Ana Sayfa Blog Sayfa 243

Bir bahar geçti üstümüzden, hatırladınız mı?

Mezarlarda bizi ağıtlardan ve sayılardan farklı bir şey karşılıyor. Bir baharın üzerinden geçtiği mezarların hepsinde çiçek açmış. O gün toplu gömülüp üzerlerine kepçelerle toprak atılan mezarlar geride kalanların ziyaretleri ile çiçek açmış

Medine Mamedoğlu

“Önce düşler terk etti bu kenti, sonra anılar birer birer” der bir şarkısında İlkay Akkaya. Depremden sonra nice düşlerin, anıların ve hikâyelerin yok olduğu bir kentten dinliyorum ben de bu şarkıyı. Düşlerin ve anıların yerini büyük bir hafıza ve acıya dönüştürdüğü bir kentten…

6 Şubat depremlerinin üzerinden 5 ay geçti. Seçimle birlikte unutulmaya başlayan, şimdilerde ise normallik telaşımızla unuttuğumuz deprem bölgelerinden kaç kişi haberdar. Kaçımız orada halen içme suyu olmadığını, havanın 40 dereceye vardığı kentlerde insanların çadırlarda yaşamak zorunda kaldığını biliyor. Normallikle birlikte tatil ve bayram telaşınıza bir sayfa ara verdireceğim.  Biliyorum hayat devam ediyor, biliyorum zamanın akıp geçmesi gerekiyor, biliyorum dünü unutmalıyız. Ama biz unutmaya çalışırken, unutamayanları ne yapacağız? Onlarla dayanışmak, yaralarını sarmak yerine onları da mı unutmaya çalışacağız?

Geçen 5 aya rağmen deprem kentlerinde temel yaşam ihtiyaçları ve barınma sorunu hâlâ çözülmüş değil. Enkaz kaldırma çalışmalarının devam ettiği kentlerde dağılan toz havanın ısınmasıyla birlikte günleri daha boğucu kılıyor. Tozun tadını boğazınıza kadar hissettiğiniz Semsûr’da kaldırılan enkazlar için alınan tek önlem (ki bu bütün enkazlar içinde geçerli değil) musluk suyu ile enkazı sulamak. Enkazın kaldırıldığı alanda herhangi bir tahliye çalışması ya da maske dağıtımı da yapılmıyor. Dört bir yanı enkaza dönen kentte yurttaşların camını ya da kaldıkları yerin kapısını kapatması onları hastalıklardan korumuyor.

Tozla birlikte kentte solunum yolu hastalıkları da artarken, artan hava sıcaklığı nedeniyle maske takamayan yurttaşlarda öksürük, astım ve nefes alamama şikâyetleri başladı. Tabi sadece bu da değil, şebeke suyunun hâlâ iyileştirilmediği kentte aileler temiz içme suyuna da ulaşamıyor. İçme suyu bulamadıkları için şebeke suyu içen insanlarda ishal ve mide ağrısı sorunu yaşıyor. 5 aydır özellikle seçimden sonra unuttuğumuz deprem kentlerinde genel durum biraz bunlar. Hatırlatmak için söylüyorum depremi yaşayıp 3 gün aç susuz kalan, yakınlarını kaybeden ve kışı bir nevi dışarıda geçiren insanlar içme suyu bulamıyor. Dağıtılan içme suyunu almak için ise sıraya giriyor. Sene 2023 21. yüzyılda, “Deprem bölgesinde her şeyden haberimiz var” diyenlerin yönettiği ülkede insanlar içme suyu için sıraya giriyor. İleride kansere neden olacak tozdan korunmak için camını kapatıyor, kepçelerin yıktığı evlerin önünden akşam yiyecekleri yemekler ellerinde geçiyor.

Yaşamsal olarak insanların yaşadıkları temel sorunlar bunlar. Bunları size henüz şehrin mezarlığını görmeden yazıyorum. İçme suyu ve toz dışında söylüyorum burada tarihler hala 6 Şubat, şehir meydanında ki saat kulesinde saat halen 04.17. Diğer bayram gibi bu bayramı da mezarlıkta karşılayacak olan insanlar mezarlığa gitmeden önce şekerlerini alıyor. Aldıkları şekerlerin ardından yolunu ezbere bildikleri, her gün gittikleri mezarın yolunu tutan insanları 5 ay önce olduğu gibi mezar numaraları yazılı tahtalar karşılıyor. Aldıkları şekerleri mezarların üzerine bırakan kadınların oturduktan sonra yaptıkları ilk iş ağıt yakmak oluyor. “Li ku yî..(neredesin)” sözüyle başlayan ağıtlar 6 bin kişinin gömüldüğü mezarlıkta herkese söyleniyor.

