Ana Sayfa Blog Sayfa 222

‘Firdevs katledilmeden Ramazan beni tehdit etti dedi’

Firdevs Babat’ı katleden Ahmet Babat hakkında açılan davanın duruşmasında dinlenen tanıklar, Firdevs Babat’ın daha önce Ahmet Babat’ın ağabeyi olan korucu Ramazan Babat tarafından tehdit edildiğini söyledi

Şirnex’in (Şırnak) Qileban (Uludere) ilçesine bağlı Sêgirkê (Şenoba) beldesinde 18 Ağustos 2022’de kaybolduktan bir gün sonra cenazesi Hezil Çayı’nda bulunan 17 yaşındaki Firdevs Babat’ı katleden Ahmet Babat hakkında “çocuğu kasten öldürmek” suçundan açılan davanın 3’üncü duruşması, Şırnak 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü.

Fail SEGBİS ile bağlandı

Fail Ahmet Babat’ın, tutuklu bulunduğu cezaevinden Sesli ve Görüntülü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile bağlandığı duruşmaya, Firdevs Babat’ın avukatı Hediye Gökçe Baykal, Şirnex Barosu Kadın ve Çocuk Hakları Komisyonu Başkanı Aycan İrmez, Amed Barosu Kadın Hakları Merkezi avukatı ile Firdevs Babat’ın ailesi katıldı.

Tehdit edildi

Kimlik tespitiyle başlayan duruşmada Firdevs Babat’ın kardeşleri Ömerhan ve Kadir Babat ile Şefik Babat tanık olarak dinlendi. Kardeşlerinin daha önce Ramazan Babat tarafından tehdit edildiğini kendilerine anlattığını ifade eden tanıklar, “Firdevs olaydan önce bize, ‘okul çıkışında Ahmet’in abisi Ramazan Babat beni tehdit etti’ demişti. O yüzden bu olayı Ahmet’in tek başına yaptığını düşünmüyoruz. Ramazan’dan da şikayetçiyiz” dedi.

Fail cinayeti tek işlemedi

Dinlenen tanık Şefik Babat ise eski korucu ve Ahmet Babat’ın tecavüz suçundan tutuklu ağabeyi Ramazan Babat’ın iddia ettiği gibi olay gününde yaptığı bazı telefon görüşmelerinde yanında olmadığını söyledi.
Buna karşı Firdevs Babat’ın babası da, olaya hayali bir şekilde yaşanmış gibi yaklaşıldığını söyleyerek, Ahmet Babat’ın suçu tek başına işlemediğini söyledi.

Fail korucu ağabeyini savundu

Verilen ifadelere karşı beyanda bulunan Ahmet Babat da, ağabeyi Ramazan Babat’ı koruyarak, abisinin bir kıza tecavüz ettiği beyanını kabul etmediğini belirtti.

Tanıkların dinlenmesi ardından iddia makamı, HTS kayıtlarının beklenmesine, hazır olmayan tanıkların dinlenmesine ve sanığın tutukluluk halinin devamını talep etti.

HTS kayıtları beklenecek

Amed Barosu’ndan avukat Aydın Ataş, daha önce verdikleri beyanlarının jandarma tarafından çizilen kroki ile teyit edildiğini söyleyerek, sanığın yaş tashihi talebinin reddini talep etti.
Mahkeme heyeti, HTS kayıtlarının beklemesine, Babat’ın tutukluluk halinin devamına karar vererek duruşmayı 27 Eylül’e erteledi.

ŞIRNEX

#Firdevs #katledilmeden #Ramazan #beni #tehdit #etti #dedi

Bedlîs’te sokağa çıkma yasağının ardından gözaltı operasyonu

Xîzan ilçesine bağlı 10 köy ve mezrada ilan edilen sokağa çıkma yasağı sonrası başlayan operasyonda Xûlepûr kırsalında çatışma çıktığı belirtildi

Bedlîs’in (Bitlis) Xîzan (Hizan) ilçesine bağlı, Hûzeran, Akûnis, Govan, Lanîlan, Xûlepûr, Kekulan, Sûreh, Pertawan, Kuran, Mezra Pisyan köy ve mezralarında ilan edilen sokak yasağı devam ediyor. Dün gece saat 21.00 sıralarında ilan edilen süresiz sokağa çıkma yasağı sonrası köy ve mezralarda geniş çaplı bir operasyon başlatıldığı belirtildi. Operasyonların sürdüğü bölgede yer yer çatışmaların da yaşandığı bilgisine ulaşılırken, özellikle Xûlepûr kırsalında çatışmaların şiddetlendiği belirtildi.

