Ana Sayfa Blog Sayfa 226

Fransa’da Nahel’i öldüren polise ödül: Sağcılar ailesi için 800 bin Euro topladı

Fransa’da 17 yaşındaki bir çocuğun polis tarafından öldürülmesi ardından başlayan olaylar 6 ‘ıncı gününde devam ederken, aşırı sağcı grupların katil polisin ailesi için 800 bin Euro topladığı öğrenildi 

Fransa’da Cezayirli 17 yaşındaki çocuk Nahel M.’nin 27 Haziran’da polis tarafından öldürülmesi ardından başlayan olaylar 6 ‘ıncı gününde. Altıncı gece de ülke genelinde 45 bin jandarma ve polis görevlendirildi. İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre gece boyunca 157 kişi gözaltına alındı.

Paris’in Créteil banliyösünde mahkeme binasına havai fişeklerle saldırı düzenlendi.

Okullar kapalı

Protestolar nedeniyle pazartesi günü de birçok kentte okullar kapalı kalmaya devam edecek.

5 bini aşkın otomobil, bini aşkın bina yakıldı

Altı gecede 5 bin 300’e yakın otomobil ve 10 bin çöp konteynırı ateşe verilirken, bini aşkın bina yakıldı veya tahrip edildi, polis karakolları veya jandarma karakollarına 250 saldırı gerçekleşti, 700’ü aşkın güvenlik gücü üyesi yaralandı.

Şuana kadar 3 bin 354 gözaltına alındı

Olayların başladığı günden bu yana gözaltına alınanların sayısı da açıklandı. Altı gecede 3 bin 354 kişinin gözaltına alındığı bildirildi.

Katil polisin ailesine 800 bin Euro

Öte yandan çocuğu katleden polis için aşırı sağcı Jean Messiha tarafından başlatılan kampanyada 800 bin euro toplandı. Bu paranın tutuklu olan polisin ailesine verileceği belirtildi. Birçok kişi sağcıların bu tutumuna Arap öldürmenin ödüllendirilmesi olarak tepki gösterdi.

Irkçılar da sokakta

Lyon’da bir grup aşırı sağcı belediye önüne gidince polis müdahalede bulunarak grubu dağıttı. Irkçı grup, “Biz evimizdeyiz”, “Fransa Fransızlarındır” gibi sloganlar attı.

Kaynak: Rojnews

#Fransada #Naheli #öldüren #polise #ödül #Sağcılar #ailesi #için #bin #Euro #topladı

Efrîn’de 6 ayda 12 kişi katledildi, 173 kişi kaçırıldı

Türkiye ve bağlı paramiliter grupların denetimindeki Efrîn’de savaş 6 ayda 12 kişi katledilirken173 kişi kaçırıldı, 15 bin 500 ağaç kesildi

Türkiye’nin Kuzey ve Doğu Suriye kenti olan Efrîn’e 2018 yılında başlattığı saldırıların ardından, kent Türkiye ve bağlı güçlerin eline geçerken, bununla birlikte insanlık suçları da artmaya başladı.
Demografik değişimin hedeflendiği kentte, insan kaçırma, fidye, talan, gasp, tecavüz ve etnik temizlikle bölge halkı göçertilmeye zorlanıyor.

Aynı aileden 4 kişi katledildi

ANHA’nın haberine göre, son 6 ayda aralarında aynı aileden 4 kişinin de bulunduğu toplam 12 kişi katledildi. Efrîn-Suriye İnsan Hakları Örgütü’ne dayandırılan 6 aylık veriler ise şöyle:

* 173 kişi, fidye karşılığında serbest bırakılmaları karşılığında kaçırıldı.

* Bölgede inşa edilen evler için ağaçlar kesilerek, yakacak olarak kullanıldı. Zeytin, ceviz, badem, meyve ve ormanlık alanlarındaki 15 bin 500 ağaç kesildi.

* 70 hektardan fazla buğday ve arpa tarlaları yakıldı.

* 4 Aralık 2022 tarihinde Cindirêsê ilçesinde “Ecnadîn Filistin” evleri inşa edildi. Filistinli “Ecnad El Îslam” adlı yapının desteğiyle yapılan 40’a yakın eve “Ehrar El Şam” üyelerinin aileleri yerleştirildi.