Mezarlarımızda çiçekler açtı, unuttunuz mu?

Mezarlarda bizi ağıtlardan ve sayılardan farklı bir şey karşılıyor. Bir baharın üzerinden geçtiği mezarların hepsinde çiçek açmış. O gün toplu gömülüp üzerlerine kepçelerle toprak atılan mezarlar geride kalanların ziyaretleri ile çiçek açmış. Yaklaşan bayramı mezarlıkta geçirecek olan kayıp yakınları, “Bu kadar acı da insan bayramı hisseder mi?” sözüyle hepimize o günleri tekrar hatırlatırken, onların unutamadığı o günleri bizler unuttuğumuz için utanır mıyız bilemem. “Bize bayram yeri de düğün yeri de kutlama yeri de bu mezarlık” diyerek kaybettikleri yakınlarına olan özlemini dile getiren bir kadını dinlerken arkamda ki mezarda bir genç bir mezara duvak bağladı. Neden diye sorduğumda mezarda yatan Nesibe Doğan’ın bugün düğün günü olduğunu öğreniyorum. Tek bir hikâye bile bize değil 5 ay 5 yıl geçse dahi o günlerin geçmeyeceğini tekrar tekrar gösteriyor.

Buralarda bayram böyle geçecek dediğim mezarlıkta bir kadının, “Neden” sözlerini duyuyorum. “Neden gittiniz, neden bıraktınız bizleri…” diyen Sevgi Kılınç yaşanan depremde annesi, babası ve bir kardeşini kaybetmiş. “Üzgün ama en çok da öfkeliyiz” diyerek o günlerde yaşadıklarını anlatan Kılınç, “6. günün sonunda çıkıp geldiler. Sonra da gelip bizden helallik istediler. Ben bu pişkinliğe dayanamıyorum. O günden sonra bize değil bayram, doğum günü bile kutlanmaz. Bize her gün 6 Şubat, ben her sabah aynı güne uyanıyorum” diyor. “İyi ki ölüm var” diyerek kaybettikleri yakınlarının yanına gideceği günü beklediklerini söyleyen Kılınç konuşmasının ardından gideceği mezarın yolunu tutuyor.

Dedim ya siz unuttunuz belki ama her gün aynı enkazları, aynı mezarları ve aynı günü yaşayan insanlar hiçbir şey unutmuyor. Belki Sevgi’nin bir sözüyle siz de o günlerde yaşananları tekrar hatırlarsınız, çünkü bu insanların hatırlanmaya ve unutulmamaya ihtiyaçları var. Her şeyden önce acılarını paylaşmaya ve dayanışmaya… Ne zaman bilemem ama yeniden inşanın temelleri bu şehre atıldığında insanların hatırlayacağı ilk şey de bu dayanışma olacak. “Gitmediler, buradaydılar” diyecekleri o dayanışmaya.

Bırakın bir bayramınız da böyle geçsin.

#Bir #bahar #geçti #üstümüzden #hatırladınız #mı

12 Eylül zihniyeti devrede!

Bakırköy Cezaevi’nde tutulan Sevgi Yıldız’ın tahliyesi Cezaevi Kurulu tarafından ‘temizliğine dikkat etmediği’ gerekçesiyle ertelendi. Tutuklular 12 Eylül zihniyetinin cezaevlerinde hala hüküm sürdüğünü söylüyor

Meltem İnci

Cezaevlerinde tutuklulara dönük hak ihlalleri her geçen gün artıyor. Ya Adli Tıp Kurumu’nun (ATK) “tahliye edilebilir” raporu dikkate alınmadan hasta tutuklular ölüme sürükleniyor ya da insanlık dışı uygulamalarla tutuklulara psikolojik ve fiziksel işkence uygulanıyor. Tutuklular aynı zamanda yaşadıkları hak ihlallerine karşı ses çıkardıklarında cezaevi yönetimi tarafından cezalandırılıyor, hak arama talepleri gasp ediliyor. Öte yandan tutuklular çoğu zaman talepleri olmadan başka cezaevlerine sürgün ediliyor ve tutuklu yakınlarıyla iletişimleri koparılıyor. Başta Kürtçe mektuplar olmak üzere birçok mektuba da el koyuluyor.

