daha önce de hapis cezası almıştıGazeteci Nasim Sultan Beygi, Tahran’daki Allameh Tabatabai Üniversitesi’nden İletişim Bilimleri mezunu. Eski bir öğrenci aktivist olan Nasim Sultan Beygi, Tahran Eyaleti Gazeteciler Cemiyeti’nin daimi üyesi. Sharq gazetesi, Arman, Iskanews, Shahrnousht, Sabzpress ve Nasim Bidari gibi birçok yerel gazetede çalışan Nasim Bultan Beygi, daha önce sendikal faaliyetlerinden dolayı tutuklanarak iki yıl hapis cezası aldı. Öğrenci toplantılarına katıldığı için de 6 yıl hapis cezası verilen Nasim Sultan Beygi, daha sonra davanın Temyiz Mahkemesi’ne taşınmasıyla cezası 3 yıla indirildi ve cezanın iki yılı denetimli serbestlik kapsamına alındı.

En son İran’dan ayrılırken İmam Humeyni Uluslararası Havalimanı’nda güvenlik güçleri tarafından tutuklanan Nasim Sultan Beygi, Evin Hapishanesi’nin 2 A Koğuşuna nakledildi ve aynı yıl kefaletle geçici olarak serbest bırakıldı.

Kaynak: RojNews

#İran #mahkemesi #üç #kadın #gazetecinin #cezalandırılmasını #istedi

Şair Ahmet Telli’ye 10 ay hapis cezası

Şair Ahmet Telli’ye ‘Örgüt propagandası yapmak’ iddiasıyla yargılandığı davada 10 ay hapis cezası verildi

Şair Ahmet Telli’nin, 2017 yılında katıldığı basın açıklamasında yaptığı konuşma ve “Dövüşen Anlatsın” kitabından okuduğu şiir gerekçesiyle yargılandığı davanın 3’üncü duruşması Ankara 26. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmayı, Bilim Sanat Edebiyat Derneği ve İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara Şubesi’nin yanı sıra yurt dışından ve Türkiye’den birçok hak savunucusu takip etti.

Savcı, daha önce açıkladığı mütalaasında söz konusu konuşma ve şiirin “Örgüt propagandası” içerdiğini iddia ederek, Telli’nin 8 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılmasını talep etmişti. Mütalaaya karşı savunma yapan Telli, basın açıklamasına aydın sorumluluğuyla katıldığını belirterek, “Maksadım şiir okumaktı. İkinci basıma ulaşan ‘Dövüşen Anlatsın’ kitabımdaki şiirle ‘örgütü propagandası’ yaptığım iddia ediliyor. Bir aydın olarak toplumsal meselelerde daha önce de bulundum, bu benim görevim” diyerek, beraatını talep etti.

Avukatı Umut Vedat Acar ise, 2017 yılındaki açıklamaya katılan 75 kişi hakkında ayrı ayrı açılan davaların hiçbirinde ceza verilmediğini hatırlatarak, “Mahkeme heyetleri, fezlekenin iddianameye, iddianamelerin mütalaaya dönüştüğünü ve ortada suça ilişkin herhangi bir delil olmadığını görüyor. Hiçbir mahkeme bu açıklamayı ‘örgüt propagandası’ suçundan cezalandırmadı” ifadelerini kullanarak, müvekkilinin beraatını istedi.

Ceza ertelendi

Kararını açıklayan mahkeme, Telii’nin üzerine atılı suçu işlediğini belirterek, “Örgüt propagandası” suçundan 10 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına hükmetti. Mahkeme, daha sonra cezanın ertelenmesine karar verdi.

ANKARA

#Şair #Ahmet #Telliye #hapis #cezası

Akın: Tecrit hiçbir hukuka sığmıyor, vazgeçin

Meclis’te grup toplantısında konuşan Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü Akın, tecride ilişkin konuşmasında Yanardağ’ın tutukluluğuna değindi ve tecridin hiçbir hukuka sığmadığını vurguladı

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) Eş Sözcüsü İbrahim Akın, haftalık Meclis grup toplantısında konuştu.

