Ana Sayfa Blog Sayfa 23

Altınova Cemevi’nde Hızır Cemi: Birlikte Hızır Olma Vurgusu!

Altınova Cemevi’nde gerçekleştirilen Hızır Cemi, yoğun katılımla gerçekleşti. Cem erkanını, Hasan Dede Ocağı’ndan Hüseyin Doğan ve Kızıldeli Sultan Ocağı’ndan Dede Mustafa Sazcı yürüttü. Hızır’ın Alevi Bektaşi inancındaki anlamına değinen Hüseyin Doğan, bu kavramın birlik, beraberlik, dayanışma ve merhamet sembolü olduğunu vurguladı.

Doğan, toplumsal dayanışmanın önemine dikkat çekerek, “Birlikte toplumsal barışı pekiştirirsek, kimse bizi yere getiremez” dedi. Hızır olmanın, insanların önce kendilerine Hızır olmaları gerektiğini ifade eden Doğan, “Eğer siz mazluma, yetime, açta kalana Hızır olmazsanız, Hızır da sizin yanınızda olmaz” şeklinde konuştu.

PSAKD Altınova Şube Cemevi Başkanı Adnan Arslan, cemevlerinin sadece ibadet yerleri olmadığını, dayanışma ve birlik oluşturmanın önemini vurguladı. Alevilerin karşı karşıya kaldığı asimilasyon politikalarına dikkat çeken Arslan, bu duruma karşı direnmenin gerekliliğini ifade etti.

Arslan, Suriye’de Alevilerin maruz kaldığı zulme dikkat çekerek, birlik ve beraberlik içinde hareket edilmesi gerektiğini belirtti. Ayrıca, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın cemevlerini kültürel merkezler olarak görmesini eleştirdi. Cemevlerinin ibadethane olarak tanınması gerektiğinin altını çizen Arslan, Alevi inancının dışındakilerin bu inancı tanımlama hakkının olmadığını ifade etti.

Cem sırasında gülbenglerin okunmasının ardından semah dönüldü ve çerağların sırlanmasıyla lokmalar pay edildi. Bu etkinlik, Alevi inancının ve toplumsal dayanışmanın önemini bir kez daha gözler önüne serdi.

Ali Sizer: Hakk deyişlerinin şiddetle anılması kültürel bir ihanet!

Müzisyen Ali Sizer, Alevi nefesleri ve deyişlerinin şiddet ve çatışma temalı sahnelerde kullanılmasının kültürel bir imha olduğunu belirtti. Sizer, bu eserlerin ruhunu ve geleneğini yok saymanın inanç ve emeğe saygısızlık olduğunu vurguladı. Özellikle son yıllarda popüler dizi ve filmlerde Alevi deyişlerinin çete başı karakterlerinin sahnelerinde yer alması, eleştirilere neden oldu.

Pir Sultan Abdal’ın zalime karşı durduğu için idam edildiğini hatırlatan Sizer, onun deyişlerinin çete sahnelerinde kullanılmasıyla ilgili, “Bu, yeniden bir idamdır. Fiziksel bir ölüm değil; kültürel ve manevi bir yok etmedir” dedi. Alevi nefeslerinin, zulmü durdurmak amacıyla söylenmiş sözler olduğunu belirten Sizer, bu sözlerin zulmün fonuna dönüştürülmesinin büyük bir tahribat olduğunu ifade etti.

Sizer, Alevi inancında nefeslerin “Hakk sözü” olarak kabul edildiğini ve bu değerlerin popüler kültürle araçsallaştırılmaması gerektiğini dile getirdi. Alevi nefeslerinin, bir inancın barış felsefesi olarak saygı görmesi gerektiğini savunan Sizer, bu tür eserlerin şiddetin arka planı olmaması gerektiğini belirtti. Alevi kültürünün kolayca harcanmaması gerektiğini vurguladı.