Bu ihallerin yaşandığı cezaevlerinden biri de Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi. Gazetemize ulaşan mektupta ismini gizli tutan tutuklu yaşadıkları hak ihallerini yazarak cezaevlerinde uygulanan politikalara ses olunması gerektiğini söylüyor.

12 Eylül zihniyeti

Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi’nde 1. ve 2. müdürlerin iki yıl önce değişmesiyle birlikte hak ihlalleri ve baskıların yoğunlaştığını özellikle politik Kürt kimlikli tutukluların ayrımcı ve baskıcı uygulamalara maruz bırakıldığını aktaran kadın tutuklu, “Bizlere yönelik sindirme, irade kırma ve teslim alma politikaları uygulanıyor. Bugün tüm cezaevlerinde olduğu gibi bulunduğumuz Bakırköy Cezaevinde’de 12 Eylül zihniyeti devrede. Sergilenen yaklaşım ve uygulamaların 12 Eylül döneminde yapılan uygulamalardan hiçbir farkı yok. Sadece yöntem farkı var. O zaman fiziki işkenceyle yapılanlar bugün psikolojik işkence ve özel savaş yöntemleriyle yapılıyor. Pandemi sürecinde çıkarılan infaz yasası tam bir özel savaş yönetmeliğidir. Hiçbir hukuk ve ahlakta yeri olmayan bu özel savaş yönetmeliği ve disiplin soruşturmaları AKP ve MHP zihniyetinde olan müdür ve personeller eliyle siyasi tutuklular üzerinde sınırsız bir yetkiyle uygulanıyor” ifadelerini kullandı.

Keyfi uygulamalar karşısında yaptıkları her itirazın kendilerine ceza ve soruşturma olarak geri döndüğünü belirten tutuklu, verilen cezalarla haklarının elinden alındığı gibi tahliyeleri de engellediğini vurguluyor.

Revir için aylarca bekliyorlar

Yaşadıkları en önemli sıkıntılardan birinin tedavi konusunda yaşanılanlar olduğunu söyleyen tutuklu, hasta tutukluların aylarca revire çıkarılmadığını ya da hastane sevklerinin yapılmadığını belirterek, “Dolasıyla erken müdahaleyle kısa sürede tedavi olabilecek rahatsızlıklarımız ilerliyor, sağlığımız ciddi boyutta etkileyecek ve bünyede ciddi hasarlara yol açacak düzeye varıyor. Revire çıkmak için aylarca dilekçe yazdığımız halde ya hiç karşılık verilmiyor ya da bir görevli gelip kapıda ‘Neyin var?’ diye soruyor. Ancak sedye ile taşınabilecek duruma gelince revire çıkabilir mantığı hâkim” ifadelerini kullandı.

Doktorluk etiği nerde?

Cezaevi doktoru olan Nermin Aydıner’in keyfi ve doktorluk etiğiyle bağdaşmayan yaklarımlarına dair her yere başvurduklarını ancak yaklaşımının hala devam ettiğini vurgulayan tutuklu, “Göz rahatsızlığı yaşayan ve gözlerini kaybetmekle karşı karşıya olan Emine Kaya arkadaşın bir yıldır hastane sevki yapılmıyor. Arkadaşımızın her gün görme yetisi biraz daha azalıyor. Kronik hepatit B rahatsızlığı olan arkadaşımız üç yıldır kontrole götürülmediği ve bu rahatsızlığın aktifleşme ihtimali olduğu halde bir türlü sevki çıkarılmıyor” dedi.

Bin tutukluya bir doktor

Ayrıca bin kişiye yakın tutuklunun olduğu cezaevinde dahiliye ve kadın doğum doktoru görüşü de ayda bire çıkarıldığını aktaran tutuklu, görüş saatlerinin de mevzuatta belirlenen sürenin en alt sınırı olan yarım saatle sınırlı olduğunu vurguladı.

Cezaevlerine mahkeme kurulmuş!