* Katarlı yardımlaşma kurumunun desteğiyle 12 Şubat’ta Cindirêsê ilçesinde “El Keramê Şehri” adlı proje başlatıldı. Projenin 6 Şubat’ta meydana gelen depremden hasar gören evlerin yeniden yapılması için yapıldığı belirtilse de tamamlanan evlere bölgedeki paramiliter yapıların aileleri yerleştirildi.

* Bölgedeki yapılardan oluşan Efrîn Yerel Meclisi ve Geliştirme ve Yardımlaşma Genel Komitesi (Ensêr), 4 Mayıs’ta Şêrewa ilçesinin Şadêrê köyünde “Katar Köyü 2” köyünü inşa etti.

* “Sultan Silêman Şah” adlı grup tarafından Mebata ilçesinde evler inşa edildi.

* El Eyedî El Beyda Derneği, Şadêrê köyünde ev inşa etti.

* Türkiye ve bağlı yapılar, Lêlûn Dağı’nda ev inşa etti.

Bir haftadan daha kısa bir süre içinde ise 10 ve 14 yaşlarındaki 2 çocuğa yönelik tecavüz suçu işlendi.

DIŞ HABERLER

 

 

#Efrînde #ayda #kişi #katledildi #kişi #kaçırıldı

İGC: Yanardağ’ı tutuklayarak gazetecilere gözdağı vermek istediler

İGC Başkanı Dilek Gappi, İmralı tecridini eleştiren Merdan Yanardağ’ın tutuklanmasıyla gazetecilere gözdağı verilmek istendiğini söyledi

TELE1 Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ, katıldığı bir programda 28 aydır kendisinden hiçbir şekilde haber alınamayan PKK Lideri Abdullah Öcalan’a yönelik tecridin hukuksuz olduğunu dile getirdiği için İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından “Suçu ve suçluyu övme” ve “Örgüt propagandası yapmak” suçlamalarıyla soruşturma başlatıldı. 27 Haziran’da gözaltına alınan Yanardağ, çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.

İzmir Gazeteciler Cemiyeti (İGC) Başkanı Dilek Gappi ve Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) İzmir Şubesi Başkanı Nil Kahramanoğlu, Yanardağ’ın tutuklanmasına tepki gösterdi.

‘İntikam duygusu’

Yanardağ’ın tutuklanmasını, gözdağı ve intikam olarak nitelendiren İGC Başkanı Dilek Gappi, siyasetin Türkiye’de güç zeminine dönüştüğünü vurguladı. Gappi, “Siyasi gücü elde eden, karşıdakinin muhalif fikirlerini beğenmiyorsa ve rahatsızlık duyuyorsa bunu intikam duygusuna dönüştürüyor. Maalesef bu yaşananlar Türkiye’de yeni değil. Merdan Yanardağ da bunun hedefi haline geldi” dedi.

Yıllarca demokrasiye “dava” diyenlerin fikir ve basın özgürlüğüne katlanamaz hale geldiğine dikkati çeken Gappi, “Türkiye’de asıl sorun gerçek demokrasinin nereye kadar kabullenildiğidir. İleriye gitmemiz gerekiyorken maalesef geriye giden uygulamalarla karşı karşıya kalıyoruz. Toplum ve kamu adına sorgulamakla görevliyiz. Merdan Yanardağ’da gereken sorgulamayı yaptı. Bu sadece beğendiğimiz popüler olan konular için değil, her konu hakkında sorgulamak gazetecilerin işidir. Bunlara karşı hapis cezaları ve yayından apar topar almak gözdağıdır, toplumsal korkuyu güçlü kılmaktır. Yanardağ bir an önce serbest bırakılmalı” diye belirtti.

‘Muhaliflerin sesi kısılmaya çalışılıyor’

İfade özgürlüğü kapsamında onlarca gazetecinin tutuklu olduğunu hatırlatan TGS İzmir Şubesi Başkanı Nil Kahramanoğlu da, Yanardağ’ın ifade özgürlüğü kapsamında söylediği sözler nedeniyle tutuklandığını ifade etti. Kahramanoğlu, “Yanardağ’ın ne yazık ki son örnek olmayacağını da biliyoruz. Çünkü basın üzerinde her geçen gün baskı kuran, özellikle muhaliflerin sesinin kısmaya çalışan bir siyasi iktidar var” diye belirtti.