Son olarak, Sizer, inanç ve kültüre saygı gösterilmesi gerektiğini belirterek, bu konuda daha seçici olunması gerektiğini ifade etti. “Bu büyük bir ihanet olur ve bunun hesabı mutlaka sorulur” diyen Sizer, Alevi nefeslerinin ve geleneklerinin korunması için herkesin dikkatli olması gerektiğini sözlerine ekledi.

Hızır Cemi Paris Alevi Kültür Merkezi’nde Coşkuyla Gerçekleştirildi

13 Şubat 2026 tarihinde Paris Alevi Kültür Merkezi’nde Hızır Cemi gerçekleştirildi. Cem, Hasan Ali İçlek, Hüseyin Topal ve Metin Doğan dedelerin rehberliğinde yapıldı. Zakirler Cangül Kanat ve Dilara Yüce, nefesleri ve deyişleriyle ceme eşlik etti.

Birlik, dayanışma ve paylaşmanın simgesi olan Hızır Cemi’nde katılımcılar bir araya gelerek niyaz etti, dualarda buluştu. Cem esnasında lokmalar paylaşıldı ve herkes aynı duaya “Hak” diyerek gönüllerini birleştirdi. Hızır’ın umut ve kardeşlik mesajlarının bir kez daha yaşatıldığı bu etkinlik, toplumsal bağların güçlenmesine katkı sundu.

Etkinlikte, lokmalarıyla gelen, hizmet eden ve emeğini ortaya koyan tüm canlara teşekkür edildi. Yapılan hizmetlerin Hak katında kabul olması temenni edildi. PAK Merkez Yönetim Kurulu tarafından yapılan açıklamada, birlik ve muhabbetin daim olması dileği vurgulandı.

Celal Fırat: “Hızır Cem, Eşitliğin ve Birliğin Zeminidir”

Celal Fırat, Hızır günleri kapsamında Garip Dede Cemevi’nde gerçekleştirilen Cem buluşmasında önemli açıklamalarda bulundu. Hızır Ceminin, tüm canlıların eşitlendiği ve bir araya geldiği bir eşik olduğunu vurgulayan Fırat, bu özel günlerin anlamını derinlemesine ele aldı.

Fırat, Cem sırasında canlarla birlikte olmanın önemine değinerek, Hızır günlerinde gönüllerin birbirine açıldığını ifade etti. Cem meydanında hakikati arayan canlara selam göndererek, bu birlikteliğin değerine dikkat çekti.

Açıklamasında, sözün özle, gönlün Hak ile buluştuğu yolda yoldaş olan tüm canlara teşekkür eden Fırat, lokmaların kabul olması ve niyetlerin Hak katına ulaşması temennisinde bulundu. Ayrıca, dara duran canlara aşk olsun dileğinde bulunarak, Hakk’ın Hızır lokmalarını paylaşanların dileklerini kabul etmesi için dua etti.

Hızır, insanın vicdanında yeniden doğmalı – Ali Sizer

Ali Sizer, Hızır’ın yeniden anlamlandırılması gerektiğine dikkat çekerek, “Hızır, darda kalana yetişendir ama önce insanın kendi vicdanında dirilmelidir” ifadelerini kullandı. Savaşların, kadın cinayetlerinin ve çocuk istismarlarının artışıyla birlikte Hızır’ın anlamının daha da hayati bir önem kazandığını vurgulayan Sizer, Hızır’ın bir isim ya da mitolojik bir figür değil, vicdan ve varlık birliğiyle anlam kazanan bir inanç hali olduğunu belirtti.

Hızır Ayı’nda Alevilerin üç gün oruç tutarak, cem erkanları yürütüp lokmalarını paylaştığına dikkat çeken Sizer, Hızır’ın darda kalanın imdadı olduğunu ifade etti. Hızır’ın, doğanın kendisiyle bir bütün olduğunu belirten Sizer, “Hak insanın vicdanıdır; vicdanı yok edersen Hakkı da öldürmüş olursun” dedi. Bu bağlamda, kadına ve doğaya yapılan şiddetin Hızır’ın varlığını ortadan kaldırdığını vurguladı.