Konuşmasına 2 Temmuz 1993’te Madımak Oteli’nde yaşanan katliama değinerek başlayan Akın, “Türkiye katliam tarihi dedik, sadece Sivas’ta değil. Sivas’ın hesabı sorulsaydı, Maraş, Çorum ve sonraki katliamları yaşamayacaktık. Bunları hala yaşamaya devam ediyoruz. 98 yıl önce Şeyh Said ve 47 yoldaşının idam edildiği bir tarih de yaşadık. JİTEM tarafından 32 yıl önce HEP Amed İl Başkanı Vedat Aydın da aynı şekilde katledilenler içinde yer alıyor. Katledilen bütün yoldaşlarımızı, kendini feda etmiş bütün dostlarımızı sevgiyle ve saygıyla anıyoruz” dedi.

Aynı zamanda katliamlarla birlikte işkence, zulüm, yoksulluk ve insanların ötekileştirildiği bir tarihin de olduğunu ifade eden Akın, “Bu düzenin tesadüf olmadığını, kader olmadığını biliyoruz. Dolayısıyla bu düzenle sorunumuz var” diye konuştu.

‘Partimize sahip çıkmaya çağırıyoruz’

Akın’ın konuşmasından bazı başlıklar şöyle:

“Bu seçimlerde partimiz, hiçbir partide olmayan açık yüzleşmeyi, özeleştirel süreci başlatmış oldu. Örgütlerimizle yaptığımız değerlendirme sonrası halkımız, bizi destekleyen yoldaşlarımızla ve kurumlarımızla açık ve onurlu bir mücadelenin güçlü bir şekilde gerçekleştirilmesi için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bu çalışmalar sürecinde dayanışmayı büyütmeye, yerel demokrasiyi güçlendirmeye, doğrudan katılımlarla birlikte partimize sahip çıkmaya önümüzdeki dönemde daha güçlü bir şekilde Yeşil Sol Parti’nin hayata geçirilmesinde bütün dostlarımızı açıktan göreve çağırıyoruz.”

Tecrit hiçbir hukuka sığmıyor

“Bu ülkede insanların onurlu ve hukuk içinde yaşaması, tecridin ortadan kaldırılmasını duyarlı bir yurttaş ve bir basın mensubu söz etti. Tecrit bu ülkede hiçbir hukuka, anayasaya, uluslararası sözleşmeye tabi olmadan uygulanan bir şeydir. Tecrit karşısında itiraz etmek, insanlık onuru açısından çok değerlidir. Merdan Yanardağ’a yönelik uygulama kabul edilemez. Sayın Öcalan’a barış sürecinden bu yana yıllardır çok ağır bir şekilde mevcut hukukun hiçbir yerine sığmayan tecrit politikasını uygulandığını hepimiz tanık oluyoruz. Bu tecrit bütün Türkiye’ye yayılmış bir şekilde gelişiyor.”

‘Çoklu krizlerin sebeplerinden biri Kürt sorunda çözümsüzlük’

“Kürt sorunu başta olmak üzere tecrit politikası uygulanmazsa, bu ülkenin Kürt sorununun çözümünde bir odak geliştirilebilinirse, anahtar rol olacak bir çözüm meselesi olacağını düşünüyoruz. Müzakere ve mücadele sürecinin birlikte işlediği bu dönemde eğer gerçekleştirilirse Türkiye’nin yaşadığı çoklu krizlerin aşılabileceğine inanıyoruz. Çoklu krizlerin sebeplerinden en önemlilerinden bir tanesinin Kürt sorununun çözümsüzlük politikalarından kaynaklı olduğuna inanıyoruz. Dolayısıyla iktidara sesleniyoruz; bu uygulamalarınızdan vazgeçin! Merdan Yanardağ’ın gözaltına alınması tecridin bir insanlık suçu olduğunu ortadan kaldıramaz. İktidara seslenmek istiyoruz; bu ülkede eşitlikçi, özgürlükçü bir ortamı inşa etmek istiyorsanız önce bu tecrit politikasından vazgeçin.”

