Ana Sayfa Blog Sayfa 223

AKP’li Tatvan Belediye Başkanı Geylani sahnede yuhalandı

Tatvan Belediye Başkanı AKP’li Mehmet Emin Geylani, belediyenin düzenlediği fuarda sahnede olduğu sırada yuhalandı

Kendisi hakkında haber yapmasının ardından iki koruması tarafından gazeteci Sinan Aygül’e geçen gün yapılan saldırı ile gündeme gelen AKP’li Tatvan Belediye Başkanı Mehmet Emin Geylani, ilçede 55’incisi düzenlenen Doğu Anadolu Fuarı’nın 3’üncü gününde, sahneye çıkarak etkinliğe gelenlere seslendi. Geylani dinleyiciler tarafından yuhalandı.

Aygün paylaştı

Gazeteci Aygül o anları sanal meyda hesabından, “Geylani yuhlanıyor… Kendi düzenlediği etkinlikte üç gün art arda, her ağzını açtığında yuhlanan kişiye Mehmet Emin Geylani denir. Saygınlığını yitiren kişiye de müptezel denir” notuyla paylaştı.

Ne olmuştu?

Gazeteci Sinan Aygül, AKP’li Tatvan Belediye Başkanı Mehmet Emin Geylani’nin silahlı korumaları tarafından saldırıya uğramıştı. Aygül, Tatvan Belediyesi ile ilgili yolsuzluk ve arazi satışları haberleri yapmıştı.

HABER MERKEZİ

#AKPli #Tatvan #Belediye #Başkanı #Geylani #sahnede #yuhalandı

Kürt ve Anadolu Aleviliğine doğru yaklaşmak

  • Anadolu’daki ile Kurdistan’daki Aleviler arasındaki köprüler çok rahatlıkla kurulabilir. Ulusal farklılıkları bir engel değil, tam tersine birbirlerini güçlendiren, yani birbirlerine müttefik olma gibi bir konuma hizmet ederler. Yeter ki bunu doğru işlemesini bilelim.

Kürt Alevilerinin, şimdi Kurdistan sorunu diye bir sorunları vardır. Meseleyi doğru koymak gerekir. İster her sınıftan başkaldırı, ister mezhepsel başkaldırı olsun günümüzde bir ulusal amacı da göz önüne getirmek zorunda. Elbette Kurdistan’ın bir Alevilik sorunu yoktur, fakat Alevilerin bir Kurdistan sorunu vardır. Bugün bir Elbistan, Pazarcık’ı düşünelim. Oralar Alevi katliamından ötürü boşaltılmıştı, neden? Çünkü orada Kurdistan Ulusal Kurtuluş Mücadelesi gelişiyordu.

Demek ki Alevilikle, Kurdistan Ulusal Kurtuluşu arasında çok önemli bir ilişki vardır. Hem Alevi, hem Kürt olmaları Kurdistan ulusal sorunu açısından onların durumunu daha da yakıcı kılmaktadır. Çünkü sorunu en derinden yaşayan onlardır. Dolayısıyla, kim diyor ki; “Alevilerin bir Kürt sorunu yoktur” bu en büyük bir çarpıtmadır. Belki de Hakkari Kürtlerinden daha fazla -ki onlar için de günümüzde önem kazanmıştır- Mardin’den daha fazla Alevilerin bir Kürt sorunu var. Çünkü boşaltılan, en çok baskıya ve katliama uğrayan yerler oralardır. Salt mezhep özelliklerinden dolayı değil, ulusal özelliği onları tarih boyunca hedef durumuna getirmiştir.