İZMİR

 

#İGC #Yanardağı #tutuklayarak #gazetecilere #gözdağı #vermek #istediler

BM Raportörü Aydın’ın davasını takip edecek

BM Özel Raportörü Mary Lawlor, ‘örgüt üyeliği’ iddiasıyla yargılanan İHD’li Vetha Aydın Yüksel’in davasını yakından takip edeceğini belirtti

Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Savunucuları Özel Raportörü Mary Lawlor, “örgüt üyesi olmak” iddiasıyla yargılanan İnsan Hakları Derneği (İHD) Merkez Yürütme Kurulu (MYK) ve İzmir Şube yöneticisi Vetha Aydın Yüksel’in yarın görülecek duruşmasına dair Twitter hesabından paylaşımda bulundu.

Lawlor, paylaşımında “Yarın Türkiye’de insan hakları savunucusu Vetha Aydin’in terör suçlamalarıyla ilgili yargılanmasını yakından takip edeceğim. Eğer mahkûm olursa, 15 yıla kadar hapis cezasıyla karşı karşıya” diye kaydetti.

Lawlor, konuya dair Mayıs 2021’de diğer 7 BM raportörü ile beraber Türkiye’ye gönderdiği ortak mektubu da paylaştı. Mektupta, Türkiye’de insan hakları savunucularının uzun süreli tutuklanmaları konusunda endişeler dile getirilmiş ve 22 insan hakları savunucusunun ismi sıralanmıştı. Söz konusu isimler arasında Vetha Aydın da bulunuyordu.

DIŞ HABERLER

#Raportörü #Aydının #davasını #takip #edecek

Elektrik akımına kapılan çocuk yaşamını yitirdi

Wêranşar ilçesinde 3 yaşındaki Suphi Y.’nin elektrik akımına kapılarak yaşamını yitirdiği belirtildi

Riha’nın ( Urfa) Wêranşar (Viranşehir) ilçesine bağlı Xarbetussayf kırsal mahallesinde 3 yaşındaki Suphi Y.’nin elektrik akımına kapıldığı belirtildi. Elektrik panosuyla oynarken akıma kapılan çocuğu gören ailesi, durumu sağlık ekiplerine bildirdi. Olay yerine gelen sağlık ekipleri, yaralı çocuğu İlçe Devlet Hastanesi’ne kaldırdı. Yaralı çocuk müdahalelere rağmen kurtarılamadı.

Suphi Y.’nin cansız bedeni, Yeşilalıç Mahallesi’ndeki aile mezarlığına defnedildi.

RIHA

 

#Elektrik #akımına #kapılan #çocuk #yaşamını #yitirdi

Ormanlık alanlar rant merkezine dönüştürülüyor

Türkiye ve Kurdistan’da onlarca ormanlık alanın yok edilmesine dair değerlendirmelerde bulunan Yeşil Sol Parti İklim Adaleti Koalisyonu üyesi Çiğdem Özbaş, söz konusu duruma karşı mücadele edilmesi gerektiğini belirtti

Türkiye’de ulaşım ve benzeri gerekçelerle yok edilen ormanlık alanlar Kurdistan’da ise operasyon gerekçesiyle ya yakılıyor ya da ağaçlar kesiliyor. Sadece 2015 ila 2020 yılları arasında ortalama 11 bin futbol sahası orman alanı yanarken, birçok ormanlık alan da çeşitli izinlerle yok edildi. Yakılan ya da yok edilmesine izin verilen alanların bazılarında ise devasa lüks oteller yükseldi.

Binlerce ağaç kesildi

Şirnex’te (Şırnak) bulunan Cudi, Gabar ve Besta bölgeleri ile Amed, Mûş, Colemêrg (Hakkari) ve Bedlîs (Bitlis) kırsallarında son yıllarda binlerce ağaç kesildi. Korucular, kestikleri ağaçları ise çeşitli kentlere sattı.

Konuyu değerlendiren Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) İklim Adaleti Koalisyonu üyesi Çiğdem Özbaş, yaşanan kıyım nedeniyle ormanlık alanların gittikçe yok olduğuna dikkat çekti.