 Ev baskınları

Yerleşim yerlerine giriş-çıkış yasağı getirilirken, ayrıca sabah saatlerinde Xûlepûr köyündeki birçok eve baskın yapıldığı öğrenildi. Alınan bilgilere göre Xûlepûr köyünde Sakin, Muzaffer ve Bedrettin Altın adlı yurttaşlar gözaltına alındı. Gözaltı gerekçeleri öğrenilemeyen 3 kişinin İlçe Jandarma Komutanlığı’nda tutuldukları belirtildi.

 BEDLÎS

#Bedlîste #sokağa #çıkma #yasağının #ardından #gözaltı #operasyonu

Şenyaşar ailesi: Adaletli olmak çok mu zor?

Şenyaşar ailesi, ‘833 gündür Urfa Adliyesi önünde adalet mücadelesi devam ediyor. Adaletli olmak çok mu zor?’ diye sordu

Riha’nın ( Urfa) Pirsûs (Suruç) ilçesinde 14 Haziran 2018 tarihinde AKP eski Milletvekili İbrahim Halil Yıldız’ın koruma ve yakınları tarafından eşi ve iki oğlu katledilen Emine Şenyaşar ile saldırılardan yaralı kurtulan oğlu Ferit Şenyaşar’ın 9 Mart 2021’de Urfa Adliyesi önünde başlattığı Adalet Nöbeti 833’üncü gününde. Pirsûs’taki evlerinden Urfa Adliyesi önüne gelen Emine Şenyaşar, “Şenyaşar ailesi Adalet Köşesi” olarak adlandırılan alanda nöbete başladı. Adliye önünde bulunan beton bariyerlere “Şenyaşar ailesi için adalet” yazılı pankartı asan Şenyaşar, yolu adliyeye düşen yurttaşlara maruz kaldıkları katliam ve devamında sürdürdükleri adalet mücadelesine dair bilgi verdi.

Ayrıca ailenin sanal medya hesabından, “#Nerdeadalet” başlığıyla Adalet Bakanlığı ve Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’un hesaplarını etiketleyerek, “833 gündür Urfa Adliyesi önünde adalet mücadelesi devam ediyor. Adaletli olmak çok mu zor?” paylaşımı yaptı.

RIHA

#Şenyaşar #ailesi #Adaletli #olmak #çok #zor

Tuncel: Erdoğan, DAİŞ ile girdiği ilişkiler nedeniyle süreci sonlandırdı

Kobanê Davası’nda söz alan Tuncel, ‘Tecrit insanlık suçudur. İşine geldiklerinde Sayın Öcalan’ı araçsallaştırmak istiyor. Oysa Öcalan’ın rolünü Erdoğan dahil herkes biliyor. Masayı neden devirdi? El-Kaide ve DAİŞ ile girdiği ilişkiler nedeniyle süreci sonlandırdı’ dedi

DAİŞ’in Kobanê’ye yönelik saldırıları üzerine 6-8 Ekim 2014’te gerçekleşen protesto eylemleri gerekçe gösterilerek Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski Eş Genel Başkanları Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş ile Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyelerinin de aralarında bulunduğu 18’i tutuklu 108 kişinin yargılandığı Kobanê Davası’nın 26’ncı duruşması, ilk oturumuyla Sincan Cezaevi Kampüsü’nde görülmeye başlandı.

Eşbaşkanlar takip etti

Duruşmaya HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) Eş Sözcüsü Çiğdem Kılıçgün Uçar, Yeşil Sol Parti milletvekilleri, HDP Hukuk Komisyonu, HDP ve Yeşil Sol Parti yöneticileri ve dava avukatlarının yanı sıra Özgürlük için Hukukçular Derneği üyesi avukatlar katıldı. Sincan Cezaevi’nde tutulan siyasetçilerin bir kısmı duruşmada hazır bulunurken, farklı cezaevlerinde tutulan tutuklu siyasetçiler ise duruşmaya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla bağlandı.