Alevilik; Zerdüştlüğe bağlıdır! Onun geleneklerini epey esas almıştır. O da ulusal bir özelliktir. Dolayısıyla; Kurdistan Aleviliği veya Kürt Alevilerinin, Kurdistan diye bir sorunu var mıdır konusunu tartışırsanız, birazcık Alevilik geleneğine bağlı olan birisi varsa, bundan sonra bu sorunu çok daha amansız ve son derece etkileyici bir biçimde rahatlıkla kabul eder. Ve hatta öncü rol oynar. Şimdi Türk Aleviliği, Anadolu Aleviliği söz konusu olduğunda bu konuda da hiçbir çatışma olamaz. Bunu bu gün, bu kesimlerin içinden hızla saflarımıza gelenlerin de niteliğinden anlamaktayız. İbrahim Kaypakkaya Çorum Alevi’sidir, ama Dersim’de eylem organizesini yaptı. Hatta Kurdistan devrimini ve Kürt milli meselelerini Kaypakkaya en çok işleme gereğini, belki de en ileri düzeyde duydu. Bu tesadüf değildir. O, en iyi Anadolu Alevi’sidir. Benim bilebildiğim, en büyük direnen, ‘ser verip sır vermeyen’ diye tabir edilen bir kişiliktir. O, Kurdistan meselesini işledi. Cumhuriyette hiç kimsenin cesaret edemeyeceği kadar işledi.

O zaman bu neyi gösteriyor? Her kim ki, “Kürt sorunu, Kurdistan sorunu Alevileri ilgilendirmez” veya “Türk Alevileri buna karşı” diyorsa o, en büyük yalanı söylüyor demektir. Hiç kimse, İbrahim Kaypakkaya gibi ne Alevi geleneğine bağlıdır, ne ondan gelir, ne de onun kadar bilinçlidir. Buna benzer bildiğimiz birçok direnişçi var. Kurdistan’ı esas alıyorlar, Kurdistan’a geliyorlar. Demek ki; Türkiye Anadolu Aleviliğinin de, Kurdistan ve Kürt sorununa doğru yaklaşmaya oldukça ihtiyaçları var. Çünkü kurtuluşları orayla bağlantılıdır. Tarih boyunca bu böyle olduğu gibi, günümüzde de bu kesin böyledir. Nitekim günümüzde birçok Anadolu Türkmen Alevi’si saflarımıza geliyorlar.

Tabii bu özel savaşın MHP diye bir kolu var, bunlar erkenden İç Anadolu Türkmenlerinin üzerinde oyun düzenlediler. Şimdi daha da yaygın uyguluyorlar, o özel savaşın bir çalışmasıdır. Biz bunu iyi biliyoruz. Türkmenler yoğunluklu olarak İç Anadolu, Toroslar’da ve Karadeniz’de yaşarlar. MHP, onlar üzerinde özel etkileme yöntemlerini geliştirmiştir. Devrimciler bu konuda çalışmalarını fazla geliştirmemişlerdir. Onlar daha çok kent, aydın ve işçileriyle uğraşmışlardır. Türkmen ve Alevi sahasını ihmal etmişlerdir ama bu şimdi geliştirilecektir.

Dolayısıyla biz, Anadolu Aleviliğini kendi doğal bir müttefikimiz olarak değerlendiriyoruz. Kürt Aleviliği ise; bundan sonra bu sorunla daha derin uğraşmak zorunda. Burada söz konusu olan; “Aleviliğin pek fazla ulusallığı yoktur” deniliyor. Hayır, hem Kürt Aleviliğinin çok önemli bir ulusal sorunu vardır, hem de Anadolu ve Türkmen Alevi’sinin çok önemli bir ulusal sorunu vardır. Örneğin söylediğim gibi, katliama en çok uğrayan Kürt Aleviliğidir, yine Türkiye’de de baskılara en çok uğrayan ve başkaldıranlar Alevi kökenlilerdir ve onlar da ulusal sorunla en fazla ilgilenen kesimdir.

Propaganda ile Kürt ve Türk Aleviler arasında çelişkiler çıkarılamaz. Anadolu’daki ile Kurdistan’daki Aleviler arasındaki köprüler çok rahatlıkla kurulabilir. Ulusal farklılıkları bir engel değil, tam tersine birbirlerini güçlendiren, yani birbirlerine müttefik olma gibi bir konuma hizmet ederler. Yeter ki bunu doğru işlemesini bilelim.

Aleviliğin tarihi özünde Baba İshak, İbrahim Kaypakkaya gibi örnekler var. Baba İshak Adıyaman’dan girdi, Çorum ve Tokat’tan çıktı. Aynı rejim tarafından Amasya’da derisi yüzüldü. İbrahim Kaypakkaya Çorum’dan çıktı, Dersim’de büyük eylemini koydu, Diyarbakır’da ser verip sır vermedi, en büyük eylemi orda koydu ve şahadete ulaştı. Aleviliğin özü, tarihsel gelişmesi budur ve devrimci tarzı da bu biçimdedir.

