Ana Sayfa Blog Sayfa 247

TİHV: İmralı’daki izolasyon toplumda kaygılara yol açıyor

’26 Haziran İşkenceye Karşı Mücadele ve İşkence Görenlerle Dayanışma Günü’ dolayısıyla yapılan eylemde konuşan TİHV İstanbul Temsilcisi Ümit Efe, İmralı Cezaevi’ndeki tecridin toplumda kaygılara yol açtığını belirtti

 İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) İstanbul Temsilciliği, “26 Haziran İşkenceye Karşı Mücadele ve İşkence Görenlerle Dayanışma Günü” dolayısıyla İHD binası önünde açıklama gerçekleştirdi.  “26 Haziran işkenceye karşı mücadele ve işkence görenlerle dayanışma günü, işkencesiz bir dünya mümkün” pankartı açılan açıklamada, “Susma, suça ortak olma”, “insanlık onuru işkenceyi yenecek”, “İnsan haklarıyla insandır” dövizleri taşındı. Açıklamaya, hak savunucularının yanı sıra yanı sıra Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) Amed Milletvekili Ceylan Akça Cupolo katıldı.

Türkiye’de işkence halen devam ediyor

Açıklamayı yapan THİV İstanbul Temsilcisi Ümit Efe, 26 Haziran İşkence Görenlerle Dayanışma Günü’nün tüm insan hakları savunucuları açısından önemli bir gün olduğunu belirterek, işkencenin sözleşmelerde çok açık bir şekilde belirtilmesine rağmen dünyadaki ki birçok ülkede toplumlara karşı insanlık dışı bir cezalandırma ve yıldırma politikası olarak kullanıldığını söyledi. Türkiye’nin sözleşmeyi 1988 yılında kabul ettiğini anımsatan Efe, buna rağmen Türkiye’de işkencenin hala devam ettiğini vurguladı. Türkiye’de ki “İşkenceye sıfır tolerans” sözünün bir propagandadan öteye gitmediğini dile getiren Efe, polisin barışçıl toplanma ve gösterilere müdahalesiyle sokak ve açık alanlarda kötü muamele ve işkencenin hat safhaya çıktığının altını çizdi

İmralı tecridi kabul edilemez

İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde 24 yıldır tecrit koşulları altında tutulan PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın durumuna dikkat çeken Efe, “Avrupa İşkencenin ve İnsanlık Dışı veya Onur Kırıcı Ceza veya Muamelenin Önlenmesi Komitesi’nin (CPT) raporlarında da yer verildiği üzere İmralı Hapishanesi’nde uygulanan kabul edilemez izolasyon toplumda ciddi kaygılara yol açmaktadır” diye belirtti.

Talepler

İşkencenin insan eliyle yapıldığını ve ancak insanların bunu durdurabileceğini söyleyen Efe, işkencenin en öncelikli muhatabının devlet olduğunu söyledi. Efe, insan hakları savunucuları olarak taleplerini şöyle sıraladı:

“* İşkencenin ülkemizde bu boyutta olmasının en temel nedeni işkence yasağının mutlak niteliği ile bağdaşmayan çok ciddi bir cezasızlık kültürünün varlığıdır. Her şeyden önce sıradan bir kural haline getirilmeye çalışılan cezasızlık politikalarına son verilmelidir.

* Her düzeyde yetkililer işkenceyi ve işkenceciyi öven, teşvik eden söylemlerden vazgeçmeli, uluslararası mekanizmaların tavsiyeleri doğrultusunda işkence uygulamaları kamuya açık bir şekilde kesin olarak kınanmalıdır.

* Gözaltı koşullarında usul güvenceleri eksiksiz olarak uygulanmalıdır.

* Gözaltı süreleri kısaltılmalıdır.

* Mevcut Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu (TİHEK) kaldırılmalı, BM İşkenceye Karşı Sözleşmeye ek Protokol (OPCAT) ve BM Paris Prensiplerine uygun tümüyle bağımsız yeni bir ulusal önleme mekanizması oluşturulmalıdır.

* Kolluk Gözetim Komisyonu tarafsız ve bağımsız hale getirilmelidir.

* İşkencenin belgelenmesi ve raporlandırılması bir BM belgesi olan ‘İstanbul Protokolü’ ilkelerine göre yapılmalıdır.