Anayasa tartışmaları

“Anayasa bir toplumsal sözleşmedir. Toplumsal sözleşmeler, Türkiye’de herkesin eşit, demokratik bir şekilde katılabildiği bir süreçte ortak tartışmalar sonrasında ancak gerçekleşebilir. Ancak Türkiye’de hiçbir sözün demokratik bir şekilde söylenemediği, her söyleyenin cezaevine atıldığı bir ortamda demokratik, katılımcı bir anayasa yapmak mümkün değildir. Dolayısıyla önce şu andaki anayasadaki hukuka, kurallara uyun ve insanları yasada ve hukukta olmayan yöntemlerle cezaevlerine koymayın, işkenceye tabi tutmayın. Bunu yapmayan bir iktidarın bizim önümüze getireceği anayasa tamamen şu anlama gelir: Bu ülkede bir dikta rejiminin inşa edilmesini, Saray rejiminin daha çok güçlendirilmesini sağlayacaktır.”

Kobanê davası

“Arkadaşlarımız hem fiilen hem onurlu bir şekilde hem de hukuken güçlü bir şekilde Kobanê Davası’nın boş olduğunu, mevcut AKP siyasetinin HDP’ye dönük bir kapatma girişimi olduğunu artık açığa çıkmış durumda. Kobanê duruşmasında olan, aynı zamanda diğer duruşmalarda olan tüm hikaye şunu gösteriyor: Bu ülkede yargı, hukuk, siyasi erklerin elinde bir sopa gibi kullanılmış durumda. Bu ülkede demokratik bir ortam yaratmadan anayasa yapılamaz.”

Yerel seçimler

“2024’te bir yerel seçim var. Bu seçimler bizim için çok önemli. Kayyım siyasetinin ortadan kaldırılması için çok güçlü bir çalışmaya ihtiyacımız var. Bu çalışmayı, yaparak şimdiden başlayarak güçlü sonuç almak istiyoruz. Çünkü yerel seçimler iktidarın seçim kazandığı günden itibaren planlarının başında geliyor. Yürüttüğümüz siyaseti tekrar güncelleyeceğiz, değerlendireceğiz, ona göre yol haritamızı belirleyeceğiz. Bütün demokrasi güçleri, emek güçleriyle bu mücadeleyi etkili bir şekilde yürütmeye çalışacağız.”

‘Bu ekonomi modeli sürdürülemez’

“Türkiye’nin en önemli gündemlerinden biri de ekonomi. Biliyorsunuz, Türkiye’de çoklu krizlerden bahsediyoruz. Ancak ekonomi meselesi en temel konulardan birisi. Son zamanlarda faiz meselesi, kur meselesi aldı başını gidiyor. Bir ay önce bir asgari ücret belirlendi. Asgari ücret belirlendikten sonra bu ülkede yaklaşık 25-30 civarında enflasyon ortaya çıkmış oldu kur farkıyla beraber. Aslında verdikleri yüzde 34’lük farkı daha ceplerine girmeden insanların ellerinden almış oldular. Böylesi bir ekonomik modelle sürdürülmesi mümkün değil.”