Aleviliğin özünü ve devrimci biçimlenmesine ilişkin tarihi ve güncel örnekleri gösterdim. İbrahim Kaypakkaya’yı, Zeynep Kınacı’yı anlatım. Bunlar, kutsal değerlerdir, anılarına saygıyla bağlı kalmak gerekir. Kesinlikle bunlar büyük, tarihi örneklerdir. Her zaman ben de bunlara büyük saygı duyuyorum. Biz, PKK eylemini de dediğimiz gibi hem bunları ortaya çıkaranlar olarak, hem de anılarına en çok sahip çıkanlar olarak değerlendiriyoruz. Ve kimsenin kem gözlerle veya sahtekarca tavırlarla, ne Alevilik adına, ne Türklük adına, ne de Kürtlük adına bunu zedelemeye ne hakkı vardır, ne de buna fırsat veririz. Büyük değerlere sadece büyük bağlı kalmak görevi onların ardıllarına düşer.

Bir defa devletin Aleviliğe el atışı iyi görülüp değerlendirilmelidir.

İkincisi, Alevilere, Aleviliğin sorunları doğru götürülmemiştir.

Dediğim gibi, Kaypakkaya’nın çalışmaları gittikçe daha çok yozlaştırıldı. Ulusal soruna en güçlü yaklaşımı o gösterdi ama daha ardılları Kaypakkaya’nın tezlerini hiç geliştirmediği gibi, uygulamadı da. Ardılları bunu yapmamıştır. Belirttiğim gibi, Alevilik bir kültürel olay oldu sanki ve Avrupa’da onun en yozlaşmış ifadesi yaşandı.

Alevilere, Aleviliğin sorunları doğru götürülmemiştir. Bana göre, Türk Aleviciliğindeki sorun bilimsel olarak tanımlanmıştır. Eskiden Kürtçülük nasıl ki dar ilkel milliyetçilerin işiyse, devrimcilerin bu sorunla ilgisi olmayacaksa ki 1970’lerde iyi biliyorsunuz “Kürt meselesi eşittir, Kürtçülerin meselesi” “sosyalizm meselesi de eşittir, sosyalistlerin meselesi” olarak ifade ediliyordu. Türk faşistleri, Türk milliyetçiliğini aldılar, götürdüler solculara fazla bir şey kalmadı. Kürtlerde de Kürt meselesine ilkel milliyetçiler sahip çıktılar. İkisi de yurtsever olamazlar, doğru bir yurtseverliğe ulaşamazlar. Dar bir şovenizmi gerçekleştireceklerdi, nitekim günümüzde bunlar gerçekleşti. Ama sol, ne Kürt sorununa beklenen bir yaklaşımı gösterdi, ne de Türkiye’de de bu Türk milliyetçiliğine karşı doğru yaklaşımı, Türk yurtseverliğini geliştirebildi.

Türk Milliyetçiliğine MHP daha fazla sahip çıktı. Kürtlerde de ilkel milliyetçilik; “Kürt meselesi benimdir” dedi. Bunu bozan yalnız biziz. Ben açıkça söyleyeyim, ben bu tehlikeyi o zaman da sezdim, hatta Kemal PİR’lerin bir sözü de vardı; “Bizim solu da hizaya getirmek için, Kürt ulusal kurtuluşçuluğunu geliştirmemiz gerekir” diyordu. Zaten Kemal Pir’lerin katılımlarının temel nedeni buydu ve bu doğru bir yaklaşım. Nitekim günümüzde ürünlerini verdiği çok açık. Kürt yurtseverliği, bizim Önderliğimizde muazzam bir gelişme kaydetmiştir.

yeni özgür politika

İsrail’den Batı Şeria’ya hava saldırısı: 5 ölü

İsrail’in Batı Şeria’da düzenlediği hava saldırısında 5 kişi hayatını kaybetti, 20’den fazla kişi yaralandı

İsrail, işgal altındaki Batı Şeria’da bulunan Cenin kentinde Filistinlilere ait bir evi füzeyle hedef aldı. Hava saldırısının ardından İsrail ordusu, Cenin Mülteci Kampı’nı ablukaya alarak, bazı evlere baskın düzenledi. Cenin Tugayı’nın da hedef alındığı duyurulurken, Filistinli sağlık yetkililerinden yapılan açıklamaya göre, en az 5 kişi yaşamını yitirdi, 20’den fazla kişi yaralandı.