Cezaevi personellerinden oluşturulan ve sınırsız bir yetkiyle donatılan idare ve gözlem kurallarıyla her cezaevinde adeta bir mahkeme kurulduğunu aktaran tutuklu, “Hukuktan ve yargıdan zerre kadar anlamayan bu yapılanma çok komik ve akla ziyan gerekçeler ileri sürerek son derece keyfi bir şekilde tutukluların tahliyelerini engelliyor. Son iki yıl içinde tahliye olan arkadaşlarımızdan hiçbiri müdetnamelerinde belirtilen tahliye tarihlerinde tahliye olamadılar. İdare ve gözlem kurulunun keyfi kararlarıyla tahliyeleri defalarca ertelendi ve anca aylar sonra çıkabildiler” ifadelerini kullandı.

‘Temizlik’ bahanesiyle tahliyeye engel!

Tahliye zamanı gelen ancak türlü bahanelerle birçok tutuklunun da infazının yakıldığını belirten tutuklu, 09.04.2023 tarihinde tahliye olması gereken Sevgi Yıldız isimli tutuklunun “temizliğine dikkat etmediği” ve “sağlığına ve çevresindekilerin sağlığına dikkat etmediği” gibi asılsız beyanlarla tahliyesinin üç ay engellendiğini söyledi.

83 şüpheli ölüm

Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV), İnsan Hakları Derneği(İHD) ve Türk Tabipleri Birliği (TTB) İnsan Hakları Kolu, 26 Haziran İşkence Görenlerle Dayanışma Günü’ne dair yaptığı ortak yazılı açıklamada “Tüm ülke adeta işkence mekânı haline geldi” değerlendirmesi yaparak veriler paylaştı. Paylaşılan verilerde, 2022 yılında cezaevlerinde 83 şüpheli ölümün yaşandığı belirtildi. Aynı yılda resmi ve resmi olmayan gözaltı yerlerinde 4 bin 275 kişinin işkence ve kötü muamele maruz kaldığı aktarıldı.

#Eylül #zihniyeti #devrede

Kılıçdaroğlu’ndan Yanardağ’ın tutuklanmasına tepki: Utanç verici

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu tecridi eleştiren gazeteci Merdan Yanardağ’ın tutuklanmasına tepki göstererek, ‘Ülkemiz adına utanç vericidir. Bu yanlıştan derhal dönülmeli, Merdan Yanardağ serbest bırakılmalıdır’ dedi

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, PKK Lideri Abdullah Öcalan’a yönelik tecridi eleştiren gazeteci Merdan Yanardağ’ın tutuklanmasına sanal medya hesabından yaptığı paylaşımla tepki gösterdi.

“Ahlaki hükmünü yitiren Saray hükümeti, montajlarla algı yönetimine devam ediyor” diyen Kılıçdaroğlu şu ifadeleri kullandı:

“Gazeteci Merdan Yanardağ’ın, hükümetin neyi, neden yaptığını hatırlattığı konuşmasının bir bölümü üzerinden tutuklanması, ülkemiz adına utanç vericidir. Bu yanlıştan derhal dönülmeli, Merdan Yanardağ serbest bırakılmalıdır.”

HABER MERKEZİ

#Kılıçdaroğlundan #Yanardağın #tutuklanmasına #tepki #Utanç #verici

Madımak anması: Katilleri serbest bırakanları, bürokrat yapanları unutmayacağız

Madımak Katliamı faillerini serbest bırakanları, bürokrat yapanları unutmayacaklarını söyleyen Hacı Bektaş Veli Kültür Derneği Başkanı Ufuk Emre Bektaş, ‘Katliamları yaratan örgütlenmiş kötülükle mücadele edeceğiz’ dedi

Emek ve Demokrasi Platformu, 1993’te Madımak Otel’de 35 kişinin yakılarak katledildiği katliama ilişkin Şirinevler’de bulunan Yürüyüş Yolu Caddesi’nde basın açıklaması yaptı. “Madımak katliamını unutmadık, unutmayacağız” pankartının açıldığı açıklama da, “Faşizme karşı omuz omuza” sloganları atıldı. Açıklamaya, birçok dernek ve sivil toplum kuruluşları destek verdi.