‘Sokaktaki mücadele örgütlenmeli’

“Erdoğan ve Cumhur İttifakı’na bir kez daha söylemek istiyoruz. Meydanlar boş değil, muhalefet dağılmış değil, dikensiz bir gül bahçesi değil ülke. Yeşil Sol Parti’yi her an yerde karşınızda göreceksiniz. Sizinle mücadelemiz devam edecek. Bu ülkede seçim dönemi her ne kadar meclis çoğunluğu onlarda olsa bile, Erdoğan Cumhurbaşkanı seçilmiş olsa bile, ülkede yüzde 50’den fazla insanın değişim istediğini çok biliyoruz. Sokakta, sahada tablo budur. Seçim sonuçları her şey değildir, asıl olan sokaktaki mücadelenin örgütlenmesi gerektiğini düşünüyoruz. Yeşil Sol Parti bu mücadelenin en etkili şekilde sözü olmaya devam edecek.”

Kadınlara ve gençlere çağrı

“Sevgili gençler ve kadınlar, bu ülkede yaklaşık 6 milyon seçmen vardı. Belki Yeşil Sol Parti olarak arkadaşlarımıza, dostlarımıza ulaşamadık. Ancak önümüzdeki dönemde şöyle bir kaygıya kapılmayın. Yaşlanmış, tutuculaşmış, ağırlaşmış siyasi kadroların karşısında umutsuzluğa kapılmayın, umut sizlerde. Dışarda gelecek aramaktan çok, bu ülkenin topraklarındaki değişime siz de katılın, omuz omuza mücadele edelim. Kadın yoldaşlarım, Türkiye’deki değişim sürecinin en önemli aktörünün kadınlar olduğunu biliyoruz.

Son olarak şunları söylemek istiyorum; Kimse burada moral bozukluğu içinde olmasın, umutsuzluğa kapılmasın, baskıcı tekçi ırkçı ötekileştirici rejim karşısında mülteciler başta olmak ayrımcılığa karşı mücadele etmek hepimizin ortak görevi olsun.”

ANKARA

#Akın #Tecrit #hiçbir #hukuka #sığmıyor #vazgeçin

Ürdün Dışişleri Bakanı, Esad’tan sonra Erdoğan’la görüşecek

Ürdün Dışişleri Bakanı Eymen El Sefedi, Suriye ziyaretinin ardından Ankara’ya gitti. Sefedi’nin Hakan Fidan ve Erdoğan ile bir araya gelmesi bekleniyor

Gerçekleşmesi beklenen görüşmede Suriye krizi, Şam ve Türk devleti arasındaki ikili ilişkiler ve Arap Birliği ile Suriye arasındaki yakınlaşmanın ele alınması bekleniyor.

El Sefedi, Türkiye ziyareti öncesi Suriye’yi ziyaret ederek mevkidaşı Feysel Miqdat ve Esed ile bir araya gelmişti.

El sefedi, Feysel Miqdat ile birlikte yaptığı basın açıklamasında yaşanan siyasi krizlerin çözümünün önünde büyük bir engel olduğunu bildirerek şunları söyledi; “Bu çözüm çabalarını değerlendiriyoruz. Çünkü Suriye krizinin çözülmesi Suriye ve halkının çıkarı doğrultusunda olacaktır. Bu krizden sadece bölge değil diğer yerler de etkileniyor.”

Suudi Arabistan, Ürdün, Irak ve Mısır Dışişleri Bakanları Mayıs ayında Amman’da bir araya gelerek Suriye krizinin çözümüne yönelik Arap İnisiyatifi’nin hayata geçirilmesi için çalışma yürüttüklerini açıklamışlardı.

Kaynak: RojNews

#Ürdün #Dışişleri #Bakanı #Esadtan #sonra #Erdoğanla #görüşecek

DAİŞ’li kadın ve çocuklar Fransa’ya iade edildi

Fransa Dışişleri Bakanlığı Kuzey ve Doğu Suriye kamplarında bulunan Fransız vatandaşı 10 DAİŞ’li kadın ve 25 çocuğun Özerk Yönetim tarafından kendilerine teslim edildiğini duyurdu

Konuya ilişkin açıklama yapan Fransa Dışişleri Bakanlığı çocukların sosyal güvenlik kurumlarına, kadınların ise mahkemeye sevk edildiğini belirtti.