Modern sistemin doğayla olan ilişkisini eleştiren Sizer, doğanın kendini yenilemesinin Hızır’ın tecellisi olduğunu ancak insanların onu tahrip ettiğini dile getirdi. Kadınların kutsallığına vurgu yaparak, doğanın ve kadının üretkenliğinin, Hızır’ın doğasıyla özdeşleştiğini ifade etti. Hızır’ın yaşamla kavranması gerektiğini, bilgelik ve ilimle anlaşılacağını belirtti.

Hızır Ayı’nın sadece takvimsel bir zaman dilimi değil, aynı zamanda bir iç yolculuk çağrısı olduğunu söyleyen Sizer, “Hızır gönülde olmadıkça, lokma pay edilmedikçe, vicdan diri tutulmadıkça bu Yol yürümez” dedi. Oruç tutmanın sadece aç kalmak değil, aynı zamanda kötülüğe ve zulme karşı durmak olduğunu ifade ederek, Hızır’ın yeniden varlığın birliğine ermek, barışa ve hakikate niyaz etmek olduğunu vurguladı.

Hızır Oruçları’nda Avrupa Alevileri’nden Mesaj: “Hızır, Sessiz Rehberdir”

Avrupa Arap Alevileri Federasyonu, Hızır Oruçları vesilesiyle yayımladığı basın metninde, Anadolu Alevilerinin yüzyıllardır sürdürdüğü bu kadim geleneği kutladı. Federasyon, Hızır oruçlarının derin manevi anlamını saygı ve hürmetle paylaştıklarını ifade etti.

Açıklamada, Hızır’ın Alevi inancındaki yeri vurgulanarak, onun sadece mucizeler gösteren bir veli değil, aynı zamanda ilahi hikmetin diri şahidi olduğu belirtildi. Bozatlı Hızır’ın zor zamanlarda imdadına koştuğu ve umutsuz anlarda kapılar açtığına dair inançlar dile getirildi. Asıl değerin, görünmeyeni sezdiren bilgelikte yattığı ifade edildi.

Federasyon, Arap Alevi öğretisinde “Mana” kavramının önemine dikkat çekerek, ilahi hakikatin anlaşılabilir tezahürüne işaret etti. Bu hakikatin en berrak yansımasının İmam Ali olduğu vurgulandı.

Hızır sevgisinin Anadolu Aleviliğinde oruç, lokma, cem ve paylaşım yoluyla ifade edildiği belirtilirken, “Yetiş ya Hızır” çağrısının merhamet ve adalete duyulan güvenin sembolü olduğu kaydedildi. Kapıların açık bırakılması, sofraların paylaşılması ve yoksulların gözetilmesi, Hızır’ın temsil ettiği değerlerin toplumsal hayattaki karşılıkları olarak tanımlandı.

Federasyon, Hızır Oruçları dolayısıyla Anadolu Alevi canlarının oruçlarını kutlayarak, bu ibadetlerin Hakk katında kabul olması dileğinde bulundu. Mesaj, “Ali menzilimiz, Muhammed rehberimiz, Hızır yoldaşımız, Oniki İmamlar haldaşımız olsun” ifadeleriyle sonlandırıldı.

Gevher Adır: Hızır’ın izleri artık umursanmıyor!

Dersim’de yaşayan Gevher Adır, çocukluğuna dair Hızır orucu ve Hızır ayında pişirilen qavut geleneğini anlattı. Hızır orucunun köyde üç gün boyunca tutulduğunu belirten Adır, bu günlerin sadece aç kalmakla geçmediğini, aynı zamanda manevi bir atmosferin oluştuğu, dua ve niyazlarla dolu günler olduğunu ifade etti. Oruç açma ritüelinde herkesin evinde bulunan yemeklerle sofralar kurulduğunu, durumları iyi olanların daha çeşitli yemekler hazırladığını aktardı.