Açıklamada, Cenin kentine yönelik hava saldırısında 4, El-Bire kentinde askerlerin açtığı ateş sonucu ise 1 kişinin başından vurularak, yaşamını yitirdiği belirtildi. Bazıları ağır olmak üzere 20’den fazla kişinin yaralandığı duyuruldu.

‘İsrail ordusundan açıklama’

Öte yandan İsrail ordusu, Cenin saldırısına ilişkin yazılı bir açıklama yayımladı. Açıklamada, Cenin’e düzenlenen hava saldırısında, “Cenin Tugayı” adlı Filistinli direnişçilere ait bir “ortak operasyon odasının hedef alındığı” belirtildi.

‘Cenin Tugay’ından açıklama’

Filistinli El Fetih, Hamas ve İslami Cihad gruplarının çatı örgütü olan Cenin Tugayı ise, “İşgal güçleriyle son nefesimize ve kurşunumuza kadar savaşacağız ve tüm gruplardan ve askeri oluşumlarla birlikte ve birlik içinde çalışacağız” açıklaması yaptı.

İsrail’in, Batı Şeria’daki baskınları ve abluka altındaki Gazze Şeridi’ne düzenlediği hava saldırıları ile yılbaşından bu yana katlettiği Filistinli sayısı 180’i aştı.

DIŞ HABERLER

 

#İsrailden #Batı #Şeriaya #hava #saldırısı #ölü

Dîlok’ta kavga: 3 ölü, 2 yaralı

Dîlok’ta iki taraf arasında çıkan kavgada 3 kişi hayatını kaybetti, 2 kişi ise yaralandı

Dîlok’un (Antep) Şehitkamil ilçesine bağlı Nurtepe Mahallesi’nde, aralarında daha önceden husumet bulunan iki taraf arasında çıkan tartışma silahlı kavgaya dönüştü.

Çıkan kavgada, İzzet Karakoç, Selman Çevik ve Şahin Erşan hayatını kaybetti. İsimleri öğrenilemeyen 2 kişi ise ağır yaralandı.

Olayda yaralananlar hastaneye kaldırdı.

DÎLOK

#Dîlokta #kavga #ölü #yaralı

Katledilen oğlu için adalet arayan Şirpişe’ye cezaevinde işkence

İran’da Aban Katliamı sırasında katledilen oğluna adalet istediği için tutuklu buluna Nahid Şirpişe’ni adli tutukluların saldırısına uğradığı ve cezaevi personelinin ise müdahale etmediği belirtildi

Aban Katliamı sırasında katledilen oğluna adalet istediği için tutuklanan Nahid Şirpişe, cezaevinde adli tutuklular tarafından işkence uğradı. Şirpişe’nin kızı Mona Bahtiyar sanal medya hesabı twitter üzerinden paylaşımda bulunarak, annesinin can güvenliğinden endişe duyduğunu söyledi.

Cezaevi görevlileri izledi

Mona Bahtiyar paylaşımında şunları belirtti: “Bu kez annemi ziyarete gittiğimde annemin hücre hapsine alındığını öğrendim. Psikolojik olarak kötüydü ve fiziksel olarak yaralıydı. Annem ‘bağımsız ve kiralık tutuklular’ tarafından dövülmüş. Şiddet sırasında cezaevi görevlileri de müdahalede bulunmamış. Görevliler kameraların bozuk olduğunu ve şiddet anına dair görüntülerin ellerinde bulunmadığını iddia ediyorlar.”