Ormanlık alanlar peşkeş çekildi

Dünya genelinde ormanlık alanların yok oluşunun iklim kriziyle bağlantılı olduğunu vurgulayan Özbaş,iklim krizine karşı yüzden fazla ülkenin bir araya gelerek imzaladığı ve 2016’da yürürlüğe giren Paris Anlaşması sonrası dünya ölçeğinde ormansızlaştırmanın az da olsa düşüş gösterdiğine işaret etti. Özbaş, AKP iktidarının son yıllarda neoliberal politikaları nedeniyle Türkiye’de ormanlık alanların maden, enerji ve turizm gibi sektörlere yeniden peşkeş çekildiğini dile getirdi.

Rant merkezilerine döndürdüler

AKP ve sermaye odaklarının ormanlık alanları “rant merkezi” haline getirdiğini ifade eden Özbaş, “Endüstriyel amaçlarla, kalkınma merkezli yeni orman alanları yaparsanız ya da yaşlı ağaçları kesip yerine endüstriyel ağaçlar ekerseniz, ekolojik ormanlar yok olur. Ormanlara ekilen ağaçların tomruk, keresteleri ulaşım, barınma ve inşaat sektöründe kullanılıyor” diye belirtti.

Ormanlık alanların onarılması lazım

İktidarın ekoloji politikaları nedeniyle ekosistemde ciddi bir yarık oluştuğunu ifade eden Özbaş, bu durumun önüne geçmek için ormanlık alanların yeniden onarılması ve genişletilmesi gerektiğini belirtti. Öztaş, öte yandan biyoçeşitlilik arz eden karbon yutak ağaç türlerinin yaygınlaştırılması gerektiğinin altını çizdi.

Mücadelemiz sürecek

Kurdistan’da “güvenlik” adı altında ormanlık alanların yakıldığını belirten Özbaş, “Kurdistan açısından ormansızlaştırma, hep güvenlik tartışmasıyla birlikte geliyor. Kalekol kurmak için ağaç kesiyorlar” diye konuştu. Yeşil Sol Parti olarak iktidar ve sermaye gruplarının ekolojik tahribatına karşı mücadele etmeyi sürdürdüklerini dile getiren Özbaş, “Bakanlık yetkilileri, maden ocağı ya da santral kurma projeleri kapsamında halkla toplantı yapıp, bu projelerin halka faydalı olacağı yönünde bilgi veriyordu. Biz bu toplantıların birçoğunu bastık. Örnek verecek olursak, Akbelen’de ilk davaları kazanmıştık. Fakat yeniden döndüler ve bilirkişi raporlarında o alanı termik santraline uygun bir yer haline getirerek, saldırı sürecine girdiler. Orada 2 yıldır köylülerle birlikte nöbet tutuyoruz. Geçtiğimiz günlere arkadaşlarımız nöbet tutarken jandarma gelip tehdit etmiş” diyerek buna rağmen mücadelelerinin süreceğini belirtti.

Kaynak: MA

 

 

 

#Ormanlık #alanlar #rant #merkezine #dönüştürülüyor

Xwebûn ‘Azadî parastinê dixwaze’ manşetiyle çıktı

Kürtçe haftalık yayın yapan Xwebûn gazetesinin 185’inci sayısı ‘Azadî parastinê dixwaze’ manşetiyle çıktı. Manşette tutuklular ve cezaevlerindeki hak ihlallerine dikkat çekildi

Gazetenin sürmanşetinde ise, Bismil ilçesinde 9 kişinin hayatını kaybettiği kavgaya dair Ziraat Mühendisleri Odası (ZMO) Amed Şubesi Başkanı Abdussamed Ucaman ile yapılan röportaja yer verildi.

Madımak Katliamı, Türkiye’nin Kuzey ve Doğu Suriye’ye dönük saldırıları, Amed’te faaliyet yürüten KASED ve Dicle Fırat Kültür ve Sanat Derneği’nin çalışmalarına dair haberler de bu sayıda yer verildi.