* İşkenceye ilişkin iddialar hızlı, etkin, tarafsız bir şekilde soruşturulmalı, bağımsız heyetlerce araştırılmalı, adli yargılama süreçlerinin her aşamasında uluslararası etik ve hukuk kurallarına uygun davranılmalıdır.

* Hapishaneler insan hakları ve hukuk örgütlerinin denetimine açılmalıdır.

* CPT raporlarının tümü açıklanmalı ve tüm tavsiyelere uyulmalıdır.”

Kaynak : MA

 

 

 

#TİHV #İmralıdaki #izolasyon #toplumda #kaygılara #yol #açıyor

Tecridi eleştiren gazeteci Merdan Yanardağ’a gözaltı

PKK Lideri Abdullah Öcalan’a uygulanan tecridini eleştirdiği için hakkında soruşturma başlatılan gazeteci Merdan Yanardağ gözaltına alındı

PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecridi eleştirdiği gerekçesiyle hakkında soruşturma başlatılan TELE1 Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ, “örgüt propagandası yapmak” iddiasıyla gözaltına alındı. Yanardağ, televizyon kanalına gelen polisler tarafından yayın sonrasında gözaltına alındı.

HABER MERKEZİ

 

#Tecridi #eleştiren #gazeteci #Merdan #Yanardağa #gözaltı

Asrın Hukuk Bürosu’ndan tecrit tartışmalarına tepki

Asrın Hukuk Bürosu, PKK Lideri Abdullah Öcalan’a yönelik tecride dair, ‘Haber alamama hali ve işkence uygulamaları son bulmalı’ çağrısı yaptı

Tele1 Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ’ın katıldığı bir programda PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecridi eleştirmesine dair tartışmalar sürüyor.

Konuya dair Asrın Hukuk Bürosu’ndan da bir açıklama geldi. Asrın Hukuk Bürosu, hükümet ve Adalet Bakanlığı’na, “Haber alamama hali ve işkence uygulamaları son bulmalı” çağrısı yaptı.

Ayrıntılar geliyor…

#Asrın #Hukuk #Bürosundan #tecrit #tartışmalarına #tepki

Sinpaş’ın atık su için denize boru döşemesine tepki

Marmaris Kent Konseyi, Sinpaş’ın atık su ve kanalizasyon atıkları için denizin içine boru döşemesine tepki göstererek, kirli suların denize dökülmesi halinde denizin ‘foseptik çukuruna’ çevrileceği uyarısını yaptı

Muğla’nın Marmaris ilçesine bağlı İçmeler Mahallesi’nde Sinpaş tarafından yapılmak istenen otel ve devre mülk projesi için denizin içine atık su borusu döşendiği iddia edildi. Marmaris Kent Konseyi, konuya dair yaptığı açıklamada Sinpaş’ın atık su ve kanalizasyon atıklarını denize dökmek için denizin içine boru döşediğini belirtti.

ÇED raporu değiştirildi

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın proje için “Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) olumlu” kararı aldığı anımsatılan açıklamada, “Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin bakanlığa verdiği, ‘Sinpaş inşaatının su ve kanalizasyon alt yapısı yoktur, sağlamamız da mümkün değildir’ şeklindeki itiraz raporuna rağmen bakanlık gerçeği görmezden geldi. Sinpaş’a ‘ÇED olumlu’ kararı vererek Marmaris’i büyük bir kirlilik gerçeği ile baş başa bıraktı. Bugün geldiğimiz nokta Sinpaş tüm bu usulsüzlüklere sırtını dayayarak kanalizasyonunu ve kirli atık sularını denize vermek için denizin içine boru döşemektedir” denildi.

Proje alanının Milli Park alanı olduğuna dikkati çekilen açıklamada, kirli suların denize dökülmesi halinde denizin “foseptik çukuruna” çevrileceği uyarısı yapıldı.

MUĞLA

#Sinpaşın #atık #için #denize #boru #döşemesine #tepki

96 yıl cezası verilen tutuklunun sevk sırasında tüm eşyaları kırıldı

96 yıl hapis cezası verilen İbrahim Yiğit, Kırşehir S Tipi Kapalı Cezaevi’ne sevk edildiği sırada tüm eşyalarının kırıldığını aktardı. Ağabeyi Ramazan Yiğit, ‘Ben inşaatlarda çalışıyorum, zor bir şekilde aldığımız televizyon, buzdolabı, vantilatör ve diğer eşyalar sevk sırasında kırıldı’ dedi

Keyfi uygulamaların merkezleri haline gelen cezaevlerinde hak ihlallerinin ardı arkası kesilmiyor. Konya’da 2017 yılında “örgüt üyesi olmak” iddiasıyla tutuklanan ve 96 yıl hapis cezasına çarptırılan İbrahim Yiğit, sevk sırasında eşyalarının kırıldığını ailesine aktardı.