Bakanlığın açıklamasında Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetim’ine katkıları ve işbirliği nedeniyle teşekkür edildi.

AFP`nin haberine göre Fransa ilk defa 2022 yazında DAIŞ’li 16 kadın ve 35 çocuğu, aynı yılın ekim ayında ise 15 kadın ve 40 çocuğu teslim aldı.

DIŞ HABERLER

#DAİŞli #kadın #çocuklar #Fransaya #iade #edildi

İsrail’in Cenin kentine saldırıları sürüyor

Filistin Sağlık Bakanlığı, İsrail’in Cenin kentine yönelik saldırılarında şimdiye kadar 10 kişinin yaşamını yitirdiğini, yaralı sayısının da 100’e çıktığını duyurdu

İsrail ordusunun Filistin’in Cenin kentine yönelik dün başlattığı saldırının bilançosu ağırlaşıyor. Filistin Haber Ajansı Wefa’nın haberine göre, konuya ilişkin açıklama yapan Filistin Sağlık Bakanlığı, saldırıda 10 kişinin yaşamını yitirdiğini, 100 kişinin ise yaralandığını bildirdi.

Filistin Kızılay’ı da Cenin’de insani durumun giderek ağırlaştığını, Cenin kampından bulunan 500’den fazla ailenin çıkarıldığını duyurdu.

İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu ise saldırıları savunarak, “Güçlerimiz Cenin’deki ‘teröristlerin’ üzerine giderek, yönetim merkezlerini yıkıyor. Görev tamamlanıncaya kadar operasyon sürecek” açıklamasında bulunmuştu.

Kaynak: RojNews

#İsrailin #Cenin #kentine #saldırıları #sürüyor

İstismar suçundan beraat eden MHP’li başkana bir ödül de istinaftan

‘Cinsel istismar’, ‘cinsel taciz’ suçlarından yargılanan MHP Diyarbakır eski İl Başkanı Cihan Kayaalp’e yerel mahkemenin verdiği beraat kararı, istinaf mahkemesi tarafından onandı

Amed’de bir çocuğu alıkoyarak cinsel tacizde bulunmasının ardından görevden alınan MHP Diyarbakır eski İl Başkanı Cihan Kayaalp hakkında beraat kararı veren Diyarbakır 13’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararı, Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi tarafından onandı.

Savcılık ve tarafların “cinsel taciz”, “cinsel istismar” ve “kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” suçlarından verilen beraat kararına karşı itirazlarını inceleyen Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 7’nci Ceza Dairesi, tüm tarafların istinaf başvurularını reddetti.

İtiraz reddedildi!

Amed Barosu Çocuk Hakları Merkezi’nin istinaf başvurusu hakkı bulunmadığı gerekçesiyle talebini reddeden 7’nci Ceza Dairesi, deliller ve mahkemenin soruşturma sonuçlarına göre mahkemede oluşan kanaat ve takdire göre mahkemenin kararında usul ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna vararak, “cinsel taciz” yönünden kesin olmak üzere istinaf talebini reddetti.

“Cinsel taciz” yönünde temyiz yolunu kapatan 7’nci Ceza Dairesi, “cinsel istismar” ve “kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” suçlarında ise temyiz yolu açık olmak üzere, istinaf başvurusunun reddine karar verdi.

Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 7’nci Ceza Dairesi, istinaf başvurusunun reddi kararını oybirliğiyle aldı.

“Cinsel taciz” suçundan 7’nci Ceza Dairesi’nin kesin kararı nedeniyle Yargıtay’a yargı yolunun kapanması nedeniyle avukatlar, Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda, “cinsel istismar” ve “kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” suçlarından ise Yargıtay’a itirazda bulunmaya hazırlanıyor.

Kaynak: JinNews

#İstismar #suçundan #beraat #eden #MHPli #başkana #bir #ödül #istinaftan