Hızır ayının en dikkat çekici geleneklerinden biri olan qavut yapımı ise Adır tarafından detaylı bir şekilde anlatıldı. Qavut, buğdayın yıkanıp kurutulması, sacda pişirilmesi ve el değirmeninde öğütülmesiyle hazırlanıyordu. Ancak bu gelenek yalnızca bir yiyecek yapımından ibaret değildi; aynı zamanda Hızır’ın izinin qavut üzerinde belireceğine dair bir inanç da taşıyordu. Adır, geçmişte qavut üzerinde çıkan işaretlerin o yıl ne tür olayların yaşanacağına dair yorumlandığını vurguladı.

Adır, dedelerinin cem erkânlarındaki rolüne ve onların keramet sahibi olduğuna inançlarına da değindi. Dedelerinin köydeki olayları önceden hissedebildiğini, ateşe girip çıkarken bir zarar görmediğini aktaran Adır, bu inancın köylüler arasında derin bir bağ oluşturduğunu belirtti. Ancak günümüzde bu geleneklerin ve inançların unutulmaya yüz tuttuğunu, insanların eski pratikleri yaşatmadığını dile getirdi.

Gevher Adır, geçmişte büyük bir inançla yapılan ritüellerin günümüzde aynı şekilde yaşatılmadığını ve köydeki birlik duygusunun zayıfladığını ifade etti. Hızır ayı, yalnızca bir ibadet zamanı değil, aynı zamanda paylaşım ve umudun canlı tutulduğu bir dönemdi. Adır’ın paylaştıkları, bu değerlerin yeniden hatırlanması gerektiğinin altını çiziyor.

Şehriban Mutluer: Boz atlı Hızır, Suriye’deki canlara umud olsun!

Alevi inancında kutsal sayılan Hızır ayı, bereket ve umudun sembolü olarak kabul ediliyor. Arzuman Ocağı Evlatlarından Yol Yürütücüsü Ana Şehriban Mutluer, Hızır’ın darda kalanlara yetişen, ayrım gözetmeyen bir pir olduğunu belirtti. Mutluer, Hızır’ın yoksullardan yana olduğunu ve ihtiyaç sahiplerinin imdadına koştuğunu vurguladı. Aleviler, bu ayda oruç tutarak, cem erkânları gerçekleştirerek ve lokmalar paylaşarak Hızır’a olan inançlarını ifade ediyorlar.

Hızır’ın Alevi inancındaki yeri ve anlamı üzerine konuşan Mutluer, onu “boz atına binmiş, ak saçlı, nur yüzlü bir pir-i fani” olarak tanımladı. Hızır’ın, doğaya can veren ve geçtiği yerlere güzellik katan bir varlık olduğunu ifade eden Mutluer, onun sevgi, muhabbet, iyilik ve dürüstlük simgesi olduğunu belirtti. Hızır’ın yalnızca özü pak olanların çağrısına icabet ettiğini vurgulayarak, kötü niyetli olanların Hızır’ı çağırmasının mümkün olmadığını söyledi.

Üç gün süren Hızır orucunun amacını açıklayan Mutluer, Alevilerin bu oruçla Hızır’ın yardımını talep ettiklerini ifade etti. Hızır’ın, darda kalanın darına, zorda kalanın zarına yetişen bir varlık olduğuna dikkat çekerek, onun varlığının inançla hissedildiğini belirtti. Ayrıca, Suriye’de yaşanan zor koşullara da değinen Mutluer, orada yaşayanların imdadına Boz atlı Hızır’ın yetişmesini diledi.

Son olarak, Suriye’deki canların zor durumda olduğunu vurgulayan Mutluer, onların da Hızır’ın bereketinden yararlanmasını temenni etti. “Ecdadım Arzuman’ın niyazıyla Cenabı Hak onları zorda darda bırakmasın” diyerek sözlerini sonlandırdı.

Rojava’da Kadınların Mücadelesi: Sistematik Savaş Suçları Devam Ediyor!