‘Unutmuyoruz’

Açıklamada ilk olarak, katliamda yaşamını yitirenlerin isimleri okunarak, “Yaşıyor” denildi. Ardından Hacı Bektaş Veli Kültür Derneği Başkanı Ufuk Emre Bektaş, açıklama yaparak, devletin bu katliama “göz yumduğunu” söyledi. Dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in, katliamın nedeninin “tahrik ve münferit” olduğu yönündeki açıklamalarını hatırlatan Bektaş, “Başbakan Çiller ise, ‘Çok şükür otel dışındaki arkadaşlarımıza bir şey olmamıştır’ açıklamasında bulundu. Unutmuyoruz, katliama kılıf örtmeye çalışanları unutmuyoruz. Otel dışında kalan şeriatçılar için şükür çekenleri unutmuyoruz. Madımak davasını zaman aşımına uğratıp davayı kapatanları unutmuyoruz” ifadelerini kullandı.

Katilleri serbest bıraktılar, bürokrat yaptılar

Adaletin hala yerini bulmadığına dikkat çeken Bektaş, “Zamanaşımına devletin en yetkili ağzı ‘Hayırlı olsun’ derken, katilleri serbest bırakanları, bürokrat yapanları nasıl unutalım? Nasıl unutabiliriz katil avukatlarından milletvekili, bakan, belediye başkanı çıkaranları. Katliamın sürekliliği budur. Yüzleşmemektir, inkar etmektir. Gözümüzün içine baka baka katili affetmektir. Size verecek bir tane daha canımız yok. Siyaset, derin devlet, mafya üçgeninize kurban edecek bir tek insanımız dahi yok” diyerek, tepkisini dile getirdi.

‘Biz kardeşlik değil, eşitlik istiyoruz’

Bektaş son olarak şöyle konuştu: “Madımak katliamında adalet sağlanmadığı, ortaya çıkmadığı sürece eşit yurttaş olarak yaşayabilmemiz mümkün ve olası değildir. ‘Alevi kardeşlerimiz’ diyerek söze başlayanlara sesleniyoruz: Biz kimsenin kardeşi değiliz. Kardeşlik hukukunuz size kalsın. Biz kardeşlik değil, eşitlik istiyoruz. Eşit yurttaş olarak adil bir yaşam istiyoruz. Bahçelievler Emek ve demokrasi platformu olarak, insanlık suçlarının ve asimilasyonların karşısında olacağımızı, katliamları yaratan örgütlenmiş kötülükle mücadele etmeye devam edeceğimizi bir kez daha vurgularken, Sivas Madımak katliamında yitirdiğimiz canları saygıyla ve özlemle anıyoruz. Türkülerimizle, semahlarımızla barışa ve hakikate olan inancımızla onları daima yaşatacağız.”

HABER MERKEZİ

#Madımak #anması #Katilleri #serbest #bırakanları #bürokrat #yapanları #unutmayacağız

Medeni Yıldırım mezarı başında anıldı

Amed’in Licê ilçesinde kalekol protestolarında katledilen Medeni Yıldırım, katledilişinin 10’uncu yılında mezarı başında anıldı

Amed’in Licê ilçesi Hêzan (Kayacık) köyünde 28 Haziran 2013 tarihinde kalekol yapımlarını protestosu sırasında Kayacık Köyü Jandarma Karakolu’ndaki görevli jandarmanın ateş açması sonucu katledilen Medeni Yıldırım, mezarı başında anıldı.

Amed’in Rezan (Bağlar) ilçesine bağlı Yeniköy Mezarlığı’nda yapılan anmaya ailesi, Medeniyetler Beşiğinde Yakınlarını Kaybeden Ailelerle Yardımlaşma Dayanışma Birlik ve Kültür Derneği (MEBYA-DER), Demokratik Bölgeler Partisi (DBP), Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) Milletvekilleri Adalet Kaya ve Serhat Eren, Halkların Demokratik Partisi (HDP) il ve ilçe yöneticileri, Tevgera Jinen Azad (TJA) üyeleri katıldı.

Anmada MEBYA-DER Eşbaşkanı Şehmus Karadağ ve Yeşil Sol Parti Amed milletvekili Serhat Eren konuştu.