Selamlaşma yasağına tepki

Kimlik tespitinin ardından dosyaya eklenen evrakların okunmasıyla başlayan duruşmada iddia makamı, siyasetçiler ve müdafilerinin savunmalara dair ek süre taleplerinin reddine, diğer mazeretlerin kabulüne karar verilmesini talep etti. Sonrasında Tevgera Jinen Azad (TJA) aktivisti Ayla Akat Ata söz aldı. Duruşma öncesinde nezarethanede bir saati aşkın bir süre bekletildiklerini aktaran Ata, duruşmalar hakkında gizlilik kararı olmadığına dikkat çekerek, izleyiciler ile selamlaşmalarının engellenmemesi gerektiğini vurguladı.

Ata: Bizi illgalize etme arayışı var

Mütalaaya ve dosyaya eklenen evraklara dair konuşan Ata, “Bizi illegalize etmeye dair bir arayış var. Aleyhimize olan hususları kabul etmiyoruz. Söylesek tesir yok söylemesek de gönlümüz razı değil. Bu ülkede savaş hali yok, olağanüstü hali yok. Peki, bizim neden temel hak ve özgürlüklerimiz durdurulmuş durumda? Savcı mütalaanın başından sonuna kadar masumiyet karinesini ihlal etti. Mahkeme heyeti de aynı kanaatle hareket ediyor. Sizi hukuka davet ediyoruz. Bu dosyada olmayan koşulları bizim için var saydınız” dedi.

Tuncel: Amaç DAİŞ’i korumak

Ardından söz alan Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) eski Eş Genel Başkanı Sebahat Tuncel, “Adaletin açığa çıkarılmasını bırakalım 6-8 Ekim’de 37 kişinin yaşamlarını kaybetmesinden sorumlu olanlar hala iktidardadır. Ama siz barış içerisinde olalım diyen Kürt halkını yargılıyorsunuz. Biz siyasetçilerin de yaşananların açığa çıkarılması konusunda sorumluluğu var ama en çok da iktidarın var. Savcı bey ise bu konuda sorumluluk üstlenmiyor. Savcı Gobbels’in yardımcısıdır. Bu kadar korkunç bir mütalaa hazırlanamaz. Gerçeği açığa çıkarmak değil iktidarı korumak ve DAİŞ’in savunuculuğunu yapma yaklaşımı mütalaada açığa çıkıyor” dedi.

Gerici güçler ne çok kadınları etkiliyor

Türkiye’nin yüzde 50’sinin 14 Mayıs ve 28 Mayıs seçimlerinde değişim isteğini sandığa yansıttığını söyleyen Tuncel, “Hiç eşit olmayan koşullarda seçimler yapıldı ama ona rağmen Türkiye’nin yarısı barış ve adalet istedi. İktidarın ittifaklarına bakın. Gerici güçlerle kurulan ittifaklardan en çok kadınlar etkileniyor. Her gün kadınların katledilmesine zemin sunan bir siyaset ile karşı karşıyayız” diye konuştu.

Tarihi direnenler yazar

Gazeteci Merdan Yanardağ’ın tutuklanmasına ve kayyumlara değinen Tuncel, şöyle devam etti: “Sayın Öcalan 2011’den beri ailesi ve avukatlarıyla görüşmüyor. Bunu iktidara hatırlatmak tutuklama gerekçesi oluyor. Bunu söylemeyecek miyiz? Tecrit insanlık suçudur. İşine geldiklerinde Sayın Öcalan’ı araçsallaştırmak istiyor. Oysa Öcalan’ın rolünü Erdoğan dahil herkes biliyor. Masayı neden devirdi? El-Kaide ve DAİŞ ile girdiği ilişkiler nedeniyle süreci sonlandırdı. Tarih Kobanê Dosyası’nı yargılayacak. Tarihi direnenler yazar. Mevcut siyasi düzen bizi yıldıramaz. Daha moralli bir şekilde mücadele edeceğiz.”