Yiğit, tutuklu bulunduğu Mersin Tarsus 3 Nolu T Tipi Kapalı Cezaevi’nde 2 Haziran’da Kırşehir S Tipi Kapalı Cezaevi’ne sevk edildiğini ve ring aracına konulan tüm eşyalarının kırıldığını belirtti.

Yiğit’in ağabeyi Ramazan Yiğit ise, “Ben inşaatlarda çalışıyorum, zor bir şekilde aldığımız televizyon, buzdolabı, vantilatör ve diğer eşyalar sevk sırasında kırıldı” dedi.

Kaynak: MA

#yıl #cezası #verilen #tutuklunun #sevk #sırasında #tüm #eşyaları #kırıldı

Ailelerin Özerk Yönetim Bölgesi’ne geri dönüşleri sürüyor

Girê Spî bölgelerinden 256 aile Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetim Bölgesi’ne geçti

Türkiye’nin 2019 yılında saldırısının ardından yerleştiği Girê Spî’de halk Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetim Bölgesi’ne geçiyor.

Hawar Haber Ajansı’nda (ANHA) yer alan habere göre son 3 ay içerisinde Türkiye’nin yerleştiği Girê Spî’de kötü yaşam ve güvenlik sorunlarından dolayı 256 aile Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetim Bölgesi’ne geçti.

Bölgeye geçen ailelerin, Girê Spî kent merkezi, Silûk beldesi, Zeydî köyü ve kantona bağlı diğer bazı bölgelerdeki insanlık dışı suçlarından kaçan aileler olduğu belirtildi.

DIŞ HABERLER

#Ailelerin #Özerk #Yönetim #Bölgesine #geri #dönüşleri #sürüyor

Gazeteci Halepçe: Kürt kadın mücadelesi direnmemi sağlıyor

Kadın tarihi üzerine çalışmalar yapan yazar ve gazeteci Suriş Halepçe, Kürt Kadınları Kütüphane Arşiv Araştırma ve Hafıza Merkezi’nin kadın tarihine ışık tutacağını söyledi

Federe Kurdistan Bölgesi’nin Silêmaniyê kentinde 4 Ekim 2022 tarihinde katledilen Jineolojî Araştırmaları Merkezi üyesi Nagihan Akarsel’in çalışmalarını yürüttüğü Kürt Kadınları Kütüphane Arşiv Araştırma ve Hafıza Merkezi’nin açılışı iki gün süren etkinlikle gerçekleşti. Akarsel’in hayali olan açılış, dünyanın birçok ülkesinden kadınları buluşturdu.

Kürt kadınlar ilham verdi

Açılışa katılanlardan biri de Kira Sammerfeld idi. Almanya’da Kürt kadınlarla ile tanıştıktan sonra Jineolojî çalışmalarına katılan Kira Sammerfeld, kadın tarihi üzerine araştırmalarını yoğunlaştırdı. Daha sonra Almanya Jineolojî Komitesi’nde yer alan Sammerfeld, komitede yer alan diğer kadınlar gibi gönüllü çalışmalarla tüm kadınlara Jineolojî alanında eğitimler verdiğini söyledi.  Sammerfeld, Kürt kadın mücadelesinden aldığı ilhamla, dünya kadın mücadelesi içinde yer aldığını dile getirdi.

Kürt kadınların tarihini yakından görmek için geldim

Silêmaniyê’ye geliş amacını Kürt kadınlarından ve Jineolojî’den aldığı ilham ile buraya geldiğini söyleyen Sammerfeld, “Buraya Kürtlerin acılarına ve yaşadıklarına tanık ve ortak olmaya geldik. Özellikle Kürt kadınların tarihini yakından görmek için geldim. Kendi tarihleri için başlattıkları bu çalışmaları takip edip, tanık olmak ve bunları herkesle paylaşmak istedim” ifadelerini kullandı. Dünyadaki tüm kadınların temel sorununun ataerkil yapı olduğunu belirten Sammerfeld, “Almanya’da da kadınlar olarak aynı sorunları yaşıyoruz. Bu nedenle dünya kadınları olarak birbirimize bağlıyız ve sorumluyuz. Jinenolojî, sorunların sebeplerine inmemizi sağlıyor. Bir araya gelerek sorunlarımıza, aynı zaman da farklılıklarımıza bakabilmeyi de öğretiyor. Asıl sorunları bulduktan sonra, çözümleri daha doğru bulmamızı sağlıyor” dedi.