Rojava Jineoloji Akademisi, 26 Ocak 2026 tarihinde Kamışlı’da yayımladığı “Kuzey ve Doğu Suriye’de Savaş Suçları” başlıklı kapsamlı raporunda, 6 Ocak 2026 tarihinden itibaren Halep, Rakka, Tabka, Deir ez-Zor, Kobanî, Haseke ve Kamışlı bölgesinde sistematik savaş suçlarının işlendiğini duyurdu. Raporda, bu eylemlerin tesadüfi çatışma sonuçları olmadığı, aksine planlı bir savaş konsepti çerçevesinde yürütüldüğü vurgulandı.

Rapora göre, saldırılar 6 Ocak’ta Halep’in Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinde başladı. Bu bölgelerdeki Elhasan Camisi, Şeyh Maksud Büyük Camisi ve çeşitli hastaneler gibi sivil alanlar hedef alındı. Ayrıca, HTŞ, IŞİD ve Türkiye destekli paramiliter gruplar tarafından gerçekleştirilen saldırılara dair fotoğraf ve video delilleri sunuldu.

8 Ocak’ta öğretmen Melek Halel Ali’nin, 9 Ocak’ta ise iki doktorun öldürülmesi gibi olaylar raporda yer aldı. Sivil ölümlerinin yanı sıra çocukların da hedef alındığı, Halep’te bir gün içinde üç kardeşin yaşamını yitirdiği belirtildi. Bu tür eylemler, uluslararası hukuk açısından savaş suçu olarak değerlendirildi.

Raporda, 21 Ocak’ta Rakka’da bir SDG savaşçısının cesedinin teşhir edilmesi gibi insanlık onurunu zedeleyen olaylar da kaydedildi. Ayrıca, Halep’te 278 sivilin kaçırıldığı, kadın ve çocukların bu kişiler arasında yer aldığı ifade edildi. Zorla göç ettirme ve evlerin yağmalanması gibi durumların da yaşandığı aktarıldı.

Rojava Jineoloji Akademisi, raporun sonunda uluslararası topluma çağrıda bulunarak, HTŞ tarafından işlendiği iddia edilen tüm savaş suçlarının bağımsız ve uluslararası mekanizmalarca soruşturulması gerektiğini belirtti. Sorumluların yargılanması ve uluslararası toplumun sessiz kalmaması gerektiği vurgulandı.

Fransa Alevi Kadınlar Birliği’nden Hızır Mesajı: “Umudun ve Dayanışmanın Sembolü”

Fransa Alevi Kadınlar Birliği, Hızır Ayı dolayısıyla bir mesaj yayımladı. Açıklamada, Hızır’ın Alevi inancındaki derin anlamına ve toplumsal dayanışma çağrısına vurgu yapıldı. Hızır’ın, darda kalanların yoldaşı, umudun ve yeniden doğuşun simgesi olduğu ifade edildi. Hızır, yalnızca bir figür değil, aynı zamanda paylaşmanın, adaletin ve vicdanın sembolü olarak nitelendirildi.

Mesajda, Hızır Ayı’nın lokmayı bölüşmeyi, kimsenin aç ve yalnız kalmamasını hatırlattığı belirtildi. Bu dönemde tutulan Hızır oruçlarının, bedeni ve nefsin terbiye edilmesinin yanı sıra gönül arındırma ve toplumsal sorumluluk bilincini geliştirmeyi amaçladığı vurgulandı. Oruç ibadeti, Alevi inancında bir amaç değil, insanları bir araya getiren bir araç olarak değerlendirildi.

Hızır’ın, “Yetiş ya Hızır” diyen her canın umudu olduğunun altı çizildi. Zor zamanlarda birbirine Hızır olmanın, mazlumun yanında durmanın ve haksızlığa karşı sessiz kalmamanın önemi vurgulandı. Hızır Ayı’nın bireysel dileklerin ötesinde, toplumsal barış, eşitlik ve dayanışmanın güçlenmesi için bir çağrı olduğu ifade edildi.

Fransa Alevi Kadınlar Birliği, Hızır Ayı’nın lokmaların paylaşıldığı, gönüllerin birleştiği bir dönem olması temennisinde bulunarak, “Hızır yoldaşınız olsun” dedi.