Erdoğan bizim için idam istedi

AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın bir mitinginde kullandığı, “Bu seçimde herkes kazandı” sözünü hatırlatan Tuncel, “Ama bizim için idam çağrıları yaptı. Et Balık Kurumu’ndan, Diyanet’e kadar davaya katılma talebinde bulunuluyor. Devlet, yurttaşların bir kısmını düşman olarak görmüş. Ne yapmışız? ‘Kürt halkı vardır, bir halk varsa kendi dili ve kültürüyle var olmalıdır. Kendi kendini yönetmelidir’ demişiz. Bu bir utanç” ifadelerini kullandı.

Tuncel, savunma yapmak üzere mahkeme heyetinden ek süre talebinde bulundu.

Kışanak: Hukuk ayaklar altına alındı

Daha sonra Diyarbakır Büyükşehir Belediye eski Başkanı Gültan Kışanak söz alarak mütalaa ve verilen ara kararları değerlendirdi. Kışanak, “Başından beri yargıdaki temel gerilim konusu karmaşık hale getirildi. Hukuku ayaklar altına alarak Saray’ın talimatıyla bizlerle alakası olmayan şiddet olaylarını bizimle buluşturmak için yoğun bir çaba içerisindesiniz. Bu adil yargılanma hakkının baştan ortadan kaldırılmasıdır. Siz bizim suçluluğumuzu kanıtlayamamışsınız, ama bizden suçsuz olduğumuzu kanıtlamamızı istiyorsunuz. Böyle bir mütalaa hazırlamak için hukuk insanı olmaya gerek yok. Herhangi bir polise verseydiniz size olur mütalaa” dedi.

“Sizden bir lütuf beklemiyoruz” diyen Kışanak, savunmalar için en az 2 ay ek süre talebinde bulundu.

Yüksekdağ: Amacınız davayı biran önce sonuçlandırmak

Mahkeme heyetinin en kısa zamanda ceza vererek davayı kapatmak istediğini ifade eden HDP eski Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ ise, “Bu davayı 5-6 ay önce sonuçlandırmak istiyorsunuz ama bugün geldiğiniz aşamada iddianamenin yangından mal kaçırılarak gelen süreç, siyasetçilerin sorgularının yapılmaması ile devam etti. Savunma verme hakkımızı elimizden aldınız. Bizim karşımıza 5 milyon sayfalık dosya çıkarırsanız biz de 5 gün isteme hakkına sahibiz. Üçüncü kritik suçu işleme teşebbüsü işlemek üzeresiniz. Mütalaa sonrası savunma için zemin ve koşulları yaratmamak ve savunma hakkını gasp etmek suçunu işleyeceksiniz” diye belirtti

Biz FETÖCÜ insanlar gibi değiliz

Mütalaanın 5 bin 500 sayfanın üzerinde olduğuna işaret eden Yüksekdağ, “Türkçe’de bu durumun kelime karşılığı yok. Ben rehin aldığınız bir siyasetçiyim. Okumaya fırsat bile bulamadım. Biz sizin yargıladığınız FETÖ’cü gibi insanlar değiliz. Bize bunu dayatamazsınız, yutturamazsınız. Davamızı kapatmak ve görevi tamamlamak istiyorsanız nafile. Hukuk karşısında hükümsüz. Suç işleyerek duruşmayı hızlandırabilirsiniz ama biz sizin suçunuza ortak olmayız. Bu mütalaanın incelenebilmesi ve yanıt verilebilmesi için makul bir süreye ihtiyaç var” diye konuştu.

Duruşmaya 13.35’e kadar ara verildi.

ANKARA

 

#Tuncel #Erdoğan #DAİŞ #ile #girdiği #ilişkiler #nedeniyle #süreci #sonlandırdı

Kayyum, önce yıktırdı, sonra yeni bulmuş gibi müjdeledi

Erdîş’teki Hasanabdal kaplıcalarını yıktıran hükümet, toprak yüzeyinde yıllardır akan sıcak su kaynağını, yeni bulmuş gibi müjdeledi. 49 yıllığına Trabzonlu şirkete sattı

Dönemin kayyumu ve ilçe Kaymakamı Mehmet Şirin Yaşar, jandarmalar eliyle kaplıcaları yıktırdı, bölgeyi iş birlikçi ve yandaşlara peşkeş çekti. Şimdi de su yeni keşfedilmiş gibi gasp etmeye hazırlanıyor.