Kürt kadın mücadelesi direnmemi sağlıyor

Almanya’da Kürt kadın mücadelesinin ilgiyle takip edildiğini ekleyen Sammerfeld, “Kürt kadın mücadelesi, direnmemi sağlıyor, kadınların gücü ve kendilerini bulma çabası bana ilham veriyor. Erk yapıya karşı direnmek için güç veriyor. Bu güç hayata, doğaya ve sanata daha farklı bakmamızı sağlıyor” dedi. Sammerfeld, Jineolojî’nin yanı sıra kütüphane için de çalışacaklarını dile getirerek, Kürt kadın tarihinden dünya kadın tarihine yol alacaklarını vurguladı.

Kütüphane kadın tarihine ışık tutacak

Halepçeli  Suriş Halepçe ise, kadın tarihi üzerine çalışmalar yapan yazar ve gazeteci kimliğiyle de tanınan bir kadın. Kürt kadınların büyük bir mücadele geçmişinin olduğuna dikkat çeken Halepçe, “Kadının kayıp tarihine odaklanmak gibi bir amacım var. Bu merkez biz kadınlara bu imkanı sağlayacak. Tarihi çalışmada yer aldığım için kendimi şanslı hissediyorum, bu kütüphane her parça Kurdistanlı kadınlar için tarihi olacak. Bu nedenle her 4 parça Kurdistan’da kadın özgürlük mücadelesinde yer alan ve şehit düşen kadınların anısı önünde saygıyla eğiliyorum. Bu kütüphane şehit olan kadınların mücadelesi sonucu oluştu” sözleriyle kütüphanenin önemine değindi.

Kütüphanenin kadın tarihine ışık tutacağının altını çizen Halepçe, “Kurdistanlı kadınlar olarak önümüzdeki süreçte kadına dair her türlü araştırmayı bu kütüphanede yapacağız, çalışmaları burada yürüteceğiz. Kadınlar gerçek tarihini bu kütüphanede öğrenecek. Nasıl ki dünya kadınları kendi tarihleriyle gurur duyuyorlarsa, biz de uzak ya da yakın, kayıp tarihimizi yeniden diriltmek ve bu tarihimizle gurur duymak için çalışacağız. Bu temelde yeni mücadele hatları belirlememiz lazım. O hatlara göre yolumuza devam etmemiz gerekecek” diye konuştu.

Haber: Arjin Dilek Öncel  / MA 

 

 

#Gazeteci #Halepçe #Kürt #kadın #mücadelesi #direnmemi #sağlıyor

Şênê Yaylası’nda ‘askeri üs’ için orman kıyımı sürüyor

Şênê Yaylası’nda askeri üs bölgesi için başlatılan orman kıyımı sürerken, odunlar korucular tarafından kamyonlarla farklı bölgelere taşınıyor

Kurdistan’da operasyon adı altında ağaç kıyımı sürüyor. Amed ile Mûş sınırları arasında kalan Şênê Yaylası (Şenyayla) bölgesinde askeri üs bölgesi için korucular tarafından ağaçlık alanın yok edildiği öğrenildi.

Koçerlerin uğrak yeri

Şênê Yaylası, Andok, Serê Spi, Warê Şêra ve Dorşin dağlarının eteklerinde bulunan geniş bir bölge 1980’lı yıllardan sonra “güvenlik” gerekçesiyle burada yaşayan insanlar baskı altına alındı ve birçoğu göçe zorlandı. 2013-2015 yılları arasında “Çözüm süreci” döneminde bazı yurttaşlar köylerine geri döndü. Ayrıca bölge koçerlerin uğrak yeri oldu. Bitki çeşitliliği ve soğuk sularıyla bilinen bölge, 2015 yılında yeniden çatışmaların başlamasıyla “özel güvenlik bölgesi” adı altında yasaklanmaya başlandı. Bölge, daha önce Amed’e bağlıyken, Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle Mûş’a bağlandı.