5 yıl hapis cezası verilmişti

1998 Aban Katliamı sırasında katledilen oğlu için hak arayışı mücadelesini sürdüren Nahid Şirpişe, birçok kez baskı altına alınıp tutuklandı. Şirpişe, Karaj Devrim Mahkemesi 1’nci Şubesi tarafından 5 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

Kaynak: NuJINHA

#Katledilen #oğlu #için #adalet #arayan #Şirpişeye #cezaevinde #işkence

Avukatı ezmeye çalışan polis yine tutuklanmadı

Avukat Serkan Karakaş’ı aracıyla ağır yaralayan polis amiri Sırrı Erdoğan hakkında açılan davada, avukatlıların tutuklanma talepleri yine ret edildi

Şirnex Barosu’na kayıtlı olan avukat Serkan Karakaş’ı aracıyla ezen polis amiri Sırrı Erdoğan hakkında “kasten öldürmeye teşebbüs” suçundan açılan davanın üçüncü duruşması Şırnak 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

Babası silahıyla girmeye çalıştı

Duruşmaya, sanık Erdoğan ile tarafların avukatları hazır bulundu. Sanık Erdoğan’ın babasının, duruşma salonuna silahla girmek istemesi üzerine kısa süreli gerginlik yaşandı. Karakaş’ın avukatlarının itirazı üzerine mahkeme heyeti, sanığın silahını dışarıda bıraktıktan sonra duruşma salonuna girmesine izin verdi.

Kasti yapmadığını iddia etti

Duruşmada iddia makamı mütalaasında, Adli Tıp Kurumu’ndan (ATK) gelecek raporun beklenmesini, tanığın dinlenmesini ve sanığa uygulanan adli kontrol şartının sürmesini talep etti. Sanık Sırrı Erdoğan ise, daha önce verdiği ifadesinin geçerli olduğunu belirterek, kasti yapmadığını iddia etti.

Söz konusu Şirnexli yurttaş olunca…

Karakaş’ın avukatı Samet Ataman da, mütalaaya katılmadıklarımı belirterek, “Bu dosyada çok da adil bir yargılamanın yapıldığını düşünmüyoruz. Basit bir şüpheden bile insanların nasıl gözaltına alındığını, tutuklandığını biliyoruz. Ama maalesef ki bu dosyada her şey açık bir şekilde ortada olmasına rağmen sanık tutuklanmıyor. Sanığın tutuklanmaması için hiç bir gerekçe yok. Ancak konu Şırnaklı bir vatandaş olunca yaklaşım da bu oluyor. Meslektaşımızı kasten öldürmeye teşebbüs etti. Sanığın bu dosyadan dışarıda serbest dolaşması başka olaylara davetiye çıkartıyor” diyerek sanığın tutuklanmasını talep etti.

Sanık yine tutuklanmadı

Verilen aranın ardından mahkeme heyeti, daha önce başka birinin malına zarar verdiği için sanık hakkında ayrı açılan davanın birleştirme talebini reddetti. ATK’den gelecek raporun beklenmesine karar veren mahkeme, sanığın tutuklanma yönündeki talepleri de reddederek duruşmayı 4 Ekim’e erteledi.

ŞIRNEX

#Avukatı #ezmeye #çalışan #polis #yine #tutuklanmadı

Kayyumun ‘Cilo Fest’i bitti geriye çöpü kaldı!

‘Hakkari’de hayat var’ sloganıyla düzenlenen ‘Cilo Fest’ organizasyonundan geriye kalan çöpler temizlenmedi

Colemêrg’in (Hakkari) Gever (Yüksekova) ilçesinde Cumhurbaşkanı kararıyla 26 Eylül 2020’de “Milli Park” ilan edilen ve 3 bin 400 rakımıyla bölgenin en yüksek ikinci dağı olan Cilo Sat Dağları ve Sat Buzul Gölü’ne girişler halen “izne” bağlı.

Ziyaretçiler izin alamadan bölgeye giremezken, Hakkari Valiliği ve Yüksekova Kaymakamlığı ortaklığında bu yıl buzul göllerin olduğu alanda “5. Cilo Fest” organizasyonu düzenlendi.

“Hakkari’de hayat var” sloganıyla düzenlenen organizasyonun ardından geriye çöp yığını kaldı. Küresel ısınma nedeniyle yok olma riskiyle karşı karşıya olan buzul gölün etrafındaki birçok çöp toplanmadı. Seyyar tuvaletlerin atıkları da olduğu gibi bölgede bırakıldı.