HABER MERKEZİ

#Xwebûn #Azadî #parastinê #dixwaze #manşetiyle #çıktı

Açlık grevi 47’inci güne girdi: Dağ ve Er’in sağlık durumu kötüleşiyor

Hewlêr cezaevinde tutuklu bulunan Mazlum Dağ ile Abdurrahman Er’in, KDP’nin dayattığı tek tipleştirme politikaları ile kötü muameleye karşı 47 gündür devam eden açlık grevi eylemi aralıksız devam ediyor

Türkiye’nin Hewlêr Büyükelçiliği diplomatlarından Osman Köse’ye yönelik 17 Temmuz 2019’da silahlı bir saldırı düzenlendi. Saldırıda Köse, Irak yurttaşı Nerîman Osman ve Hewler’den Beşdar Ramazan hayatını kaybetti. Mazlum Dağ ile Abdurrahman Er bu saldırıların faili olarak tutuklanmıştı. Dağ ve Er, o tarihten bu yana Hewlêr cezaevinde tutuklu bulunuyor.

Mazlum Dağ ve Abdurrahman Er, son olarak tek tip elbise dayatmasına karşı 18 Mayıs’ta açlık grevine girdi. Talepleri hala karşılanmadığı için eylemleri 47’inci gününde devam ediyor.

Mazlum Dağ, 23 Haziran’da ailesi ile yaptığı telefon görüşmesinde; durumlarının kötü olduğunu, hastanede doktor ve ilaç olmadığını, 10 gündür kendilerini kimsenin ziyaret etmediğini ve Er’in 20 kilo kendisinin ise 10 kilo kaybettiğini belirtmişti.

Her iki tutuklunun ailesi, çocuklarına yönelik artan baskıları kınayarak Güney Kürdistan aydınlarına ve insan hakları derneklerine çocuklarına sahip çıkma çağrısında bulunmuştu.

KNK, 46 gündür açlık grevinde olan Mazlum Dağ ve Abdurrahman Er’e ilişkin Hewlêr yönetimine çağrıda bulunmuştu. KNK, tutuklu hakları konusunda Hewlêr yönetimi başta olmak üzere parti, örgüt, kurum ve bu konuda yetki ve söz sahibi olanlara çağrıda bulunarak her iki gencin de cezaevindeki diğer tutuklularla eşit haklara sahip olması gerektiğini ifade etmişti.

‘Dağ ve Er’e verilen söz tutulmadı’

Her iki tutuklu, verilmeyen sözler, artan baskı ve hak ihlallerine karşı 13 Şubat 2022 tarihinde açlık grevinin bir üst aşaması olan ölüm orucuna girmişti. Kendilerine cezaevi idaresi tarafından koşullarının düzeltileceğine dair verilen sözden sonra 22 Şubat’ta eylemlerini sonlandırmışlardı.

Ancak Dağ ve Er, Cezaevi idaresi tarafından verilen sözlerin tutulmaması üzerine 28 Mayıs 2022 tarihinde tekrar açlık grevi eylemi başlatmışlardı. Talepleri idare tarafından kabul edilince eylemlerini 14’üncü günde sonlandırmışlardı.

DIŞ HABERLER

#Açlık #grevi #47inci #güne #girdi #Dağ #Erin #sağlık #durumu #kötüleşiyor

Sıcaklığın 40 dereceyi bulduğu köye haftada sadece 4 saat su veriliyor

Şırnex’te hava sıcaklığının 40 dereceyi bulduğu Hezex’in Hespist köyüne, haftada sadece 4 saat su veriliyor

Şirnex’in (Şırnak) Hezex (İdil) ilçesine bağlı Hespist köyünde her yıl havaların ısınmasıyla birlikte su kesintileri yaşanıyor. Köy sakinlerine göre, yaz aylarında köye gelen suyun büyük bir bölümü ilçe merkezine veriliyor ve kesintiler bu nedenle yaşanıyor. Haftada sadece 4 saat su verildiğini aktaran köy sakinleri, sorunun çözümü için İlçe Kaymakamlığı’na başvuru yaptıklarını ancak sorunun çözülmediğini ifade etti.

Suyun bir bölümünün Cehennem Deresi’ne akıtıldığı da görülürken, hava sıcaklığının 40 dereceyi bulduğu köyde kesintiler nedeniyle birçok zorluk yaşanıyor, geçiminin tarım ve hayvancılıkla sağlayan köy sakinlerinin bağ ve bahçeleri kuruyor, hayvanları susuz kalıyor.