‘Bayramlar barışla geçsin’

“Medeni Yıldırım şahsında bütün demokrasi şehitlerini saygıyla anıyoruz” diyen MEBYA-DER Eşbaşkanı Şehmus Karadağ, “Yıllardır bir savaş sürüyor. Bu savaş karşısında gençlerimiz genç yaşta yaşamalarını yitiriyor kendi kimlikleri, dilleri ve kültürleri için. Bayramları ölümle, savaşla değil barışla, özgürlükle geçmesini temenni ediyorum. Siyasi tutsakların, annelerin bütün Kürt halkının kurban bayramını tekrar kutluyorum” dedi.

‘Katledenler soruşturmayı yürütenlerdir’

Yeşil Sol Parti Amed Milletvekili Serhat Eren, “Medeni Yıldırım 2013 yılında ‘Barış istiyoruz, Savaş istemiyoruz’ pankartının arkasına toplanan birçok insanımızla birlikte bizzat karakol komutanı tarafından taranarak, katledildi. Olayı bizzat yapanlar soruşturmayı bizzat yürüten ve delileri karartanlardır. İçişleri raporuna rağmen yargı Medeni Yıldırım arkadaşımızın katilini ödüllendirerek, hakkında berat kararı vermiştir. İktidarın 2013’ten bu güne yürüttüğü politikalarında hiçbir değişiklik olmadı. Kürt halkı üzerindeki kirli politikaları tekrarlanarak devam ediyor. Bu politikanın değişmesi gerekiyor. Maalesef bu iktidarın bu ayrımcı, ayrıştırıcı, kutuplaştırıcı dili yargıda da bir karşılık buluyor” diye konuştu.

Faili devlet, jandarma, polis olan her soruşturma, kavuşturma da yargının cezasızlık politikasının devreye girdiğine işaret eden Eren, “Medeni Yıldırım şahsında Kürt halkının değerlerine yönelen bütün saldırıları bir kez daha kınıyorum. Demokrasi ve barış mücadelesi yürüten arkadaşlarımızı anıyor ve bayramlarını kutluyorum” dedi.

“Şehitlerimizi unutmayacağız, unutturmayacağız” diyen anne Fahriye Yıldırım, “Barış olsun istiyoruz” diye konuştu.

HABER MERKEZİ

#Medeni #Yıldırım #mezarı #başında #anıldı

Yeşil Sol Parti: Hukuksuz tutuklanan Merdan Yanardağ serbest bırakılsın

Yeşil Sol Parti yaptığı açıklamada, PKK Lideri Abdullah Öcalan’a yönelik tecridi dile getiren gazeteci Merdan Yanardağ’ın tutuklanmasına tepki göstererek, serbest bırakılmasını istedi

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti), Merkez Yürütme Kurulu (MYK) PKK Lideri Abdullah Öcalan’a yönelik tecridin hukuksuz olduğunu dile getiren TELE1 Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ’ın tutuklanmasına ilişkin yazılı açıklama yayınladı. Yanardağ’ın düşüncelerinin açıklamasının suç sayılamayacağının kaydedildiği açıklamada, Yanardağ’a yönelik “Suçu ve suçluyu övme” ve “Terör örgütü propagandası yapmak” suçlamalarıyla başlatılan soruşturmanın AKP yargısının ilk icraatı olduğu vurgulandı.

‘Hukuku savunmak tutuklanma gerekçesi’

Hukuk ve demokrasiyi savunmanın tutuklama gerekçesi yapıldığına değinilen açıklamada, “TELE1 Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ’ın düşüncelerini açıklaması suç sayılamaz. Bütün yurttaşlarımız düşüncelerini açıklama hakkına sahiptir. Meselenin özü Kürt sorununun çözümü konusunda kim söz söylerse en ağır şekilde cezalandırılacağının mesajı verilmek isteniyor. Yeşil Sol Parti olarak haksız, hukuksuz tutuklanan Merdan Yanardağ’ın serbest bırakılmasını, İmralı’da uygulanan tecrit uygulamasının bir insanlık suçu olduğunu ifade etmek isteriz” denildi.

Birlikte mücadeleye çağırısı

Açıklamanın devamında şunlar kaydedildi: “Demokratik devlet yurttaşları arasında ayrım yapamaz. Partimizin varlık nedeni insanlığa karşı işlenen suçlarla mücadele etmektir. Bir kez daha hatırlatmak isteriz ki tüm hukuksuz uygulamalarınızın hesabını mutlaka soracağız. Bu ülkede demokrasiden, barıştan yana olan sendikaları, demokratik kitle örgütlerini, siyasi partileri akademisyenleri, aydınları AKP ye karşı birlikte mücadeleye çağırıyoruz.”