 COLEMÊRG

#Kayyumun #Cilo #Festi #bitti #geriye #çöpü #kaldı

Fransa’da Nahel’i öldüren polise ödül: Sağcılar ailesi için 800 bin Euro topladı

Fransa’da 17 yaşındaki bir çocuğun polis tarafından öldürülmesi ardından başlayan olaylar 6 ‘ıncı gününde devam ederken, aşırı sağcı grupların katil polisin ailesi için 800 bin Euro topladığı öğrenildi 

Fransa’da Cezayirli 17 yaşındaki çocuk Nahel M.’nin 27 Haziran’da polis tarafından öldürülmesi ardından başlayan olaylar 6 ‘ıncı gününde. Altıncı gece de ülke genelinde 45 bin jandarma ve polis görevlendirildi. İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre gece boyunca 157 kişi gözaltına alındı.

Paris’in Créteil banliyösünde mahkeme binasına havai fişeklerle saldırı düzenlendi.

Okullar kapalı

Protestolar nedeniyle pazartesi günü de birçok kentte okullar kapalı kalmaya devam edecek.

5 bini aşkın otomobil, bini aşkın bina yakıldı

Altı gecede 5 bin 300’e yakın otomobil ve 10 bin çöp konteynırı ateşe verilirken, bini aşkın bina yakıldı veya tahrip edildi, polis karakolları veya jandarma karakollarına 250 saldırı gerçekleşti, 700’ü aşkın güvenlik gücü üyesi yaralandı.

Şuana kadar 3 bin 354 gözaltına alındı

Olayların başladığı günden bu yana gözaltına alınanların sayısı da açıklandı. Altı gecede 3 bin 354 kişinin gözaltına alındığı bildirildi.

Katil polisin ailesine 800 bin Euro

Öte yandan çocuğu katleden polis için aşırı sağcı Jean Messiha tarafından başlatılan kampanyada 800 bin euro toplandı. Bu paranın tutuklu olan polisin ailesine verileceği belirtildi. Birçok kişi sağcıların bu tutumuna Arap öldürmenin ödüllendirilmesi olarak tepki gösterdi.

Irkçılar da sokakta

Lyon’da bir grup aşırı sağcı belediye önüne gidince polis müdahalede bulunarak grubu dağıttı. Irkçı grup, “Biz evimizdeyiz”, “Fransa Fransızlarındır” gibi sloganlar attı.

Kaynak: Rojnews

#Fransada #Naheli #öldüren #polise #ödül #Sağcılar #ailesi #için #bin #Euro #topladı

Efrîn’de 6 ayda 12 kişi katledildi, 173 kişi kaçırıldı

Türkiye ve bağlı paramiliter grupların denetimindeki Efrîn’de savaş 6 ayda 12 kişi katledilirken173 kişi kaçırıldı, 15 bin 500 ağaç kesildi

Türkiye’nin Kuzey ve Doğu Suriye kenti olan Efrîn’e 2018 yılında başlattığı saldırıların ardından, kent Türkiye ve bağlı güçlerin eline geçerken, bununla birlikte insanlık suçları da artmaya başladı.
Demografik değişimin hedeflendiği kentte, insan kaçırma, fidye, talan, gasp, tecavüz ve etnik temizlikle bölge halkı göçertilmeye zorlanıyor.

Aynı aileden 4 kişi katledildi

ANHA’nın haberine göre, son 6 ayda aralarında aynı aileden 4 kişinin de bulunduğu toplam 12 kişi katledildi. Efrîn-Suriye İnsan Hakları Örgütü’ne dayandırılan 6 aylık veriler ise şöyle:

* 173 kişi, fidye karşılığında serbest bırakılmaları karşılığında kaçırıldı.

* Bölgede inşa edilen evler için ağaçlar kesilerek, yakacak olarak kullanıldı. Zeytin, ceviz, badem, meyve ve ormanlık alanlarındaki 15 bin 500 ağaç kesildi.

* 70 hektardan fazla buğday ve arpa tarlaları yakıldı.

* 4 Aralık 2022 tarihinde Cindirêsê ilçesinde “Ecnadîn Filistin” evleri inşa edildi. Filistinli “Ecnad El Îslam” adlı yapının desteğiyle yapılan 40’a yakın eve “Ehrar El Şam” üyelerinin aileleri yerleştirildi.

* Katarlı yardımlaşma kurumunun desteğiyle 12 Şubat’ta Cindirêsê ilçesinde “El Keramê Şehri” adlı proje başlatıldı. Projenin 6 Şubat’ta meydana gelen depremden hasar gören evlerin yeniden yapılması için yapıldığı belirtilse de tamamlanan evlere bölgedeki paramiliter yapıların aileleri yerleştirildi.