Haftada sadece 4 saat su verilmesine tepki gösteren kadınlar, kayyum yönetimindeki belediye ve kaymakamlığa yaptıkları başvurulardan sonuç alamadıklarını belirterek, suç duyurusunda bulunacaklarını söyledi.

Bize verecekleri su boşa akıyor

Son iki yıldır yaz mevsiminde su kesintisi yaşadıklarını aktaran Hayal Oruç, “Bize verilmeyen su, Cehennem Deresi’ne akıyor. Haftada bir sadece dört saatliğine su veriyorlar. Belediyenin köy hizmeti birimini arıyoruz, o da ilgilenmiyor. Belediyeye gidiyoruz, bir şey yapmıyorlar. Belediye bize, ‘Böyleydi, böyle kalacak’ diyor. Bu sorunun çözülmesini istiyoruz. Bize verecekleri su boş boş dereye akıyor” diyerek tepki gösterdi.

Hakkımız olanı istiyoruz

Su kesintilerinin cezalandırmaya dönüştüğünü dile getiren Emine Ersoy, “2 yıldır bu rezaleti yaşıyoruz. Hafta da bir kaç saatliğine su veriyorlar. Onu bile tam vermiyorlar. Biz mağduruz. Her ev 3-4 nüfusu var ve susuz. Traktörü olmayanın evine hiç su girmiyor. Biz hakkımız olanı istiyoruz. Bu gördüğünüz su Cehennem Deresi’ne akıyor. Oraya akacağına bize verseler, biz bu kadar mağdur olmayız” dedi.

Hayvanlarımız susuz, bahçemiz susuz

Su kesintisinden en çok kadınların mağdur olduğunu ifade eden Ayfer Oruç, “Hayvanlarımız susuz, bahçemiz susuz. Hiç bir şey yapamıyoruz. Susuz hayat olmuyor, her şey su ile hal oluyor. Bu su bizim ama bize verilmiyor. Suyu ilçe merkezine veriyorlar. Bize haksızlık yapıyorlar. Biz nereye gidelim? Suya ihtiyacımız var” diye seslendi.

Haber: Zeynep Durgut / MA

#Sıcaklığın #dereceyi #bulduğu #köye #haftada #sadece #saat #veriliyor

Bursa’da kadın ve erkeklerin birlikte eğlenmesi ‘dinen uygun’ değil denilerek yasaklandı

Bursa’nın Büyükorhan ilçesine bağlı bir mahallede eğlencelerde kadın ve erkeklerin bir arada eğlenmesi yasaklandı

Bursa’nın Büyükorhan ilçesine bağlı kırsal Karaağız Mahallesi’nde düğün, kına ve asker uğurlama eğlencesinde, kadın ve erkeklerin karışık oynanması “dinen uygun değil” denilerek yasaklandı.

Sözcü’de yer alan habere göre, Büyükorhan ilçesine bağlı köylerden olan Karaağız Mahallesi Muhtarlığı ve Karaağız Yardımlaşma Derneği, kadın ve erkeklerin bir arada eğlenmesini yasaklayan karara imza attı.

2024’e kadar yasak

Karaağız Yardımlaşma Derneği Başkanı Hayri Sönmez’in sosyal medyadan paylaştığı kararda şöyle denildi: “Köy düğünlerimizde, sünnet cemiyetlerimizde, davetiye kartı haricinde yazma, çorap, gömlek gibi davetiyeler yasaklanmıştır. Düğünlerimizde, kınalarımızda, sünnet cemiyetlerinde, asker eğlencelerinde, erkek-kadın karışık oynanması dinimiz açısından ve köy halkından gelen şikayetler üzerine uygun olmadığı görüşüne varılmıştır.

Kadınlarımızın, cumartesi günleri düğün sahibinin belirlediği bir saatte kadınlara özel eğlence düzenlemesi uygun görülmüştür. Köy halkının uyması önemle rica olunur. Alınan kararlar 1 Ocak 2024 tarihinden itibaren geçerlidir.”

BURSA

#Bursada #kadın #erkeklerin #birlikte #eğlenmesi #dinen #uygun #değil #denilerek #yasaklandı