Wan’ın Erdîş (Erciş) ilçesine bağlı Hasanabdal Kaplıcaları, 1950’de yöre halkı tarafından yapıldı. Yöre halkının kendi imkanları ile yaptığı ve yeni yapıların eklendiği kaplıcalar, onlarca kişinin gelir kaynağıydı. Şifa kaynağı olarak bilinen Hasanabdal Kaplıcaları, her yıl binlerce insan tarafından ziyaret ediliyordu. Kaplıcalara gelen insanlar, halkın yaptığı yapılarda ve kamp çadırlarında günlerce hatta haftalarca kalıyordu. Bölgenin adeta gelir kaynağı olan kaplıcalar, devletin hedefi haline geldi.

Trabzonlu şirkete sattı

ANF’de geçen habere göre, dönemin kayyumu ve ilçe Kaymakamı Mehmet Şirin Yaşar, bölgenin yer altı ve yer üstü kaynaklarını yerli iş birlikçiler ile Trabzon, Çorum, Elazığlı yandaşlarına peşkeş çekti. Kaplıcaların devlet tarafından Ocak 2017’de yıktırılmasından sonra bölge ıssızlaştı. Yerli ve yabancı turistlerin ziyaret ettiği bölge, onlarca kişinin de geçim kaynağıydı. Birçok kişi kaplıcaların yıkılmasından sonra bölgeyi terk etmek zorunda kaldı.

Kaplıcaları yıktıran Türk devleti, Zîlan bölgesinin yer altı ve yer üstündeki tüm kaynaklarını Trabzonlu bir şirkete 49 yıllığına sattı.

Halkın suyunu halka sattı

Zîlan Vadisi’nde yüzlerce hatta binlerce sıcak su kaynağı bulunuyor. 2017’de kaplıcaları yıkan devlet, bölgede yeni bir keşif yapmış gibi sıcak su kaynağı bulduğunu ilan etti. Zîlan bölgesinde katliama uğrayan köylerinde başında gelen Çaxirbeg (Çakırbey) köyünde jeotermal su bulunduğu haberine yöre halkı tepki gösterdi. Bölgede bulunan kaplıca tesislerini yıktıran, tüm sıcak su kaynaklarını yandaşlarına satan Türk devleti, yeni bulduğunu iddia ettiği sıcak suyu bölge halkına satmaya hazırlanıyor. HES ve barajlarla halkın toprağını ve suyuna el koyan Türk devleti, bu sefer de sıcak su kaynaklarına ve topraklarına el koymaya hazırlanıyor. Halkın suyunu yine halka satarak halkın cebindeki paraya göz dikti.

WAN

#Kayyum #önce #yıktırdı #sonra #yeni #bulmuş #gibi #müjdeledi

Taliban kuaför salonlarını kapatıyor

Taliban, Afganistan’da kuaför salonlarının ruhsatlarının iptal edilmesi için talimat verdi

Afganistan’da Ağustos 2021’de ülke yönetimini yeniden ele geçiren Taliban’ın kadınlara yönelik baskı ve yasakları devam ediyor. Taliban lideri Hebatullah Akhundzadeh’ın imzasıyla yayınlanan bir mektupla ülke genelindeki tüm kuaför salonlarının işletme ruhsatları iptal ediliyor.

34 kente gönderildi

Kuaför salonlarının faaliyetlerine son verilmesi için kısa bir süre tanınırken, sürenin bitmesiyle tüm salonların lisans ve sözleşmeleri geçersiz sayılacak. Taliban yönetimi, Kabil ili belediyesinden bu mektubu ülkenin 34 iline göndererek talimatın uygulanmasını istedi.

Kadınlar işsiz bırakılıyor

Taliban’ın yaklaşık 2 yıl önce Afganistan’ın kontrolünü ele geçirmesinden sonra, kadınlara çeşitli kısıtlamalar getirildi. Okulları ve üniversiteleri kadınlara kapatan Taliban, tüm devlet ve sivil toplum kuruluşlarında da kadınların işlerine son verdi. İşsiz kaldıkları için kuaförlük ve terzilik işine yönelen kadınların çoğu bu emirle yeniden işsiz kalacak.