* Bölgedeki yapılardan oluşan Efrîn Yerel Meclisi ve Geliştirme ve Yardımlaşma Genel Komitesi (Ensêr), 4 Mayıs’ta Şêrewa ilçesinin Şadêrê köyünde “Katar Köyü 2” köyünü inşa etti.

* “Sultan Silêman Şah” adlı grup tarafından Mebata ilçesinde evler inşa edildi.

* El Eyedî El Beyda Derneği, Şadêrê köyünde ev inşa etti.

* Türkiye ve bağlı yapılar, Lêlûn Dağı’nda ev inşa etti.

Bir haftadan daha kısa bir süre içinde ise 10 ve 14 yaşlarındaki 2 çocuğa yönelik tecavüz suçu işlendi.

DIŞ HABERLER

 

 

#Efrînde #ayda #kişi #katledildi #kişi #kaçırıldı

İGC: Yanardağ’ı tutuklayarak gazetecilere gözdağı vermek istediler

İGC Başkanı Dilek Gappi, İmralı tecridini eleştiren Merdan Yanardağ’ın tutuklanmasıyla gazetecilere gözdağı verilmek istendiğini söyledi

TELE1 Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ, katıldığı bir programda 28 aydır kendisinden hiçbir şekilde haber alınamayan PKK Lideri Abdullah Öcalan’a yönelik tecridin hukuksuz olduğunu dile getirdiği için İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından “Suçu ve suçluyu övme” ve “Örgüt propagandası yapmak” suçlamalarıyla soruşturma başlatıldı. 27 Haziran’da gözaltına alınan Yanardağ, çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.

İzmir Gazeteciler Cemiyeti (İGC) Başkanı Dilek Gappi ve Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) İzmir Şubesi Başkanı Nil Kahramanoğlu, Yanardağ’ın tutuklanmasına tepki gösterdi.

‘İntikam duygusu’

Yanardağ’ın tutuklanmasını, gözdağı ve intikam olarak nitelendiren İGC Başkanı Dilek Gappi, siyasetin Türkiye’de güç zeminine dönüştüğünü vurguladı. Gappi, “Siyasi gücü elde eden, karşıdakinin muhalif fikirlerini beğenmiyorsa ve rahatsızlık duyuyorsa bunu intikam duygusuna dönüştürüyor. Maalesef bu yaşananlar Türkiye’de yeni değil. Merdan Yanardağ da bunun hedefi haline geldi” dedi.

Yıllarca demokrasiye “dava” diyenlerin fikir ve basın özgürlüğüne katlanamaz hale geldiğine dikkati çeken Gappi, “Türkiye’de asıl sorun gerçek demokrasinin nereye kadar kabullenildiğidir. İleriye gitmemiz gerekiyorken maalesef geriye giden uygulamalarla karşı karşıya kalıyoruz. Toplum ve kamu adına sorgulamakla görevliyiz. Merdan Yanardağ’da gereken sorgulamayı yaptı. Bu sadece beğendiğimiz popüler olan konular için değil, her konu hakkında sorgulamak gazetecilerin işidir. Bunlara karşı hapis cezaları ve yayından apar topar almak gözdağıdır, toplumsal korkuyu güçlü kılmaktır. Yanardağ bir an önce serbest bırakılmalı” diye belirtti.

‘Muhaliflerin sesi kısılmaya çalışılıyor’

İfade özgürlüğü kapsamında onlarca gazetecinin tutuklu olduğunu hatırlatan TGS İzmir Şubesi Başkanı Nil Kahramanoğlu da, Yanardağ’ın ifade özgürlüğü kapsamında söylediği sözler nedeniyle tutuklandığını ifade etti. Kahramanoğlu, “Yanardağ’ın ne yazık ki son örnek olmayacağını da biliyoruz. Çünkü basın üzerinde her geçen gün baskı kuran, özellikle muhaliflerin sesinin kısmaya çalışan bir siyasi iktidar var” diye belirtti.

İZMİR

 

#İGC #Yanardağı #tutuklayarak #gazetecilere #gözdağı #vermek #istediler