2 askeri üs kurulumuna başlandı

Yasakların yanı sıra geçtiğimiz yıl bölgede 2 askeri üssün yapımına başlandı. Askeri üs bölgelerinin yapılacağı bölgelerde aralıksız bir şekilde ağaçlar kesilmeye başlandı. Korucular tarafından yapılan kesilen ağaçlar, Şirnex’te olduğu gibi kamyonlara yüklenerek farklı bölgelere taşınıyor. Çekilen görüntü ve fotoğraflara göre, şimdiye kadar büyük bir ormanlık alanın yok edildiği görülüyor.

Yurttaşlar tepkili

Güvenlik gerekçesiyle isminin haber yazılmasını istemeyen bölge sakinlerinden bir yurttaş, “Ağaç kesimine karşı bu senenin Mart ayında Mûş merkezdeki alay komutanlığına gittik. Alay Komutanı, ‘2 üs bölgesi yapacağız. Sadece 40-60 metre aşağılarda ağaç kesimi yapacağız. Ya siz kesersiniz ya da biz keseriz’ dedi” diye aktardı.

Kesilen ağaçlar çevre illere taşınıyor

Bölgedeki kıyımın geçtiğimiz yılın Ekim ayından bu yana devam ettiğini belirten yurttaş, “Ağaç kesimi şuan durmuş durumda. Ama Şubat ayından bu yana kesilen ağaçlar, kesim yapılan yerden taşınıyor. Ağaçlar, Kızılağaç beldesinden gelen korucu Ü.K. tarafından kesiliyor. Yine bunun nakliye işini ise Y.Ç. adlı kişi yapıyor. Kesilen ağaçlar kamyonlarla çevre illere taşınıyor. Agirî, Mûş, Amed, Riha ve özellikle Êlih’e taşınıyor” şeklinde konuştu.

Kaynak: MA

#Şênê #Yaylasında #askeri #üs #için #orman #kıyımı #sürüyor

Buca’da orman yangını

Buca ilçesi Karaağaç Koşuyolu mevkiinde orman yangını çıktı

Yaz aylarının başlamasıyla birlikte orman yangınları da artmaya başladı. İzmir ‘in Buca ilçesinde Karaağaç Koşuyolu mevkiinde saat 11.30 sıralarında orman yangını çıktı. Haber verilmesi üzerine bölgeye sevk edilen itfaiye ekipleri, yangına müdahele etmeye çalışıyor.

Bölgeye Orman Genel Müdürlüğü’ne ait 5 helikopter, 2 uçak, 19 arazöz, 5 su ikmal, 3 ilk müdahale ekibi ve 4 dozer sevk edildi.

Ekiplerin alevlere havadan ve karadan yangını söndürmeye çalıştığı belirtildi.

İZMİR

#Bucada #orman #yangını

Dağ ve Er’in başlattığı açlık grevi 40’ıncı güne girdi

Hewlêr Cezaevi’nde tutulan Mazlum Dağ ve Abdurrahman Er’in hak ihlallerine karşı başlattığı açlık grevi 40’ıncı güne girdi

Federe Kurdistan Bölgesi’nde 17 Temmuz 2019’da Türkiye’nin Hewlêr Başkonsolosluğu’nda grevli diplomat Osman Köse ile Irak vatandaşı Neriman Osman ve Beşdar Ramazan’a yönelik saldırı gerekçe gösterilerek tutuklanan Mazlum Dağ ve Abdurrahman Er, tutuklu bulundukları Hewlêr Cezaevi’nde hak ihlallerine karşı günlerdir açlık grevinde.

Dağ ve Er’in, keyfi arama, fiziki şiddet ve hakaret, tek tip elbise dayatmasına karşı 18 Mayıs’ta başlattığı süresiz dönüşümsüz açlık grevi 40’ıncı güne girdi.

Daha önce de girmişlerdi

Dağ ve Er, tutuldukları cezaevinde işkence ve hak ihlallerine karşı 28 Eylül 2022’de açlık grevi eylemi başlatmış, taleplerinin kabul edilmesi üzerine 14’üncü gününde eylemi sonlandırmıştı. Dağ ve Er, ihlallerine karşı 13 Şubat 2022’de de ölüm orucu eylemi başlatmış, taleplerin kabul edilmesi üzerine 9’uncu gününde eyleme son vermişti.

Dağ ve Er, ihlallerin sürmesi üzerine 18 Mayıs’ta tekrar süresiz dönüşümsüz açlık grevi başlatmıştı.

DIŞ HABERLER

#Dağ #Erin #başlattığı #açlık #grevi #40ıncı #güne #girdi