DIŞ HABERLER

#Taliban #kuaför #salonlarını #kapatıyor

Buldan’ın ziyaretleri sürüyor: Tecrit için çalışmalarımız yeterli değil

Wan’da bulunan sivil toplum örgütlerini ziyaret eden HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, PKK Lideri Abdullah Öcalan’a yönelik tecride ilişkin, ‘Parti olarak elbette bu konuda üzerimize düşen sorumlulukları yerine getirmeye çalışıyoruz, ancak yeterli olmadığını biliyoruz’ dedi

Bayram dolayısıyla ve seçim sonrası alınan halk toplantıları kararı ile Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) çalışmaları sürüyor. Bu kapsamda bayramda Wan’a geçen HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, kentte tamaslarını sürdürüyor. Buldan, bayramı ziyaretleri kapsamında kentte bulunan sivil toplum örgütlerini ziyaret etti.

Buldan ve beraberindeki partililer, ilk olarak Medeniyetler Beşiğinde Yakınlarını Kaybedenlerle Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği’ne (MEBYA-DER) Wan Şubesini ve sırasıyla Tutuklu ve Hükümlü Aileler ile Yardımlaşma Derneği (TUHAY-DER) Wan Şubesi, Aryen Sanat Akademisini, Arsisa Dil ve Araştırma Kültür Merkezi’ni ziyaret etti.

Sorunlar mücadele ile çözülür

Burada konuşan Buldan, acıların mücadele ile son bulacağını ifade ederek, Kurdistan ve Türkiye’deki sorunların da mücadele ile çözüleceğini sözlerine ekledi. Buldan, “Biz mücadele ettiğimiz sürece bu tür acılar yaşanmayacak, son bulacak, çünkü AKP iktidarının başta Kürt halkı olmak üzere Türkiye’de birçok kesime yönelik inkar politikası yine bu ülkede birçok kesime yönelik yok sayma politikası devam eden bir politika. AKP’nin anlayışı bu. Kendisi gibi düşünmeyen herkesi yok sayan bir zihniyetle karşı karşıyayız, ancak mücadelemiz Kürt halkının kimliğini, özgürlüğünü ve demokrasi mücadelesini bu topraklarda var etme mücadelesidir” sözlerini kullandı.

Tecrit insan hakları sorunu

TUHAY-DER’deki ziyaretinde ise Buldan tecrit konusuna değinerek şunları dile getirdi: “Cezaevi koşulları bu tür derneklerin açılmasına neden oluyor. Şunu belirtmek gerekiyor ki bugünkü en büyük sorun İmralı Cezaevi’ndeki tecrit sorunudur. 2 yıldan daha fazla zamandır Sayın Öcalan’dan haber alınamıyor, aile ve avukat görüşleri yaptırılmıyor. Bu ülkenin kendi çıkarmış olduğu mevcut yasalara uymadığını, uygulanmadığını ve anlayışını Kürt halkını terbiye etme üzerinden bir sürece sürükleyen ve dolayısıyla Kürt halkının en hassas noktalarından olan Sayın Öcalan’a yönelik bu tecridi uygulamanın elbette ki birçok sebebi var. Sayın Öcalan’ın bütün bunlar karşısında aile görüş hakkının kısıtlandığı, uygulanmadığı ve AKP’nin bu konuda suç işlediği bir dönemdeyiz. Tecrit bir insan hakları sorunudur ve uzun süredir İmralı cezaevlerinde uygulanıyordu. Artık tüm topluma sirayet eden bir mesele haline geldi. Parti olarak elbette bu konuda üzerimize düşen sorumlulukları yerine getirmeye çalışıyoruz, ancak yeterli olmadığını biliyoruz. O yüzden bu meselenin sadece Kürtleri ilgilendiren bir mesele olmadığını belirtmek istiyorum Türkiye toplumunun da gündemi haline gelmelidir. Bu bir insan hakları sorunudur, bu sorun da kendine insanım diyen herkesi ilgilendirir.”

Buldan ve beraberindekiler, temaslarını Aryen Sanat Akademisi ile Arsisa Dil ve Araştırma Kültür Merkezi ziyaret ederek sonlandırdı.