HABER MERKEZİ

#Yeşil #Sol #Parti #Hukuksuz #tutuklanan #Merdan #Yanardağ #serbest #bırakılsın

HDP’den Merdan Yanardağ tepkisi: Hangi ifadesi tutuklama nedeni olabilir?

HDP Eş Genel Başkanları Pervin Buldan ve Mithat Sancar, İmralı’da mutlak tecride dikkat çektiği için tutuklanan gazeteci Merdan Yanardağ’ın tutuklanamasına ve tecride karşı herkesi ses çıkarmaya çağırdı

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanları Pervin Buldan ve Mithat Sancar, PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecride dikkat çektiği için TELE1 Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ’ın tutuklanmasına ilişkin yazılı açıklama yaptı.

Gazetecilik görevini yapan Yanardağ’ın derhal serbest bırakılması ve düşüncelerini özgür bir şekilde ifade etmesi gerektiğine yer verilen açıklamada, “Bu değerlendirmedeki hangi ifade tutuklanması için bir neden olabilir? Bu ifadelerin benzerlerini çok değil birkaç yıl önce birçok partiden siyasetçi, gazeteci, aydın ve yazar daha önce söylediği halde, panikle çıkarılan bu tutuklama kararı demokrasi ve barıştan duyulan korkudan başka bir şeyle açıklanamaz. İmralı’nın sesi çıktığında şiddet ve çatışmanın sesinin kısılacağını, Kürt sorununda barışa kapı aralanacağını bilenler, hamasi milliyetçi nutuklarla gerçekleri örtbas etmek ve zulüm saltanatlarını devam ettirmek istiyorlar” denildi.

Mutlak iletişimsizlik hali söz konusudur

Abdullah Öcalan’dan 28 aydır haber alınamadığına ve İmralı Cezaevi’nde mutlak tecridin olduğunun bir kez daha altının çizildiği açıklamada şunlar kaydedildi: “Anayasa ve yasaların dahi uygulanmadığı, avukat ve aile görüşünün olmadığı, sağlık durumu ve tutulma koşullarına dair resmi bir bilginin paylaşılmadığı mutlak iletişimsizlik hali söz konusudur. Türkiye’de yaşayan vicdan sahibi ve adalet isteyen her gazeteci, siyasetçi, aydın ve demokrat yurttaşı; bu gerçeği dile getirdiği için tutuklanan Sayın Yanardağ’a yapılan hukuksuzluğa ve tecride karşı durmaya çağırıyoruz.”

HABER MERKEZİ

#HDPden #Merdan #Yanardağ #tepkisi #Hangi #ifadesi #tutuklama #nedeni #olabilir

AİHM’in Berkin Elvan kararı kesinleşti

AİHM, Berkin Elvan’ın ailesinin açtığı davada Türkiye’ye yönelik mahkumiyet kararına yapılan itirazı reddederken, Türkiye aleyhine verilen mahkumiyet hükmü ise kesinleşti

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM), temyiz başvurularını inceleyen kurulu, Gezi eylemleri sırasında polisin gaz fişeği isabet etmesi sonucu yaşamını yitiren 15 yaşındaki Berkin Elvan’ın ailesinin açtığı davada, Türkiye’ye yönelik mahkumiyet kararına yapılan itirazı reddetti.

AİHM, Türkiye’nin davayı 17 yargıçtan oluşan ve temyiz davalarına bakan Büyük Daire’ye götürme talebinin reddedildiğini bildirdi. Bu kararın ardından AİHM’in ilgili dairesinin 7 Şubat’ta Türkiye aleyhine verdiği mahkumiyet hükmü kesinleşti.