WAN

#Buldanın #ziyaretleri #sürüyor #Tecrit #için #çalışmalarımız #yeterli #değil

Türkiye Amêdiyê kırsalını bombalandı

Türkiye’nin Amêdiyê’nin Berçi köyü kırsalını bombaladığı belirtildi

Türkiye, Duhok’un Amêdiyê ilçesine bağlı Berçi köyü kırsalını bombaladı.

Bombardıman sonuçlarına dair detaylı bilgiye ulaşılamadığı belirtildi.

Kaynak: Rojnews

#Türkiye #Amêdiyê #kırsalını #bombalandı

TTB: Beyaz göç için rekor başvuru

TTB verilerine göre, doktorların yurt dışına gidebilmek için aldığı ‘İyi Hal Belgesi’ne başvurular 2023’te rekor kırdı. Buna göre, 2023’ün ilk altı ayında 1361 doktor başvurdu

Türk Tabipleri Birliği (TTB) yurt dışına gidebilmek için doktorların aldığı ‘İyi Hal Belgesi’ne 2023’teki başvuru sayılarını açıkladı. Başvuru sayısı 2023’te rekor kırdı.

TTB’den yapılan açıklamada şu ifadeler kullanıldı:

“TTB’ye ‘İyi Hal Belgesi’ başvuru sayısı; Haziran ayında 242, 2023’ün ilk 6 ayında 1361 oldu. Deprem bölgesindekiler başta olmak üzere tüm meslektaşlarımızın çalışma koşullarının iyileştirilmesi için mücadeleye devam!”

 HABER MERKEZİ

#TTB #Beyaz #göç #için #rekor #başvuru

Gergerlioğlu: 6 ayda cezaevlerinde en az 26 kişi hayatını kaybetti

Gergerlioğlu, bu yılın ilk altı ayında cezaevlerinde en az 26 kişinin öldüğünü belirterek, ‘İntiharların kameralardan izlendiği ve müdahale edilmediği yönünde önemli bilgiler ediniyoruz’ dedi

Yeşil Sol Parti Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, bugün yaptığı açıklamada, 2023 yılının ilk altı ayında cezaevlerinde en az 26 kişinin hayatını kaybetti. Gergerlioğlu, cezaevinde hayatını kaybeden 26 kişiden 15’nin şüpheli şekilde öldüğünü ve 11 kişinin de hastalığı olmasına karşın tahliye edilmemesi sonucu vefat ettiğini belirtti.

‘Ölümler intihar olarak açıklanıyor’

Gergerlioğlu, “Şüpheli ölümler dikkat çekici. Bir kısmı intihar olarak açıklanıyor. Biz, bu ölümlerin nasıl olur da intiharla sonuçlandığı noktasında önemli soru işaretleri taşıyoruz. Çünkü cezaevinde bir mahpusun intihar etmesinin önüne geçilmeye çalışıyor. Bunun için güya önlemler alınır. Bütün bu şartlar altında bir mahpus nasıl intihar ediyor?” dedi.

‘Hak ihlalleri tespit edildi’

Gergerlioğlu, “Bu, önemli bir soru işareti. İntihar girişiminde bulunan mahpusların uzun bir süre ölümünün cereyan ettiği, kameralardan izlendiği ve müdahale edilmediği yönünde önemli bilgiler ediniyoruz. Bir kısmı da gerçekten intihar mı, başka şekilde ölüm mü, tam olarak bilinmiyor. Yapılan açıklamalar bu şekilde. Zaten bu ölümleri açıklama konusunda cezaevleri çok istekli değil. Ancak avukatları ve yakınları kanalı ile bu bilgileri edinebiliyoruz.

Hasta mahpus ölümleri de son derece dikkat çekici. Bu ölümleri dinlediğimiz zaman sağlığa ulaşmada ve sağlık hakkı elde etmede çok sıkıntılar yaşandığını görüyoruz. Hemen hepsinde ağır hasta hakları ihlalleri tespit etmiş durumdayız” diye belirtti.

ANKARA

#Gergerlioğlu #ayda #cezaevlerinde #kişi #hayatını #kaybetti