HABER MERKEZİ

#AİHMin #Berkin #Elvan #kararı #kesinleşti

BM’den Taliban raporu: Binden fazla sivil katledildi

BM Afganistan Yardım Heyeti tarafından yayınlanan rapora göre Taliban’ın iktidara gelmesinden bu yana binden fazla sivil katledildi

Birleşmiş Milletler Afganistan Yardım Misyonu (UNAMA), Taliban’ın Afganistan’da iktidara gelmesi ardından yaşananlara ilişkin rapor yayınladı.15 Ağustos 2021 ile Mayıs 2023 arasında bin 950 sivilin katledildiği ve 2 bin 679 sivilin ise yaralandığı kaydedilen raporda, ölümlerin çoğunun cami, eğitim merkezleri ve dükkanlar gibi halka açık yerlerde gerçekleştirilen intihar saldırıları sonucunda geliştiği belirtildi. Bu saldırılarda 700’den fazla kişi de yaşamını yitirdi.

DAİŞ’i çoğu saldırılardan sorumlu tutan Misyon, saldırılar sonucunda bin 700’den fazla kişinin yaralandığını ve yaşamını yitirdiğini vurguladı.

DIŞ HABERLER

#BMden #Taliban #raporu #Binden #fazla #sivil #katledildi

Onur Yürüyüşünde gözaltınan alınan 5 kişiye sınırdışı tehdidi

Bu yıl ‘Dönüyoruz’ temasıyla gerçekleşen 21. İstanbul Onur Yürüyüşünde gözaltına alınan beş kişi sınır dışı edilme tehdidiyle karşı karşıya. İçlerinden İranlı olan biriyse sınır dışı edilirse idam edilebilir

Seçim süreci boyunca iktidar kanadı ve Cumhur İttifakı bileşenleri tarafından hedef tahtasına oturtulan LGBTİ+’ların 25 Haziran Pazar günü Şişli’de yapılan Onur Yürüyüşü’nün ardından polisin keyfi olarak gözaltına aldığı beş kişi sınır dışı edilme tehlikesi altında. İranlı olan ve gözaltına alınanlardan bir kişi sınır dışı edilirse idam edilebilir.

Kaos GL’de yer alan habere göre polis, yürüyüşün ardından çevrede bulunan ve LGBTİ+ bireyleri gözaltına aldı. Polis şiddetiyle gözaltına alınan 113 kişi içerisinde TC vatandaşı olmayanlar da yer alıyordu. TC vatandaşı olmayan beş kişi sınır dışı edilme tehlikesi altında geri gönderilme merkezlerinde tutuluyor.

Gözaltında tutulanlardan biri yaralı

İstanbul LGBTİ+ Onur Haftası Komitesi’nin paylaştığı bilgiye göre, aralarında kayıtlı ve kayıtsız göçmen statüsü de bulunan İran, Libya, Rusya, Portekiz ve Avustralya’dan beş kişi gözaltında tutuluyor. Avukatlarına ve tedavi hakkına erişemeyen göçmenler arasında bacağından yaralanan bir kişi de var:

“Doğru tedaviye ulaşamayan bu kişi, devlet kontrollü işkence koşulları altında hayatta kalmaya çalışmaktadır. Ülkelerine geri gönderilmesi durumunda hayatları güvende de olmayacak arkadaşlarımızın yakından takibinin yapılması için tüm kurumların desteğine ihtiyacımız var.”

Sınırdışı edilirse idam edilecek

Gözaltına alınanlardan İranlı olan kişi, Türkiye’de uluslararası koruma altında bir mülteci. İran’a geri gönderildiğinde idam riski var. Tuzla Geri Gönderme Merkezi’nde tutuluyor ve komite ile irtibatı da kesilmiş durumda:

“İranlı olan arkadaşımızın İstanbul ilinde Uluslararası Koruma Statüsünde kayıtlı bir mülteci olduğunu, cinsel yöneliminden ötürü İran’a geri gönderilmesi halinde hakkında idam kararı verileceğini biliyor ve bundan ötürü oldukça endişeliyiz. Bu arkadaşımız tüm ailesi ile birlikte menşei ülkelerinde gördükleri işkenceler ve can güvenlikleri tehlikesinden ötürü 2013 yılından beri Türkiye’ye sığınmış olan mülteciler. Mültecilik iddiaları da kabul görmüş olan bu arkadaşımız şu an Tuzla Geri Gönderme Merkezinde tutuluyor ve iletişimimiz tamamen kopmuş durumda. Hakkında nasıl bir işlem yapıldığını veya yapılacağını bilmiyoruz.”

HABER MERKEZİ

#Onur #Yürüyüşünde #gözaltınan #alınan #kişiye #sınırdışı #tehdidi